Son Dakika
|
İstanbul’da polisevinde yangın paniği
Tuzla’da işçi konteynerlerinde yangın: 7 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''İlahilerden rahatsız olunmamalı''
Şehit Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın görüntüsü ortaya çıktı!
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek PFDK’ya sevk edildi
Trump'tan İran'a: "Nükleer silaha sahip olmalarına izin vermeyeceğim"
F-16 uçağının düştüğü bölgede çalışmalar sabahın ilk ışıklarıyla devam ediyor
Balıkesir’de F-16 uçağı düştü: Pilot şehit oldu
Bursa’da film gibi cinayet davasında karar!
MHP lideri Bahçeli: ''MEB'in ramazan genelgesini sonuna kadar destekliyorum''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
Hollanda Kraliyet Havayolları Amsterdam-Tel Aviv uçuşlarını geçici olarak askıya aldı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Hem savaşa hem de barışa hazırız"
ABD’li Özel Temsilci Barrack, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile görüştü
Uludağ’daki uluslararası kayak organizasyonlarının lansmanı Bursa’da yapıldı
Bakan Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi
TİKA’dan Astana’da 500 kişilik iftar programı
Bakan Fidan, İİT üyesi ve gözlemcisi ülkelerin büyükelçileriyle iftarda bir araya geldi
TEKNOLOJİ
KBÜ’lü akademisyenden Türkiye’de ilk, dünyada ikinci: Zeki PCB üretim makinesi geliştirildi
25 Şubat 2026 Çarşamba - 16:56:10
KARABÜK (İHA) – Karabük Üniversitesinde (KBÜ) yürütülen Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) destekli proje kapsamında, eklemeli imalat teknolojisiyle görüntü işleme temelli zeki baskılı devre kartı (PCB) üretim makinesi geliştirilerek yerli üretime kazandırıldı. TÜBİTAK destekli projeyle geliştirilen görüntü işleme temelli zeki baskılı devre kartı üretim makinesi, yüksek hassasiyetli ve yerli üretime imkan sağlıyor. Karabük Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hatice Evlen’in yürütücülüğünü yaptığı proje çerçevesinde, Türkiye’de ilk, dünyada ikinci olma özelliği taşıyan zeki PCB üretim makinesi hayata geçirildi. TÜBİTAK 1507 KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı kapsamında desteklenen "Eklemeli İmalat Teknolojisiyle Görüntü İşleme Temelli Zeki Baskılı Devre Kartı (PCB) Üretim Makinesi Tasarım ve İmalatı" projesi ile yenilikçi üretim teknolojileri alanında önemli bir adım atıldı. 2021 yılında patenti alınan makine, klasik yöntemlerle üretimi zor olan elektronik devre kartlarının yüksek hassasiyetle üretilmesine imkan sağlıyor. Karabük Üniversitesi Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren Elya Mekatronik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin sahibi de olan Doç. Dr. Hatice Evlen tarafından yürütülen proje, üniversite-sanayi iş birliğinin somut örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Üç boyutlu yazıcı tabanlı ve görüntü işleme destekli sistem, üretim sırasında kamera aracılığıyla anlık görüntü alarak hata tespiti yapabiliyor. Sistem, kendi kendine kalibrasyon sağlayıp baskı esnasında düzeltme gerçekleştirebiliyor. Sıcaklık, basınç ve süre gibi parametrelerin kontrol edilmesiyle üretimde maksimum hassasiyet hedefleniyor. Proje hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Hatice Evlen, görüntü işleme mantığıyla çalışan üç boyutlu yazıcı üretimi gerçekleştirdiklerini belirterek, "Elektronik devre kartlarını kendi kendine kalibrasyon yapabilen zeki bir makinede üretebiliyoruz. Yalnızca zeki PCB üretim makinesi geliştirmiyoruz; aynı zamanda makinede kullanılmak üzere gümüş ve karbon nanotüp temelli yüksek iletkenli mürekkepler de üretiyoruz" dedi. Evlen, iletkenlik ölçümlerinin sağlıklı şekilde yapılabilmesi amacıyla iki farklı ölçüm aralığına sahip dört noktalı problu cihaz üretildiğini ifade ederek, söz konusu cihazların kalibrasyonunun akredite laboratuvarlarda gerçekleştirildiğini ve hem sanayiye hem de akademiye hizmet sunmasının planlandığını kaydetti.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:12
Hitit Üniversitesi Milli Teknoloji Atölyesi kapılarını öğrencilere açtı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde ve TÜBİTAK desteğiyle Çorum Hitit Üniversitesi bünyesinde kurulan "Milli Teknoloji Atölyesi", kapılarını öğrencilere açtı. Öğrencilerin bilim ve teknoloji alanında yetkinlik kazanmasını hedefleyen merkez için 30 milyon liralık destek sözleşmesi imzalandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde ve TÜBİTAK desteğiyle Hitit Üniversitesi bünyesinde kurulan "Milli Teknoloji Atölyesi", öğrencilerin kullanımına açıldı. Kuzey Kampüste Teknoloji Merkezi yanında yer alan atölye, gençlerin bilim ve teknoloji alanlarında yetkinlik kazanmasını, millî teknolojilerin geliştirilmesine katkı sunacak nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesini ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesini amaçlıyor. Hitit Üniversitesinin "4003-T Milli Teknoloji Atölyeleri Proje Desteği"ne yaptığı başvuru TÜBİTAK tarafından kabul edildi. Atölyelerin kurulumundan teknik ekipman teminine, sarf malzemelerinden proje faaliyet giderlerine ve personel istihdamına kadar geniş kapsamlı destek için 36 ay süreli, 30 milyon liralık destek sözleşmesi imzalandı. TÜBİTAK tarafından yürütülen "4003-T Milli Teknoloji Atölyeleri Proje Desteği" kapsamında hayata geçirilen atölye, öğrencilerin ulusal ve uluslararası bilim ve teknoloji yarışmalarına hazırlanabilecekleri donanımlı üretim alanları oluşturmayı hedefliyor. Program çerçevesinde TÜBİTAK destekli kurulan atölyelerde, takımların ihtiyaç duyduğu makine, teçhizat ve sarf malzemeleri temin edilerek proje geliştirme süreçleri destekleniyor. Hitit Üniversitesi Milli Teknoloji Atölyesi, randevu sistemiyle öğrencilerin kullanımına sunuldu. Prototipleme cihazları, elektronik ve mekanik geliştirme alanları ile sarf malzeme destekleri sunan atölye, eğitim ve mentörlük imkanlarıyla öğrencilerin projelerini tasarlama, geliştirme ve test etme süreçlerine katkı sağlıyor. Atölye aynı zamanda teknoloji yarışmalarına hazırlık süreçlerine de destek veriyor. Türkiye genelinde gençlere üretim kültürü kazandırmayı ve fikirlerini ürüne dönüştürebilecekleri nitelikli ortamlar oluşturmayı hedefleyen Milli Teknoloji Atölyeleri, üniversite-TÜBİTAK iş birliğinin önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:09
