TEKNOLOJİ
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum 18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38:04 Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32 Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00 Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
İkiz kardeşlerin geliştirdikleri oyun, dünya pazarında ilgi görüyor
14 Kasım 2024 Perşembe - 14:16 İkiz kardeşlerin geliştirdikleri oyun, dünya pazarında ilgi görüyor Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı tarafından hayata geçirilen "Siber Vatan" projesinde siber güvenlik alanında eğitim aldıktan sonra oyun dünyasına adım atan Bertan ve İlkan Gökalp kardeşler, Türkiye’den çıkan başarılı projelerden birine imza attı. 2019 yılında katıldıkları "Siber Vatan" programıyla başladıkları bu yolculuk, ikizleri uluslararası arenada tanınan oyun geliştiriciler haline getirdi. BAKKA tarafından hayata geçirilen projede siber güvenlik alanında aldıkları eğitimle bilgi birikimlerini artıran ikiz kardeşler, bu deneyimlerini oyun geliştirmeye taşıyarak dikkat çeken bir projeye hayat verdiler. Siber Vatan, gençleri sadece siber güvenlik becerileri kazandırmakla kalmadı, aynı zamanda oyun geliştirme süreçlerinde de destek sunarak kariyerlerinin yönünü belirlemelerine katkı sağladı. Kardeşlerin geliştirdiği oyun, dünyada geniş bir oyuncu kitlesine ulaştı ve çeşitli platformlarda satışa sunularak global bir başarıya dönüştü. Farklı kıtalardan oyuncuların ilgisini çeken proje, özgün hikayesi ve karanlık atmosferiyle öne çıkıyor. Siber Vatan’ın sunduğu eğitim ve mentörlük desteği, kardeşlerin vizyonunu genişleterek daha ileriye taşımalarına imkan tanıdı. Kardeşler; bu sürecin kendilerine kattığı tecrübeyi, projelerine yansıtarak oyunseverlere benzersiz bir deneyim sunuyor. İlerleyen yıllarda daha büyük projelere imza atmayı hedefleyen ikizler, Türkiye’de oyun geliştirme sektöründe iz bırakmaya devam ediyor. Bertan ve İlkan Gökalp kardeşler; diğer takım üyeleri ile birlikte bu süreçte üç mobil oyun, iki bilgisayar oyunu geliştirdi. Ekibin satışa sundukları son oyunu ise 7 Kasım’da dijital platformda satışa sunuldu. "Siber Vatan ile vizyonumuz ve misyonumuz arttı" Siber Vatan projesinde siber eğitimleri alan Bertan Gökalp, üniversite öğrenimi sırasında kardeşine oyun geliştirme sürecinden bahsettiğini ve kardeşinin de ilgi duyduğunu anlattı. Siber Vatan ile vizyon ve misyonlarının arttığını belirten Bertan Gökalp (22), şöyle dedi: "Lise yıllarında üç arkadaş olarak kurduk. Üniversite zamanında ben oyun geliştirme sektörüne girdim. Kardeşim ve diğer arkadaşıma oyun geliştirme eğitimleri verdim. Bu eğitimler sonucunda Görkem kendi uzmanlık alanını buldu. Üç boyutlu modelleme kısmına girdi. İlkan da kendi uzmanlık alanını bularak oyun geliştirme sektöründe seviyeler geliştirmeye girdi. Beraber Siber Vatan’a katıldık. Siber Vatan sürecimizde de Karabük, Bartın, Zonguldak ve Düzce Üniversiteleri’nde eğitim vermeye başladık. Bu eğitimler sonucunda ekipler oluşturduk. Ekipler projelerini geliştirmeye başladı. Bu bölgede çıkmış oyunlar gayet artmaya başladı. Teknoparkta firma sayısını yükseltmeye çalışıyoruz. Siber Vatan bize ilk önce 2019 yılında siber güvenlik eğitimi vermeye başladı. Oyun geliştirmeye adapte olmaya başladık. Oyun geliştirmeye girdiğimizde Siber Vatan bize yine bir destek sundu. Gerekli motorların eğitimlerini aldık. Oyun geliştirme sektöründe de yavaş yavaş ilerlemeye başladık. Siber Vatan bize eğitim ve mentör desteğini hiç bırakmadı. Vizyonumuz ve misyonumuz arttı. Bu süreç oyunlarımıza da etki etti. Oyunlarımıza da kazandığımız tecrübeyi yansıttık. Böyle projeler geliştirmeye devam ettik. Üniversitede ben başlamıştım oyun geliştirmeye sonra