POLİTİKA - 31 Aralık 2023 Pazar 23:56

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Şehit Esma Çevik Üretim İstasyonu’nda incelemelerde bulundu

A
A
A
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Şehit Esma Çevik Üretim İstasyonu’nda incelemelerde bulundu

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere geldiği Şırnak’ta geldi. Gabar Dağı’ndaki Şehit Esma Çevik Üretim İstasyonu’nda incelemelerde bulunarak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yetkililerinden çalışmalar hakkında bilgi aldı.


Şırnak’ın dağlarında sağlanan huzur ve güven ortamıyla birlikte bölgede yapılan sismik ve sondaj çalışmaları sonrasında günlük 30 bin varil petrol üretimine ulaşıldı. Gabar Dağı’nda şehit Astsubay Esma Çevik ve şehit Öğretmen Aybüke Yalçın’ın adlarının verildiği iki sahada günlük yaklaşık 30 bin varil petrol üretimi seviyesine ulaşıldı. Üretimi 2024 yılı sonunda 100 bin varile çıkarmak üzere çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor.


Şırnak Valiliği ve Belediye Başkanlığı’nı ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Şehit Esma Çevik SEÇ-26 No’lu Sondaj Kulesi’ni ziyaret etti. Bakan Bayraktar burada yaptığı açıklamada, “Şu saatlerde Gabar’dayız. Gabar’da Şehit Esma Çevik sahasında petrol kuyularımızın, petrol sondajlarımızın olduğu sahadayız. Dolayısı ile biz de o bilinçle ve o azim ve kararlılıkla büyük ve güçlü Türkiye yolunda burada kararlılıkla bu çalışmaları yürütüyoruz. Gabar ve Şırnak, bu bölge biliyorsunuz terör ile anılan bir bölgeydi. Yıllarca buralarda terör kol gezdi ve halkımıza huzur vermedi. Binlerce cana mal oldu. Ama bugün burada bu topraklarda, Şırnak’ta Cumhuriyet tarihinin en büyük karadaki keşfini yaptık 2021 yılında. Çok kısa bir süre içerisinde buradaki üretimi bugün itibari ile 30 bin varile çıkardık. Çok kısa bir sürede Şırnak, önümüzde ki 3 ay içerisinde inşallah hedeflerimiz o minvalde. Şırnak Türkiye’nin en büyük petrol üreten ili haline gelecek ve 2024 yılı sonuna geldiğimizde, yani 100 bin varil üretim hedefine geldiğimizde de açık ara Türkiye’nin bir numaralı petrol şehri olacak” dedi.


Bakan Bayraktar, “Biz adeta Şırnak’ı enerji üssü diye tanıtıyoruz. İnşallah sadece petrol değil, burada madenler, jeotermal kaynakları, güneş santralleri, rüzgar santralleri, inşallah Kato Dağı’nda da, Cudi Dağı’nda artık rüzgar santralleri olacak. Dolayısı ile adeta bir enerji üssü haline gelmiş bir Şırnak’ı hedefliyoruz. Bunun en önemli projelerinden bir tanesi de Gabar’da ki petrol. Bu gün bu sahalarda 30 civarında kuyu açtık. 23 kuyudan şuanda üretim yapıyoruz ve biraz önce ifade ettiğim gibi, yaklaşık 30 bin varillik bir üretim var. Bu üretimi 100 bin varile çıkarmak 2024 sonunda hedefimiz ve bu sayede Türkiye’nin sadece bu bölgeden günlük ihtiyacının yüzde 10’nunu karşılamış olacağız. Elbette ki Gabar’a bu hizmetler, bu projeler geldiği sürece buradaki istihdam alanları artacak. Hepinizin malumu, Cumhurbaşkanımız aile ve gençlik bankası ile gerek Gabar’da gerekse Sakarya gaz sahasındaki doğal gaz keşfimizin gelirlerini, milletimizin ihtiyaçları doğrultusunda sarf edilmesi ile alakalı bir vizyon ortaya koymuştur. Bu yasalaştı. Meclisimizden geçti. Dolayısı ile biz burada ki petrol üretimini arttırdıkça önce gençlerimiz, ailelerimiz başta olmak üzere burada ki zenginliği, refahı inşallah tüm milletimize yaymış olacağız. Bu bölgeye istihdam imkanları artacak. Biraz önce onu söylüyorduk. Şuanda burada bin 200 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bunu 2024 yılının sonuna kadar 100 kuyuya çıktığımız gün inşallah bu rakam yaklaşık 5 bine çıkacaktır. Ve kalıcı sürede de burada istihdam imkanları daha da artacaktır” dedi.


