TEKNOLOJİ
Bakan Kacır, yeni nesil 407 yazılımcı gencin heyecanını paylaştı 03 Nisan 2026 Cuma - 21:51:14 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kocaeli’deki Bilişim Vadisi’nde düzenlenen "42 Türkiye Mezuniyet Töreni"nde, temel müfredatı başarıyla tamamlayan 407 yeni nesil yazılımcının sevincine ortak oldu. Türkiye’de yeni yazılımcıların yetiştirilmesi için Bilişim Vadisi bünyesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde kurulan 42 Türkiye’nin ilk mezuniyet töreni, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Törende konuşan Bakan Mehmet Fatih Kacır, yazılımın küresel güç dengelerinde belirleyici bir rol oynadığına dikkati çekti. Dünyanın en değerli 10 şirketinden 9’unun teknoloji ve yazılım odaklı olduğunu vurgulayan Bakan Kacır, akıllı sistemlerden otonom araçlara, siber güvenlikten üretim hatları ve sağlık teknolojilerine kadar birçok alanda katma değer sağlayan asli unsurun yazılım olduğunu ifade etti. Meseleye sadece ekonomik bir yarış olarak bakılmaması gerektiğinin altını çizen Kacır, "Kriz anlarında, kaynak koduna erişemediğiniz, nasıl çalıştığını bütünüyle denetleyemediğiniz bir sistem öncelikle onu yazanın tercih ve önceliklerine hizmet eder. İşte bu yüzden yazılımda tam bağımsızlık ilkesi, Türkiye’nin istikbali ve bekasıyla doğrudan ilişkilidir" dedi. Kacır, temel müfredatı tamamlayan öğrencilerin yapay zeka, siber güvenlik, oyun geliştirme ve web teknolojileri gibi alanlarda uzmanlaştığını belirterek, "Eğitim süreci boyunca teorik birikimlerini gerçek dünya deneyimiyle taçlandıran gençlerimiz, zorunlu staj programları sayesinde henüz mezun olmadan sektörün mutfağına girme imkanı elde ediyor" diye konuştu. "Bugüne kadar 98 bin 575 başvuru aldık" Yeni nesil yazılım okullarına gösterilen yoğun ilgiye de değinen Bakan Kacır, sözlerini şöyle tamamladı: "Kuruluşundan bu yana yoğun ilgi gören okullarımıza bugüne kadar 98 bin 575 arkadaşımız başvurdu. Çevrimiçi testi geçen ardından da 4 haftalık yoğun havuz eğitiminde başarı elde eden 2 bin 124 aday okullarımıza kayıt yaptırdı. Bugün de temel müfredat eğitimini tamamlayan 407 öğrencimizin başarısını kutlamak üzere bir aradayız. Ortaya çıkan tablo bize şunu açıkça gösteriyor; burada gençlerimize gerçek fırsatlar sunan güçlü bir model var. Burada iş dünyasıyla buluşmaya hazır, analitik düşünebilen, problem çözebilen, üretim kültürünü içselleştirmiş nitelikli bir yetenek havuzu var. Burada ülkemizin yazılımcı ve teknoloji yeteneği ihtiyacına doğrudan cevap verebilecek stratejik bir yapı var. Bugün mezuniyet heyecanı yaşayan her bir gencimizin; yarının teknolojilerini inşa eden, geliştirdiği yazılımlarla hayatın farklı alanlarına dokunan, kurduğu girişimlerle ekonomik değer üreten ve ortaya koyduğu yenilikçi çözümlerle ülkemizin küresel rekabet gücünü daha da ileriye taşıyan bireyler olarak Türkiye’nin geleceğinde önemli roller üstleneceğine yürekten inanıyorum."
03 Nisan 2026 Cuma - 14:37 Teknoloji Fuarı’nda sektör temsilcileri öğrencilerle buluştu Bursa Uludağ Üniversitesi Dijital Dönüşüm Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (DİJİMER) tarafından düzenlenen Teknoloji Fuarı’nda stant açan firmalar, öğrencilerden yoğun ilgi gördü. BUÜ DİJİMER’in üçüncü kez gerçekleştirdiği Teknoloji Fuarı 1-2 Nisan tarihleri arasında Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde yapıldı. Organizasyonda farklı sektörlerden çok sayıda kurum ve kuruluş temsilcileri yer aldı. Gençler tarafından ziyaretçi akınına uğrayan fuarda öğrenci kulüpleri de stant açarak projelerini sergiledi. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cafer Çiftci ve Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu da stantları ziyaret etti. Programda gençlerle ve sektör temsilcileriyle sohbet eden Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, BUÜ’nün sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda nitelikli projelerin üretildiği büyük bir bilim yuvası olduğuna işaret etti. Üniversite-Sanayi işbirliğinin geliştirilmesi adına da önemli bir köprü görevi gören fuara iş dünyasının da ciddi bir ilgi gösterdiğini aktaran Yılmaz; "Burada sadece firmaların ürünlerini değil, genç yeteneklerimize ilham verecek vizyon sergileniyor. Bu fuarı aynı zamanda ortak projelerin, staj imkanlarının ve yerli teknoloji hamlesinin değerli bir başlangıcı olarak görüyoruz. İlgi ve katılım bizi mutlu etti. Emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyoruz" dedi. BUÜ Dijital Dönüşüm Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kurtuluş Kaymaz ise fuarın çok olumlu geçtiğini belirterek, tüm katılımcılara teşekkür etti.
03 Nisan 2026 Cuma - 14:29 Canik’te genç kâşifler uzayla buluşuyor, gökyüzünü öğreniyor Samsun Canik Belediyesi’nin Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü okullara kurduğu planetaryumla öğrenciler unutulmaz anlar yaşıyor; yıldızlar, gezegenler ve gök cisimleri hakkında bilgi sahibi oluyor. Canik Belediyesi, bilim ve teknoloji atölyelerini okullara taşımaya, öğrencileri astronomi, havacılık ve uzay bilimleri alanında uygulamalı eğitimler, eğitici ve eğlenceli aktivitelerle buluşturmayı sürdürüyor. Canik Belediyesi’nin Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü tarafından okullarda kurulan mobil planetaryum öğrencilerin yoğun ilgisine sahne oluyor. Planetaryumla öğrenciler yıldızların oluşumunu, güneş sistemini ve gezegenleri öğreniyor. 360 derecelik projeksiyon sistemleriyle gezegen ve gökyüzü simülasyonlarıyla bir araya gelen öğrencilere mobil planetaryumda ayrıca Milli Uzay Programı, Türkiye Uzay Ajansı, uluslararası uzay istasyonu ve hava olayları hakkında filim ve animasyon gösterimleri gerçekleştiriliyor. "Öğrenciler eğlenirken öğreniyor" Planetaryum etkinliklerinin yanı sıra okullara teknoloji atölyeleri de kurduklarını söyleyen ve sürdürülebilir eğitim uygulamalarının önemine değinen Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Eğitimde farkındalık oluşturan çalışmalarımızla öğrencilerimizin yeni bilgiler öğrenmelerini ve yeteneklerini keşfetmelerini sağlıyoruz. Okullarımızda kurduğumuz planetaryum, doğa ve teknoloji atölyeleriyle öğrencilerimizi uygulamalı eğitimler, eğlenirken öğrenmelerine imkan sunan aktivitelerle bir araya getiriyoruz. Bu eğitim programlarımızın yanı sıra öğrencilerimize Milli Teknoloji Hamlesi’yle geliştirilen ve kullanımda olan yerli ve milli eserlerimiz hakkında da bilgiler veriyoruz. Canik’te geleceğin bilim insanlarını yetiştiriyor, bilim ve teknoloji atağımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Başkan Sandıkçı ayrıca öğrencilerin hazırladığı TEKNOFEST ve TÜBİTAK projelerine destek vermeye devam ettiklerini sözlerine ekledi.
