KÜLTÜR SANAT - 04 Mayıs 2018 Cuma 13:21

ŞÜ Genel Sekreteri Baz: “Nuh’un gemisi yüzde 99 Cudi Dağı’nda”

A
A
A
ŞÜ Genel Sekreteri Baz: “Nuh’un gemisi yüzde 99 Cudi Dağı’nda”

Şırnak Üniversitesi (ŞÜ) Genel Sekreteri Yrd.

Şırnak Üniversitesi (ŞÜ) Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. İbrahim Baz, Nuh’un gemisinin yüzde 99 oranla Cudi Dağı’nda olduğunu savunarak, bununla ilgili çok sayıda delilin olduğunu vurguladı.


ŞÜ Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. İbrahim Baz, Hazreti Nuh’un gemisinin Cudi’de mi yoksa Şırnak’ta mı olduğu tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Şırnak bölgesindeki birçok köy ve bölge isimlerinin Hazreti Nuh’un soyundan ve gemisinden geldiğini anlatan Baz, “Hazreti Nuh, Kur’an-ı Kerim’de 43 yerde ismi geçen ve diğer ilahi kitaplarda da ismi geçen peygamberlerden bir tanesidir. İnsanlar Hz. Nuh’un hayatını, hayatından alınacak derslerden ziyade Hz. Nuh’un gemisinin nereye indiğine dair bir tartışma içerisindedirler. Bu tartışma son zamanlarda daha çok dile getirildi. Bu tartışmanın dile getirilmesinin iki yönü var. Bir tanesi daha çok turizm amaçlı, herkes kendi bölgesinde olduğunu ifade ederek, turistlik bir gelir elde etme düşüncesi içerisindedir. Bu işe sadece turistlik olarak bakmamamız gerekir. Öncelikle bilimsel çerçevede bakmamız gerekir. Kutsal kitaplar ve tarih kitapları ne söylüyor. Arkeolojik kazılar ne söylüyor. Önemli olan budur” dedi.



“Nuh’un gemisi Cudi Dağı üzerine konmuştur”


Kur’an’ın, Hud Süresi’nin 44. ayeti kerimesinde Hazreti Nuh’un gemisinin Cudi Dağı’nın üzerine konduğunu söylediğini ifade eden Baz, “Ayeti kerime öncesinde de ‘ey gök suyunu tut, ey yer suyunu yut’ denilmiştir. Ve ardından gemi oraya konulmuştur. Peki, Cudi Nedir? Cudi bu gün Şırnak’ta bulunan dağ mıdır? Tarihi kaynaklar bize şunu söylüyor. Cudi Dağı Cizre, Silopi ve Şırnak arasında bulunan dağ ismidir. Manası ise bereket demektir” diye konuştu.




“Ağrı Dağı yaşama müsait değildir”


Şırnak Üniversitesi olarak daha önce uluslararası bir sempozyum yaptıklarını ifade eden Baz, şunları kaydetti:


“Bu sempozyumda batıdan gelen özelikle Hıristiyan bilim adamları ısrarla sebepler ortaya koyarak, Ağrı Dağı’nda olmadığına dair 5 tane bilimsel, coğrafi, jeolojik nedenler ortaya koydular. Daha sonra neden Cudi Dağı’nda olduğu ile alakalı delillerde ortaya koydular. Bunların başında şu gelmektedir. Hz. Nuh ve tufanın yaşandığı Mezopotamya’yı esas aldığımızda Hz. Nuh’un gemisinin kuzeye doğru çıkmak istediğinde karşısına ilk çıkacak, ilk konacağı dağ Cudi Dağı’dır. Kuzey Irak’tan veya Suriye tarafından gelindiği zaman ilk karşısına çıkan dağ yine Cudi’dir ve bu çok önemlidir. Ağrı Dağının volkanik bir dağ olmasından dolayı yaşama müsait değildir. Ne jeolojik, nede coğrafi olarak müsait değildir.”



