GÜNDEM - 17 Nisan 2026 Cuma 12:20

Samsun’da otizme bilimsel mercek: 2. OGEM Sempozyumu yoğun ilgi gördü

A
A
A
Samsun’da otizme bilimsel mercek: 2. OGEM Sempozyumu yoğun ilgi gördü

Otizmli bireylerin toplumsal yaşama katılımını güçlendirmeye yönelik bilimsel çalışmalar Samsun’da geniş katılımla masaya yatırıldı.


Samsun’da, otizme bilimsel yaklaşım ve uygulamalı yöntemlerin ele alındığı "2. OGEM Otizm Sempozyumu" yoğun katılımla gerçekleştirildi. Samsun Valiliği’nin himayelerinde, Samsun Büyükşehir Belediyesi (SBB) ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (OGEM) iş birliğiyle düzenlenen program, II. Ulusal Otizm Eylem Planı kapsamında hayata geçirildi. Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen sempozyumda, "Kuramdan Uygulamaya Uygulamalı Davranış Analizi" başlığı altında bilimsel sunumlar yapıldı. Etkinlikte otizmli bireylerin eğitim süreçleri, toplumsal katılımı ve destek mekanizmaları farklı yönleriyle ele alındı. SBB Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Engelliler Şube Müdürü Atilla Genç ile otizmli hukukçu Melih Şen tarafından sunumlar gerçekleştirdi.



"Amacımız, otizmli bireylerin toplumsal hayata tam ve etkin katılımını sağlamaktır"


Sunumların ardından açılış konuşmasını yapan Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Müslim Selçuk Babillioğlu, "Otizm; bir eksiklik değil, farklı bir gelişim yolculuğudur. Bizlere düşen görev ise bu farklılığı sadece fark etmek değil; bilimsel yöntemlerle destekleyerek otizmli bireylerin toplumsal hayata tam ve etkin katılımını sağlamaktır. Sempozyumumuzun ana odağını oluşturan Uygulamalı Davranış Analizi, otizmli bireylerin gelişimini desteklemede tüm dünyada kabul görmüş, etkili ve bilimsel bir yaklaşımdır. Bizim hedefimiz yalnızca farkındalık oluşturmak değildir. Asıl amacımız; toplumsal kabulü güçlendirmek, birlikte yaşam kültürünü yaygınlaştırmak ve otizmli bireylerimizin hayatın her alanında ‘ben de varım’ diyebilmesine imkân tanımaktır. İl müdürlüğü olarak; engelli bireylerimizin bakım, rehabilitasyon ve sosyal hayata katılımlarını desteklemek amacıyla çok yönlü çalışmalar yürütmekteyiz. Gündüzlü bakım ve rehabilitasyon merkezlerimizde ise bireylerin sosyal, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini destekleyen programlar uygularken; ailelerimizin bakım yükünü hafifletmeyi ve toplumsal yaşama katılımlarını güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi.



"Otizm, en hızlı artış gösteren yetersizlik türlerinden biri"


Otizmin en hızlı artış gösteren yetersizlik türlerinin başında geldiğine dikkat çeken OMÜ Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi ve OGEM Müdürü Doç. Dr. Emrah Gülboy, "Programımız ikinci kez düzenleniyor. Temel amacımız, ülkemizde otizm eylem planları hayata geçirildi ve ilki tamamlandıktan sonra ikincisi şu anda yürürlükte. Dolayısıyla biz de Samsun’da Otizm İl Eylem Planı kapsamında bu sempozyumları geleneksel hale getirmeyi hedefliyoruz. Otizm en hızlı artış gösteren yetersizlik türlerinden bir tanesi. Günümüz verilerine göre Amerikan verilerini dikkate aldığımızda her 31 çocuktan birinde, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ise her 100 çocuktan birinde otizm spektrum bozukluğu görüldüğünü biliyoruz. Yaygınlık oranı en hızlı şekilde artış gösteren bu yetersizlik türüne hem dikkat çekmek hem de farkındalık sağlamak amacıyla sempozyum düzenlemiş bulunuyoruz. Otizm aslında nörogelişimsel ve tam adı otizm spektrum bozukluğudur. Bir spektrumdan bahsediyoruz. Bu spektrumda yer alan bireylerden bazıları otizmden ağır düzeyde etkilenip sürekli desteğe ve eğitime ihtiyaç duyarken, biraz önce konuşma yapan hukukçu arkadaşımız gibi bundan sınırlı düzeyde etkilenip yüksek işlevli dediğimiz otizmli bireylere de rastlamamız mümkün. Dolayısıyla yelpazemiz çok geniş" diye konuştu.


Program, açılış konuşmalarının ardından psikolog ve bilim insanlarının sunumları ile devam etti. Ayrıca programa Samsun Vali Yardımcısı Canan Hançer Baştürk, OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten ve davetliler katıldı.