03 Nisan 2026 Cuma - 13:44 Uzayda rekabet kızışıyor: Türkiye sahaya iniyor Türkiye’nin uzaya giden ikinci astronotu olan Tuva Cihangir Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlayan Türkiye’nin uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Astronot Tuva Cihangir Atasever, Tekirdağ’da bir araya geldiği öğrencilerle uzay yolculuğu deneyimlerini paylaştı. Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Tuva Cihangir Atasever, ilkokul ve lise öğrencilerine uzay yolculuğu sürecini, aldığı eğitimleri ve bilimsel çalışmalarını aktardı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda, uzayın bilinmeyen yönleri sade bir dille anlatıldı. Astronot Alper Gezeravcı ile birlikte ABD, Almanya ve Japonya’da katıldığı eğitim süreçlerinden bahseden Atasever, farklı ülkelerde yürütülen çalışmaların Türkiye açısından önemli kazanımlar sağladığını ifade etti. Uzay çalışmalarının hızla geliştiğine dikkat çeken Atasever, mevcut uluslararası uzay istasyonunun 2030 yılına doğru görevini tamamlayacağını belirtti. Yeni dönemde ticari uzay istasyonlarının ön plana çıkacağını söyleyen Atasever, özel sektörün bu alandaki yatırımlarının arttığını ve yakın gelecekte bu projelerin somut sonuçlarının görüleceğini dile getirdi. Türkiye’nin uzay hedeflerine de değinen Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlandığını vurguladı. Atasever, Türkiye’nin uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Programın sonunda öğrencilerin sorularını yanıtlayan Atasever, gençlere bilim ve teknoloji alanında kendilerini geliştirmeleri tavsiyesinde bulundu.
OMÜ’de "I. Uluslararası Teknoloji Transferi Sempozyumu"
06 Mayıs 2024 Pazartesi - 14:47 OMÜ’de "I. Uluslararası Teknoloji Transferi Sempozyumu" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde; 39 ulusal, 6 uluslararası kurum desteği ile gerçekleştirilen ‘I. Uluslararası Teknoloji Transferi Sempozyumu’nda konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, "Teknoloji transferi, farkındalık gerektiren ve gelişmekte olan ifadesiyle tanımlanan ülkeler olarak bizim açımızdan zorunlu bir eylemdir. Zira bu transfer, dayanışma ve tatlı rekabet halinde olan millet ve medeniyetlerde yarışı sürdürmenin, dolayısıyla var oluşun ve etkinliği sağlamanın aracıdır" dedi. Temel bilimlerden mühendisliğe, sağlık bilimlerinden sosyal bilimlere kadar tüm alanlardaki teknolojik yeniliklerin dünya çapında sunulmasını, hatta ticarileşme süreçlerinin kolaylaştırılmasının hedeflendiği 45 paydaş üniversitenin destekleriyle düzenlenen ‘I. Uluslararası Teknoloji Transferi Sempozyumu’nun açılışı OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı. Törende ilk olarak konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, "Medeniyetler, mekân, zaman ve etkinlik açısından ya birbirlerini besleyen ve güçlendiren ya da çatışan dolayısıyla imha eden bir ilişki ağına sahiptir. İhya ya da imha eyleminde etkinlik, bilgi, teknik ve üretilen teknoloji ile mümkün olabilmektedir. Bu sahnede ya dayanışma, ya da savaş görülebilmektedir. Bu ağda, bilgi esastır ve evrenseldir; ancak teknik ve teknoloji bilgi ile özelleştirilen; dolayısıyla ait olduğu zaman ve mekânda medeniyeti farklılaştıran güçlü araçlardır" diye konuştu. "Teknoloji, devletler arasındaki casusluk faaliyetlerinde öncelikli alan olarak değerlendirilmektedir" Teknoloji transferinin, gelişmekte olan ülkeler için zorunlu bir eylem olduğunu dile getiren Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal, “Bugün sempozyumun konusu olan teknoloji transferi, farkındalık gerektiren ve gelişmekte olan ifadesiyle tanımlanan ülkeler olarak bizim açımızdan zorunlu bir eylemdir. Zira bu transfer, dayanışma ve tatlı rekabet halinde olan millet ve medeniyetlerde yarışı sürdürmenin, dolayısıyla var oluşun ve etkinliği sağlamanın aracıdır. Çatışma halinde olan medeniyetlerde ise, zaman ve mekânda güvenin teminatı, etkin olabilmenin de vaz geçilmez şartıdır. Zira satın alabiliyor hatta almış olmak, kısıtlı bir gücü ifade etmektedir. Teknoloji beraberine getirdiği değer, dil ve kavramlarla, her geçen gün kültür içinde, eklemlenen ama kendi üretmediği için başkalaşan alanı büyütmektedir. Bu nedenle teknoloji, devletler arasındaki casusluk faaliyetlerinde öncelikli alan olarak değerlendirilmektedir" şeklinde konuştu. "Birlikte isen güçlüsün, güçlü isen hak ve hukukun var" Gazze’de yaşanan savaştan, insan haklarından ve uluslararası hukuktan bahseden Prof. Dr. Yavuz Ünal şunları söyledi: "Bugün Gazze’de yaşananları, bu gözle yeniden okumak gerekmektedir. İnsan hakları, uluslararası hukuk, mahkeme, yargı, değer ve daha ne ürettiyse batı medeniyeti, hepsini yok etme pahasına, İsrail terör devletince sürdürülen soykırım ve ahlaksız savaşın içinde ve arkasında yerini aldı, hakikati artık gözümüzün içine sokuyorlar. Birlikte isen güçlüsün, güçlü isen hak ve hukukun var; aksi takdirde varlığının hiçbir anlamı yok. Irak, Libya, Suriye, Bosna, Arakan, Doğu Türkistan ve sıradakiler Türk milleti açısında Kuvâ-i Milliye ne ise, Filistin halkı açısından aynı değer ve misyona sahip şanlı direnişi, imanın sağladığı güçle bütün imkânsızlıklara rağmen kardeşlerimiz tarafından sürdürülen savaşı, zaferle taçlandırması için Rabbime dua ediyorum" “Üniversiteler arası iş birliğinin önemine inanıyoruz” Rektör Ünal konuşmasını şöyle sürdürdü: “Coğrafyalarımız farklı olsa bile, aynı medeniyetin çocukları olarak, milletlerimizin istiklal, kültür ve medeniyetimizin de güven ve beka sorunu yaşadığı bir dünyada, öncelikle birbirimize, birbirimizin imkân ve istidadına muhtacız. Mevcut bilginin transferi, teknik ve teknolojide becerinin paylaşımı; daha da önemlisi bilgi üretim süreçlerinin sağlıklı işleyebilmesi açısından imkânlarımızın