TEKNOLOJİ
Teknolojiyle görünmeyeni görünür kılan müze: Umay Müze 29 Mart 2026 Pazar - 16:30:54 Dünya genelinde sanal müzecilik, müze ve ören yerlerinin üç boyutlu, gerçekçi modellerle internet üzerinden gezilebilmesini sağlayarak kültürel mirası dijital ortamda da erişilebilir kılıyor. Kültürel miras ile teknolojiyi buluşturan yenilikçi bir girişim olan Umay Müze, akademik bilgi ile toplumsal etkileşim arasında güçlü bir köprü kuruyor. Kültürel değerlerin farkındalığını artırmayı ve bu değerlerle birlikte yaşama kültürünü güçlendirmeyi amaçlayan Umay Müze, aynı zamanda bir Teknopark firması olarak faaliyet gösteriyor. Anadolu Teknoloji Araştırma Parkı (ATAP) bünyesinde, Yunus Emre Kampüsü içerisinde yer alan girişim; Ar-Ge çalışmaları yürüten, müzeler için özgün içerikler geliştiren, yeni müzecilik teknolojilerini araştırıp uygulayan ve çağdaş müze tasarımları gerçekleştiren dinamik bir yapıyla çalışmalarını sürdürüyor. Proje kapsamında girişimci akademisyen, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi ve Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rıdvan Coşkun, Umay Müze’nin geçmişten bugüne dönüşümünü ve gelecek vizyonunu anlattı. Umay Müze, 10 yıldır müzeler üretiyor Umay Müze, 2015 yılının mayıs ayında kuruluyor. Kurulduğu günden bu yana sanal gerçeklik ve dijital müzecilik alanında önemli projelere imza atılıyor. İlk sanal gerçeklik çalışması Bursa’daki Muradiye Medresesi ile hayata geçiyor. Ardından Amorium ve Kyzikos antik kentleri sanal gerçeklikle gezilebilir hâle getiriliyor. 2016-2018 yılları arasında, sanal müzeciliğin henüz yaygınlaşmadığı bir dönemde gerçekleştirilen bu projeler, alanın öncül çalışmaları arasında yer alıyor. Daha yakın dönemde ise Eskişehir’deki Karacahisar Kalesi sanal gerçeklik teknolojisiyle dijital ortama taşınıyor. Bunun yanında Türkiye’ye beş ila altı müze kazandırılıyor. Sarıkamış Harekâtı ve Panorama Müzesi de teknopark çatısı altında tamamlanan projeler arasında yer alıyor. Bugün gelinen noktada Umay Müze, on yılı aşkın süredir müze tasarımı ve müzecilik faaliyetlerini kesintisiz biçimde sürdürüyor. Yüzü aşkın çalışma, onlarca müze Son on yıl içinde ATAP kapsamında yedi ana proje yürütülüyor. Bu projelerin her biri, yüzün üzerinde somut çalışmaya dönüşüyor. Projede tasarımı, uygulaması ve tüm süreçleri Umay Müze tarafından gerçekleştirilen müzeler bulunuyor. Müze içi mekân tasarımlarından uygulama süreçlerine, yapay zekâ entegrasyonlarından dijital deneyim alanlarına kadar müzeciliğin pek çok boyutunda çalışmalar yürütülüyor. Umay Müze bugüne kadar 30’dan fazla nitelikli insan kaynağı yetiştiriyor Umay Müze, bir Ar-Ge firması olmasının yanı sıra güçlü bir eğitim ve üretim alanı olarak da öne çıkıyor. Öğrenciler, yürütülen projelere doğrudan dâhil edilerek uygulamalı deneyim kazanıyor. Bu süreçte yetişen gençler, zamanla ekip üyesi oluyor; bir-iki yıl deneyim kazandıktan sonra ulusal ve uluslararası projelerde yer alıyor. Bugüne kadar 30’dan fazla nitelikli insan kaynağı yetiştiriliyor ve bu isimler bugün sanat, animasyon ve müze içerik üretimi alanlarında önemli katkılar sunuyor. Umay Müze; görünmeyeni görünür, duyulmayanı duyulur kılıyor NFT, Metaverse ve Blockchain gibi alanlar, müzeciliğin anlatım dilini dönüştürüyor. Umay Müze, sanat ve teknolojinin kesiştiği bu yeni alanlarda da aktif rol alıyor. Blockchain tabanlı projeler, NFT çalışmaları ve dijital oyun deneyimleriyle yeni ikonografiler üretiliyor. Clash Up adlı blockchain oyun projesi de bu yaklaşımın bir örneğini oluşturuyor. Umay Müze, müzeciliği yalnızca fiziksel mekânlarla sınırlamadan; oyun, dijital içerik ve yeni medya teknolojileriyle genişleyen bir sanatsal paradigma içinde ele alıyor. Sanal müzecilikte en büyük ihtiyaç: İçerik üreten gençler Dijitalleşme, müzelerin görünürlüğünü ve etkileşimini artırıyor. Sanal müzeler, fiziksel müzelerin alternatifi olmaktan çok, onları tamamlayan yeni bir deneyim alanı sunuyor. Gelecekte VR ve AR teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla sanal müzeciliğin daha da görünür hâle gelmesi bekleniyor. Bu noktada en önemli ihtiyaç, bu teknolojiler için nitelikli içerik üretebilecek insan kaynağını yetiştirmek olarak öne çıkıyor. Umay Müze, kültürel mirası yalnızca korumakla yetinmeyip onu çağın teknolojileriyle yeniden anlatmayı hedefliyor. Sanat, teknoloji ve eğitimi aynı potada buluşturan bu yaklaşım; görünmeyeni görünür, duyulmayanı duyulur kılan yeni nesil müzeciliğin Türkiye’deki güçlü örneklerinden biri olarak yolculuğunu sürdürüyor. Umay Müze internet sitelerine https://vrkronos.com/ https://umaymdt.com/ adreslerinden erişim sağlanabiliyor.
29 Mart 2026 Pazar - 12:48 Uydu destekli sistemler tehlike sinyallerini dakikalar içinde tespit ediyor Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi’nin (AAKKM) 2025 yılı boyunca 634 deniz arama kurtarma operasyonu gerçekleştirildiğini bildirdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi’nin (AAKKM) 2025 yılı çalışmalarına ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, 2025 yılı boyunca AAKKM koordinasyonunda 634 deniz arama kurtarma operasyonu gerçekleştirildiğini bildirdi. Gerçekleştirilen bu operasyonlarda toplam 7 bin 861 kişi sağ, 101 kişi ise yaralı olarak kurtarıldı. Bakan Uraloğlu, AAKKM’nin modern teknik altyapısı ve uzman personeliyle Türkiye’nin arama kurtarma sorumluluk sahasında meydana gelen deniz ve hava kazalarına yönelik faaliyetleri koordine ettiğini belirterek, "Merkezimiz aynı zamanda dünyanın herhangi bir yerinde tehlike altında bulunan Türk bayraklı veya Türk vatandaşlarını taşıyan deniz ve hava araçlarına ilişkin durumlarda da ilgili ülkelerin arama kurtarma birimleriyle gerekli koordinasyonu sağlıyor; hafta sonu ve resmî tatiller dahil olmak üzere 7 gün 24 saat esasıyla görev yapıyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin uydu destekli arama kurtarma sistemleriyle operasyonlara çok daha hızlı müdahale edebildiğini ifade eden Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Uluslararası Uydu Yardımlı Arama Kurtarma Sistemi COSPAS-SARSAT, tehlike sinyali gönderen gemi, uçak ve kişilerin kimlik ve konum bilgilerini süratle tespit ediyor. Uydu destekli sistemimiz sayesinde müdahale ekipleri hızla harekete geçebiliyor. Bu sistem sayesinde acil durum sinyallerini dakikalar içinde doğrulayabiliyor, yüksek hassasiyetle tespit edilen konum verileri sayesinde arama kurtarma ekiplerini kısa sürede olay yerine yönlendirebiliyoruz." Türkiye’nin Görev Kontrol Merkezi (MCC) bulunan 36 ülke arasında yer aldığını belirten Uraloğlu, "Kendi sorumluluk sahamıza ilaveten İran, Irak, Afganistan, Gürcistan ve Ukrayna’ya da Türk MCC üzerinden ücretsiz hizmet sunuyoruz. Yeni ülkelerin hizmet kapsamına alınmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Doğu Akdeniz’de etkin müdahale kapasitesi Bakan Uraloğlu, Deniz ve Hava Araçları Kazalarında Arama ve Kurtarma Yönetmeliği kapsamında Türk Arama Kurtarma Sahası’nın Doğu Akdeniz’de genişletildiğini belirterek bölgede müdahale kapasitesinin güçlendirildiğini söyledi. Arama kurtarma portalı geliştiriliyor Arama kurtarma faaliyetlerinde teknolojinin etkin şekilde kullanıldığını ifade eden Uraloğlu, tüm arama kurtarma unsurlarının canlı olarak takip edilebildiği, meteorolojik verilerin işlendiği ve yapay zekâ destekli karar süreçlerinin yer aldığı Arama Kurtarma Portal Projesi üzerinde çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Uraloğlu, Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi’nin güçlü teknik altyapısı ve uluslararası koordinasyon kapasitesiyle arama kurtarma faaliyetlerini kesintisiz sürdürdüğünü belirterek insan hayatını önceleyen çalışmaların devam edeceğini ifade etti.