“Cudi Dağı’nda olduğuna dair çok sayıda delil var”


Ne Ağrı ne de Cudi Dağı’nda geminin artıkları ile ilgili herhangi bir iz bulma imkanı ve ihtimali olmadığını anlatan Baz, ama geminin Cudi’de olduğuna ilişkin çok sayıda ikinci delillerin olduğunu aktardı. Baz, şunları söyledi:


“Cudi Dağı’nın tam tepesinde Hz. Nuh’un gemisinin indiği kabul edilen bölgeye sadece bu bölgedeki Müslümanlar değil, Ezidiler, Süryaniler başta olmak üzere Sefine ismini vermektedirler. Sefine Arapçada gemi anlamına gelmektedir. Bu kaynaklarda geçen bilimsel bilgi değil, halkında böyle isimlendirmesi bize bunun bir delil olduğunu ortaya koymaktadır. Cudi Dağı’nın kuzeyinde Şırnak’ın hemen alt tarafında Farsça ve Kürtçe ismiyle Heştan, Arapça ismiyle Semayr denilen bir kadim köy bulunmaktadır. Elimizdeki, kaynaklar burada İslamiyet öncesi Kiliselerin bulunduğu, bir yaşam alanı olduğunu belirtmektedir. Semayr veya Heştan yani seksenler diye anılan bu köyün, Hz. Nuh’un gemisinden inen ilk seksen kişinin kurduğu köy olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla Cudi Dağı’nın tepesine Sefine (gemi) isminin verilmesi, dağın hemen kuzeyinde Semayr veya Heştan diye bir köyün bulunması, Cudi Dağı’nın hemen kuzey kısmında Lavike Harib (garip genç) denilen, Hz. Nuh’un gemisin bulunduğu yeri yüzyıllar öncesinde ziyaret etmek için geldiğini ve bir mezarın olduğunu görüyoruz. Bu şahsın mezarını yüzyıllar öncesinde gemi şeklinde yapıldığını görüyoruz” dedi.



“Dağın tepesinde gemi festivali yapılıyordu”


Sadece Müslümanların değil, Hıristiyan kaynaklarına bakıldığı zaman da Nuh’un gemisinin bulunduğu noktada Morihana Kilisesi diye bir kilisenin bulunduğunun belirtildiğini vurgulayan Baz, şu ifadelerde bulundu:


“O dönemki Hıristiyan kaynaklarında veya bölgede yaşayan Hıristiyanlar tarafından da buranın kutsal kabul edildiğini ve Hz. Nuh’un gemisinin buraya indiğini işaret etmektedir. Bölgede yaşamış olan Müslümanlar, Süryaniler, Ezidiler, Nasturiler, Kendaniler, Cudi Dağı’nın tam tepesinde Sefine denilen bölgede yüzyıllardır Sefine Festivali denilen bir festival yapmaktadırlar. Kurtuluşun bir şükranı olarak, Allah’a şükran ifadesinde bulunmaktadırlar. Düğünlerini, bayramlarını, her türlü faaliyetlerini orda yapmaktadırlar. Bu çok önemli bir sosyal tarih ifadesidir.”



“Yüzde 99 Cudi Dağı’ndadır”


Hz. Nuh’un Cizre’de türbe veya makam diye tabir edilen bir mezarının bulunduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Baz, “Dolayısıyla bu saydığımız yedi sebepten dolayı Hz. Nuh’un gemisinin inmiş olduğu dağ Cudi’dir. Bu yüzde 99’dur. Sonucunu Allah bilir. Ama bu kadar yan deliller, bu kadar sosyal tarih içerisinde, Kur’an-ı Kerim ifadesinde, kutsal metinlerde, tarih kitaplarında ve coğrafi olarak ta başka bir mekanda böyle bir delilimiz bulunmamaktadır” dedi.



