SPOR - 03 Ekim 2020 Cumartesi 13:59

Çatışmalarla anılan Namaz Dağı’nda yamaç paraşütü Türkiye finali keyfi

A
A
A
Çatışmalarla anılan Namaz Dağı’nda yamaç paraşütü Türkiye finali keyfi

Türkiye Hava Sporları Federasyonu ile Şırnak Yamaç Paraşütü ve Doğa Sporları Kulübü işbirliğiyle yıllarca çatışma ve şiddet olaylarının yaşandığı Namaz Dağı’nda güvenliğin sağlanmasının ardından yamaç paraşütünde final heyecanı başladı.

Türkiye Hava Sporları Federasyonu ile Şırnak Yamaç Paraşütü ve Doğa Sporları Kulübü işbirliğiyle yıllarca çatışma ve şiddet olaylarının yaşandığı Namaz Dağı’nda güvenliğin sağlanmasının ardından yamaç paraşütünde final heyecanı başladı.


Türkiye Yamaç Paraşütü Hedef Şampiyonası’nın finali, 33 sporcunun ilk resmi uçuşları 1950 rakımlı Namaz Dağı’nda başladı. Şırnak Namaz Dağı’nda düzenlenen Türkiye Yamaç Paraşütü Hedef Şampiyonası finaline, Şırnak Valisi Ali Hamza Pehlivan, Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Şırnak Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Al, 23. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral İdris Acartürk, Türkiye Hava Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Serdar İlker, Şırnak İl Emniyet Müdürü Mustafa Emre Başbuğ, İl Sağlık Müdürü İsmail Başıbüyük, kurum müdürleri, sporcular ve vatandaşlar katıldı.


Yarışmanın yapıldığı alana gelen Valisi Ali Hamza Pehlivan, yetkililerden uçuşlarla ilgili bilgi aldı, pilotlarla görüştü. Basın mensuplarına açıklamada bulunan Vali Pehlivan, yamaç paraşütünün kentte yapılmasından dolayı memnun olduklarını söyledi. Pehlivan, "İlimizde gerçekten yakalamış olduğumuz güvenlik ve huzur ikliminin yansımalarını bugün olduğu gibi organizasyonlar ile somut bir şekilde görüyoruz. Öncelikle çok memnun ve mutlu olduğumuzu ifade etmek isterim. Şırnak ilimizde gerçekten yakalamış olduğumuz güvenlik ve huzur ikliminin yansımalarını bugün olduğu gibi organizasyonlar ile somut bir şekilde görüyoruz. Şu anda yamaç paraşütünün finalleri ilimizde yapılıyor. Namaz Dağı’nın eteklerindeyiz. Namaz Dağı’nın eteklerinden havalanan yamaç paraşütü sporcuları bu sahaya iniyorlar. Ve birer birer uçuşlarını gerçekleştiriyorlar. Gerçekten bu paraşütlerin havada özgürce güvenlik içerisinde uçtuğunu görmek hepimizi mutlu ediyor, memnun ediyor. Önümüzdeki hafta burada rafting yarışmalarını da Türkiye şampiyonalarını da Beytüşşebap ilçemizde gerçekleştireceğiz. Ve inanıyorumki bu ve benzeri etkinlikler her geçen gün artarak devam edecek. Öncelikle bu huzur, güvenlik ikliminin sağlanmasında ilimize ve bu konudaki mücadeleye vermiş olduğu desteklerden dolayı başta Cumhurbaşkanımıza, bütün bakanlarımıza ilgili kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Güvenlik birimlerimiz yoğun mücadeleler veriyor. Vatandaşlarımız iş birliği halinde terörle verilen mücadele ve elde edilen başarı şehrimizi her geçen gün çok daha fazla güvenli kıldı. Ve bu ortamları yaşamak hepimize nasip oldu. Vatandaşlarımızla her zaman birlikteyiz. Bunun memnuniyetini yaşıyorlar. Sporcularda hem parkuru çok beğendiklerini ifade ettiler hem de bu vesile ile Şırnak’a gelmiş olmaktan mutlu ve memnun olduklarını ifade ettiler. Karşılıklı memnuniyetin yaşandığını bir günü yaşıyoruz. Bizler böyle bir organizasyona ev sahipliği yapmaktan dolayı memnunuz. İnşallah bu ve benzeri faaliyetler ilimizde artacaktır" dedi.



