ASAYİŞ - 31 Aralık 2025 Çarşamba 11:56

Sivas’ta zincirleme trafik kazası: 4 yaralı

A
A
A
Sivas’ta zincirleme trafik kazası: 4 yaralı

Sivas-Şarkışla karayolunun Sorguncuk mevkiinde 5 aracın birbirine girdiği kazada 4 kişi yaralandı.


Alınan bilgiye göre, sabah saat 09.45 sıralarında Şarkışla’dan Sivas istikametine gitmekte bir tır, kar yağışının etkili olduğu Sorguncuk mevkiinde yolda kaldı. Yolda kalan tıra arkadan gelen biri tır, toplam 4 araç çarptı. Zincirleme trafik kazasında 4 kişi yaralandı. Yol trafiğe kapanırken, bölgeye sağlık, güvenlik ve kurtarma ekipleri sevk edildi. Ekiplerin bir kısmı ile kazayı görüntülemeye gitmekte olan basın mensupları da yolda mahsur kaldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Kurum: "COP31, iklim eyleminde bir dönüm noktası olacak" Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "COP31, yalnızca bir konferans olmayacak, iklim eyleminde bir dönüm noktası olacak. COP31, kararların yazıldığı bir toplantı dışında; kararların hayata geçtiği bir zirve olsun istiyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bugün düzenlenen COP31 Sivil Toplum Kuruluşları İstişare Toplantısı’na katıldı. Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede toplumsal sahiplenmeyi ve uluslararası iş birliğini artırma kararlılığını ele alan Kurum, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği adaylığı sürecinde, bu organizasyonun yalnızca teknik bir süreç olmadığını, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir meseleye dönüştüğünü ifade etti. "Bu organizasyona talip olduğumuzda ülkemizin kabiliyetine inandık" Bakan Kurum, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 sürecinin en kritik aşamalarından birine katkı sunmak üzere toplantıya katılacaklarını dile getirdi. Toplantı vesilesiyle başlatılan istişare sürecinin COP31 konferansı sonuna kadar devam edeceğini vurgulayan Bakan Kurum, "Bu organizasyona talip olduğumuzda ülkemizin aslında bu konudaki gücüne kabiliyetine ve buradaki değerli katılımcılarımızın potansiyeline de inandık. Türkiye’nin ilk iklim şurasını düzenlerken ilk iklim kanunumuzu çıkartırken, sıfır atık projesini hayata geçirirken, deprem bölgesinde dünyaya örnek olacak bir inşa seferberliği yürütürken nasıl bir dayanışma gösterdiysek bu tarihi yolculukta da yine çözüm ortağımız olarak sizlerle birlikte yola çıkmak istiyoruz" açıklamasında bulundu. "Görüşmelerde COP31 için ortak bir vizyon oluşturma doğrultusunda beklentilerimizi burada değerlendirdik" COP31 kapsamında şu ana kadar yapılmış olan çalışmalara ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Kurum, şu ifadelere yer verdi: "COP31 toplantısı için Antalya EXPO alanını tasarladık ve hızlı bir şekilde de saha çalışmalarını başlattık. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da iki günlük çok önemli bir hazırlık toplantısı gerçekleştirdik. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekreteryası yine burada müzakereleri yürütecek olan COP31 Başkanlığıyla istişare içerisinde yürütecek olan Avustralyalı kardeşlerimiz dostlarımız ve bir önceki dönem COP başkanımız Brezilya ve yine dost ve kardeş Azerbaycan’dan gelen misafirlerimizle birlikte gerçekten önemli bir çalışma ortaya koyduk. Bütünleşik, stratejik misyon çalışmamızı ortaya koyduk ve görüşmelerde COP31 için ortak bir vizyon oluşturma doğrultusunda beklentilerimizi ve önceliklerimizi burada değerlendirdik tabii artık somut hedeflerin somut adımlarla desteklenmesi gerektiği yönünde kararlılığımızı da ortaya koyduk." "Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı ortaya koyduk" Bakan Kurum, katılımcılara COP31 sürecinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi: "Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle COP31 Başkanı olarak atandıktan hemen sonra kurumsal kapasitemizi sürece uyumlu hale getirmek için çalışmalar ortaya koyduk. COP31 Başkanlık Ofisimizi kurduk, organizasyon şemamızı belirledik. Bütün bakanlıklarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, istişare kurulumuzda bulunan tüm arkadaşlarımızla birlikte COP31’de herkesin dinlendiği, herkesin sözünün, ifadesinin dikkate alındığı bir süreci yürütmek istiyoruz. COP31 toplantısı için Antalya EXPO alanını tasarladık ve hızlı bir şekilde saha çalışmalarını başlattık. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da 2 günlük çok önemli bir hazırlık toplantısı gerçekleştirdik. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya’dan gelen misafirlerimizle birlikte önemli bir çalışma ortaya koyduk. Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı ortaya koyduk. Görüşmelerde COP31 için ortak bir vizyon oluşturma doğrultusunda beklentilerimizi ve önceliklerimizi değerlendirdik. Artık somut hedeflerin somut adımlarla desteklenmesi gerektiği yönündeki kararlığımızı açıkça ortaya koyduk." "Hayvanlar öldürülecek, yapay et verilecek’ gibi sosyal medyada dönen konulara da hep birlikte şahitlik ettik" Bakan Kurum, iklim değişikliği kanunu çıkarılırken bir takım spekülasyonlara da yer verildiğini belirterek, "Türkiye’de iklim kanunu çıkarırken işte acaba burada ‘hayvan yetiştiriciliği ile ilgili bir kısıt mı gelecek’ veya ‘hayvanlar öldürülecek, yapay et verilecek’ gibi sosyal medyada dönen konulara da hep birlikte şahitlik ettik. Yine havayla ilgili ücret alınacağından tutun da üretimle ilgili belli kısıtların getirileceğine kadar birçok konu maalesef gündem dışı konular kanun sürecinde ülkemizin gündemine geldi. Tam bu noktada hep birlikte 1,3 santigrat derece dediğimiz 1,5 santigrat derece hedefi doğrultusunda tüm dünyanın ortak olarak ortaya koymuş olduğu bu mücadeleyi hep birlikte yüksek bir sesle dile getirmemiz ve bu farkındalığı evimizde sokağımızda mahallemizde arttırmamız gerektiğini net bir şekilde tabi ifade ettik" diye konuştu. "Artık mesele o belirlediğimiz hedefleri sahaya indirmek ve uygulamayı hızlandırmak" COP31 sürecini üç temel değer üzerine inşa ettiklerini kaydeden Bakan Kurum, "Diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Bu üç başlığı açmadan önce şunun altını çizmem gerekiyor. Bugün iklim krizinde yeni bir eşiğin içindeyiz. Dünya artık iklim değişikliğine karşı bekleme lüksünü kaybetmiştir. Artık mesele sadece hedef belirlemek değildir. Artık mesele; hedefleri sahaya indirmek ve uygulamayı daha da hızlandırmaktır. Başkanı ve ev sahibi olduğumuz COP31 tam da bu anlayışla icra edilecektir. Nihai hedeflere ulaşmak, alınan kararları somut bir şekilde hayata geçirmek için yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları destekleyeceğiz. Daha kararlı adımlar atacağız. Yaklaşımımız tek ses değil diyaloğa; ayrılığa değil uzlaşıya, durağanlığa değil aksiyona dayalı olacak. Artık, söz değil, eylem zamanı diyeceğiz. Bugüne kadar konuşulanları uygulamaya geçirme çağrısı yapacağız" dedi. "Bu süreçlerin başarısı STK’ların güçlendirilmesine bağlı" Bakan Kurum, COP31’e yalnızca bir diplomatik toplantı olarak bakmadıklarının altını çizerek, "COP31’i uygulamanın hızlandığı, güvenin tüm dünya ülkeleri nezdinde yeniden tesis edildiği ve somut sonuçların üretildiği bir dönüm noktası olarak görüyoruz. COP31 vizyonumuzu da ‘Geleceğin COP’u: Uygulama COP’u’ üzerine inşa ediyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımızdan beklentimiz çok yüksek çünkü bu sürecin en önemli aktörleri sizler olacaksınız. Her ne kadar COP süreçleri devletlerin müzakere meselesi olsa da bu manada bu masada yer aldığı platformlarda bu süreçlerin başarısı sivil toplum kuruluşlarımızın da güçlendirilmesine bağlıdır. Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğunu biliyoruz. Bu dönemde potansiyelimizi daha da geliştirme imkanına sahibiz. İşte hep birlikte bu beklentileri doğru okuyarak, taraflar arasında güven inşa ederek ve etkili sonuçlar üreterek katkı sunacağımıza inanıyorum" ifadelerini kullandı. "Bu süreçlerin başarısı STK’ların güçlendirilmesine bağlı" Bakan Kurum, COP31’e yalnızca bir diplomatik toplantı olarak bakmadıklarının altını çizerek, "COP31’i uygulamanın hızlandığı, güvenin tüm dünya ülkeleri nezdinde yeniden tesis edildiği ve somut sonuçların üretildiği bir dönüm noktası olarak görüyoruz. COP31 vizyonumuzu da ‘Geleceğin COP’u: Uygulama COP’u’ üzerine inşa ediyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımızdan beklentimiz çok yüksek çünkü bu sürecin en önemli aktörleri sizler olacaksınız. Her ne kadar COP süreçleri devletlerin müzakere meselesi olsa da bu manada bu masada yer aldığı platformlarda bu süreçlerin başarısı sivil toplum kuruluşlarımızın da güçlendirilmesine bağlıdır. Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğunu biliyoruz. Bu dönemde potansiyelimizi daha da geliştirme imkanına sahibiz. İşte hep birlikte bu beklentileri doğru okuyarak, taraflar arasında güven inşa ederek ve etkili sonuçlar üreterek katkı sunacağımıza inanıyorum" diye konuştu. "Türkiye iklim krizi kaynaklı sorunlara karşı çözümün adresi oldu" COP31’e ev sahipliği yapacak olan Türkiye’nin başarısının arkasında iklim kriziyle mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalar olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye yalnızca sözünün gücüyle değil; duruşuyla, vizyonuyla, eylemleriyle ve temsil ettiği köklü sistemiyle ayakta duran ve dünyaya yön veren; çözümün, diyaloğun ve uzlaşmanın merkezi haline gelmiştir. Türkiye tüm dünyada, iklim krizinden kaynaklanan sorunlara karşı çözüm üretmenin de adresi olmuştur. Bugün karşı karşıya olduğumuz iklim krizinin aciliyeti, bize şunu açıkça göstermektedir: Her seviyede çok taraflılık, tüm zorluklara rağmen insanlığın ortak geleceğini koruyabilmek adına yegane ve meşru en etkili zemin olacaktır. İnsanlık için onurlu çıkışın yolu burada alınacak olan kararlar ile mümkün olacaktır. Türkiye bir yandan iklim adaleti, adil geçiş, insani diplomasi yaklaşımı ile kalkınma arayışında olan ülkelerin sesi olurken diğer yandan yeşil ekonomi, yeşil enerji, hakkaniyet, kayıp zarar fonu gibi önerilerle gelişmiş ülkeleri sorumluluk almaya davet edecektir. Çünkü bize göre, iklim değişikliğiyle mücadele, hayatı kısıtlamak, büyümelerine, gelişmelerine engel olmak değildir. Halkın bu kalkınmadan yoksun bırakılması değildir. Burada refahı tüm dünya geneline yayan, gıdaya, suya, enerjiye erişimi ve adaleti sağlayan bir devrimdir." "COP31, iklim eyleminde bir dönüm noktası olacak" İklim kriziyle mücadelede Türkiye’nin sorumluluğunun büyük olduğuna işaret eden Bakan Kurum, "İnsanlık gemisini güvenli limanlara ulaştırmanın sorumluluğu bizi bekliyor. "İnsanlık, insanlığı bekliyor; Türkiye’yi bekliyor." Türkiye olarak küresel iklim mimarisini ve diplomasisini ülkelerin gündelik siyasetinden etkilenen değil, siyaset üstü bir yaklaşımla inşa edeceğiz. COP31, yalnızca bir konferans olmayacak, iklim eyleminde bir dönüm noktası olacak. COP31, kararların yazıldığı bir toplantı dışında; kararların hayata geçtiği bir zirve olsun istiyoruz. İnanıyorum ki, bunu da birlikte başaracağız. Güven inşa edeceğiz. Uzlaşı sağlayacağız. Sahada koyduğumuz hedefler doğrultusunda sonuç alacağız. Ben bu süreçte sizleri iklim diplomasisinin gönüllü elçileri olmaya davet ediyorum. Ve bu tarihi fırsatı; dünyaya bir iz bırakmak üzere birlikte değerlendirelim" dedi.
