EKONOMİ - 08 Ocak 2025 Çarşamba 12:34

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı yüzde 26,3 azaldı

A
A
A

Türkiye’nin ham petrol ithalatı, 2024 yılının Ekim ayında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 26,3 azalarak 2 milyon 180 bin ton oldu. Günlük 73 bin varil petrol üretimi yapılan Gabar Dağı’nda ise 100 bin varil petrol üretimi hedefine her geçen gün bir adım daha yaklaşılıyor.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde üretim kapasitesi artırılarak dışa bağımlılığı hızla azaltan Türkiye’nin istikrarlı ve kararlı politikaları olumlu sonuçlar vermeye başladı. Özellikle petrol ihtiyacının karşılanması için yapılan çalışmalar sonucu ülke genelinde 125 bin varile yükselen günlük petrol üretimi, ithalat rakamlarına da olumlu yansımaya başladı. İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin toplam petrol ve petrol ürünleri ithalatı 2024 yılı Ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,82 azalarak 3 milyon 912 bin 199 ton oldu. Bu alanda asıl dikkat çekici düşüş ise ham petrolde yaşandı. Ham petrol ithalatı ekim ayında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 26,3 azalarak, 2 milyon 180 bin ton oldu.

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı yüzde 26,3 azaldı

Türkiye, karada yapılan en büyük 10 keşiften biri olan ve 1 milyar varil petrol kapasitesi olduğu tespit edilen Gabar Dağı’nda da petrol üretimini her geçen gün artırmaya ve dışa bağımlılığı azaltmada emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. 2024 yılının Ocak ayında 35 bin varil petrolün üretildiği Gabar’da 2024 yılı 70 bin varil üretimle kapatıldı. Ocak ayının ilk haftasında 73 bin varil üretimle yıllık katkı 2 milyar doları aşarken, yeni yıl ile birlikte Türkiye genelindeki günlük petrol üretimi ise 124 bin varilin üzerine çıktı.

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı yüzde 26,3 azaldı

Gabar Dağı’nda üretilen petrolün hem Türkiye hem de Şırnak ekonomisine katkısının önemine değinen ekonomist Mesut Balta, Türkiye’nin en genç nüfusa sahip illerinin başında gelen Şırnak’ta gençlerin istihdamının kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı yüzde 26,3 azaldı 

Mesut Balta, “Petrol gündem itibari ile Şırnak’taki sıcaklığını koruyor. Gün geçtikçe artan bir ivme var. Çünkü Şırnak artık önümüzdeki yıllarda bir petrol kenti olmaya aday. Bu nereden kaynaklanıyor? Şu anda ülkemiz günlük üretilen 125 bin varil petrol potansiyelinin 73 bin varilini Şırnak’tan karşılıyor. Bu da ülke ekonomisi açısından, enerji bağımlılığımızın azaltılması açısından oldukça önemli bir rakam. Bunun tabii ilerlemesi, ileriye gitmesi gerekiyor. Bölge halkımız, Şırnak halkımız bu nedenle de oldukça umutlu bu sonuçtan. Ülke ekonomisine kazandırdığı bu gelir kalemi nedeniyle oldukça gururlu bir durum yaşıyor Şırnak halkı. Bu anlamda özellikle istihdamın geliştirilmesi açısından da Şırnak için bir can suyu olma özelliğini taşıyor petrol rezervi. Şırnak’taki genç işsizliğinin azaltılması yönüyle de oldukça umut verici bir sektör olacağına benziyor petrol üretimi. Dolayısıyla bunun ekonomiye kazandırılması yönüyle de düşünüldüğünde aynı zamanda yerel ekonominin de desteklenmesi oldukça stratejik görülüyor. Özellikle bölge ekonomisinin daha sanayisel bir aktivite yakalaması, yatırımların olması ve yatırımlar nispetinde istihdamın geliştirilmesi oldukça önemli. Bu anlamda bazı planlamalar yapılması gerekiyor. Bölgeden olan göçlerin durdurulması ve genç beyinlerin, genç emeklerin burada kalması, ülke ekonomisine, bölge ekonomisine destek vermesi yönleri ile bazı planlamalar yapılması oldukça elzem bir nitelik taşıyor” dedi.

Melih Yiğit - Mikail Şan

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı yüzde 26,3 azaldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 1133 mahallede "Yakın Çözüm" seferberliği Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, vatandaşlarla doğrudan iletişimi güçlendiren saha çalışmalarını aralıksız sürdürürken halka daha ulaşılabilir ve hızlı belediyecilik hizmetleri sağlamaya da devam ediyor. Balıkesir’in bin 133 mahallesinde vatandaşların kapısını tek tek çalan Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, çağrı merkezi ve sosyal medya aracılığıyla da sosyal desteklerden teknik hizmetlere kadar her konuda vatandaşın yanında. Sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın talep ve ihtiyaçlarına en hızlı çözümü sağlamak için Balıkesir’in bin 133 mahallesini adım adım dolaşan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, 20 ilçede bin 787 hane ziyareti gerçekleştirerek 2 bin 206 kişiyle birebir temas sağladı. Mahalle muhtarlarından esnafa, vatandaşlardan çiftçilere kadar toplumun her kesiminin yanında olan ekipler, aldıkları her talebi anında ilgili birimlere ileterek sorunların çözümü noktasında önemli bir çalışma yürütüyor. 542 bin 225 çağrı cevaplandı Halka yakın ve ulaşılabilir belediyecilik anlayışıyla vatandaşların derdine derman olmak için 20 ilçede bin 133 mahalleye ziyaretler gerçekleştiren Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, çağrı merkezi ve sosyal medya aracılığıyla da gelen taleplere anında cevap veriyor. Çağrı merkezinde 2024 yılının Ekim ayından itibaren 542 bin 225 çağrıyı karşılayan ekipler aylık ortalama 40 bin çağrıya cevap veriyor. Sosyal medyadan 14 bin 206 talep alan Yakın Çözüm Merkezi ekipleri sosyal destekler, teknik ve belediyecilik hizmetlerine dair talepleri ilgili birimlere ileterek anında çözüme kavuşturuyor. Bin 133 mahallenin röntgeni çekildi Dar gelirli ailelerin maddi yükünü hafifletmek için tüm imkânları seferber eden Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla soğuk kış günlerinde içleri ısıtacak bot, mont ve gıda kolisi desteklerini de sürdürdü. Özellikle Ramazan ayı boyunca yürütülen saha faaliyetlerinde dayanışma ruhu güçlendirildi. Yakın Çözüm Merkezi ekipleri; Altıeylül, İvrindi, Kepsut, Dursunbey, Savaştepe, Bigadiç, Susurluk, Sındırgı, Karesi, Bandırma ve Manyas ilçelerinde belirlenen mahallelerde planlı saha faaliyetlerini aralıksız sürdürdü. Çalışmalar tüm ilçelerde ise etaplar halinde devam ederken bin 133 mahallenin de adeta röntgeni çekildi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından vatandaşlarla kurulan doğrudan iletişim sayesinde yerel ihtiyaçların hızlı bir şekilde belirlenmesi için Yakın Çözüm Merkezi ekipleri Balıkesir’in merkezinden kırsal mahallelerine kadar ulaşıp vatandaşların sorunlarına en hızlı şekilde çözüm üretiyor. Yol talebinden, sosyal desteğe, ulaşım ihtiyacından belediye faaliyetlerine kadar alınan her talebi ilgili birimlere ileterek sürecin takipçisi olan ekipler, sahadan alınan geri bildirimlerle hizmet kalitesini de her geçen gün artırıyor.
Samsun Bafra’da kadınlardan glütensiz üretim atağı Samsun’un Bafra ilçesinde, kaymakamlık desteğiyle kurulan Aile Destek Merkezi (ADEM) bünyesinde glütensiz ürün üretimine başlandı. ADEM binasını ziyaret eden Bafra Kaymakamı Dr. Mustafa Altınpınar ve eşi Şule Altınpınar, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Kaymakam Altınpınar, projeye ilişkin yaptığı açıklamada, glüten hassasiyeti ve çölyak hastalarının yaşadığı zorluklara dikkat çekerek, "Bafralı kadınlarımızın kurduğu glütensiz ürünler kooperatifinin tanıtımı amacıyla bir araya geldik. Sahada yaptığımız gözlemler sırasında özellikle çölyak hastalarının ciddi sıkıntılar yaşadığını fark ettik. Bunla ilgili trajik hikayeler dinledik. Çölyak hastası olan bir öğrencimiz, çocuğumuz yanlışlıkla kantinden bir simit alıp ısırdığında , sizin simitler çok güzelmiş diye annesine serzenişte bulunduğunu annesi bize anlatmıştı. Buda bizi çok etkilemişti. Temiz içerikli gıdalara ulaşmakta zorlanıyorlar, ulaştıklarında ise fiyatlar oldukça yüksek oluyor. Bizim amacımız hem sağlıklı hem de ekonomik olarak erişilebilir ürünler üretmekti ve bunu başardık. Ruhsat ve analiz süreçleri tamamlandı, kaliteli ürünler ortaya çıktı" dedi. Projenin sosyal yönüne de vurgu yapan Altınpınar, kadın istihdamına katkı sağlandığını belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Projenin fikir öncüsü Şule Altınpınar ise kendi deneyimlerinden yola çıktıklarını ifade ederek, "Bir dönem glütensiz beslendiğimde katkısız ve sağlıklı ürünlere ulaşmakta zorlandım. Bu nedenle bir farkındalık oluşturmak istedik. Çölyak hastaları ve aileleriyle birlikte yola çıktık. Üç aylık deneme sürecinde tariflerimizi, analizlerimizi ve paketlememizi tamamladık. Hijyenik ve güvenilir ürünler ortaya çıkardığımıza inanıyorum" diye konuştu. Bafra Nature Glütensiz Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyesi ve çölyak hastası bir çocuğun annesi olan Sevinç Fidan Dinç de glütensiz beslenmenin çölyak hastaları için bir zorunluluk olduğunu belirterek, kooperatifin hem kadın üretimini desteklediğini hem de sürdürülebilir gelir sağlamayı hedeflediğini söyledi. ADEM’e gelen kadınlar buranın sadece para kazanabilecek bir yer olmadığı bir umut ışığı ve ve hayata tutunma sebebi olduğunu söylediler.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır" AK Parti’nin, Akif İnan’ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin’de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.