Karabük’ten 4 ülkeye sağlık yazılımı ihracı
Karabük Üniversitesi (KBÜ) Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren İnfomed Yazılım Bilgisayar Medikal İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından geliştirilen sağlık bilişimi yazılımları, Türkiye’nin yanı sıra 4 farklı ülkede 18 hastanede aktif olarak kullanılıyor. Karabük Teknokent bünyesinde 2022 yılında faaliyete başlayan firma, sağlık bilişimi alanında uçtan uca dijital çözümler geliştiriyor. Sağlık Bakanlığı standartlarına uygun ve akredite yazılımlarıyla öne çıkan şirket; laboratuvar, hastane ve radyoloji bilgi yönetim sistemleri başta olmak üzere sağlık sektörüne yönelik çeşitli yazılımlar üretiyor. Firmanın CEO’su ve Ar-Ge Müdürü Serdar Balaban yaptığı açıklamada, kuruluşlarından bu yana ağırlıklı olarak Sağlık Bakanlığına yönelik projeler geliştirdiklerini söyledi. Laboratuvar Bilgi Yönetim Sistemleri (LBYS), Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri (HBYS), Radyoloji Bilgi Yönetim Sistemleri (RBYS) ve PACS yazılımları ile geniş bir kullanıcı ağına ulaştıklarını belirten Balaban, laboratuvar bilgi yönetim sistemlerinin Irak ve Kuzey Irak’taki hastanelerin büyük bölümünde aktif olarak kullanıldığını ifade etti. Balaban, söz konusu yazılımların Türkiye genelinde yaklaşık 30 sağlık kurumunda uygulandığını aktararak, Ortak Sağlık Güvenlik Birimlerine (OSGB) yönelik geliştirilen otomasyon yazılımının ise Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 800 OSGB firması tarafından kullanıldığını kaydetti. Radyoloji bilgi yönetim sistemi ve PACS yazılımlarının Sağlık Bakanlığı tarafından akredite edildiğine dikkati çeken Balaban, "Türkiye’de yaklaşık 200 kurum PACS yazılımımızı kullanıyor. Bunun yanı sıra 4 farklı ülkede 18 hastanede yazılımlarımız aktif olarak hizmet veriyor." dedi. Karabük Teknokent’te yer alma sürecine de değinen Balaban, akademik yönlendirmeyle Teknokent’e dahil olduklarını belirterek, teknokentin sunduğu desteklerin firmaya önemli katkılar sağladığını dile getirdi. Bugüne kadar 3 Ar-Ge projesini tamamladıklarını, 2’sinin ise devam ettiğini bildiren Balaban, saha tecrübesine dayalı geliştirilen algoritmaların sektörde karşılık bulduğunu vurguladı. Balaban, Irak’ın ihtiyaçlarına yönelik bir ERP yazılımı üzerinde çalıştıklarını belirterek, yazılımın Karabük Teknokent’te geliştirilerek yurt dışına ihraç edilmesinin hedeflendiğini sözlerine ekledi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 13:24
Yeni nesil kilitler "kilitli kalma" sorununa çözüm sunuyor
Ortak kullanım alanlarında sıkça yaşanan şifre unutma, anahtar kaybı ve pil bitmesi gibi sorunlara karşı geliştirilen yeni nesil elektronik dolap kilitleri, kullanıcı mağduriyetlerini azaltmayı hedefliyor. Kart, şifre, parmak izi ve Bluetooth gibi farklı erişim seçenekleriyle sunulan sistemlerin, AVM’lerden spor salonlarına, hastanelerden iş yerlerine kadar geniş bir kullanım alanında anahtarsız ve hızlı erişim sağlaması amaçlanıyor. AVM’lerde şarj istasyonlarının yanında konumlanan emanet dolapları, spor salonu soyunma alanları ve hastanelerde personel dolapları gibi yoğun sirkülasyonlu noktalarda erişim kaynaklı sorunlar işletmelerin en sık karşılaştığı başlıklar arasında yer alıyor. Telcom ve General Kilit tarafından geliştirilen DK serisi elektronik dolap kilitlerinde yer alan tam otomatik açma-kapama, master kart veya şifre ile beklemeden açma ve düşük pil uyarısı gibi özelliklerle bu sorunların önüne geçilmesi hedefleniyor. Şifre unutulsa da sistem devrede Serinin öne çıkan modellerinden DK-113’te, şifre unutulması durumunda master kart veya master şifre ile anında açma imkanı sunuluyor. Bu sayede işletmelerde yetkili müdahale bekleme süresi ortadan kaldırılarak kullanıcı sirkülasyonunun hızlandırılması amaçlanıyor. DK-111 modelinde ise pil kaynaklı mağduriyetlerin önüne geçilmesine yönelik bir yaklaşım öne çıkıyor. Sistem, düşük pil uyarısı vererek kullanıcıyı önceden bilgilendirirken pil tamamen bitmeden önce otomatik açılma özelliğiyle kilitli kalma riskini azaltıyor. Pilin tamamen bitmesi durumunda ise harici batarya ile açılabilme imkanı sunuluyor. Farklı senaryolara uygun çözümler DK serisi ürünlerde farklı kullanım alanlarına göre çeşitlenen çözümler dikkat çekiyor. Şifreli sistemlerde kalıcı ve geçici şifre yaklaşımıyla günlük ya da ziyaretçi bazlı kullanım kolaylaştırılırken, kartlı ve şifreli modellerde MIFARE kart desteği, yanlış denemelerde geçici bloke ve dolap dolu veya boş bilgisini gösteren LED uyarılar yer alıyor. Parmak izi okuyucu bulunan modellerde kullanıcıya hızlı ve kişisel erişim imkanı sağlanırken, dokunmatik, RFID ve Bluetooth destekli modellerde ise özellikle spor salonları gibi yoğun kullanım alanlarında temassız ve mobil erişim ihtiyacına yanıt verilmesi hedefleniyor. Anahtarsız kullanım öne çıkıyor Sahadaki kullanım senaryolarında kullanıcıların AVM’de telefonunu şarja bırakırken eşyalarını güvenle dolaba koyması, spor salonlarında antrenman sırasında hızlı erişim sağlaması ve hastanelerde vardiya değişimlerinde personelin dolap kullanımını pratik şekilde yönetmesi gibi ihtiyaçlar öne çıkıyor. Artan erişim seçenekleriyle birlikte anahtar taşıma zorunluluğunun azaltılması ve kullanım sürecinin hızlandırılması amaçlanıyor. Pazar büyürken güvenlik de gündemde Elektronik kilit sistemlerine yönelik talep dünya genelinde artarken, akıllı kilit pazarının 2024 yılında yaklaşık 2,77 milyar dolar seviyesinde olduğu ve 2030 yılına kadar 8,14 milyar dolara ulaşmasının beklendiği ifade ediliyor. Bu büyüme ile birlikte elektronik erişim sistemlerinde siber güvenlik, yazılım güncellemeleri ve erişim kayıtları gibi başlıkların daha fazla önem kazandığı belirtiliyor. Aynı zamanda veri güvenliği kapsamında KVKK ve GDPR uyumlu sistemler ile üretici imzalı güncelleme politikaları da tercih kriterleri arasında yer alıyor. "Operasyonel kolaylık ve güvenli kullanım" Telcom ve General Kilit Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yücel, elektronik kilit çözümlerinde temel hedefin kullanıcı deneyimini iyileştirmek olduğunu belirterek, şifre unutma gibi durumlarda sürecin hızlı ilerlemesini sağlamak ve güvenli kullanım sunmak için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