28 Mart 2026 Cumartesi - 23:32 Kayseri’de gençleri uzayla buluşturan TUA Astro Hackathon Yarışması başladı Türkiye Uzay Ajansı (TUA) tarafından bilim ve teknoloji meraklısı gençlerin uzay alanında farkındalığını artırmak amacıyla düzenlenen TUA Astro Hackathon Yarışması, Kayseri’de başladı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi Bilişim Akademisi’nde düzenlenen yarışma 2 gün sürecek. Çeşitli il ve ilçelerden gelen farklı yaş gruplarındaki katılımcılar, hackathon kapsamında oyun, turnuva, eğitim ve atölye çalışmalarına katılacak. Türkiye’de 37 ilde eş zamanlı olarak başlayan yarışmanın Kayseri ayağında 110 katılımcı, 21 takımla yer alıyor. Yarışma hakkında bilgiler veren TUA Astro Hackathon Yarışması’nın Kayseri yerel lideri Muratcan Bolat, "Türkiye’de bu yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz ve ileriki yıllarda gelenekselleştirmeye çalışacağımız TUA Astro Hackathon’un ilk ayağını Kayseri Bilişim Akademisi’nde gerçekleştiriyoruz. Bu bizim kartvizitimiz olacak ve ileriki yıllarda hem yerel hem ulusal hem de küresel çapta bir etkiye sahip olacak. Uzayın sivilleştirilmesi ve herkese yayılması gibi konularda örnek olacak bir etkinlik. Kayseri’de bu etkinliği düzenlemekten dolayı çok mutluyuz. Yarışmacılar yarın sunumlarını yapacaklar ve ödüllerini alacaklar. Ankara’daki büyük finalde de kendilerinden güzel başarılar bekliyoruz. Umuyoruz ki Kayseri’de büyük bir ekosistemi kuracağız. Bunun tohumlarını atmaya başladık, önümüzdeki yıllarda da meyvesini alacağız" dedi. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Bilişim Akademisi Müdürü Dr. Mahir Demir, "Sabah 8’den bu yana Millet Bahçesi Bilişim Akademisi’ndeyiz. Yarın geceye kadar kesintisiz ve uyumadan tam gaz bir şekilde TUA Astro Hackathon Yarışması’ndayız. Yarışma farklı illerde eş zamanlı olarak yapılmaktadır. Her ilden derece alan arkadaşlar, mayıs ayında büyük finalde kozlarını paylaşacaklar. Sonunda da büyük ödüle layık görülecekler" ifadelerini kullandı. Erciyes Üniversitesi Uzay Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi Nur Nisa Bayındırcı, "Arkadaşlarımızla 48 saat boyunca birlikte olacağız. Sınava girene kadar uzay mühendisliği konusunda bir bilgim yoktu. Başta çok cazip gelmişti ve hala ilgim, merakım devam ediyor. Biraz araştırınca ilginizin olduğunu anlarsınız. Rokete, uçağa ve gökyüzüne merakınız varsa tabii ki bu mesleği tercih edebilirsiniz" şeklinde konuştu. Takımlar yarın saat 14.00’de başlayacak sunumlarını kentteki yerel jüriye sunacak. Kayseri’den dereceye giren takımlar, mayıs ayının sonunda Türkiye büyük finalinde boy gösterecek.
28 Mart 2026 Cumartesi - 16:57 Oyun Dünyasının mutfağından akademik bakış: Noyan Culum gençlerle buluştu Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen "C++ ile Oyun Programlama Atölyesi", İletişim Bilimleri Fakültesi Lab 209’da gerçekleştirildi. Gamelab İstanbul kurucusu Noyan Culum’un konuşmacı olarak yer aldığı atölyede, öğrencilere oyun programlama üzerine kıymetli bilgiler paylaşıldı. "Yazılım ve bilgisayarlar oyun yazmak için ortaya çıktı" Gamelab İstanbul kurucusu Noyan Culum eğitimin başlangıcında yazılım endüstrisinin oyun yazmak amacıyla kurulduğunu ve 80’li yılların teknolojik motivasyonunun merkezinde oyunların yer aldığını belirtti. Culum konuşmasının devamında da şunları söyledi: "Yazılım endüstrisi, oyun yazmak için kurulmuş bir endüstridir. Yazılım ve bilgisayarlar oyun yazmak için ortaya çıktı. PC’lerin icadıyla birlikte yazılım endüstrisi uygulama geliştirmeye yöneldi. Bu doğrultuda yazılım endüstrisini kuranlar oyun programcılarıdır." "Yazılım endüstrisinin resmî dili C++’tır" Noyan Culum, "Dünyadaki tüm yazılım firmaları C++ dilini kullanır. Unity veya LibGDX gibi motorları tercih edenler dahi dolaylı olarak bu dilden faydalanıyor. Çünkü C++, kodun doğrudan makine diline çevrilmesine olanak tanıyan derlenen bir dildir." ifadelerini kullandı. Culum ayrıca, C++ ile geliştirdikleri Glist Engine oyun motorunun tamamen öğrenci ve stajyerlerin katkılarıyla şekillenen, sürdürülebilir bir "zincirleme" eğitim modeline sahip olduğunu vurguladı. Program, katılımcılar eşliğinde yürütülen kodlama pratiğiyle sona erdi.