“Asur Krallığına ait kaya rölyefleri bulundu”


Cudi Dağı’nda Asur Krallığına ait milattan önce 3 bin 200 yıllarına ait kaya rölyefleri bulunduğunu kaydeden Baz, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Cudi’nin değişik noktalarına beş defa çıkma imkanı buldum. Benim açımdan 2 defa gitmiş olduğumuz Hz. Nuh’un gemisinin indiği yer olarak kabul edilen Sefine bölgesinde İslam öncesi Morihana Kilisesi var. İslam sonrası dönemde de Müslümanlar orada mescit yapmışlar bir yaşam alanı haline dönüştürmüşlerdir. Sadece orası değil Cudi Dağı tufan sonrası ciddi bir yerleşim alanı haline gelmiş. Bölgede bulunan Şah veya Çağlayan köyünde Asurlar bir site devleti kumrular. Asur Kralının milattan önce 3 bin 200 yıllarına ait kaya rölyefleri bulunmaktadır. Çivi yazıları bulunmaktadır. Hesana köyünde ise benzer şekilde yine Asurlara ait rölyefler bulunmaktadır. Dolayısıyla Cudi Dağı ve çevresi Nuh tufanından sonra bu bölgede yaşayan insanlar tarafından bir yaşam alanı haline dönüştürmüşlerdir. O günden bu güne bereketine ve insanları kendi etrafında toplamaya devam etmiştir. Cudi Dağı’nın dört bir tarafına bir insan vardığı zaman yaşama imkanına sahiptir.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Minik gelenginin havuç keyfi bayram neşesine dönüştü Erzincan’da Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan minik gelenginin havuç yerken görüntülendiği anlar ile nesli tükenme tehlikesi altındaki Anadolu Benekli Semenderi’nin Kemah ilçesinde görüntülenmesi, doğanın canlılığını gözler önüne serdi. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Erzincan’da kaydedilen minik gelenginin havuç yerken çekilen görüntülerini sosyal medya hesabından "Minik gelenginin havuç keyfi bayram neşesine dönüştü" notuyla paylaştı. Paylaşımda, doğanın sevimli anlarının bayram coşkusuna renk kattığı belirtildi. Doğal yaşam alanında görüntülenen gelenginin havucu yerken sergilediği sevimli tavırlar, kısa sürede çok sayıda beğeni aldı. Genel Müdürlük paylaşımında ayrıca "Bayram coşkusunu doğanın sevimli anlarıyla paylaşmaya devam ediyoruz." ifadelerine yer verildi. Öte yandan nesli tükenme tehlikesi altında bulunduğu için koruma altında olan Anadolu Benekli Semenderi, Erzincan’ın Kemah ilçesinde vatandaşlar tarafından görüntülendi. Karada hareket eden sarı benekli canlıyı fark eden bir vatandaş, semenderi cep telefonu kamerasıyla kaydetti. Görüntülerde semenderin doğal yaşam alanında ilerlediği görüldü. Uzmanlar, özellikle bahar mevsimiyle birlikte etkili olan nisan yağmurlarının ardından Anadolu Benekli Semenderi’nin Erzincan ve çevre illerde daha sık görülmeye başlandığını belirtiyor. Bölgedeki biyolojik çeşitliliğin önemli türleri arasında yer alan gelengi ve Anadolu Benekli Semenderi’nin korunması için vatandaşların doğal yaşam alanlarına zarar vermemesi ve yaban hayatını rahatsız etmemesi gerektiği ifade edildi.