Kocaeli Bir fotoğraf karesi hayatını kararttı Yalova’da komşusunun saldırısına uğrayan babanın burnu kırılmış, kucağındaki 14 aylık kızının ise kafatası çatlamıştı. Tutuklanan sanık ile yıllar önce çekilmiş fotoğrafının sosyal medyada yayıldığını ve fail olarak gösterildiğini söyleyen Sabahattin Nazlıcan, tehditlere maruz kaldığını söyleyerek mağdur olduğunu ifade etti. Alınan bilgiye göre, Çınarcık’a bağlı Esenköy beldesinde bir sene önce aldıkları eve taşınan 4 çocuklu Baca ailesi ile aynı binada oturan Şener E. ailesi arasında çocuk gürültüsü, park, kaçak bina yapıları nedeniyle çok sayıda tartışma yaşandı. Son olarak 20 Şubat tarihinde yaşanan olayda Muhammed Baca (34), kucağında 14 aylık kızı İkra varken Şener E.’nin çocuk scooterı ile saldırısına uğradı. Saldırıda babanın burnu kırılırken, kucağındaki 14 aylık çocuğu İkra’nın ise kafatası çatladı. Olay sonrası gözaltına alınan Şener E. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Daha önce uzaklaştırma kararı verilen diğer şüpheli Servet E. ise serbest kaldı. "Sosyal medyada yayılan fotoğraf 2017 yılına aittir" 2017 yılında Şener E. ile çekilmiş fotoğrafının sosyal medyada yayıldığını ve olayın faili olarak gösterildiği için ciddi tehdit ve hakaretlere uğradığını söyleyen Sabahattin Nazlıcan (37), konuya ilişkin açıklama yaptı. Şener E.’nin çocukluk arkadaşı olduğunu, 2017 yılında aynı iş yerinde çalışması vesilesiyle Şener E. ile fotoğraf çekildiğini ve o tarihten beri Yalova’ya gitmediğini dile getirdi. "Çocuklarım, ’Senin baban bebek mi dövdü?’ şeklinde sözlerle okulda zorbalığa maruz kalıyor" Konuya ilişkin açıklama yapan Sabahattin Nazlıcan, "Yalova’da yaşanan olayla hiçbir ilgim olmadığı halde fotoğrafım servis edildi. Bahsettiğim fotoğraf, 2017 yılında Yalova’ya kısa süreliğine geldiğim dönemde, birlikte çalıştığım Şener ile çekildi. O dönemde yaklaşık 15 gün birlikte çalışmıştık bir fotoğraf çekilmiştik. Bu fotoğraf daha sonra olayla ilişkilendirilerek sosyal medyada paylaşıldı. Bu durum ciddi tepkilere neden oldu. Hatta çocukların okulda ’Senin baban bebek mi dövdü?’ şeklinde sözlerle zorbalığa maruz kaldığını öğrendim. Fotoğrafım kullanılarak sosyal medyada etiketler yapıldı, tehdit ve hakaret içerikli yorumlar yapıldı. 17 yılından bu yana Yalova’ya gitmişliğim yoktur. Herhangi bir bağım da bulunmamaktadır" diye konuştu. "Şiddet olayının içinde yer alacak biri değilim" Tehdit aldığını ve hakarete uğradığını söyleyen Nazlıcan, "Olay ideolojik ve ırksal tartışmalara dönüştü. Şiddet olayının içinde yer alacak biri değilim. Şiddete karşıyım. Şu anda amacım kendimi temize çıkarmaktır. Sosyal medyada hakkımda yapılan paylaşımlar nedeniyle mağduriyet yaşadım. Ayrıca fotoğrafımın benden habersiz şekilde sosyal medyada paylaşan, tehdit ve hakaret edenlerden şikayetçi olacağım" şeklinde konuştu.