ASAYİŞ - 16 Mart 2026 Pazartesi 13:20

Şırnak’ta jandarmadan kaçakçılık operasyonu: 34,5 milyon liralık kaçak malzeme ele geçirildi

A
A
A
Şırnak’ta jandarmadan kaçakçılık operasyonu: 34,5 milyon liralık kaçak malzeme ele geçirildi

Şırnak İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerince 9-15 Mart 2026 tarihleri arasında yürütülen çalışmalarda çok sayıda kaçak ürün ele geçirildi, onlarca şüpheli hakkında işlem başlatıldı.


Jandarma ekiplerinin il genelinde gerçekleştirdiği operasyonlarda 102 kaçakçılık ve 3 narkotik suç olayı meydana geldi. Olaylarla bağlantılı 118 şüpheli şahsa ait ev, eklenti ve araçlarda arama yapıldı. Operasyonlarda, 3 adet extacy hap, 3 bin 250 litre kaçak akaryakıt, 2 bin 768 litre alkollü içecek, 186 adet cep telefonu, 33 bin 345 adet bandrolsüz sigara, 793 adet elektronik sigara ve likit, 64 kilogram nargile tütünü bin 431 adet muhtelif hırdavat malzemesi, 2 bin 930 adet muhtelif tekstil malzemesi, bin 877 adet kozmetik ve süs eşyası, bin 664 adet muhtelif gümrük kaçağı malzeme ele geçirildi. Ele geçirilen kaçak ürünlerin piyasa değerinin yaklaşık 34 milyon 573 bin 917 lira olduğu belirtildi.


Operasyonlar kapsamında gümrük işlemlerine tabi tutulmadan ülkeye sokulmaya çalışılan kaçak malzemelerle ilgili 115 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.


Öte yandan, Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekiplerince 9-15 Mart 2026 tarihleri arasında yapılan çalışmalarda UYAP ve KİHBİ’den aranan 55 şahıs yakalandı. Yakalanan şahıslardan 4 yıl 2 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 2 kişi başta olmak üzere toplam 17 kişi, çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.



Şırnak’ta jandarmadan kaçakçılık operasyonu: 34,5 milyon liralık kaçak malzeme ele geçirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Eğitim uzmanı Yolcu: "Türkiye’de eğitim süresi kesinlikle uzun" Uzman eğitimci İsmail Yolcu, zorunlu eğitim sistemi hakkında, "Türkiye’de eğitim süresi kesinlikle uzun. Eğer bir öğrenci üniversite mezunu olarak diplomasını aldığı anda iş başvurusunu yapmak için CV’sini hazırlamaya başlarsa, eğer lisans mezunuysa ortalama 23-24 yaşında CV’sini hazırlıyor" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), zorunlu eğitim sisteminin yeniden ele alınabileceğini belirterek, Türkiye’de uygulanan 12 yıllık zorunlu eğitim sisteminde düzenlemeye gidilebileceği ihtimalini göz önünde bulundurdu. MEB, eğitimde süre ve yaş kriterlerinin güncellenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü ve bu kapsamda öğrencilerin daha erken yaşta üniversiteye başlayabilmesini sağlayacak yeni bir modelin değerlendirildiğini ifade etti. Bu çalışmanın istihdama katkı sağlayacağı ifade edilirken, öğrencilerin erken yaşta hayata atılması planlandığı belirtildi. Bu konu hakkında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulunan Uzman eğitimci İsmail Yolcu, zorunlu eğitim süresinin uzun olduğunu ve bu çalışmanın MEB tarafından gerçekleştirilmesi halinde sanayi, turizm, tekstil ve diğer sektörlerde ‘aranan eleman’ ihtiyacının karşılanacağını ifade etti. Ara tatilde öğrencilerin uyku düzeninin bozulmaması gerektiğini ve bu konuda ebeveynlere büyük sorumluluk düştüğünün de altını çizen Yolcu, tatilde planlı çalışmaların devam etmesinin öğrenciler için uygun olacağını sözlerine ekledi. "Türkiye’de eğitim süresi kesinlikle uzun" Türkiye’de uygulanan zorunlu eğitim süresinin gereğinden uzun olduğunu ve bu durumun istihdamı azalttığını belirten Yolcu, "Türkiye’de eğitim süresi kesinlikle uzun. Eğer bir öğrenci, üniversite mezunu olarak diplomasını aldığı anda iş başvurusunu yapmak için CV’sini hazırlamaya başlarsa, eğer lisans mezunuysa ortalama 23-24 yaşında CV’sini hazırlıyor. Bunun 2-3 yılını iş arama süresi olarak yaptığını düşünelim. Ya da hemen işe girdi ama belki işi beğenmedi, ayrıldı, istifa etti veya kişi işten kovulabilir. Bu süreç 23-24-25 yaşında başlayıp 26-27 yaşına kadar gidiyor. İşin içinde askerlik var. Olursa evlenmek var. Varsa bazen ekstra sertifika eğitimleri olabilir, kendini geliştirmek için bir bilgisayar kursuna gitmek olabilir. İşin üniversite tarafı da gerçekten uzun. Lise kısmına bakıyoruz. 18 yaşında bir öğrencinin mezun olması ciddi anlamda aslında çıraklık modeliyle alakalı. Buradaki en doğru yaş modeli, ortaokullu olduğu yıllarda hepimizin geldiği gibi ortaokullarda bir şekilde çırak olarak, elde süpürgeyle etrafı süpürerek ya da ustaların yardımcısı olup onlara malzemeler uzatarak öğrenilebilen bir meslektir. Kaportacılık da böyledir, berberlik de böyledir. Sanayide ya da bir manavda da çıraklık modeli budur" diye konuştu. "Eğitim sürelerinin kısalması gerekiyor" Üniversite mezunu olan gençlerin hayata geç atıldığını ve kendi bölümlerinden harici işlerle meşgul olduğunun altını çizen Yolcu, "Hepsi diplomalarını almışlar artık başka arayışlar içerisinde. ‘Ben online satış yapacağım ya da online araba satacağım, online emlakçılık yapacağım’ diyorlar ama sahada değiller. Ellerinde bir nasır yok, ellerinde süpürge yok, meslek öğrenmeye çalışıyorlar. Bu beyhude bir arayış. Muhakkak başarılı olanlar olur ama çıraklık modeliyle iş hayatına giren kişi sayısı çok düşük. Şu anda sanayinin de en büyük şikayeti, istihdam edebilecek ara eleman sıkıntısı ciddi oranda çok fazla olduğudur. Bu nedenle eğitim sürelerinin kısalması gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda meslek ortaokulları aracılığıyla öğrencilerin ortaokulda meslek öğreniyor olması kurtuluş reçetesi olacak" şeklinde konuştu. "Bu yıl YKS’ye 135 bin civarında öğrenci daha az başvurdu" Geçtiğimiz yıllara göre Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) başvuru sayısında bir azalma olduğunu, fakat bunun normal bir düzeyde olduğunu söyleyen Yolcu, "Çok da şaşırmamak gerekiyor. Bu yıl YKS’ye 135 bin civarında öğrenci daha az başvurdu. Aynı zamanda herkes sınava girmiyor. Burada da 200-250 binlik bir kayıp oluyor. Yani sınava başvuran 2 milyon 420 bin öğrencinin, 2 milyon 200 bini sınava girecek. Sınava 2 buçuk milyon kişi de girse 12 buçuk milyon kişi de girse, çalışan öğrenci bir kayıp yaşamayacak. Burada Yükseköğretim Kurulu (YÖK), sınava giren öğrenci sayısına ve bir önceki yıl kontenjanların dolu olup olmamasına göre kontenjanları kısıyor" ifadelerine yer verdi. "Yorucu bir maraton onları bekliyor" Ara tatilde öğrencilerin teknolojiden bir nebze olsun uzak durmasını, özellikle sınava girecek 8 ve 12’nci sınıfların planlı ve programlı çalışmaya devam etmesi gerektiğinin altını çizen Yolcu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz, ara tatilde öğrencileri ikiye ayırıyoruz. 8 ve 12’nci sınıflar. Yani hem Liseye Geçiş Sınavı (LGS) hem YKS’ye girecek olan öğrenciler. Onlar ders çalışıyorlar. İyi ki de çalışıyorlar çünkü yorucu bir maraton onları bekliyor. Ama ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin muhakkak dinlenmeleri gerektiğini; ama telefon, tablet ve bilgisayarla aşırı yoğunluk yaşamamalarını diliyoruz. Az da olsa planlı, programlı, disiplinli ders çalışmanın her güne dağıtılması gerekiyor. Uyku saati rutinin bozulmaması gerekiyor."
Şanlıurfa Şanlıurfa’da bayram denetimi: 6 milyon TL’lik ürün ele geçirildi Şanlıurfa Büyükşehir Zabıtası, Ramazan Bayramı öncesi marketlerde ve şeker, çikolata, lokum satış noktalarında denetimleri sıklaştırdı. Son kullanma tarihi geçmiş ve sağlığa zararlı ürünlerden oluşan yaklaşık 6 milyon TL’lik gıda raflardan toplandı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı ekipleri, halk sağlığını korumak amacıyla gerçekleştirdiği denetimlere hız kesmeden devam ediyor. Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala, özellikle kuruyemiş, çikolata ve şeker satış noktaları başta olmak üzere il genelindeki market ve gıda işletmeleri titizlikle denetlendi. Denetimler sırasında, son kullanma tarihi geçmiş ve insan sağlığı açısından risk taşıyan yaklaşık 6 milyon TL değerinde ürün raflardan toplandı. Ele geçirilen ürünler arasında et ve tavuk ürünleri, cips, meşrubat, pasta, çikolata, bisküvi, süt ve süt ürünleri, peynirler ile bebek bisküvileri gibi birçok gıda maddesi yer aldı. Toplanan ürünlerin bir kısmı yasal mevzuat çerçevesinde imha edilirken, insan tüketimine uygun olmayan ancak hayvan beslenmesinde değerlendirilebilecek durumdaki ürünler Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Mama ve Kompost Gübre Üretim Merkezi’ne gönderildi. Bu sayede hem çevreye zarar verilmesinin önüne geçildi hem de geri dönüşüm süreci işletildi. Zabıta ekipleri, denetimler sırasında son kullanma tarihi geçmiş ürün bulunduran işletmelere yasal işlem uygularken, vatandaşlara da alışveriş sırasında ürünlerin tarihlerini kontrol etme ve şüpheli durumları zabıta ekiplerine bildirme çağrısında bulundu.
Ankara Bakan Ersoy paylaştı: Kahramanmaraş Ulu Cami yeniden ibadete açıldı Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinde ağır hasar gören tarihi Ulu Cami, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından Kadir Gecesi’nde yeniden ibadete açıldı. Kahramanmaraş’ın tarihi ve kültürel hafızasında özel bir yere sahip olan Ulu Cami, depremlerin ardından yürütülen titiz restorasyon sürecinin tamamlanmasıyla yeniden cemaatiyle buluştu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kadir Gecesi’nde ibadete açılan camiye ilişkin gelişmeyi sosyal medya hesaplarından kamuoyuyla paylaştı. Bakan Ersoy paylaşımında, "Asırlık hafızayı yeniden ayağa kaldırdı. 6 Şubat depremlerinde ağır hasar gören Kahramanmaraş Ulu Cami’yi bu mübarek Kadir Gecesi’nde yeniden ibadete açtık. Dulkadiroğlu döneminin simge eserlerinden biri olan Ulu Cami’de; beden duvarlarından minaresine, mihrap kısmından hünkâr mahfilindeki çeşmeye kadar kapsamlı bir ihya süreci yürüttük. Bilim Kurulu’nun önerileri doğrultusunda ve aslına uygun şekilde ayağa kaldırdığımız bu kıymetli eseri yeniden ibadete açıyor olmanın huzurunu yaşıyoruz. Kahramanmaraş’ımıza hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. Depremde ağır hasar görmüştü Dulkadiroğlu Beyi Süleyman Bey tarafından 1442-1454 yıllarında inşa edilen, 1500’lü yıllarda ise Alaüddevle Bozkurt Bey tarafından genişletilen Ulu Cami, 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde ağır hasar aldı. Tarihî yapıyı yeniden ayağa kaldırmak için yaklaşık 1,5 yıl süren kapsamlı bir restorasyon süreci yürütüldü. Aslına uygun restorasyon süreci yürütüldü Yürütülen çalışmalar kapsamında, öncelikli olarak oluşturulan Bilim Kurulu’nun önerileri doğrultusunda rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlandı. Koruma Kurulu onaylarının ardından uygulama aşamasına geçilirken yapı üzerinde jeoradar taramaları başlatıldı. Eserin beden duvarları ve kolonlarında askılama işlemleri yapıldı, özgün kimliği korunarak beden duvarlarında enjeksiyon uygulaması gerçekleştirildi. Statik güçlendirme amacıyla sürekli zıvana, kenet ve gergi sistemleri de devreye alınırken yapının daha güvenli hale getirilerek gelecek nesillere aktarılması hedeflendi. Restorasyon çalışmaları boyunca yapının sanat tarihi raporunda yer alan özgün niteliklerine bağlı kalındı. Bu kapsamda caminin mihrap kısmı ile hünkâr mahfilindeki çeşme de yeniden ihya edildi. Beden duvarlarında güçlendirme çalışmaları yapılırken minare de sürekli zıvana ve kenet uygulamalarıyla aslına uygun biçimde yeniden ayağa kaldırıldı. Avlu ve çevre düzenlemesi de tamamlanarak tarihî yapının daha güvenli biçimde geleceğe taşınması sağlandı. Restorasyon sürecinin tamamlanmasının ardından Ulu Cami, bin aydan daha hayırlı kabul edilen Kadir Gecesi’nde yeniden ibadete açıldı. Böylece Kahramanmaraş’ın simge eserlerinden biri, deprem sonrası yürütülen titiz çalışmaların ardından yeniden şehrin ve cemaatin hizmetine sunuldu.
Antalya Büyükşehir’de "Kadın Dostu Kentler" toplantısı Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Ofisi tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği’nin IPA III mali desteğiyle hayata geçirilen Kadın Dostu Kentler Programı Üçüncü Fazı (KDK III) kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Birleşmiş Milletler temsilcileri tarafından gerçekleştirilen toplantıda, belediye bürokratları ve personeline yerel eşitlik mekanizmalarına ilişkin bilgi verildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kadın Dostu Kentler Programı kapsamındaki çalışmalarını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Ofisi tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği’nin IPA III mali desteği ile hayata geçirilen Kadın Dostu Kentler Programı Üçüncü Fazı (KDK III) kapsamında, Birleşmiş Milletler temsilcileri tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesi bürokratları ve personellerine yönelik bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının ilk oturumunda, kurulması planlanan Yerel Eşitlik Kurulu’nda yer alacak genel sekreter yardımcıları ve daire başkanlarına mekanizmanın çerçevesi ve uygulama süreçleri aktarıldı. İkinci oturumda ise Yerel Eşitlik Masası temsilcileri olarak belirlenen personele yönelik bilgilendirme yapıldı. "Yerel eşitlikte yerel yönetimler önemli" Toplantıda konuşmacı olarak katılan Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Kadın Dostu Kentler Programı Bölge Saha Koordinatörü Sinem Mısırlıoğlu, "Kadın Dostu Kentler Programı’nın 3’üncü fazı Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun 2006 Yılından beri yürüttüğü bir program. Antalya Büyükşehir Belediyesi 2’nci fazda da yer alan belediyelerden biriydi. Program, yerel yönetimlerde yerel eşitlik mekanizmalarının kurulması, yerel eşitlik eylem planlarının hayata geçirilmesi, aslında kentlerin eşitlik politikalarının, kurumsal bir yapıda oluşturulmasını hedefleyen programlardan bir tanesi" dedi. Yol haritası çizildi Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde başarılı bir toplantı gerçekleştirdiklerini söyleyen Mısırlıoğlu, "Genel sekreter yardımcıları ve daire başkanlarıyla bir araya geldik. Çünkü bir kentte yerel eşitlik mekanizmalarının ve eşitlik politikalarının hayata geçirilmesi ancak belediyelerin, üst yapının bunu sahiplenmesiyle olur. Buna yönelik politika geliştirmesiyle olur. Antalya’da bunların çok daha fazlasının yapıldığını söylemek doğru olacaktır. Çünkü Antalya Büyükşehir Belediyesi, eşitlik masalarını kurdu. Bugün, yerel eşitlik kurulumuzla, yani burada toplanan genel sekreter yardımcıları ve daire başkanlarıyla oluşturulan kurulun; yapısı, eşitlik biriminin yapısı, yerel eşitlik eylem planlarının yapılış süreci ve bu noktada hep beraber, bir bütün olarak nasıl ilerleyeceğimize dair bir yol haritası çizdik" şeklinde konuştu. Yerel eşitlik eylem planında yol haritası belirlendi Yerel Eşitlik Masası temsilcilerinin, bağlı bulundukları daire başkanlıklarında kadın-erkek eşitliği perspektifinin, adil uygulamaların geliştirilmesi ve izlenmesi, veri toplama ve raporlama süreçlerinin yürütülmesi ile Yerel Eşitlik Eylem Planı çalışmalarına katkı sunması hedefleniyor.