GÜNDEM - 23 Kasım 2023 Perşembe 15:11

Filistinli akademisyenin verdiği seminere yoğun ilgi

A
A
A
Filistinli akademisyenin verdiği seminere yoğun ilgi

Şırnak Üniversitesi’nde konuşmacı olarak Filistinli Prof. Dr. Abdulfettah El-Awaisi’nin yer aldığı “Geçmiş ve Gelecek Arasında Beytü’l Makdis” konulu seminer yoğun ilgi gördü.


15 Temmuz Kongre ve Kültür Konferans Salonu’nda düzenlenen seminerin açılış konuşmasını yapan Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, dünyada farklı zamanlarda çok ciddi sıkıntılar ve savaşlar yaşandığını söyledi. Alkış, "Bu konuda hepimiz birer imtihandayız. Elimizden ne geliyor, ne yapabiliriz, neler konuşabiliriz, pratikte neler yapabiliriz, teoride neler öğrenebiliriz, hepimiz bundan sorumluyuz. Bu musibeti yaşayan Filistin halkı, fakat bu musibet hepimizle ilgili olabilirdi. Biz de benzerini yaşayabilirdik. Bizim geleneğimizde kıyas-ı nefs diye bir kavram var. Günümüzde buna empati diyorlar. Bizler de empati yapabiliriz. Allah Filistinli kardeşlerimizi muhafaza etsin” dedi.



"İngiltere, 1917’de Filistin’i işgal etti ve 30 yıl boyunca İsrail’in alt yapısını oluşturdu"


Seminere konuşmacı olarak katılan Filistinli Prof. Dr. Abdulfettah El-Awaisi, Filistin’de yıllardır yaşanılan zulmü deneyimleri üzerinden anlattı. Filistin konusunun sadece Filistin halkının meselesi olmadığını ifade eden Prof. Dr. El-Awaisi, “Mescid-i Aksa meselesi bizim akidemizin, imanımızın ve İslam’ımızın bir parçasıdır ve İslam alemindeki diğer tüm meselelerden ayrı bir noktadadır. Mescid-i Aksa meselesinin sadece Filistinlilerin ve Arapların bir meselesi olduğunu söylemek, büyük bir yanılgı ve yanlıştır. Benim bir Filistinli olarak Mescid-i Aksa’yı sevmemin nedeni Filistinli olduğumdan değil, Allah’ın ve Peygamberinin verdiği önemden dolayıdır. İsrail, Batı’nın Orta Doğu’ya yerleştirdiği bir sömürge planıdır. Yıllarca İngiltere’de İngiliz arşivlerinde araştırmalar yaptım ve incelediğim belgelerde İsrail denilen devletin, İngiltere’nin kendi maslahatları için Orta Doğu’da tesis ettiği bir devlet olduğunu gördüm. İngiltere, 1917’de Filistin’i işgal etti ve 30 yıl boyunca İsrail’in alt yapısını oluşturdu. 1917’den 1948’e ve akabinde günümüze kadar Filistin halkı, imkanları el verdiğince buna karşı direndi ve mücadele verdi” diye konuştu.



"Bu zulümde neredeyse her evde bir, iki veya on şehit var"


Filistin’de 75 yıldır devam eden bu zulümde her evden şehitlerin olduğunu belirten Prof. Dr. El-Awaisi, sözlerine şöyle devam etti:


“Filistin’de 75 yıldır devam eden bu zulümde neredeyse her evde bir, iki veya on şehit var. Kendi hayatımdan örnek verecek olursam, benim iki kız ve iki erkek kardeşim İsrail yüzünden şehit oldu. Bu Filistinli tüm ailelerin başına gelen bir hadisedir. 2 yıl önce İsrail’in içerisinde bir şeyler ciddi bir şekilde değişmeye başladı. Aşırı sağcı dediğimiz bir grup hükümet oldu ve Filistinlileri ya tamamen öldürmek ya da tamamen Filistin’den çıkarmak istiyorlar. Ve kırmızı bir çizgileri var, Mescid-i Aksa’nın tamamen yıkılması. Şu an Gazze’de yaşananlar toplu bir katliamdır. Hatta siyonistlerin kendi kavramları ile dile getirmek gerekirse orada yaşananlar soykırımdır. Bu savaş, İsrail’in çocuklara, kadınlara, yaşlılara, hastanelere, ibadet yerlerine saldırdığı bir savaştır. 2 milyar Müslüman nerede? 2 milyon nüfusu olan Gazze’ye bir yudum su ve bir parça ekmek dahi gönderemediler. Neden? Çünkü Gazze 16 yıldır hem İsrail hem de Arap ülkeleri tarafından ambargo altında. Allah korusun eğer Gazze tamamen yıkılırsa ve Gazze’deki 2 milyon insan öldürülürse bir sonraki adım Mescid-i Aksa yıkılır. İkinci gün Arap devletlerinin çoğu işgal edilir, bir sonraki gün ise İsrail askerlerini Anadolu’da görürsünüz."


Semineri Rektör Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, Genel Sekreter Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Cabir Altıntaş, akademik ve idari personel ile öğrenciler takip etti.



