SAĞLIK - 22 Ekim 2024 Salı 15:03

Gebeler stres ve korkuları böyle yeniyor

A
A
A

Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesinde faaliyet gösteren gebe okulu, anne adaylarını hem doğuma hem de doğum sonrası sürece hazırlıyor. Kadın Sağlığı Uzman Hemşiresi Nesibe Sulamış’ın verdiği bilgilere göre, gebe okulu eğitimleri sayesinde anneler daha bilinçli bir doğum yapma sürecine girerek korku ve stresinde azalmasını sağlıyor.

Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesindeki gebe okulu, anne adaylarını hem doğuma hem de doğum sonrası sürece hazırlıyor. Kadın Sağlığı Uzman Hemşiresi Nesibe Sulamış’ın verdiği bilgilere göre, gebe okulu eğitimleri sayesinde anneler daha bilinçli bir doğum yapma sürecine giriyor. Gebe okulları, anne adaylarının doğum sürecine dair yaşadığı korkuları azaltmada önemli bir rol oynuyor. Gebelik öncesi ve doğum sırasında yaşanabilecek değişiklikler hakkında verilen eğitimlerle anneler daha bilinçli hale geliyor. Eğitimler sayesinde anne adayları, özellikle normal doğum sürecine dair kaygılarını yenerek, daha rahat ve güvenli bir doğuma hazırlanıyor. Fizyoterapist, diyetisyen ve psikologlardan alınan desteklerle anne adayları, hem bedensel hem de zihinsel olarak doğuma daha hazırlıklı hale geliyor. Bu süreçte verilen doğru ve bilimsel bilgiler, sosyal medyada karşılaşılan bilgi kirliliğinin de önüne geçiyor.

"Sağlıklı gebe, sağlıklı anne, sağlıklı bebek"

Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi Gebe Okulu Sorumlu Hemşiresi ve Kadın Sağlığı Uzman Hemşiresi Nesibe Sulamış, "Öncelikle hastanemizde ’sağlıklı gebe, sağlıklı anne, sağlıklı bebek’ anlayışıyla hizmet vermekteyiz. Annelerimizi gebe okullarıyla hem doğuma hem de anneliğe hazırlıyoruz. Gebe okulu, gebelik öncesi bilgilendirme, doğum öncesi, doğum sonrası süreçlerle ilgili kapsamlı eğitimlerin yapıldığı bir programdır. Gebelerimiz hastanemize başvurarak veya telefonla kayıt oluşturabilirler. Okulumuz 4 hafta süren ve 4 oturumdan oluşan bir eğitim sürecidir. İlk oturumda gebelik öncesi ve gebelik sürecinde yaşanan değişiklikler ve yapılacak egzersizler hakkında hem teorik hem de uygulamalı eğitimler veriyoruz. İkinci oturumda doğumu kolaylaştıran yöntemleri ve gebelikte beslenmeyi ele alıyoruz. Üçüncü oturumda yeni doğan bebek bakımı ve emzirme süreci üzerinde duruyoruz. Son oturumda ise lohusalık dönemi ve aile planlaması konularını işliyoruz. Eğitimimize eşler de katılıyor. Eğitimlerden sonra doğum sonrası süreçte anneleri takip edip desteklemeye devam ediyoruz. Son 9 ayda 100’ün üzerinde gebeye eğitim verdik" ifadelerini kullandı.

Gebeler stres ve korkuları böyle yeniyor

"Normal doğum korkularım azaldı"

Gebe okulu katılımcılarından Hilal Bilir Tüysüz, ilk gebeliği olduğunu belirterek şunları söyledi:

"32 haftalık hamileyim ve gebe okulu hakkında broşürler aracılığıyla bilgi sahibi oldum. Sonrasında burada Nesibe Hemşire ile tanıştım. Konuyla ilgili çok iyi bilgiler aldık. Fizyoterapist, diyetisyen ve psikolog eşliğinde önemli eğitimlerden geçtik. Doğumhaneyi gezdik ve normal doğum ile ilgili çok daha fazla bilgi edindik. Bu süreçte normal doğum korkularım oldukça azaldı ve doğum sürecimize karar verdik. Herkese gebe okuluna katılmayı tavsiye ediyorum."

"Sosyal medyada bilgi kirliliğine maruz kalıyoruz"

Mehmet Tüysüz ise, gebe okuluna katılmanın kendileri için çok faydalı olduğunu vurgulayarak şunları dile getirdi:

"Eşim gebe okuluna katılırken, eşlerin de dahil edilmesi gerektiği söylendiğinde öncelikle şaşırdım. Ancak sonrasında eğitime katıldığımda bu sürecin içinde olmamız gerektiğini anladım. Doğum sonrası eşimize nasıl yardım edebiliriz, bebek bakımı ve psikolojik destek gibi konularda birçok soru işaretimiz vardı. Çoğunu burada giderdik. Sosyal medyada bilgi kirliliğine çok maruz kalıyoruz ve bu nedenle kafamız karışıktı. Ancak bu süreçte doğru bilgileri öğrenmek çok iyi oldu. Gebe okuluna teşekkür ediyoruz."

"İlk gebeliğimiz olduğu için çok stresliydik"

Gebe okuluna katılan bir diğer anne adayı Pınar Batu ise, "29 yaşındayım ve ilk gebeliğim. Burada birçok korkumuzu yendik. Hem doğum süreci hem de doğum sonrası süreç hakkında önemli bilgiler aldık. İlk gebeliğimiz olduğu için hem çok heyecanlı hem de stresliydik. Ancak bu eğitimler sayesinde kendimizi daha iyi hissediyoruz" şeklinde konuştu.

"İlk kez anne olacak gebeler için büyük destek"

Bir başka katılımcı Özlem Şazmaz ise 37 yaşında olduğunu ve ilk gebeliğini yaşadığını ifade ederek şunları söyledi:

"29 haftalık hamileyim ve bu süreçte gebe okulu ile tanıştım. 4 haftalık eğitim boyunca fizyoterapist, diyetisyen ve psikolog gibi birçok farklı branşta uzmanlardan eğitim aldık. Bu eğitimler, bizim gibi ilk kez anne olacak gebelerin tedirginliklerini ortadan kaldırmak amacıyla gerçekten çok faydalı oldu. Emzirme eğitimi aldık, anne sütünün önemi hakkında bilgi edindik. Umarım bu süreci en sağlıklı şekilde tamamlarız."

Halil Dağ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Mide fıtığında tedavi kişiye özel planlanıyor "Yemek sonrası artan göğüs yanması, gece ağza gelen acı su ve bir türlü geçmeyen rahatsızlık hissi... Çoğu zaman basit bir reflü sanılarak geçiştirilen bu şikayetlerin altında, yaşam kalitesini derinden sarsan mide fıtığı yatabiliyor" diyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğuna dikkat çekti. Göğüste yanma ve ağza acı su gelmesi gibi şikayetler, günümüzün yoğun temposu ve düzensiz beslenme alışkanlıkları nedeniyle sıkça yaşanıyor. Ancak bu belirtiler sadece fonksiyonel bir reflünün değil, mide fıtığı gibi yapısal ve önemli bir sağlık sorununun da habercisi olabiliyor. Medipol Üniversitesi Esenler Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının hem doğuştan hem de sonradan gelişebilen önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti. Yaşam tarzını bozuyor Mide fıtığı hakkında önemli bilgiler paylaşan Dr. Düzci, "Mide fıtığı, tıbbi adıyla hiatal herni, midenin diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesiyle oluşuyor. Diyafram, göğüs ve karın boşluğunu ayıran kas yapısında bir bariyer görevi görüyor. Bu bölgedeki gevşeklik, midenin yukarı doğru kaymasına ve mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olabiliyor. Bazı reflülerfonksiyoneldir. Tıka basa yemek, asitli ve gazlı içecekler tüketmek geçici reflüye neden olabilir. Ancak mide fıtığına bağlı reflü daha kalıcı ve yaşam kalitesini bozan bir tablo oluşturur" dedi. Bu şikayetlerle ortaya çıkıyor Mide fıtığı olan hastalarda en sık görülen belirten Dr. Düzci,"Yemeklerin ağza gelmesi, göğüste yanma hissi, ağıza acı ekşi su gelmesi, gece yastığa sıvı gelmesi ve ağız kokusu yer alıyor. Bazı hastalar ise göğüs ağrısı şikayetiyle kardiyolojiye başvurup yapılan tetkikler sonrası mide fıtığı tanısı alabiliyor. Toplumun yaklaşık yüzde 20’sinde mide fıtığı mevcut. Reflüşikâyetleri ise neredeyse her iki kişiden birinde görülebiliyor" diye konuştu. Tedavide ilk adım yaşam tarzı Mide fıtığının tedavisinin hastanın şikayetlerine göre planlandığını belirten Dr. Düzci, "İlk aşamada ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşıyor. Bu süreçte hastalara yatmadan en az iki saat önce yeme-içmeyi bırakmaları, yastık sayısını artırmaları, asitli ve gazlı içeceklerden kaçınmaları, tıka basa yemek yememeleri ve yemekle birlikte su tüketmemelerini öneriyoruz. Ancak ilaç tedavisine ve yaşam tarzı düzenlemelerine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Mide ile diyafram arasındaki açıklığın kapatıldığı cerrahi tedavilerle hastaların büyük bölümünde şikâyetlerin tamamen ortadan kalktığını görüyoruz" şeklinde konuştu.
Karabük Oğlunun ölüm davasında erteleme kararı çıkan anne hastanelik oldu Karabük’te 23 ay önce meydana gelen ve motosiklet sürücüsünün hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin davanın karar duruşmasının ertelenmesi üzerine fenalaşan anne hastaneye kaldırıldı. 2024 yılı Haziran ayında Karabük-Yenice kara yolu Yeşilköy mevkiinde meydana gelen kazada, Yenice yönüne seyir halinde olan 25 yaşındaki Sefa Tulumoğlu, akaryakıt tesisine dönüş yapmak için manevra yapan Tuncay İncebacak (40) idaresindeki otomobile çarpmış, genç sürücü hayatını kaybetmişti. Kazaya ilişkin açılan davanın duruşması Karabük Adalet Sarayı’nda görüldü. Duruşmaya, hayatını kaybeden motosiklet sürücüsünün annesi Fatma Tulumoğlu, babası Satılmış Tulumoğlu, yakınları ile üyesi olduğu KASK Kafalılar Motosiklet Derneği üyeleri katıldı. Mahkeme heyeti, bilirkişi raporunun eksik veya çelişkili olması nedeniyle uzman ekiplerce yeniden değerlendirme yapılmasına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Kararın ardından anne Fatma Tulumoğlu sinir krizi geçirerek bayıldı. Yakınları ve çevredekilerin yardımıyla adliye dışına çıkarılan Tulumoğlu’na sağlık ekipleri ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Daha sonra ambulansla hastaneye kaldırılan Fatma Tulumoğlu’nun sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. KASK Kafalılar Motosiklet Derneği Başkanı Umut Kahriman, karar duruşmasının kusursuz olmalarına rağmen ileri bir tarihe ertelenmesinden dolayı üzüntü duyduklarını belirterek, adalet istediklerini söyledi.
Ankara Bakan Yumaklı: "Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında, bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Son 7 aydaki yağışlar, 66 yılın en yüksek seviyesini gördü. Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında. Hatta bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda" dedi. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) Etlik Tesisleri’nde yeni iş makinelerinin hizmete alınması dolayısıyla tören düzenlendi. Törene Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta ile çok sayıda davetli katıldı. Konuşmasında maliyeti yaklaşık 2,7 milyar lira olan 150 yeni iş makinesinin hayırlı olmasını dileyen Yumaklı, "Son 23 yılda 4,7 trilyon liralık yatırım yaparak, 11 bin su ve sulama tesisini hizmete aldık. 805 baraj ve 522 gölet inşa ettik. Bu yatırımlarla su depolama kapasitemizi yüzde 38 arttırarak, 184 milyar metreküp seviyesine ulaştırdık. Sulanan alan miktarımızı yüzde 52 artışla 72 milyon dekara çıkardık. 352 içme suyu tesisi inşa ederek, şehirlerimizin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşıladık. 6 bin 239 yeni taşkın koruma tesisi inşa ettik. 2026 yılı içerisinde de 300 su projesini daha hizmete alacağız" diye konuştu. "Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında, bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda" "Geçen yıl kuraklıkla ilgili önemli bir sınav verdik" diyen Bakan Yumaklı, "Bu yılki yağışlar normaline göre yüzde 30, geçen yıla göre ise yüzde 73 artmış durumda. Hatta bazı bölgelerimizde bu artış yüzde 100’ün üzerine çıktı. Son 7 aydaki yağışlar, 66 yılın en yüksek seviyesini gördü. Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında. Hatta bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda. Bu rakamlar elbette memnuniyet verici. Ancak su doğru yönetilmediğinde ve bilimsel kurallara uygun şekilde kontrol altına alınmadığında dünyanın en yıkıcı afetlerinden birine dönüşebiliyor. Bu anlamda DSİ’nin iş makineleri, taşkın korumada ve afetle mücadelede çok büyük bir vazife üstleniyor" şeklinde konuştu. "İş makinesi ve ekipman sayımız 5 bin 776’ya ulaştı" Bakan Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sadece 2025 yılı içerisinde 81 ilimizde toplam 199 toplu makinalı çalışma ve bin 311 münferit çalışma gerçekleştirdik. Bu çalışmalarla yaklaşık 20 milyon dekar alan korundu, 10 binden fazla yerleşim yeri taşkın riskinden korundu. DSİ bugün Türkiye’nin en büyük kurumsal iş makinesi parkını yönetiyor. Son alımlarla birlikte iş makinesi ve ekipman sayımız 5 bin 776’ya ulaştı. Bugün teslimini gerçekleştirdiğimiz yeni 80 dozerle dozer sayımız yüzde 35 artışla 311’e yükseldi. Genç dozer oranı yüzde 41’den yüzde 67’ye ulaştı. Bu modernizasyon sayesinde yıllık kazı kapasitemiz yüzde 58 artışla 63 milyon metreküpe yükseldi. Ülke ekonomisine bu sayede yıllık yaklaşık 2,2 milyar lira katkı sağlamış oluyoruz. Alınan iş makinaları kendisini 1 yılda amorti ediyor." Bakan Yumaklı, DSİ’nin yalnızca taşkınlarla değil, deprem, orman yangını ve çığ gibi afetlerle de mücadelede aktif rol aldığını belirterek, iş makinelerinin AFAD koordinasyonunda afet bölgelerine sevk edildiğini söyledi. Yumaklı, son olarak Samsun, Çankırı ve Şırnak’ta aşırı yağışların ardından DSİ ekiplerinin diğer kurumlarla birlikte sahada çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Gerektiğinde Milli Savunma Bakanlığı emrinde Mehmetçiğe de destek verdiklerini kaydeden Yumaklı, taşkın risklerini azaltmak amacıyla Taşkın Erken Uyarı Sistemi’ni yaygınlaştırdıklarını, bu sistem sayesinde ani su yükselmelerinin anlık takip edilerek vatandaşlar ve ilgili kurumların SMS ile hızlı şekilde bilgilendirildiğini aktardı. Dualar eşliğinde kurdele kesimi gerçekleştirilen törenin ardından Bakan Yumaklı, araçları inceleyerek detaylı bilgi aldı. İş araçlarının kullanımına yönelik simülasyon eğitimi verilen alanları gezip deneyimleyen Bakan Yumaklı, "Burada, sahada bizatihi herhangi bir makinenin üzerine çıkmadan bile arkadaşlar kendilerine gösterilmiş olan bir alanın senaryoyla birlikte gerçekleştirmelerini, o görevi ifa etmelerini burada simüle edebiliyor. Her şeyden önce kazalardan korunmuş oluyorsunuz. Operatörlerin yapmış oldukları hataları arkadaşlarımın burada sonradan tekrar tekrar kendilerine gösterme imkanı oluyor. Gerçekten elimizdeki makinelerin, ekipmanların son dönemdeki hem gençleştirme hem de teknolojinin son jenerasyonunu kullanma anlamında yeni yatırımlarımız çok büyük kolaylıklar sağlıyor. Ben her zaman şunu söyledim; bu makinelerin hepsi bize bu milletin emaneti. Doğru yerde doğru zamanda kullanmamız gerekiyor" dedi.
Erzurum Coğrafi işaret alan Erzurum Paça Çorbası tanıtıldı UNESCO Gastronomi Şehri Erzurum’un kadim lezzetlerinden biri olan Erzurum Paça Çorbası’nın coğrafi işaret tescil belgesi alması vesilesiyle Müceldili Konağı’nda düzenlendi. Programda basın mensuplarına Erzurum Paça Çorbası tanıtıldı ve katılımcılara ikram edildi. Erzurum’un asırlık lezzetlerinden paça çorbasının coğrafi işaretle tescillenmesi, kentin gastronomi kimliğinin güçlenmesine ve yöresel mutfak kültürünün daha geniş kitlelere tanıtılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan geçmişiyle Türk mutfağında önemli yere sahip paça çorbası, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin Türk Patent ve Marka Kurumuna yaptığı başvuru sonucu "Erzurum Paça Çorbası" adıyla tescil edildi. Şehirde Erzurum paça çorbasıyla birlikte 62 ürün coğrafi işaret alırken, 20 ürünün ise tescil aşamasında olduğu belirtildi. "Şehirler; kültürüyle, sanatıyla, musikisiyle, mutfağıyla ve hafızasıyla büyür" Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, programda yaptığı konuşmada, Erzurum’un asırlardır kaynayan kültür kazanına, sofrasının bereketine, kadim mutfak mirasına ve Anadolu irfanına sahip çıkmanın gururunu yaşadıklarını ifade ederek, "Erzurum Paça Çorbası, yalnızca bir yemek değildir. O; bu şehrin hafızasıdır. Bu şehrin sabahıdır, emeğidir, misafirperverliğidir. Dadaş diyarının sert ikliminde gönülleri ısıtan bir kültür mirasıdır. Bugün çorbamızın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenmesi, köklü kültürün resmî anlamda koruma altına alınması bakımından son derece kıymetlidir. Bizler inanıyoruz ki şehirler sadece beton yapılarla büyümez. Şehirler; kültürüyle, sanatıyla, musikisiyle, mutfağıyla ve hafızasıyla büyür. Eğer bir şehrin mutfağı yaşıyorsa, o şehir geçmişiyle bağını koparmamış demektir. Şimdi bu büyük kültür hazinesine Erzurum Paça Çorbası da coğrafi işaret güvencesiyle daha güçlü bir şekilde eklenmiştir. Bugün tescillenen Erzurum Paça Çorbası da bu köklü geleneğin önemli bir parçasıdır. Bundan sonra bu lezzet, hem korunacak hem de şehrimizin gastronomi kimliğinin önemli bir değeri olarak tanıtılacaktır. Biz istiyoruz ki Erzurum yalnızca kış turizmiyle değil; kültürüyle, mutfağıyla, tarihiyle, sanatıyla ve medeniyet birikimiyle de dünyada daha güçlü şekilde anılsın. Çünkü Erzurum buna layıktır. Bu şehir sadece geçmişte destan yazan bir şehir değildir; geleceğe yön verecek büyük bir kültür merkezidir. Bugün tescillenen bu değer; yalnızca Erzurum’un değil, aynı zamanda Anadolu kültürünün ortak hafızasının da önemli bir parçasıdır. Bundan sonra da şehrimizin tüm kültürel değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Programda Erzurum Vali Yardımcısı Sinem Büyüknalçacı, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Gastronomi Müdürü Resul Parlak da birer konuşma yaptı.
Tekirdağ Emek ve sabır bir araya geldi: Özel öğrencilerin el emeği eserleri sergilendi Tekirdağ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde özel öğrenciler tarafından hazırlanan el emeği ürünler düzenlenen sergide beğeniye sunuldu. Okulda eğitim gören özel öğrencilerin yıl boyunca hazırladığı çalışmalar için sergi programı düzenlendi. Sergide öğrencilerin yaptığı süs eşyaları, tablolar, vazolar ve çeşitli el işi ürünleri ziyaretçilerin ilgisini çekti. Öğrencilerin büyük emek harcayarak hazırladığı ürünler, öğretmenler ve aileler tarafından da takdir topladı. Sergiyi gezen davetliler öğrencilerin çalışmalarını tek tek inceleyerek bilgi aldı. Etkinlikte öğrencilerin sosyal gelişimlerine katkı sağlayan sanatsal çalışmaların önemine dikkat çekilirken, özel bireylerin ortaya koyduğu başarıların desteklenmesi gerektiği ifade edildi. Tekirdağ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Öğretmeni Leyla Rahşan Karavelioğlu yaptığı açıklamada, ‘’Biz Özel Eğitim Sınıfları olarak, öğretmen arkadaşlarımızla birlikte bu hafta bir farkındalık haftası. Engelliler Haftası Demek İstemiyoruz biz, farkındalık haftası demek istiyoruz. Bizde farkındalığımızı göstermek istedik ve çocuklarımızla birlikte hepsi el emeği göz nuru bir sergi düzenledik. Sergimizin içerisinde panç örnekleri var, çocuklarımızın yaptığı resimler var, kendilerinin sıfır atıkla yaptıkları ürünler var. Burada özellikle şunu vurgulamak istedik bizim çocuklarımızın çok güzel destekle, çok güzel şeyler yapabileceklerini kanıtlamak istedik. Burada özellikle pançı yapan öğrencilerimiz var gerçekten diyorlar ki bunları sizin öğrenciler yapmıyorlar, hayır onlar kendileri yapıyorlar. Resimleri yapan öğrencilerimiz var gerçekten onlar yapıyorlar, onların emekleri. Bizde bu emekleri sizlere göstermek istedik, gerçekten çok güzel yıl boyunca yaptıkları işler var ama bir şeylerin görünmesi gerekiyor. Bu çocukların bir şeyleri başardığını topluma göstermemiz gerekiyor" dedi.