25 Şubat 2026 Çarşamba- 09:13
OMÜ, Hong Kong’da APAIE 2026’da uluslararasılaşma vizyonunu tanıttı
2
25 Şubat 2026 Çarşamba- 10:16
Öğrenciler akademisyenlerle buluştu
3
23 Temmuz 2025 Çarşamba- 22:12
TUSAŞ ile Ge-Aerospace arasında HÜRJET Jet eğitim uçağının motoru için mutabakat zaptı imzalandı
4
26 Mart 2018 Pazartesi- 14:48
GetContact kim beni rehberine nasıl kaydetmiş ! | GetContact Nedir, Ne İşe Yarar, Nasıl Kullanılır? (GetContact indir)
5
30 Ocak 2026 Cuma- 11:31
Sivas Belediyesi kendi mühendisleriyle eşi benzeri bulunmayan bir su sayacı üretti
18 Şubat 2026 Çarşamba - 14:46
Savunma sanayi ihracatı 10 milyar dolar seviyesine ulaştı
Türkiye’nin savunma sanayi devlerinden ROKETSAN’ın üst düzey yönetimi, stratejik iş birliği için Bolulu sanayicilerle bir araya geldi. ROKETSAN Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Yiğit, "Türkiye son 20 yılda savunma sanayinde gerçekleştirdiği büyük atılımlarla yerlilik oranını yüzde 20’lerden yüzde 80’in üzerine çıkarmış, savunma ihracatımız 10 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır" dedi. Türkiye’nin savunma sanayisindeki yerlilik oranını artırmak ve sürdürülebilir gelişimi sağlamak amacıyla Bolu’da kritik zirve gerçekleştirildi. ROKETSAN Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Yiğit’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci ile Bolulu sanayiciler bir araya geldi. Bolu sanayisinin ROKETSAN’a malzeme tedariki ve ortak üretim süreçlerine dahil olması masaya yatırıldı. ROKETSAN’ın üretimini yaptığı füze ve roket maketleri sergilendi. "Türkiye dünyanın açık ara bir numarası konumunda" Toplantıda konuşan ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, Türkiye’nin savunma sanayisinde uluslararası bir başarı hikayesi yazdığını belirterek, "Türkiye, insansız hava araçlarında ve onların mühimmatlarında dünyanın açık ara bir numarası konumunda. Savunma sanayi üretiminde yerlilik oranını yüzde 90’lara yaklaştırmış bir endüstriyle kendi ihtiyacını değil, dost ve kardeş ülkelerin ihtiyaçlarını da karşılayan bir noktaya ulaştı. Bu neden önemli. Hepimiz yakından takip ediyoruz. Dünyada çok ciddi bir savaş, ciddi bir çatışma ortamı var. Türk savunma sanayisi Dünya’daki rakiplerine bazı alanlarda avantaj sağlayan noktaya ulaştı. Bu bizim için kıymetli. Gelecek nesillerimizin güvenliği için kendi kendine yeten bir savunma sanayinin varlığı hayati önem taşıyor. Bolu’nun yetiştirdiği gençlerin, kendi şehirlerinde katma değeri yüksek bir endüstride çalışma şansı bulması, kentin hem ekonomik hem de teknolojik kalkınmasına büyük katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci sonrasında ise ROKETSAN’ın vizyonunu katılımcılara aktardı. Yapılan füze, roket, hava savunma araçlarını salondaki katılımcılara tanıttı. "Bolu çok güçlü bir lokasyona sahip" Bolu’nun Ankara ve İstanbul arasında yer alması nedeniyle lojistik ve stratejik açıdan büyük avantaja sahip olduğunu vurgulayan Murat İkinci, şunları söyledi; "Bolu, Türk Savunma Sanayii’ne çok ciddi katkılar yapabilecek bir ilimiz. Buradaki başarıyı ancak üniversite-sanayi iş birlikleri ile gerçekleştirebiliriz. Ekibimizle birlikte Bolu’daki sanayicilerimizle ortak çalışmalar yaparak, onların sektöre katkısını artırmanın gayreti içerisinde olacağız. İnşallah bundan sonraki süreçte Bolu’nun savunma sanayine çok ciddi destekler sağladığını hep beraber göreceğiz. "Savunma ihracatımız 10 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır" ROKETSAN Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Yiğit ise "Büyük resmi doğru okumak zorundayız. Dünya ekonomisinde belirleyici olan 3 temel unsur vardır: Teknoloji, kalite ve sürdürülebilirlik. Bu alanlarda konumlanamayan şehirler, uzun vadede rekabet gücünü koruyamaz. Küresel ölçekte baktığımızda, savunma sektörü bu üç unsurun en yoğun şekilde birleştiği alanlardan biridir. Değerli konuklar, bugün dünya savunma harcamaları 2 trilyon doların üzerine çıkmış durumdadır. Savunma teknolojileri; havacılıktan otomotive, enerjiden haberleşmeye, yazılımdan yapay zekaya kadar pek çok alana yön veren sivil teknolojilerin lokomotifi durumundadır. Türkiye’miz son 20 yılda savunma sanayinde gerçekleştirdiği büyük atılımlarla yerlilik oranını yüzde 20’lerden yüzde 80’in üzerine çıkarmış, savunma ihracatımız 10 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleşen bu dönüşümle Türkiye’miz, küresel ölçekte güçlü bir aktör haline gelmiştir. Bu sürecin en önemli oyuncularından biri ROKETSAN’dır. Roket, füze, hassas güdümlü akıllı mühimmat ve uzay teknolojilerinde ülkemizin savunmasına güç katan ve bayrağımızı dünyanın dört bir yanında dalgalandıran ROKETSAN, dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasında yer alıyor. ROKETSAN’ımızın bu başarısı; güçlü AR-GE altyapısı, üniversite iş birlikleri ve nitelikli tedarik zinciri sayesinde mümkün olmuştur. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, üniversite-sanayi iş birliği şehirlerin geleceğini değiştirir. Güçlü etkileşim kuran şehirler; teknoloji üreten, patent geliştiren ve yatırım çeken merkezlere dönüşür. İstihdam artar, yan sanayi gelişir, nitelikli iş gücü artar ve yaşam kalitesi yükselir. Sonuç olarak bu iş birliği 3 temel kazanım sağlar: Rekabet gücü artar, katma değerli üretim güçlenir, sürdürülebilir kalkınma sağlanır. Bu nedenle günümüzde üniversite-sanayi iş birliği bir tercih değil, artık stratejik bir zorunluluktur" diye konuştu. Programın sonunda "Stratejik İş Birliği Anlaşması" imzalandı.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 13:19