İlkan’a dedim. Beraber oyunlar geliştirebileceğimizi söyledim. Kendisine oyun geliştirme eğitimi verdim. İlkan üç ay gibi bir sürede benim seviyeme yaklaştı. Ekip olarak oyunları geliştirmeye başladık." "Üniversite öğrencilerine ücretsiz mentörlük hizmeti sağlıyoruz" Zonguldak’ta kurdukları oyun stüdyosunu büyütmeyi ve büyük bir oyun geliştirme şirketi kurmayı hedeflediklerini belirten İlkan Gökalp (22) de şöyle dedi: "Üniversite yıllarında kardeşim oyun geliştirme sektörüne başlamıştı. Oyunlar üretiyordu. Benim de dikkatimi çok çekmişti. Oyunların nasıl yapıldığını öğretmesini istedim. Kardeşim üniversite yıllarımızda kaldığımız evde oyun geliştirme eğitimleri vermeye başladı. Yaklaşık üç ay boyunca oyun motoru üzerinde oyun geliştirme eğitimleri verdi. Daha sonrasında ilk oyunumuzda mobil oyun sektörüne atıldık. Sanal gerçeklik oyunları gerçekleştirmeye başladım. Üç boyutlu oyunlar yapmaya başladım. Beraber bir yıl sürede oyunumuzu geliştirdik. Oyunumuz çok revizyon geçirdi. Oyunu yaklaşık on defa sildik, yeniden yaptık. Bizim açımızdan zorlu bir süreçti. Ama yaptığımız iş gayet güzel oldu. Siber Vatan kapsamı altında Karabük, Bartın, Zonguldak ve Düzce Üniversitesi’ndeki öğrencilere oyun geliştirme eğitimleri veriyoruz. Aynı zamanda isteyen öğrencilere ücretsiz bir şekilde mentörlük hizmeti sağlıyoruz. Sorunları olduğu zaman istedikleri zaman arayıp, mesaj attıklarında cevaplıyoruz. İleriki hedeflerimiz de Zonguldak’ta büyük bir oyun şirketi kurup eğittiğimiz öğrencileri de kendi bünyemize alıp veya şirket kurmak isterlerse yardımcı olup büyük bir oyun geliştirme şirketi kurmayı hedefliyoruz." Şirketin kurucuları Bertan ve İlkan Gökalp’in yanı sıra, Görkem Güngör, Ahmet Emin Yazıcı ve Meryem Demir, ekibin yetenekli üyeleri olarak dikkat çekiyor. Modelleme, programlama ve sanal gerçeklik teknolojisi gibi farklı uzmanlık alanlarına sahip olan ekip, projelerinde VR teknolojisini kullanarak yenilikçi oyun deneyimleri sunuyor.
Melikgazi Belediyesi TEKNOFEST’e damgasını vurdu
13 Kasım 2024 Çarşamba - 14:27 Melikgazi Belediyesi TEKNOFEST’e damgasını vurdu Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST’e proje üreten gençlere verdiği rekor desteklerle adından söz ettiren Melikgazi Belediyesi, önemli bir başarıya daha imza attı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen katılımcıların AR-GE projelerinin yarıştığı TEKNOFEST’te, Melikgazi Belediyesi’nin desteklediği 7 takım ilk 10’a girmeyi başardı. Gençlere yönelik hayata geçirdiği proje ve yatırımlarla örnek teşkil eden Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu yaptığı açıklamasında, “Melikgazi Belediyesi olarak gençliğe çok önem veriyoruz. “Önce gençlik” dedik; onlar için okullar, kütüphaneler yapıyoruz. Teknoloji atölyeleri kuruyoruz. Birçok etkinliğe, faaliyete destek veriyoruz. Ama bunların içerisinde TEKNOFEST desteği en önemli desteklerden bir tanesi. Son 3 yıl içerisinde tam 5.000.000 TL tutarında malzeme desteği vererek TEKNOFEST’e ilkokuldan, liseden, üniversiteden birçok takımımızın katılmasını sağladık. Bu sene 2024 yılı için tam 2.500.000 TL malzeme desteği vererek 36 takımı destekledik ve bu takımlar 3 farklı ilde gerçekleştirilen yarışmalara katıldılar. Bu takımlardan 16 tanesi finalist oldu ve bunların içerisinden 7 tanesi de ilk 10’a kaldı. Ben hepsini tebrik ediyor; başarılarının devamını diliyorum. Melikgazi Belediyesi olarak gençlere desteğimiz devam edecek. Gençler gerçekten farklı projelerle ülkemizin gelişmesine katkı sunabilecek formattalar. Biz de gençlerin elinden tutmak, onlara her türlü desteği vermek için birçok desteği hayata geçiriyoruz. TEKNOFEST’te başarılı olan, destek alan tüm takımlara başarılar diliyorum. Tebrik ediyorum” dedi.
Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün:
13 Kasım 2024 Çarşamba - 13:50 Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün: KOCAELİ (İHA) – Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün Kocaeli’de sanayicilere yaptığı konuşmada ihracat rakamlarından bahsederek, “Geçtiğimiz sene 5.5 milyar dolar ile kapatmıştık. Geçen ayın son rakamı 5.1 milyar dolardı. Önümüzde iki ay olması rağmen, neredeyse geçen senenin ihracat rakamı yakalanmış durumda. Bu sene beklentimiz 6.5 milyar doların üzerinde olması” dedi. Programa Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı Genel Müdürü Bilal Topçu, Savunma Sanayi Başkan Yardımcısı Prof Dr. İhsan Kaya, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Roketsan Genel Müdürü Murat İkinci katıldı. Savunma Sanayi Başkanlığı olarak yapılanları anlatan Prof. Dr. Haluk Görgün, “Birinci görevimiz Türk Savunma Sanayi’nin geliştirilmesi. Yerli, milli teçhizatın geliştirilmesi. Kahraman ordumuzun, milli güvenlik güçlerimizin modernize olması ve modernize kalması. Elinde var olan sistemlerin modernizasyonlarının yapılması. Sadece bir alım makamı değil. Dün misafirlerimiz vardı. Nato’nun en güçlü ülkelerinden birisinin ifadesi, ‘Bizde bile böyle bir sistem yok’ dediği bir savunma sanayi kurgulaması var” diye kaydetti. “Hürjet’in uluslararası alanda da ciddi müşterileri var" Projeleri anlatan Prof. Dr. Haluk Görgün, “Dün önemli bir uçuş gerçekleşti. Hürjet çok başarılı bir uçuş gerçekleştirdi. Seri üretimine başlanması kararı verilmişti. Uluslararası alanda da ciddi müşterileri var. Platformları ürettikten sonra, dost müttefik ülkelerin kullanımına sunmakta önemli. Müttefiklerimiz uçuş anına şahit oldular. Altay tankımız bir çok versiyonu olan, geliştirilen aracımız. TCG Anadolu, ikmal gemimiz, MİLGEM, insansız su araçlarımız ve bunların her birinin çok farklı versiyonları. TCG İstanbul yapılırken en az 500-600 firma, TCG Anadolu yapılırken 1000’e yakın firma birlikte çalışıyor. Savunma Sanayi Başkanlığı’nın temel görevlerinden bir tanesi; ana entegratörü belirledikten sonra, alt yükleniciler ve KOBİ’lerdeki sorumlulukları, ülkemizde var olan kapasiteyi, üretim yetkinliklerini, yeni katılabilecek oyuncuları koordine ederek, bu işin yaygınlaşmasını sağlamak” diye konuştu. “Bu sene beklentimiz 6.5 milyar doların üzerinde olması” Savunma sanayide üretilen her ürünün kilogram başı değerinin çok kıymetli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Haluk Görgün, “SİHA’ların kilogram başı değeri 10 bin doların üzerinde. Bir aracıyı başlığın kilogram başı değeri 12 bin dolar civarında. Bir elektro optik sistemin kilogram başı değeri 20 bin dolar, AESA burun radarının kilogram başı değeri 30 bin dolar, kameraların içinde kullanılacak detektörün kilogram başı değeri 50 bin dolar. Çok katma değerli, yüksek teknoloji gerektiren alandan bahsediyoruz. Çok farklı arayıcı başlıklar var, kızılötesi, lazer güdümlü. Buradaki derin teknolojilere sahipseniz biraz önce söylediğim rakamlara mutlaka ulaşıyorsunuz. Kum tanesinin 66’da biri boyutta malzeme ile üretim yapmak zorundayız. Yaptığımız her şey yeterince ucuz, hızlı, istenilen hacme sığmalı. Savunma sanayinde 3 bin 500’ün üzerinde firma, 100 bine yakın çalışan var. Geçtiğimiz yıl 2.6 milyar dolar AR-GE bütçesi var. Bizim şu an yürüttüğümüz 1000’in üzerinde proje var ve bunların bütçesel büyüklüğü 100 milyar dolar civarında. Sektör