TEKNOLOJİ
Canikli öğrenciler finalde 30 Nisan 2026 Perşembe - 20:30:47 Samsun Canik 15 Temmuz Ömer Halisdemir Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, ’SOS-DES-OKUL’ projesiyle SOSYALFEST 2026 finalistleri arasına adını yazdırdı. Canik 15 Temmuz Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, bireylerde toplumsal duyarlılığı, merhamet ve sorumluluk bilincinin artırmayı hedeflediği ’SOS-DES-OKUL’ adlı projesiyle Sosyal Bilimler Festivali’nde (SOSYALFEST 2026) finale yükseldi. Bu yıl 4 ana kategoride düzenlenen yarışmanın İlahiyat Kategorisi’nde finale yükselen Canikli öğrenciler, hazırladıkları projeyle yapay zeka araçlarının gündelik yaşamda sosyal bir hatırlatıcı görevi üslenmesini sağlayarak toplumsal duyarlılığı artırmayı ve akran zorbalığı gibi sosyal problemlerin önüne geçmeyi hedefliyor. Türkiye ve yurt dışı merkezli birçok üniversitenin kurumsal paydaşlığında gerçekleştirilen yarışmada Canikli genç zihinlerin elde ettiği başarı alkışları topladı. Canik 15 Temmuz Ömer Halisdemir Anadolu Lisesi öğrencileri Şaban Konuşuk, Mustafa Alperen Aslan, Refik Eren Yoldaş ve İhsan Tüfekçi tarafından geliştirilen projenin danışmanlığını ise okulun Felsefe Grubu Öğretmeni Aslı Akyüz Gündüz tarafından gerçekleştiriliyor. Okul Müdürü Muammer Kayhan, yarışmada hedeflerinin birincilik olduğunu ifade ederek finale kalan öğrencileri başarılarından dolayı tebrik etti. Canik 15 Temmuz Ömer Halidemir Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, 10-11 Mayıs tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde düzenlenecek olan yarışmanın finalinde jüri karşısına çıkacak.
30 Nisan 2026 Perşembe - 10:22 TÜRGEV’den üniversite gençliğine "Sağlıklı yaşam ile bağımsız kampüs" çalıştayı Üniversite gençliğinin bağımlılık, hareketsizlik ve aidiyet sorunları, 29 Nisan’da İstanbul İbn Haldun Üniversitesi’nde düzenlenen "Sağlıklı Yaşam ile Bağımsız Kampüs" çalıştayında ele alındı. TÜRGEV, Yeşilay ve İHÜ iş birliğiyle gerçekleştirilen programda, farklı üniversitelerden 100 öğrenci bu alanlara ilişkin politika önerileri geliştirdi. İbn Haldun Üniversitesi önderliğinde düzenlenen "İHÜ Yüzyıla Değer Öğrenci Çalıştayları" serisi üçüncü 29 Nisan 2026’da İstanbul’da gerçekleşti. Çalıştay, İHÜ Sanat Kültür ve Spor Daire Başkanlığı koordinasyonunda; Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Araştırma ve Uygulama Merkezi (REDAM), Yeşilay ve TÜRGEV iş birliğiyle gerçekleştirildi. Program kapsamında geliştirilen öneriler, raporlanarak ilgili kurumlarla paylaşılacak. Bağımlılık toplumsal boyutuyla ele alındı Yeşilay’ın 2026 yılını "Bağımsızlık Yılı" ilan etmesi, çalıştayın ana çerçevesini oluşturdu. Bu kapsamda bağımlılıkla mücadele bireysel bir sorun olmanın ötesinde toplumsal bir başlık olarak ele alındı. Çalıştayda, önleyici yaklaşımlar ve farkındalık çalışmaları öne çıkarken, öğrenciler bağımlılıklara karşı geliştirilebilecek yöntemler üzerine görüşlerini paylaştı. Gençlerin gündeminde üç kritik başlık Öğrenciler üç oturumda kendi deneyimlerinden yola çıkarak sorunların nedenlerini tartıştı ve politika önerileri geliştirdi. Teknoloji ve sosyal medya kullanımı, hareketsiz yaşam alışkanlıkları ile kampüslerde aidiyet duygusu öğrencilerin bakış açısından ele alındı. Bağımlılık başlığında; teknoloji, sosyal medya, dijital oyunlar ve kumarın üniversite öğrencileri üzerindeki etkileri gündeme geldi. Bu alışkanlıklara yönelimde yalnızlık, stres ve akademik baskının etkili olduğu vurgulandı. Kampüs içi sosyal alanların artırılması ve farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması önerileri öne çıktı. Hareketsiz yaşam başlığında ise düzenli fiziksel aktivitenin önündeki engeller tartışmaya açıldı. Ders yoğunluğu, artan ekran süresi ve kampüslerde spor imkanlarının sınırlılığı başlıca nedenler arasında gösterildi. Aktif yaşamı destekleyen kampüs düzenlemeleri ve spor imkanlarının artırılması öğrencilerin öne çıkan önerileri arasında yer aldı. Aidiyet başlığında ise öğrencilerin kendilerini bir topluluğun parçası olarak hissetme düzeyi ele alındı. Büyük şehirlerde artan yalnızlık ve sosyal kopukluk sorunlarına dikkat çekilirken, iletişimi güçlendirecek ve sosyal etkileşimi artıracak programların önemi vurgulandı. 100 öğrenci ortak akılla öneri geliştirdi Farklı üniversitelerden ve disiplinlerden, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak yer alan 100 öğrenci "beyin fırtınası" yöntemiyle çalıştı. Oturumlarda ortaya çıkan fikirler politika önerilerine dönüştürüldü. Sürece, farklı alanlardan akademisyenlerin yer aldığı Akademik Danışma Kurulu da katıldı. Tüm çalışmalar dijital ortamda yürütüldü; katılımcılar kendi bilgisayarlarıyla sürece dahil oldu. Çalıştayda üretilen öneriler rapor haline getirilerek ilgili kurumlarla paylaşılacak. Katılımcılara program sonunda katılım belgesi verildi.
Yapay zeka işletmelerde riskleri azaltıyor
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:31 Yapay zeka işletmelerde riskleri azaltıyor Doç. Dr. Sefer Darıcı, ilerleyen dönemde büyük ya da küçük fark etmeksizin birçok işletmenin yapay zeka entegrasyonunu tamamlamasının beklendiğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, her işletmenin işleyişi ve ihtiyaçları farklı olduğu için yapay zeka entegrasyon süreci de buna göre şekillenmek zorunda olduğunu belirterek, yapay zekanın işletmelerde riskleri azalttığını, zamanla büyük küçük tüm işletmelerin bu entegrasyon sürecini tamamlamak zorunda olduklarını söyledi. Doç. Dr. Sefer Darıcı yaptığı açıklamada, "Dijital entegrasyon bugün Türkiye’nin geleceği olarak değerlendiriliyor. Bu süreçte işletmeler önemli mesafeler kat etti ve ciddi gelişmeler yaşanıyor. Birçok firma iş işlemlerini, üretim süreçlerini ve karar mekanizmalarını yapay zekaya entegre ederek verimlilik sağlıyor. Her işletmenin yapay zekaya entegrasyon sürecinde baştan itibaren izlemesi gereken bir strateji bulunuyor. Bu kapsamda hangi adımların yapay zekaya devredileceği, hangi süreçlerin hibrit şekilde yürütüleceği belirleniyor. Yapay zeka entegrasyonu özellikle işletmeler için kritik bir konu olarak öne çıkıyor. Yapay zekanın üretim, insan kaynakları ya da karar destek süreçlerinden hangisinde kullanılacağı işletme içinde detaylı analiz gerektiriyor. Bu açıdan bakıldığında doğru bir entegrasyon ile işletmeler mevcut verimliliklerini önemli ölçüde artırabiliyor. Ancak burada en önemli nokta, sürecin sağlam bir analiz ve strateji ile yürütülmesi. Çünkü her işletmenin işleyişi ve ihtiyaçları farklı olduğu için entegrasyon süreci de buna göre şekillenmek zorunda" dedi. "İşlemelerde riskleri azaltıyor" Doç. Dr. Sefer Darıcı, tekrar eden işlerde yapay zeka kullanımının arttığını, artışla birlikte işletmelerde risklerinde azıldığını ifade edip, "Dünya genelinde yapay zeka teknolojisinin kaçınılmaz bir dönüşüm olduğu görülüyor. Özellikle ABD’de bu alanda geniş kapsamlı uygulamalar dikkat çekiyor ve birçok işletme süreçlerini yapay zekaya devretmiş durumda. Bu dönüşüm yalnızca belirli sektörlerle sınırlı kalmıyor; eğitimden üretime kadar birçok alanda yapay zeka kullanılabiliyor. Bazı süreçler insan ve yapay zekanın birlikte çalıştığı hibrit modellerle yürütülürken, özellikle tekrar eden işlerde yapay zeka kullanımı giderek artıyor. Bunun sonucunda verimlilik artışı sağlanırken hata oranlarında da ciddi düşüşler yaşanıyor. Aynı zamanda işletmelerin risklerini azaltmaları da önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor" dedi. "Yapay zeka entegrasyonunun kaçınılmaz" Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka entegrasyonunun kaçınılmaz olduğunun altını çizerek, "Türkiye’de de birçok işletme bu dönüşümün farkına varmış durumda ve yapay zeka entegrasyonu sürecini başlatıyor. İşletmenin küçük, orta ya da büyük ölçekli olması fark etmeksizin, hangi alanlarda yapay zekanın fayda sağlayacağının analiz edilmesi ve buna uygun adımların atılması gerekiyor. Önümüzdeki süreçte bu dönüşümün çok daha yaygın hale geleceği öngörülüyor. Bununla birlikte bazı iş kollarında olumsuz etkiler ve istihdam kayıpları yaşanabileceği de ifade ediliyor. Ancak genel çerçevede bakıldığında yapay zeka entegrasyonunun kaçınılmaz olduğu ve işletmeler için önemli bir adım olduğu belirtiliyor" "Büyük küçük tüm işletmeler kullanacak" Doç. Dr. Sefer Darıcı, zamanla büyük küçük tüm işlemelerin yapay zeka entegrasyonunu tamamlayacaklarına vurgu yaparak şunları söyledi. "Geçmişte dijital teknolojiler ve e ticaret alanında yaşanan dönüşüme benzer şekilde, bugün de yapay zeka alanında yeni bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Bu nedenle işletmelerin hangi alanlarda yapay zeka kullanmaları gerektiğini belirlemeleri ve bu doğrultuda planlı adımlar atmaları önem taşıyor. İlerleyen dönemde büyük ya da küçük fark etmeksizin birçok işletmenin bu sürece dahil olması ve yapay zeka entegrasyonunu tamamlaması bekleniyor"
Türk Telekom eSIM ile kullanıcılarına çevre dostu iletişim deneyimi sunuyor
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:17 Türk Telekom eSIM ile kullanıcılarına çevre dostu iletişim deneyimi sunuyor Türk Telekom, eSIM teknolojisiyle kullanıcılarına hızlı ve çevre dostu bir mobil iletişim deneyimi sunmayı hedefliyor. Türk Telekom, eSIM teknolojisiyle müşterilerine daha kolay, hızlı ve çevre dostu bir mobil iletişim deneyimi sunmayı hedefliyor. eSIM Teknolojisi, fiziksel SIM kart taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırarak dijitalleşmenin sunduğu çevreci dönüşümün bir parçası haline geliyor. eSIM kullanımı doğal kaynak tüketimini azaltırken, karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. eSIM sayesinde kullanıcılar, uzaktan aktivasyon ve dijital yönetim imkânlarıyla işlemlerini daha hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Dijital dönüşümde sürdürülebilir ve yenilikçi teknoloji eSIM Uzaktan tanımlama ve dijital yönetim imkânı sunan eSIM teknolojisi, kullanıcı deneyimini hızlandırırken kâğıt ve enerji tüketimini de minimize ediyor. eSIM; daha verimli, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir ekosistemin oluşmasına destek oluyor. eSIM, teknoloji odaklı büyümeyi sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla ileri taşıyan önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Fiziki hat sahibi olan Türk Telekomlular, mağazaya gitmeden Türk Telekom uygulaması üzerinden eSIM’e geçiş işlemlerini gerçekleştirebiliyor. Ayrıca, eSIM kullanan Türk Telekom müşterileri Tek Numara Teknolojisi ile eSIM uyumlu akıllı saat üzerinden, akıllı telefonları yanında değilken arama yapabiliyor. eSIM, anında aktivasyon, aynı cihazda birden fazla hat kullanımı ve cihazlar arası kesintisiz bağlantı gibi imkanlarıyla dikkat çekiyor.
5G ile yeni dönem: Akıllı şehirler ve otonom teknolojiler geliyor
08 Nisan 2026 Çarşamba - 16:55 5G ile yeni dönem: Akıllı şehirler ve otonom teknolojiler geliyor Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökalp Clarke, 5G teknolojisinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 1 Nisan itibarıyla Türkiye’de 5G teknolojisine geçiş sürecinin başlamasıyla birlikte "5G nedir?" ve "Hayatımızda neleri değiştirecek?" soruları gündeme gelirken, Prof. Dr. Hülya Gökalp Clarke, 5G’nin özellikle akıllı sistemlerde büyük dönüşüm sağlayacağını ifade etti. Samsun’daki altyapı çalışmalarına değinen Clarke, 5G’nin ilk etapta şehir merkezlerinde ve yoğun veri trafiğinin olduğu bölgelerde kurulmasının hedeflendiğini belirterek, "Öncelikle konuşma ve internet kullanımının yoğun olduğu noktalarda altyapı oluşturulacak. İlerleyen süreçte bu sistem genişleyecek. Ancak 5G’nin gerçek performansını tüm altyapı tamamlandığında hissedebileceğiz. Şu an birçok yerde 5G, 4.5G altyapısı üzerinden hizmet veriyor" dedi. 5G’nin bireysel kullanıcılara daha hızlı internet ve yüksek kaliteli medya deneyimi sunacağını dile getiren Clarke, "Kullanıcılar daha hızlı veri indirip gönderebilecek, yoğun ortamlarda bile kesintisiz bağlantı kurabilecek. Mobil cihazlar adeta bir oyun konsoluna dönüşecek" diye konuştu. Asıl büyük dönüşümün ise endüstri ve üretim alanında yaşanacağını vurgulayan Clarke, "5G, cihazların birbiriyle hızlı ve kesintisiz iletişim kurmasını sağlayacak. Bu sayede akıllı şehirler, akıllı limanlar, akıllı sağlık sistemleri ve akıllı tarım uygulamaları yaygınlaşacak" ifadelerini kullandı. 5G’nin en dikkat çekici yeniliklerinden birinin otonom araçlar olacağını belirten Clarke, "Bir aracın, yoldaki bir tehlikeyi sürücüden önce fark edip otomatik olarak durması ’vay be’ dedirtecek gelişmelerden biri olacak. Ayrıca uzaktan ameliyat gibi ileri teknoloji uygulamaları da mümkün hale gelecek" şeklinde konuştu.
Gençliğin Üretim Çağı: OKAF’26 başladı
08 Nisan 2026 Çarşamba - 15:29 Gençliğin Üretim Çağı: OKAF’26 başladı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde ve bölge üniversitelerinin paydaşlığında "Gençliğin Üretim Çağı" mottosuyla düzenlenen "Orta Karadeniz Kariyer Fuarı" (OKAF’26), düzenlenen törenle ziyaretçilerine kapılarını açtı. Paydaş üniversite öğrencilerinin ve mezunlarının katılımıyla gerçekleşen OKAF’26, bölgede faaliyet gösteren kurumları, kuruluşları ve üniversiteleri bir araya getirerek söz konusu firmaları insan kaynakları anlamında desteklemeyi, katılımcı öğrencilerin meslekler hakkında detaylı bilgi almasını, firmaları tanımasını, girişimcilik ve kendi işini kurma gibi konularda bilgilenmesini sağlayarak öğrencilerin kariyer planlarına yön vermeyi amaçlıyor. "İstihdamda kalıcılıklarını sağlamak daha da önemli hâle geldi" Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen programın açılışında konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, "Son 23 yılda ülkemiz gelişmeye, çalışma hayatımız büyümeye, istihdamımız sürekli olarak artmaya devam etmektedir. Ülkemizin nüfusu 2000’li yıllarda 65 milyon civarındayken, 2025 yılı sonu itibarıyla 86 milyona ulaşmıştır. Toplam istihdam edilen sayımız 20 yıl önce 20 milyon seviyesindeyken, bu yıl başı itibarıyla 33 milyon seviyesine ulaşmıştır. İşsizlik oranımız son 34 ayı aşkın bir zamandır tek haneli rakamlardadır ve 2026 Şubat itibarıyla yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. İstihdam rakamlarımızdaki bu olumlu seyrin daha da ileriye gitmesi için bakanlık olarak çok önem verdiğimiz çalışmaların başında gençlerimizin istihdamı gelmektedir. Genç nüfusumuzun istihdamı ve istihdam alanlarının genişletilmesi en öncelikli konularımızdandır. Bugün sayıları 11,5 milyonun üstünde olan 15-24 yaş grubumuzdaki gençlerimizi çalışma hayatına kazandırırken istihdamda kalıcılıklarını sağlamak çok daha önemli bir konu haline gelmiştir. Bu noktada gençlerimizin iş hayatına geçişinde İŞKUR’un çok önemli programları olduğunu hatırlatmak istiyorum. 2012’den 2026 yılı Mart sonuna kadar İŞKUR’un aktif iş gücü hizmetleri kapsamında 1,3 milyon kardeşimiz İŞKUR’un mesleki eğitim programlarından yararlanmış ve bu katılımcıların yüzde 38’ini gençlerimiz oluşturmuştur. Aynı dönemde 2,6 milyon vatandaşımız İŞKUR işbaşı eğitim programlarımızdan faydalanmış ve yine bu programdan yararlarının yüzde 51’i yine gençlerimiz olmuştur. 2002’den 2026 yılı Mart sonuna kadar İŞKUR 16 milyon vatandaşımızın işe yerleştirilmesine aracılık etmiştir. Ve bu işe yerleşenlerin 5,5 milyon kişisi gençlerimizdir. Yine 2025 yılında işe yerleştirilen yaklaşık 1,5 milyon kişinin yüzde 34’ü gençlerimizden oluşmaktadır. Bu toplamda anlaşılacağı üzere bizler gençlerimizi sadece geleceğin bir unsuru olarak görmüyor, gençlerimizi aynı zamanda bugünün ortakları olarak ve kalkınma hamlemizin tam merkezine koyduğumuz bugünün sahipleri, bugünün ortakları olarak görüyoruz" dedi. "OSB alanı, yüzde 107’lik artışla 2025 yılında 23 bin 860 dekara çıkarıldı" Samsun Valisi Orhan Tavlı ise konuşmasında, "Samsun’umuzda 2023 yılında 11 bin 520 dekar olan toplam organize sanayi bölgesi (OSB) alanı, yüzde 107’lik artışla 2025 yılında 23 bin 860 dekara çıkarılmıştır. Tabii, bu rakamlar içerisinde Çarşamba’da 5 bin dönümlük bir alanda üretim kampüsü oluşturan Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) bilgileri yok. Tekkeköy’de 400 hektar özel endüstri bölgesi ilan eden BAYKAR’ın rakamları yok. Bir taraftan bu rakamsal artış aynı zamanda özellikle mesleki okulların tercihine de yansıdı. 48 mesleki okulumuzda Samsun’umuzda yaklaşık 28 bin öğrencimiz var. Önceki yıllarda 4 bin bandında birinci sınıfa öğrenci kaydı yapılırken bu yıl yaklaşık 8 bin 500 öğrencimiz, gencimiz Samsun’da meslek okullarında birinci sınıfa kaydını yaptırdı" ifadelerini kullandı. "MKE’nin ilk üretimi temmuzda" Samsun’a yapılan yatırımlardan bahseden Vali Tavlı, şöyle devam etti: "Türk savunma sanayisinin dünya markası, milli gücümüz MKE’ye ilk etapta 800 dönüm yer tahsis edilmişti. 2 milyarlık yatırımla savunma sanayisi üretim merkezi haline dönüştüreceği ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu stratejik ürünleri yerli imkanlarla üreteceği Samsun Üretim Kampüsü’nde çalışmalar hızla devam etmekte. İlk üretim inşallah temmuz ayında yapılacak diye planlanıyor ve özellikle bölgedeki paydaşlarımızın da desteğiyle bu üretim kampüsü 5 bin dönümlük bir alana çıkmış durumda. Bir taraftan da bu üretim kampüsümüzün içerisinde Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından yapılan 24 derslikli meslek okulumuz da MKE’nin emrine, üretimine verilecek inşallah. Tabii, bir taraftan Türkiye’nin ilk yerli ve milli insansız hava araçlarını üreten dünya markası BAYKAR’ın, özellikle Tekkeköy ilçemizde ilan ettiği özel endüstri bölgesiyle Samsun’da kurulacak olan havacılık sanayii, insansız hava araçları gibi teknolojik çalışmaların yapılacağı alanın da özellikle gençlerimizin istihdamına yön verecek diye değerlendiriyorum. Bu çalışmalarda özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Samsun’da 7 tane faal organize sanayi bölgemiz var, bugün itibarıyla organize sanayi bölgelerimizin sayısı 11 oldu. Özellikle gençlerden ricamız; organize sanayi bölgesi müdürlüklerini ziyaret etsinler, başkanlıkları ziyaret etsinler, oradaki işletmeleri, fabrikaları ziyaret etsinler. Bugünkü kariyer fuarının daha önce de yapıldı, bugün de üniversitemizin kalbinde yapılıyor. En güzel tarafı iş dünyasını sizlerle buluşturuyor, gençlerle buluşturuyor, nitelikli insan kaynağıyla buluşturuyor." Önemli projeler ve fabrika inşaatları Vali Tavlı, OSB’lere yapılan yatırımlar hakkında şu bilgileri verdi: "Yakakent’teki Su Ürünleri İşleme İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) ilk tahsisler yapıldı. Ülkemizin en önemli su ürünlerini işleyen farklı firmalar yer aldı ve çalışmalarına başladılar. Biz buraların altyapısını Büyükşehir Belediye Başkanlığımızla beraber yapacağız. Terme’de yine 2 bin dönümlük alanda, Terme Karma OSB’de ilk tahsis yapıldı 100 dönümlük bir alanda. Eskiden ’5 dönüm, 10 dönümde fabrika kuruyoruz’ deniyordu; şimdi ilk etapta Terme’de 100 dönüm alanı bir holdinge tahsis ettik. Bu yıl da kendileri proje ve fabrika kurulum aşamasına geçecekler inşallah. Tabii BAYKAR, Makine ve Kimya Endüstrisi bizim milli, yerli gücümüz, medarıiftiharımız. Bir taraftan Merkez Organize Sanayi Bölgesi’nde, Yeni Organize Sanayi Bölgesi’nde 530 dönümlük alanda otomotiv firmamız fabrika kurulum çalışmalarına başladı. 150 dönümlük alanda kablo üretimi yapan ve ilk 500’de olan firmalardan bir fabrika kurulumuna başladı. İlk etapta birinci etap üretimimiz bu sene başlayacak inşallah. Yine metal firmamız Yeni OSB’de üretime başladılar. Bu organize sanayi bölgesinin de altyapı çalışması 2024 Mart ayında başladı. Altyapı çalışmasına başlayan firmalardan, tahsis ettiğimiz firmalardan özellikle istirhamımız; biz altyapıya başlarken onlar da projeye ve fabrika inşaatına başlıyorlar, bu çok önemli bir şey. Özellikle Havza’da bin dönüm olan eski organize sanayi bölgesini şu anda 11 bin dönüm alanına çıkardık. Burası tabii 20 bin, 30 bin dönüm potansiyeli olan bir ilçemiz. Ankara yolunda, Samsun’un kalbi noktasındaki Havza ilçemizde Devlet Demiryollarımız özellikle o organize sanayi bölgesinin içerisinde yükleme rampası inşa ediyor, bu yıl bitecek. Otoban, kara yolu, demir yolu, iki havalimanının ortasında olan bir organize sanayi bölgesi olunca orada da Büyükşehir Belediye Başkanlığımızla altyapı çalışmasını yapıyoruz ve bu altyapı çalışmasında altyapı işleri 5 yıl garantili yapılmakta, bunu özellikle de ifade etmek istiyorum. Geçen hafta bir holdingimize, Makine ve Kimya Endüstrisi ile beraber çalışma yapıyorlar; projesi ve yapımı inşallah Makine ve Kimya Endüstrisi tarafından yapılacak, bin dönümlük bir alanda, Havza’da savunma sanayii konusunda fabrika inşaatına inşallah bu sene başlanacak." Rektör Aydın: "Gençlerimizin yarınlarına istikamet verecek önemli bir platform" Fuarın açılışında konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, organizasyonun gençlerin kariyer yolculuklarına yön verme açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Aydın, "Gençlerimizin yarınlarına istikamet verecek, şehrimizin dinamiklerini akademiyle buluşturacak böylesine anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yapmanın heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. 2019 yılından bu yana üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör kuruluşları ve meslek odalarının iş birliğiyle düzenlenen Bölgesel Kariyer Fuarları; gençlerimizin sektörleri yakından tanıdığı, yeni bağlantılar kurduğu, staj ve istihdam imkânlarını değerlendirdiği; iş dünyasının ise nitelikli ve stratejik insan kaynağına doğrudan ulaşabildiği son derece kıymetli platformlardır. Bu fuarlar, gençlerimizin enerjisi ile kurumlarımızın birikimini aynı potada buluşturan güçlü bir etkileşim zemini oluşturmaktadır. Bu etkinlik; kariyer planlaması arayışındaki gençlerimiz için bir pusula, potansiyellerinin farkına vardıkları bir aydınlanma eşiği ve geleceklerini bilinçle kurgulayabilecekleri güçlü bir başlangıç noktasıdır. Yapay zekâ, dijital dönüşüm, büyük veri ve otomasyon gibi gelişmeler yalnızca meslekleri değil, düşünme biçimlerimizi ve toplumsal yapımızı da hızla değiştirmektedir. İş dünyası artık yalnızca diploma sahibi bireyleri değil; analitik düşünebilen, problem çözebilen, ekip çalışmasına yatkın ve etik değerlere sahip bireyleri tercih etmektedir. Bu noktada üniversitelerin en önemli sorumluluğu; zamanın ruhunu kavrayabilen, değişime uyum sağlayabilen, katma değer üreten ve geleceği doğru okuyabilen nesiller yetiştirmektir. Bu vizyon doğrultusunda eğitim programlarımızı sektör ihtiyaçlarına göre sürekli güncelliyor; uygulamalı eğitim modellerimiz, araştırma merkezlerimiz, teknoparkımız ve sektör iş birliklerimiz aracılığıyla öğrencilerimizi doğrudan üretim ve Ar-Ge süreçleriyle buluşturmayı öncelikli görevlerimiz arasında görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Samsun yükselen bir ekonomik merkez konumunda" Samsun’un ekonomik potansiyeline de dikkat çeken Rektör Aydın, "Samsun; limanları, organize sanayi bölgeleri, lojistik gücü ve artan sanayi yatırımlarıyla ülkemizin yükselen ekonomik merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Savunma sanayinden otomotive, tarımdan gıda sanayine uzanan geniş yatırım yelpazesi; üniversite-sanayi iş birliğini her zamankinden daha kritik bir konuma taşımıştır. Fuarımız vesilesiyle ortaya çıkacak her fikir ve kurulan her stant; şehrimizin geleceğine yön verecek yeni yatırımların ve iş birliklerinin kapısını aralayacaktır. Bizler İlk Adım Şehrinin üniversitesi olarak; yenilikçi projelerimiz ve güçlü akademik ekosistemimizle ilimizin sorunlarına çözüm üreten başlıca paydaşlardan biri olarak kendimizi konumlandırıyoruz" şeklinde konuştu. İki gün sürecek olan fuarın açılış töreni, kurdele kesilmesi ile sona erdi. Açılış programının ardından protokol üyeleri, stantları gezerek incelemelerde bulundu. Fuara ayrıca Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, ilçe kaymakamları, belediye başkanları, kamu kuruluşlarının temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler, çok sayıda katılımcı kurum, kuruluş ve firma yetkilisi, sivil toplum kuruluşlarının sorumluları, vatandaşlar ile öğrenciler katıldı.
NASA Bilim İnsanı Sidd Bikkannavar öğrencileri ile buluştu
08 Nisan 2026 Çarşamba - 12:43 NASA Bilim İnsanı Sidd Bikkannavar öğrencileri ile buluştu Uzun yıllardır NASA’da görev yapan bilim insanı Sidd Bikkannavar, Yakın Doğu Koleji’nde öğrencilerle buluşarak Hubble ve James Webb teleskopları üzerinden uzay teknolojilerinin gelişimini ve NASA’daki deneyimlerini paylaştı. Artemis II görevinin devam ettiği günlerde gerçekleşen seminer, öğrencilere ilham veren bir bilim buluşmasına dönüştü. Artemis II, 1 Nisan 2026’da dört astronotla başarıyla fırlatılarak insanlığı 50 yılı aşkın bir aradan sonra yeniden Ay çevresine taşıdı. İniş içermeyen bu görevde Orion kapsülü Ay’ın etrafında dolanıp yerçekimini kullanarak dönüşe geçti ve şu anda Dünya’ya geri yolculuğunu sürdürüyor. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’da uzun yıllardır uzay teleskop programlarında çalışan bilim insanı Sidd Bikkannavar ise aynı günlerde Yakın Doğu Koleji öğrencileri ile buluştu. Yakın Doğu Koleji’nde gerçekleştirilen seminerde öğrencilerle buluşan Bikkannavar, "Hubble" ve "James Webb" teleskopları başta olmak üzere NASA’nın geçmişten günümüze geliştirdiği uzay görüntüleme teknolojilerini anlattı. Dünya yörüngesinde görev yapan Hubble Uzay Teleskobu’nun, evrenin derinliklerinden elde ettiği yüksek çözünürlüklü görüntülerle astronomi alanında çığır açtığını belirten Bikkannavar, James Webb Uzay Teleskobu’nun ise kızılötesi gözlem yeteneği sayesinde evrenin ilk oluşum dönemlerine dair daha önce ulaşılamayan verilere erişim sağladığını söyledi. Bu teleskopların geliştirilme süreçlerini ve uzay gözlem teknolojilerinin yıllar içindeki evrimini sade ve anlaşılır bir dille aktaran Bikkannavar, aynı zamanda bu projelerde karşılaşılan mühendislik zorluklarını ve bu zorluklara yönelik geliştirilen çözümleri örneklerle paylaşarak öğrencilerin konuyu daha iyi kavramasına katkı sağladı. Raif Asvaroğlu: "Geleceğin bilim insanlarını yetiştirmeyi hedefliyoruz" Etkinliğin öğrenciler üzerindeki etkisine dikkat çeken Yakın Doğu Koleji Müdürü Raif Asvaroğlu, "Dünyanın en saygın bilim kurumlarından biri olan NASA’da uzun yıllardır görev yapan Sayın Sidd Bikkannavar’ı okulumuzda ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduk. Öğrencilerimizin böylesine değerli bir bilim insanıyla bir araya gelerek uzay teknolojileri hakkında doğrudan bilgi edinmeleri, onların bilimsel meraklarını ve gelecek vizyonlarını güçlendiren son derece kıymetli bir deneyim oldu" ifadelerini kullandı. Öğrencilerini akademik bilgiyle donatırken onları küresel gelişmeleri takip eden, bilimsel düşünceyi benimseyen ve geleceğin dünyasında söz sahibi olabilecek bireyler olarak yetiştirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Asvaroğlu, "Sayın Bikkannavar’ın paylaştığı deneyimlerin ve ilham verici anlatımının öğrencilerimiz üzerinde uzun vadeli etkiler bırakacağına inanıyorum. Başta Sayın Bikkannavar olmak üzere bu anlamlı buluşmanın gerçekleşmesine katkı sağlayan herkese içten teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.
"Bulut oyunculuğu internet kafeler için tehdit değil"
08 Nisan 2026 Çarşamba - 10:29 "Bulut oyunculuğu internet kafeler için tehdit değil" İnternet kafe işletmecileri, bulut oyunculuğu (Cloud Gaming) hizmetlerinin Türkiye’de henüz tam oturmadığını ve kendi sektörleri için risk oluşturmadığını belirtti. Son yıllarda adından sıkça söz edilen bulut oyunculuğu, bilgisayar oyunlarını güçlü cihazlar yerine uzak sunucularda çalıştıran ve görüntüsünü internet üzerinden anlık olarak ekrana aktaran bir teknoloji olarak öne çıkıyor. Abonelik sistemiyle kullanılan teknoloji oyunları cihaza indirme ve yükleme ihtiyacını ortadan kaldırırken, eski donanımları farklı şekilde değerlendirme imkanları sağlıyor. Birçok ülkede yaygın olarak kullanılan bulut oyunculuğu hizmetlerinin gelecek yıllarda internet kafe sektörünü etkilemesi bekleniyor. "Bu sistemin ülkemizde tam oturmadığını düşünüyorum" Konuyla ilgili konuşan Mustafa Çoğal, söz konusu teknolojinin beklenenin aksine kendileri için bir risk oluşturmadığını söyledi. Çoğal, "Oyun oynayacaksanız ve elinizde iyi bir sistem yoksa şu an için en uygun seçenek, internet kafe. Bulut oyunculuk bizim sektörümüzü çok etkilemez. Evinde oyun oynamayı seven, sistemi müsait olmayan arkadaşlar için uygun. Düşük bir sisteminiz varsa, bulut oyunculuğu hizmetlerine ufak bir ücret ödeyerek bu oyunu uzaktan oynayabiliyorsunuz. Ancak sistem kötüyse FPS değeri, yani görüntünün akıcılığı da ona göre oluyor. Ona vereceğin parayla internet kafeye gelip aynı oyunu bizde oynadığınızda daha iyi bir deneyim yaşıyorsunuz. Sistemlerimiz iyi olduğu için görüntü daha akıcı ve net oluyor. Bulut oyunculuğu bizim ülkemizde henüz tam oturmuş durumda değil ve ben bunun olacağını da sanmıyorum" dedi.
Dicle Elektrik’ten enerji sürekliliği için yeni teknoloji
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:30 Dicle Elektrik’ten enerji sürekliliği için yeni teknoloji Dicle Elektrik, müşterilerine kesintisiz ve kaliteli enerji sunmak için teknolojik yatırımlarını sürdürüyor. Tamamı yerli ve milli kaynaklarla geliştirilen yeni sistem sayesinde muhtemel elektrik kesintilerinin yeri saniyeler içerisinde tam olarak belirlenerek, kesintiye hızlı bir şekilde müdahale edilebilecek. Sistem, şirketin güçlü dijital altyapısında bulunan uygulamalardan elde edilen verilerin saniyeler içerisinde karşılaştırılarak analiz edilmesiyle çalışıyor. Dicle Elektrik, yaptığı AR-GE ve teknoloji yatırımlarıyla müşteri odaklı yaklaşımını sürdürüyor. Son olarak tamamı yerli imkanlarla geliştirilen Akıllı Kesinti Yönetim Sistemi ile elektrik şebekesindeki muhtemel kesinti yeri saniyeler içerisinde belirlenerek, müdahale edilebiliyor. Sistem, şirketin dijital altyapısını oluşturan SCADA (Merkezi Denetleme, Kontrol ve Veri Toplama Sistemi), OSOS (Otomatik Sayaç Okuma Sistemi) ve Çağrı Merkezi’nden toplanan verilerin anlık olarak Coğrafi Bilgi Sistemi’ne aktarılmasıyla çalışıyor. Sistemde eş zamanlı olarak değerlendirilen verilerin akıllı algoritmalar kullanılarak anlamlandırılmasıyla muhtemel kesintilere hızla müdahale edilerek, müşterilere kesintisiz enerji hizmeti sunulması hedefleniyor. "Teknolojiyi müşterilerimize kusursuz hizmet sunmak için kullanıyoruz" Firmanın Teknoloji Başkanı Sami Saraç, "Yaptığımız yatırımlarla sektördeki AR-GE ve teknoloji alanındaki öncü rolümüzü sürdürüyoruz. Son olarak mühendislerimiz tarafından tamamen yerli ve milli teknolojileri kullanarak hayata geçirdiğimiz Akıllı Kesinti Yönetim Sistemi’yle dağıtım bölgemizde kesintisiz enerji hizmeti sunmak için attığımız adımlara bir yenisini eklemiş olduk. Bu projeyi benzerlerinden ayıran en büyük unsur yüksek tahmin başarısı. Bu başarıdaki önemli rolü ise yıllar için kurduğumuz benzersiz dijital alt yapımız ve sektördeki en fazla OSOS abonesine sahip olmamız oynuyor. Müşterilerimize en iyi ve kaliteli hizmeti sunmak için alt yapımızda ve sahada en son teknolojiyi kullanmaya devam edeceğiz" dedi. Elektrik dağıtım sektöründe ilk ve en etkili AR-GE Merkezi Dicle Elektrik, elektrik dağıtım sektörünün ilk ve en etkili AR-GE Merkezi’ni bünyesinde bulunduruyor. Merkezde bugüne kadar 79 proje tamamlanırken, 25 tescilli buluş ve 25 akademik çalışma da yapıldı. Ayrıca bugüne kadar 15 üniversite ve 50’yi aşkın firmayla birlikte çalışmalar yürütüldü. Son olarak Ar-Ge Merkezi bünyesinde geliştirilen Datalink Projesi ile GSM kapsamasının sınırlı olduğu bölgelerde de şebeke izleme ve sayaç okuma gibi işlemlerin uzaktan yapılması sağlandı. EPDK’nın 2024 Dijital Olgunluk Endeksi’nde Türkiye’nin en dijital dağıtım şirketi olarak tescillenen firma, Türkiye’deki toplam OSOS (Otomatik Sayaç Okuma Sistemi) abonelerinin yaklaşık yarısı olan 1,3 milyon aboneye sahip durumda bulunuyor.