ASAYİŞ - 28 Nisan 2025 Pazartesi 10:59

6.2 büyüklüğündeki deprem öncesi garip olay! Yoğun gaz kokusu hissedilmiş

A
A
A

Tekirdağ’ın Şarköy ilçesine bağlı Gaziköy Mahallesi’nde, Silivri açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremden bir gün önce yoğun gaz kokusu hissedilmiş.

İstanbul Silivri açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin hemen öncesinde, Ganos Fayının Marmara Denizi’nden çıkış noktasında bulunan Gaziköy Mahallesi’nde akşam saatlerinde yoğun bir gaz kokusu hissedildi. Mahalle sakinleri, kokunun özellikle Marmara Denizi yönünden geldiğini ve daha önce köyde yaşanan bir sondaj olayındaki gaz kokusuna benzediğini ifade etti.

2023’teki sondajda gaz çıkmıştı

2023 yılı Ekim ayında Gaziköy’de yapılan bir sondaj çalışması sırasında, 150 metre derinlikte yoğun gaz çıkışı tespit edilmişti. Sondajı yapan vatandaşın amacı su bulmak olsa da çıkan gaz, bölgede dikkat çekmişti. Mahalle Muhtarı Ali Altıntaş, sondaj noktasının tam olarak Ganos Fayı üzerinde yer aldığını vurgulayarak, gaz çıkışının zaman zaman hâlâ devam ettiğini söyledi.

6.2 büyüklüğündeki deprem öncesi garip olay! Yoğun gaz kokusu hissedilmiş

Depremden sonra endişe

Gaziköy Muhtarı Ali Altıntaş yaptığı açıklamada, "Depremden bir gün önce köyümüzde yoğun bir gaz kokusu yayıldı. Marmara Denizi’nden geldiğini gözlemledik. 2023 Ekim ayında yapılan sondaj çalışmasında çıkan gazın kokusuna benzediği için o anda fazla endişelenmedik. Ancak Silivri depremi olduktan sonra bu durum bizi düşündürdü. Çünkü o gaz kokusunun fay hattıyla ilişkili olabileceğini anladık. Kokunun etkisi 5-6 dakika sürdü" dedi.

6.2 büyüklüğündeki deprem öncesi garip olay! Yoğun gaz kokusu hissedilmiş

Ganos Fayı üzerinde tedirgin bekleyiş

Ganos Fayı’nın Marmara Çukuru’ndan başlayıp Saros Körfezi’ne kadar uzandığını belirten Altıntaş, bölgenin 1912 yılından bu yana büyük bir deprem yaşamadığını, ancak küçük depremler sonrasında mahallede tedirginliğin arttığını söyledi. Gaziköy’de yaşayan vatandaşlar, geçmiş deneyimlerin ve son yaşanan olayların ardından Ganos Fayı’ndaki hareketlilik konusunda daha dikkatli olduklarını ifade etti.

Halil Dağ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.