ÇEVRE - 07 Aralık 2024 Cumartesi 10:58

’Tarım Şehri’ Şanlıurfa’da çiftçiler tedirgin

A
A
A
’Tarım Şehri’ Şanlıurfa’da çiftçiler tedirgin

Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden Şanlıurfa’da geciken yağışlar, hububat ekim tarihini değiştirdi. Kentte birçok çiftçi Ekim ayında ekilmesi gereken hububat tohumlarını, Aralık ayına girilmesine rağmen toprakla buluşturamadı. Harran Ovasında çiftçilerin tedirginliği sürerken, uzmanlar ise kuraklığa karşı önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.


Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, Şanlıurfa’da kuraklığa dikkat çekti. Arazi incelemelerinde bulunan Öztürkmen, Türkiye’nin önemli tarım üretim merkezlerinden Şanlıurfa’da yağış rejimindeki düzensizliklerin hububat ekim takvimini değiştirdiğini söyledi.


Öztürkmen, önceki yıllarda kentte ekim ayında hububat ekiminin yapıldığını ancak yağışın olmamasından dolayı Aralık ayına girilmesine rağmen bazı çiftçilerin halen hububat tohumlarını toprakla buluşturamadığını aktardı.


"Ekim ayında yağmur miktarı sıfır"


Öztürkmen, "Şanlıurfa ilimiz Türkiye’deki işlenebilen tarım arazileri potansiyeli bakımından önemli tarım merkezlerinden biridir. Konya ve Ankara’dan sonra Şanlıurfa geliyor. Tabii bizim en büyük avantajlarımızdan bir tanesi, sulanabilen tarım arazisi oranı da çok yüksek. Ancak bu dönemde sulamanın da kapanması ve kış dönemine girilmesiyle sulamada yapılmamaktadır. Dolayısıyla kuru-sulu her türlü tarım arazisinde bir su ihtiyacı mevcuttur. Ekim ayında başlayan tarım yılı, su yılı bugün Aralık ayının başına geldiğimiz zaman bakıldığında henüz gelen yağmur miktarı Ekim ayında sıfır, Kasım ayında ise 21 milimetre idi. Ben dün meteoroloji yetkilileri ile görüştüm. 21 milimetre idi. Bu 21 milimetre tabi geçen hafta sonunda başlayan bir yağmurla oluştu. Dolayısıyla ilimizde hububat ekini yapacak olan çiftçilerimizin birçoğu yetiştirebilirlerse bu yağışla beraber bir üretim planlamasına başlayıp ekimi yaptılar fakat birçok çiftimizin henüz ürününü ekmediğini görüyoruz. Az önce söylediğim gibi tarımda o kadar ilginç şeyler yaşamaya başladık ki iklim verilerinin değişmesi, tarımsal kuraklığın artması ve kuraklık riskinin gittikçe daha açık ortaya çıkardı. Hububat tarımında, ekimi yaklaşık olarak biz bir ay diyorduk ama bir buçuk ayı bulduk yani 45-50 gün geciktirdi. Bu gecikme üretimin ikinci aşaması olan, 2’nci ürünün de gecikmesine neden olacaktır. Önümüzdeki günlerde yağış görünmüyor, bir 10 günlük dilim için söylüyorum, Şanlıurfa için eğer 10 günlük bir dönem içerisinde yağmur yağarsa ümit ediyorum ki hububat bir an önce ekilir ve bir dahaki yıl hasat dönemine gecikmemiş oluruz" dedi.


"Bütün çiftçiler yağmuru bekliyor"


Tüm çiftçilerin yağmuru beklediğini belirten Öztürkmen, "Kuru-sulu tarım arazileri fark etmeden tüm çiftçiler yağmuru bekliyor. Ekim yapabilmek için ya tav durumuna gelmiş alanlarda ekimi hızlandırmak lazım veya imkanı olan çiftçilerimizin bazısı işte arkamızda görülen parsel gibi kendi şartlarını zorlayarak, kendi imkanlarıyla sulama yapıp toprağı tav durumuna geçirirler. Hububat ekimlerinin geçmiş yıllara göre kaydığını görüyoruz. Ve önümüzdeki günlerde de eğer bir yağmur yağarsa şartlar biraz daha iyileşirse çiftçimizin hızla bu hububatlarını ekmelerini istiyoruz" dedi.


"Suyun kıymetini bilmemiz şart"


Suyun önemine değinen Öztürkmen, "Maalesef doğayla bir savaş halindeyiz habire tarım arazilerine betonlaşma yapıyoruz, tarım arazilerini kötü kullanıyoruz, anızlarımızı yakıyoruz. Dolayısıyla doğayı biz kötülediğimiz için bu yağışlar gidiyor. Bugün beton yoğunluğu çok olan bir yerle tarım arazisi ya da açık alan arasındaki sıcaklık farkı 6-8 derecedir. Tabii betonun olduğu yerde sıcaklık arttığı için büyük ihtimalle yağışın azalmasına neden oluyor, iklim değişiyor. Yani Şanlıurfa’nın 4 yıllık bir iklim verilerine bakacak olursak yıllık 200 milimetre yağışın olduğu yılı da gördük, yıllık 780 milimetlerde olan yağışı da gördük. Bana göre Türkiye tarımı artık belli bir yere oturtulamıyor. Dolayısıyla her zaman kendimizi kurağa hazır, yağışın azalmasına hazır bir şekilde davranıp ona göre çeşit, ona göre tarımsal faaliyetler içinde bulunmamız şart. Yani suyun bir gün daha fazla azalacağını göz önüne alıp ona göre önlemler almamız şart. Su dünyanın en değerli şeyi farkında değiliz ama gittikçe kuraklaşan ve düzensizleşen yani 21 Eylül’de Şanlıurfa’ya dünya kadar yağmur yağıyor, sel oluyor, geçen yıl işte Mart ayında yaşanan sel gibi, bir de 9 ay boyunca hiç yağmur yağmıyor. Yani bu düzensizlikleri göz önüne alıp ona göre suyun kıymetini bilmemiz şart çünkü önümüzdeki günlerin ne getireceğini kimse bilemiyor. Su dünyadaki en kıymetli varlıklardan bir tanesi, bunu bilip gelecek nesiller için de olsa, kendimiz için de olsa kıymetini bilip iyi planlama yapmamız şart" diye konuştu.


"Henüz ürün ekemedik"


Bu yıl henüz ürün ekemediğini belirten çiftçi Müslüm Tumbul, "Bu yıl hiç bir şey ekemedik. Her tarafa bak kurudur. Bir şey yok. Her yıl, maydanoz, nane, marul, tere, turp ekiyorduk. Bu yıl kuraklıktan dolayı hiçbir şey ekemedik" ifadelerini kullandı.



