TEKNOLOJİ
Yapay zekada küresel yarış: Çin hızla yaklaşıyor 11 Mart 2026 Çarşamba - 15:47:20 Amazon’un Türk yöneticisi Dr. Ruhi Sarıkaya, Yıldız Teknik Üniveristesi’nde verdiği konferansta yapay zekanın geleceğine ilişkin açıklamalar yaptı. Çin’in bu alanda hızla ilerlediğini belirten Sarıkaya ABD’nin çip ambargosuna rağmen 10 yıl sonra dengelerin değişebileceğini vurguladı. Amazon Alexa Yapay Zeka Başkan Yardımcısı Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekada küresel rekabetin hızla derinleştiğini söyledi. Sarıkaya, ABD’nin çip ambargosu uyguladığı Çin’in yapay zekada çok hızlı ilerlediğini belirterek, "10 sene içinde ABD’yi yakalayacak çipler inşa edebilirler" dedi. YTÜ Davutpaşa Kampüsü Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Yapay Zekada Yeni Dönüşüm" başlıklı konferansı öğrencilerin ve akademisyenlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Dr. Ruhi Sarıkaya’nın yapay zekanın geleceği, küresel teknoloji rekabeti ve girişimcilik ekosistemine dair değerlendirmeleri ilgi gördü. YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik’in de katıldığı programda Sarıkaya, öğrencilerin sorularını da cevapladı. "AI ABD için varoluşsal bir mesele" Alexa’da 700 kişilik yapay zeka ekibine liderlik yapan Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekanın artık yalnızca bir teknoloji alanı değil, ülkeler arasında stratejik rekabetin merkezinde yer alan bir güç olduğunu söyledi. ABD’nin yapay zekayı "varoluşsal bir mesele" olarak gördüğünü belirten Sarıkaya, hükümetin bu alanda hızlı ilerlemeyi destekleyen bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. "Yapay Zeka kimin elindeyse dünyayı o yönetecek" Sarıkaya, şöyle konuştu: "Amerika’nın yaklaşımı, ‘mümkün olduğunca engelleri kaldırın ve olabildiğince hızlı ilerleyin.’ Çünkü yapay zekayı kim kazanırsa dünyayı o yönlendirecek düşüncesi var. Avrupa ise uzun süre bunun tam tersini yaptı. Hatta bu durumu anlatan bir ifade var: ‘Amerika yenilik üretir, Avrupa düzenleme yapar.’ Avrupa teknoloji henüz filizlenmeden düzenlemelere odaklandı. Bunun sonucu olarak Avrupa’da çok güçlü üniversiteler ve çok yetenekli insanlar olmasına rağmen, birçok girişimci şirketlerini Amerika’da kurmayı tercih etti. Çünkü yoğun düzenlemeler start-up’ların enerjisinin büyük bölümünü mevzuata uyum sağlamaya harcamasına yol açabiliyor." "Çin 10 sene içinde kendi çipini inşa edebilir" Çin’in de yapay zeka alanında hızla yükseldiğini vurgulayan Sarıkaya, akademik çalışmaların önemli bir bölümünün Çin’den geldiğini ifade ederek, "Çin’in geliştirdiği modeller, Amerika’nın yaklaşık 9 ay gerisinde. Çin bu alanda çok güçlü bir şekilde ilerliyor. Ancak Çin’in karşılaştığı en büyük darboğaz ileri çip teknolojisi. Nvidia’nın en yeni çiplerini kullanamıyorlar ve daha eski versiyonlarıyla çalışıyorlar. Huawei kendi çiplerini geliştirmeye çalışıyor ama çip teknolojisi derin mühendislik bilgisi gerektiren ve yıllar içinde oluşan bir birikim. Bu nedenle kısa vadede Nvidia seviyesine ulaşmaları zor görünüyor. Fakat 10 sene içinde bir önceki versiyonunu yakalayarak çipler inşa edebilirler" diye konuştu. Geleceğin sorusu: ABD’ye mi Çin’e mi bağımlısın Bugün ileri seviyedeki bir yapay zeka modelini eğitmenin maliyetinin 1 milyar doların üzerine çıktığını söyleyen Sarıkaya, "Türkiye gibi ülkelerde ise yapay zeka farkındalığı yeni yeni oluşuyor. Bu nedenle gelecekte şu soru önemli olacak: Kullandığımız yapay zekâ sistemleri ne kadar Amerika ve Çin’e bağımlı" diye konuştu. Yapay zekanın performansı birçok alanda insanı geçti Konuşmasında yapay zeka sistemlerinin bilişsel görevlerdeki performansına da değinen Sarıkaya, araştırmacıların insan zihninin yaptığı görevleri ölçmek için kullanılan benchmark veri setleri üzerinden karşılaştırmalar yaptığını belirtti. Sarıkaya, özellikle 2016 sonrası dönemde yapay zekanın bu testlerde insan seviyesini hızla aştığını söyledi: "Konuşma tanıma, dil anlama, kodlama, matematik ve soru yanıtlama gibi birçok alanda yapay zeka sistemlerinin performansı insan seviyesini geçti. Yeni bir benchmark tanımlandığında, yapay zeka çok kısa sürede bu seviyeyi aşabiliyor. Bu yüzden sürekli yeni testler geliştirmek gerekiyor." "Yapay zekanın insan zekasını geçtiği yeri göremiyoruz" Yapay zeka ile insan zekası arasındaki ilişkiyi değerlendiren Sarıkaya, yaygın ancak eksik bir yaklaşımın yapay zekayı insan zekasının içinde daha küçük bir alan olarak konumlandırdığını söyledi. Sarıkaya, daha doğru modelin iki zekanın kesişen ancak aynı zamanda birbirinden bağımsız alanlara sahip olduğunu belirterek şunları söyledi: "Yapay zekayı insan zekasının içinde küçük bir elips gibi düşünmek yaygın ama doğru bir model değil. Daha doğru model, insan zekasıyla yapay zekanın bazı alanlarda kesiştiğini ancak yapay zekanın insanın kavrayamadığı alanlara da sahip olduğunu gösteriyor. Biz bu alanı gözlemleyemiyor olabiliriz ama bu onun var olmadığı anlamına gelmez." Genel Yapay Zeka tahminleri hızla öne çekildi Konuşmasında Genel Yapay Zeka (Artificial General Intelligence - AGI) kavramına da değinen Sarıkaya, AGI’nin tüm bilişsel görevleri insan seviyesinde gerçekleştirebilen sistemler anlamına geldiğini söyledi. Geçmişte bu hedefe ulaşmanın onlarca yıl uzakta görüldüğünü hatırlatan Sarıkaya, son gelişmelerin tahminleri dramatik biçimde değiştirdiğini belirterek, "Deep learning gelişmeden önce yapılan tahminlerde genel yapay zekaya ulaşmak için ortalama 80 yıl gibi süreler konuşuluyordu. GPT-3 ve benzeri büyük modellerin ortaya çıkmasıyla bu tahminler hızla aşağı indi. Bugün bazı analizler AGI’ye 2-5 yıl içinde ulaşılabileceğini söylüyor. Benim kişisel tahminim ise 2030 civarı" ifadelerini kullandı. Sarıkaya’ya göre artık tartışma "genel yapay zekaya ulaşılıp ulaşılamayacağı" değil, "ne zaman ulaşılacağı" üzerine yoğunlaşıyor.
11 Mart 2026 Çarşamba - 14:17 TOGÜ kampüsünde temiz enerji hamlesi Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Taşlıçiftlik Kampüsü’nde yapımı süren 2 megavat kapasiteli yeni Güneş Enerji Santrali’nin tamamlanmasıyla birlikte kampüsün elektrik ihtiyacının tamamının güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Taşlıçiftlik Kampüsü’nde sürdürülebilir enerji hedefleri doğrultusunda yürütülen Güneş Enerji Santrali (GES) projesinde çalışmalar hızla devam ediyor. TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, yapımı süren GES alanında incelemelerde bulunarak yetkililerden proje hakkında bilgi aldı. İncelemeye rektör yardımcıları, rektör danışmanları ve genel sekreter de eşlik etti. Kampüse yeni GES inşaa ediliyor Üniversitede hayata geçirilen yeni GES yatırımıyla birlikte kampüsün elektrik ihtiyacının tamamının güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. Proje kapsamında kampüste daha önce kurulan 1 megavat kapasiteli santrale ek olarak yeni bir güneş enerji santrali daha inşa ediliyor. "Çevreye duyarlı kampüsü oluşturacağız" İncelemeler sırasında açıklamalarda bulunan Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz, üniversitenin sürdürülebilir enerji kullanımı konusunda önemli bir adım attığını belirterek, "Yeni Güneş Enerji Santrali ile hem enerji maliyetlerimizi azaltacak hem de çevreye duyarlı bir kampüs oluşturacağız. Bu tür yatırımlar, geleceğe yapılan en önemli yatırımlar arasında yer alıyor" dedi. Yeni tesis 2 megavat güce sahip olacak Yapımı devam eden yeni Güneş Enerji Santrali’nin 2 megavat kurulu güce sahip olacağı ve yaklaşık 23 bin metrekarelik alan üzerine kurulduğu bildirildi. Modern altyapı ile inşa edilen santralde 2 bin 500 güneş paneli yer alacak. Paneller aracılığıyla elde edilen güneş enerjisi elektrik enerjisine dönüştürülerek doğrudan kampüsün enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılacak. Yaklaşık 80 milyon lira maliyetle hayata geçirilen projenin tamamlanmasının ardından, kampüste mevcut bulunan 1 megavat kapasiteli santral ile birlikte toplam kurulu güç 3 megavata ulaşacak. Böylece Taşlıçiftlik Kampüsü’nün elektrik ihtiyacının yüzde 100’ünün güneş enerjisinden karşılanması planlanıyor.
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:18 Türk Telekom’dan çocuklara güvenli dijital dünya Okul öncesi çağdaki çocukların güvenli koşullarda dijital dünyayla tanışmasını amaçlayan Türk Telekom, yerli teknoloji şirketi Düşyeri tarafından geliştirilen Uppy’nin ‘Tüm Ekranların Çocuk Modu’ özelliğiyle, dijital dünyayı güvenli ve verimli hale getirerek çocukların bilişsel gelişiminde ebeveynlere destek oluyor. Farklı yaş grupları için tasarladığı özel iletişim paketleri ve sağladığı fırsatlar ile dijital çağın olanaklarını herkes için erişilebilir hale getirmeyi amaçlayan Türk Telekom, çocukların teknoloji ile tanışmasının daha güvenilir koşullarda gerçekleşmesi için yenilikçi uygulamalar hayata geçiriyor. Şirket, yerli eğitim teknolojileri şirketi Düşyeri’nin geliştirdiği Uppy uygulaması ile okul öncesi çağdaki çocukların (2-6 yaş) dijital dünyada güvenli ve verimli vakit geçirmelerini amaçlıyor. ‘Tüm Ekranların Çocuk Modu’, çocukların ilgi ve gelişim ihtiyaçlarına uygun oyun ve uygulamaları uzmanlar tarafından hazırlanan güvenli bir ekosistem içinde sunuyor. Çocukların dijital dünyada vakit geçirirken zihinsel gelişimine de destek olan Uppy, gelişmiş ölçme değerlendirme modelleri ile ebeveynlerin çocuklarının ilgi duyduğu alanları keşfetmesine de olanak tanıyor. "Çocukların güvenliği ve zihinsel gelişimi en büyük önceliğimiz" Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü olarak ülkemizi geleceğe taşırken, aynı zamanda önemli sorumluluklarımız da bulunuyor. Teknolojiyi ve dijital çağın olanaklarını herkes için ulaşılabilir kılmak adına Türkiye’nin 81 ilinin her köşesinde durmaksızın çalışıyoruz. Farklı yaş grupları ve farklı profiller için özel tasarlanmış iletişim paketleri ve avantajlar sunarak dijital dünyayı herkes için erişilebilir hale getiriyoruz. Dijital dünya birçok faydayı ve fırsatı beraberinde getirse de özellikle çocukların güvenliği dikkat edilmesi gereken konuların başında bulunuyor. Cumhurbaşkanımızın imzaladığı "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi" küresel ölçekte örnek teşkil eden önemli bir adım oldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız da 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesini içeren önemli bir çalışma yürütüyor. Dijital dönüşümün öncü kurumu olarak biz de dijital dünyada çocukların güvenliğini sağlamak adına önemli çalışmaları hayata geçiriyoruz. Son olarak yerli eğitim teknolojileri şirketi Düşyeri’nin geliştirdiği Uppy ile çocuklarımızın dijital dünya ile bağlantısını güvenli hale getiriyoruz. Uzmanlar tarafından hazırlanan zengin içerikler çocukların zihinsel gelişimine katkı sağlarken, ebeveynlerin çocuklarının ilgi alanlarını keşfetmesine de olanak tanıyor. Dünya çapında örnek olan bu uygulama ile 2-6 yaş grubundaki çocuklarımızın teknoloji ile güven içinde tanışmasını sağlıyoruz. Başta çocuklarımız olmak üzere herkes için güvenli ve erişilebilir bir dijital dünya inşa etmek amacıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi. Dünyanın en iyi eğitim teknolojileri uygulamalarından biri Yapılan açıklamaya göre, tüm cihazların çocuk modu vizyonu ile geliştirilen Uppy’de; çocukların ve ebeveynlerin tercih ettiği oyunlar ile mobil uygulamalar Türk bilim insanları ve mühendisler tarafından özel olarak hazırlandı. Uppy oyun mağazasında 130’dan fazla mobil oyun; TV uygulamasında 20’den fazla dizi ve 5 binin üzerinde video; kitap uygulamasında 260’tan fazla kitap, oku, izle ve dinle seçeneği ile yer alıyor. Uppy’nin güvenli ve kişiselleştirilmiş YouTube uygulamasında uzmanlar tarafından seçilen 35 bini aşkın video; meditasyon uygulamasında 9 farklı kategoride 100’den fazla içerik; uyku uygulamasında 5 farklı kategoride 100’ü aşkın uyku içeriği; müzik uygulamasında 100’den fazla çocukların gelişimini destekleyen klasik müzik içeriği yer alıyor. Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Nvidia’nın AI iş ortaklığı kapsamında Türkiye’den seçtiği ilk eğitim teknolojileri uygulaması olan Uppy, farklı kıtalardan gelişmiş ve yükselen ekonomileri aynı platformda bir araya getiren uluslararası G20 oluşumunun 2023’te Hindistan’da gerçekleştirdiği zirvede eğitim teknolojileri kategorisinde dünyanın en iyi ikinci girişimi seçildi. Türk Telekom müşterileri, dijital kanallar (Türk Telekom uygulaması ve online işlemler) üzerinden mobil veya evde internet faturalarına ek olarak Uppy üyeliğini satın alabilecek. Kullanıcılar, App Store veya Google Play mağazalarından Uppy uygulamasını indirerek akıllı cihazlarında kullanabilecekler. Sebit, UppyEdu platformunu okul öncesi öğrencilerine ve öğretmenlere sunacak Türk Telekom’un eğitim teknolojileri şirketi Sebit de Düşyeri ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında UppyEdu platformunu, kurumsal anlaşması bulunan okullarda okul öncesi öğrencilerinin ve öğretmenlerinin hizmetine sunacak. Vitamin, Raunt ve Sebit VCloud gibi Türkiye’de milyonlarca öğrenci ve öğretmen tarafından kullanılan eğitim çözümlerinin üreticisi Sebit; MEB Okul Öncesi Öğretim Programı’na uygun hazırlanan ve okul öncesi eğitim materyali ihtiyaçlarına yönelik geniş, modüler bir kütüphane sunan UppyEdu ile öğretmenlere zengin içerik ve sınıf yönetimi desteği sağlayacak.
11 Mart 2026 Çarşamba - 11:10 Dicle Elektrik Diyarbakır’ın tarihi mirasına ışık tutuyor İslam aleminin 5’inci Haremi Şerifi olarak kabul edilen Diyarbakır Ulu Cami, Dicle Elektrik tarafından özel bir projeyle aydınlatıldı. 1,5 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen proje sayesinde binlerce yıllık ibadethane, yeni aydınlatmasıyla geceleri de dikkat çekiyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefliyle hizmet veren Dicle Elektrik, insan ve kültür odaklı projeleriyle bölgenin değerlerine sahip çıkmayı sürdürüyor. Anadolu’nun en eski camilerinden biri olan Diyarbakır Ulu Cami, gerçekleştirilen yeni aydınlatmasıyla Ramazan ayı nedeniyle kente gelen ziyaretçilerin dikkatini çekmeye devam ediyor. Tarihi mirasa modern ve kalıcı dokunuş Camideki mevcut aydınlatma altyapısının zamanla işlevini yitirmesi üzerine, tarihi yapının kimliğine uygun ve uzun ömürlü bir sistem kurulması amacıyla Dicle Elektrik tarafından kapsamlı bir çalışma başlatıldı. 1,5 milyon liralık yatırımla cami avlusundaki tüm sütunlar, şadırvan, ibadet alanlarının dış cepheleri ve minare özel ekipmanlarla yeniden aydınlatıldı. Proje kapsamında şehrin önemli simgelerinden Dört Ayaklı Minare de ışıklandırma sistemine dahil edildi. Tarihi mekanların aydınlatılmasında dünya genelinde tercih edilen ileri teknoloji wallwasher sistemleriyle hayata geçirilen çalışma, Mardin’den getirilen taş ustalarının katkısı ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü uzmanlarının gözetiminde titizlikle tamamlandı. Yapılan özel aydınlatma uygulamasıyla birlikte, özellikle akşam saatlerinde Ulu Cami ve çevresinde ziyaretçi yoğunluğunun daha da arttığı görülüyor. Gerçekleştirilen çalışma, kentin kültür ve inanç turizmine katkı sağlarken, Diyarbakır’ın tarihi değerlerinin daha görünür hale gelmesine de önemli destek sundu.
NVMe tabanlı altyapılar Türkiye’de yaygınlaşıyor
20 Haziran 2025 Cuma - 12:30 NVMe tabanlı altyapılar Türkiye’de yaygınlaşıyor Veri merkezlerinde kullanılan donanımlar, artık yalnızca sistemin ayakta kalmasını sağlamakla sınırlı kalmadığını belirten uzmanlar, bir sunucunun hangi işlemciyi veya hangi disk teknolojisini kullandığı, sunduğu hizmetin kalitesini ve kesintisizliğini doğrudan etkilediğini söyledi. Web projeleri büyüdükçe ve kullanıcılar milisaniyelik tepkiler bekledikçe, veri merkezleri de altyapı yatırımlarında daha güçlü bileşenlere yönelir. Bu noktada öne çıkan en önemli gelişmelerden biri, depolama tarafında NVMe SSD teknolojisinin birçok sağlayıcı tarafından standart haline gelmesidir. Bu teknoloji yalnızca hız sunmakla kalmaz; aynı zamanda uzun vadeli kararlılık, enerji verimliliği ve sistem güvenilirliği açısından da belirleyici rol oynar. NVMe disk teknolojisi, veriye erişim süresini önemli ölçüde kısaltan ve doğrudan işlemciyle iletişim kuran modern bir disk teknolojisidir. PCIe veri yolu üzerinden çalışan bu sistem, SATA ya da SAS gibi geleneksel çözümlere kıyasla çok daha yüksek veri aktarım hızları sağlar. Standart bir SATA SSD saniyede ortalama 550 MB veri aktarırken, NVMe diskler bu oranı 3 bin ile 7 bin MB/s seviyelerine çıkarır. Bu fark, özellikle yüksek trafiğe sahip web projeleri, veritabanı işlemleri ve çok kullanıcılı sanal altyapılar için büyük avantaj sağlar. Bir diğer önemli fark da IOPS (Input/Output Operations Per Second) değerlerinde ortaya çıkar. NVMe diskler, aynı anda binlerce küçük dosya işlemini gecikme olmaksızın yönetebilir. Bu sayede büyük çaplı projelerde veri çağırma süresi milisaniyelere düşer ve uygulamalar takılmadan çalışır. Kullanıcıların günlük deneyimi açısından değerlendirildiğinde, NVMe disk kullanan altyapılar sayesinde e-ticaret siteleri hızlı yanıt verir, canlı yayın servisleri kesintisiz çalışır ve kurumsal uygulamalar gecikme yaşamadan ilerler. Modern dijital dünyanın "anında hizmet" beklentisi göz önüne alındığında, bu tip disk çözümleri hem kullanıcı memnuniyetini hem de sistemin işlem verimliliğini doğrudan etkiler. Türkiye’deki veri merkezlerinin önemli bir bölümü bu dönüşümü başlatır. Özellikle yüksek trafikli kurumsal projeler, geliştirici ekiplerin test ortamları ve bulut sistemleri altyapıları için NVMe diskli sunucular artık tercih edilir hale gelir. Yerli sağlayıcılardan biri olan Pendc, altyapısında NVMe teknolojisini standart hale getirerek performans odaklı hizmet sunan firmalar arasında öne çıkar. Depolama teknolojisindeki bu evrim, sadece daha hızlı diskler anlamına gelmez; aynı zamanda sistem kararlılığı, hizmet sürekliliği ve veri güvenliği açısından da yeni bir dönemin kapısını aralar. Tüm bu nedenlerle, NVMe teknolojisinin geleceğin veri merkezleri altyapısında kalıcı bir yer edinmesi kaçınılmaz görünür.
Genç beyinlerden hayatı kolaylaştıran projeler
20 Haziran 2025 Cuma - 09:49 Genç beyinlerden hayatı kolaylaştıran projeler Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü öğrencileri gündelik yaşama katkı sağlayan mezuniyet projeleri ile yenilikçi çalışmalara imza attı. Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü öğrencileri mezuniyet projelerini sergiledi. Genç mühendis adayları; tarımda rekolte tahmini ve verimlilikten, kişisel bakım ürünlerinin içeriğinin analizine kadar hayata değer katan projeler üretti. Projeler, Yaşar Üniversitesi Fuaye Alanı’nda sergilendi. Yapay zeka egzersiz sistemi Yazılım Mühendisliği 4’üncü sınıf öğrencileri Pelin Sude Kırlı, Hande Hazan Keskin, Efe İlhan, Fahrettin Ege Bilge, Birkan Abacı tarafından geliştirilen ve sergilenen FITAPP Yapay Zeka Tabanlı Egzersiz Takip Sistemi isimli proje Genç Beyinler Yeni Fikirler’25’te sağlık kategorisinde ikincilik ödülü almaya hak kazandı. Yapay zeka tabanlı gelişmiş egzersiz takip sistemi, egzersiz formu hakkında gerçek zamanlı geri bildirim sağlayarak, kişisel antrenörün rehberliği olmadan evde doğru ve sağlıklı egzersiz yapma imkanı sağlıyor. Özellikle daha fazla kişinin ev egzersizlerine yöneldiği bir dönemde, insanlara formda, sağlıklı ve güvende kalmak için ihtiyaç duydukları araçları sunarken, kötü form nedeniyle egzersiz sırasında ortaya çıkabilecek yaralanmaları önlemeyi ve riski azaltmayı hedefliyor. Kişisel bakım ürünü analizi Yazılım mühendisliği dördüncü sınıf öğrencileri Handenur Ağbulut, Doğa Tan, İrem Gökçen tarafından geliştirilen SafeTica Projesi de, kullanıcıların tercihlerine göre kişisel bakım ürünlerinin içeriğini analiz etmelerini sağlayan ve istenmeyen bileşenleri ve alerjenleri önlemelerine yardımcı olan bir platform oluşturuyor. Bu platform, şeffaf bilgi sağlayarak kullanıcıların daha bilinçli ve daha güvenli ürün seçimleri yapmalarını sağlıyor. Şehir rehberi Kutay Mehmet Çetiner, Gülce Özer, Mertcan Vural, Levent Kılıç tarafından geliştirilen Histolocal projesi ile yeni bir şehri ziyaret eden bireylerin yalnızlık hissetmelerini önlemek ve onlara şehir hakkında yerli halktan bilgi edinmelerine yardımcı olmayı hedefliyor. Proje, çevre dostu seyahat seçeneklerini teşvik ederek, yeni şehir sakinleri arasındaki izolasyonu azaltarak ve yerli halk ile yeni gelenler arasındaki bağları güçlendirerek, kentsel topluluk katılımını ve sürdürülebilirliği artırarak "Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar" küresel hedefine katkıda bulunuyor. Bilinçli hasat İrem Nur Ceylan, Arda Harman, Osman Görgen, Yiğit Aslum’un tasarladığı "Otonom Ceviz Toplayan İHA" projesi yapay zeka ile geliştirilmiş ve mobil uygulama ile desteklenen, bahçelerdeki ürünleri verimli bir şekilde tespit edebilen, toplayabilen ve izleyebilen otonom bir İHA tabanlı sistem geliştiriyor. Proje, hasat sürecini kolaylaştırmayı, işçilik maliyetlerini azaltmayı ve çiftçilere hasatları hakkında gerçek zamanlı bilgiler ve kontrol sağlama hedefliyor.
Samsun’da yeni nesil habercilik atağı: Dron destekli eğitimler başlıyor
20 Haziran 2025 Cuma - 09:38 Samsun’da yeni nesil habercilik atağı: Dron destekli eğitimler başlıyor İletişim Başkanlığı Samsun Bölge Müdürlüğü tarafından başvurusu yapılan "Dron Destekli Habercilik ve İHA-1 Ticari Pilot Eğitim Programı" projesi, 2025 Yılı Teknik Destek Programı kapsamında Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ile imzalanan destek sözleşmesi çerçevesinde hayata geçiriliyor. Sözleşme, İletişim Başkanlığı Samsun Bölge Müdürü Ebu Bekir Ayrancı ile OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle tarafından imzalandı. Proje kapsamında, Samsun ilinde görev yapan yerel basın mensupları, kamu kurumlarının basın birimleri çalışanları ve iletişim fakültesi öğrencilerinden oluşan 30 kişilik bir gruba, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü onaylı kurumlar aracılığıyla 32 saatlik İHA-1 Ticari Pilotluk Eğitimi ve 8 saatlik dron ile turizm tanıtımı temalı medya çekimi eğitimi verilecek. Eğitimler sonunda katılımcılara, dron teknolojilerini profesyonel düzeyde kullanabilmelerine olanak sağlayan sertifikalar ve ehliyetler takdim edilecek. İletişim Başkanlığı Samsun Bölge Müdürü Ebu Bekir Ayrancı imza töreninde yaptığı konuşmada, "İletişim teknolojilerinin hızla evrildiği günümüzde, geleneksel habercilik anlayışına yenilik katmak ve yerel basınımızın dijital yetkinliklerini artırmak büyük önem taşıyor. Bu proje sayesinde yalnızca habercilik değil; turizm tanıtımı, kriz iletişimi ve kamu bilgilendirmesi gibi pek çok alanda nitelikli içerik üretimi desteklenecek. Dron teknolojisinin etkin kullanımıyla bölgemizin doğal güzelliklerinin daha geniş kitlelere tanıtılmasına katkı sunacağız. Gazetecilerimizin ve iletişimcilerimizin sektörde daha güçlü ve görünür olmalarını desteklemek istiyoruz" dedi. OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Yerel Kalkınma Hamlesi vizyonu çerçevesinde ajansın yenilikçi projelere sunduğu katkının altını çizerek, "OKA olarak yalnızca sanayi ve üretim değil; aynı zamanda kültür, turizm ve iletişim gibi alanlarda da bölgesel kalkınmayı destekleyen projeleri önceliklendiriyoruz. Bu eğitim programı, dijitalleşme, istihdam ve turizm tanıtımı gibi çok boyutlu etki potansiyeline sahip. Bölgedeki potansiyelin önemli mecralarda stratejik olarak görünür kılınmasında önemli bir kaldıraç olacak. Özellikle turizm tanıtımında dron ile yapılacak kaliteli ve özgün çekimlerin bölge destinasyonlarının marka değerini artıracağına inanıyoruz" diye konuştu. Ajans yetkilileri, projenin bölgedeki diğer iletişim birimleri ve yerel medya kuruluşları için de bir model oluşturmasını hedefliyor. Ayrıca, projenin katılımcılara sağlayacağı teknik bilgi birikiminin sektörde yaygınlaşmasıyla birlikte, bölgedeki medya kapasitesinin sürdürülebilir şekilde artacağı vurgulandı. Proje sonunda katılımcıların yalnızca birer haberci değil, aynı zamanda turizm elçileri ve dijital medya üreticileri olarak daha aktif roller üstlenmeleri mümkün olacak. Gerek afet zamanlarında kriz haberciliği gerekse kültürel mirasın tanıtımı gibi alanlarda yeni nesil içerik üreticiliğine dayalı kalkınma perspektifiyle hayata geçirilen projenin, Orta Karadeniz Bölgesi’nin tanıtım, istihdam ve dijital dönüşüm hedeflerine katkı sunması bekleniyor.
EVYAP heyeti, ilaç hammadde üretim tesisi için Atatürk Üniversitesinde
20 Haziran 2025 Cuma - 09:26 EVYAP heyeti, ilaç hammadde üretim tesisi için Atatürk Üniversitesinde Atatürk Üniversitesi; sağlık ve ilaç sektöründe stratejik öneme sahip projeleri hayata geçirme hedefi doğrultusunda yeni bir iş birliği adımı daha attı. Bu kapsamda, Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından EVYAP’ın Şirket Avukatı Altuğ Güzeldere ile Şirket İnşaat Sorumlusu Talat Yamaç, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede, Atatürk Üniversitesi bünyesinde kurulması planlanan İlaç Hammadde Üretim Tesisine yönelik protokol süreci ve iş birliği detayları ele alındı. Görüşmelerde, üretim altyapısının kurulmasına dair teknik hususlar, arsa ve inşaat planlamaları, yasal çerçeve ile bilimsel destek alanlarında karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Rektör Hacımüftüoğlu: "Yerli Üretimi Önceleyen Projelere Öncülük Etmeyi Sürdürüyoruz" Ziyaretin ardından bir değerlendirme yapan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversite-sanayi iş birliklerinin özellikle stratejik sektörlerde büyük önem taşıdığını belirtti. Hacımüftüoğlu, şu ifadelere yer verdi: "Atatürk Üniversitesi olarak, sağlık alanında ülkemizin dışa bağımlılığını azaltacak, nitelikli ve yerli üretimi önceleyen projelere öncülük etmeyi sürdürüyoruz. EVYAP gibi köklü ve güçlü bir şirketle yürüttüğümüz İlaç Hammadde Üretim Tesisi girişimi de bu vizyonun somut bir yansımasıdır. Hem üniversitemizin araştırma kapasitesini hem de bölgemizin üretim potansiyelini harekete geçirecek bu proje için gerekli görüşmeleri sürdürüyoruz. Sürecin hayırlı sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Bu düşüncelerle EVYAP ailesine böylesine önemli bir projeye olan destekleri için teşekkür ediyorum." Görüşmede, tarafların teknik ve hukuki hazırlıkların tamamlanmasının ardından resmi protokol sürecini başlatması konusunda mutabık kaldığı bildirildi. Projenin hayata geçmesiyle birlikte, ilaç sanayisinin temel girdilerinden biri olan hammadde üretiminde yerli kaynakların etkin biçimde değerlendirilmesi ve sektöre yönelik nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi hedefleniyor. Atatürk Üniversitesi ile EVYAP arasında kurulacak bu stratejik iş birliği, üniversiteyi yalnızca akademik bir kurum olmanın ötesine taşıyarak, üretim ve kalkınma odaklı bir rol üstlenmesine de katkı sağlayacak.
Türk bilim insanına uluslararası iki editörlük ödülü
20 Haziran 2025 Cuma - 09:17 Türk bilim insanına uluslararası iki editörlük ödülü Prof. Dr. Abdulilah Ece, bilimsel yayınevi Springer Nature tarafından ‘Editöryal Katkı Ödülü’ ve ‘Yazar Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Abdulilah Ece, dünyanın önde gelen bilimsel yayınevlerinden Springer Nature tarafından iki farklı kategoride uluslararası editörlük ödülüne layık görüldü. Başta Nature olmak üzere çok sayıda prestijli akademik dergiyi bünyesinde barındıran yayınevi, seçkin editörlere ödüllerini takdim etti. Springer Nature tarafından Prof. Dr. Abdulilah Ece’ye takdim edilen ödüllerden ilki "Editöryal Katkı Ödülü" oldu. Bu ödül, gönderilen makaleleri ve hakem değerlendirme süreçlerini titizlikle yürütmesi, aynı zamanda yayımlanan makalelerin bilimsel doğruluğunu koruma konusundaki hassasiyeti nedeniyle verildi. Prof. Dr. Abdulilah Ece’ye verilen ikinci ödül ise "Yazar Hizmet Ödülü" oldu. Bu ödül, yazar deneyimini iyileştirme, değerlendirme sürecinin verimli, yapıcı ve adil bir şekilde yürütülmesini sağlama konusundaki katkılarından dolayı takdim edildi. Verilen ödüllerin ardından açıklama yapan Prof. Dr. Abdulilah Ece, bilimsel yayıncılığın sadece akademik üretkenlik değil, aynı zamanda etik sorumluluk ve tarafsızlık gerektiren bir alan olduğunu belirterek, "Bu ödüller, editörlerin yoğun akademik çalışmalarına rağmen bilimsel yayıncılığın desteklenmesi ve ilerlemesinde gösterdikleri kritik rollerinin uluslararası ölçekte takdir edilmesi açısından son derece kıymetli. Bilimsel bilginin doğru ve güvenilir bir şekilde yayılması, bilime hizmet etmenin en temel yollarından biridir" ifadelerini kullandı.
BUÜ ve OYAK HORSE işbirliğiyle hibrid araç teknolojileri alanı açıldı
19 Haziran 2025 Perşembe - 15:59 BUÜ ve OYAK HORSE işbirliğiyle hibrid araç teknolojileri alanı açıldı Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Elektrikli Taşıtlar için Batarya Teknolojileri Araştırma ve Geliştirme Platformu (BATEG) Laboratuvarı bünyesinde, OYAK HORSE işbirliği ile kurulan Hibrid Araç Teknolojileri Alanı’nın resmi açılışı gerçekleştirildi. Arif Ağaoğlu İleri Teknoloji ve Mühendislik Laboratuvarları Binası’nda gerçekleştirilen açılışa BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftci, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Akpınar, Otomotiv Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Sevilgen, OYAK HORSE Genel Müdürü Gökhan Deniz, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Açılışta konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Bursa ve Türkiye sanayisine güçlü bir şekilde hizmet etme hedefinde olduklarını açıkladı. Üniversite bünyesindeki laboratuvarların, sadece beşeri sermaye katkısı sağlamakla kalmayıp bilgi birikimi ve araştırma kapasitesiyle sanayiye de destek verdiğini söyleyen Rektör Yılmaz, "Önümüzdeki 3 yıl içerisinde, devletten gelen kaynakları da buraya kanalize ederek sanayiden destek almaya devam edeceğiz. Merkezimizi, merhum Ağaoğlu ve ailesinin hayal ettiği gibi dinamik bir biçimde araştırma ekosistemi haline getireceğiz" ifadelerini kullandı. OYAK HORSE Genel Müdürü Gökhan Deniz ise yaptığı konuşmada işbirliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Deniz, "OYAK HORSE olarak, Türkiye’de binek araçlar için motor ve vites kutusu üreten tek şirket olmanın sorumluluğu ve gururuyla ülkemiz ekonomisine katma değer sağlamaya devam ediyoruz. BUÜ ile özellikle Ar-Ge departmanımız aracılığıyla güçlü bir işbirliği içindeyiz. Üniversitenin çok sayıda mezunu bugün şirketimizde görev alıyor. Bu işbirliğini son derece önemsiyoruz ve önümüzdeki dönemde yeni ortak projelerle bu bağı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu. Açılış, kurdela kesimi ve Hibrid Araç Teknolojileri Alanının tanıtımıyla sona erdi.
Türk Telekom’dan Dünya Wi-Fi Günü’nde 81 ilde ücretsiz internet
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:00 Türk Telekom’dan Dünya Wi-Fi Günü’nde 81 ilde ücretsiz internet Türk Telekom, fiber altyapısı ve Wi-Fi alanındaki deneyimiyle Atatürk Kültür Merkezi (AKM) gibi kültür-sanat merkezleri, stadyumlar, kütüphaneler, toplu taşıma araçları, uçak içi ve müzeler dahil olmak üzere binlerce noktada kesintisiz internet erişimi sağlıyor. Türk Telekom, 20 Haziran Dünya Wi-Fi Günü’ne özel 81 ilde ücretsiz Wi-Fi hizmeti sunduğunu duyurdu. Türk Telekom, herkes için erişebilir iletişim vizyonuyla çalışmalarına devam ediyor. Türk Telekom, AKM, stadyumlar, müzeler, kütüphaneler, toplu taşıma araçları ve uçak içi gibi farklı noktalarda Wi-Fi hizmetiyle herkes için internet erişimi sağlıyor. Türk Telekom, 20 Haziran Dünya Wi-Fi Günü’ne özel Türkiye’nin 81 ilinde binlerce noktada ücretsiz internet hizmeti sunuyor. Konu hakkında değerlendirmede bulunan Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden, "Geniş bir yelpazede çağın yenilikçi imkanlarını müşterilerimizle buluşturduğumuz ve proaktif biçimde güncellediğimiz dijital servislerimiz ile Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik ediyoruz. Bu vizyonla gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sonucunda ülkemizi uçtan uca fiber internetle donatıyor, 81 ilin her köşesinde müşterilerimize yüksek hızda erişim sunarak hayata bağlıyoruz. Dünya Wi-Fi Günü kapsamında binlerce farklı noktadaki Wi-Fi hizmetimizi ücretsiz olarak kullanıcılarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. İnsan odaklı yaklaşımımızla yenilikçi teknolojileri ve dijital dünyanın zenginliklerini müşterilerimizle buluşturmayı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu.
Sivas’ta atık toplayıcıların görünmeyen dünyası bilimsel araştırmaya konu oldu
19 Haziran 2025 Perşembe - 10:14 Sivas’ta atık toplayıcıların görünmeyen dünyası bilimsel araştırmaya konu oldu Sivas’ta yürütülen akademik saha araştırması, atık toplayıcıların toplumsal hayattaki görünürlüğü ve kamu yardımlarıyla kurdukları ilişkiyi mercek altına aldı. Çalışma, özellikle kent merkezinde faaliyet gösteren atık toplayıcı ailelerin gündelik yaşamlarını detaylı biçimde analiz ederek, literatüre ‘gösterişçi yoksulluk’ kavramı kazandırıldı. Sivas’ta yapılan akademik saha çalışması, kapitalist sistemin dışında kalan bireylerin toplumsal görünürlüğünü ve sosyal yardımların bu bireylerin yaşamını nasıl şekillendirdiğini ortaya koydu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Meltem Yılmaz Bilecen, Uzman Ahper Nuri Delican ve Dr. Öğr. Üyesi Ömer Temizkan tarafından yürütülen saha çalışmasında, kent merkezinde faaliyet gösteren atık toplayıcı ailelerin gündelik yaşamları, sosyal statü algıları ve kamu yardımları ile kurdukları ilişki detaylı biçimde incelendi. Atık toplayıcılar üzerine yapılan saha çalışması, kentteki görünmez sosyal gruplardan biri olan bu ailelerin kapitalist düzende nasıl konumlandıklarını, gündelik hayatlarını nasıl sürdürdüklerini derinlemesine analiz ederek, literatüre "gösterişçi yoksulluk" kavramı kazandırıldı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Meltem Yılmaz Bilecen, insanların temel ihtiyaçların karşılanıyor olması toplum tarafından bir zenginlik olarak algılandığı için, bu insanların yalan söyleme ya da gerçekleri gizleme eğiliminde olduğunu belirterek, "Nasıl ki zenginliğin bir gösterişi varsa, yoksulluğun da performansa dayalı bir gösterişi söz konusu" Bunu olduklarından daha fakir gözükerek ya da mal varlıklarını saklayarak yapıyorlar" dedi. "Sivas’ta bir çalışma yaptık" Meltem Yılmaz Bilecen, düşük gelir seviyesinin aynı zamanda sosyoekonomik ve kültürel açıdan da çeşitli yansımalara sahip olduğunu belirterek, "Sivas ili içerisinde atık toplayıcılarıyla ilgili bir çalışma yaptık. Çıkış noktamız aslında kapitalist sistem içerisinde tüketim üzerinden tanımlanan bireylerin, tüketme kabiliyetlerinin yoksunlaştığı andan itibaren gündelik hayatlarının nasıl biçimlendiğiydi. Bildiğiniz üzere biz, insanları tanımlarken onların yaşadıkları yerler, bindikleri arabalar, kullandıkları telefonlar üzerinden tanımlar ve bir statü atfederiz. Oysaki atık toplayıcılar, kapitalist sistem içerisinde ıskarta olarak görülen, yani yeri her an doldurulabilecek defolu tüketicilerdir. Bu insanların sistem içerisinde varlıklarını nasıl idame ettirdikleri tartışma noktamızdı. Fakat yapılan çalışma sonucunda, literatüre yeni bir kavram ekleme imkânımız oldu ve kavramımız ‘Gösterişçi yoksulluk’. Atık toplayıcı aileler, aslında kentte en düşük gelir seviyesine sahip ailelerdir. Bu düşük gelir seviyesi, aynı zamanda sosyoekonomik ve kültürel açıdan da çeşitli yansımalara sahip. Ailelerin derin bir yoksulluk içerisinde olduğuna hemfikir olmakla birlikte, ne yazık ki onları korumak adına şahıs, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları tarafından verilen sosyal yardımların, sağlanan sağlık ve eğitim imkânlarının bir noktadan itibaren onları pasifize ettiğini aynı zamanda da çalışmaktan, özellikle de sigortalı işlerde çalışmaktan uzak tuttuğunu fark ettik. Bunun nedeni de kamu yardımlarından faydalanabilmek için herhangi bir işte çalışmamak, bir mülkünün bulunmaması gibi kriterlerin olması. Bu durum, insanları daha çok bizim ‘illegal’ olarak nitelendirdiğimiz kayıt dışı ekonomide yer alan iş kollarına doğru yönlendirmekte" dedi. "Yoksulluğu gösteriş haline getiriyorlar" Bilecen, zenginliğin bir gösterişi varsa, yoksulluğun da bir gösterişi olduğunu söyleyerek, "Onlar da yoksulluklarını bir "gösteriş" haline getiriyor. Bunu olduklarından daha fakir gözükerek ya da mal varlıklarını saklayarak yapıyorlar. Örneğin evlerinin kendilerine ait olması, araçlarının bulunması gizlenen unsurlar arasında yer alıyor. Genel kamunun beklentileri doğrultusunda yoksulluk; ayaklarında ayakkabı olmaması, bir ekmeğe bile muhtaç olma gibi imgelerle görselleştirilerek karşı tarafa sunuluyor. Temel problem, aslında farklı kimlikler üzerinde yaptığımız çalışmalarda ortaya çıkıyor. Diğer aileler çocuklarının eğitimine önem verirken evlerinde kitaplar, çocukları için oyuncaklar, çalışabilecekleri masalar, özel ayrılmış odalar bulunmasına rağmen; Roman ailelere geldiğimizde kısır döngü içerisinde kalıyoruz. Örneğin, yerli ailelerle ya da Suriyeli ailelerle konuştuğumuz zaman aile bireyleri farklı mesleklerle iştigal edebiliyor. Fakat Roman ailelerde bunun gelenekselleştirilmiş bir kültür aktarımı olduğu gözlemleniyor" diye konuştu. "Konuyu tartışmaya açtık" Atık toplayıcılığın toplum için öneminin altını çizen Bilecen, "Özellikle Roman ailelerde çocuklar, eğitim hayatına katılmak için devlet tarafından sağlanan imkânlara sahipken okula gitmemeyi tercih ediyor ya da gitmeleri konusunda aile tarafından teşvik edilmiyor. Ya da evde okumaları için herhangi bir alan, okumaları için kitap, yazmaları için defter bulunmuyor. Diğer bir taraftan aileler genelde sigortalı çalışmaya başlarlarsa yardımlar kesildiği ve artık yeşil kartlı olamadıkları için bu tür düzenli işler aramıyorlar. Bunun yerine yevmiyeli bir işte çalışmak, artı atık toplayıcılığı yapmak ve bir de devletin imkânlarından faydalanmak, onlar için yoksulluklarını değiştirmese de artı bir gelir kapısı olarak görülüyor. Atık toplayıcı aileler gündelik hayatımızın içerisinde sürekli bulunmalarına rağmen toplum içinde görünür değiller. Biz de bu noktada neden biz gündelik hayatın içerisinde yanlarından geçip giderken, görünür olduğu andan itibaren bizim için değerli oluyorlar ve neden bu konuyu tartışmaya açmıyoruz diye düşündük ve bu konuyu tartışmaya açtık" şeklinde konuştu.
(ÖZEL) Telefonlarda yaygınlaşan dahili yapay zeka teknolojisine beklenen talep gösterilmiyor
19 Haziran 2025 Perşembe - 10:05 (ÖZEL) Telefonlarda yaygınlaşan dahili yapay zeka teknolojisine beklenen talep gösterilmiyor Eskişehir’de telefoncu esnafı olan Yiğit Aytekin, telefonlarda son yıllarda yaygınlaşan dahili yapay zeka özelliklerine müşterilerin beklenilen talebi göstermediğini açıkladı. Her geçen gün daha da gelişen yapay zeka teknolojisi birçok alanda yaygınlaşmaya başladı. Teknoloji devleri bu konuda kendilerini geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürürken, neredeyse tüm cep telefonlarına dahili yapay zeka özellikleri eklendi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan telefoncu esnafı Yiğit Aytekin, yapay zeka özelliklerinin sadece kamera ile sınırlı kalmadığını ve çok amaçlı dijital bir asistan görevi gördüğünü söyledi. Yapay zekanın telefonlarda harici uygulamaların yanı sıra artık dahili olarak da bulunduğunu ancak bu teknolojiye beklenen ilginin gösterilmediğini vurgulayan Aytekin, vatandaşların telefon satın alırken hala RAM, hafıza ve kamera gibi özellikleri göz önünde bulundurduğunu ifade etti. "Yapay zeka ile cihazın verimli çalışması, pili daha iyi kullanması sağlanıyor" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan esnaf Yiğit Aytekin, "Yapay zeka telefonlarda son zamanlarda yaygınlaşmaya başladı. Evveliyatında da vardı, ama sadece kameralarda bulunuyordu. Yapay zeka ile görüntünün ve ışığın dengesi ayarlanıyordu. Şimdi yapay zeka çoğu cihazda var. Yapay zeka ile cihazın verimli çalışması, pili daha iyi kullanması sağlanıyor. Sadece cihazın verimli çalışmasında değil, farklı alanlarda da kullanılabiliyor. Mesela, üniversite öğrencilerinin yapay zekaya ödev yaptırdığını gördüm. Yapay zeka ile görsel hazırlatabiliyor. Ayrıca, bir kişinin farklı şekillerde videosu da oluşturulabiliyor. Yapay zeka iyi anlamda kullanılırsa çok sağlıklı ama aynı zamanda tehlikeli bir araç" dedi. "Bizden telefon almak isteyen müşteriler yapay zekayı göz önünde bulundurarak gelmiyor" Telefonlarda en öne çıkan dahili yapay zeka özelliklerinden bahseden Aytekin, sözlerine şöyle devam etti: "Bir cihazda bulunan yapay zeka ile sohbet edebilirsiniz, bir işinizi yaptırabilirsiniz, sesli olarak komut vererek alarm kurdurabilirsiniz, ödev yaptırabilirsiniz, görev verebilirsiniz, makale yazdırabilirsiniz ve görsel hazırlatabilirsiniz. Bunlar artık telefonların içerisinde bulunan özellikler. Her cihazda, bütün markalarda var. Ayrıca, sesli olarak farklı bir dille sohbet edebilirsiniz. Söylemiş olduğunuz bir şeyi hemen başka bir dile çevirerek karşınızdaki kişiye cevap vermesini sağlayabilirsiniz. Aslında yapay zekayı ’zekalı’ bir asistan olarak görebilirsiniz. Telefonlarda yapay zeka yaygınlaşıyor. Ancak bizden telefon almak isteyen müşteriler yapay zekayı göz önünde bulundurarak gelmiyor. Bir telefonu yapay zeka özelliği var diye tercih etmiyorlar. Daha fazla tercih edilen özellikler; RAM, hafıza ve kamera mega pikseli. Firmalar yapay zeka konusunda kendilerini çok geliştiriyorlar ama müşterilerin bu konuda talebi bulunmuyor."