TEKNOLOJİ
Mercan Bilim Merkezi planetaryumu çocukları evrenle buluşturuyor 05 Nisan 2026 Pazar - 10:56:45 Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi bünyesindeki planetaryum, modern teknolojik altyapısı ve zengin içerikleriyle ziyaretçilerine evreni keşfetme fırsatı sunuyor. Açıldığı günden bu yana yaklaşık 195 bin kişiyi ağırlayan planetaryum, özellikle çocukların bilime olan ilgisini artıran önemli bir keşif alanı olarak öne çıkıyor. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mercan Bilim Merkezinde yer alan planetaryum, 120 kişilik kapasitesiyle Türkiye’nin en geniş oturum alanına sahip planetaryumlardan biri olma özelliği taşıyor. Özel gereksinimli bireyler için ayrılmış alanların da bulunduğu planetaryumda düzenli film gösterimleri yapılırken, aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanılıyor. Gezegenler, yıldızlar ve uzay temalı içeriklerin yanı sıra iklim, çevre ve doğa konularını ele alan filmlerin de yer aldığı planetaryum, okul öncesi gruplardan yetişkinlere kadar her yaşa hitap ediyor. İngilizce dil destekli içeriklerin de bulunduğu merkez, çevre illerden gelen ziyaretçilerin de uğrak noktaları arasında yer alıyor. "Planetaryumda bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezinde görev yapan Astronom, Planetaryum ve Bilim İletişimcisi Merve Oylum, planetaryumun açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gördüğünü belirterek, "Burada düzenli film gösterimleri yapıyoruz. Aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanıyoruz. Gezegenler, yıldızlar, uzayın yanı sıra iklim, çevre ve doğa temalı filmlerimiz bulunuyor. Okul öncesinden yetişkinlere kadar her yaşa yönelik içeriklerimiz var. Bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" dedi. Planetaryumda çocukların bilimin ışığında evrenin derinliklerine unutulmaz bir yolculuğa çıktığını ifade eden Oylum, "Mercan Planetaryum merak uyandırıyor, hayal gücünü besliyor ve bilime yönelik güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor. Ziyaretçilerimiz buradan memnuniyetle ayrılıyor. Evreni keşfetmek isteyen herkesi bekliyoruz" diye konuştu. Çocuklar bilimin ışığında bir gün geçirdi Mercan Bilim Merkezini ilk kez ziyaret ettiğini söyleyen Azra Uzun ise planetaryum deneyiminin kendisi için çok etkileyici olduğunu belirterek, "Bir sürü şey öğrendim. Gezimizin sonunda planetaryuma girdik. Kocaman bir gökyüzü gibiydi. Mars, Jüpiter ve Dünya’yı gördük. Sanki uzayın içindeydik" ifadelerini kullandı. Hira Tuana Aydın da merkezde elektrik tasarrufu, atık ayrıştırma ve hava kirliliği konularında bilgi edindiklerini belirterek planetaryumda izledikleri filmin kendisini çok etkilediğini söyledi. Deniz Atar ise Fen Bilimleri dersinde öğrendikleri konuları planetaryumda izledikleri filmle daha iyi kavradıklarını ifade ederek, "Filmin içindeymiş gibi hissettik. Hem eğlenceli hem öğreticiydi" dedi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 14:40 İçişleri Bakanlığı genelgesiyle sahada yeni dönem başladı İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla yayımlanan genelgeyle basın kartının sahada resmî kimlik olarak esas alınması netlik kazanırken, Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak düzenlemeyi "Meslektaşlarımızın görevlerini daha hızlı ve etkin yapabilmesi adına önemli bir eşik" sözleriyle değerlendirdi. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelgeyle, basın kartlarının "resmi kimlik belgesi" olarak kabul edilmesine ilişkin uygulama netleştirildi. Buna göre, usulüne uygun basın kartını ibraz eden basın mensuplarından kolluk kuvvetlerince ayrıca kimlik belgesi talep edilmeyecek. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla 31 Mart 2026 tarihinde yayımlanan genelgede, basın kartının gazetecilerin mesleki faaliyetlerini yerine getirirken yetki ve kolaylık sağlayan önemli bir belge olduğuna dikkat çekildi. Genelgede, 13 Ekim 2022 tarihinde 5187 Sayılı Basın Kanunu’na eklenen hükümle basın kartının "resmi nitelikte bir kimlik belgesi" olduğunun açıkça düzenlendiği hatırlatıldı. Basın Kartı Yönetmeliği’nde de kartların tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilmesi gereken resmi kimlik belgesi olarak tanımlandığına işaret edilen yazıda, bu kapsamda sahadaki uygulamalarda birlik sağlanmasının amaçlandığı vurgulandı. Kimlik tespitinde tek belge olacak Genelgeye göre, geçerli basın kartını ibraz eden gazetecilerden kolluk birimleri tarafından ayrıca nüfus cüzdanı ya da farklı bir kimlik belgesi istenmeyecek. Düzenlemenin, özellikle sahada görev yapan basın mensuplarının iş akışını hızlandırması ve bürokratik engelleri azaltması bekleniyor. Denizli Gazeteciler Cemiyeti (DGC) Başkanı Özkan Tokmak, yayımlanan genelgeye ilişkin yaptığı açıklamada düzenlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek; "İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi tarafından yayımlanan ve basın kartının sahada resmi kimlik olarak esas alınmasını teminat altına alan genelgeyi, Denizli Gazeteciler Cemiyeti olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Gazetecilik; hakikatin izini süren bir pusula, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan hayati bir köprüdür" dedi. Basın kartının uygulamada da güçlü bir kimlik belgesi olarak kabul edilmesinin önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Tokmak, düzenlemenin meslektaşların görevlerini daha hızlı ve etkin şekilde yerine getirmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Sahada hız ve kolaylık sağlayacak Uygulamanın çok yönlü pozitif etkisi olacağını belirten Özkan Tokmak, "Atılan bu adım; basın mensuplarımızın yükünü hafifleten, sahadaki akışı hızlandıran ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini kolaylaştıran bir kapı aralamıştır. Güçlü ve ilkeli bir basının, toplumsal hafızayı diri tutan bir omurga olduğu gerçeğinden hareketle, bu yaklaşımı kıymetli buluyoruz" dedi. Denizli basını adına emeği geçenlere teşekkür eden Tokmak, uygulamanın sahada aynı hassasiyetle sürdürülmesi temennisinde bulundu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:20 Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
ESTÜ’lü Bilim İnsanları Havacılık ve Uzay Teknolojileri Panelinde Geleceğin Bilim İnsanları ile Buluştu
25 Mart 2024 Pazartesi - 11:58 ESTÜ’lü Bilim İnsanları Havacılık ve Uzay Teknolojileri Panelinde Geleceğin Bilim İnsanları ile Buluştu Eskişehir Teknik Üniversitesi’li (ESTÜ) bilim insanları, ESTÜ ve Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ortak düzenlediği Havacılık ve Uzay Teknolojileri Panelinde geleceğin bilim insanları ile buluştu. Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 22 Mart Cuma günü gerçekleştirilen etkinlikte, ESTÜ Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Alper Çabuk, Yer Ve Uzay Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcıları Prof. Dr. Hakan Ahmet Nefeslioğlu, Doç. Dr. Muammer Tün, Yer Ve Uzay Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gordana Kaplan, Uydu Uzay Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Metin Altan Panelist olarak yer aldı. Panele, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları Muhammet Büyük, Muammer Demirkan, İl Milli Eğitim Şube Müdürleri Burhanettin Elçi, Orhan Kemal Karakuş, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge Birimi çalışanları, okul müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler de dinleyici olarak katıldı. Prof. Dr. Alper Çabuk moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde ESTÜ’lü bilim insanları, “Yakın Atmosfer ve Derin Uzay Çalışmaları, Dünya’nın Sırlarını Çözmek: Uzaktan Algılamanın Büyüleyici Gücü, Uzay Teknolojileri ile Afet Sonrası Kurtarma ve İyileştirme, Dünya Dışı Yaşam: Jeolojinin Rolü” başlıklarında sunumlar yaptı. Sunumların ardından ESTÜ’lü bilim insanları, Mayıs ayında yapılacak olan Eskişehir Gençlik Sempozyumuna (ESGES) katılacak öğrencilerin sorularını yanıtladı. Panel, panelistler ile Yer Bilimleri Ve Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Yer Bilimleri Laboratuvarları Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Emrah Pekkan Ve Yer Bilimleri Ve Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Onur Kaplan’a plaket takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Dicle Elektrik ekiplerinin zorlu mesaisi
25 Mart 2024 Pazartesi - 11:14 Dicle Elektrik ekiplerinin zorlu mesaisi Siirt’in Pervari ilçesinde yağan yoğun kar iletim hattında arızaya neden olunca, 12 köyde yaşayan bin 265 Dicle Elektrik abonesi karanlıkta kaldı. Harekete geçen Dicle Elektrik ekipleri, kırsalda 2 metreye ulaşan kara rağmen arızayı bulup onardı ve gece 00.20’de bu köylere yeniden enerji verdi. Enerji şirketinden yapılan açıklamada, yüksek kesimlerde oldukça etkili olan kar, sert esen rüzgar yüzünden Siirt’e bağlı Pervari ilçesinin Doğan bölgesinde tipiye dönüştü. Kar ve rüzgar yüzünden bu bölgedeki 12 köye elektrik sağlayan iletim hattında arıza oluştu. Köylerde yaşayan bin 265 abone karanlıkta kaldı. Bunun üzerine Dicle Elektrik Siirt İl Müdürlüğü bünyesinde 11 personelden oluşturulan 3 acil müdahale ekibi, arızanın yaşandığı dağlık bölgeye zorlu şartlarına rağmen intikal etti. Kar yağışı ve tipi nedeniyle ulaşım güçlüğü yaşanan bölgede AOB ekiplerini taşıyan araçlardan bazıları yolda kaldı. Gece karanlığına rağmen ekipteki görevliler, arızayı bir an evvel tespit edip gidermek için uzun süre yer yer 2 metreye ulaşan kar ve yoğun tipiye aldırmadan zorlu yürüyüş yaptı. Gece boyu devam eden çalışma sonunda arızanın iletkenlerin bağlı olduğu izolatörlerin olumsuz hava şartları yüzünden direğe temas etmesi sonucu yaşandığı belirlendi. Görevliler, arızaya hemen müdahale ederek saat 00.20’de 12 köyde yaşayan bin 265 aboneye yeniden elektrik enerjisi verdi. Karda mahsur kalan araçlar ise, daha sonra gelen iş makinelerinin yardımı ile bulundukları yerden kurtarıldı. Konuyla ilgili bilgi veren Dicle Elektrik’in Şebeke Operasyonlarından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, “Maalesef olumsuz hava şartları birkaç gün önce Şırnak’ta, hafta sonu da Siirt’te şebekemizde arızaya yol açtı. Olumsuz hava şartları ekiplerimizi zaman zaman zorlasa da Şırnak’ta olduğu gibi Siirt Pervari’de de yaşanan arıza yüzünden elektriksiz kalan abonelerimize olabilecek en kısa sürede enerji tedarik ettik. Olumsuz hava şartlarında gece, gündüz demeden canla başla görev yapan çalışma arkadaşlarımı teşekkür ediyorum” dedi.
Avrupa’nın üreteceği çipte, Bahçeşehir Üniversitesi’nden yapay zekâ damgası