’Tarım Şehri’ Şanlıurfa’da çiftçiler tedirgin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Eczacıbaşı Holding’den bentonit işletmesine ilişkin açıklama Odunpazarı ilçesinde bulunan bentonit işletmesindeki stabilite kaybına ilişkin Eczacıbaşı Holding’den yapılan açıklamada, ’’Olayın hemen ardından saha güvenliği sağlanmış, teknik ekiplerimiz tarafından gerekli inceleme ve kontrol çalışmaları başlatılmıştır. Yapılan ilk değerlendirmelere göre herhangi bir can kaybı, yaralanma, çevresel risk veya kamu sağlığını etkileyen olumsuz bir durum söz konusu değildir. Süreç, ilgili mevzuat ve güvenlik prosedürleri çerçevesinde yakından takip edilmektedir’’ denildi. Eczacıbaşı Holding, 3 Mayıs tarihinde Eskişehir ili Odunpazarı ilçesi Demirli Mahallesi’nde bulunan bentonit işletmesindeki stabilite kaybına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ’’3 Mayıs tarihinde Eskişehir ili Odunpazarı ilçesi Demirli Mahallesi’nde bulunan bentonit işletmemizde, bölgede etkili olan yoğun yağışların ardından pasa depolama alanının bir bölümünde stabilite kaybı meydana gelmiştir. Söz konusu pasa, maden üretimi sırasında zorunlu olarak çıkarılan doğal kaya ve toprak malzemesinden oluşmaktadır. Olayın hemen ardından saha güvenliği sağlanmış, teknik ekiplerimiz tarafından gerekli inceleme ve kontrol çalışmaları başlatılmıştır. Yapılan ilk değerlendirmelere göre herhangi bir can kaybı, yaralanma, çevresel risk veya kamu sağlığını etkileyen olumsuz bir durum söz konusu değildir. Süreç, ilgili mevzuat ve güvenlik prosedürleri çerçevesinde yakından takip edilmektedir. ’’
Zonguldak Zonguldak’taki yüksek ses cinayeti davasında sanığa müebbet hapis Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde araç park etme ve yüksek sesle müzik dinleme tartışması yüzünden 24 yaşındaki komşusu Dilara Yıldırım’ın hayatını kaybettiği, Faruk B.’nin ise yaralandığı olayda tutuklu sanık Serdar S., "kadına karşı kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına, tutuklu sanık Serdar S. taraf avukatları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı katıldı. Bakanlık avukatı, iddia makamının mütalaasına katıldıklarını belirterek sanığa indirimsiz ceza verilmesini talep etti. "Bilerek ve isteyerek yapmadım, kazaydı" Duruşmada söz hakkı verilen tutuklu sanık Serdar S., maktul Dilara Yıldırım ile aralarında daha önceden bir husumet bulunmadığını öne sürdü. Olayın bir kaza olduğunu savunan S., "Kendisiyle hiç kavga etmedik. Olay günü de bilinçli bir saldırıda bulunmadım, kazayla oldu. Yaralandığını duyunca 112’yi kendim aradım. Yaşananlardan pişmanım, keşke böyle yaşanmasaydı" dedi. "19 santimetrelik bıçak sadece 2.2 santimetre girdi" Sanık avukatı ise savcılığın esas hakkındaki mütalaasına katılmadıklarını belirterek eylemin kasten değil, taksirle gerçekleştiğini iddia etti. Olay gecesi maktul ve müştekinin araçla geldiğini, gürültü nedeniyle alt kata inen müvekkilinin babasının kovalandığını gördüğünü belirten sanık avukatı, "Müvekkilim ıssız bir yerde olmaları sebebiyle içgüdüsel olarak kendisini korumak adına bıçağı almıştır. Yerde aracın lastiklerini keserken arkadan saldırıya uğramış, ayağa kalktığı sırada elindeki 19 santimetrelik bıçak kaza sonucu maktulün karın bölgesine isabet etmiştir. Bıçak sadece 2.2 santimetre derine inmiş ve hiçbir organa zarar vermemiştir. Eylem kasti olsaydı sonuç çok daha ağır olurdu. Olayın hemen ardından ambulans aranarak kazayla yaralanma ihbarı yapılmıştır. Müvekkilimin ’taksirle adam öldürme’ suçundan cezalandırılmasını ve lehe olan indirimlerin uygulanmasını talep ediyoruz" diye konuştu. Son sözü sorulan sanık, "Pişmanım. Tamamen kazayla oldu. Bilerek, isteyerek bir şey yapmadım" ifadelerini kullandı. Haksız tahrik indirimi uygulanmadı Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Serdar S.’nin maktul Dilara Yıldırım’a yönelik eylemini "kadına karşı kasten öldürme" olarak değerlendirdi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörülen suçta takdiri indirim maddelerini uygulayan heyet, sanığa ’müebbet hapis’ cezası verdi. Mahkeme, cinayet yönünden sanığa haksız tahrik indirimi uygulamadı. Öte yandan olay gecesi müşteki Faruk B.’ye yönelik eylemleri nedeniyle de sanığa, bıçakla ’kasten yaralama’ suçundan 7 ay 15 gün, ’mala zarar verme’ suçundan ise 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi.