GENEL - 30 Mayıs 2019 Perşembe 14:58

8 asırlık Gökmedrese 26 yıl sonra kapılarını açtı

A
A
A
8 asırlık Gökmedrese 26 yıl sonra kapılarını açtı

Anadolu’daki nadide Selçuklu eserlerinden biri olan 748 yıllık Gökmedrese, 26 yıl süren restorasyon çalışmalarının ardından kapılarını ziyaretçilerine açtı.

Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali'nin 1271 yılında mimar Konyalı Kaluyan'a yaptırdığı Selçuklu mimarisinin en seçkin eserleri arasında yer alana Gök Medrese'de, 26 yıl süren restorasyon çalışmalarının büyük bir kısmının tamamlanması ile bugün ziyaretçilerine kapılarını açtı. Gökmedrese, restorasyon çalışmaları devam ettiği için bir süre daha gün içinde sadece belli saatlerde ziyaret edilebilecek.

Gökmedrese’nin ziyaretlere açılmasıyla ilgili bilgi veren Sivas Vakıflar Bölge Müdürü Cemal Karaca, “Gökmedrese başlı başına müze konseptindedir. Bizde saat 12.00 ile 15.00 arasında medreseyi halkımızın ziyaretine açtık. Ufak tefek rütuşlar ve çini tamirlerimiz devam etmektedir. Buranın daha teşekküllü bir şekilde insanlığın buradan istifade ettiği bir zamanı da birlikte paylaşacağız. Elimizde başka gök medrese yok. Gökmedrese bir tane. Bundan dolayı ince eleyip sık dokuyoruz” dedi. Ayrıca medresenin ilk ziyaretçileri de medresenin ziyarete açılmasından dolayı duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Gökmedrese hakkında

Gökmedrese Kültür Bakanlığı kaynaklarına göre; Sahibiye Medresesi diye de bilinir. Yapı firüze renkli çinilerinden dolayı Gökmedrese adıyla tanınmaktadır. III. Gıyaseddin Keyhusrev devrinde vezir Fahreddin Ali b. Hüseyin Sâhib Ata tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. İki katlı ve açık avlulu olarak dört eyvanlı plan düzenine göre kurulan medresenin taçkapısı batı yönünde yer almaktadır. Cephede, taçkapının solunda kemeri yonca yaprağı şeklinde yapılmış üç lüleli ilginç bir kitabeli çeşme, köşelerde de iki bölüm halinde geometrik ve bitkisel kabartma motiflerle bezeli iki dayanma kulesi bulunmaktadır.  

Onur Erden - Veysel Korkmaz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."