EKONOMİ - 11 Eylül 2025 Perşembe 09:22

Türkiye’nin 3 yıllık yol haritası belirlendi, uzmanı detayları değerlendirdi

A
A
A
Türkiye’nin 3 yıllık yol haritası belirlendi, uzmanı detayları değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından 2026-2028 yıllarını kapsayan ve Türkiye’nin üç yıllık yol haritasını belirleyen Orta Vadeli Programı açıkladı. Programa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Doç. Dr. Abulkadir Yüksel, Abdulkadir Yüksel, "İstihdamı artıracak, dezavantajlı grupları güçlendirecek ve sosyal refahı yükseltecek çok önemli adımlar atılıyor" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan ve Resmî Gazete’de yayımlanan Orta Vadeli Program, 2026-2028 yıllarını kapsayan Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve istihdam politikalarına yön verecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyuyor. Programda özellikle istihdamın artırılması, kadın ve gençlerin iş gücü piyasasına katılımının yükseltilmesi ve dezavantajlı grupların desteklenmesi hedefleri dikkat çekiyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, Orta Vadeli Program’ın 2026-2028 yılları arasında sistematik ve doğru bir şekilde uygulanmasının hedeflere ulaşılması açısından önemli olduğunu belirterek, "İstihdam hedefleri ile diğer hedefler arasındaki uyumluluğu gözlemledim. İstihdamdaki artışlar muhakkak büyümeyi de artıracaktır" dedi.



"Türkiye’nin 3 yıllık yol haritasını"


Yayınlanan programda çarpıcı politika ve hedeflerin dikkatini çektiğini belirten Yüksel, "Resmî Gazete’de yayımlanan ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın sunumunu yaptığı Orta Vadeli Program, 2026-2028 yıllarını kapsayan Türkiye’nin 3 yıllık yol haritasını göstermektedir. Programı istihdam, işsizlik, çalışma ilişkileri ve sosyal politika anlamda değerlendirdiğimizde çarpıcı politika ve hedeflerin olduğu dikkatimizi çekmektedir. Programda öncelikle kadınların, gençlerin, engelli bireylerin ve işgücü piyasalarında dezavantajlı grupların istihdama katılımlarının artacağı vurgulanmış, ayrımcılıkların önlenerek özellikle kadın-erkek arasındaki adil politikaların geliştirileceği ve kontrol edileceği belirtilmiştir. 2025 yılının ’Aile Yılı’ olarak kabul edilmesiyle birlikte nüfusun gençleştirilmesi için doğurganlık oranlarının artırılması hedeflenmişti. Bu bakımdan Orta Vadeli Program’da kadının bakım emeğinin azaltılması, güvenceli esnek çalışma standartlarının sağlanması ve çalışma izinlerinin yeniden düzenlenmesi, Aile Yılı ile eşgüdümlü politikaların uygulandığını göstermektedir" dedi.



"Sürdürülebilir istihdam benimseniyor"


Eğitim programlarının artırılacağını söyleyen Yüksel, "Ayrıca ’ikiz dönüşüm’ olarak adlandırılan yeşil ve dijital dönüşümün istihdam politikalarında yer alması, çağın gerekliliklerine uyum açısından çok önemlidir ve bu durum sadece istihdamın değil sürdürülebilir istihdamın da benimsendiğine işaret etmektedir. Bunun yanı sıra çağın ciddi problemlerinden biri olan ‘ne istihdamda ne eğitimde’ bulunan bireylere yönelik politikaların programa dâhil edilmesi önemli görülmektedir. İşsizliğin birçok farklı sebebi olmakla birlikte, programda yeni becerilerin geliştirilmesi vurgusu yapılmakta, işsizliğin temel nedenlerinden biri olan beceri uyumsuzluğunu gidermek amacıyla eğitim programlarının artırılacağı ifade edilmektedir. Programın istihdam boyutunda mesleki eğitime büyük bir yer ayrılması, başta meslek yüksekokulları olmak üzere üniversite kontenjanlarının kamu ve özel sektörün ihtiyaçlarına göre düzenleneceğini göstermektedir" diye konuştu.



"Umut verici nitelikte"


Hedeflenen politikaların sosyal refahı artırarak büyümeye katkı sağlayacağını ifade eden Yüksel, "Bunun yanında yapay zekâ, siber güvenlik, uzay teknolojileri gibi alanlarda uzman işgücü yetiştirmek için yurt dışı eğitim programlarının destekleneceği, tersine beyin göçünü teşvik edecek politikaların uygulanacağı belirtilmiştir. Programda işsizlik oranı hedefleri de açıkça yer almakta olup 2026 yılı için yüzde 8,4 - 2028 yılı için ise yüzde 7,8 olarak belirlenmiş ve bu hedeflere ulaşmak için yıllık 842 bin kişilik istihdam oluşturulacağı öngörülmüştür. Genel olarak Orta Vadeli Program, istihdam anlamında değerlendirildiğinde çağın gerekliliklerini karşılayan doğru bir reçete olarak değerlendirilebilir. Hedeflenen politikalar sosyal refahı artırarak büyümeye katkı sağlayacak, istihdam alanında dezavantajlı grupların desteklenmesi ve ayrımcılığın giderilmesine yönelik adımlar sosyal politika açısından umut ve heyecan verici nitelikte olacaktır" şeklinde konuştu.



Türkiye’nin 3 yıllık yol haritası belirlendi, uzmanı detayları değerlendirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.