Niğde Valiliği’nden TEKNOFEST 2026 çağrısı: Başvurular sürüyor
Niğde Valiliği, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST kapsamında düzenlenen 2026 Teknoloji Yarışmaları için başvuruların başladığını duyurdu. Bu yıl Şanlıurfa’da gerçekleştirilecek TEKNOFEST, 75 milyon TL ödül ve 100 milyon TL’nin üzerinde maddi destekle gençleri bilim ve teknoloji alanında üretmeye davet ediyor. Fikirlerini projeye dönüştürmek isteyen gençler için yarışma başvuruları 20 Şubat 2026 tarihine kadar devam edecek. Niğde Valiliği tarafındna yapılan açıklamada; "30 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında GAP Havalimanı’nda düzenlenecek festival, binlerce yıllık tarihiyle öne çıkan Şanlıurfa’da teknoloji ile tarihi buluşturacak. TEKNOFEST 2026 kapsamında bu yıl 52 ana yarışma ve 127 alt kategoride organizasyon gerçekleştirilecek. Roket, Tarım Teknolojileri, İnsansız Hava Araçları, Sağlıkta Yapay Zeka ve Hareketli Uydu Terminali gibi yoğun ilgi gören yarışmaların yanı sıra bu yıl ilk kez Elektronik Harp, İleri Otonom Sistemler, Maden Teknolojileri, FPV Drone İzleme ve İnsanlık Yararına Teknolojiler yarışmaları da başvuruya açıldı.2018 yılından bu yana 4 milyondan fazla başvuru alan TEKNOFEST, ilkokuldan lisansüstü seviyeye kadar her eğitim düzeyinden gencin katılımına imkan tanıyor. Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yürütücülüğünde gerçekleştirilen festival, 2026 yılında da gençleri teknoloji üretmeye teşvik etmeyi hedefliyor" ifadelerine yer verildi. Teknoloji yarışmalarına katılmak isteyenler başvurularını 20 Şubat’a kadar TEKNOFEST’in resmi internet sitesi üzerinden yapabilecek.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:12
Türk bilim adamlarının çalışması Avrupa’da yankılandı
Türk bilim adamları, Antik Roma belgelerine dayandırılan, ‘tedavilerde insan ve hayvan dışkısı kullanıldığı’ arkeolojik çalışmalarla kanıtladı. Konuyla ilgili çalışmanın yer aldığı, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibinin yazdığı bilimsel makaleye Avrupa’da geniş yankı uyandırdı. Antik Roma belgelerinde karşılaşılan, insan dışkısının merhem gibi doğrudan hastalıklı bölgeye sürüldüğü bilgisi günümüz bilimsel metotları ile kanıtlandı. Hipokrat, Plinius ve Galen gibi dönemin şifacılarının dışkıyı iltihap, enfeksiyon ve üreme bozukluklarında kullandığı iddiaları da Türk bilim adamlarının çalışmasıyla kanıtlandı. Arkeologların bulduğu 1900 yıllık bir şişede insan dışkısına dair kimyasal izler tespit edildi. İzmir’in Bergama ilçesindeki Bergama Arkeoloji Müzesi’nde bulunan şişede Prof. Dr. Cenker Atila, Kimyager Dr. İlker Demirbolat ve Tıp Tarihçisi Dr. Rana Babaç Çelebi’nin yaptığı kimyasal analizine göre şişede ayrıca kekikten elde edilmiş aromatik birleşikler de bulundu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibinin yazdığı bilimsel makale Avrupa’da ses getirdi. Yabancı bir dergide yer alan makaleye Avrupa’da birçok basın organında yer verildi. Bin şişeden 7’sinde çıktı Konuyla ilgili açıklama yapan Atilla, "Ben arkeolojide cam ve seramik uzmanıyım. 2009 yılında Bergama Müzesi Cam Eserleri adlı bir kitap çalışmam oldu. O sırada Bergama’daki bütün cam eserleri inceledim. Bu çalışmayı yaparken bazı eserler içerisinde kalıntılar olduğunu fark ettim. Daha sonra bir Aroma Terapi Festivali’nde Kimyager arkadaşım Dr. İlker Demirbolat ve Tıp Tarihçisi Dr. Rana Babaç Çelebi ile tanıştık. Bergama’daki kalıntıların analizini yapıp yorumlayabiliriz diye düşündük. Sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izinlerimizi aldık ve müzeye gittik. Bin eser içerisinde 7 tanesinde kalıntı çıktı. Bunlardan da bir tanesinde veri sağlayabilecek kalıntılar elde ettik" dedi. Günümüz bilimsel metotlarıyla kanıtlandı Atilla çalışmalarına kadar, Mısır’da, Çin’de, Yunan ve Roma antik kaynaklarında insan ve bazı hayvan dışkılarının tıpta kullanıldığının bilindiğini ancak günümüz bilimsel metotlarıyla kanıtlanmadı ifade edip, "Mısır’da, Çin’de, Yunan ve Roma antik kaynaklarında insan ve bazı hayvan dışkılarının tıpta kullanıldığını biz biliyoruz. Fakat bu gerçek mi, gerçekse tam olarak nasıl kullanılıyor? Biz bunların cevabını bilemiyorduk. Bu buluşun çok ilginç ve komik de bir süreci var. Kimyasal analizleri yapan İlker arkadaşımız analizleri yapıyor, içinde gaita çıkıyor. Biz ilaç olabileceğini düşünüyorduk ama bitkisel kökenli başka şeyler bekliyorduk. Bu sonucu öğrendiğimizde çok mutlu olduk. Kokuyu bastırmak için kekik de atmışlar. Biz bunun doğrudan Galenos veya Galenos’un öğrencileri tarafından yapıldığını düşündük. Antik Çağ’da kullanıldığını bildiğimiz bir şeyin günümüze kadar gelmiş olan ilaç olduğu ispatlanmış oldu. Bunu da hemen makaleye çevirdik" şeklinde konuştu. Antik kaynaklar detay vermiyor Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila, antik kaynaklarda insan dışkısının anti bakteriyel özelliğinden bahsedilse de hangi hastalıklarda kullanıldığına dair bilgi bulunmadığını vurgulayarak şunları söyledi. "Anti bakteriyel özelliklerinden dolayı antik kaynaklar hangi hastalığa kullanıldığı ile ilgili bir veri sunmuyor. Ama her tür mikrobun öldürülmesinde, yaraların iyileştirilmesinde insan ve hayvan gaitası kullanılıyor. Galenos, ‘Hastalarınız geldiğinde bunun içeriği hakkında bilgi vermeyin. Yoksa ilacı kullanmayı reddederler’ diyor"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:01
Balıkesir Teknokent ile Teknopark İstanbul arasında iş birliği protokolü
Balıkesir Teknokent ile Teknopark İstanbul arasında iş birliği protokolü imzalandı. İmzalanan protokol kapsamında; teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerinin ticarileştirilmesi, girişimcilere mentorluk, eğitim ve teknik altyapı desteği sağlanması amaçlanıyor. Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol’un ev sahipliğinde gerçekleştirilen imza törenine; Genel Müdür Yardımcıları Oğuz Özcan, Murat Topalfakıoğlu ve Burak Keskik ile Balıkesir Teknokent Genel Müdürü Burcu Aydemir ve Proje Geliştirme ve İş Birlikleri Uzmanı Büşra Şeker katıldı. Prof. Dr. Abdurrahman Akyol ve Balıkesir Teknokent Genel Müdürü Burcu Aydemir tarafından imzalanan protokol kapsamında; teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerinin ticarileştirilmesi, girişimcilere mentorluk, eğitim ve teknik altyapı desteği sağlanması ile TÜBİTAK 1812 BiGG süreçlerine hazırlık, prototipleme ve yatırımcıya erişim aşamalarında güçlü bir ekosistem oluşturulması hedefleniyor. İmza töreni sonrası değerlendirmede bulunan Balıkesir Teknokent Genel Müdürü Burcu Aydemir, "Teknopark İstanbul’un güçlü ekosistem deneyimiyle Balıkesir’den doğacak girişimlerin TÜBİTAK 1812 BiGG sürecine daha donanımlı hazırlanacağına inanıyoruz. Balıkesir Üniversitesi’nin akademik birikimi ve Balıkesir Teknokent’in sahadaki girişimcilik kapasitesiyle oluşan potansiyelin, bu iş birliği sayesinde daha hızlı olgunlaşarak prototipleme, yatırımcıya erişim ve ölçeklenme aşamalarına taşınmasını hedefliyoruz. Bu protokolün, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendiren ve girişimcilerimiz için yeni fırsatlar üreten önemli bir adım olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. İş birliği protokolü çerçevesinde, her iki kurumun uzman ekipleri tarafından düzenli koordinasyon toplantılarına başlanacak; mentorluk, eğitim, jüri/değerlendirme ve girişim geliştirme süreçlerine ilişkin ortak çalışma takvimi oluşturulacaktır. Bu kapsamda yürütülecek ortak çalışmalarla, girişimlerin BiGG programına hazırlık süreçlerinin sistematik biçimde güçlendirilmesi ve somut çıktılara dönüştürülmesi hedeflenmekte.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 11:44
Sabiha Gökçen Havalimanı’na yerli ve milli yazılım
Sabiha Gökçen Havalimanı'nda yabancı menşeli sistemlerle yürütülen uçuş planlama ve takip süreçleri, artık HEAŞ mühendisleri ve teknik ekipler tarafından geliştirilen yerli ve milli yazılım HUPS (HEAŞ Uçuş Planlama ve Takip Sistemi) üzerinden yönetiliyor. Öz kaynaklarıyla geliştirilen HUPS sistemi, yüksek maliyetleri düşürürken güvenlik ve verimliliği de en üst seviyeye taşıyor.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 11:44
Bireysel ve kurumsal kullanıma yönelik yeni Nirvana modelleri tanıtıldı
Casper, bireysel ve kurumsal kullanıcılar için geliştirdiği Nirvana X650 ve X750 modellerini tanıttı. Yeni modellerin mobilite, performans ve güvenlik odaklı donanım özellikleriyle kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunduğu belirtildi. Casper tarafından yapılan açıklamaya göre, günlük kullanımda mobilite arayan bireysel kullanıcılara yönelik geliştirilen Nirvana X650 ile kurumsal kullanıma yönelik tasarlanan Nirvana X750 modeli farklı donanım seçenekleriyle piyasaya sunuldu. Güçlü donanım seçenekleri Casper Nirvana X650 modeli; 13. Nesil Intel Core i7 13620H, Intel Core i5 13420H, Intel Core i3 1315U ve Series 2 Intel Core 5 210H işlemci seçenekleriyle satışa sunuluyor. Cihazda 8GB’tan 64GB’a kadar DDR5 4800MHz RAM ve 500GB’tan 2TB’a kadar M.2 SSD PCIe 4.0 depolama seçenekleri bulunuyor. PCIe 4.0 teknolojisine sahip SSD’lerin 6400MB/s okuma ve 5000MB/s yazma hızına ulaşabildiği bildirildi. Ekran ve tasarım özellikleri Nirvana X650’de 15.6 inç FHD IPS ekran (45% NTSC renk gamı, 250 NIT parlaklık) yer alıyor. 180 derece açılabilen ekran yapısına sahip cihazın ağırlığı 1.6 kg, kalınlığı ise 19.2 mm olarak açıklandı. Gövdede yüzde 15 PC ABS malzeme kullanıldığı ve cihazın metalik gri tasarıma sahip olduğu belirtildi. Bağlantı ve batarya kapasitesi Cihazda Intel Wi-Fi 6 AX101 kablosuz bağlantı teknolojisi bulunuyor. Bağlantı seçenekleri arasında USB 3.2 (x2), USB 2.0, HDMI, Type-C 3.0, RJ45, SD kart okuyucu ve mikrofon girişi yer alıyor. Dolby destekli 2x2W hoparlör sistemi bulunan modelde 2 hücreli 38Wh ve 3 hücreli 54Wh batarya seçenekleri sunuluyor. İşlemci modeline göre 40W ve 65W adaptör alternatifleri bulunuyor. Kurumsal kullanım için Nirvana X750 Kurumsal kullanıcılara yönelik geliştirilen Nirvana X750 modeli, 13. Nesil Intel Core işlemcilerle çoklu görev performansı sunuyor. Modelde yer alan PCIe 4.0 SSD teknolojisinin dosya erişim ve yedekleme sürelerini kısalttığı bildirildi. Güvenlik ve yönetim özellikleri Nirvana X750’de TPM 2.0 desteği ve BIOS seviyesinde güvenlik özellikleri bulunuyor. Uzaktan erişim ve sistem yönetimi özelliklerinin çok lokasyonlu kurumlarda operasyonel süreçleri desteklediği ifade edildi. Donanım ve kullanım özellikleri 19.2 mm incelik ve 1.6 kg ağırlığa sahip olan Nirvana X750’nin dayanıklı gövde yapısıyla ofis ve saha kullanımına uygun olduğu belirtildi. Modelde 2MP kamera ve Dolby ses sistemi yer alıyor. 65W adaptör ve 54Wh batarya kombinasyonunun mobil kullanım için tasarlandığı aktarıldı.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:52
Muratpaşa’da robotik kodlama eğitimi başlıyor
Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, teknolojiye ilgi duyan çocuklara yönelik robotik kodlama eğitimlerini bu yıl da sürdürüyor. Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi (ASSİM) Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirilecek program, geleceğin mesleklerine temel oluşturmayı hedefliyor. Kontenjanla sınırlı olan eğitim için başvurular 23 Şubat’ta sona erecek. Eğitim sürecinde uzman eğitmenler eşliğinde yazılım geliştirme, algoritma mantığı, elektronik devre kurulumu ve sensör kullanımı gibi başlıklarda uygulamalı çalışmalar yapacak. Üç boyutlu yazıcılarla tasarımlarını somut ürüne dönüştürecek öğrenciler, teorik bilgiyi pratiğe aktarma imkanı bulacak. Program, problem çözme becerisi, analitik düşünme kapasitesi ve tasarım odaklı yaklaşımın gelişimine katkı sunmayı amaçlıyor. Eğitim kapsamında Arduino tabanlı projeler geliştirecek öğrencilerin, teknolojiyi yalnızca tüketen değil aynı zamanda üreten bireyler olarak yetişmeleri hedefleniyor. Robotik kodlama kursuna kayıt yaptırmak isteyenlerin belediyenin 444 80 07 numaralı Turunç Masa çağrı merkezi hattı üzerinden başvuru yapması gerekiyor. 40 kişilik kontenjanla sınırlı olan programa 10-14 yaş arası öğrenciler kabul edilecek.
