GÜNDEM - 06 Mart 2024 Çarşamba 17:14

Kapatılacak 63 pansiyon işletmesinden çağrı: “Mağduriyetimizi giderin”

A
A
A
Kapatılacak 63 pansiyon işletmesinden çağrı: “Mağduriyetimizi giderin”

Kültür Turizm Bakanlığı tarafından çıkartılan karar sonrasında Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde kapatılma kararı ile karşı karşıya kalan 63 pansiyon işletmesi basın açıklaması yaptı.


Kültür Turizm Bakanlığı tarafından çıkartılan Turizm İşletme Belgesi yönetmeliği sonrasında Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde kapatılması beklenen 63 pansiyon işletmecisi Kültür Turizm İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Pankartlar ile Kültür Turizm İl Müdürlüğü önüne gelen işletmeciler, çıkartılan yönetmelikle mağdur olduklarını, belgeyi alamadıklarını ve mağduriyetlerinin giderilmesini talep etti.


Konuyla ilgili açıklama yapan İşletme sahibi Gökhan Taşkıran, “Bizler Tekirdağ’da konaklama faaliyeti gerçekleştiren işletme sahipleriyiz. Bizler bu işletmeler bizim ailelerimize ait apartmanlarda ya da kiraladığımız yerlerde konaklama faaliyeti gerçekleştiren işletmeleriz. Bu alan da çalışırken bizler, belediyeden iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatlarını almış bulunmaktayız, bağlı bulunduğumuz vergi dairelerinden vergi levhamızı almış durumundayız, aynı zamanda çalıştırdığımız arkadaşlarımızın SGK gibi yükümlülüklerini yapmış bulunuyoruz. Aynı zamanda konaklama faaliyetli işletmelere getirilen Konaklama vergilerini ödüyoruz. Turizm katkı payı vergisini ödüyoruz. Fakat bakanlığımızın son dönemlerde çıkartmış olduğu Turizm İşletme Belgesini maalesef ki alamıyoruz. Bunun için de ilçe belediyesi, il turizm müdürlüğü arasında maalesef git gel yapılmak suretiyle oyalanıyoruz. Bizler vergisel anlamda tüm yükümlülüklerimizi yerine getirmemize rağmen maalesef ki bu turizm işletmesi belgesini alamıyoruz ve yıllardır çalıştırdığımız, alın teri döktüğümüz işletmelerimizin kapanması gibi bir durumla karşı karşıyayız. Biz buradan mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz” dedi.



Taşkıran, “Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un televizyonlara çıkıp bizleri durumda bırakacak bu yönetmeliği anlatırken kullandığı kelimeleri size söylemek istiyorum. Diyor ki ‘Siz bir konutta yaşıyorsunuz, düşünsenize yan dairenize hiç tanımadığınız kişiler girip çıkıyor. Bunların kayıt altına alınması gerekiyor’ deniliyor. Burada ki işletme sahiplerinin hepsi kayıt altında, kolluk denetimi altında biz bu faaliyetleri yürütüyoruz. Sonrasında konuşmasında şunu söylüyor, ‘’Giren çıkan kişinin kimlik bildirimi yapılmıyor’ deniliyor. Ama bizim işletmelerimizin hepsinde Online kimlik bildirim sistemine sahibiz. İşletmelerimizde konaklayan tüm misafirlerin kimlik bildirimleri anlık yapılıyor. Kayıt dışılıktan ve vergi kaybından bahsediyor bakanımız haklıdır ama yine burada ki işletmelerin tamamı vergi mükellefidir. Dolayısıyla Sayın Bakanımız bunu aslında 100 daireli, 200 daireli büyük rezidanslarda günlük kiralama yapılan yerleri kayıt altına alınması maksadıyla yapılırken bu yönetmelik, bizim gibi ufak konaklama faaliyetli işletmeleri de kapsayarak mağdur etmektedir. Biz sayın bakanımızın niyetini derdini çok iyi anlayabiliyoruz ama bizim gibi ufak yerlerin de bu yönetmeliğe sokulmasıyla bizleri mağdur ediyor. Biz bu mağduriyetimizin giderilmesi hususunda gereğini rica ediyoruz" diye konuştu.


Pansiyon İşletmecisi Cüneyt Demir ise, “Bizim ruhsatlarımızda günü birlik konaklama evi yazıyor. Hal bu ki diğer ilçelerde olduğu gibi pansiyon ruhsatı verilmiş olsaydı zamanında. Burada ki insanların hiç birisinin bir mağduriyeti olmayacaktı. O zaman biz basit konaklama belgelerimizi alacaktık, basit bir şekilde çözecektik. Ama bugün ne Süleymanpaşa Belediyesi bu konuda adım atıyor, ne de bakanlık bu konuda çözüm üretiyor. Biz de ortada kurbanlık koyun gibi bekliyoruz. Ne zaman gelip işletmelerimizi kapatacaklar, mühürleyecekler diye. Şöyle bir durum var, yaz geliyor, bir dünya insan geliyor bunların konaklaması var bu anlamda da sıkıntı var. Bizi mağdur ediyorlar ama her hangi bir alt yapı hazırlıkta yok. Nerede konaklayacak insanlar" ifadelerini kullandı.


Yönetmeliğin çıkması sonrası mağdur olan işletme sahipleri, basın açıklamasının ardından sessiz bir şekilde dağıldılar.




Kapatılacak 63 pansiyon işletmesinden çağrı: “Mağduriyetimizi giderin”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasında 107 sanık için tutukluluk incelemesi ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 15. oturumunda Ekrem İmamoğlu’nun beyanlarının ardından mahkeme heyeti, 107 sanığa yönelik tutukluluk incelemesi yapmak için duruşmaya ara verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 15. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada tutuklu sanıkların avukatları savunma yaptı. Murat Ongun’un avukatı: "Müvekkilim Ekrem İmamoğlu bile birlikte hedef olarak seçilmiştir" İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Başkanı Danışmanı ve Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olan ve iddianamede örgüt yöneticisi olarak suçlanan Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş savunmasında, "Onlarca kişi müvekkilim Murat Ongun’a bağlı örgüt üyesi olarak gözaltına alınmıştır. Murat Ongun İBB’nin her alanında görevli kılınmış biri değildir. Müvekkilim akla mantığa hukuka aykırı şekilde hedef yapıldı. Savcılık makamı müvekkilimi adeta hukuk sopasıyla parçalamaya çalıştı. Huzurdaki iddianame anlatı odaklı bir soruşturma neticesinde yazılmıştır. Müvekkilim Ekrem İmamoğlu bile birlikte hedef olarak seçilmiştir. Herhangi bir suç şüphesine, somut delillerden bahsedilemeyeceği ortadadır. Soruşturma safhasında verilmiş tutuklama kararına hukuken itibar edilmesi mümkün değildir" dedi. "Müvekkil delilleri karartan kişi değil aksine delilleri dosyaya sunan kişidir" Tutuklu sanık Adem Soytekin’in avukatı Simge Büyük, "Müvekkilim sayın savcılık makamına yüzlerce sayfa evrak sunmuştur. Müvekkilin etkin pişmanlık kapsamında sunduğu belge ve bilgiler tutuklama gerekçesi oldu. Müvekkilin bu dosyada yer almasının tek sebebi işini iyi yapan bir yüklenici olması. Müvekkil delilleri karartan kişi değil aksine delilleri dosyaya sunan kişidir" dedi. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir ise kendisi yerine müvekkilinin savunma yapmasını istedi. Söz verilen Ekrem İmamoğlu savunmasında, "Gerçekten vicdan sızlatacak bir ortam yaşıyoruz. İnsanlar bir yıldan fazla süredir tutuklu. Hangi gerekçeyle? Kaçma şüphesi. Kuvvetli suç şüphesi. Delil karartma. Gerçekten ayıptır, yazıktır, günahtır. Bu arkadaşlarım mı kaçacak? 43 yıllık zabıta memuru, daire başkanlığı yapmış hanımefendi mi kaçacak? Hayatını, kariyerine adamış insanlar mı kaçacak? Ülkenin en seçkin bürokratları mı kaçacak? Milyonlarca oy almış belediye başkanları mı kaçacak? Bunun böyle düşünülmesini bile zül kabul ederim. Bu dava tarihidir. Tercihi siz yapacaksınız. Kararı siz vereceksiniz. Burada bulunan yol arkadaşlarım serbest bırakılmalıdır" dedi. Mahkeme heyeti ardından 107 sanığa yönelik tutukluluk incelemesi yapmak için duruşmaya ara verdi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Kasım 2025 tarihinde tamamlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı ‘ihbar eden’, Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı ‘suçtan zarar görenler’, 16 kişi ‘müşteki’, 5 kişi ‘müşteki-sanık’ ve Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 402 kişi ‘sanık’ sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu örgütün kurucusu ve lideri olarak belirtilirken, Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün ‘örgüt yöneticisi’ olarak aktarıldı. İddianamede İmamoğlu’nun ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, 12 kez ‘rüşvet’, 7 kez ‘suç gelirlerinin aklanması’, 2 kez ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, 2 kez ‘kişisel verileri ele geçirme veya yayma’, 4 kez ‘suç delillerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, 47 kez ‘rüşvet alma’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, 9 kez ‘irtikap’, 46 kez ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, 4 kez ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, 70 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanununa muhalefet’, ‘Orman Kanununa muhalefet’ ve ‘Maden Kanuna muhalefet’ suçlarından toplamda 2 bin 430 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Öte yandan hazırlanan iddianamede toplam kamu zararının suç tarihinden itibaren 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu da aktarıldı.