Firma yöneticileri uzaktan çalışanları bu sistemle daha rahat denetleyebilecek
10 Temmuz 2024 Çarşamba - 14:29 Firma yöneticileri uzaktan çalışanları bu sistemle daha rahat denetleyebilecek Sakarya’da kurulan bir firma, metaverse projesiyle, şirket yöneticilerinin uzaktan çalışanlarını istediği zaman ofis ortamında gibi denetleyebileceği bir sistem kurdu. Evlerinde çalışanları ofis ortamında buluşturan bu metaverse projesinin ülkemizde farklı bir örneği de bulunmuyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte gündeme gelen metaverse ortamında her gün yeni projeler geliştiriliyor. Bu çerçevede Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Öğretim Görevlisi Dr. Metin Çengel ve Yüksek Makine Mühendisi Erdal Deniz’in öncülüğünde Bilişim Teknikerleri Berke İsa Odabaş ve Kerem Kiraz’ın kurduğu firma tarafından oluşturulan metaverse evreni uzaktan çalışma sistemini farklı bir boyuta taşıdı. Çalışanların mesai saatinde bulundukları yerde bilgisayar ve gerçekliği artırılmış gözlüklerle ’meta ofis’e giriş yapabilen projede, en üst seviyede iletişim sağlanarak işverenler ile çalışanlar anlık sesli ve görüntülü temas kurabiliyor. Farklı ülkelerde aynı şirket için uzaktan çalışan insanlar sanal ortamda yan yana gelip bu sanal ortamda aktivitelere katılabiliyor. Ar-Ge çalışmalarının devam ettiğini belirten SUBÜ Öğretim Görevlisi Dr. Metin Çengel, fuar alanları, tanıtım ofisleri, ticaret merkezleriyle ekonomik ve eğitimsel faaliyetlerinde metaverse dünyasına geçiş yapılması hedeflendiğini aktardı. “Türk vatandaşlarının metaverse evrenlerinde yatırmış oldukları paralar 8 buçuk milyar dolar” SUBÜ Öğretim Görevlisi Dr. Metin Çengel, “Bir yanlış anlaşılma söz konusu oldu özellikle Türk milleti arasında. Daha önce coinleri kaçıranlar, acaba metaverse arsaları alarak para kazanabilir miyiz şeklinde düşünüyor. Türkiye’de şu anda yaklaşık olarak metaverse evrenlerine vatandaşımız tarafından yatırılan para 8 buçuk milyar dolar civarında. Hatta Sakarya’mızda da birçok bölgeler metaverse evrenlerinde satın alınmış vaziyette. AVM’ler satın alınmış vaziyette. Camiler özellikle, tarihi eserler, kamu binaları, rektörlük binaları gibi yerler satın almış durumda. Metaverse’de diğer oyunlardan farklı olarak ya da diğer web uygulamalarından farklı olarak karşılıklı etkileşimin olması, konuşma, duyu organlarımızın iletilmesi, tat gibi, koku gibi, his gibi ya da dokunma gibi duyu organlarımızın iletilmesi söz konusu” dedi. “Yapmış olduğumuz hizmetleri firmaların işlerini görecek şekilde kiraya veriyoruz” Kurdukları metaverse evreninden bahseden Çengel, “Bizim evrenimiz diğer evrenlerden farklı olarak biz arsa satmıyoruz biz yapmış olduğumuz hizmetleri firmaların işlerini görecek şekilde kiraya veriyoruz. En büyük farkımız bu. Bizim esas amacımız iş insanlarına nasıl katkı yapabiliriz? Onlara artı değer nasıl kazandırabiliriz? Özellikle uzaktan çalışma gibi firmalarda pandemi döneminden sonra sorun teşkil eden uygulamalar yaptık. Uzaktan çalışmayı yakından çalışma haline getirdik. Bu yapmış olduğumuz uygulamalarla. Çünkü uzaktan çalışmada insanlar bir takım hem firmalar açısından bakıldığında hem de kişiler açısından bakıldığında birtakım sorunlar oluşuyor. Mesela çalışanların sağlık sorunları, ruhsal çöküntüler oluşabiliyor” diye konuştu. “Biz diğer metaverse evrenlerinden daha farklı konsepte uygulamalar yaptık” Diğer metaverse ortamlarından farklılıklarının olduğunu aktaran Çengel, “Firma açısından baktığı zaman disiplin ortadan kalkıyor. Firma aidatı ortadan kalkıyor. Biz diğer metaverse evrenlerinden daha farklı konsepte uygulamalar yaptık. Bizim evrenimizde bulunan bölgeler insanların işine onların çalışma ortamlarına dokunacak şekilde uygulamalarımız var. Bizim Metaverse evrenimiz şu anda Türkiye’de tek bir evren karşılık başka bir firmanın geliştirmiş olduğu bizim konseptimizde bir evren yok ve oyun olayı biraz daha düşük formatta ağırlıklı olarak firmaların alanlarına dokunuyoruz. Onlara nasıl katkı yapabiliriz? Mesela fuarcılık, uzaktan çalışım, eğitim, iş güvenliği, işbaşı eğitimi gibi meta toplantılar, alışveriş, evrenimizin içerisinde alışveriş olacak, eğlence salonlarımız olacak, kongre merkezlerimiz olacak. Bunlar da çalışanlara hem de iş insanlarına katkılar oluşturacak. Bu aslında metaverse, asosyalleşmeye karşı olarak daha çok sosyalliğe ortaya çıkaracak” şeklinde konuştu. “Müşteri, firmaya gitmeden ürünlerini inceleyebiliyor” Bilişim teknikeri Berke İsa Odabaş, “Şu anda bünyemizde 8-9 tane firma var. Bu firmalara belli başlı hizmetler sunuyoruz. Tabii farklı firmalar da kendine ait hizmetler de bize sunuyor. Örnek gösterecek olursak bir tane firmamız var. Bu firmamızda kendisinin özel tasarımları olan bir binası var. Bu binasının içinde kendini tanıtabileceği bir resepsiyon alanı var. Bu resepsiyon alanında kendi tarihçesinden tutun firmasının video görüntülerini burada görebiliyorsunuz. İlerlediğimiz zaman resepsiyon bölümü var. Resepsiyon bölümünde kendi firmasını tanıtabileceği ve her dile çevrilebilen bir rehber olacak. Örnek gösterecek olursak Alman bir müşteri burada Almanca konuşup Türkçe’ye ya da İngilizce anlayan birine otomatik bir şekilde dil çevrilecek. Bu tarz bir rehber olacak bu resepsiyon bölümünde. Bu firmanın bizden aldığı hizmetleri tanıyacak olursak, meta ofis dediğimiz kavramımız var uzaktan çalışmayla alakalı bir alanımız. Meeting room dediğimiz kısa toplantıların olduğu bir alan var. Finans odamız da biraz daha güvenlikli, herkesin giremeyeceği bir alan, departman diyebiliriz. Firmanın burada showroom alanı var. Kendi ürünlerini sergileyebildiği bir alan burası ve 365 gün açık. Konferans salonu var burada da belirli başlı konuları çalışanların olsun, müşterilerin olsun burada sunum yapabileceği eğitim verebileceği bir alanımız var” ifadelerini kullandı. “Farklı ülkelerde olanlar aynı ortamda çalışabiliyor” Uzaktan çalışanların farklı ülkedeki çalışanlarla sanal ortamda buluştuğunu aktaran Odabaş, “Farklı ülkelerde olanlar aynı ortamda çalışabiliyor. Bu firma uzaktan çalışma ortamında farklı ülkelerde çalışanlarını bu sayede MetaOffice’den denetleyebiliyor. Burada da çalışanların ne yapıp yapmadığını denetleyebiliyoruz. Firmamızın bir de showroom alanı var ve burada fuar alanlarında olmayan bir deneyim de yaşatıyoruz aslında. Burada VR kullanıcılarına bir deneyim yaşattırıyoruz. Firmanın belirlediği 6 tane ürünü bu kısımda parçalattırabiliyoruz. Bu gerçek fuarlarda olmayan bir özellik. Burada çalışma mantığına boyutuna, kalınlığına yani ürünün her şeyine bakabiliyor” dedi. “Firmanın sahibi burada istediği gibi kullanıcının yanına giderek ekranlarını denetleyebiliyor” Uzaktan çalışanların bu sanal ortamda çok rahat bir şekilde denetlenebildiğini aktaran Odabaş, “MetaOffice’de çalışan arkadaşları, firmanın sahibi burada istediği gibi kullanıcının yanına giderek ekranlarını denetleyebiliyor. Aynı şekilde burada kaç dakika çalışıp çalışmadığını alt sistemlerimizde hepsini kullanıcı başı ölçebiliyoruz. Kimin ne kadar çalışanı aylık olarak istatistik tutuyoruz ve buradan da çalışanların maaş sistemlerini de denetlemiş oluyoruz. Kilometrelerce uzaklıktaki çalışanlar bir arada toplayıp sanal ortamda, metaverse ortamında buluşturuyoruz” diye konuştu.
Bu sistemle firma yöneticileri, uzaktan çalışanlarını daha rahat denetleyebilecek
10 Temmuz 2024 Çarşamba - 14:04 Bu sistemle firma yöneticileri, uzaktan çalışanlarını daha rahat denetleyebilecek Sakarya’da kurulan bir firma, metaverse projesiyle, şirket yöneticilerinin uzaktan çalışanlarını istediği zaman ofis ortamında gibi denetleyebileceği bir sistem kurdu. Evlerinde çalışanları ofis ortamında buluşturan bu metaverse projesinin ülkemizde farklı bir örneği de bulunmuyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte gündeme gelen metaverse ortamında her gün yeni projeler geliştiriliyor. Bu çerçevede Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Öğretim Görevlisi Dr. Metin Çengel ve Yüksek Makine Mühendisi Erdal Deniz’in öncülüğünde Bilişim Teknikerleri Berke İsa Odabaş ve Kerem Kiraz’ın kurduğu firma tarafından oluşturulan metaverse evreni uzaktan çalışma sistemini farklı bir boyuta taşıdı. Çalışanların mesai saatinde bulundukları yerde bilgisayar ve gerçekliği artırılmış gözlüklerle ’meta ofis’e giriş yapabilen projede, en üst seviyede iletişim sağlanarak işverenler ile çalışanlar anlık sesli ve görüntülü temas kurabiliyor. Farklı ülkelerde aynı şirket için uzaktan çalışan insanlar sanal ortamda yan yana gelip bu sanal ortamda aktivitelere katılabiliyor. Ar-Ge çalışmalarının devam ettiğini belirten SUBÜ Öğretim Görevlisi Dr. Metin Çengel, fuar alanları, tanıtım ofisleri, ticaret merkezleriyle ekonomik ve eğitimsel faaliyetlerinde metaverse dünyasına geçiş yapılması hedeflendiğini aktardı. “Türk vatandaşlarının metaverse evrenlerinde yatırmış oldukları paralar 8 buçuk milyar dolar” SUBÜ Öğretim Görevlisi Dr. Metin Çengel, “Bir yanlış anlaşılma söz konusu oldu özellikle Türk milleti arasında. Daha önce coinleri kaçıranlar, acaba metaverse arsaları alarak para kazanabilir miyiz şeklinde düşünüyor. Türkiye’de şu anda yaklaşık olarak metaverse evrenlerine vatandaşımız tarafından yatırılan para 8 buçuk milyar dolar civarında. Hatta Sakarya’mızda da birçok bölgeler metaverse evrenlerinde satın alınmış vaziyette. AVM’ler satın alınmış vaziyette. Camiler özellikle, tarihi eserler, kamu binaları, rektörlük binaları gibi yerler satın almış durumda. Metaverse’de diğer oyunlardan farklı olarak ya da diğer web uygulamalarından farklı olarak karşılıklı etkileşimin olması, konuşma, duyu organlarımızın iletilmesi, tat gibi, koku gibi, his gibi ya da dokunma gibi duyu organlarımızın iletilmesi söz konusu” dedi. “Yapmış olduğumuz hizmetleri firmaların işlerini görecek şekilde kiraya veriyoruz” Kurdukları metaverse evreninden bahseden Çengel, “Bizim evrenimiz diğer evrenlerden farklı olarak biz arsa satmıyoruz biz yapmış olduğumuz hizmetleri firmaların işlerini görecek şekilde kiraya veriyoruz. En büyük farkımız bu. Bizim esas amacımız iş insanlarına nasıl katkı yapabiliriz? Onlara artı değer nasıl kazandırabiliriz? Özellikle uzaktan çalışma gibi firmalarda pandemi döneminden sonra sorun teşkil eden uygulamalar yaptık. Uzaktan çalışmayı yakından çalışma haline getirdik. Bu yapmış olduğumuz uygulamalarla. Çünkü uzaktan çalışmada insanlar bir takım hem firmalar açısından bakıldığında hem de kişiler açısından bakıldığında birtakım sorunlar oluşuyor. Mesela çalışanların sağlık sorunları, ruhsal çöküntüler oluşabiliyor” diye konuştu. “Biz diğer metaverse evrenlerinden daha farklı konsepte uygulamalar yaptık” Diğer metaverse ortamlarından farklılıklarının olduğunu aktaran Çengel, “Firma açısından baktığı zaman disiplin ortadan kalkıyor. Firma aidatı ortadan kalkıyor. Biz diğer metaverse evrenlerinden daha farklı konsepte uygulamalar yaptık. Bizim evrenimizde bulunan bölgeler insanların işine onların çalışma ortamlarına dokunacak şekilde uygulamalarımız var. Bizim Metaverse evrenimiz şu anda Türkiye’de tek bir evren karşılık başka bir firmanın geliştirmiş olduğu bizim konseptimizde bir evren yok ve oyun olayı biraz daha düşük formatta ağırlıklı olarak firmaların alanlarına dokunuyoruz. Onlara nasıl katkı yapabiliriz? Mesela fuarcılık, uzaktan çalışım, eğitim, iş güvenliği, işbaşı eğitimi gibi meta toplantılar, alışveriş, evrenimizin içerisinde alışveriş olacak, eğlence salonlarımız olacak, kongre merkezlerimiz olacak. Bunlar da çalışanlara hem de iş insanlarına katkılar oluşturacak. Bu aslında metaverse, asosyalleşmeye karşı olarak daha çok sosyalliğe ortaya çıkaracak” şeklinde konuştu. “Müşteri, firmaya gitmeden ürünlerini inceleyebiliyor” Bilişim teknikeri Berke İsa Odabaş, “Şu anda bünyemizde 8-9 tane firma var. Bu firmalara belli başlı hizmetler sunuyoruz. Tabii farklı firmalar da kendine ait hizmetler de bize sunuyor. Örnek gösterecek olursak bir tane firmamız var. Bu firmamızda kendisinin özel tasarımları olan bir binası var. Bu binasının içinde kendini tanıtabileceği bir resepsiyon alanı var. Bu resepsiyon alanında kendi tarihçesinden tutun firmasının video görüntülerini burada görebiliyorsunuz. İlerlediğimiz zaman resepsiyon bölümü var. Resepsiyon bölümünde kendi firmasını tanıtabileceği ve her dile çevrilebilen bir rehber olacak. Örnek gösterecek olursak Alman bir müşteri burada Almanca konuşup Türkçe’ye ya da İngilizce anlayan birine otomatik bir şekilde dil çevrilecek. Bu tarz bir rehber olacak bu resepsiyon bölümünde. Bu firmanın bizden aldığı hizmetleri tanıyacak olursak, meta ofis dediğimiz kavramımız var uzaktan çalışmayla alakalı bir alanımız. Meeting room dediğimiz kısa toplantıların olduğu bir alan var. Finans odamız da biraz daha güvenlikli, herkesin giremeyeceği bir alan, departman diyebiliriz. Firmanın burada showroom alanı var. Kendi ürünlerini sergileyebildiği bir alan burası ve 365 gün açık. Konferans salonu var burada da belirli başlı konuları çalışanların olsun, müşterilerin olsun burada sunum yapabileceği eğitim verebileceği bir alanımız var” ifadelerini kullandı. “Farklı ülkelerde olanlar aynı ortamda çalışabiliyor” Uzaktan çalışanların farklı ülkedeki çalışanlarla sanal ortamda buluştuğunu aktaran Odabaş, “Farklı ülkelerde olanlar aynı ortamda çalışabiliyor. Bu firma uzaktan çalışma ortamında farklı ülkelerde çalışanlarını bu sayede MetaOffice’den denetleyebiliyor. Burada da çalışanların ne yapıp yapmadığını denetleyebiliyoruz. Firmamızın bir de showroom alanı var ve burada fuar alanlarında olmayan bir deneyim de yaşatıyoruz aslında. Burada VR kullanıcılarına bir deneyim yaşattırıyoruz. Firmanın belirlediği 6 tane ürünü bu kısımda parçalattırabiliyoruz. Bu gerçek fuarlarda olmayan bir özellik. Burada çalışma mantığına boyutuna, kalınlığına yani ürünün her şeyine bakabiliyor” dedi. “Firmanın sahibi burada istediği gibi kullanıcının yanına giderek ekranlarını denetleyebiliyor” Uzaktan çalışanların bu sanal ortamda çok rahat bir şekilde denetlenebildiğini aktaran Odabaş, “MetaOffice’de çalışan arkadaşları, firmanın sahibi burada istediği gibi kullanıcının yanına giderek ekranlarını denetleyebiliyor. Aynı şekilde burada kaç dakika çalışıp çalışmadığını alt sistemlerimizde hepsini kullanıcı başı ölçebiliyoruz. Kimin ne kadar çalışanı aylık olarak istatistik tutuyoruz ve buradan da çalışanların maaş sistemlerini de denetlemiş oluyoruz. Kilometrelerce uzaklıktaki çalışanlar bir arada toplayıp sanal ortamda, metaverse ortamında buluşturuyoruz” diye konuştu.