"Türkiye’nin farklı illerinde, bölgedeki illerde de Hakkari’de olsun, Van’da kış koşulları nedeniyle başlayamadık" diyen Bakan Bayraktar, “İnşallah ilk çeyrekte orada da başlatmayı hedefliyoruz. Lokasyonu tespit ettik. Siirt’te olmak üzere Türkiye’nin her yerinde çalışmalarımız devam ediyor. Biz Türkiye’de, ülkemizin ihtiyacı olan petrol ve doğal gazı nerede varsa orada olmak için çalışmalarımıza ve gayretlerimize devam ediyoruz. Türkiye’nin mutlaka enerjide dışa bağımlılığı konusunda büyük bir hedefimiz var. İnşallah bu hedefler doğrultusunda hep birlikte çalışacağız. Sakarya Gaz sahasında yine Cumhuriyet tarihinin en büyük doğal gaz keşfini yapmıştık. Hatırlarsanız 2020 yılında. Ve çok kısa bir sürede dünya tarihinde rekor olabilecek bir sürede kıyıdan 170 km uzaklıktaki doğal gazı biz karaya çıkardık. 20 Nisan 2023 tarihinde karada bu gazı yaktık. Bu gün Sakarya Gaz sahasında üretilen gaz, şuanda evlerimizde kullanılıyor. Şebekeye bağlı ve biz onu BOTAŞ hatlarından tüketim noktalarına taşıyoruz. Elbette ki, üretimin daha artmasını bekliyoruz ve hedefliyoruz. İlk etapta 10 milyon metre küp. Ondan sonra da günlük 40 milyon metre küpe çıkıp, inşallah Türkiye’de konutların doğalgaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede bir üretime çıkmayı hedefliyoruz. Elbette Türkiye’de doğal gazda sadece evlerde değil sanayide doğal gazı kullanıyoruz, elektrik üretiminde kullanıyoruz” dedi.


21 yıl önce sadece 5 ilde doğal gaz olduğunu söyleyen Bakan Bayraktar, “Bugün içerisinde bulunduğumuz Şırnak’ta dahil olmak üzere 81 ilde doğal gaz kullanılıyor. 828 yerleşim yerinde doğalgaz gitmiş durumda. 2018 yılından beri Şırnak’ta doğal gaz var. inşallah Şırnak’a doğal gaz gitmemiş ilçelerine de önümüzde ki süreçte doğal gazı götürmek istiyoruz. Ama bunu kendi ürettiğimiz, kendi gazımızla yapmak istiyoruz. Onun için Sakarya Gaz sahasındaki çalışmalarımız devam ediyor. Gabar’ı görüyorsunuz, inşallah bu çalışmalarda tüm Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını düşürme noktasındaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bütün bu faaliyetlerimizden eminin 85 milyon, milletimiz büyük bir gurur duyuyor. Büyük bir memnuniyet duyuyor. Hepimiz çok büyük bir onuru yaşıyoruz burada. Çok büyük bir emek var bu işin arkasında. Tabi bundan rahatsız olanlar da var. yani Türkiye dışa bağımlı olsun, Türkiye kendi petrolünü gazını çıkarmasın diyenlerde var. Bu nokta da sayın Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz, Türkiye yüzyılı hedefi koydu önümüze. Önümüzde ki süreçte de bu hedef doğrultusunda, bu vizyon doğrultusunda enerji de dışa bağımlılığı bitirecek tam bağımsız bir Türkiye’yi ideali ile hep birlikte, burada gördüğünüz bütün ekip ile çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz” dedi.


Yeni yıl ile ilgili de mesaj veren Bakan Bayraktar, “2023 yılı Cumhuriyet’imizin 100’üncü yılıydı. 2023 yılında biliyorsunuz çok büyük talihsiz hadiseler yaşandık. Özellikle 6 Şubat depremleri ülkemizin tamamını etkiledi. Sadece o bölgede ki 11 ili değil. Bir sürü can kaybımız oldu, yaralılarımız oldu. Şehirlerimiz yıkıldı. Öncelikli hedeflerimizden bir tanesi yeni yılda da inşallah deprem bölgeleridir. Çok hızlı bir şekilde, insanların normal yaşamlarını sağlayacak, tekrar sosyal iştimai ve ticari hayatı tekrar normalleştirecek çalışmaları önceliklendirme olacak. Ümit ediyorum Cenab-ı Hakk bize böyle acıları tekrar göstermesin. Onun dışında da Türkiye yüzyılı hedefleri doğrultusunda Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını düşürecek ve ülkemizi daha ileri götürecek, inşallah halkımızın gelir seviyesini arttıracak bir yıl olmasını diliyorum. Bu doğrultuda biz çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ve hep birlikte inşallah bunu başaracağız. Tüm milletimize hayırlı, huzurlu bir sene diliyorum. Biz milletimizin dualarını her daim arkamızda hissettik, onların duaları ile bugünlere geldiğimizi düşünüyoruz. Bundan sonra da dualarını onlardan bekliyoruz. Onlara layık olacağımızı, onlara mahcup olmayacak şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz. Herkese sağlık, huzurlu, güzel bir yıl diliyorum” dedi.


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar’a Vali Cevdet Atay, Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Emniyet Müdürü Cemal Dalman, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, TPAO Şırnak Bölge Müdürü Oğuz Şahin eşlik etti.



Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Şehit Esma Çevik Üretim İstasyonu’nda incelemelerde bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çankırı Eczacılık ve sağlığın sembolü sayılan 791 yıllık kadehe sarılı yılan heykeli bu müzede sergileniyor Selçuklu dönemine ait darüşşifa geleneğini yansıtan, eczacılık ve sağlığın sembolü olarak bilinen "kadehe sarılı yılan" Çankırı Müzesinde sergileniyor. Selçuklu döneminde darüşşifa geleneğini yansıtan, tıp ve eczacılığın sembolü olarak kabul edilen "kadehe sarılı yılan" heykeli, Çankırı Müzesi’nde sergileniyor. Taş Mescit’ten (Cemaleddin Ferruh Darüşşifası) çıkartılan eser, sağlık ve tıp tarihi açısından önemli buluntular arasında bulunuyor. 1235 yılında yapılan darüşşifada işlenilen heykelde bulunan yılan şifa ve yenilenmeyi, kadeh ise ilacın ya da şifalı suyun sunumunu temsil ediyor. Orijinal haliyle sergilenen heykel, müzede en çok ziyaret edilen objeler arasında yer alıyor. "Bu yılan eczacılığın temelini oluşturmaktadır" Heykelin orijinal halinin Çankırı Müzesinde sergilendiğini söyleyen İl Kültür ve Turizm Müdürü Muharrem Ovacıklı, "Çankırı Müzesi, Etnografya bölümünde eczacılığın sembolü kadehe sarılı yılan bulunmaktadır. Bu yılan eczacılığın temelini oluşturmaktadır. 1235 yılında Selçuklu döneminde yapılan Çankırı Darüşşifasında işlenen heykel, eczacılığın ve sağlığın sembolüdür. Orijinali ise bu müzede sergilenmektedir. Kadehe sarılı yılan eczacılığın sembolü olduğundan dolayı ilimize gelen ziyaretçilerin müzemizde en çok ziyaret ettiği objelerin başında gelmektedir. Gelen yeri ve yabancı turistlerden ise yoğun ilgi görmektedir. Bu heykel sayesinde tıp dünyasından birçok ziyaretçimizi müzemizde ağırlama imkanı bulmaktayız" dedi.
Diyarbakır Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında doğdu, Diyarbakır’da sağlığına kavuştu Mardin’in Kızıltepe ilçesinde nadir görülen bir doğumsal anomali ile dünyaya gelen bebek, Diyarbakır’da gerçekleştirilen başarılı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında (gastroşizis) doğan bebek, doğumun hemen ardından acil müdahale kapsamında ambulansla Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine sevk edildi. Hastaneye ulaştırılan bebek, zaman kaybedilmeden gece saatlerinde ameliyata alındı. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Suat Çal tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından bebek, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi altına alındı. Yaklaşık bir ay süren titiz tedavi sürecinin ardından bebeğin genel sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine taburcu işlemleri gerçekleştirildi. Op. Dr. Çal, gastroşizisin doğumda karın duvarının tam gelişmemesi sonucu bağırsakların karın dışında bulunmasıyla ortaya çıkan ciddi bir tablo olduğunu belirterek, "Bu tür vakalarda en önemli unsur hızlı sevk ve erken cerrahi müdahaledir. Doğumdan hemen sonra yapılan doğru müdahale ve yoğun bakım süreci sayesinde bebeğimiz sağlığına kavuştu. Multidisipliner ekip çalışması bu başarıda büyük rol oynadı" dedi. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise vaka sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "İlimizde sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve koordineli şekilde yürütülmesi sayesinde bu zorlu vaka da başarıyla sonuçlanmıştır. Sevk sürecinden ameliyata, yoğun bakım takibinden taburculuğa kadar emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın en ileri düzeyde sağlık hizmetine erişimi için çalışmalarımız kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Zorlu bir süreci başarıyla atlatan bebeğin sağlığına kavuşması, hem ailesine hem de sağlık çalışanlarına büyük mutluluk yaşattı. Yetkililer, bu tür vakalarda erken müdahale ve ekip koordinasyonunun hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguladı.