25 Mart 2024 Pazartesi - 10:27 Avrupa’nın üreteceği çipte, Bahçeşehir Üniversitesi’nden yapay zekâ damgası Bahçeşehir Üniversitesi (BAU), hazırladığı yapay zekâ projesiyle Avrupa Birliği’nin (AB) çip üretim planında yer almayı başardı. 16 milyon euro kaynak ayrılan süreçle ilgili konuşan BAU Yapay Zekâ Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Kahraman bu çalışmanın ülkemiz için de çok önemli bir kilometre taşı olacağını belirtti. Avrupa Birliği (AB), dış bağımlılığı azaltmak için çip üretim kararı aldı. Bahçeşehir Üniversitesi, ‘Açık kaynakların kullanılarak çip tasarımında yapay zekâ kullanılması’ projesi ile üretim sürecinde yer almaya hak kazanarak önemli bir başarıya imza attı. AB’nin 16 milyon euro kaynak ayırdığı proje ile ilgili konuşan BAU Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yapay Zekâ Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Kahraman, “Bahsi geçen proje, sadece Bahçeşehir Üniversitesi için değil, Türkiye için de bir kilometre taşı olma potansiyelini taşıyor” dedi. “Çip tasarımında devrim oluşturmayı hedefliyor” Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) çip üretme kararı alan Avrupa Birliği’nin ortak girişimi HORIZON Europe Key Digital Technologies (KDT) 2023 Çağrısı’na, RIBL (Remote Innovations in Boolean Logic) başlıklı projeyi sunarak karşılık verdi. Öncü niteliği ve stratejik önemiyle dikkat çeken proje, AB tarafından destek almaya hak kazanırken BAU Avrupa Birliği’nin çip üretim paydaşlarından oldu. Dr. Öğr. Üyesi Fatih Kahraman, “RIBL projesi, RISC-V ve Açık Kaynaklı Çip Tasarımı alanlarında yapay zeka destekli tasarım araçlarını bir araya getirerek çip tasarımında devrim oluşturmayı hedefliyor” ifadelerine yer verirken; “Entegre devre tasarımı ve yarı iletken teknolojilerindeki bilgi transferini yapay zekâ unsurlarıyla birleştirerek tüm sektörlerin ihtiyaç duyduğu entegre ‘devre/çip’ tasarım sürecini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Bu açık kaynaklı yazılım araç zinciri, yapay zeka model destekli ‘knowledge transfer’ işlevleri ile çip tasarımında yeni bir çağın kapılarını aralıyor” dedi. ‘Türkiye için de bir kilometre taşı’ Projenin ülkemizi için de önemli olduğuna vurgu yapan Fatih Kahraman şöyle konuştu: “Bu proje, üniversitenin Avrupa Birliği projelerindeki en büyük bütçeli ve stratejik açıdan en önemli başarılarından biri olarak öne çıkıyor. Çip tasarım ve üretimi, günümüzdeki dijital devrimin temel taşları arasında yer alıyor ve bahsi geçen proje, sadece Bahçeşehir Üniversitesi için değil, Türkiye için de bir kilometre taşı olma potansiyelini taşıyor. Bu stratejik adım, ülkemizin çip teknolojileri alanında uluslararası düzeyde rekabet avantajı sağlama hedefine büyük bir katkı sunmaktadır.” Çip tasarımında yüksek lisans Projenin, Avrupa’nın çip üretimi yol haritasında önemli bir paydaş olma amacını taşıdığını ifade eden Fatih Karaman, “Bahçeşehir Üniversitesi, projenin bir parçası olarak Artech International BVBA ile birlikte özelleşmiş yüksek lisans ve doktora eğitim programları düzenleyerek sektörde uzmanlaşmış bireylerin yetişmesine katkı sağlamayı planlıyor. Ayrıca, Bahçeşehir Üniversitesi’nin ‘Sayısal Mikroçip Tasarım ve Doğrulama/Digital IC Design and Verification" programı, Türkiye’de çip tasarımı konusunda uluslararası seviyede eğitim veren ilk yüksek lisans programı olma özelliği taşıyor” açıklamasını yaptı. 16 milyon euro bütçe Projenin Türkiye’de çip tasarımı eğitimine yönelik sağladığı desteğin, sektördeki önemli bir ihtiyacı karşılayacağını söyleyen Fatih Kahraman Türkiye’nin bu alandaki güçlü pozisyonunu vurgulayarak “Bu stratejik proje, sadece bir proje onayından öte, çip tasarımı konusunda Türkiye’nin uluslararası alandaki pozisyonunu güçlendirecektir. Bahçeşehir Üniversitesi, bu alandaki altyapısı, uzmanlığı ve gerçekleştireceği yenilikçi faaliyetler ile geleceğin teknolojik gelişimine önemli bir katkı sağlayacaktır” dedi. BAU Yapay Zekâ Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Kahraman, Dr. Öğr. Üyesi Binnur Kurt ve Artech International BVBA’dan Suna Akbayır’ın liderliğinde hazırlanan projenin, toplam bütçesi 16 milyon Euro olan kapsamlı bir işbirliği ağına sahip olduğu belirtildi.