Denizli Yunus Pınarı Mezarlığında geleneksel bayram buluşması Denizli’nin Çameli ilçesinde bulunan Yunus Pınarı Mezarlığında mahalle halkının katkılarıyla bu yıl dördüncüsü düzenlenen bayram hayrı, birlik ve beraberlik görüntülerine sahne oldu. Kadınların imece usulü hazırladığı gözlemeler vatandaşlara ikram edilirken, etkinlik manevi atmosferiyle dikkat çekti. Denizli’nin Çameli ilçesinde Yunus Pınarı Mezarlığı, bu yılda Kurban Bayramında anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Mahalle sakinlerinin katkılarıyla bu yıl dördüncü kez düzenlenen mezarlık hayrında vatandaşlar hem kabir ziyaretinde bulundu hem de komşuluk dayanışmasının güzel örneklerinden birini yaşadı. Sabahın erken saatlerinde mezarlık alanında bir araya gelen mahalleli kadınlar, imece usulüyle sacların başına geçerek gözleme hazırladı. Özenle pişirilen gözlemeler ayran eşliğinde mezarlık ziyaretine gelen vatandaşlara ikram edildi. Etkinlik boyunca hem dualar edildi hem de geçmiş büyükler rahmetle anıldı. Mahalle sakinlerinden Ayşe Nur Akkan, bayram sürecinde gerçekleştirilen hayrın mahalle kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, etkinliğin her geçen yıl daha fazla sahiplenildiğini söyledi. Bu buluşmanın yalnızca ikramdan ibaret olmadığını ifade eden Akkan, "Burada insanlar hem geçmişlerini anıyor hem de bir araya gelerek dayanışmayı güçlendiriyor. Özellikle gençlerin bu gelenekleri görmesi ve yaşatması bizim için çok kıymetli" dedi. Yıllardır süregelen komşuluk kültürünün bu tür etkinliklerle canlı tutulduğunu dile getiren Akkan, mezarlık hayrının mahallede manevi birlik oluşturduğunu vurguladı. Bayramların taşıdığı manevi değerin etkinliğe ayrı bir anlam kattığını söyleyen Akkan, "Büyüklerimizden gördüğümüz bu geleneği sürdürmeye çalışıyoruz. İnsanlar burada sadece mezar ziyareti yapmıyor; paylaşmayı, yardımlaşmayı ve birlikte olmayı yeniden hatırlıyor. İnşallah önümüzdeki yıllarda da bu hayrı daha geniş katılımla sürdürmek istiyoruz" dedi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte çocuklardan yaşlılara kadar birçok kişi aynı sofrada buluştu.
Adıyaman Adıyaman’da hastanede bıçaklı saldırı: 2’si güvenlik görevlisi 3 yaralı Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bıçaklı saldırıya uğrayan 2 güvenlik görevlisi ve 1 vatandaş olmak üzere 3 kişi yaralandı. Edinilen bilgilere göre, Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesine gelen 19 yaşındaki S.T. isimli erkek şahsın hastanedeki vatandaşları rahatsız ettiği iddiası üzerine güvenlik görevlileri kendisini uyarmak istedi. Bu esnada taraflar arasında kısa sürede tartışma çıktı. S.T., yanında bulunan bıçak ile hastanenin güvenlik görevlilerinden B.S. ile N.Ş.’yi yaraladı. Vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralanan güvenlik görevlilerine, hastanedeki sağlık personeli tarafından anında müdahale edildi. Güvenlik görevlilerini yaralayan saldırgan, daha sonra hastanenin acil servis kapısının önüne çıktı. Elindeki bıçakla tehditler savuran gence müdahale etmek isteyen akrabası S.G. de bıçak darbesiyle kolundan yaralandı. Saldırgan tavırlarını sürdüren ve alkollü olduğu belirlenen şüpheliye polis ekiplerince müdahale edildi. Bıçağı elinden bırakmayan genç, polis ekiplerinin biber gazı kullanmasıyla etkisiz hale getirildi. Gözaltına alınan şüpheli, daha sonra hastanede sağlık kontrolünden geçirildi. Zanlının aynı zamanda hastane içindeki bazı elektronik malzemelere de zarar verdiği öğrenildi. Öte yandan denetimli serbestlik kapsamında yakın zamanda cezaevinden çıktığı belirlenen şüpheli, tamamlanan işlemlerinin ardından polis merkezine götürüldü. Konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.