büyüklüğü de 15.8 milyar dolara ulaştı. İhracat çok gündemimizde. Savunma sanayi ihracat anlamında yüzde 20 olarak her sene büyüyor. Geçtiğimiz sene 5.5 milyar dolar ile kapatmıştık. Geçen ayın son rakamı 5.1 milyar dolardı. Önümüzde iki ay olması rağmen, neredeyse geçen senenin ihracat rakamı yakalanmış durumda. Bu sene beklentimiz 6.5 milyar doların üzerinde olması” ifadelerini kullandı. “Özellikle İHA’larda dünya lideriyiz” 5 kıta, 185 ülkeye ihracat yapan sektör haline geldiklerini hatırlatan Görgün, “Dünyada her yere ihracat yapabilen sektör halindeyiz. 230 çeşit ürün var. 50’nin üzerinde dünyanın çeşitli yerlerinde ofisimiz var. Kara araçları 40 ülkeye yaklaşık 5 bin teslimatımız olmuş. Geliştirdiğimiz firkateyni iki farklı ülke kullanıyor, deniz araçları 10 farklı ülkeye, yaklaşık 140 platform teslim edilmiş. 24 ülkeye, bin 200‘ün üzerinde silah sistemleri teslimatı yapmış durumdayız. Atak helikopterimiz 8 ülkede kullanılıyor. Özellikle İHA’larda 2018’den itibaren tüm pazarın yüzde 65’i Türkiye’ye ait. Bu inanılmaz bir rakam. Açık ara dünya lideriyiz. Aklınıza gelen en gelişmiş ülkeyi düşünün, onlarda bu karşılaştırmanın içinde. Yıllar boyu karşılaştığımız ambargolar bize muhataplara karşı nasıl ticaret yapılması konusunda çok şey öğretti” dedi. Önümüzdeki yıl için kendilerine hedefler koyduklarını söyleyen Prof. Dr. Haluk Görgün, “18.2 milyar dolarlık hacme ulaşmayı, yerlilik oranını yüzde 82’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Savunma ve havacılık ihracatının da 7.3 milyar dolara ulaşabileceğini değerlendiriyoruz. Çalışan sayısının 109, 110 bin civarında olmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Adli Bilişim Uzmanı Tuncer: ’’Deepfake ile ünlülerin veya sıradan insanların yapmadıklarını ve söylemediklerini yaptırmak mümkün’’
13 Kasım 2024 Çarşamba - 10:21 Adli Bilişim Uzmanı Tuncer: ’’Deepfake ile ünlülerin veya sıradan insanların yapmadıklarını ve söylemediklerini yaptırmak mümkün’’ Fırat Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Adli Bilişim Uzmanı Doç. Dr. Türker Tuncer, son dönemlerde artan yapay zeka dolandırıcılığına ilişkin, ’’Kişisel güvenlik tehditlerinde ünlülerin ya da sıradan bireylerin yapmadıklarını yapabilen ve üretebilen yapay zeka teknolojilerinden bahsetmekteyiz. Bu teknolojileri 15-20 dolar karşılığında üretebilen modeller mevcuttur. Bu modelleri kullanarak kişilerin itibarlarını zedeleyecek sistemler geliştirilmektedir’’ dedi. Fırat Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Adli Bilişim Uzmanı Doç. Dr. Türker Tuncer, yapay zeka dolandırıcılığı hakkında açıklamalarda bulundu. Yapay zekanın getirdiği faydaların yanı sıra zararlarının da olduğunu aktaran Tuncer, yapay zeka dolandırıcılığına karşı vatandaşların bilinçlendirilmesi ve cezaların caydırıcı olmasıyla birlikte bu dolandırıcılık olaylarının önüne geçilebileceğini söyledi. Son yıllarda yapay zeka teknolojilerinin hızla ilerlemekte olduğunu belirten Doç. Dr. Tuncer, “Bu teknolojiler günlük hayatımızda birçok alanda kullanılmaktadır. Bu teknolojilerin kullanıldığı alanlar ise sosyal medyadan tutun da günlük işlerimizi kolaylaştıracak birçok işte de biz yapay zekadan faydalanmaktayız. Özellikle LLM’lerin ortaya çıkması ile birlikte yapay zekanın birçok faydasını görmekteyiz. Ancak LLM teknolojilerinde ve diğer yapay zeka tekniklerinde var olan üretme yetenekleri ile birlikte Deepfake adı