paylaşılması, insan kaynaklarımızın verimli kullanılması, dolayısıyla bilgi üretiminin sağlanması ve maliyetinin düşürülmesi hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle biz, üniversitelerimiz arasında ortak çalışma zeminini güçlendirme arayışı içindeyiz. Bu arayışın bir sonucu olarak ortaya çıkan, Üniversite-TTO ortaklığında ürettiğimiz ve marketlerde yerini alan ’JopSocial’ adlı mobil uygulamada, yapay zekâ yardımıyla, alanda uzmanlara erişimi kolaylaştıran ve hızlandıran; projelerde ortaklık, staj, iş ve çalışan bulma açısından da uygunluğu ölçümleyebilmekteyiz. Zira Teknolojik gelişme ve ürünler, onu geliştirebilecek beyinlerin, uygun yerlerde ve zamanlarda istihdamıyla mümkün olduğu her birimizin malumudur. Beyin göçü, bu nedenle risklidir.” "Bilgiyi değer zincirinde etkiye dönüştürmek için birlikte çalışmaya daha fazla ihtiyaç var" TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ise, "Türkiye artık araştırma yapmayı gerçekten öğrendi. Özellikle özel sektör çok kuvvetli ilerliyor. Özel sektör bu programda, Avrupa’nın desteklerinde üniversitelere göre çok daha hızlı ilerliyor. Yeni bir program açacağız. TÜBİTAK ile akademisyen hocalarımızın tamamladığı birçok proje var. Diğer tarafta da sanayinin projeleri var. Teknoloji transfer patentleme desteği var. Patent öncesinde birçok bilgi esasında sanayi ile çalışarak geliştirilebilecek durumdadır. Ama o tamamlanmış akademisyen projelerinin çoğunluğu rafta kalıyor. Sanayi de kendine yenilikçi konular bulmaya çalışıyor. O yüzden bu destek programı TÜBİTAK’ın AR -GE desteklerine, tamamlanmış olan projelere sanayi ile birlikte devam edilmek isteniyorsa özel bir destek programıdır. Baktığımızda patent lisanslamada çok başarılı değiliz. Sebeplerinden de bahsettim. Kültür, ihtiyaç analizi diyelim. Konunun kritikliğini konuşuyoruz. İnşallah gelecek yıllarda bunun 2’ncisi veya devamı geldiğinde bugünkü konuşmalarımızın üzerine sadece teknoloji üretmek değil, bunu patentleme değil, onu ticarileştirme noktasında etkisi oluşturma noktasında olur. Çünkü kendimize, insanlığı fayda ve rektör hocamızın dediği gibi Gazze’deki zulmü sonlandırmak için çok daha kuvvetli olmak zorundayız. Daha güçlü olmak zorundayız. Bizim de en iyi yaptığımız iş bilgi üretmek. Bu bilgiyi değer zincirinde etkiye dönüştürmek için birlikte çalışmaya daha fazla ihtiyaç var. Bugünkü toplantımızda teknolojiden değer üretmeye ve etki oluşturmaya odaklanmış durumdayız. Uzun bir süredir üzerinde tartıştığımız teknoloji transferi süreci, hepimizin yeni öğrendiği bir konu oldu ve bu toplantıda daha fazla sonuç üretmek için kararlıyız. Çünkü başarı için ilk adım, sonuç üretimine odaklanmaktır. Teknolojiden değer üretme konusundaki bilgilerimiz, teknolojiden etki oluşturmaya doğru olan bir dönüşümün temelini oluşturuyor. Ancak, bu dönüşümü gerçekleştirmek için ne yapmak istediğimizden çok, nasıl yapmak istediğimiz daha da önemli hale geliyor. İş birliği üzerine konuşuyor olabiliriz, ancak asıl ihtiyacımız olan birlikte iş yapma ve iş birliğiyle daha fazla sonuç üretme kültürünü benimsemektir. Teknoloji üretmek için iş birliği yeterli olabilir, ancak etki oluşturmak için birlikte hareket etme ve iş birliği yapmak oldukça önemlidir, daha önce birçok kez üzerinde konuştuğumuz gibi. Bu nedenle, bugün burada daha fazla sonuç üretmek için çabalıyoruz. Hepimizin katkılarıyla, teknolojiyi etki oluşturmaya dönüştürme yolunda adımlar atmaya hazırız" ifadelerini kullandı. "Teknoparkta’ki yatırım yapan firmaların yüzde 90’ı sanayi üretimi üzerine çalışmalarını yürütmektedir" Organize Sanayi Bölgeleri yerine, ‘Organize Teknoloji Bölgeleri’ denilmesi gerektiğini söyleyen Samsun Valisi Orhan Tavlı, “Teknoloji transferi noktasındaki çalışmalarda özellikle OMÜ, Samsun Üniversitesi (SAMÜ), Samsun Teknopark, Samsun Ticaret Odası oldukça iyi ilerlemeler kaydetti. Bu gelişmelerle birlikte Samsun’da faaliyet gösteren organize sanayi bölgelerinin sayısı da 14’e çıktı. Şehrimizin bütün dinamiklerini bir araya getirmeye çalışıyoruz. Şehirde bir üniversite kurulacaksa, bunun temeli topluma dayanmalı. Toplum her zaman işin içerisinde olmalı. Samsun, insan kaynağı açısından çok güçlü bir şehir. Bereketli topraklara sahip olan Samsun; Kızılırmak Deltası, Yeşilırmak, Vezirköprü ile birlikte tarım alanında oldukça verimli bir şehirdir. Tarımla birlikte ticaret ve sanayi de bu güce eşlik ediyor. Geldiğimiz noktada artık Organize Sanayi Bölgeleri yerine ‘Organize Teknoloji Bölgeleri’ demek gerekiyor. Ayrıca teknoloji üretim gündeminde Teknopark’taki yatırım yapan firmaların yüzde 90’ı sanayi üretimi üzerine çalışmalarını yürütmektedir. Organize sanayi bölgelerini, Samsun Teknopark ve OMÜ ile bir araya getirmeye çalışıyoruz. Şehrin bütün dinamikleri ile iş birliği yaparak Samsun’u geliştirmek istiyoruz. Aynı zamanda büyük şehirlerde işinin uzmanı olan Organize Sanayi Bölge müdürlerini buraya transfer ettik. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalarda kalkınma ajanslarımız ve kurumlarımız sahada etkinlik gösteriyorlar. Samsun’da düzenlenen teknoloji sempozyumunun Samsun’a, ülkemize ve özellikle de tüm insanlara hayırlı olmasını temenni ediyorum" açıklamasında bulundu. 2 gün sürecek olan sempozyumda Malezya Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Datuk Ts. Dr. Ahmad Fauzi Ismail, Endonezya IPB Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Satrıa ve Özbekistan Alfraganus Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Makhmudov Muhammadismoil Mukhıtdınovıch davetli konuşmacı olarak katıldı. Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı , Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu , Türk Patent ve Marka Kurumu, Ulusal Ajans, Üniversite Sanayi İşbirliği Merkezleri Platformu, Tıbbi Tanıtım ve Pazarlama katılımıyla hibrit olarak gerçekleştirilecek olan programda; 6 farklı ülkeden 23’ü yabancı bilim insanı olmak üzere toplamda 500 bilim insanı katılacak. Düzenlenen programa ayrıca Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Selim Eren, Prof. Dr. Sevim Alışır, Prof. Dr. Murat Terzi, Genel Sekreter Prof. Dr. İdris Varıcı, çok sayıda üniversite rektörü, kamu kurum ve kuruluşları yöneticileri, akademisyenler, sektör temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
OMÜ’de "I. Uluslararası Teknoloji Transferi Sempozyumu"
06 Mayıs 2024 Pazartesi - 14:41 OMÜ’de "I. Uluslararası Teknoloji Transferi Sempozyumu" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde; 39 ulusal, 6 uluslararası kurum desteği ile gerçekleştirilen ‘I. Uluslararası Teknoloji Transferi Sempozyumu’nda konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, "Teknoloji transferi, farkındalık gerektiren ve gelişmekte olan ifadesiyle tanımlanan ülkeler olarak bizim açımızdan zorunlu bir eylemdir. Zira bu transfer, dayanışma ve tatlı rekabet halinde olan millet ve medeniyetlerde yarışı sürdürmenin, dolayısıyla var oluşun ve etkinliği sağlamanın aracıdır" dedi. Temel bilimlerden mühendisliğe, sağlık bilimlerinden sosyal bilimlere kadar tüm alanlardaki teknolojik yeniliklerin dünya çapında sunulmasını, hatta ticarileşme süreçlerinin kolaylaştırılmasının hedeflendiği 45 paydaş üniversitenin destekleriyle düzenlenen ‘I. Uluslararası Teknoloji Transferi Sempozyumu’nun açılışı OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı. Törende ilk olarak konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, "Medeniyetler, mekân, zaman ve etkinlik açısından ya birbirlerini besleyen ve güçlendiren ya da çatışan dolayısıyla imha eden bir ilişki ağına sahiptir. İhya ya da imha eyleminde etkinlik, bilgi, teknik ve üretilen teknoloji ile mümkün olabilmektedir. Bu sahnede ya dayanışma, ya da savaş görülebilmektedir. Bu ağda, bilgi esastır ve evrenseldir; ancak teknik ve teknoloji bilgi ile özelleştirilen; dolayısıyla ait olduğu zaman ve mekânda medeniyeti farklılaştıran güçlü araçlardır" diye konuştu. "Teknoloji, devletler arasındaki casusluk faaliyetlerinde öncelikli alan olarak değerlendirilmektedir" Teknoloji transferinin, gelişmekte olan ülkeler için zorunlu bir eylem olduğunu dile getiren Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal, “Bugün sempozyumun konusu olan teknoloji transferi, farkındalık gerektiren ve gelişmekte olan ifadesiyle tanımlanan ülkeler olarak bizim açımızdan zorunlu bir eylemdir. Zira bu transfer, dayanışma ve tatlı rekabet halinde olan millet ve medeniyetlerde yarışı sürdürmenin, dolayısıyla var oluşun ve etkinliği sağlamanın aracıdır. Çatışma halinde olan medeniyetlerde ise, zaman ve mekânda güvenin teminatı, etkin olabilmenin de vaz geçilmez şartıdır. Zira satın alabiliyor hatta almış olmak, kısıtlı bir gücü ifade etmektedir. Teknoloji beraberine getirdiği değer, dil ve kavramlarla, her geçen gün kültür içinde, eklemlenen ama kendi üretmediği için başkalaşan alanı büyütmektedir. Bu nedenle teknoloji, devletler arasındaki casusluk faaliyetlerinde öncelikli alan olarak değerlendirilmektedir" şeklinde konuştu. "Birlikte isen güçlüsün, güçlü isen hak ve hukukun var" Gazze’de yaşanan savaştan, insan haklarından ve uluslararası hukuktan bahseden Prof. Dr. Yavuz Ünal şunları söyledi: "Bugün Gazze’de yaşananları, bu gözle yeniden okumak gerekmektedir. İnsan hakları, uluslararası hukuk, mahkeme, yargı, değer ve daha ne ürettiyse batı medeniyeti, hepsini yok etme pahasına, İsrail terör devletince sürdürülen soykırım ve ahlaksız savaşın içinde ve arkasında yerini aldı, hakikati artık gözümüzün içine sokuyorlar. Birlikte isen güçlüsün, güçlü isen hak ve hukukun var; aksi takdirde varlığının hiçbir anlamı yok. Irak, Libya, Suriye, Bosna, Arakan, Doğu Türkistan ve sıradakiler Türk milleti açısında Kuvâ-i Milliye ne ise, Filistin halkı açısından aynı değer ve misyona sahip şanlı direnişi, imanın sağladığı güçle bütün imkânsızlıklara rağmen kardeşlerimiz tarafından sürdürülen savaşı, zaferle taçlandırması için Rabbime dua ediyorum" “Üniversiteler arası iş birliğinin önemine inanıyoruz” Rektör Ünal konuşmasını şöyle sürdürdü: “Coğrafyalarımız farklı olsa bile, aynı medeniyetin çocukları olarak, milletlerimizin istiklal, kültür ve medeniyetimizin de güven ve beka sorunu yaşadığı bir dünyada, öncelikle birbirimize, birbirimizin imkân ve istidadına muhtacız. Mevcut bilginin transferi, teknik ve teknolojide becerinin paylaşımı; daha da önemlisi bilgi üretim süreçlerinin sağlıklı işleyebilmesi açısından imkânlarımızın paylaşılması, insan kaynaklarımızın verimli kullanılması, dolayısıyla bilgi üretiminin sağlanması ve maliyetinin düşürülmesi hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle biz, üniversitelerimiz arasında ortak çalışma zeminini güçlendirme arayışı içindeyiz. Bu arayışın bir sonucu olarak ortaya çıkan, Üniversite-TTO ortaklığında ürettiğimiz ve marketlerde yerini alan ’JopSocial’ adlı mobil uygulamada, yapay zekâ yardımıyla, alanda uzmanlara erişimi kolaylaştıran ve hızlandıran; projelerde ortaklık, staj, iş ve çalışan bulma açısından da uygunluğu ölçümleyebilmekteyiz. Zira Teknolojik gelişme ve ürünler, onu geliştirebilecek beyinlerin, uygun yerlerde ve zamanlarda istihdamıyla mümkün olduğu her birimizin malumudur. Beyin göçü, bu nedenle risklidir.” "Bilgiyi değer zincirinde etkiye dönüştürmek için birlikte çalışmaya daha fazla ihtiyaç var" TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ise, "Türkiye artık araştırma yapmayı gerçekten öğrendi. Özellikle özel sektör çok kuvvetli ilerliyor. Özel sektör bu programda, Avrupa’nın desteklerinde üniversitelere göre çok daha hızlı ilerliyor. Yeni bir program açacağız. TÜBİTAK ile akademisyen hocalarımızın tamamladığı birçok proje var. Diğer tarafta da sanayinin projeleri var. Teknoloji transfer patentleme desteği var. Patent öncesinde birçok bilgi esasında sanayi ile çalışarak geliştirilebilecek durumdadır. Ama o tamamlanmış akademisyen projelerinin çoğunluğu rafta kalıyor. Sanayi de kendine yenilikçi konular bulmaya çalışıyor. O yüzden bu destek programı TÜBİTAK’ın AR -GE desteklerine, tamamlanmış olan projelere sanayi ile birlikte devam edilmek isteniyorsa özel bir destek programıdır. Baktığımızda patent lisanslamada çok başarılı değiliz. Sebeplerinden de bahsettim. Kültür, ihtiyaç analizi diyelim. Konunun kritikliğini konuşuyoruz. İnşallah gelecek yıllarda bunun 2’ncisi veya devamı geldiğinde bugünkü konuşmalarımızın üzerine sadece teknoloji üretmek değil, bunu patentleme değil, onu ticarileştirme noktasında etkisi oluşturma noktasında olur. Çünkü kendimize, insanlığı fayda ve rektör hocamızın dediği gibi Gazze’deki zulmü sonlandırmak için çok daha kuvvetli olmak zorundayız. Daha güçlü olmak zorundayız. Bizim de en iyi yaptığımız iş bilgi üretmek. Bu bilgiyi değer zincirinde etkiye dönüştürmek için birlikte çalışmaya daha fazla ihtiyaç var. Bugünkü toplantımızda teknolojiden değer üretmeye ve etki oluşturmaya odaklanmış durumdayız. Uzun bir süredir üzerinde tartıştığımız teknoloji transferi süreci, hepimizin yeni öğrendiği bir konu oldu ve bu toplantıda daha fazla sonuç üretmek için kararlıyız. Çünkü başarı için ilk adım, sonuç üretimine odaklanmaktır. Teknolojiden değer üretme konusundaki bilgilerimiz, teknolojiden etki oluşturmaya doğru olan bir dönüşümün temelini oluşturuyor. Ancak, bu dönüşümü gerçekleştirmek için ne yapmak istediğimizden çok, nasıl yapmak istediğimiz daha da önemli hale geliyor. İş birliği üzerine konuşuyor olabiliriz, ancak asıl ihtiyacımız olan birlikte iş yapma ve iş birliğiyle daha fazla sonuç üretme kültürünü benimsemektir. Teknoloji üretmek için iş birliği yeterli olabilir, ancak etki oluşturmak için birlikte hareket etme ve iş birliği yapmak oldukça önemlidir, daha önce birçok kez üzerinde konuştuğumuz gibi. Bu nedenle, bugün burada daha fazla sonuç üretmek için çabalıyoruz. Hepimizin katkılarıyla, teknolojiyi etki oluşturmaya dönüştürme yolunda adımlar atmaya hazırız" ifadelerini kullandı. "Teknoparkta’ki yatırım yapan firmaların yüzde 90’ı sanayi üretimi üzerine çalışmalarını yürütmektedir" Organize Sanayi Bölgeleri yerine, ‘Organize Teknoloji Bölgeleri’ denilmesi gerektiğini söyleyen Samsun Valisi Orhan Tavlı, “Teknoloji transferi noktasındaki çalışmalarda özellikle OMÜ, Samsun Üniversitesi (SAMÜ), Samsun Teknopark, Samsun Ticaret Odası oldukça iyi ilerlemeler kaydetti. Bu gelişmelerle birlikte Samsun’da faaliyet gösteren organize sanayi bölgelerinin sayısı da 14’e çıktı. Şehrimizin bütün dinamiklerini bir araya getirmeye çalışıyoruz. Şehirde bir üniversite kurulacaksa, bunun temeli topluma dayanmalı. Toplum her zaman işin içerisinde olmalı. Samsun, insan kaynağı açısından çok güçlü bir şehir. Bereketli topraklara sahip olan Samsun; Kızılırmak Deltası, Yeşilırmak, Vezirköprü ile birlikte tarım alanında oldukça verimli bir şehirdir. Tarımla birlikte ticaret ve sanayi de bu güce eşlik ediyor. Geldiğimiz noktada artık Organize Sanayi Bölgeleri yerine ‘Organize Teknoloji Bölgeleri’ demek gerekiyor. Ayrıca teknoloji üretim gündeminde Teknopark’taki yatırım yapan firmaların yüzde 90’ı sanayi üretimi üzerine çalışmalarını yürütmektedir. Organize sanayi bölgelerini, Samsun Teknopark ve OMÜ ile bir araya getirmeye çalışıyoruz. Şehrin bütün dinamikleri ile iş birliği yaparak Samsun’u geliştirmek istiyoruz. Aynı zamanda büyük şehirlerde işinin uzmanı olan Organize Sanayi Bölge müdürlerini buraya transfer ettik. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalarda kalkınma ajanslarımız ve kurumlarımız sahada etkinlik gösteriyorlar. Samsun’da düzenlenen teknoloji sempozyumunun Samsun’a, ülkemize ve özellikle de tüm insanlara hayırlı olmasını temenni ediyorum" açıklamasında bulundu. 2 gün sürecek olan sempozyumda Malezya Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Datuk Ts. Dr. Ahmad Fauzi Ismail, Endonezya IPB Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Satrıa ve Özbekistan Alfraganus Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Makhmudov Muhammadismoil Mukhıtdınovıch davetli konuşmacı olarak katıldı. Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı , Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu , Türk Patent ve Marka Kurumu, Ulusal Ajans, Üniversite Sanayi İşbirliği Merkezleri Platformu, Tıbbi Tanıtım ve Pazarlama katılımıyla hibrit olarak gerçekleştirilecek olan programda; 6 farklı ülkeden 23’ü yabancı bilim insanı olmak üzere toplamda 500 bilim insanı katılacak. Düzenlenen programa ayrıca Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Selim Eren, Prof. Dr. Sevim Alışır, Prof. Dr. Murat Terzi, Genel Sekreter Prof. Dr. İdris Varıcı, çok sayıda üniversite rektörü, kamu kurum ve kuruluşları yöneticileri, akademisyenler, sektör temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Vodafone Business, otomotiv sektöründeki çalışmalarına devam ediyor
