SAĞLIK - 13 Temmuz 2024 Cumartesi 09:26

Türkiye’nin 150 yıllık tıp tarihi bu müzede: En duygusal köşe ’bebek kalpleri’

A
A
A
Türkiye’nin 150 yıllık tıp tarihi bu müzede: En duygusal köşe ’bebek kalpleri’

Türkiye’nin 150 yıllık tıp tarihine ışık tutan Samsun Cerrahi El Aletler ve Sağlık Müzesinde en duygusal köşe olarak ’bebek kalpleri’ dikkat çekiyor. Sergilenen kalpler ziyaretçilere duygusal anlar yaşatırken, tıp öğrencilerinin bilimsel çalışmalarına ise imkan sağlıyor.


Cerrahi El Aletler ve Sağlık Müzesinde Türkiye’nin 150 yıllık tıp tarihi sergileniyor. Müzede; sedyeler, hastanelerde eskiden kullanılan hasta destek ürünleri, kadın doğum, kulak burun boğaz ve diş tedavisinde kullanılan eski cerrahi aletler gibi birçok tıbbı malzeme bulunuyor. Müzenin bir köşesinde bulunan bebek organları ise en çok dikkat çekenler arasında yer alıyor. 1980 ve 1990’lı yıllarda kimsesizlikten veya zatürre, ateşli hastalık, donarak metabolik hastalıktan dolayı henüz 6-12 aylıkken


hayatını kaybetmiş bebeklerin kalpleri ziyaretçilerin görmesi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından müzeye bağışlandı. Minik kalpler ise kimi ziyaretçileri duygulandırıyor.



"Gerçek organlar ciddi ilgi çekiyor"


Müze hakkında bilgi veren Medikal Sanayi İnovasyon Kümesi Derneği (MEDİKÜM) Başkanı Ahmet Alp Doğru, "Müzemiz özel bir müzedir. 2022 yılının başlarında açılmıştır. Müzemizdeki eserler Haluk Perk koleksiyonuna ait eserlerdir. Burası sağlık ve cerrahi alet müzesidir. Tıbbi cihaz ve cerrahi alet dünyasının yaklaşık 150 yıllık geçmişini ve bugünkü halini ziyaretçilerimiz müzemizi ziyaret ederek görebilir. Aynı zamanda müzemizde Kurtuluş Savaşı’ndan kalma çok özel eserler de sergilenmektedir. Türkiye’deki tıp tarihini de yaklaşık 150 yıllık ölçekte görebiliyoruz. Son 6 ayda yaklaşık 15 bin kişi müzemizi ziyaret etti" dedi.


Cerrahi El Aletleri ve Sağlık Müzesinin ’yaşayan müze’ formatında olduğunu belirten Doğru, "Burada resim sergileri yapılmaktadır. Okullarımız burada gösteriler sunmaktadır. Müze konserleri burada verilmektedir. Buradaki toplantı salonunda özellikle medikal firmaları, ilaç firmaları ve farklı sektörden işletmeler aylık, haftalık toplantıları yapmaktadır. Müzemiz hem sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin hem tıp fakültesi öğrencilerinin uğrak yeridir. Öğrencilerimiz burada ders çalışma imkanı buluyorlar ve sosyalleşiyorlar. Öte yandan Samsun’da Tıbbi Cihazlar Anadolu Meslek Lisemiz var. Sektörümüze elaman yetiştiriyor. Biyomedikal teknikerliği, biyomedikal mühendisliği bölümümüz var. Buralarda okuyan öğrencilerimiz de müzemizi sık sık ziyaret ederek buradan istifade ediyorlar. Müzemiz, sağlık bilimleri ve tıp fakültesi öğrencilerinin ilgisini çekiyor. Buradaki eserler ve organlar öğrencilerin inceleme ve araştırma yapmalarına da imkan sağlıyor" diye konuştu.



Türkiye’nin 150 yıllık tıp tarihi bu müzede: En duygusal köşe ’bebek kalpleri’

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de kan portakallı lokum üretildi Mersin Büyükşehir Belediyesinin Hamzabeyli Köyümüz Atölye Yerleşkesi’nde düzenlediği çalışmada, coğrafi işaretli Mersin Kan Portakalı ile Türk lokumu bir araya getirilerek kadın emeğiyle katma değeri yüksek yeni bir ürün ortaya çıkarıldı. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından hayata geçirilen ‘Hamzabeyli Köyümüz Atölye’ projesi, kırsalda üretimi geliştiren ve kadın emeğini görünür kılan çalışmalarıyla yerel üretimi teşvik etmeye devam ediyor. Bu amaçla coğrafi işaretli Mersin Kan Portakalı, geleneksel Türk lokumunun eşsiz aromasıyla zenginleştirilerek, katma değeri artırılmış bir ürüne dönüştürüldü. Tarımsal Hizmetler Dairesi’nde görevli gıda mühendisleri eşliğinde, katılımcılarla keyifli bir atölye çalışması gerçekleştirildi. Hijyen ve üretim teknikleri konusunda gıda mühendisleri tarafından bilgilendirilen katılımcılar, lokum üretim sürecinde de titiz bir çalışma yürüterek, Mersin Kan Portakalı ile lezzetli bir sunum yaptı. "Katılımcılarımız, yeni ürün geliştirme becerisi kazandı" Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Gıda Mühendisi Dilara Aytuttu, keyifli bir atölye çalışması gerçekleştirdiklerini belirterek, "Hamzabeyli Köyümüz Atölye kapsamında, geleneksel bir lezzet olan lokumu, coğrafi işaret tescilli Mersin Kan Portakalı ile yorumladık ve katma değeri artırılmış bir ürün elde ettik" dedi. Atölye çalışmasında üretim teknikleri ve hijyen kuralları konusunda da katılımcılara bilgilendirme yaptıklarını söyleyen Aytuttu, "Katılımcılarımız yeni ürün geliştirme becerisi kazanırken, lokum üretim teknikleri ve hijyenik üretim süreçlerini de uygulamalı olarak deneyimledi" diye konuştu.
Niğde Tarım öğrencileri sektör temsilcileriyle bir araya geldi Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Ayhan Şahenk Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen ’Sektör Temsilcileri ile Buluşma-HEKAGRO’ etkinliği, öğrenciler ile sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Öğrencilerin mesleki gelişimlerine katkı sağlamayı, sektör hakkında bilgi edinmelerini ve kariyer planlamalarına yön vermeyi amaçlayan program yoğun ilgi gördü. Etkinlik; Fakülte Dekanı Prof. Dr. Ahmet Şekeroğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. Şekeroğlu konuşmasında, üniversite-sektör iş birliğinin önemine dikkat çekerek öğrencilerin bu tür organizasyonlardan en üst düzeyde fayda sağlamalarının gerekliliğini vurguladı. Program kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda, Mehmet Ateş sektör deneyimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ardından Satış ve Pazarlama Direktörü Orçun Sağyaşar katılımcılara hitap ederek sektörün dinamikleri hakkında bilgi verdi. Programın devamında Sami Togan ve Hayati Aslan tarafından alanlarına yönelik sunumlar gerçekleştirildi. Etkinliğin panel bölümü ise Fakülte Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Halil Tokyay başkanlığında yapıldı. Panelde öğrenciler ile sektör temsilcileri arasında interaktif bir ortam oluşturulurken, öğrencilerin soruları yanıtlanarak karşılıklı bilgi paylaşımı sağlandı. Programın kapanışında etkinliğe katkı sunan katılımcılara teşekkür belgeleri, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Ahmet Şekeroğlu tarafından takdim edildi. Etkinlik, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Mersin Örtü altında turfanda kayısı hasadı başladı Turfanda birçok meyvenin örtü altında üretildiği Mersin’de ilk kayısı hasadı yapılarak fiyatının belirlenmesi için pazara gönderildi. Türkiye’nin yaş sebze ve meyve üretiminde ilk sıralarda yer alan Mersin’de birçok ürün turfanda seralarda binbir emekle yetiştiriliyor. Geçtiğimiz aydan itibaren örtü altında yetiştirilip toplanan erik, karadut ve yenidünyanın ardından şimdi de kayısı hasadına geçildi. Verimin bu yıl güzel olduğu belirtilirken, kış mevsiminin sert geçmesi nedeniyle hasadın 15 gün geç yapıldığı ifade edildi. Toplanan meyveler tek tek elden geçirilerek hale gönderildi. Burada talebe göre fiyatının belirlenerek yurt içi ve yurt dışındaki müşterilere ulaştırılacağı öğrenildi. "Meyvemiz bu yıl bol" Mersin’in Erdemli ilçesi Kocahasanlı bölgesinde örtü altında turfanda kayısı üretimi yapıldığını belirten Ziraat Mühendisi Emine Yaman Kulu, "Şu an sarı kayısılarımızın ilk hasadını yapıyoruz. Daha önce yeşil çağla olarak topladık. Bugün itibarıyla de sarı kayısımız oldu, ilk hasadımızı yapıyoruz. Geçen yıl 1 Nisan gibi hasat etmiştik, bu yıl biraz gecikti. İklim biraz değişti. Hava şartları yağışlı ve serin geçti, güneşi az gördük. Olgunlaşmamız 15 gün gecikti. İlçemizde örtü altı meyvede çeşidimiz bol. İlk erik çıktı, sofralara erik gönderdik. Arkasına karadut çıktı, karadut gönderdik. Yenidünya çıktı, onu gönderdik. Şu an sarı kayısımız çıktı, onu gönderiyoruz. Meyvemiz bu yıl bol, sofralarımıza bol bol ulaşacak" dedi. "Çiçek zamanı tutumuna çok dikkat etmek lazım" Kayısılarının ilk hasadına başladıklarını anlatan üretici İrfan Sezer, "Kayısı bahçemiz örtü altı olduğu için çiçek zamanı tutumuna çok dikkat etmek lazım. Sıcak havada havayı bol vereceksin, rüzgârlı havada kapatacaksın, havasını kısacaksın, ayar vereceksin. Hepsinin bir zorluğu var. Yani biz de ona dikkat ediyoruz, önem veriyoruz. Bugüne geliyoruz, şimdi de hasadımızı yapıyoruz" diye konuştu. Örtü altında hasatta eşine yardım eden Zehra Sezer ise "İtina ile sofralara bir nimet göndereceğim diye uğraşıyorum. Kışın yetiştirmesi, yazın toplaması zor. Halkımız bunu seve seve yesin. Çok da güzel lezzetli kayısımız var. İtina ile topluyoruz kovaların içine bir tane bir tane koyuyoruz" ifadelerini kullandı.