17 Şubat 2026 Salı - 14:47
Genç bilim insanları projelerini yarıştırdı
Bu yıl 57’ncisi düzenlenen TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın İstanbul Asya bölgesi aşaması tamamlandı. Sakarya, Düzce, İstanbul ve Kocaeli’yi kapsayan bölgenin tüm organizasyon ve yönetim süreçleri Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) akademisyenleri tarafından yürütüldü. Yapılan açıklamaya göre, 9-12 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen organizasyonda SUBÜ Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Gökhan Atalı bölge koordinatörü olarak görev alırken, akademisyenler Doç. Dr. Kasım Serbest ve Dr. Öğretim Üyesi Ayşe Nur Ay Gül koordinatör yardımcılığı, Öğretim Görevlisi Burak Suha Yüksel ise bölge sekreteri görevlerini üstlendi. Saha operasyonlarında üniversite öğrencilerinden oluşan 16 kişilik rehber ekip görev yaptı. 12 farklı alanda 100 proje sergilendi Türkiye genelinde toplam 29 bin 739 başvurunun yapıldığı yarışmada, İstanbul Asya bölgesinden 2 bin 343 proje başvurusu alındı. Jüri değerlendirmelerinin ardından biyoloji, yazılım, psikoloji ve teknolojik tasarım gibi 12 farklı branşta hazırlanan 100 proje bölge sergisine davet edildi. Kocaeli Bilim Merkezi’nde düzenlenen sergide 218 öğrenci ve 96 danışman öğretmen projelerini jüri üyelerine sundu. Kocaeli Üniversitesi Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ödül töreninde 18 birincilik, 12 ikincilik ve 12 üçüncülük ödülü verildi. Törene TÜBİTAK Bilim ve Toplum Başkanı Ömer Kökçam, Kocaeli Vali Yardımcısı Dr. Olgun Öner ve üniversite temsilcileri katıldı. Bölge birincisi seçilen projeler, önümüzdeki aylarda Ankara’da yapılacak olan Türkiye finalinde bölgeyi temsil edecek.
17 Şubat 2026 Salı - 13:40
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantısı’na katıldı. Ankara’da özel bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Cevdet Yılmaz gelişen teknoloji ile değiştiğini, Türkiye’nin de bu teknolojiye ayak uydurarak politikalarını buna göre belirlediğini söyledi. "Dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz" Dünyanın bir değişim sürecinden geçtiğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Bir taraftan dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz. Uzakdoğu’nun yükselen üretim gücünü hepimiz biliyoruz. Dünya ekonomisinde, ticaretinde aldığı payı, giderek yükselen payını. Diğer taraftan biraz bununla da bağlantılı diyelim, dünyadaki yeni ekonomik şekillenme ile de bağlantılı jeopolitik bir takım gerilimlerin yaşandığını görüyoruz. Ticaret politikalarının, kurallarının değiştiğini görüyoruz. Daha korumacı bir dünyayla karşı karşıyayız. Bu da aslında küresel büyüme ve ticaret açısından bir meydan okuma İfade ediyor. Dünya büyümesinin ve ticaretinin tarihsel ortalamalarının altında seyrettiği bir dönemdeyiz. Bu yaşadığımız süreçlerle bağlantılı. Bir taraftan da ama dünyada küresel ortamda bunlar yaşanırken teknolojik bir dönüşümünde içindeyiz. Dünyada bir taraftan da yapay zeka başta olmak üzere dijitalleşme büyük bir teknolojik dönüşümü de eş zamanlı bir şekilde yaşıyoruz. Ve bu yeni teknolojilerde büyük oranda sınır tanımayan teknolojiler. Bunlar için de yapay zeka özellikle yatay bir teknoloji olarak ön plana çıkıyor" diye konuştu. "Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz" Yapay zekayı dijitalleşme sürecinde teknolojilerden bir teknoloji olarak görmediklerini ifade eden Yılmaz, "Bazıları işte bu elektriğin İcadına benzetiyorlar biliyorsunuz. Bütün alanları etkileyen her alana sirayet eden bir teknoloji olarak gelişiyor yapay zeka. Kamu yönetiminden enerjiye. Sağlıktan tarıma. Her konuyu dönüştürücü etkisi olan bir teknolojiden bahsediyoruz. Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz. 12. Kalkınma Planımıza bakarsanız orada görürsünüz ki Kalkınma Planımızın özünü dijital ve yeşil dönüşüm oluşturuyor. İçinden geçtiğimiz süreçlerin bütün alanlara etkisini dikkate aldığımızda bunu temel bir öncelik haline getirmiş durumdayız. Dijital dönüşüm vizyonumuz işlem gücü kapasitesini arttıran, veri altyapısını tahkim eden ve teknoloji yatırımlarını bütüncül bir plan çerçevesinde büyüten bir kalkınma perspektifine dayanmaktadır. Buna ‘ikiz dönüşüm’ de deniyor. Ben doğrusu ‘Üçüz dönüşümü’ daha anlamlı buluyorum. Dijital, yeşil ve sosyal dönüşüm" ifadelerini kullandı. "Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli" Yeniliklerin her zaman iyi sonuçlara yol açmadığını, bazen bunun olumsuz sonuçlarının da oluştuğunu söyleyen Yılmaz, "Yeni teknolojiler bir taraftan büyük bir verimlilik artışı getirirken, rekabet gücü, yenilikçilik kapasitesi doğururken bir taraftan da iyi yönetilemezse kapsayıcı ve insan odaklı kalkınma bakımından ciddi riskler de barındırıyorlar. Biz bu teknolojileri toplumun tamamına yaygınlaştıramazsak toplumun büyük bir kısmı bu teknolojilere erişip yaptıkları işleri bu teknolojilerle ileriye taşıyamazlarsa, sosyal eşitsizlikleri arttırma riskiyle de karşı karşıyayız. Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli. Yapay zekayı eğitim sistemine entegre etmekten başlayarak tüm topluma hobiler dahil olmak üzere yaygınlaştırarak bu riski bertaraf edebiliriz. Sosyal adaleti de sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Dolayısıyla ben ‘Üçüz Dönüşüm’ olarak bu tartışmaları yapmanın ‘dijital yeşil ve sosyal dönüşüm’ olarak meseleye bakmanın daha anlamlı olacağını ifade etmek istiyorum" açıklamasında bulundu. "Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz" Türkiye’nin ekonomik olarak son 23 yılda çok iyi bir noktaya geldiğini ve bu yükselişin devam edeceğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Türkiye son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka burada katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönem ekonomide farklı bir perspektifin giderek güç kazanacağı bir dönem olacak. Bu çerçevede de yapay zekanın dijitalleşmenin çok daha merkezi bir konuma geldiği bir döneme doğru gidiyoruz" diye konuştu. "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır" Birçok programla teknolojik gelişmelerin desteklendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır. İnsanı merkeze alan bir anlayışla bakmak durumundayız. Yapay zeka çağında da olsak gerçek insanlarla bu çağı yaşayacağız. Gerçek zekalarla yaşayacağız, doğal zekalarla. Dolayısıyla bütün bunların insanlığa hizmet etmesi, insanlığın etik