verilen bir saldırı da karşımıza çıkmaktadır. Deepfake saldırıları söylenmeyeni söyleyen, yazılmayanı yazan ve hiç olmayan sahneleri oluşturan bir teknoloji anlamına gelmektedir. Bu durum güvenliğimizi üç başlıkta tehdit etmektedir. Bunlar; kişisel güvenlik tehditleri, kurumsal güvenlik tehditleri ve ulusal güvenlik tehditleri olarak sıralanmaktadır. Kişisel güvenlik tehditlerinde ünlülerin ya da sıradan bireylerin yapmadıklarını yapabilen ve üretebilen yapay zeka teknolojilerinden bahsetmekteyiz. Bu teknolojileri 15-20 dolar karşılığında üretebilen modeller mevcuttur. Bu modelleri kullanarak kişilerin itibarlarını zedeleyecek sistemler geliştirilmektedir. Ayrıca 2022’de Çin’de gerçekleşen bir olayda 622 bin dolarlık bir dolandırıcılık Deepfake kullanılarak meydana gelmiştir. Kurumsal güvenlik tehditlerine geldiğimiz zaman ise kurumsal güvenlik tehditleri açısından Deepfake yöntemleri daha zararlı olarak görülmektedir. 2023 raporlarına göre tüm kurumların yaklaşık yüzde 40’ı Deepfake ataklarına maruz kalmıştır. Ulusal güvenlik tehditlerinde ise özellikle seçim zamanlarında yapılan Deepfake atakları dikkat çekmektedir. Özellikle ABD seçimlerinde yer alan Cambridge Analytica veri skandalı, Deepfake ataklarından en çok bilinenlerinin başında gelmektedir. Şimdi alınacak yöntemlerde ise farkındalık eğitimini güçlendirmeliyiz. Güçlü kimlik doğrulama yöntemleri kullanmalıyız, toplumu bilinçlendirmeliyiz ve yasal düzenlemeler yapmalıyız. TCK’da bununla ilgili bir yasal düzenleme yapılırsa daha da caydırıcı olacağını düşünmekteyiz’’ diye konuştu. ’’Yapay zekanın getirdiği faydaların yanı sıra zararları da mevcuttur’’ Türkiye’de bu işi yapabilmek için artık adli bilişim mühendisliği olduğunun altını çizen Tuncer, ’’Adli bilişim mühendisleri Fırat Üniversitesinde ilk ve tek olarak yetiştirilmektedir. Özellikle verdiğimiz yapay zeka ve siber güvenlik eğitimleriyle birlikte biz adli bilişim mühendislerini Deepfake’e karşı daha da donanımlı yetiştirmeye çalışıyoruz. Deepfake ataklarından korunmak için her kurumun adli bilişim mühendislerini bünyelerinde barındırmaları gerekir. Biz bu süreçte adli bilişim mühendislerini Deepfake’e karşı beyaz şapkalı hackerler olarak yetiştirerek, Deepfake problemleri ve saldırılarını çözmeye çalışmaktayız. Yapay zekanın getirdiği faydaların yanı sıra zararları da mevcuttur. Yapay zekanın üretim teknolojisinde kullanılan modeller var. Siz bir soru sorduğunuz zaman modeller size hem metin hem de resim üretebilmektedir. Video üreten yapay zeka teknolojileri de var. Video yapay zeka teknikleri 15 saniye ile 1 dakika arasında videolar üretebilmektedir. Deepfake tehdidinde bir video 15 saniyeden daha kısaysa Deepfake ile üretilmiş olma olasılığından şüpheleniyoruz. Bunun yanı sıra biz bununla baş edebilecek yapay zeka yöntemleri de geliştiriyoruz. Fizik kurallarına aykırı bir şekilde bu yapay zeka modelleri videolar ve resimler üretebiliyorlar. Bu üretilen resimlerle biz ne yapıyoruz; eğer fizik kurallarına aykırıysa bunu çeşitli yapay zeka çeşitleriyle tespit edebiliyoruz. Ayrıca kurumların da kullanması gereken yöntemler var. Bu yöntemlerden bir tanesi filigran yöntemleridir. Eğer bir kurum kendi videosunu yayınlamak istiyorsa görünür veya görünmez damgalama yöntemleri kullanabilir. Bu damgalama yöntemleri genelde şifreli yayınlarda kullanılıyor. Bunu kurumlara da yaygınlaştırmamız gerekiyor’’ diye konuştu.
