KÜLTÜR SANAT - 17 Şubat 2022 Perşembe 09:24

760 yıllık Selçuklu eseri: Pervane Medresesi

A
A
A
760 yıllık Selçuklu eseri: Pervane Medresesi

Anadolu Selçuklu Devleti hükmü döneminde kurulan Alaaddin Külliyesi için yapılan Pervane Medresesi, Sinop’ta 760 yıldır tarihe, 20 yıldır turizme hizmet veriyor.

Anadolu Selçuklu Devleti hükmü döneminde kurulan Alaaddin Külliyesi için yapılan Pervane Medresesi, Sinop’ta 760 yıldır tarihe, 20 yıldır turizme hizmet veriyor.


Tarih kaynaklarına göre 1262 yılında Anadolu Selçuklu Devleti döneminde yaptırılan, ismini dönemin veziri Pervâne Muineddin Süleyman’dan alan Pervane Medresesi, Sinop’un ikinci kez Türklere geçişi anısına Alaaddin Külliyesi içerisinde eğitim vermek üzere hizmete açıldı. Alaeddin Keykubad Camisi’ne komşu olan medrese, 1932-1970 yılları arasında müze, son 20 yıldır ise Sinop’ta kültür ve turizme hizmet vermekte. Şimdilerde içerisinde el sanatları ve el işi ürünler için hizmet veren dükkânlarla kente gelen turistlerin en büyük ilgi odağı haline geldi.


Girişi tamamen mermerden yapılmış olan Medrese, açık avlusunun orta kısmında şadırvan bulundurmakta. Avlunun doğu ve batı cephesinde üçer sütundan oluşan kemerli revaklar, revakların gerisinde de 10 adet küçük odalar bulunmakta. Medrese olarak hizmet verdiği dönemlerde sınıf olarak kullanılan odalar, içerisinde birer ocak ve sokağa bakan büyük bir pencere bulundurmakta. Arka avluda ise Candaroğulları Beyliği kurulmadan önce hüküm süren Pervaneoğulları Beyliği’nin son hükümdarı Gazi Çelebi ve kızının kabirleri yer almakta.


2002 yılında kültür ve turizm amaçlı kullanılmak üzere Sinop Valiliği’ne tahsis edilerek, valilik tarafından el sanatları çarşısı haline getirildi. Sinop’u ziyaret eden tur ve kurvaziyer gemilerin yanı sıra tüm turistlerin ilgi odağı haline geldi.


Sinop Kültür ve Turizm İl Müdür Vekili Metin Süren, kentin tarihiyle ilgili yaptığı konuşmada, “Sinop gerçekten dünya tarihinde önemli bir antik şehir olmanın yanında önemli bir Selçuklu şehri bilinenin aksine. Önemli bir tarih ve medeniyet şehri, inanç turizmi merkezi diyebiliriz. Birçok özelliği var. Antik dönemden beri bir çok medeniyete ev sahipliği yapan ve tüm medeniyetlerin hâkimiyet kurmak istediği ilimiz Sinop, önemli bir liman kenti olması nedeniyle. Ecdadımız Selçuklu da 1071’de Anadolu topraklarına girdiğinde denize ilk olarak Sinop’tan açılmıştır. Önemli bir Selçuklu şehridir. Bundan dolayı 1214’te Selçuklu’nun Sinop’u fethedişi anısına külliye inşa edilmiştir. Bu külliye, kışla camilerine örnek teşkil etmesi açısından önemli bir külliyedir” ifadelerini kullandı.


Külliyenin detaylarından bahseden Süren, “Külliye içerisinde bugün yanlış bir imar uygulamasıyla hamam kısmı bir sokakla, medrese kısmı bir sokakla külliyeden ayrılmış, türbe kısmı da yine bir sokakla külliyeden ayrılmıştır. Ama Selçuklu döneminde külliye inşa edilirken kışla camisi ve külliye tarzında inşa edilmiştir. Girişinde dinimizin temizliğini temsil eden hamam, ilim ve irfan yuvası olarak adlandıracağımız medrese, ölümü sonsuzluğu işaret eden türbe şeklinde inşa edilmiş külliyedir. Şuanda Pervane Medresesi, el sanatları çarşısı olarak hizmet vermektedir” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Yerlikaya: "1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: "Mersin’de ‘Change Araç’ çetesine yönelik operasyonumuzda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" dedi. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından Mersin’de polis tarafından yapılan ‘Change Araç’ çetesine yönelik operasyona dair açıklama yaptı. Yerlikaya, operasyonda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüphelinin yakalandığını ve 14 şüphelinin tutuklandığını, 4 şüphelinin ise adli kontrol şartıyla bırakıldığını bildirdi. Aynı zamanda Yerlikaya, 27 adet araca da el konulduğunu belirtti. "1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" Bakan Yerlikaya, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Mersin’de ‘Change Araç’ çetesine yönelik polisimiz tarafından düzenlenen operasyonumuzda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık. 14 şüpheli tutuklandı, 4 şüpheli hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. 27 adet araca el konuldu. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığımız ile EGM Asayiş Daire Başkanlığımız koordinasyonunda, Mersin Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar sonucu; yurt dışından kaçak yollarla ülkemize getirilen araçların şasi numaralarını ‘ağır hasarlı’ araçların şasi numaralarıyla değiştirerek, ağır hasarlı araçları tamir edilmiş gibi gösterip trafiğe çıkardıkları, çalıntı, gümrük kaçağı ve hacizli yakalamalı araçları parçalayıp yedek parça olarak piyasaya sürdükleri tespit edildi. Vatandaşlarımız ikinci el araç satın alırken çok dikkatli olmalı, aracı iyi kontrol ettirmelidir. Şüpheli bir durum varsa lütfen hemen 112 Acil Çağrı Merkezimize bildirin biz gereğini yapalım. Valimizi, Cumhuriyet Başsavcılığımızı, İl Emniyet Müdürlüğümüzü ve emeği geçenleri tebrik ediyorum."
Diyarbakır Diyarbakır’da hayvanların sessiz kahramanı Diyarbakır’da yaşayan Muhammet Bahattin Doğru, 10 yıldır sokak hayvanlarının yaşam mücadelesine umut oluyor. Geçimini bir inşaatta bekçilik yaparak sağlayan Doğru, bunun yanı sıra hurda eşyalar toplayıp satarak elde ettiği gelirle sokak hayvanları için mama, ilaç ve sağlık harcamalarını karşılıyor. Kendi imkânlarıyla ayakta durmaya çalışan Doğru, Diyarbakır’ın birçok noktasına arkadaşlarının ve gönüllülerin araçlarıyla ulaşarak düzenli olarak yemek ve mama bırakıyor. Doğru, 10 yılı aşkın süredir sokak hayvanlarıyla ilgili besleme ve çeşitli çalışmalar yaptığını belirtti. Doğru, "Sokak hayvanlarının dostluğunu gördükten sonra onlarla kaynaştım, bütünleştim. Bu dostluğu birebir yaşadım. Hayvanlar da Allah’ın yarattığı canlardır. Şantiyede çalışıyorum, şantiye elemanıyım. Buradaki imkanlarımla ve ayrıca topladığım hurdaları geri dönüşüm olarak satarak elde ettiğim gelirle sokak hayvanlarına destek olmaya çalışıyorum. Gördüğünüz gibi hem burada şantiyede hem de şantiye dışında; Çarıklı’da, Bağlar’da ve birçok bölgede sokak hayvanlarını besliyorum. Bugün o hayvanın dili yok, konuşamıyor, bir şey isteyemiyor. Allah, onları yaratmış ve bize emanet etmiş. Biz bu emanete sahip çıkmak zorundayız. Sokak köpekleri için, evcil olmayan hayvanlar için şunu söylüyorum: Merhamet, merhamet, merhamet. Merhametimizi onların üzerinden esirgemeyelim. Biz onlara baktıkça Allah-u Teâlâ da bize bakar. Biz onlara merhamet ettikçe Allah da bize merhamet eder. İslami ve dini boyutuyla ele aldığımızda da biz bu hayvanların açlığından, hastalığından ve yaşamından mesulüz. Bu meseleye bu bilinçle yaklaşmak gerekir. Buyurun gelin; biz gönüllüler, sivil toplum örgütleri olarak elimizi değil, gövdemizi taşın altına koymuşuz. Gelin el birliğiyle bu artan popülasyonun önüne kısırlaştırmayla geçelim. Öldürmekle, katletmekle ya da hayvanları sokaktan uzaklaştırmakla bu sorunu çözemeyiz. Aksine daha fazla ölüme sebep oluruz" dedi. Kedi ile köpeğin bir arada yaşamasının mümkün olduğunu aktaran Doğru, "Gerçekten mümkündür. Gözünüzle gördünüz, eminim kayda da aldınız. Birlikte oynuyorlar. Yeter ki biz aralarına nifak sokmayalım, onları birbirine kışkırtmayalım. Sevdirelim. Sevdirmek, sevmek bizim görevimizdir. Bu, bizim en insani görevimizdir. Buradan annelere, cami imamlarına, öğretmenlere ve toplumda kanaat önderi olan herkese sesleniyorum. Gelin bu hayvanları çocuklarımıza öcü gibi değil, sevgiyle anlatalım. Merhameti aşılayalım. Bunun eğitimini, vaazını, terbiyesini çocuklarımıza verelim ki bu hayvanlar gelecekte zarar görmesin" diye konuştu. 10 yıl boyunca gördüğü en korkunç vakalardan birini geçen hafta Cuma günü Çınar’da yaşadığını söyleyen Doğru, "Akşam saat 21.35 sıralarında bana bir telefon geldi. Çınar’da yaralı bir hayvan olduğu, cinsel organının dışarıda olduğu söylendi. Muhtemelen bir cisimle zorlandığı ifade edildi. Bunun üzerine hiç durmadan ticari bir araçla olay yerine gittim. Gördüğüm manzara karşısında insanlığımdan utandım. Gerçekten insanlığımdan utandım. O köpeği alıp geldim. Gece saat 02.30’a kadar Diyarbakır’da açık veteriner aradım ama maalesef bulamadım. O can sabaha kadar benim misafirim oldu. Sabahleyin kliniğe, veterinere götürdüm. Zor bir ameliyat geçirdi; yaklaşık 5 saat sürdü. Ameliyat iyi geçti ancak maalesef ertesi gün, öğleden sonra saat 15.00 civarında canımızı kaybettik. Bu, beni yüreğimden yaralayan vakalardan biriydi. Umarım bir daha böyle şeyler yaşanmaz. Ama yaşanacak. Neden mi? Çünkü biz çocuklarımıza sevgiyi aşılamıyoruz" diye konuştu.