değerlerine, refahına, özgürlüğüne, demokratik standartların gelişimine hizmet etmesi gerekiyor. Sosyal boyut kadar demokrasi de bence çok önemli bir tartışma alanı yapay zekada. İnsanların özgür iradeleriyle yapacakları tercihleri çeşitli manipülatif yollarla şekillendirdiğiniz bir ortamda ister istemez demokrasi tartışması da gündeme gelecektir. Biz tabi bu anlamda da farkındalığın artmasını, daha özgürlükçü bir zeminde insanların yine tercihlerini daha geniş bir yelpazede yapabileceği bir ortamı elbette arzu ediyoruz. Bütün bu süreçlerde geniş bir perspektifle politikalarımızı şekillendiriyoruz" dedi. "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız" Yapay zeka yatırımlarının sonuçlarının alındığına değinen Yılmaz, "İlk yapay zeka strateji belgemizi 2021-2025 dönemi için hazırlamıştık. Şimdi önümüzdeki dönem yeni bir stratejiye, geldiğimiz noktada yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bunu dar bir alan olarak görmüyoruz. Genel kalkınma stratejilerimizin bütüncül bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da böyle bakmaya devam edeceğiz. İlk dönemde yaptığımız çalışmaların sonuçlarını da görüyoruz. 2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" açıklamasında bulundu.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 22:28
OMÜ ile Samsun Teknopark’ta faaliyet gösteren firmalar arasında iş birliği
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) yetkilileri, "araştırma üniversitesi" olma hedefi doğrultusunda akademi ile sanayi arasındaki köprüleri güçlendirmek amacıyla Samsun Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren firma temsilcileriyle bir araya geldi. OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz’ın başkanlığında düzenlenen toplantıya, Samsun Teknopark Genel Müdürü Levent Tanrıverdi, OMÜ Ar-Ge Koordinatörlüğü temsilcileri ve Teknopark’ta Ar-Ge faaliyeti yürüten çok sayıda firma yetkilisi katıldı. Toplantıda üniversitenin bilimsel potansiyelinin sanayinin üretim gücüyle buluşturularak bölgesel ve ulusal kalkınmaya katkı sağlanması hedefi vurgulandı. Toplantının ana gündemini üniversite-sanayi iş birliği kapsamında geliştirilebilecek ortak Ar-Ge projeleri ile bu projelerden üretilecek nitelikli bilimsel yayınlar oluşturdu. Özellikle TÜBİTAK TEYDEB destekli projeler ve Avrupa Birliği çerçeve programlarına yönelik iş birlikleri ele alındı. Prof. Dr. Çetin Kurnaz, toplantının açılışında yaptığı konuşmada üniversitenin yeni stratejik yol haritasına değinerek, "Araştırma üniversitesi olma yolunda en önemli parametrelerden biri, bilginin teknolojiye ve ürüne dönüşmesidir. Bu noktada Teknopark firmalarımız bizim en doğal ve en güçlü paydaşımızdır. Akademisyenlerimizin teorik bilgisini sizlerin saha tecrübesiyle birleştirerek ortak Ar-Ge projelerine ve sanayi iş birlikli bilimsel yayınlara imza atmak istiyoruz" dedi. Öte yandan üniversitenin sahip olduğu laboratuvar ve araştırma altyapısının sanayiye açılması, öğrencilerin firmalarda proje tabanlı staj yapması ve akademisyen danışmanlığı modellerinin geliştirilmesi konuları değerlendirildi. Firma temsilcileri, üniversitenin iş birliğine açık ve proaktif yaklaşımından duydukları memnuniyeti dile getirerek, sektörde karşılaştıkları teknik problemlerin çözümünde akademik destekle daha hızlı ve sürdürülebilir sonuçlar elde edilebileceğini ifade etti. Karşılıklı görüş alışverişiyle devam eden toplantıda OMÜ ve Samsun Teknopark yönetimi, iş birliği süreçlerini hızlandıracak yeni mekanizmalar üzerinde mutabakata vardı. Toplantı, üniversite-sanayi iş birliği kültürünün kurumsal zeminde daha da güçlendirilmesi yönünde somut adımlar atılacağı mesajıyla sona erdi.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 21:00
SAHA 2026 hedef büyüttü: 100 bin metrekare alanda dünya savunma sanayii buluşacak
İstanbul Fuar Merkezi’nde 5-9 Mayıs tarihleri arasında kapılarını ziyarete açacak olan SAHA 2026 Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı’na ilişkin basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Dünya savunma sanayii, 100 bin metrekareyi aşan alanda bin 500’den fazla firmanın standının yer alacağı fuarda buluşacak. SAHA 2026’nın ilk basın bilgilendirme toplantısı, ASELSAN ÇELİKKUBBE Gölbaşı yerleşkesinde düzenlendi. SAHA İstanbul’un havacılık, savunma ve uzay sanayiine yönelik yeni dönem yaklaşımı ile SAHA 2026 hazırlıklarının aktarıldığı toplantıya ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ile TÜBİTAK Başkanı Orhan Aydın katıldı. Toplantıda SAHA Expo 2026’nın içeriği hakkında bilgiler paylaşıldı. "SAHA Expo, küresel ölçekte güçlü bir platforma dönüştü" SAHA Expo’nun geldiği noktaya dikkati çeken ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, 2024 organizasyonunun yüksek katılımla ve önemli ticari çıktılarla tamamlandığını belirterek, "2024 yılında gerçekleştirdiğimiz SAHA Expo’da 6 milyar doların üzerinde yeni sözleşmeye imza atıldı. 120’den fazla ülkenin katıldığı bu organizasyon, SAHA Expo’nun küresel ölçekteki yerini pekiştirdi" dedi. "100 bin metrekare alanda bin 500’den fazla firma yer alacak" SAHA Expo 2026’ya ilişkin planlanan rakamları da paylaşan İkinci, fuarın ölçeğinin önemli ölçüde büyütüldüğünü vurgulayarak, "100 bin metrekareyi aşan bir alanda bin 500’den fazla firma standıyla yer alacak. 25 binin üzerinde B2B ve G2G görüşmesi yapılmasını, 150’den fazla imza töreni düzenlenmesini ve 300’ün üzerinde yeni ürün lansmanı gerçekleştirilmesini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. "Yenilikçi uygulamalarla klasik fuar anlayışının ötesine geçilecek" SAHA Expo’nun diğer savunma sanayii fuarlarından farklı bir yapıda kurgulandığını dile getiren İkinci, "SAHA Expo artık sadece Türkiye’nin ya da bölgemizin değil, dünyanın önde gelen savunma sanayii fuarlarından biri haline geldi. Bu organizasyonu klasik fuar anlayışının ötesine taşıyacak yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye hazırlanıyoruz" diye konuştu. "FPV dron ve İKA mücadeleleri düzenlenecek" Fuarda canlı demonstrasyonların ön planda olacağını belirten İkinci, SAHA Expo 2026’da ilk kez FPV dron alanı kurulacağını söyledi. İkinci, "Gerçek harp şartlarına yakın senaryolarla FPV dron yarışmaları yapılacak. Bunun yanında insansız kara araçlarına yönelik mücadele alanları da fuar programında yer alacak" dedi. "World Drone War ilk kez SAHA Expo’da gerçekleştirilecek" SAHA Expo 2026’nın dikkat çeken yeniliklerinden birinin de World Drone War olacağını kaydeden İkinci, "Dünyada ilk kez düzenlenecek World Drone War ile FPV teknolojilerinin geldiği noktayı, gerçekçi operasyonel senaryolar altında test etme imkânı sağlanacak" değerlendirmesinde bulundu. "Dijital dönüşüm ve uzay teknolojileri özel oturumlarda ele alınacak" Fuarda yalnızca sergi değil, yoğun bir içerik programının da yer alacağını vurgulayan İkinci, "SAHA Talks kapsamında dijital dönüşüm, yapay zeka, çift kullanım teknolojileri ve değişen tehdit ortamı gibi başlıklar ele alınacak. Uzay teknolojileri odağında tasarlanan Space Talks’ta ise uluslararası konuklar, astronotlar ve sektör temsilcileri bir araya gelecek" ifadelerini kullandı. "Uluslararası kuruluşlar ve NATO mekanizmaları da Expo’da olacak" SAHA Expo 2026’nın uluslararası iş birliklerine zemin oluşturacağını belirten İkinci, "NATO’nun inovasyon mekanizmaları gibi uluslararası yapılar, bu öncelikli alanlarda Türkiye’deki ve dünyadaki sanayiciler ile kullanıcıları SAHA Expo çatısı altında buluşturacak" dedi. "Teknofest’ten SAHA İstanbul’a uzanan bir ekosistem zinciri kurduk" Toplantıda konuşan ASELSAN Genel Müdürü Akyol, Türkiye’de savunma sanayiinde oluşturulan girişimcilik ve üretim ekosisteminin aşamalar halinde ilerlediğini belirterek, "Teknofest ile başlayan bir zincir var. Buralar gençlerimize bu alanları aşılamanın ilk basamakları. Bunun bir üstünde, şirketler olarak uyguladığımız politikalar yer alıyor" dedi. "Bu yapı bir zincir, iki ana eksende yönetiliyor" Kurulan sistemin bütüncül bir yapı olduğuna işaret eden Akyol, "Aslında bu bir zincir. Biz bu zinciri iki ana eksende yönetiyoruz. Türkiye, birçok alanda ürün geliştiriyor. SİHA’larda, entegre hava savunma mimarisinde, elektronik harpte ve daha birçok alanda fark oluşturan işler yapıyor" değerlendirmesinde bulundu. "SAHA Expo’da dünyanın gündemine girecek ürünler sergilenecek" SAHA Expo’nun vitrin niteliğine vurgu yapan Akyol, "Türkiye’deki firmalarımız, milletimizin ve dünyanın gündemine girecek işleri SAHA Expo’da sergileyecek. Bu fuar, yeni ürünlerin küresel ölçekte tanıtıldığı bir platform olacak" ifadelerini kullandı. "Uzun vadede herkesin kazandığı bir işbirliği modeli" Uzun vadeli işbirliklerinin önemine değinen Akyol, "Türkiye ile uzun dönemde işbirliği yapan ülkelerin ve partnerlerin hep birlikte kazandığı bir model oluşturduğumuza inanıyorum. Bizimle çalışan herkes uzun vadede karşılıklı kazanacaktır" diye konuştu. "Yeni ürünlerden çok teslimatlara odaklanmamız gerekiyor" Toplantıda konuşan TUSAŞ Genel Müdürü Demiroğlu ise, savunma sanayiinde gelinen aşamada önceliklerin değiştiğine dikkati çekerek, "Herkes ilk ürünü ve yeni ürünleri merak ediyor ancak biz sektör olarak ve TUSAŞ olarak artık getirilenlerden çok teslimatlara odaklanmak istiyoruz. Hatta sadece ilk teslimatlara değil, 100’üncü, bininci teslimatlara odaklanmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu yaklaşım, sektörün olgunluğa eriştiğinin de önemli bir göstergesi" diye konuştu. "İspanya anlaşması ve ileri ülkelerle yürütülen temaslar önemli" Uluslararası işbirliklerine ilişkin örnekler veren Demiroğlu, "Geçen sene sonunda İspanya ile imzaladığımız sözleşme, bugünlerde ve önümüzdeki aylarda Avrupa’daki şirketlerle yürütülen görüşmelerle birlikte Kanada ve Japonya gibi bugüne kadar bizden çok ileride olduğunu düşündüğümüz ülkelerle yapılan teknoloji transferi ve yerlileştirme odaklı temaslar, Türkiye’nin ulaştığı seviyeyi açıkça gösteriyor" dedi. "Bu başarı ekosistemle birlikte elde edildi" Gelinen noktanın tek başına bir kurumun başarısı olmadığını vurgulayan Demiroğlu, "Biz bunu tek başımıza değil, tüm savunma sanayii ekosistemiyle birlikte başardığımıza inanıyoruz. Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayiinde ulaştığı olgunluğun somut bir göstergesidir" değerlendirmesinde bulundu.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 16:03
Nilüfer Felsefe Buluşmaları’nda gündem yapay zeka ve insan
Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Felsefe Buluşmaları’nın bu ayki konuğu Prof. Dr. Solmaz Zelyüt oldu. Pancar Deposu’ndaki etkinlikte, Aristotales’ten Davos 2026 vizyonuna uzanan süreçte yapay zekanın teknik değil, felsefi ve toplumsal etkileri de konuşuldu. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Felsefe Buluşmaları’nda bu ay "Yapay Zeka ve İnsan" konuşuldu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Solmaz Zelyüt’ün konuk olduğu etkinlikte, yapay zekanın tarihi gelişiminin yanı sıra konuya felsefi bakış açıları da ele alındı.. Söyleşide yapay zeka tarihinin sadece teknik bir kronolojiden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Zelyüt, konuyu "Zihin nedir?" ve "Makine düşünebilir mi?" soruları ekseninde ele aldı. Katılımcılar; Aristotales’in otomat hayalinden El-Cezeri’nin mekanik algoritmalarına, Leibniz’in hesaplanabilir mantık idealinden Alan Turing’in ünlü "Taklit Oyunu"na kadar uzanan süreci felsefi bir perspektifle takip etme fırsatı buldu. Söyleşinin odak noktalarından birini, makinelerin dili kullanımı ve bilinç sorunu oluşturdu. John Searle’ün "Çin Odası" argümanı ve Google mühendisi Blake Lemoine’in yapay zeka LaMDA ile yaşadığı diyaloglar üzerinden, bir makinenin dili kullanmasının gerçek bir anlam ifade edip etmediği konuşuldu. Zelyüt, zihin ve beden ilişkisi üzerinden teknolojinin sınırlarını ve insan bilincinin yerini sorguladı. Prof. Dr. Solmaz Zelyüt, sunumunda güncel küresel konulara da değindir. Davos 2026 notları üzerinden yapılan değerlendirmede; Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın teknolojik altyapı vurgusu, BlackRock CEO’su Larry Fink’in kapitalizmin geleceğine dair uyarıları ve Nobel ödüllü Geoffrey Hinton’ın yapay zekada "kontrol kaybı" endişeleri ele alındı. Zelyüt, Davos’ta dile getirilen bu varoluşsal risklerin, teknolojinin sadece ekonomik değil, köklü bir toplumsal dönüşümün de habercisi olduğunu belirtti. Etkinlikte, son günlerin popüler dizisi "Pluribis" de konuşuldu. "Pluribus"un yapay zeka ile "Carol"un temsil ettiği ahlaki insan duruş arasındaki seçim sorgulandı. Asıl meselenin yapay zeka teknolojisinden ziyade, onu tasarlayan ve kullanan insanlara güvenmekle ilgili olduğunu belirten Prof. Dr. Zelyüt; teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin etik, hukuk ve sorumluluğun insanın omuzlarında kalmaya devam edeceğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder