SAĞLIK - 21 Ocak 2026 Çarşamba 12:11

Verem hâlâ ölümcül olabilir

A
A
A
Verem hâlâ ölümcül olabilir

SAMSUN (İHA) – Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurullah Dikmen, verem (tüberküloz) tedavilerinin eski yıllara göre daha kısa sürdüğünü ancak özellikle akciğeri tutan verem türlerinin ölümcül olabildiğini belirterek, en az 6 ay süren tedavilerin mutlaka tamamlanması gerektiğini söyledi.


Medicana International Samsun Hastanesi’nden Uzm. Dr. Nurullah Dikmen, verem hastalığı, korunma yöntemleri, belirtileri ve tedavisi hakkında bilgiler verdi. Verem tedavisinin en az 6 ay sürdüğüne ve özellikle akciğerleri tutan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Dikmen, "Verem, kanamalı balgam çıkarmayla bize ipuçları vermektedir. Verem, eskisi kadar olmasa da hâlâ ölümcül olabilir. Verem tedavisini sonuna kadar olmak gerekiyor. Tam iyileşmeden tedavinin bırakılmaması gerekiyor. Bu tedaviler Verem Savaş Dispanserleri tarafından takip ediliyor. Uzun süren bu tedavi ücretsiz olarak dispanserler tarafından veriliyor. Buna rağmen maalesef eskisi kadar olmasa da verem hâlâ korkulabilecek, ölümcül hastalıklardan biridir" dedi.



"Aktif verem hastalarının evlenmesi yasak"


Frengi gibi veremde de aktif basili yayan hastaların, virüs yaymayı bırakana kadar evlenmelerinin yasak olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Dikmen, "Veremin sebepleri arasında yetersiz beslenme ve zorlu yaşam şartları olabilir. Havasız ortamlar veya ortak yaşam alanları hastalığın bulaşmasını kolaylaştırır. Verem her yaşta görülebilir, yaşam şartlarıyla yakından ilişkili bir hastalıktır. Bir arada yaşanan ve uygun havalandırması olmayan ortamlarda bir tane hasta varsa herkese bulaştırabilir. Öksürük ve aksırıkla verem bulaşabilir. Mikrobu soluyan kişilerde hastalık yerleşir. Veremden korunmak için uygun yaşam şartları önemlidir. Tedaviye başlayan hastaların tedaviyi mutlaka tamamlamaları gerekir. Eskiden bu tedaviler çok uzun sürüyordu, 1-2 yıl süren tedaviler vardı. Şimdi ise 6 aylık bir tedaviyle sonuca ulaşabiliyoruz. Basili yayan biri varsa etrafa gitmesini istemeyiz ancak belirli bir tedavi aldıktan sonra, 1-2 ay içinde hastanın virüs yayması negatif duruma geçebiliyorlar. Basili yaymayanlar test sonuçlarına göre iş hayatına dönebilir. Aktif basili yayan kişilere evlilik yasaktır. Bu durum frengi için de geçerlidir. Tedavileri tamamlandıktan sonra ise bu kişiler normal şekilde evlenebiliyorlar" diye konuştu.



"Öksürük balgamında kan varsa kişi tüberküloz olabilir"