"Bundan sonra güzel faaliyetlerle yapılacaktır"


Cudi ile ilgili bir konsept geliştirmiş durumda olduklarını belirten Vali Pehlivan, "İçişleri Bakanlığımıza sunduğumuz proje güvenlik temelli bir proje. Yol, kuleler, şuanda Silopi ve Görümlü tarafından Hz. Nuh’un ziyareti olarak bilinen sefine bölgesine bağlamak üzereyiz. Şırnak tarafından da yol zirveye yaklaştı. Kulelerimiz bitiyor. Yüzde 50’sinden fazla bitmiş durumda. Orayı sadece bir güvenlik konsepti olarak değil Nuh’un gemisinin oturduğu yer olması hasebi ile de tarih kültür ve beraberinde doğa ve devamında inşallah turizm konseptli bir yapıya ulaştırma gayreti ve arzusu içerisindeyiz. Birkaç gün önce Cudi’ye ceylanları bıraktık. 50 ceylanı cudi ile buluşturmuş olduk. Orasının çok değişik mesajları var. İnsanlığının ikinci doğuşu olarak sayılan bir nokta. Ama sadece insanların değil bütün canlıların ikinci doğuş alanı olan bir yer. Belki de buradan havalanan yarışmacıların Cudi’ye indiği yarışmaları, gösteri uçuşlarını da yapma imkanı olacak. Zaten Namaz Dağı ve Cudi Dağı adeta birbirini selamlıyor. İlimizde de gerçekten simge dağlarımız. Geçmişte belki sıkıntılarla anıldı. Ama bundan sonra inşallah güzelliklerle güzel faaliyetlerle yapılacaktır” diye konuştu.


Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka ise, "Geçmişte maalesef çok sıkıntı çektik. Ama özellikle son iki yıldır Şırnak’ta bu tür güzel etkinlikler oluyor. Geçen sen burada bölgesel etkinlikler oldu. Trabzon, Bursa ve son ayağı ve finali Şırnak’ta yapılması bizim için çok büyük bir değer ve anlamlı bir etkinlik oldu. Bu final müsabakasından sonra ulusal anlamda turnuvalara buradan da sporcular çıkmış olacak. Şırnak son iki yıldır, özellikle 31 Mart yerel seçimlerinden sonra her gün yeni bir etkinlikle karşılaşıyoruz. Tenis, guhşegi ve bugünde Türkiye finali olan paraşüt etkinliği düzenleniyor. Geçmişte terörü böyle elimizle iterek, halkın gücüyle bitti. Şırnak’ta sportif faaliyetlerin dışında ilimizde her tür etkinlik olacaktır. Bu etkinlikle emeği geçen her kese teşekkür ediyoruz. Belediyemizde bu etkinliğin en büyük sponsorluğunu üstlenmiştir. Başta ülkemize ve ilimize hayırlı ve uğurlu olsun" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş Ovası’nda yağış sonrası menderesler güzel manzaralar sundu Muş Ovası’nda etkili olan yağışların ardından su seviyesi yükselen menderesler, doğada eşsiz görüntüler oluştururken koyun ve mandaların su kenarında otlanması görsel şölen sundu. Muş’ta son günlerde etkili olan yağışlar, Muş Ovası’nda doğayı adeta yeniden canlandırdı. Yağışların ardından su seviyesi yükselen menderesler, kıvrılarak uzanan yapısıyla dikkat çekerken ortaya güzel manzaralar çıktı. Ovada oluşan su birikintileri ve dolup taşan menderesler, bölgeye ayrı bir güzellik kattı. Muş Ovası, yağış sonrası sunduğu bu eşsiz görüntülerle göz kamaştırdı. Hayvanlarını merada otlatan Mesut Güler, Muş Ovası’nda mendereslerin kıvrım kıvrım aktığını söyleyerek, "Ben Muş’un Karağaç beldesinde çobanlık yapıyorum. Bu yıl çok fazla kar ve yağmur yağdı. Her yerde su birikintileri oluştu. Muş Ovası’nda menderesler kıvrım kıvrım akıyor. İnsanlar gelip bu menderesleri izliyor. Gerçekten çok güzel görüntüler ortaya çıkıyor" dedi. Merada hayvan otlatan amcası Mesut Gülen’e çay getiren Cennet Gülen ise "Bizim buralar çok güzel, menderesler çok güzel. Bugün hava da çok güzel. Her gün yağan yağmur Allah’ın bereketi. Menderesler kıvrıla kıvrıla akıyor, gidip geri geliyor. Aslında anlatmaya gerek yok; gözlerinizle görüyorsunuz. Biz de görüyor, şahit oluyor ve mutlu oluyoruz. Allah’ın bereketine ve yağan her yağmura şükürler olsun" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.