Gaziantep Antikacılardan antika tutkunlarına uyarı: "Her eski antika değil" Son zamanlarda çevrimiçi platformlarda eski ev eşyalarının yüksek fiyatlarla satışa çıkarılması ve bu ürünlerin gerçek değerinin çok üstünde fiyatlarla satılması konusunda vatandaşları uyaran antikacılar, her eskinin antika olmadığını belirtti. Antika piyasasında ürünlerin gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlarla satılması vatandaşları özellikle de antika tutkunlarını mağdur ediyor. Bir dönemin vazgeçilmezi olan fincan ve perde gibi eşyalar ile geçmiş döneme ait olan ancak antika olmayan ürünler, çevrimiçi platformlarda veya sosyal medya üzerinden yapılan antika mezatlarında antikacı olmayan kişiler tarafından "nostaljik" ya da "antika" adı altında fahiş fiyatlarla satılıyor. Antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapılmamalı 70’li ve 80’li yıllara ait eski eşyaların fahiş fiyatlarla satılmaya çalışıldığına dikkat çeken Gaziantep’teki antikacılar, her eski eşyanın antika olmadığını belirterek, vatandaşlara yeterli araştırma yapmadan ve antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapmamaları konusunda uyarıda bulunuyor. Antikacılığı babasından öğrenen ve çocukluğundan beri antikacı olan 65 yaşındaki Menderes Kaya, 40-50 yıl öncesine ait eşyaların antika sayılamayacağını belirtti. "Mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" Antikanın belli kriterlere bağlı olduğunu belirten Kaya, eski eşyaların sadece nostaljik bir değere sahip olduğunu ifade ederek, "Antika olması için bir eşyanın hem çok eski hem de nadir olması lazım. Eski tür eşyalar satın alınmadan önce mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" dedi. "Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik" Küçük yaşlarda babasının topladığı antika eserlerle tanıştığını belirten Kaya, "Rahmetli babam bu sanatla uğraşırdı. Osmanlı dönemine ait tüfek, tabanca, kılıç, kama ve hançer gibi malzemeleri toplardı. Eski malzemelerin namlusunun üzerine ağaçlarla imitasyon süsleme yapardı. Bir kısmı eski parçalar olan eski orijinal parçaları yenileriyle takviye edip bir bütün hale getirirdi. İki kardeşim daha vardı, onlarla birlikte bu sanata başladık. Bu sanatta babam 29 tane eleman yetiştirdi. Bizler de o elemanların yanında yetiştik. Bu yaptığımız tüfek, tabanca ve diğer malzemelerin nakış işlerini bizler yapardık. Antik eski namlulu silahlar bir bütün hale getirildiğinde demir üzerine, ahşap üzerine gümüş veya altın kakma sanatı yapmaya başladık. Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik. Yıllardır da hala bu meslekle uğraşıyorum" dedi. "Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım" Her eski malzemenin antika olmadığının altını çizen Kaya, "Eski malzemenin üzerine sanat yapılması lazım. El emeği göz nuru bir emeğin olması lazım. Bir de yapılan malzemenin üzerindeki sanatkarın çalışmış olduğu maden de önemlidir. Orijinal Osmanlı kale tüfeği üzerine yapılan çalışma bile alüminyum sarı telle değil de altın gümüş kakma sanatıyla yapılması lazım. Ticaret amaçlı alüminyum çalışma yapıyorlar. Bu tür eşyalara ‘orijinal’ diyorlar ama orijinal olmadığını, imitasyondan yapıldığını söylemeleri lazım. Her malzeme antika değildir. Antika üzerinde sanat, emek ve göz nuru olmalıdır. Antika eserin tarihi olarak, özgeçmiş olarak antik bir zamanı bünyesinde barındırması lazım. Eserin üzerinden 100 yıl geçmesi lazım. Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım. Eski orijinal malzemeleri yeni döküm olarak yapıyorlar. Sosyal medyada da görüntüyle alıcıyla satıcı arasında bir haberleşme oluyor. Resim gönderiliyor. Satıcı arkadaşımızda, ‘bu eser orijinal mi?’ diye soruyor. Evet, belki resimde orijinal gibi gözüküyor diye orijinal diye satılıyor. Esnaf arkadaşlarımızın buna çok dikkat etmesi lazım" diye konuştu.