Tüberkülozun en önemli belirtisinin öksürükle birlikte gelen kanlı balgam olduğunu dile getiren Dikmen, "Verem mutlaka belirti gösterir. Basil müspet dediğimiz balgam testlerinden çok rahat bir şekilde sonuç elde edebiliyoruz. Balgam incelemesinde basil görülüyorsa tedavi edilmesi gerekir. Bu süre zarfında belirli birkaç ay işine de gitmeyecek. Ancak düzenli takiple hastalık kontrol altına alınabiliyor. Kanlı balgam, veremin ilk belirtilerinden biridir ve çok önemlidir. Kişinin balgamında kan varsa durum şüphelidir. Bu sadece verem belirtisi değildir; malign hastalıklarda veya kanserde de görülebilir. Öksürük balgamında kan varsa kişi tüberküloz olabilir. Basit testlerle bunlar çok kolay bir şekilde taranıp ortaya çıkarılabiliyor" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Yıldırım’da miniklerin tekne orucu heyecanı Yıldırım Belediyesi, Ramazan’ın manevi coşkusunu çocuklara yaşatmak için tekne orucu iftarı düzenledi. Oruç tutmanın mutluluğunu yaşayan minikler, arkadaşlarıyla birlikte iftar yaptı. Yıldırım Belediyesi, Osmanlı’dan günümüze kadar ulaşan tekne orucu geleneğini bu Ramazan’da da devam ettiriyor. Yıldırım’da 6-10 yaş arası çocuklar arasında düzenlenen tekne orucu etkinliğine katılan çocuklar, oruç tutmanın heyecanını yaşadı. Çocukları oruç ibadetine alıştırmak ve Ramazan’ın manevi değerini hissetmelerini sağlamak amacıyla düzenlenen etkinlikte minikler, öğle namazını müteakip okunan ezanla birlikte tekne oruçlarını açtı. İftarlarını yapan çocuklar daha sonra Yıldırım Belediyesi’nin kendileri için hazırladığı eğlenceli dolu etkinliklere katılarak unutulmaz bir gün geçirdi. Kadim bir gelenek Tekne orucunun kadim bir gelenek olduğunu belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Yıldırım Belediyesi olarak evlatlarımıza orucu ve ibadeti sevdirmek amacıyla bu yıl da tekne orucu etkinliği düzenledik. Çocuklarımızı erken yaşta ibadete alıştırmak çok önemli. Tekne orucu geleneği ile evlatlarımız hem oruca hem de Ramazan’ın manevi iklimine alışmış oluyorlar. Yarım günlük oruçlarını tutan çocuklarımızı kutluyorum. Ramazan’ın feyzi ve bereketi hanelerimizden eksik olmasın" ifadelerini kullandı. Çocuklarımızın Ramazan ayını sabır, paylaşma ve iyilik bilinciyle dolu, özel bir zaman dilimi olarak hatırlamalarını amaçlıyoruz. "Tekne Orucum" etkinliği ile geleceğimizin teminatı olan yavrularımızın gönüllerinde Ramazan’a dair güzel hatıralar bırakmayı hedefliyoruz. Program içeriği: Ramazan ayı; paylaşmanın, sabrın, şükrün ve dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı mübarek bir zaman dilimidir. Büyükler için olduğu kadar çocuklarımız için de bu ay; manevi değerlerle tanışma, empati kurma, yardımlaşmayı öğrenme ve ibadet bilinci kazanma açısından önemli bir fırsattır. Özellikle 6-10 yaş aralığındaki çocuklarımızın "tekne orucu" geleneğiyle Ramazan’ı tecrübe etmeleri, onların hem aileleriyle hem de toplumsal değerlerimizle güçlü bir bağ kurmalarına katkı sağlamaktadır. Yıldırım Belediyesi olarak Ramazan ayının manevi iklimini çocuklarımızla buluşturmak amacıyla bu yıl "Tekne Orucum" etkinliğini hayata geçiriyoruz. Etkinlikte, tekne orucu tutan çocuklarımız için Ramazan ayı içerisinde yer alan hafta sonlarında, saat 12.00’de özel bir iftar programı gerçekleştirilecektir. Programımızda geleneksel kültürümüzün vazgeçilmez unsurlarından Karagöz-Hacivat gösterisi, sihirbaz ve palyaço performansları yer alacak; çocuklarımıza balon ve taç dağıtımı yapılacaktır. Hem eğlenceli hem de öğretici içeriklerle zenginleştirilen programımız, Ramazan’ın manevi atmosferini çocuklarımızın dünyasına neşe ve bilinçle taşıyacaktır.
Bursa Nilüfer’de kadınlar tek ses oldu Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi iş birliğiyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen yürüyüşte bir araya gelen kadınlar, eşitlik, barış ve adalet taleplerini dile getirdi. Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde geniş katılımlı bir yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. "Eşitlik Ses İster, Biz Buradayız" sloganıyla Nilüfer Kent Konseyi önünde başlayan yürüyüşte kadınlar, eşitlik ve direniş sloganları eşliğinde Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü. Etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Serpil Altun ve Bukle Erman ve meclis üyeleri ile Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de katıldı. Korteje, Nilüfer Kent Konseyi Bisiklet Çalışma Grubu da bisikletleriyle eşlik etti. Medeni kanun vurgusu Kortejin Cumhuriyet Meydanı’na ulaşmasının ardından, Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Tülin Demir basın açıklamasını okudu. Demir, konuşmasında Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 100’üncü yılına dikkat çekerek, bu kanunun kadınların yurttaş olarak tanınmasının hukuki temeli olduğunu hatırlattı. Nafaka hakkının sınırlandırılması ve boşanmaların zorlaştırılması gibi gündemlerin kadınları şiddet içeren evliliklere mahkum etme girişimi olduğunu belirten Demir, "Kadınların ekonomik ve hukuki güvencesini çalmaya hazırlanıyorlar, ancak bizler buna geçit vermeyeceğiz" dedi. Demir, açıklamasında cezasızlık politikaları, artan kadın cinayetleri ve toplumsal travmalara da değindi. Yapılması planlanan hukuki değişikliklerin suçlarda caydırıcılığı ortadan kaldırdığını ifade eden Demir, kadınların ve çocukların güvenliğinin devletin sorumluluğunda olduğunu vurguladı. "Barışın savunucularıyız" Komşu coğrafyalarda yaşanan çatışmalara da değinen Demir, İran’da hedef alınan kız çocuklarını hatırlatarak, "Savaşların dili erkektir, yükünü ise en çok kadınlar ve çocuklar taşır. Bizler yaşamın ve barışın savunucularıyız" şeklinde konuştu. Demir açıklamasını, "Kadın cinayetleri politiktir. Haklarımızı pazarlık konusu yaptırmayız. Öfkemiz haklı, mücadelemiz meşru, umudumuz örgütlüdür" sözleriyle noktaladı. Basın açıklamasının ardından Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran kadınlar, Canan Karademir konseriyle, şarkılara eşlik ederek keyifli dakikalar geçirdi.
Malatya Battalgazi’de 8 Mart’a özel kadın emeği sergisi Battalgazi Belediyesi Gelinciktepe Kadın Yaşam Merkezi’nde kursiyerlerin giyim, seramik ve kuaför kurslarında hazırladığı el emeği ürünler 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla sergilendi. Battalgazi Belediyesi’ne bağlı Gelinciktepe Kadın Yaşam Merkezi’nde eğitim alan kadınların hazırladığı ürünler 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen sergide bir araya getirildi. Giyim, seramik ve kuaför kurslarında eğitim alan kursiyerlerin yıl boyunca ortaya koyduğu çalışmalar ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Kursiyerlerden Esra Kara, Kadın Yaşam Merkezi’nde kadınların hem üretim yapma hem de kendilerini geliştirme imkânı bulduğunu belirterek Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın’a teşekkür etti. Kara, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla hazırlanan sergide kursiyerlerin el emeği ürünlerinin yer aldığını ifade ederek kadınların toplumdaki önemine dikkat çekti. Kara, "Güçlü kadın güçlü toplum demektir. Kadınlar toplumu şekillendiren bireylerdir. Kadının olduğu her yer güzelleşir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun." dedi. Battalgazi Belediyesi Gelinciktepe Kadın Yaşam Merkezi Giyim Öğretmeni Ruhsan Apaydın ise merkezde kadınlara yönelik çeşitli kurslar düzenlendiğini belirterek kadınların hem meslek öğrenebileceği hem de sosyal faaliyetlerde bulunabileceği bir ortam oluşturulduğunu ifade etti. Apaydın, "Merkezimizde giyim, kuaför ve seramik gibi kurslarımız bulunuyor. Kadınlarımızın hazırladığı el emeği ürünleri 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla sergide bir araya getirdik. Kadının olduğu her yer güzelleşir. Bu vesileyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" diye konuştu.
Bursa Osmangazi Belediyesi’nden baharı müjdeleyen atölye Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Marteniçka atölyesi’, kadınlara Balkan kökenli geleneksel bir bileklik kültürünü tanıma ve uygulama fırsatı sundu. Atölye çalışmalarıyla Osmangazi’deki vatandaşları üretime ve kültürel paylaşımına teşvik ederek, kent yaşamına değer katan Osmangazi Belediyesi, baharın gelişini müjdeleyen ‘Marteniçka Atölyesi’ni gerçekleştirdi. Demirtaş Kültür Merkezi’nde düzenlenen atölyede kadınlar, marteniçka bilekliklerini yaparak el becerilerini geliştirme şansı buldu. Samimi ve keyifli bir ortamda gerçekleşen etkinlikte kadınlar, marteniçka geleneğinin kökeni, anlamı ve Balkan kültüründeki yeri hakkında da bilgilendirildi. "Baharın gelişini semboller" 1 Mart’tan itibaren baharın gelişini müjdeleyen bir Balkan kültürü olan marteniçkanın yapımına ilişkin keyif dolu bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirten Marteniçka Atölyesi Eğitmeni Ece Gündüz, geleneğe ilişkin verdiği bilgilerde "Marteniçka, Balkanlar’dan gelen, baharın gelişini sembolleyen bir bileklik kültürüdür. Kırmızı ve beyaz renklerindedir. Kırmızı rengi, sağlığı, bolluğu ve bereketi sembolize ederken, beyaz rengi de saflığı ve uzun ömürlülüğü sembolize eder. Bu bilekliği bileğimize takarız ve sonrasında bir leyleği gördüğümüzde, bilekliği bir ağaç dalına asarız." ifadelerini kullandı. Eğitmen Ece Gündüz, desteklerinden ötürü Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a da teşekkürlerini sunarak, baharın bolluk, bereket ve sevgiyle geçmesi temennisinde bulundu. Atölyeye katılan kadınlar da, etkinliğin kendileri için hem öğretici hem de keyifli geçtiğini ifade ederek Osmangazi Belediyesi’ne ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.