Ara tatil, Bilim Samsun’da dolu dolu geçiyor
12 Kasım 2024 Salı - 14:58 Ara tatil, Bilim Samsun’da dolu dolu geçiyor Samsun Büyükşehir Belediyesi Bilim Samsun’da çocuklar birbirinden farklı atölyelerde ara tatillerini hem eğlenerek hem de öğrenerek geçiriyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan ve çocukları bilimin heyecan verici dünyasına davet eden Bilim Samsun’da ara tatil çocuklar için dolu dolu geçiyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ara tatil programı, 6 yaşından 14 yaşına kadar geniş bir yaş aralığına hitap ediyor. Girişimcilik Atölyesi için 10-14 yaş arası öğrenciler, Teknoloji Atölyesi için 6-8 ve 10-12 yaş arası öğrenciler diğer atölyeler için ise 6- 11 yaşındaki öğrenciler ara tatil programına katılabiliyor. Özellikle okulların ara tatil dönemi boyunca, çocukların zamanlarını verimli ve eğlenceli bir şekilde değerlendirmeleri için çeşitli atölyeler ve etkinlikler düzenleniyor. Çocuklar için hafta boyunca oluşturulan paket programlar ile çocuklar birbirinden farklı atölyelerde etkinliklere ve derslere katılıyorlar. Bu atölyeler hem çocukların kişisel gelişimlerine katkı sağlamak hem de onları farklı alanlarda bilgilendirmek amacı taşıyor. Büyükşehir Belediyesi, tüm bu etkinliklerle çocuklara sadece eğlenceli bir ara tatil sunmakla kalmıyor, aynı zamanda onların gelişimlerine katkıda bulunuyor. Ara tatil boyunca düzenlenen bu programlar sayesinde çocuklar hem eğitici hem de sosyal gelişim açısından önemli bir deneyim yaşamış oluyor.
‘Eğitimciler İçin Yapay Zeka Eğitim Programı’nın tanıtımı BTK’da gerçekleştirildi
12 Kasım 2024 Salı - 14:21 ‘Eğitimciler İçin Yapay Zeka Eğitim Programı’nın tanıtımı BTK’da gerçekleştirildi ‘Eğitimciler İçin Yapay Zeka Eğitim Programı’nın tanıtım toplantısı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nda (BTK) düzenlendi. Bilgi Teknolojileri ve İnternet Güvenliği Derneği (BTİDER) tarafından BTK Merkez Yerleşkesi’nde düzenlenen ‘Eğitimciler İçin Yapay Zeka Eğitim Programı’nın tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Tanıtım toplantısına, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, BTİDER Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Sorgun, teknoloji firmalarının yöneticileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. İstiklal Marşı okunması ve saygı duruşunda bulunulmasının ardından toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren, Bakan Yardımcısı Sayan, “Yalnızca teknolojik yeniliklerin ortaya çıktığı bir dönem değil. Bu yeniliklerin yaşamını dönüştürdüğü, dünyayı daha önce hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde değiştiren bir çağ. Artık her sektör dijitalleşmenin farklı teknolojilerin sunduğu imkanları değerlendirmek zorunda. Aksi halde bu çağa yetişmesi mümkün değil. Bu noktada yapay zeka gibi yenilikçi teknolojiler bizler için yeni fırsatların ve başarıların kapılarını ağırlayan sağlıkta, eğitimde, tarımda aklınıza gelecek bütün sektörlerde yapay zekadan biz faydalanıyoruz. Yapay zeka artık biz farkında bile olmadan gündelik hayatımızı entegre olmuştur” dedi. “BTK Akademi ile çok sayıda gencimize birçok konuda eğitimler sunarak sağlam bir temel oluşturmaya çalışıyoruz” Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanı Karagözoğlu ise, teknolojinin her geçen gün hızla geliştiğini hatırlattı. Yapay zekanın modern dünyanın dijital dönüşüm sürecinde anahtar bir rol oynadığına dikkat çeken Karagözoğlu, Yapay zekanın son 10 yıldaki yükselişine baktığımızda, 4’üncü Sanayi Devrimi’ni yönlendirdiğini ve bu durumun hizmetlerin üretilişini, sunuluşunu ve tüketimini yapısal olarak değiştirdiğini görüyoruz. Kurumumuz bünyesinde kurulan ve ‘Türkiye’nin siber kalesi’ olarak nitelendirilen Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM), tamamen kurumsal iç kaynaklarla geliştirilen yerli ve milli yazılımlarımız ile ülke genelinde siber güvenlik anlayışını geliştirmek ve siber tehditleri önlemek amacıyla 7/24 faaliyet gösteriyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir güvenlik ekosistemi kurulmasının en önemli sac ayaklarından birisi de eğitim. Eğitim, güvenlik ekosisteminin temel harcıdır; sağlam temellere inşa edilen bilgi, yetkin bireylerin elinde güçlü bir kalkana dönüşür. Bu bağlamda gurur kaynağımız olan BTK Akademi ile; çok sayıda gencimize yapay zeka, kodlama, programlama, yazılım konularında eğitimler sunarak sağlam bir temel oluşturmaya çalışıyoruz. BTK Akademi ailesi gün geçtikçe gelişmeye de devam ediyor. Böylece ihtiyacımız olan milli şuurda, yetkin ve eğitimli nesiller yetiştiriyoruz ki güçlü kalkanlar elde edelim” diye konuştu. Toplantı konuşmacılara plaket takdim edilmesinin ardından hatıra fotoğrafı çekinilmesiyle sona erdi.
Türk Telekom siber güvenlik oluşumu FIRST’e katıldı
12 Kasım 2024 Salı - 11:37 Türk Telekom siber güvenlik oluşumu FIRST’e katıldı Türkiye’nin verisini koruma vizyonuyla yatırımlarını sürdüren Türk Telekom, siber güvenlik olaylarına etkin ve kapsamlı müdahale yetkinliğini FIRST (Forum of Incident Response and Security Teams) üyeliği ile uluslararası çapta tescilledi. Toplamda 7 bin müşteriye 50’den fazla siber güvenlik hizmeti sunan Türk Telekom, kapsamlı denetimlerin ardından dünya standartlarında sunduğu güvenlik çözümleri ile FIRST üyeliğine kabul edildi. Dünya çapında siber güvenlik olaylarına müdahale ve güvenlik ekiplerini bir araya getiren FIRST topluluğuna tam akredite olarak katılan Türk Telekom’un siber güvenlik olaylarına etkin ve kapsamlı müdahale yetkinliği uluslararası çapta tescillenmiş oldu. Türk Telekom Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Ali Taşkın, “Şirket olarak, milli sorumluluklarımız arasında gördüğümüz siber güvenlik ekosistemini güçlendirecek çözümlerimizi artırmaya ve uzman mühendislerimizle küresel standartlarla hizmetler sunmaya devam ediyoruz. Türkiye’nin en büyük siber güvenlik merkezinde sunduğumuz hizmetler ve bu alandaki liderliğimiz, uluslararası kuruluşlar tarafından da tescilleniyor. Geçtiğimiz aylarda sertifikasyon kuruluşu CREST tarafından üç başlıkta akredite edilmiştik. Şimdi de dünyanın en önemli siber güvenlik oluşumlarının başında gelen FIRST’e dahil olduk. FIRST üyeliğimiz, siber güvenlikteki vizyonumuzu ve yetkinliğimizi bir kez daha teyit ediyor. Türkiye’nin dijital güvenliğini sağlama misyonumuzu dünyadaki en deneyimli ve yetkin ekiplerin bulunduğu bir oluşumun içerisinde, daha güçlü ve proaktif bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Verilen bilgiye göre FIRST, dünya çapında hükümet, ticaret ve eğitim kuruluşlarından siber olay müdahale ekiplerini bir araya getirerek olaylara daha hızlı, etkili ve koordineli yanıt verilmesini sağlamak amacıyla 1990 yılında kuruldu. Bugün Afrika, Amerika, Asya, Avrupa ve Okyanusya’dan 700’den fazla üyeye sahip olan FIRST, olay müdahale ekiplerinin bilgi ve tecrübelerini paylaşmalarını, birlikte hareket etmelerini ve güvenilir bir küresel güvenlik ağı oluşturmalarını teşvik ediyor.