06 Mayıs 2024 Pazartesi - 11:36 Vodafone Business, otomotiv sektöründeki çalışmalarına devam ediyor Otomobil sürücüleri ve yolcularına güvenlik ve çeşitli katma değerli hizmetler sunan Bağlantılı Araç çözümlerini başlatan Vodafone Business, şu anda 35’in üzerinde farklı otomobil markası için toplamda 1 milyondan fazla araca Acil Çağrı Sistemi servisi sağlıyor. Bunun yanında 300 binden fazla araca e-SIM ve 35 binden fazla araca da Bağlantılı Araç çözümleri hizmeti veren Vodafone Business, otomobil sürücüleri ve yolcularına teknoloji merkezli bir yolculuk deneyimi sunuyor. Dijitalleşme kavramı bugün dünya ekosistemi için en önemli gündem maddelerinden biri olurken; otomotiv, bu alanda rekabet avantajı sağlamak, müşteri deneyimini iyileştirmek ve iş süreçlerini verimli hale getirmek adına dijitalleşmeye yön veren sektörlerin başında bulunuyor. Teknolojinin hızla ilerlediği otomotiv sektörünün IoT teknolojisi ile etkileşimi gün geçtikçe artarken, bu sayede araçlar daha akıllı, daha verimli, daha güvenli ve daha eğlenceli bir hale geliyor. Türkiye de otomotiv sektöründeki bu IoT teknolojilerini son dönemde uygularken, bu teknolojinin kullanım durumu ve yaygınlığı, her yıl artmaya devam ediyor. Vodafone Business da otomotiv sektörünün dijital dönüşümüne destek olmayı sürdürürken, bugün 35’in üzerinde otomobil markasına sunduğu servislerle hem markalara hem de sürücülere yeni bir sürüş deneyimi sunuyor. Vodafone Business bugün Türkiye’de 1 milyondan fazla araçta Acil Çağrı Sistemi (e-Call) ve 300 binden fazla araçta da e-SIM hizmeti sağlarken, 35 binden fazla araçta ise sahip olduğu altyapısıyla Bağlantılı Araç (Connected Car) çözümünü aktif olarak sürücülerin kullanıma sunuyor. “37 farklı otomobil markasına bağlantı altyapısı sağlıyoruz” Bugün tüm sektörlerin odağında dijitalleşme ve IoT teknolojilerinin bulunduğunu ifade eden Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, otomotivin bu alanda en fazla atılım yapan sektörlerin başında geldiğini hatırlattı. Kestioğlu, konuyla ilgili şu şekilde konuştu: “Dijitalleşme ve IoT devrimi neredeyse bütün sektörlerde tüm hızıyla devam ederken, bağlantılı araç kavramı da yoğun bir şekilde hayatımıza girmeye başladı. IoT, yapay zekâ, sensörler ve diğer iletişim protokollerini entegre ederek araçlar arası ve çevresel etkileşimi mümkün kılan teknolojilerden olan bağlantılı araçlar ise sürücü güvenliğini artırmak ve kullanıcı deneyimini geliştirerek kolaylaştırmanın yanında, araç içi verilerin anlık alınması, yazılım güncellemelerinin uzaktan yapılabilmesi de günümüzün en inovatif teknolojilerinin başında geliyor. Yani mobilite dediğimiz kavram, artık bir noktadan bir diğer noktaya ulaşımdan çok daha fazlasına evrilerek, bu yolculuk esnasında sürücü ve yolcuların hayatını kolaylaştıracak bir deneyime dönüşmüş durumda diyebiliriz. Bizler de Vodafone Business olarak tam da bu noktada şu anda 35’in üzerinde farklı otomobil markasına Türkiye’de toplamda 1 milyondan fazla araca Acil Çağrı Sistemi (e-Call) servisi sağlıyoruz. Bunun yanında 300 binden fazla araçta e-SIM çözümü sunarken, 35 binden fazla araçta ise sahip olduğumuz altyapımız sayesinde Bağlantılı Araç (Connected Car) çözümümüzle sürücülerin ve yolcuların sürüş deneyimlerine yepyeni bir soluk getiriyoruz. Yolculuk paradigmasını yepyeni bir dünyaya dönüştüreceğini düşündüğümüz bağlantılı araçlar teknolojisinin önümüzdeki dönemde çok daha büyük potansiyellere sahip olduğunun farkındayız. Vodafone Business olarak işletmelerin dijitalleşmesine liderlik ederken, önümüzdeki dönemde özellikle bu alandaki yatırım payımızın daha da artacağını belirtebilirim.” Acil durumlarda otomatik olarak acil yardım çağrısı yapabilen bir sistem olan Acil Çağrı Sistemi (e-Call), otomobil kazası gibi acil bir olayda, araçtaki sensörler ve GPS yardımıyla aracın konumunu ve durumunu acil yardım çağrı merkezine iletebiliyor. Acil Çağrı Sistemi hizmeti için araç içerisine üretim sırasında Vodafone Türkiye SIM profilleri entegre ediliyor. Bu sayede herhangi bir kaza durumunda araç içerisinde sistemler, kaza anına dair verileri alarak otomatik olarak 112 Acil Yardım Çağrı Merkezi’ni arıyor. 112 çağrısı içerisinde aracın lokasyon bilgileri bulunurken, 112 arandıktan sonra ekipler aracı geri arayarak, gerçekleşen konuşmaya istinaden durumun aciliyetini netleştirebiliyor. Bu sayede insan müdahalesine gerek kalmadan acil çağrı merkezleri koordinasyonunda, ekiplerin olay yerine hızlı gelmesi ile trafik kazalarında gerçekleşebilecek olası can kayıplarının önüne geçilebiliyor. Ayrıca tüm bunlara ek olarak aracın otomatik araması dışında, acil durumlarda manuel olarak düğmeye basılarak da 112 Acil Yardım Çağrı Merkezi’ne ulaşım sağlanabiliyor. Araçlara internet bağlantısını sağlayan ve kullanıcıların farklı operatörler arasında geçiş yapmasını kolaylaştıran bir teknoloji olan e-SIM hizmeti ise Türkiye’de akıllı telefonlar ve diğer cihazlarla birlikte otomobillerde de kullanılmaya başlandı. Bu hizmet, otomobil sahiplerine daha dijital bir deneyim sunuyor. Geleneksel SIM kartların aksine plastik kullanımı söz konusu olmadığından, çevreci bir teknoloji olan e-SIM daha geç arızalanmasının yanında, uzaktan müdahale ile değişiklikler yapılmasına fırsat tanıyabiliyor. Böylelikle herhangi bir fiziksel müdahaleye de gerek kalmıyor. Bağlantılı Araç hizmetiyle navigasyon, eğlence ve uzaktan kontrol imkânı Otomobillerin internete bağlanabilme yeteneğini ifade eden Bağlantılı Araç (Connected Car) hizmetiyle de Türkiye’de birçok modeldeki otomobil markası kullanıcılarına, bağlantılı araç özellikleri sunuyor. Bağlantılı Araç teknolojisi otomobillerin uzaktan yazılım güncellemelerinin yapılabilmesi (OTA) bu sayede de en yeni ve güncel yazılımlarla otomobillerin kullanılabilmesine olanak sağlıyor. Telemetre verilerinin araç üreticilerine otomatik gitmesiyle önleyici bakım planlamasına imkân sunan Bağlantılı Araç teknolojisi, araç için internet ve eğlence sistemi ve navigasyon servisi kolaylığı da sunuyor. Sistem ayrıca aracın anlık takibi ve uygulama üzerinden kapı açma/kapama, klima açma/kapama, elektrikli araçların şarj durumunun görüntülenmesi vb. hizmetlerin uzaktan kontrol edilebilmesine de mümkün kılıyor.
Casper Nirvana X600 ve X700, Intel Series 1 işlemci ile yenilendi
06 Mayıs 2024 Pazartesi - 11:32 Casper Nirvana X600 ve X700, Intel Series 1 işlemci ile yenilendi Dünyadaki trend teknolojileri kullanıcılarıyla buluşturan Türkiye’nin teknoloji markası Casper, bir ilki daha gerçekleştirdi. Türkiye’de ilk defa Casper Nirvana X600 ve X700 dizüstü bilgisayarlarda yer alan Intel Series 1 işlemciler; gelişmiş donanım ve tasarım özellikleriyle profesyonellere olağanüstü pil ömrü, üst düzey performans ve verimlilik sağlıyor. Casper, dünyadaki son teknolojileri kullanıcılarıyla buluşturmaya devam ediyor. Intel’in Series 1 işlemcilerini Casper Nirvana dizüstü bilgisayarıyla buluşturan Casper bir ilke daha imza attı. Türkiye’de ilk kez Intel Series 1 işlemcileri Casper Nirvana X600 ve X700 dizüstü bilgisayarıyla buluşturan Casper, profesyonel hayatın karmaşık süreçlerini kolaylaştırıyor. Birinci sınıf ince ve güçlü dizüstü bilgisayarlar için optimize edilen Series 1 işlemciler, 15W yapısı ile bir önceki nesil işlemcilere göre hem yaklaşık yüzde 20 daha az güç tüketimi sağlarken, turbo frekansta 5Ghz’e çıkabilen ortalama yüzde 15 daha yüksek performans ile öne çıkıyor. Aynı zamanda daha az güç tüketimi sağlayan işlemciler, kullanıcılara hareket halindeyken oyun oynama, içerik oluşturma ve üretkenlik için performansından ödün vermeden çok daha uzun saatler boyunca işlemlerini gerçekleştirebilme kabiliyeti kazandırıyor. Masaüstü bilgisayar performansını dizüstü bilgisayarlarda deneyimleme imkanı Intel’in 2024 yılında lanse ettiği “U” serisi işlemcilerde en yüksek performansa sahip Series 1, Casper Nirvana X600 ve X700’ün performansını ve yüksek mobilite özelliğini kusursuz bir uyum içinde artırıyor. 3D performanslı hibrit mimarisiyle iki çekirdekli mikro mimariyi tek bir işlemci yongasında birleştiren Series 1, her bir çekirdek türü için belirli görevleri gerçekleştirebiliyor. Aynı zamanda Intel Core 5 120U ve Core 7 150U işlemci seçenekleriyle özelleştirilebilen Nirvana X600 ve X700, Microsoft Copilot’un gelişmiş yapay zeka özelliği sayesinde tüm profesyonellere masaüstü bilgisayar performansını dizüstü bilgisayarlarda deneyimleme imkanı sunuyor.
CANiK’ten genç Türk robot tasarımcılarına dünya şampiyonasında destek
05 Mayıs 2024 Pazar - 11:55 CANiK’ten genç Türk robot tasarımcılarına dünya şampiyonasında destek Türk Savunma sanayisinin önde gelen üreticilerinden CANiK, ABD’de gerçekleştirilen, 53 ülke ve 420 takımın katıldığı VEX Robotik Dünya Şampiyonası’nda gençlerin heyecanına ortak oldu. Türkiye’den katılan 3 okul arasından 1 okulun ulaşım ve kıyafet sponsorluğunu üstlenen CANiK, geleceğin robot tasarımcılarına destek verdi. Dünyanın önde gelen robotik tasarım yarışmalarından biri olan, global savunma sanayi devlerinden Northrop Grumman başta olmak üzere Tesla, Amazon, America’s Navy ve Eaton gibi büyük kurumların sponsor olarak yer aldığı VEX Robotik Dünya Şampiyonası, bu yıl 25 Nisan- 3 Mayıs tarihleri arasında Dallas’ta Kay Bailey Hutchison Convention Center’da düzenlendi. Guinness rekorlar kitabında dünyanın en büyük robotik turnuvası olarak yer alan VEX Robotics Dünya Şampiyonası’na 53 ülke ve 420 takım katıldı. Şampiyonada, Türkiye’den katılan 3 okuldan biri olan Samsun Bilgi Okulları Robotik Takımı’nın sponsorluğunu ise CANiK üstlendi. Son derece heyecanlı geçen turnuvada öğrenciler, hazırladıkları projelerini jüri karşısında sergiledi. "Geleceğin dahilerine destek vermeye devam edeceğiz" CANiK Yönetim Kurulu Üyesi ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Komite Başkanı Didem Aral konuyla ilgili olarak, "CANiK Kurumsal Sosyal Sorumluluk Komitesi olarak, BM Global Compact’in Sürdürülebilirlik amaçları doğrultusunda bir dizi projeyi hayata geçirdik ve bu çok değerli yola adım attık. Bu çerçevede, dünya ekonomisinin ve geleceğin merkezinde yer alan robotik alanında, ülkemiz öğrencileri yurt dışında büyük başarılar elde ediyor. Öğrencilerimizin bu alandaki yetenekleri, başarıları ve azimleri, ülkemizin aydınlık geleceği adına hepimize cesaret ve umut veriyor. SYS Grup Şirketleri içerisinde yer alan İstanbul merkezli UNIROBOTİCS şirketimizde de mekatronik alanında birçok mühendis çalışmaktadır. Bu yüzden de Türkiye’deki bu alanda faaliyet gösteren kurumlarımızı, kulüplerimizi ve bireylerimizi desteklemek Grubumuzun stratejisi içerisinde yer almaktadır. CANiK olarak, dünyanın en başarılı okullarının yarıştığı bu prestijli organizasyonda teknoloji ve yeniliklerin global temsilcisi olarak yer almak ve çocuklarımızın heyecanına tanık olmak bizim için büyük bir gurur ve mutluluk kaynağı oldu. Bugüne kadar birçok ödül kazanan Samsun Bilgi Okulları Robotik Takımı’nı başarılarından dolayı içtenlikle kutlarım. CANiK olarak, gençlerimizin başarılarına destek olmaya ve onları teşvik etmeye önümüzdeki yıllarda da devam edeceğiz" dedi.
Bitki özlerinden ekmekte küflenmeyi geciktirecek katkı maddesi ürettiler
05 Mayıs 2024 Pazar - 11:28 Bitki özlerinden ekmekte küflenmeyi geciktirecek katkı maddesi ürettiler Zonguldak’ta 6. sınıf öğrencisi Ayşe Eslem Yangın, bitkilerin küflenme üzerindeki etkisine bakmak için çalıştığı projesiyle, TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda bölge birinciliği kazandı. Prof. Dr. Şaban Teoman Duralı Bilim ve Sanat Merkezi 6. sınıf öğrencisi Ayşe Eslem Yangın, ekmeklerin daha geç küflenmesini sağlayacak doğal bir madde üretti. Danışman öğretmeni Burcu Atabey Özdemir ile birlikte çalışmaya başlayan Yangın, doğadaki bitkileri ve özelliklerini araştırdı. Yangın, çevresinden öğrendiği tüketilebilir bitkilerin özelliklerine yoğunlaşarak bitki özütleri elde etti. Bu özütleri kullanarak ekmekler hazırladı. Özütlerin bitkilerde küflenme süresi üzerindeki etkisini inceledi. Ot çayı özütünün küflenmeyi geciktirdiğini gözlemleyen Yangın, aynı özütleri kullanarak oluşturduğu biyobozunur ambalajlarında ekmeklerde aynı etkiyi gösterdiğini gözlemledi. Ayşe Eslem Yangın, projesiyle TÜBİTAK 2204-B Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması Ankara Bölge Finali’nde 1. olarak Türkiye Finali’ne katılmaya hak kazandı. Projesini gazetecilere anlatan Yangın, “Doğal gıda katkı maddeleriyle küflenmeyi önleyelim adlı proje yaptım. Bu projeyi yapmamın sebebi de bitkilerin küflenmeye olan ilgisine bakmak. Küflenme dünyanın bir sorunu olduğu için ben bu sorunu biraz da olsa engellemek istedim. Bazı bitkileri kullanarak bunların özlerini çıkartıp hem biyobozunur ambalaj hem de bunlardan ekmek yaptım. Bitki özütlerini soxhlet ekstraksiyon cihazında özütledim. Özütleme işlemi sonunda da özütleri kahverengi cam şişelere koyarak +4 derecede buzdolabında sakladım. Sonra bunlardan ekmek yaptım. Ekmekte sadece su yerine bitki özütlerini kullandım. Kullandığım bitkiler ot çayı, kuşburnu, ayva yaprağı, çakal eriği bu bitkilerin özütleriyle hazırlanan ekmekleri streç filme sararak her hafta boyunca ne kadar küflenip küflenmediğine baktık. Sonra bunları bir grafik haline getirdik. Ot çay özütü katkılı ekmek üç hafta boyunca küflenmeden dururken diğerleri küfleniyor. Ot çayı özütü katkılı ekmek dördüncü hafta başlarında küfleniyor. Ekmekleri desteklemek için biyobozunur gıda ambalajları yaptık. Biyobozunur gıda ambalajlarının içerisine gliserin, saf su, bitki özütü ve jelatin kattık. Bunları yaptıktan sonra kalıplara dökerek 24 saat boyunca oda koşullarında beklettik. Katkısız ekmekleri bunların içerisinde iki hafta boyunca beklettik. Ne kadar küflenip küflenmediğine baktık. Ot çayı özütü katkılı biyobozunur ambalajına sarılı ekmek dilimlerinde hiç küflenme olmuyorken katkısız biyobozunuru gıda ambalajına sarılı ekmek diliminde küflenme en fazla oluyor. Benim önerilerim ot bitkisinin kimyasal içeriği konusunda üst derece bilimsel araştırmalar yapılabilir. Küflenmeyi önleme mekanizması anlaşılabilir. Hem sadece ekmekte değil diğer gıdalar ve raf ömrünün arttırılıp arttırılmayacağına bakılabilir. Ben bu projem ile TÜBİTAK Ankara bölge birinciliğini elde ettim” dedi. Projesinin ekmek israfına da olumlu katkılarının olabileceğini sözlerine ekleyen Yangın, “İnsanlar ekmeği çok alıyor. Çok alınınca da yenmeden çöpe atılıyor. Ayrıca bu bitki özütlerini katarak ekmeğin ömrünü uzattıkça yenme süresini arttırıyor. Bu bitkileri ben amcamla yazın tarlaya çıktığımda topluyordum. Bu bitkilerden ot çayı bölgemize has bir bitkidir” ifadelerini kullandı.
4006 Bilim Fuarı Ağrı’da bilim coşkusu yaşatıyor
04 Mayıs 2024 Cumartesi - 16:00 4006 Bilim Fuarı Ağrı’da bilim coşkusu yaşatıyor TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarı, Ağrı’da heyecanla devam ediyor. İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen fuar, 22 okulun katılımıyla bilimin ve keşfetmenin coşkusunu yaşatıyor. Fuar kapsamında sergilenen projeler, öğrencilerin yaratıcılıklarını ve araştırma becerilerini gözler önüne seriyor. Çevre dostu teknolojilerden sağlık ve biyoteknoloji alanındaki yeniliklere kadar geniş bir yelpazede projeler, ziyaretçilere ilham verici bir bilim deneyimi sunuyor. Her bir proje, farklı bir bilgi dünyasına kapı aralarken, bilimin sınırsız evreninde yeni ufuklara yelken açma imkanı sunuyor. Öğrencilerin yanı sıra öğretmenler ve veliler de fuara yoğun ilgi gösteriyor. Veliler, çocuklarının bilimsel ve teknolojik meraklarını desteklemek için onları fuara götürerek, bilginin ve öğrenmenin önemini vurguluyor. TÜBİTAK’ın desteğiyle düzenlenen bu fuarlar, genç neslin bilime ve teknolojiye olan ilgisini artırmak ve onları geleceğin bilim insanları olarak yetiştirmek için önemli bir adım olarak görülüyor. Ağrı’da gerçekleşen bu bilim şöleni, şehrin bilimsel potansiyelini ve gençlerin yeteneklerini sergileyerek geleceğe umutla bakmaya ilham veriyor. İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, fuarın önemine değinerek yaptığı açıklamada, "TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarı, öğrencilerimizin bilimsel düşünme becerilerini geliştirmeleri ve araştırma yapma alışkanlığı kazanmaları için önemli bir platformdur. Bu fuarlar sayesinde öğrencilerimiz, bilimin ve teknolojinin günlük hayatımızdaki önemini kavramakta ve bu alanlarda kendilerini geliştirmeye teşvik edilmektedir." dedi. Fuarın, Ağrı’daki bilim ve teknolojiye olan ilgiyi artırmada da önemli bir rol oynadığını belirten Kökrek, tüm vatandaşları fuarı ziyaret etmeye davet etti.