EKONOMİ - 06 Haziran 2025 Cuma 10:16

Gabar petrolü Şırnaklı gençlerin yeni istihdam kapısı

A
A
A

Türkiye’nin enerjide tam bağımsızlık adımlarından biri olan Gabar petrol üretim sahası giderek genişliyor. 114 üretim kuyusuna ulaşılan Gabar Dağ’ında yerli ve milli sondaj kuleleri ile petrol üretimi gerçekleştirilirken, Şırnaklı gençlerin de istihdam kapısı olmaya devam ediyor.

Türkiye’nin petrolde dışa bağımlılığını azaltan Gabar petrolünün yıllık ekonomik değeri 2 milyar doların üzerinde hesaplanırken, bölgedeki rezervi artırmaya yönelik sondaj çalışmaları 114 kuyuya çıktı. TPAO Bölge Müdürlüğünün hedefi 2025 yıl sonuna kadar 110 kuyu daha açarak 84 bin günlük varil petrol üretimini 100 bin günlük varil petrolün üstüne çıkarmak. Ülkenin enerji üretiminde önemli bir yeri bulunan petrole yönelik yaklaşık 100 yılı bulan sondaj ve keşif çalışmalarıyla tespit edilen rezerveler son yıllarda ciddi miktarlara ulaştı. İlk sondaja 1934’te Baspirin’de açılan kuyuya ev sahipliği yapan Şırnak, Gabar’da yapılan rezerv keşifleriyle petrol şehri unvanını kazandırdı.

Gabar Dağı’nda 2021 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından karada yapılan en büyük 10 keşif arasında yer alan 150 milyon varillik petrol müjdesi ile birlikte, yapılan çalışmalarda Şehit Esma Çevik-1 arama kuyusunda 36 API gravite ile dünyanın en kaliteli petrolleri arasında yerini alan Gabar petrolü, 10 Mayıs 2021 yılında açılan ilk kuyunun ardından Şehit Esma Çevik, Şehit Teğmen Akdeniz, Şehit Aybüke Yalçın, Mehmet İrfan Güler, Bülent Sadioğlu ve Bulmuşlar kuyuları ile birlikte 114 kuyuya ulaştı. Yaklaşık 1 milyar varil petrol rezerve sahip Gabar Dağı’nda Nisan 2023’te üretim faaliyetine giren Şehit Aybüke Yalçın-1 kuyusunda üretimi yapılan petrolün ise 41 API gravite değerine sahip olduğu belirlendi.

Gabar petrolü Şırnaklı gençlerin yeni istihdam kapısı

Günlük yaklaşık 1 milyon varil petrol tüketimine sahip Türkiye’de yapılan keşifler sayesinde tüketimde yerli üretimin payı artırılırken, Gabar, kısa sürede Türkiye’nin en verimli sahası haline geldi.

Türkiye’nin günlük petrol üretimi 2020’de 64 bin varil iken, 2021’de 69 bin varile ve 2022 sonu itibarıyla 80 bin varile ulaştı. Gabar’daki rezervlerin hızla üretime dönüştürülmesiyle, buradan elde edilen üretim 84 bin varili aştı. Gabar Petrolü ile birlikte 5 yıl içerisinde Türkiye’nin toplam üretimi ise 135 bin varilin üzerine çıktı.

Gabar’da petrol üretiminin bu yıl 100 bin varile ulaşması planlanıyor. Bu hedef doğrultusunda yapılan çalışmalarla sahada işletilen toplam kuyu sayısı 114 ulaştı. Petrol arama çalışmalarına ara vermeden çalışan TPAO yıl sonuna kadar 110 kuyu daha açarak 100 bin varil günlük petrol üretimin üzerine çıkmayı hedefliyor.

Şırnak’ta istihdamın yeni adresi Gabar petrolü

Keşifler, Şırnak’ın kalkınmasında da önemli rol oynuyor. Bölgede yapılan yatırımlarla 600 kilometreye yaklaşan yol ağı hayata geçirilirken, 3 bin 200’ü aşkın personel istihdam edildi. Eğitim gören Şırnaklı çocukların hayalleri arasında Petrol Mühendisliği ise ilk tercihler arasına girmeye başladı. Şırnaklı öğrenciler petrol mühendisliği ile ilgili projeler üretmeye başladı. Şırnak, petrol üretiminin getirdiği yatırımlar sayesinde göç alan bir şehir haline geldi. Gabar’da öngörülen 25 yıllık petrol üretimi takvimi sayesinde istihdamda artış ve ekonomik kalkınmanın uzun yıllar devam etmesi bekleniyor. Türkiye’nin petrol sektöründe lider olan TPAO’da Gabar keşiflerine yenilerini eklemek için çalışmalarına aralıksız sürdürüyor. Şirketin planlamasına göre, Gabar çevresindeki bölgeler ve çeşitli illerde aramalar sürecek ve bu yıl karada 269, denizde 10 kuyu kazılacak.

Gabar petrolü Şırnaklı gençlerin yeni istihdam kapısı

Yerli ve milli kuleler ile petrol arama

Gabar’da petrol üretiminin yerli teknolojiyle yapılması konusunda adımlar atılırken, bu kapsamda yerli imkanlarla geliştirilen sondaj kuleleri çeşitli sahalarda devreye alındı. Şehit Esma Çevik, Şehit Teğmen Akdeniz, Şehit Aybüke Yalçın, Mehmet İrfan Güler, Bülent Sadioğlu ve Bulmuşlar petrol arama ve üretim sahalarında yerli ve milli üretim olan Koca Yusuf, Seyit Onbaşı ve Naim Süleymanoğlu sondaj kuleleri ile petrol çıkarma ve üretimi gerçekleştiriliyor. Türkiye’nin yerli petrol üretiminin tüketimin yüzde 15’inden fazlasını karşıladığı değerlendiriliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, Gabar sahasında yıllık üretim 2,3 milyar dolarlık ekonomik kazanç sağlarken artan üretim sayesinde petrol ithalatı da azalıyor. Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, yıllık ülke ekonomisine 2 milyar dolar katkı sağlanan Gabar Dağı’nda Şırnaklı gençlerin çalıştığını gördükçe mutlu olduklarını söyledi. Yarka, "2021 yılında başlayan bu petrol serüveni, her gün çıtası yükselerek verimliliğini artırıyor. Esma Çevik alanında ilk törene katılmıştım. En son cumhurbaşkanımızın açıklamalarıyla 81 bin varile yükseldi. Bu da çok mutlu etti. Ondan sonra Aybüke Yalçın alanın da yine çok güzel bir tören ile orada da program yapıldı ve tanıtıldı. Ve o günden bugüne kadar hakikaten bölgeye çok ilgi alanı haline geldi. En son Enerji Bakanımızın açıkladığı rakamlarla yıllık 2 milyar dolar gibi bir getiriden bahsediliyor" dedi.

Şırnak’ta petrol ve sondaj mühendisliği kurulması için YÖK Başkanı ile görüşüldü

Gabar Dağı’nda 3 bin 200 kişinin petrol arama, sondajlama ve üretiminde çalıştığını, ancak Şırnaklı olarak kalifiye elaman eksikliğinin olduğunu belirten Yarka, "Şırnak Valisi ve Milletvekili Arslan Tatar’ın YÖK Başkanı ile Şırnak’ta Petrol ve Sondaj Mühendisliği fakültesi kurulması için görüşüldü. Enerji Bakanımızın açıklamalarında, 3 bin 200 personelin burada istihdam edildiği. Tabii bu personeller özellikle petrol arama, tarama ve sondaj çok önemli ve riskli çalışma alanlarıdır. Burada kalifiye insanların, çalışanların bulunması da pekte kolay değil. Ama bizim yetkili bakanlarımızdan, genel müdürümüzden ve bu işin yetkileri ile ilgili valimiz, milletvekilimiz şahsım olarak bizim her zaman tek isteğimiz bölge insanının öncelikle işe alınması konusudur. Ve sahaya gittiğimizde, sahada bir sürü Şırnaklıların çalıştığını gördüğümüz zaman da çok mutlu oluyoruz. Bir de sadece Gabar ile yetinmeyeceğiz. Beytüşşebap’ta olsun, Şırnak’ta Bestler-Dereler bölgesinde olsun, Cudi Dağı’nda olsun, Cizre’nin bazı bölgelerinde, Silopi’de Şırnak tamamen bir petrol rezerv alanı olarak gözüküyor" diye konuştu.

TPAO Şırnak Bölge Müdürlüğü hizmet binasının olmadığını ve yıl sonuna kadar hizmet binasının temelinin atılmasının hedeflendiğini aktaran Yarka, "Şu anda TPAO Bölge Müdürlüğü için arsa alındı, şu anda proje ihalesi yapıldı ve inşallah hedefimiz bu yıl sonunda buraya bölge müdürlüğünün binasının temelinin atılmasıdır. Bu yerleşke ile beraber daha çok verimlilik artacağını düşünüyorum. Şırnak’a da canlılık kazandırdı zaten. Petrol ismi anıldığı günden bu güne kadar Şırnak ve ilçelerinde bile otellerde doluluk oranı had safhadadır. Çünkü, hakikaten Şırak nüfus olarak en kısa zamanda bayağı nüfus yoğunluğu olacağını tahmin etmekteyiz. Bunu gözümüz ile görüyoruz. Petrol hakikaten çok önemli bir materyal olduğu için ve millet tarafından bu ilgi ile takip edilmektedir. Biz bunu inşallah üretimini daha yüksek varillere çıkarmak için bizde dua edeceğiz hem Şırnak Belediyesi olarak ta her zaman desteklerimiz kendileri ile beraber olduğunu söylemek isterim. Tüm hemşerilerimin Kurban Bayramını da tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.

Melih Yiğit - Mikail Şan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Kanserle savaşmıyor ’misafir’ gibi karşılıyor Trabzon’da bir çocuk annesi Güzin Emral Yazıcı, kanser olduğunu öğrendiği andan bugüne geçen hastalık sürecini bir ’savaş’ değil bir ’misafir’ olarak kabul ederek tedavi sürecini herkese örnek olacak bir olgunlukla yaşıyor. Erzurum’da uzun yıllar yaşayan sağlık çalışanı Güzin Emral Yazıcı, memleketi Trabzon’a tayin olduktan sadece iki hafta sonra mide ağrısı şikayetiyle doktoruna başvurdu. İlk etapta mide kanseri teşhisi konulan Yazıcı’nın detaylı tetkikler sonucu iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. "Kanserle savaşmıyorum" diyerek hastalığı geçici bir misafir olarak gördüğünü belirten Yazıcı, sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer durumdaki kadınlarla iletişim kurarak dayanışma ve moral desteğinin önemini vurguluyor. Ameliyata hazırlanırken... Trabzonlu 41 yaşındaki Güzin Emral Yazıcı, üniversite eğitimini Erzurum’da tamamladıktan sonra çalışma hayatına da aynı şehirde başladı. Uzun yıllar Erzurum’da görev yapan sağlık çalışanı Yazıcı, bir süre önce memleketine tayin talebinde bulundu. Atamasının gerçekleşmesiyle birlikte Trabzon’da görevine başlayan Yazıcı’nın hayatı ise göreve başladıktan iki hafta sonra yaşadığı sağlık sorunu ile bambaşka bir yön aldı. Mide ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran Yazıcı’ya ilk etapta mide kanseri teşhisi konuldu. Tedavi için Ankara’ya giden Yazıcı, Hacettepe Üniversitesi’nde ameliyata hazırlanırken yapılan ileri tetkiklerde kan değerlerindeki anormallik dikkat çekti. Mide kanserinin bu tabloyu açıklamaması üzerine ameliyat iptal edildi ve tanı süreci yeniden başlatıldı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından Yazıcı’nın aslında iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamıyor Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamayan Yazıcı için akıllı ilaç tedavisi planlandı. Ankara’da bir onkolog eşliğinde başlatılan tedavinin ilk üç aylık kontrolünde gerileme tespit edildi. Altıncı ayını doldurmak üzere olan Yazıcı’nın tedavi sürecinin planlandığı şekilde devam ettiği, Nisan ayında yeniden kontrole gideceği öğrenildi. 15 yaşında bir kız çocuğu annesi olan Yazıcı, teşhis sürecinin psikolojik olarak yıpratıcı geçtiğini ancak hastalığa teslim olmadığını dile getirdi. "Kanserle savaşmıyorum" diyen Yazıcı, hastalığı bedeninde oluşan ancak geçici olduğuna inandığı bir misafir olarak gördüğünü ifade etti. Süreç boyunca sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer hastalıkla mücadele eden kadınlarla iletişim kurduğunu belirten Yazıcı, dayanışmanın ve moral desteğinin tedavi sürecine olumlu katkı sağladığını vurguladı. Pozitif kalmanın önemine dikkat çeken Yazıcı, tamamen iyileşeceği güne odaklandığını kaydetti. "Çok şükür gerileme var; tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" Trabzon’da mide kanseri teşhisi konulduğunu tedavi için gittiği Ankara’da ise meme kanseri teşhisi konulduğunu belirten Güzin Emral Yazıcı, "Erzurum’da yaşarken bir anda memleketime tayin isteme kararı aldım. Tayinim çıktı ve Trabzon’a geldim. Ancak görev yerimde yalnızca iki hafta çalışabildim. İkinci haftanın sonunda mide kanseri teşhisi aldım. Bu haberi almak büyük bir şoktu. Kanser kelimesini duyduğunuz an, sanki doktor size doğrudan öleceksin demiş gibi hissediyorsunuz. Tedavi için Ankara’ya gitmeye karar verdim. Apar topar Ankara’ya, Hacettepe Üniversitesi’ne gittik. Mide kanseri olmam imkansızdı. Midemde rahatsızlık hissetmiyordum. Sadece midem ağrıyordu. Orada yapılan tetkiklerde mide kanseri olduğu söylendi ve hemen ameliyatla midemin alınması planlandı. Kendimi psikolojik olarak ameliyata hazırladım. Ameliyat olacak ve iyileşecektim. Ancak ameliyat öncesi alınan kan örneklerinde ilikle ilgili bir bozukluk tespit edildi. Doktorlar, mide kanserinin bu şekilde kan değerlerini bozmayacağını belirterek ameliyatı iptal etti. Yeniden araştırmalar başladı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından aslında mide kanseri değil, meme kanseri olduğum ortaya çıktı. Meme kanseri midede metastaz yapmazmış, dünyada çok az görülen örnekleri varmış. Aslında akciğer, karaciğer ve kemiğe yayılım görüldüğünü ifade ettiler. Bende ise hem midede hem de kemikte metastazlarım oluşmuş. Çok zor teşhis aldım. İki taraflı meme kanseri teşhisi konuldu. Ankara’da bir onkologla tedavi sürecine başladık. Kan değerlerim çok bozuk olduğu için kemoterapi alamadım. Bunun yerine akıllı ilaç tedavisine başlandı. Tedaviye vücudum güzel yanıt veriyor. İlk üç aylık kontrolüm Ankara’da yapıldı. Şu anda altıncı ayın içindeyim ve Nisan ayında yeniden kontrole gideceğim. Çok şükür gerileme var. Tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" dedi. "Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum" "İlk duyduğumda dünyam başıma yıkıldı" Yazıcı, "Çok gencim hiçbir şey yaşamadım diye düşündüm. Teşhisi ilk öğrendiğimde aklıma hemen 15 yaşındaki kızım geldi. Bir kız çocuğu annesiyim. O an, sanki dünyadaki son günümü yaşıyormuşum gibi hissettim. Ama zamanla bunun böyle olmadığını anlıyorsunuz. Tedaviye yanıt aldıkça, vücudunuz karşılık verdikçe kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Şimdi sürece alıştım. Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum. İyi olacağıma inanıyorum. Bu süreçte sosyal medyada bir sayfa açtım. Benim gibi olan kadınlarla iletişim kurmak, birbirimize destek olmak istedim. Çok güzel ve pozitif mesajlar alıyorum. İnsanlar kendi hikayelerini paylaşıyor. Bu süreç psikolojik olarak yıpratıcı. İnsanlarla dertleşmek, birbirimize moral vermek bana güç veriyor. Kimseyle kendimi kıyaslamıyorum. Kanser kıyaslanacak bir hastalık değil. Herkesin süreci ve tedavisi kendine özgü. Ancak birlik olmanın, birbirimize moral vermenin çok önemli olduğuna inanıyorum. Kanser kelimesi korkutucu ama değil. Korkmuyorum" şeklinde konuştu. "Kanserle savaşmıyorum" Kanserle savaşmadığını onu kabul ettiğini kaydeden Yazıcı, "Hastalığı ilk öğrendiğimde herkesi kendim aradım. Merhaba, nasılsın cümleleri ile başladım sonrasında ‘biliyor musun, ben kanser oldum’ dedim. Sanki grip oldum der gibi söyledim. Bir kuzenim var, kişisel gelişim uzmanı. Onu aradığımda önce inanmakta zorlandı. Ne yapacağım diye sordum. Bana, ‘Kendini bununla yorma, bununla savaşma’ dedi. Bu cümle bana çok iyi geldi. Çünkü bu hastalık benim bedenimde oluştu. Onunla savaşmıyorum, onu kabul ettim. Ama zamanı geldiğinde geldiği gibi geri püskürteceğim. O benim bir parçam değil, sadece geçici bir misafir. Genç ya da yaşlı, birçok insan bu hastalıkla mücadele ediyor. Zor bir hastalık. Hem psikolojik hem maddi olarak zor bir süreç. Ancak eve kapanıp sürekli ah, vah demenin kimseye faydası yok. Pozitif kalmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. Ben, bu hastalığın psikolojik etkenlerle de bağlantılı olabileceğini düşünüyorum. Bu zamana kadar gamlı yaşadıysak bugünden sonra kendimizi daha iyi yaşamaya adapte edelim. Dolaşalım, nefes alalım, bugüne şükredelim. İnanıyorum ki yeneceğiz. Herkes yenme umuduyla yaşasın. Ben böyle yaşıyorum ve kendimi iyi hissediyorum. Onu yeneceğime yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan Güzin Emral Yazıcı’nın bu süreçte en büyük destekçisi eşi Fatih Yazıcı olurken, eşinin tedavi süreciyle yakından ilgileniyor.
Manisa Köse: "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" diyerek kadınların toplumdaki önemine dikkat çekti. Kadınların hayatın her alanında emekleri, fedakarlıkları ve başarılarıyla topluma yön verdiğini belirten Köse, güçlü ve sağlıklı bir toplumun ancak kadınların hak ettiği değeri görmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Kadınların aileden eğitime, ekonomiden sosyal yaşama kadar her alanda önemli sorumluluklar üstlendiğini vurgulayan Köse, "Kadınlarımız toplumun temel taşı, aile yapısının en güçlü dayanağıdır. Onların emeği, sabrı ve fedakarlığı sayesinde toplumlarımız ayakta durmakta ve geleceğe umutla bakabilmektedir." dedi. Kadınların sadece bir gün değil yılın her günü hatırlanması ve desteklenmesi gerektiğini belirten Köse, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumsal hayattaki yerini hatırlamak, onların emeklerine saygı göstermek ve karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmek açısından önemli bir gündür. Kadınların eğitimde, çalışma hayatında, sosyal ve kültürel alanlarda daha fazla yer alması, toplumların gelişmişlik seviyesini de doğrudan etkilemektedir." Kadınlara yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu da dile getiren Köse, kadınların huzur, güven ve eşit fırsatlar içinde yaşayabildiği bir toplumun herkes için daha güçlü bir gelecek anlamına geldiğini ifade etti. Köse, mesajının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, sağlık, huzur ve başarı dolu bir yaşam temennisinde bulundu.