Samsun’da otizme bilimsel mercek: 2. OGEM Sempozyumu yoğun ilgi gördü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Üniversite öğrencileri, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde Çivisiz Cami’ye hayran kaldı Kastamonu Üniversitesi öğrencileri, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve halk arasında ’Çivisiz Cami’ olarak bilinen Mahmut Bey Camii’ni inceledi. Kastamonu Valiliği himayelerinde, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) koordinasyonunda yaklaşık 4 yıl süren çalışmalar neticesinde, 2023 yılında, "Anadolu’nun Ortaçağ Dönemi Ahşap Direkli ve Kirişli Camileri" kategorisinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Mahmut Bey Camii’ne Kastamonu Üniversitesi öğrencileri tarafından teknik gezi düzenlendi. Üniversite öğrencileri, caminin bulunduğu bölgede Kastamonu Müze Müdürlüğü koordinesinde, Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Anar Azizsoy’un akademik danışmanlığında kazı çalışmalarının sürdüğü alanda Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim görevlisi Hikmet Haberal koordinasyonunda öğrenciler incelemelerde bulundu. Öğrencilere Haberal tarafından, cami ve kazı çalışmaları yapılan hamam hakkında bilgi verildi. "Şehre çok yakın olmasına rağmen Mahmutbey Camii’ne ilk kez geliyorum" Camiyi herkesin görmesi gerektiğini söyleyen Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğrencisi Melike Bektaş, "Caminin etkileyici bir görseli var. Tavanları, süs işlemeleri, renkleri çok ilginç. Aslında şehre çok yakın bir yer ama ilk defa geliyorum. O da Hikmet Haberal hocamız sayesinde oldu. Buranın tarihinin çok eski olduğunu öğrendim" dedi. Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü öğrencisi Sedef Karaca ise, "Çok mutluyuz, çok değerler gördük. Kasaba köyündeki Mahmutbey Camii’nde bulunuyoruz. Hocalarımız sayesinde gelip bu tarihi yapıyı görme imkanı bulduk. Caminin detayları ve çivi kullanılmadan yapılmış olması ilginç" diye konuştu. Düzenledikleri geziyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal da, "İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü öğrencilerimizle birlikte bugün Kasaba köyündeki Mahmutbey Camii’ne geldik. Burada caminin tarihçesinden kültürel değerlerinden bahsettik. Caminin en önemli özelliği ise Candaroğulları Beyliği döneminde yapılmış olmasıdır, 1366 yılında inşa edilmiştir. Bu cami, 2023 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer aldı. Akabinde Mahmutbey Camii, Kastamonu’nun en önemli turizmi destinasyonlarından birisi haline gelmiştir" şeklinde konuştu.
Gaziantep Kronik ağrıların tedavisinde radyofrekans dönemi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, radyofrekans tedavisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Son yıllarda bu tür ağrıların tedavisinde öne çıkan radyofrekans yöntemi, özellikle cerrahi dışı seçenek arayan hastalar için dikkat çekiyor. Radyofrekans tedavisinin, ağrıya neden olan sinirlerin kontrollü şekilde tedavi edilmesi esasına dayandığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, "Bu yöntemde özel iğneler aracılığıyla hedef sinir dokusuna ulaşılır ve radyo dalgaları kullanılarak ağrı iletimi azaltılır. Minimal invaziv bir işlem olup genellikle kısa sürede tamamlanır" dedi. Tedavinin özellikle uygun hasta grubunda etkili sonuçlar verdiğini vurgulayan Koca, "Radyofrekans tedavisi; fizik tedavi, manuel terapi, kuru iğneleme, nöral terapi, proloterapi gibi konservatif ve girişimsel tedavi yöntemlerine rağmen yeterli yanıt alınamayan ve ağrıları devam eden hastalar açısından önemli bir tedavi seçeneğidir. Bununla birlikte, şikayetlerinin kaynağı cerrahi gerektiren bir patolojiye dayanmayan ya da kendisine cerrahi tedavi önerilmiş olmasına rağmen ameliyatı tercih etmeyen hastalar için de etkili ve güvenilir bir alternatif tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır" ifadelerini kullandı. Uygun hasta seçiminin tedavi başarısındaki en önemli faktörlerden biri olduğuna dikkat çeken Koca, "Her ağrıya uygulanabilecek bir yöntem değildir. Doğru endikasyonla uygulandığında hastaların yaşam kalitesinde belirgin iyileşme sağlanabilir" şeklinde konuştu. İşlem sonrası sürecin konforlu olduğunu belirten Koca, "Radyofrekans tedavisinin en önemli avantajlarından biri ameliyatsız bir yöntem olmasıdır. İşlem sonrasında hastalar genellikle saatler içinde günlük yaşamlarına dönebilmektedir" dedi. Yan etkilerin genellikle sınırlı olduğunu ve işlemin deneyimli hekimler tarafından yapılması gerektiğini belirten Koca, "Uygun teknik ve doğru hasta seçimi ile komplikasyon riski oldukça düşüktür" şeklinde konuştu. Uzmanlar, kronik ağrı tedavisinde radyofrekans yönteminin özellikle diğer tedavilere yanıt vermeyen ve cerrahi dışı çözüm arayan hastalar için etkili ve güvenilir bir seçenek sunduğunu belirtiyor.