Doğan: “Samsun Keşif Kampüsümüz çocuklarımız için büyük bir fırsat"
10 Temmuz 2024 Çarşamba - 13:37 Doğan: “Samsun Keşif Kampüsümüz çocuklarımız için büyük bir fırsat" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “Samsun Keşif Kampüsümüz, teknolojiye ilgi duyan ve bu alanda kendini geliştirmek isteyen çocuklarımız için büyük bir fırsat sunuyor. 6-14 yaş aralığındaki tüm evlatlarımızı Samsun Keşif Kampüsü’ne yaz tatilini dolu dolu geçirmeye davet ediyorum” dedi. Samsun Keşif Kampüsü, yaz aylarında çocukların eğitim ve eğlence dolu bir deneyim yaşamaları için ücretsiz yaz okulu programını başarıyla sürdürüyor. 6-14 yaş arası çocuklar için tasarlanan bu program 25 Ağustos tarihine kadar devam edecek. Hafta içi düzenlenen 3 günlük ve 2 günlük paket programlar şeklinde sunulan yaz okulu, sabah 09.00’da başlayıp 13.15’te sona eriyor. Samsun Keşif Kampüsü’nde her çocuğun ilgi alanına göre seçebileceği çeşitli atölyeler bulunuyor. Doğa atölyesi, girişimcilik atölyesi, matematik atölyesi, teknoloji atölyesi gibi farklı konularda eğitimler veriliyor. Bu atölyeler sayesinde çocuklar hem bilgi ve becerilerini geliştirme fırsatı buluyor hem de yeni arkadaşlar ediniyorlar. Ayrıca 22 Ağustos tarihine kadar her perşembe günü düzenlenecek olan veli-çocuk etkinlikleri de büyük ilgi görüyor. Bu etkinliklerde çocuklar, ebeveynleriyle birlikte katılarak çeşitli atölyelerde keyifli zaman geçirme ve birlikte öğrenme şansı yakalıyorlar. Veliler de çocuklarının gelişim sürecine katkı sağlayan etkinliklerden büyük memnuniyet duyuyorlar. “Yaz tatilinde de eğitim dolu bir deneyim sunuyoruz” Samsun Keşif Kampüsü ile çocukların yaz tatilini dolu dolu geçireceklerini vurgulayan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “Samsun Keşif Kampüsümüz, teknolojiye ilgi duyan ve bu alanda kendini geliştirmek isteyen çocuklarımız için büyük bir fırsat sunuyor. Burada çocuklarımıza doğa atölyelerinden girişimcilik atölyelerine, matematikten teknolojiye kadar geniş bir yelpazede eğitim imkanları sunuyoruz. Eğitim-öğretim döneminin yanı sıra yaz aylarında da çocuklarımıza eğitim dolu bir deneyim sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Çocuklarımızın yaz tatillerini sadece eğlenerek değil, aynı zamanda öğrenerek geçirmelerini sağlamak amacıyla bu atölyeleri ve etkinlikleri düzenliyoruz. Geleceğin teknoloji yıldızlarını yetiştirmek adına burada büyük bir sorumluluk taşıyoruz. 6-14 yaş aralığındaki tüm evlatlarımızı Samsun Keşif Kampüsü’ne yaz tatilini dolu dolu geçirmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
BTÜ’nün geliştirdiği radar orman yangınlarını erken tespit edecek
10 Temmuz 2024 Çarşamba - 10:40 BTÜ’nün geliştirdiği radar orman yangınlarını erken tespit edecek Türkiye genelinde ormanlardan yangın haberleri gelmeye devam ederken, Bursa Teknik Üniversitesi yangınlara yönelik “termal radar” geliştirdi. Yerli ve milli imkânlarla geliştirilen radar, orman yangınlarının erken tespitini sağlayarak zaman kaybetmeden müdahale edilerek büyümesini önlemede kullanılabilecek. Bursa Teknik Üniversitesi,orman yangınlarının erken tespitini sağlayacak “DeepWatcher Termal Radarı” geliştirdi. DeepWatcher Termal Radarı, BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haydar Özkan’ın yürütücüsü olduğu proje ile üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde geliştirildi. Bu yeni teknolojinin seri üretimi CanvoateGroup tarafından yapıldı. Yapay zekâ, derin öğrenme ve gelişmiş görüntü analizi kullanarak orman yangınlarının erken tespitini sağlayan sistem, ilk müdahale süresini kısaltarak yangınların büyümesini önleyebilecek. Yerli ve milli imkânlar ile geliştirilen “DeepWatcher Termal Radarı” ormanları gözetleme görevini üstlenecek. Geliştirilen sistem, hem kızılötesi ışınlar (infrared) hem de gündüz kamerası ile orman yangınlarının çıkış anında tespit edilmesini sağlayacak. Radar sistemi, yangın tespiti gerçekleştirdiği anda alarm üreterek, yangının konum bilgisini söndürme ekiplerine iletilebilme özelliğine de sahip. Böylelikle ekipler doğru konuma zaman kaybetmeden yönlendirilebilecek. Yangınlara Erken ve Etkili Müdahale İmkânı Orman yangınları sonucunda birçok canlı ve yeşil alanın zarar gördüğünü hatırlatan Prof. Dr. Haydar Özkan, “Geliştirdiğimiz termal radar, orman yangınlarını kontrol altına almayı kolaylaştıracak. Bu sayede habitatın göreceği zarar ile birlikte can ve mal kayıpları da en aza indirgenebilecektir. BTÜ’nün CanvoateGroup ile iş birliği neticesinde iki yıla yakın bir sürede geliştirdiğimiz DeepWatcherBispectral Termal Radarı sayesinde, orman yangınlarına daha erken ve etkili müdahale edilebilecek. İlk müdahale zamanının kısalmasının doğal sonucu olarak yangınla mücadelenin etkinliği artacak ve yangının kontrol altına alınma süresi de kısalacak. DeepWatcherBispectral Termal Radarının yaygın kullanımı ile birlikte artık ormanlarımız daha güvende olacak” ifadelerini kullandı.
OMÜ’den iş birliği protokolü
09 Temmuz 2024 Salı - 17:06 OMÜ’den iş birliği protokolü Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ile bir kablo firması arasında imzalanan iş birliği protokolü ile ülkenin savunma sanayisine katkı sağlayacak önemli adımların atılması, yerlileşme ve millileşme hedeflerine destek olunması hedefleniyor. OMÜ ile Milli Kablo Savunma Sanayi A.Ş. (MİLKAB) arasında imzalanan iş birliği protokolü çerçevesinde, Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal başkanlığında toplantı gerçekleştirildi. Toplantı kapsamında OMÜ ve firma iş birliğiyle gerçekleştirilecek olan yerlileştirme ve millileştirme üzerine yapılacak ortak çalışmalar masaya yatırıldı. Savunma Sanayi Başkanlığı temsilcisiyle paylaşılan bu çalışmalar hakkında gerekli istişareler yapıldı. Toplantı sonrasında katılımcılarla birlikte OMÜ Kampüsü gezildi ve Karadeniz İleri Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (KİTAM) ziyaret edilerek, çalışmalarda kullanılacak olan laboratuvarlar incelendi. OMÜ ve firma arasındaki bu işbirliği protokolü OMÜ’nün, ülkenin savunma sanayisine katkı sağlayacak önemli adımlar atmasına vesile olacak. Protokol kapsamında yapılacak çalışmalar, ülkenin yerlileşme ve millileşme hedeflerine katkıda bulunmayı hedefliyor. Toplantıya, Savunma Sanayii Başkanlığı Sanayileşme Daire Başkanlığı Kıdemli Uzmanı Aydın Bayraklı, Orta Karadeniz İş Birliği Programı (OKİP) Başkanı Abdurrahman Karataş, Makine Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Mevlüt Gürbüz, OMÜ Teknoloji Transfer Ofisinden Dr. Öğr. Üyesi İdris Sancaktar ve ilgili diğer yetkililer katıldı.
İstanbul’da 4 penguen dünyaya geldi
09 Temmuz 2024 Salı - 13:17 İstanbul’da 4 penguen dünyaya geldi İstanbul Akvaryum’da 4 gentoo türü penguen dünyaya geldi. Ortalama 100 gram ağırlığında dünyaya gelen bebek penguenlerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. İstanbul Bakırköy’de bulunan İstanbul Akvaryum, penguenlerin popülasyonuna katkı amacıyla yapılan bilimsel çalışmalar sonuç verdi. Akvaryumda “Canlıların Korunaklı Bölgelerde Yetiştirilmesi Programı” çerçevesinde yapılan çalışmalarda 4 bebek gentoo türü penguen dünyaya geldi. Ortalama 38 günlük kuluçka süresinin ardından 100 gram ağırlığında dünyaya gelen ve ebeveynleri tarafından gün içinde sık sık beslenen bebek penguenlerin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Yapılan bilimsel çalışmalar hakkında konuşan işletmenin Genel Müdürü Dilek Çapanoğlu, “İlk penguenlerimizi 2016 yılında 4 nesildir türleri İspanya’daki bir akvaryumda korunma altındayken ‘’Canlıların Korunaklı Bölgelerde Yetiştirilmesi Programı’’ kapsamında tesisimizin uygun şartları sağlaması ile evlat edinmiştik. Küresel ısınma nedeniyle dünya genelinde sayıları oldukça azalan penguenlerimizin nesillerinin sürdürülmesi ve korunması için en iyi şartları profesyonel teknik ekibimiz ve teknolojik altyapımız sayesinde uzun süredir sağlamaktayız. 4 yeni bebek penguenimizin doğum haberi, bize dünya genelinde gentoo penguenlerinin nesillerinin korunması ve popülasyonunun artırılması çalışmalarına büyük bir katkı yaptığımızı gösteriyor. Biyolojik çeşitliliği koruma ve sürdürülebilirlik konusundaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bu başarılar, yalnızca akvaryumumuzun değil, aynı zamanda ülkemizin de biyolojik çeşitliliği koruma ve sürdürülebilirlik konusundaki yetkinliğini gözler önüne seriyor” şeklinde konuştu.
KKKA aşısında sevindiren gelişme: Dünyada FAZ-1 çalışması tamamlanan ilk aşı
09 Temmuz 2024 Salı - 12:21 KKKA aşısında sevindiren gelişme: Dünyada FAZ-1 çalışması tamamlanan ilk aşı Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Aşı Geliştirme Merkezi’nde üretilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ile ilgili aşıda, dünyada ilk olarak FAZ-1 aşamasını geçerek FAZ-2 çalışmasına başlandı. ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun; FAZ-2 çalışmalarında aşının gönüllüler üzerinde kanla ilgili rahatsızlıkların tedavi süreçlerinde hangi sonuçların elde edileceğinin belirleneceğini aktardı. ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Türkovac’ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırmaları Merkezi’nde çalışmalar aralıksız devam ederken; Rektör Prof. Dr. Fatih Altun sürdürülebilirliğin sağlanması için Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nün kurulduğunu aktardı. Destekleri için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a teşekkürlerini ileten Rektör Altun; enstitü sayesinde daha sistematik, hazır olarak öğretim üyesi ve bilim insanlarının bulunduğu süreç içerisinde çalışmaların devam edeceğini belirtti. Prof. Dr. Altun, "Maalesef yaşadığımız bir korona dönemi oldu. Burada üniversite olarak Türkovac aşısını ürettik. Tükovac aşısının insanlığa yarar sağlaması için gerekli çalışmaları tamamlamış olduk. Her zaman şunu söylüyorum; süreklilik esastır, sürdürülebilir olması esastır. Prof. Dr. Aykut Özdarendeli hocaya teşekkür etmek istiyorum, devamında da bu konuyla ilgili kendisiyle değerlendirme süreçlerimiz oldu. Bizim bu çalışmaları yapan bir merkezimiz var. Aşı Araştırmaları Merkezi olarak geçmekte ve cumhurbaşkanımızın çok büyük destekleriyle çalışmaları devam ettiriyoruz. Bu süreçleri konuşurken Aykut Hocamızın araştırmaları devam ediyor. Bu araştırmaların etrafında öğrencileri var, bilim insanları var. Burada önemli bir ekosistem var. ’Bu ekosistemi kadro olarak da koruyabilir miyiz’, ’bu yapıyı bozmadan ileriye dönük olarak ihtiyaç olursa araştırmalar yapacağımız bir sürece dahil edebilir miyiz’ diye konuştuğumuzda Aşı Araştırma Geliştirme Enstitüsü’nün kurulmasının zaruriyetinden bahsetti. Hızlı bir şekilde Aykut hocamızla birlikte YÖK başkanımızı ziyaret ettik, süreci aktardık. Kendileri çok olumlu karşıladılar ve bundan 10 gün önce de onaylamak suretiyle Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nü kurmuş olduk. Cumhurbaşkanımıza ve YÖK başkanımıza teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonraki araştırmalarımızda daha sistematik, daha kadronun hazır olarak öğretim üyesi ve bilim insanlarının bulunduğu süreç içerisinde enstitü çatısı altında devam ettirmiş olacağız. Burada yeni, genç bilim insanlarının yetişmesi de daha seri olarak sağlanmış olacak. Bu çalışmaların da eminim belirli bir düzen ve formatta ilerleyecek olması, inanın burada öyle bir bilim insanlarından oluşan yapı var ki; sadece yurt içinden değil yurt dışından araştırmacılar, doktora çalışması olan, doktora sonrası araştırmalarda bulunan bilim insanları da var. Hep birlikte bu çalışmalarımızı enstitü çatısı altında geliştirmiş olacağız" dedi. "Süreçler normal seyrinde gittiğinde çok uzun olmayan zaman diliminde aşıyı insanlığa kazandırmış olacağız" Havaların ısınmasıyla birlikte ülkemizde bazı bölgelerde kene ısırması nedeniyle ölümlere yol açan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı geliştirilen aşının FAZ-1 çalışmalarının tamamlandığının altını çizen Rektör Altun; gelişmeyi ’dünyada ilk’ olarak duyurdu. Uzun olmayan bir süre içerisinde aşıyı insanlığa kazandıracaklarını dile getiren Rektör Altun; "Bilim dünyasında yeni araştırmalar, yeni buluşlar devam etmek zorunda. Kırım Kongo Kanamalı Ateş virüsü ateşli hastalığı, bizim halk arasında ifade ettiğimiz kene ısırmasıdır. Aykut hocamız bununla ilgili çalışmalarını belirli bir noktaya getirmişken, koronavirüs sürecinde ara vermek suretiyle Türkovac aşısı için bütün enerjisini yoğunlaştırdı. Bu çalışması tamamlandıktan sonra tabi ki eski araştırması olarak devam ediyor. Aşı tamamlandı, birinci FAZ için de gerekli çalışmalar tamamlanmış durumda. Dünyada bu manada Kırım Kongo Kanamalı Ateş virüsü ile ilgili birinci FAZ aşamasını tamamlamış ilk aşı olarak geçiyor. Tabi bunu şöyle düşünebiliriz; korona kadar gündemimizde olmayabilir ama burada da insanların mağduriyetleri söz konusu. Biz de olarak Erciyes Üniversitesi bilim insanları olarak çalışmalarımızı devam ettiriyoruz ve önemli bir prestij olduğunu düşünüyorum. Bununla ilgili de elde edilecek sonuçların değerlendirilmesinden sonra ikinci FAZ aşamasında da çalışmalarımızı devam ettirmiş olacağız. İnşallah bu süreçler normal seyrinde gittiğinde çok uzun olmayan zaman diliminde bu aşıyı da başta ülkemize ve insanlığa kazandırmış olacağız" ifadelerini kullandı. Aşı insanlarda denenecek FAZ-2 çalışmalarının gönüllüler üzerinde devam edeceğini kaydeden Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, "İkinci FAZ’da gönüllü sayısının biraz daha artması gerekiyor. Onların gönüllü olarak aşının incelenmesi sürecine dahil olması gerekecek. Bunun tabi biraz zorlukları var. Çünkü kene ısırmasına bağlı gelişebilecek süreçlerde bu FAZ çalışması devam edecek. Bu da bizim için sayı çok az olduğundan dolayı dezavantaj olarak gözükmekle birlikte bu çalışmalarda aşının özellikle kene ısırmasından sonra yaşanan kanla ilgili rahatsızlıkların tedavi süreçlerinde hangi sonuçları elde ettiğimizi de ikinci FAZ’la birlikte görmüş olacağız. Elde edilecek sonuçlara göre de üçüncü FAZ ve seri üretimiyle birlikte hayata geçmesi gündeme gelmiş olacak" diye konuştu. İlaç çalışmaları da sürüyor Erciyes Üniversitesi’nde aşı haricinde ilaç geliştirme çalışmalarının da devam ettiğinin altını çizen Rektör Altun, "İlaç araştırmalarımız bizim ciddi manada üst düzey projelerle devam etmekte. İlaç araştırması; biz sadece merkezimizde değil GENKÖK olarak da ortak bir proje çalışmasıyla yoğun bir tempo içerisinde ilerliyoruz. Özellikle doktora sonrası araştırma projesi olsun, araştırma üniversitelerine tanınan araştırma projeleri olarak da yoğun bir çalışma temposu ile ilerliyoruz. Bazı akıllı ilaç sistemleri ile ilgili araştırmaların devam ettiğini belirtebilirim. Bunlarla ilgili yaygınlaşması noktasında gayretlerimiz var. Sadece ulusal değil uluslararası boyutta da ortak proje çalışmaları üniversitemizde devam etmekte. Buradan elde edeceğimiz sonuçları somut bir noktaya geldiğimizde paylaşıyor olmak bizleri mutlu edecektir" dedi.