Genç Buluşçular Atölyesi beklentiyi yükseltti
24 Mart 2024 Pazar - 15:22 Genç Buluşçular Atölyesi beklentiyi yükseltti Cumhur İttifakı Merkezefendi Belediye Başkan Adayı Ekrem Başer’in geleceğin bilim adamlarına teknik ve teknolojik imkanlar sunacak Genç Buluşçular Atölyesi, gençlerin beklentisini yükseltti. Başarılı ve gelecek vadeden projeler arasında gösterilen çalışma, daha şimdiden çok konuşulmaya başlandı. Cumhur İttifakı Merkezefendi Belediye Başkan Adayı Ekrem Başer’in, göreve geldikten sonra Merkezefendi’de hayata geçirmeyi planladığı Genç Buluşçular Atölyesi Projesi, gençleri heyecanlandırdı. Gençlere geniş ve modern çalışma ortamları, her türlü teknik ve teknolojik donanımın ücretsiz olarak sağlanacağı Genç Buluşçular Atölyesi, daha şimdiden merak edilen ve gelecek vadeden çalışmalar arasında yerini aldı. Ücretsiz hizmet verecek Gençler tarafından sabırsızlıkla beklenen ve ileri teknoloji, robotik kodlama, insansız hava araçları gibi stratejik alanlarda proje üretme imkanı sunacak olan Genç Buluşçular Atölyesi, üstün zekalı ve yenilikçi çocuklar ile gençlerin ülkelerinin göğsünü kabartacak uluslararası düzeyde başarılı birer bilim adamı olabilmeleri adına ücretsiz hizmet verecek. Ayrıca bu proje ile gençleri bilim ve teknolojiye teşvik etmek, onların potansiyellerini tam anlamıyla kullanmalarına yardımcı olmak amaçlanıyor. “Ulusal ve uluslararası platformlar için desteklenecekler” Seçim çalışmalarının her aşamasında gençlerden bahsederek “Çocuklarımız ve gençlerimiz bizlerin geleceği. Onların önlerini açacak ve kabiliyetlerini gösterebilecekleri imkanları vermek hepimizin önceliği olmalı” diyen Cumhur İttifakı Adayı Başer, Genç Buluşçular Atölyesinin sayesinde gençlerin hazırladıkları projelerle başta Teknofest olmak üzere gerek ulusal gerekse uluslararası ölçekli çeşitli teknoloji ve inovasyon programlarına da katılma fırsatı elde edebileceklerini kaydetti.
Genç bilim insanları yarıştı
24 Mart 2024 Pazar - 11:20 Genç bilim insanları yarıştı İstanbul Bilim Olimpiyatları 2023 yılı Fizik Deney Yarışması Bahçeşehir Üniversitesi Future Kampüste yapıldı. 41 bin öğrencinin başvurduğu Olimpiyatlar’da fizik kategorisinde teori aşamasından başarıyla geçen 20 öğrenci, fizik deneylerini tamamlamak için yarıştı. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen ‘’Temel Fikirlerden Temel Bilimlere Projesi’’ kapsamında gerçekleştirilen İstanbul Bilim Olimpiyatları’nda Fizik Deney Yarışması yapıldı. Hem resmi hem de özel okullarda eğitim gören ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik matematik, bilgisayar, fizik, kimya ve biyoloji dallarında düzenlenen ve 41 bin öğrencinin başvurduğu İstanbul Bilim Olimpiyatları’nın Fizik Deney Yarışmasına Bahçeşehir Üniversitesi ev sahipliği yaptı. Temel bilimlerde yetenekli öğrencileri keşfetmek ve becerilerini geliştirmelerini desteklemek amacıyla düzenlenen yarışmada, fizik kategorisinde teori aşamasından başarıyla geçen 20 öğrenci, deney aşaması için yeniden sınava girdi. İl Milli Eğitim ve BAU işbirliği protokolü imzaladı İstanbul Bilim Olimpiyatları’nın gerçekleştiği BAU Futura Kampüs önemli bir iş birliğine daha ev sahipliği yaptı. Akademik bilgi ve tecrübelerin okullara taşınması, eğitim programlarının zenginleştirilmesi ve toplumun her kesiminin eğitimine katkı sağlanması amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Bahçeşehir Üniversitesi arasında ‘’Eğitim İş Birliği Protokolü’’ imzalandı. İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür imza töreninde yaptığı konuşmadaŞ “Hayata geçirdiğimiz proje, uzun vadeli hedefleri doğrultusunda, temel bilimlere olan ilgiyi artırma ve bu alanda uluslararası düzeyde rekabet edebilecek bireyler yetiştirme amacını taşımaktadır. İstanbul Bilim Olimpiyatları, bu vizyonun en önemli ayağından biridir. Olimpiyatlar, matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilim dallarında yetenekli öğrencilerimizi keşfetmemize ve onları uluslararası alanda rekabet edebilecek seviyeye taşımamıza imkan tanıyor. Bu etkinlikler, aynı zamanda öğrencilerimizin problem çözme, eleştirel düşünme ve iş birliği gibi 21. yüzyıl becerilerini de geliştirmelerine yardımcı oluyor”dedi. Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu ise, hem üniversite hem de Bahçeşehir Koleji olarak Fizik Olimpiyatına ev sahipliği yapmaktan gurur duyduğunu söyledi. Hatipoğlu şöyle konuştu: “Karşımda birbirinden değerli pırıl pırıl gençler var. Hep birlikte burada olmamız bizim için çok kıymetli, sizler yaptığınız çalışmalar ve üstün yeteneklerinizle teori aşamasını başarıyla geçerek deney aşamasına gelmeye hak kazandınız. Her birinizi tek tek tebrik ederim. Gençlerimizin geleceğini şekillendirecek girişimlerde Milli Eğitim Müdürlüğümüzle aynı çatı altında bulunmaktan ise ayrıca gurur ve mutluluk duyuyorum. Nice projelerde yeniden bir araya gelmeyi temenni ediyorum.’’ Bilimin ışığında nice başarılara imza atacaklar İstanbul Bilim Olimpiyatlarının çok değerli olduğunu dile getiren Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Özlem Dağ, deney aşamasına geçebilen 20 öğrenciyi de tebrik etti. Ev sahipliği yaptıkları için son derece gururlu olduğunu belirten Dağ, “ Bilim, tüm insanlık için gelişmelidir. Bu, dünyadaki sorunları görebilme, çözebilme ve katkı sağlama, teknoloji üretme gibi temel yollarla gerçekleşir. Bu süreçleri değerlendirebilme ve pırıl pırıl zihinleri, beyinleri dahil edebilen bu tarz organizasyonlar ise çok değerlidir. İnanıyorum ki öğrencilerimiz, kendilerine topluma dünyaya değer katacak bilimin ışığında nice işlere bugünden itibaren imza atmaya devam edecekler” dedi. “Geleceğimiz olan öğrencilerimizin başarılardan gurur duyuyorum” İstanbul Bilim Olimpiyatları Fizik dalı koordinatörü ve aynı zamanda Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Recep Dimitrov, imzalanan iş birliği protokolünün son derece önemli olduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle sürdürdü: “Bugün burada teori aşamasını başarıyla geçen öğrencilerimizin deney yarışmasına şahit oluyoruz. Teori çok güzel ama deney olmadığında özellikle doğa bilimlerinde tam bir yarışma olmuyor. Bu yüzden bu organizasyonda payı olan herkese çok teşekkür ederim. Bu aşamaya kadar gelen tüm öğrencileri de ayrı ayrı kutluyorum bu kadar zor bir yarışmada bu aşamaya gelmek bile büyük başarı, geleceğimiz olan öğrencilerimizin başarılarından büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum’’.
Denizanaları kanser için umut oldu
23 Mart 2024 Cumartesi - 11:47 Denizanaları kanser için umut oldu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurçin Killi, son yıllarda Akdeniz ve Ege kıyılarında sayıları her geçen yıl artan denizanalarının zehrini laboratuvar ortamında izole ederek kanser hücrelerinde denediklerini ve olumlu sonuçlar aldıklarını açıkladı. Deniz suyu sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, kirlilik, gemi trafiği nedeniyle yabancı türlerin gelişi ve kıyı yapılarının artışı nedenleriyle artan denizanalarının alternatif kullanım alanı olarak zehirlerinin kanser hücrelerini öldürücü özelliği olduğunu belirten Doç. Dr. Killi, “Denizanası zehrinin kanser hücrelerinde etkili olduğunu bulduk” dedi. Muğla’nın Marmaris ilçesinde sahile vuran Rhopilema nomadica göçmen denizanası türü üzerine bilimsel araştırma yapan Killi, “Denizanası örneklerini araziden topluyoruz. Buradan laboratuvarımıza getiriyoruz. Belli aşamalardan geçirerek içerisindeki zehri izole ediyoruz. Elimdeki Rhopilema nomadica dediğimiz göçmen denizanası. Şu anda Marmaris Körfezi’nde, Datça’da, Antalya, İskenderun ve Mersin Körfezi’nde yoğun olarak gözlenen bir tür. Bu tür kuvvetli yakıcı özelliğe sahip bir tür. Biz burada denizanasının nematosist dediğimiz yakıcı hücreleri izole etmeye çalışıyoruz. Denizanasının zehirlerini izole ederek bir TÜBİTAK projesi çerçevesinde kanser hücrelerinde deniyoruz. Yani denizanası venomunun kanser hücrelerindeki sitotoksik etkisini araştırıyoruz. İlk aldığımız sonuçlar gayet güzel sonuçlardı. Aslında kanser hücrelerinde etkili olduğunu bulduk. Aynı zamanda sağlıklı hücrelerde de denedik. Sağlıklı hücrelerde kanser hücrelerine göre daha az öldürücü olduğunu tespit ettik. Bu bizim istediğimiz bir şeydi” dedi.
TÜRKSAT 6A, Temmuz’un ikinci haftasında uzaya fırlatılacak
23 Mart 2024 Cumartesi - 09:56 TÜRKSAT 6A, Temmuz’un ikinci haftasında uzaya fırlatılacak Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A, bu yıl Temmuz ayının ikinci haftasında uzaya fırlatılacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yerli ve milli imkanlarla üretilen ilk haberleşme uydusu olan TÜRKSAT 6A’yı inceledi. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin (TUSAŞ) Kahramankazan yerleşkesinde bulunan Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi (USET) yerleşkesinde geliştirilen TÜRKSAT 6A uydusunu yerinde inceleyen Bakan Kacır, uydunun 8 Temmuz haftasında uzaya gönderileceğini açıkladı. Yüzde 81,4 yerlilik oranıyla üretim süreçleri tamamlanan TÜRKSAT 6A uydusu, bugüne kadar TÜBİTAK, TUSAŞ, ASELSAN ve CTECH firmalarının iş birliği ile geliştirildi. 4 tonun üzerinde bir kütleye sahip olacak olan uydunun 42 derece doğu boylamında sabit yörüngeye yerleştirilmesi planlanıyor. Bu kapsamda uzaya gönderilecek uydunun yörüngeye yerleştirilmesi işlemini de ilk defa Türk ekipler gerçekleştirecek. “Bugüne dek TÜRKSAT, 8 farklı haberleşme uydusundan istifade etti” Türkiye’nin uzay teknolojilerinde 40 yıllık bir rüyasını gerçekleştirdiğine dikkati çeken Bakan Kacır, “Rahmetli Turgut Özal, Türkiye’nin uzayda yörünge haklarını muhafaza altına almaya gayret ederken bir yandan da ODTÜ yerleşkesinde TÜBİTAK Uzay Araştırmaları Enstitüsünü kurmuştu ve bu enstitünün Türkiye’nin uydularını geliştirmesini hedeflemişti. Maalesef seksenli, doksanlı yıllarda bu konuda çok fazla mesafe katedemedik ama 2000’li yıllardan bu yana Türkiye uydu geliştirme çalışmalarında çok önemli bir deneyim elde etti. Görüntüleme uydularında, ortak üretim projesi BİLSAT’la RASAT’la daha sonra GÖKTÜRK ve nihayetinde İMECE uydularıyla Türkiye yüksek çözünürlüklü görüntüleme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen üretebilen ülkelerden biri oldu. Cumhuriyetimizin 100. yılında da İMECE’yi uzaya gönderdik ve halihazırda İMECE’den istifade ediyoruz. Haberleşme uyduları tarafında bugüne dek TÜRKSAT, 8 farklı haberleşme uydusundan istifade etti. Halihazırda bu uyduların beşini kullanmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. “Yüzde 81,4 yerlilik oranıyla TÜRKSAT 6A’nın üretim süreçleri tamamlanmış oldu” İlk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A projesinin tamamlanmış olduğunu belirten Kacır, “Uçuş modelinin nakliye öncesi halini hep birlikte görme imkanına sahibiz. Uzun süren çalışmalar boyunca uydunun bütün kritik alt sistemlerinin yerli ve milli olarak geliştirilmesi sağlandı. Uçuş bilgisayarları, güç dağıtım düzenleme birimleri yerli ve milli olarak üretildi ve yüzde 81,4 yerlilik oranıyla TÜRKSAT 6A’nın üretim süreçleri tamamlanmış oldu. Bu süreçte 24 çeşit ekipman yerleştirildi ve halihazırda gördüğümüz uçuş modelinde 84 farklı yerli ekipman var. Geliştirme süreçleri, test süreçleri tümüyle burada TUSAŞ bünyesinde USET yerleşkesinde gerçekleştirilmiş oldu ve bütün proje boyunca 396 çevresel ve fonksiyonel test tamamlandı” diye konuştu. “Uydumuzu 8 Temmuz haftasında uzaya göndermeye hazırlanıyoruz” Uydunun fırlatılacağı tarihe ilişkin açıklamalarda bulunan Kacır, “İnşallah uydumuzu 8 Temmuz haftasında uzaya göndermeye hazırlanıyoruz. Bu andan itibaren nakliye faaliyetleri gerçekleşecek. Daha sonra fırlatma öncesi fırlatma kampanyası dediğimiz yaklaşık 4 haftalık periyotta fırlatmayı gerçekleştireceğimiz SpaceX yetkilileriyle bizim ekiplerimiz birlikte çalışmaları tamamlayacaklar ve inşallah uydumuz 42 derecede görev yapmak üzere yola çıkıyor olacak” açıklamasında bulundu. Bakan Kacır konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu fırlatmada bir ilki daha yaşayacağız. Fırlatma sonrasında yörüngeye yerleşme aşamasını ilk kez yine bizim ekiplerimiz kendi imkanlarımızla gerçekleştirmiş olacak. Bu da Türkiye’nin ay projesi için yeni bir deneyim daha kazanmasına vesile olacak. Uydumuzu kendi ekiplerimizin çalışmalarıyla görev yapacağı yörüngeye transfer etme deneyimini inşallah bu fırlatmayla birlikte elde etmiş olacağız. 4 bin 250 kilogramlık bir uydudan bahsediyoruz TÜRKSAT 6A dediğimizde bu anlamda da daha önce yerli olarak geliştirdiğimiz yaklaşık 600 kilogram boyutundaki görüntüleme uydularımızla mukayese ettiğimizde çok daha büyük ve sofistike bir teknolojik üründen bahsediyoruz.” “TÜRKSAT 6A, 4 buçuk milyarlık nüfusun kullanımına erişmiş olacak” Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin yerli uydu geliştirme faaliyetlerine devam edeceğini hatırlatan Kacır, “Haberleşme uydularında bugüne dek 118 ülke ülkede 3 milyarlık bir nüfusa erişme imkânı vardı TÜRKSAT uydularının. Şimdi özellikle Güneydoğu Asya’yı kapsayan Endonezya, Malezya ve Hindistan’ı kapsayan haberleşme imkanını da TÜRKSAT 6A ile elde etmiş olacağız. Böylelikle aslında 3 milyarlık dünya nüfusuna bir buçuk milyar daha ilave edilecek ve Türkiye’nin haberleşme uyduları dünya nüfusunun yarıdan fazlasının 4 buçuk milyarlık nüfusun kullanımına erişmiş olacak” şeklinde konuştu. “Elde ettiğimiz kabiliyet, bizi dünyada haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen 11 ülkeden biri haline getirdi” İlerleyen dönemdeki faaliyette uydu projelerini sıralayan Kacır, “Önümüzdeki dönemde GÖKTÜRK uydusunun yenileme projesi, İMECE 2, İMECE 3 projeleri gerçekleşecek. Bir yandan ekiplerimiz Ay Projesi için de çalışmalarını sürdürüyorlar. Türkiye uzay bilimi ve teknolojilerinde tıpkı savunma sanayinde olduğu gibi süreç boyunca millileşme ve yerlileşme hamlesini gerçekleştirmeye devam edecek. Bütün bu projelerin her biri, bizi bir sonraki proje için cesaretlendiriyor. Yeni projeler için deneyim kazanmamıza vesile oluyor. Bu projede TÜBİTAK, TUSAŞ, ASELSAN ve CTECH ekipleri bir arada çalıştılar. Dönem dönem 400’e yakın arkadaşımızın ortak çalışma yürüttüğü bir proje oldu bu. Bu da bizim için ayrı bir iftihar kaynağı. Bütün bu müesseselerimiz, bütün bu şirketler bu alanda küresel bir deneyim kazanmış oldular ve elde ettiğimiz kabiliyet bizi dünyada haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen 11 ülkeden biri haline getirdi. İddiamızı sürdüreceğiz; yeni projelerle daha iddialı projelerle hem beşeri sermayemizin Türkiye’nin milli projelerine katkı vermesini sağlayacağız hem de Türkiye’yi stratejik alanlarda yeni kabiliyetlerle, yeni yetkinliklerle tanıştırmaya buluşturmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. TUSAŞ ziyareti boyunca Bakan Kacır’a TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil de eşlik etti. Bakan Kacır’ın konuşmasının ardından Kotil, Bakan Kacır’a TÜRKSAT 6A uydusunun bir tablosunu hediye etti.