Filistinli akademisyenin verdiği seminere yoğun ilgi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Çeşme’de, duygu dolu Çanakkale anması 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla Çeşme’de anlamlı bir anma programı düzenlendi. 18 Mart’ta okulların ara tatilde olması nedeniyle bugün gerçekleştirilen törende duygu dolu anlar yaşandı. Çakabey Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa ilçe protokolü, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Sıdıka Kelami Ertan Ortaokulu tarafından hazırlanırken, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı okul müdürü Hikmet Aykut yaptı. Aykut, konuşmasında Çanakkale Zaferi’nin yalnızca bir askeri başarı olmadığını, aynı zamanda bir milletin kaderini değiştiren tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Çanakkale’de verilen mücadelenin fedakârlık, inanç ve kararlılığın en büyük örneklerinden biri olduğunu ifade eden Aykut, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğine dikkat çekerek, "Onun askeri dehası ve sarsılmaz iradesi olmasaydı bugün bu topraklarda özgürce yaşamak mümkün olmayacaktı" dedi. Konuşmasında gençlere de seslenen Aykut, Çanakkale ruhunun yalnızca geçmişte kalmaması gerektiğini belirterek, bu ruhun bilim, sanat ve üretimle geleceğe taşınmasının önemine değindi. Şehitlerin emaneti olan vatanın korunmasının en büyük sorumluluk olduğunu ifade etti. Öğrencilere ödülleri verildi Program kapsamında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen şiir ve resim yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Öğrencilerin Çanakkale ruhunu yansıtan eserleri, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Tören, öğrenciler tarafından sahnelenen "Geçilmez Çanakkale" adlı gösteri ile devam etti. Duygusal anların yaşandığı gösteri, izleyicilerden büyük alkış aldı. Anma programı, toplu hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Kocaeli Patrondan nezarethanede para teklifi iddiası: "Başını kaldır bana bak, sigortalı söyle" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davanın duruşmasında, olaydan yaralı kurtulan personel Gülhan Bendi yaşananları anlattı. Olaydan önce elektrik sorunları yaşandığını ve yangın merdiveninin maliyet gerekçesiyle yapılmadığını söyleyen Bendi, ayrıca fabrikada Defacto ve LC Waikiki gibi ünlü markalara parfüm dolumu yaptıklarını belirterek, üretimin iddiaların aksine aktif şekilde sürdüğünü söyledi. Bendi, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek para teklif etti" dedi. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Sanık savunmaları tamamlandı Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 2’si firari 16 sanığın savunmaları tamamlandı. Sanık savunmaları tamamlanmasının ardından müşteki ifadelerinin dinlenmesine geçildi. Müştekilerden, patlamadan yaralı kurtulan çalışan Gülhan Bendi (40), fabrikanın çalışma düzeni, üretim süreci ve yangın öncesine ilişkin beyanlarda bulundu. "Yandım ama sesleri duyuyordum" Olaydan yaklaşık bir hafta önce elektrik tesisatında sıkıntıların başladığını ve şalterlerin sürekli attığını belirten Bendi, "Ravive Kozmetik’te yaklaşık 4,5-5 yıldır çalışıyordum. Olaydan 1 hafta önce elektrikte sıkıntı vardı. Tuncay Yıldız fişi taktıktan sonra patlama oldu. Ben çıktım ama diğerleri çıkamadı. Yandım ama sesleri duyuyordum, çıktığımda ben de yanıyordum. Saniyeler içinde fabrika tutuştu, herkes çığlık çığlıyaydı. Kurtuluş Bey de yoldan geri dönmüş" dedi. "Hafta sonu çalışmamız istendi" Fabrikadaki üretim süreci ve eksiklikler hakkında bilgi veren Bendi, "Kurtuluş Bey bize özellikle ’hafta sonu gelin, yetişmesi gereken ürünler var’ dedi. Defacto, LC Waikiki, Sheliq, Kiva, Shauran ürünleri o gün yapılacaktı. Önce hastaneye, sonrasında karakola gittik. Shauran üretimini de yapıyorduk, yapılmıyordu söylemleri yalandır. Biz Sheliq paketlemesine gidiyorduk, hatta Ataşehir’deki ofiste bizi görmedikleri, tanımadıkları iddiası yalandır. Olay günü Tuncay Yıldız Defacto’nun karışımını yaptı, biz de dolumunu yapacaktık. Tuncay alana getirdi ürünü. Aynı zamanda krem yapıyordu. Yaklaşık bir hafta boyunca şalter atıyordu ama bir problem olmuyordu, aynı zamanda elektrik faturası da geliyordu" diye konuştu. Tutuklu sanıklardan fabrika sahibinin gelini Aleyna Oransal’ın "iş yerine hiç gitmediği" yönündeki savunmasını yalanlayan Bendi, "Eski fabrikada bir makine vardı, ikinci fabrikaya geçince 2 makine alındı. Aleyna Oransal fabrikaya gelmediğini söylüyor ancak geldi, hatta işimiz yoğun olduğu zaman yardımcı da oldu. Çağatay ve Gökberk Güngör de ofise geliyordu" ifadelerini kullandı. "SGK yalanı için para teklif etti" Çalışanların sigortasız çalıştırıldığına ilişkin de konuşan Bendi, gözaltı sürecinde kendisine para teklif edildiğini ileri sürerek, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek bana para teklif etti. Ben de 3 gün nezarethanede kaldım. Çok merak ediyorum, babaları yaşasaydı suçu yine babalarının üzerine atabilecekler miydi" diye konuştu. "Kurtuluş Oransal çok para dedi" Gülhan Bendi, sözlerine şöyle devam etti: "Tekirdağ’dan ürünler geliyordu, burada dolum yapıyorduk. Kiva, Defacto, LC Waikiki dolumlarını yapıyorduk. Hem kendi fabrikalarına hem de başka fabrikalara üretim ve dolum yapıyorduk. Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal (tutuklu fabrika yetkilileri) yeni yere geliyordu. Bazen çalışıyor, müşteri de getiriyorlardı. Daha çok Altay müşterilerle görüşüyordu. Yangın merdiveni için 300 bin TL istediler, Kurtuluş Oransal ’Çok para’ dedi. İkinci kez gelenler 500 bin istedi, yaptırmadı." "Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin" Gülhan Bendi ayrıca, fabrikaya hiçbir resmi kurumun denetime gelmediğini söyleyerek, "Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Hiçbir resmi kurum denetime gelmedi. Sadece zabıta geliyordu, çaylarını içip gidiyorlardı. Çevreden şikayet geliyordu, koku ve çöplerle ilgili. Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin. Zabıtalar parfüm alıp gidiyordu" cümlelerine yer verdi. Bendi’nin ifadesinin ardından duruşmaya ara verildi.