BTSO EVM’de Enerji Yöneticisi Eğitimleri devam ediyor
09 Temmuz 2024 Salı - 11:55 BTSO EVM’de Enerji Yöneticisi Eğitimleri devam ediyor KOBİ’lerin yeşil büyüme ve dijital dönüşüm süreçlerine rehberlik eden BTSO Enerji Verimliliği Merkezi (EVM), ‘Enerji Yöneticisi Eğitimlerine devam ediyor. Türkiye’deki ilk ve tek akredite ’Enerji Verimliliği Ölçüm Laboratuvarı’na sahip merkezde, 4’üncü eğitim dönemi başarıyla tamamlandı. Bursa’da kurulduğu günden bu yana yurt içi ve yurt dışında onlarca işletmede verimlilik etütleri yaparak milyonlarca lira değerinde enerji verimliliği sağlayan BTSO EVM, eğitim programlarıyla iş dünyasına hizmet sunmayı sürdürüyor. Enerji Yöneticisi Yetiştirme programı çerçevesinde 2 hafta boyunca eğitim alan katılımcılar, enerji verimliliği, enerji yönetim sistemleri, enerji tasarrufu ve çevre dostu uygulamalar gibi başlıklarda bilgi aldı. Eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılar, böylece Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenecek olan Enerji Yöneticisi Sınavı’na girme hakkı kazandı. Sınavda başarılı oldukları takdirde, Bakanlık onaylı Enerji Yöneticisi Sertifikası sahibi olacaklar. Karbon emisyonlarının azaltılması enerji yöneticileri tarafından sağlanacak BTSO EVM Yöneticisi Canpolat Çakal, eğitim programının yoğun ilgiyle devam ettiğini söyledi. Enerji yönetiminin sürdürülebilir bir gelecek için kritik öneme sahip olduğunu kaydeden Canpolat Çakal, “Katılımcılarımızı enerji verimliliği ve yönetimi konularında donatarak, işletmelerinin enerji tüketimini optimize etmelerine ve çevre dostu uygulamaları hayata geçirmelerine yardımcı olmayı hedefliyoruz. Gelecek dönemde de eğitimlerimize devam edeceğiz. Ülkemizin 2053 yılı Karbon Nötr hedefine ulaşabilmesi için en aktif rol enerji yöneticilerine düşecektir. BTSO’nun vizyonu doğrultusunda hayata geçen merkezimizde önümüzdeki dönemde de eğitim faaliyetleri devam edecek" dedi. Kursiyerler eğitimlerden memnun Katılımcılardan Gülay Elitaş, BTSO EVM’den aldığı eğitimin verimli bir şekilde geçtiğini belirterek, "BTSO EVM ile enerji yönetimi konusunda önemli bilgiler edindim. Merkezden aldığım bilgi ve beceriler, şirketimizde enerji verimliliği sağlayarak maliyetleri düşürmemize yardımcı olacak" dedi. Katılımcılardan Bahadır Gençer, "Enerji Yöneticisi eğitimi, kariyerim için büyük bir adım oldu. Enerji ve karbon yönetimi alanında uzmanlaşmak istiyorum. BTSO EVM’deki eğitim sayesinde bu hedefime bir adım daha yaklaştım” ifadelerini kullandı. Eğitimler devam edecek BTSO EVM, önümüzdeki dönemde daha fazla katılımcıyı enerji yönetimi konusunda eğiterek, sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlamayı amaçlıyor. Gelecek dönem eğitim başvuruları www.btsoevm.com web sitesi üzerinden yapılabiliyor.
Dijitalde Hayat Kolay projesi ile deprem bölgesindeki kadınlar dijital dünyaya hazırlıyor
09 Temmuz 2024 Salı - 11:41 Dijitalde Hayat Kolay projesi ile deprem bölgesindeki kadınlar dijital dünyaya hazırlıyor Teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürme vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Türk Telekom, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Habitat Derneği iş birliğinde yürüttüğü ve yeni döneminde deprem bölgesindeki kadınlara öncelik verilen ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesi ile kadınların iş gücüne katılımını destekliyor. Türk Telekom, teknoloji birikimini hayatın her alanına aktararak sürdürülebilir ekonomik büyüme ve toplumsal kalkınmaya katkı sunuyor. Şirket, ekonomik, sosyal, bölgesel veya fiziksel nedenlerle dezavantajlı kesimlerin hayata aktif katılımını destekleyen çalışmalar yürütüyor. Bu kapsamda kadınların dijital yetkinliklerini geliştirerek girişim ekosisteminde var olmaları için 2019 yılında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Habitat Derneği iş birliğinde Dijitalde Hayat Kolay projesini hayata geçiren Türk Telekom, proje ortakları ile birlikte yeni dönem eğitimlerine devam ediyor. Deprem bölgesindeki kalkınmayı desteklemek amacıyla yeni dönemde öncelikli olarak depremden etkilenen kadınlara eğitim veriliyor. Böylece, kadınların dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama becerileri kazanması sağlanarak ekonomik ve sosyal hayatta daha aktif ve eşit yer almalarına katkıda bulunuluyor. Sürdürülebilir kalkınmanın kapsayıcı çözümler ve eşitliği destekleyici çalışmalarla mümkün olacağına dikkat çeken Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden, “Şirket olarak, Türkiye’ye Değer anlayışıyla, teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştüren projeler geliştirmeye devam ediyoruz. Bu vizyon doğrultusunda hayata geçirdiğimiz Dijitalde Hayat Kolay projesi ile başta deprem bölgesindeki kadınların dijital yetkinliklerini geliştirerek hayata daha eşit katılmalarını destekliyor, kadın emeğini bölgesel ekonomiye kazandırıyoruz. Çünkü sürdürülebilir kalkınmanın ancak kapsayıcı çözümler ve eşitsizliklerin azaltılması ile mümkün olacağına inanıyoruz. Çevrim içi ve yüz yüze eğitimlerle devam ettiğimiz yeni dönemde deprem bölgesinin kalkınmasına katkıda bulunmayı odağımıza aldık. Mentörlük ve hibe süreçlerimizde bölgeden yapılacak başvuruları önceliklendirdik. Projenin yeni döneminin başladığı mart ayından bugüne kadar 3 bini aşkın kadına proje kapsamında eğitim verdik. Yıl sonuna kadar 15 bin kadına ulaşmayı hedefliyoruz. Paydaşlarımız ve gönüllü eğitmenlerimizin desteği ile çeşitli nedenlerle istihdamda yer almayan kadınların potansiyellerini açığa çıkarmalarını, girişimlerini ileriye taşımalarını ve dolayısıyla ekonomik ve toplumsal hayata eşit ve güçlü katılmalarını destekliyoruz” dedi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Hatice Güner Kal, “TOBB Kadın Girişimciler Kurulumuz, Türkiye’nin en yaygın ve en büyük kadın girişimcilik teşkilatıdır. 81 ilden 7 bin üyemiz ile kadınların toplumun her alanında daha fazla rol üstlenerek, girişimcilik yolunda özendirilmesi için birçok faaliyet gerçekleştiriyoruz. Dijitalde Hayat Kolay projesi ile de özellikle deprem bölgesindeki kadınların, dijital ve teknolojik yetkinliklerini geliştirmek ve güçlendirmek istiyoruz. İnanıyoruz ki, hızla dijitalleşen yeni dünya düzenine onların daha sağlam bir şekilde hazırlanması, güçlü ekonomik büyüme sağlamanın en önemli yollarından birisi olacaktır” şeklinde konuştu. “Kadınlar dijital beceriler, finansman ve teknolojiye eşit olmayan erişim gibi engeller nedeniyle dijital girişimlerde bulunmakta ve işlerini büyütmekte hala geride kalıyor” diyen Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Program Yöneticisi Hansın Doğan, “Dijitalde Hayat Kolay projesiyle, Türkiye’de daha kapsayıcı ve fırsat eşitliği sunan bir dijital ekonominin şekillenmesine yardımcı olmak için somut adımlar atıyoruz. Ayrıca, depremden etkilenen bölgede gerçek bir toparlanmanın ve sürdürülebilir kalkınmanın ancak kadınların çabaları ve işgücüne aktif katılımıyla mümkün olacağını düşünüyoruz. Yeni dönemde bölgedeki girişimci kadınların ihtiyaç duydukları dijital becerileri kazanmalarına ve işlerini büyütmeleri için gereken destekleri sağlamaya odaklanarak hem onların hem de toplulukların güçlenmesine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Proje ortaklarımız Türk Telekom, TOBB ve Habitat ile birlikte Türkiye’nin dijital ekonomiye dönüşüm sürecini hızlandırmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. Habitat Derneği’nden Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nesrin Serin Onkardeşler proje ile ilgili, “Habitat Derneği olarak sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda girişimcilik, dijital dönüşüm, kapsayıcı ve sürdürülebilir büyüme odağında hayata geçirdiğimiz projeleri sürdürüyoruz. Bu kapsamda kadınların dijital beceri ve yetkinliklerinin geliştirilmesini, girişimcilik faaliyetlerinde bulunmasını, toplumsal ve ekonomik hayata katılımlarını önemsiyor ve destekliyoruz. Girişimci ve girişimcilik potansiyeli bulunan kadınları desteklemeye deprem bölgesinin kalkınmasını önceliğimiz tutarak eğitimlerimiz, atölye çalışmalarımız, mentörlük ve hibe desteklerimiz ile devam edeceğiz” dedi. Yeni dönemde 20 girişime hibe desteği verilecek Dijitalde Hayat Kolay projesinin yeni döneminde hem hedeflenen kişi sayısı hem de mentörlük ve hibe desteği sunulacak girişim sayısı artırıldı. Dönem sonunda, dijital pazarlama eğitimlerine katılanlar arasından belirlenecek 500 kadın, tasarım odaklı düşünme atölyeleri ile girişimlerinin hedef kitlesini daha detaylı değerlendirme, etkili pazar ve müşteri analizi yapmayı deneyimleme olanağı bulacak. Atölyeyi tamamlayan 500 kadın arasından belirlenecek 40 kadın girişimci ise e-ticaret süreçlerinde karşılaştıkları problemlerden, girişimlerini büyütme aşamasında yaşadıkları sorunlara kadar farklı konularda alanın uzmanlarından mentörlük desteği alacak. Mentörlük sürecini tamamlayan katılımcılar arasından jüri değerlendirmesi ile belirlenecek 20 kadın girişimci ise hibe desteği alarak girişimlerini büyütme fırsatı yakalayacak. Tüm Türkiye’den katılama açık olacak mentörlük ve hibe süreçlerinde deprem bölgesinden ve ayrıca girişimleri depremden etkilenen adaylara değerlendirmede öncelik tanınacak.
Denizlili Ali Salim’in dronlu organ nakli projesi Türkiye 3.’sü oldu
09 Temmuz 2024 Salı - 10:29 Denizlili Ali Salim’in dronlu organ nakli projesi Türkiye 3.’sü oldu DENİZLİ (İHA) – Denizlili öğrenci Ali Salim Yatkın’ın hazırladığı “Organ Nakli Drone” projesi, 39 ildeki 50 icathane atölyesinden üretilen projeler arasından Türkiye 3.’lüğü elde etti. Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), Türkiye genelindeki icathanelerinde eğitim alan ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik proje yarışması düzenlendi. 209 takımın projeleri arasından finale katılmaya hak kazanan 17 proje ise sergilemeye değer görüldü. İnsanlık Yararına Teknolojiler, Çevre ve Enerji Teknolojileri, Konsept İHA Tasarımı, Akıllı Ev Sistemleri ve Serbest Teknolojiler kategorilerinde yarışan projeler, Vakfın Eyüp’teki genel merkezinde düzenlenen İcathane Festivali’nde görücüye çıktı. Projeler, akademisyenler ve alanında uzman mühendislerden oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Denizli’den yarışmaya katılan Salim Teknoloji sahibi Ali Salim Yatkın, “Organ Nakli Drone” projesi ile üçüncülük elde ederek 15 bin TL ödül almaya hak kazandı. Yatkın’ın ödülünü danışman hocası Mehmet Ali Yazıcı ve Denizli İcathane sorumlusu Emre Şahin ile birlikte aldı. Denizli İl Temsilcisi Ali Durmuş, Ali Salim Yatkın’ı bu büyük başarısından dolayı tebrik ederek, “Genel Merkezimiz tarafından ilk defa düzenlenen icathane yarışmalarında derece elde ettiğimiz için çok mutluyuz. Genç ve yetenekli mucidimiz Ali Salim Yatkın, ilimizin gururu olmuştur. Denizli olarak her zaman yetenekli gençlerin yanında olacağız ve projelerini hayata geçirmeleri noktasında destek olacağız. Yeter ki proje fikirleri ile bize gelsinler, icat çıkarsınlar” dedi. Destekleri için öğretmenlerine teşekkür eden Ali Salim Yatkın ise “Hayatımda ilk defa uçağa binmenin ve İstanbul’a gitmenin heyecanını yaşadım. İstanbul’a geliş gidişimizde bana eşlik eden hocalarım ile vakfımıza çok minnettarım. Benim için farklı bir tecrübe oldu. Derece aldığım için de çok mutlu oldum. Bana bu kurs imkanını sağlayan tüm yetkililerimize teşekkür ediyorum. Projem olan Organ Nakli Dron ise acil organ nakli sürecini hızlandırmak ve iyileştirmek amacıyla geliştirdiğim bir sistemdir. Bu dronlar hayata geçtiğinde, bir hastaneden başka bir hastaneye daha hızlı ve güvenilir bir şekilde organ nakli yapabilecektir” şeklinde konuştu.