TEKNOLOJİ
Bakan Uraloğlu: "6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık" 06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:29:39 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Bu yılın başında 30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara’da düzenlenen Karayolları 76. Bölge Müdürleri Toplantısı’nın açılış törenine katılarak, köprü ve viyadük uzunluğunun 311 kilometreden 821 kilometreye, tünel uzunluğunun ise 50 kilometreden 856 kilometreye çıkarıldığını aktardı. "30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık" Bakan Uraloğu, bölünmüş yol yatırımlarının trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu arttırdığını belirterek, "Ülkemizin dört bir yanını yollarla, köprüyle, viyadükle, tünelle donatarak Türkiye’nin her bölgesini erişilir kıldık. Bu yılın başında 30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık. Bu tarihi başarıyı Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle kutladık. Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla bağlı iken, bugün tam 77 ilimizi bu imkanla buluşturduk. Köprü ve viyadük uzunluğumuzu 311 kilometreden 821 kilometreye, tünel uzunluğumuzu 50 kilometreden 856 kilometreye çıkardık. Sadece 2025 yılında 57 kilometre tünel inşa ettik. Bugün bölünmüş yollarımızın uzunluğu ülkemizin yol ağının yüzde 44’ünü oluşturmasına rağmen, bütün yol ağımızda hareket eden trafiğin yüzde 83’üne hizmet sunuyor. Bölünmüş yol yatırımlarımızla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu arttırdığımız gibi trafik kazalarındaki ölüm oranlarında da büyük düşüş sağladık" açıklamasında bulundu. "Bölünmüş yollarımızın her 2 dakikadan birini tasarruf ettirdiği anlamına geliyor" Gerçekleştirilen yeni yol yatırımları sayesinde araçların çevreye verdiği olumsuz etkilerin en düşük seviyeye çekildiğini ifade eden Uraloğlu, "100 milyon taşıt-kilometre başına hayatını kaybeden kişi sayısını yüzde 81 azalttık. 6,55 milyon ton karbon emisyonunun da önüne geçtik. Yollarımızda seyreden araçların çevreye olan olumsuz etkilerini en aza indirdik. 2002 yılında ülkemizdeki toplam araç sayısı yaklaşık 8.5 milyon ve bölünmüş yol uzunluğumuz 6 bin 101 kilometre iken şehirlerarasındaki ortalama hızımız saatte 40 kilometreydi. Yeni yol yatırımlarımız sayesinde bugün ülkemizdeki araç sayısı 34 milyon yaklaşmasına rağmen ortalama seyahat hızımız yaklaşık 90 kilometreye çıktı. Bu, bölünmüş yollarımızın her 2 dakikadan birini tasarruf ettirdiği anlamına geliyor" diye konuştu. "Bölünmüş yol ağımızı 31 bin 250 kilometreye ulaştırmayı hedefliyoruz" Bölünmüş yollara yaptıkları yatırımın, yalnızca bugünü değil, her yılı kazanca dönüştüren güçlü bir değer olduğunu söyleyen Uraloğlu, "Zaman ve akaryakıttan sağlanan tasarruf, her yıl toplamda 405 milyar liralık bir ekonomik fayda olarak ülkemize geri dönüyor. Bu her yıl kullandığımız ödeneğin çok üzerinde bir rakam. İnşallah yeni hedeflerimiz doğrultusunda da bölünmüş yol ağımızı önce 31 bin 250 kilometreye, ardından 38 bin kilometrenin üzerine; otoyol ağımızı ise ilk etapta 4 bin 330 kilometreye ulaştırmayı hedefliyoruz" ifadelerinde bulundu. "Mühendislik harikası köprülerle yolculukları çok daha güvenli ve konforlu bir hale getirdik" Uraloğlu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Avrasya Tüneli ile Asya - Avrupa arasındaki geçişleri birkaç dakikaya düşürdüklerini belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Üretim merkezleri ile limanlar arasında kesintisiz, hızlı ve konforlu bağlantı sağlayan İstanbul-İzmir, Kuzey Marmara, Menemen-Aliağa-Çandarlı, Ankara-Niğde ve Aydın-Denizli Otoyolları gibi mega karayolu projelerini tamamlayarak hizmete sunduk. Osmangazi Köprüsü, Kömürhan, Tohma, Beğendik-Botan köprüleri, Eğiste Hadimi ve Bitlis Çayı Viyadüğü, Nissibi gibi teknoloji ve mühendislik harikası köprülerle yolculukları çok daha güvenli ve konforlu bir hale getirdik. Geçit vermeyen dağları Cankurtaran, Ilgaz 15 Temmuz İstiklal, Salarha, Assos, Troya, Sabuncubeli, Ovit ve Zigana gibi tünellerimizle geçilebilir kıldık." Uraloğlu, sadece 2025 yılında Aydın-Denizli Otoyolu ile birlikte; Antalya Korkuteli-Elmalı Yolu, Elazığ-Harput Yolu, Pazarkule-Edirne-TEM Bağlantı Yolu, Batman-Hasankeyf Yolu, Bolu Göynük Çevre Yolu, Bursa Doğancı Tüneli, Pertek - Tunceli, Çemişgezek - Hozat ve Pertek - Hozat Yolu, Kaman-Savcılı-Kırşehir İl Yolu ve Burdur-Tefenni-Çavdır Yolu gibi önemli karayolu projelerini tamamladıklarını dile getirdi. "Türkiye yüzyılı vizyonuna yakışan projeler ile hedeflerimize büyük oranda ulaştık" Antalya - Alanya ve Ankara - Kırıkkale - Delice Otoyollarının çalışmalarını başlattıklarını da vurgulayan Uraloğlu, "Türkiye yüzyılı vizyonuna yakışan projeler ile hedeflerimize büyük oranda ulaştık çok şükür. Artık insanımız sevdiklerine daha kısa sürede ulaşırken; üretimden ticarete, turizmden lojistiğe kadar tüm sektörler daha hızlı, daha düşük maliyetle ve daha rekabetçi bir şekilde faaliyet gösteriyor" dedi. "Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri Test ve Uygulamasını hayata geçirdik" Akıllı ulaşım sistemleriyle yeni bir ulaşım çağı başlattıklarını ifade eden Uraloğlu, "Geçtiğimiz haftalarda Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasında 40 kilometrelik koridorda Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri (K-AUS) Test ve Uygulamasını hayata geçirdik. Bu uygulamadan sonraki hamleyi de Ankara Çevre Otoyolu’nda daha gelişmiş düzeyde atacağız" diye konuştu. "Ülkemizi küresel ölçekte daha etkin ve rekabetçi bir konuma taşıyacağız" Yol güvenliğinin geleceği, iklim değişikliği, sürdürülebilir ulaşım olduğunu söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve Üç Deniz Girişimi gibi uluslararası stratejik projeleri de kararlılıkla ilerletiyoruz. Karayolları ile farklı ulaşım modlarını entegre ederek, üretim, pazar ve tüketim noktaları arasındaki erişimi hızlandıracak, lojistik imkanlarımızı çeşitlendirerek ülkemizi küresel ölçekte daha etkin ve rekabetçi bir konuma taşıyacağız."
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:21 BTÜ’de insan verisi kullanılmadan yüz analizi sistemleri eğitilecek Bursa Teknik Üniversitesi, yapay zekâ tabanlı yüz analizi sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak yeni bir teknoloji üzerinde çalışılıyor. Proje kapsamında, gerçek insan yüzlerine ihtiyaç duymadan dijital karakterler üretilecek. Bu sayede oyun, sinema gibi sektörlerde karakter oluşturulurken kişisel verilerin korunması açısından da güvenli bir ortam sağlanacak. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Muhammed Ömer Faruk Selvi yürütücülüğünde ve Doç. Dr. Erdem Yavuz danışmanlığında sürdürülen "Yüz Analizi için Sinir Ağlarının Eğitimine Yönelik 3 Boyutlu Dönüştürülebilir Modellere Dayalı Yüksek Yoğunluklu Sentetik Veri Üretim Sistemi" başlıklı proje, TÜBİTAK 1002 programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje, yüz analizi yapan yapay zekâ sistemlerinin en önemli ihtiyacı olan veri sorununa çözüm üretmeyi hedefliyor. Çalışma kapsamında geliştirilen sistem sayesinde bilgisayar ortamında üç boyutlu ve gerçekçi yüz karakterleri oluşturulacak ve bu karakterler üzerinden binlerce farklı yüz ifadesi ve hareketi üretilebilecek. Dijital yüz serisi otomatik üretilecek Proje kapsamında Blender ve Python tabanlı bir altyapı kullanılarak oluşturulan sistem, yapay sinir ağlarının eğitiminde kullanılabilecek çok sayıda dijital yüz verisini otomatik olarak üretebilecek. Böylece yapay zekâ çalışmalarında sıkça karşılaşılan veri eksikliği ve yüksek etiketleme maliyetleri önemli ölçüde azaltılabilecek. Aynı zamanda gerçek insan yüzlerine ihtiyaç duyulmadan oluşturulan dijital karakterler sayesinde veri güvenliği ve kişisel verilerin korunması açısından da güvenli bir araştırma ortamı sağlanacak. Oyun ve sinema gibi sektörlere dijital yüz Geliştirilen sistemin, yüz üzerindeki mimikleri ve küçük hareketleri yüksek hassasiyetle takip edebilen detaylı bir veri altyapısı sunmayı hedeflediğini kaydeden Arş. Gör. Selvi, "Bu yaklaşımımız sayesinde yüz hareketlerini analiz eden yapay zekâ sistemlerinin daha doğru ve güvenilir sonuçlar üretmesi mümkün hale gelecek. Araştırmadan elde edeceğimiz sonuçların; oyun ve sinema sektöründe dijital karakterlerin canlandırılmasından, otonom araçlarda sürücü dikkat analizine kadar birçok farklı alanda kullanılan yüz analizi teknolojilerinin gelişmesine katkı sağlaması bekliyoruz" diye konuştu. Rektör Çağlar: Proje önemli bir ihtiyaca çözüm üretiyor BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitede yürütülen yapay zekâ çalışmalarının önemine dikkat çekerek, "Üniversiteler yalnızca bilgi üreten kurumlar değil, aynı zamanda geleceğin teknolojilerine yön veren araştırmaların da merkezidir. Akademisyenlerimizin geliştirdiği bu proje, yapay zekâ alanında önemli bir ihtiyaca çözüm üretme potansiyeli taşıyor. Üniversitemizde yürütülen bu tür nitelikli çalışmaların artarak devam etmesi bizleri memnun ediyor. Projede emeği geçen akademisyenlerimizi tebrik ediyorum" dedi.
05 Nisan 2026 Pazar - 10:56 Mercan Bilim Merkezi planetaryumu çocukları evrenle buluşturuyor Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi bünyesindeki planetaryum, modern teknolojik altyapısı ve zengin içerikleriyle ziyaretçilerine evreni keşfetme fırsatı sunuyor. Açıldığı günden bu yana yaklaşık 195 bin kişiyi ağırlayan planetaryum, özellikle çocukların bilime olan ilgisini artıran önemli bir keşif alanı olarak öne çıkıyor. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mercan Bilim Merkezinde yer alan planetaryum, 120 kişilik kapasitesiyle Türkiye’nin en geniş oturum alanına sahip planetaryumlardan biri olma özelliği taşıyor. Özel gereksinimli bireyler için ayrılmış alanların da bulunduğu planetaryumda düzenli film gösterimleri yapılırken, aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanılıyor. Gezegenler, yıldızlar ve uzay temalı içeriklerin yanı sıra iklim, çevre ve doğa konularını ele alan filmlerin de yer aldığı planetaryum, okul öncesi gruplardan yetişkinlere kadar her yaşa hitap ediyor. İngilizce dil destekli içeriklerin de bulunduğu merkez, çevre illerden gelen ziyaretçilerin de uğrak noktaları arasında yer alıyor. "Planetaryumda bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezinde görev yapan Astronom, Planetaryum ve Bilim İletişimcisi Merve Oylum, planetaryumun açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gördüğünü belirterek, "Burada düzenli film gösterimleri yapıyoruz. Aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanıyoruz. Gezegenler, yıldızlar, uzayın yanı sıra iklim, çevre ve doğa temalı filmlerimiz bulunuyor. Okul öncesinden yetişkinlere kadar her yaşa yönelik içeriklerimiz var. Bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" dedi. Planetaryumda çocukların bilimin ışığında evrenin derinliklerine unutulmaz bir yolculuğa çıktığını ifade eden Oylum, "Mercan Planetaryum merak uyandırıyor, hayal gücünü besliyor ve bilime yönelik güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor. Ziyaretçilerimiz buradan memnuniyetle ayrılıyor. Evreni keşfetmek isteyen herkesi bekliyoruz" diye konuştu. Çocuklar bilimin ışığında bir gün geçirdi Mercan Bilim Merkezini ilk kez ziyaret ettiğini söyleyen Azra Uzun ise planetaryum deneyiminin kendisi için çok etkileyici olduğunu belirterek, "Bir sürü şey öğrendim. Gezimizin sonunda planetaryuma girdik. Kocaman bir gökyüzü gibiydi. Mars, Jüpiter ve Dünya’yı gördük. Sanki uzayın içindeydik" ifadelerini kullandı. Hira Tuana Aydın da merkezde elektrik tasarrufu, atık ayrıştırma ve hava kirliliği konularında bilgi edindiklerini belirterek planetaryumda izledikleri filmin kendisini çok etkilediğini söyledi. Deniz Atar ise Fen Bilimleri dersinde öğrendikleri konuları planetaryumda izledikleri filmle daha iyi kavradıklarını ifade ederek, "Filmin içindeymiş gibi hissettik. Hem eğlenceli hem öğreticiydi" dedi.
Yapay zeka hayatımızı şekillendirecek
17 Mart 2024 Pazar - 10:11 Yapay zeka hayatımızı şekillendirecek Yapay zeka, her geçen gün gündelik yaşamı da etkisi altına alıyor. Resim, yazı, video oluşturmadan günlük rutin işlere kadar birçok içerik yapay zeka aracılığıyla oluşturuluyor. Eğitimde, sağlıkta, haber yazımında, araç kullanımında, şirket çalışanlarının dahi kullandığı bazı yapay zeka yazılımları, beğeniyle tavsiye ediliyor. Tüm işlevselliğinin yanı sıra, haftalar öncesinde bir robotun kendi sahibine saldırması endişeleri de beraberinde getirdi. Yaşar Üniversitesi Yapay Zeka Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Güzeliş, “Yeni tür yapay zeka günlük yaşamın neredeyse her alanında etkisini gösterecek, yaşamı kolaylaştıracak ama bazı bilgi güvenliği risklerini de beraberinde getirecek” dedi. Yeni neslin ilgi odağı Prof. Dr. Güzeliş, yapay zekanın hayata etkisinin 2024 sonuna doğru daha çok hissedileceğini belirterek şunları söyledi: “Çağımızda teknolojilerin yayılım hızı geçmiş dönemlere göre çok daha yüksek. Derin öğrenme algoritmaları ve üretken büyük dil modellerinin yapay zekayı taşıdığı yeni türden yapay zeka ekosistemi aslında yeni bir geçit. Bu geçidin arkasında daha önce göremediğimiz yepyeni imkanları ve aynı anda da riskleri göreceğiz. 2024 yılının başı ve sonu arasındaki fark, 2023 sonundan 2024 sonuna kadar elde edilen farkın 3-4 kat üzerinde olacak. Farkı oluşturacak olan; temel olarak genç kuşakların iş ve eğitim ortamlarında günlük uğraşılarında başvuracakları en temel kaynağın yapay zeka sohbet robotları ve diğer yazılım ortamları olmasından gelecek.” Prof. Dr. Cüneyt Güzeliş, “Henüz ulaşım, alışveriş gibi günlük yaşamın bileşenlerinde yeni türden yapay zeka ekosistemi, yeni yazılımların henüz uygulamaya alınmaması nedeniyle oluşmadı. Günlük yaşamdaki etkilerinin 2024 yılı sonuna doğru hissedileceğini düşünüyorum. Ancak iş ve eğitim ortamlarında; çalışanların, öğrencilerin ve eğitimciler için yeni türden yapay zeka araçları hem en temel başvuru kaynağı oldu hem de bu türden yeni ürünlerin geliştirilmesi ve gerçekleştirilerek ekosisteme sunulmasında büyük bir ivmelenme yaşandı” dedi. “Aynı iş daha kısa sürede yapılacak” Yıllarca iş yeri ortamında çalışılmasının ulaşım açısından zaman kaybı olduğuna değinen Prof. Dr. Güzeliş, “Benim de içerisinde yer aldığım teknoloji ve iş ekosistemleri için gelecek öngörülerinde bulunan uzmanlar; on yıllardır insanın haftada 40 saat çalışmasının ve iş yerlerine taşınmak için toplu ulaşımda zaman harcamasının gereksiz olduğunu, işte geçirilen süre yerine evden çalışmanın ve kişinin kendine daha fazla zaman ayırmasının iş verimini ve üretkenliği artıracağını söylemekteydi. Salgın döneminde bunu hepimiz yaşadık. Tutucu iş görüşlerine sahip olanlar dışında herkes bu yeni duruma kendisini uyarladı. Özetle, sohbet robotları ile görsel ve konuşma-ses alanlarında ortaya çıkan yeni türden yapay zeka ekosistemi, eğer iş dünyası tutucu yaklaşırsa, geçici olarak işsizliğe yol açar. Ama yenilikçi iş çevreleri, işte ve evde iş için geçirilen zamanları azaltıp çalışanların aynı, hatta yapay zeka araçları ile daha nitelikli işi daha kısa sürede yerine getirmelerine imkan tanıdıklarında fark oluşturacaklardır. Tutucu çevreler de onları izleyecektir. Doğanın ve ekonominin gelişim çarkı dönecek, herkese doğruyu gösterecektir” diye konuştu. “Bilgi güvenliği en temel risk” Yaşar Üniversitesi Yapay Zeka Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Güzeliş, yeni nesil robotların yapay zeka algoritmaları kullanmadıklarına dikkat çekti. Bilgi güvenliğinin ise temel risklerden olduğunu vurgulayan Güzeliş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Üretim hatlarında robot kullanımında aynı ortamda çalışan işçilerin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına çok dikkat etmeleri gerekir. İş yeri yöneticilerinin de bu duruma özel eğitim vermeleri mutlak bir gereklilik. Üretim hatlarındaki robotların günümüzde çok az bir kısmı, yeni türden yapay zeka algoritmaları kullanıyor. Klasik yazılımlara dayalı çalışan robotların da oluşturduğu benzer riskler var ve birçok vaka yaşandı. Yeni türden yapay zekanın oluşturduğu en temel riskler ise aynı zamanda en yararlı, kullanışlı olduğu alanlardır. Genel olarak bilgi güvenliği en temel risk alanıdır. Artık gördüğümüze de inanmamamız gereken bir dönemdeyiz. Yeni türden yapay zeka araçları ile üretilmiş bir görselin, sesin, elektronik iletinin, kaydın, ev ödevinin, tasarımın, çizimin, raporun, spam iletilerin gerçek olup olmadığının anlaşılması insanlar için olduğu kadar bu amaçla geliştirilmiş yapay zeka araçları için de imkansız olmasa da zorluk derecesi oldukça yüksek bir görevdir.”
Geleceğin Teknoloji Yıldızları Yüksekova’da yetişiyor
17 Mart 2024 Pazar - 09:48 Geleceğin Teknoloji Yıldızları Yüksekova’da yetişiyor HAKKARİ (İHA) – Hakkâri’nin Yüksekova Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde hayata geçirilen “Geleceğin Teknoloji Yıldızları Yetişiyor” projesi kapsamında öğrenciler robotik kodlama, tasarım ve arduino alanında eğitim alıyor. Avrupa Birliği ve Türkiye tarafından finanse edilen ve Hakkari Valisi ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik’in desteklediği ‘Geleceğin Teknoloji Yıldızları Yetişiyor’ projesi kapsamında Yüksekova Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde robotik kodlama kursu açıldı. Eğitime katılan öğrenciler, akıllı tahtadan da yararlanarak bilgisayar başında robotik kodlama ile tasarım yapmayı öğreniyor. Projenin temel amacının öğrencileri yazılım alanında geliştirmek olduğunu söyleyen Bilgisayar Mühendisi Dilvin Yaşar, "Hafta sonları lise öğrencilerimize robotik kodlama, hafta içi ise mezun ve işsiz öğrencilerimize arduino ile mobil programlama eğitimi vermekteyiz. Şu an lise öğrencilerine, mezun öğrencilere ve işsizlere yönelik kapsamlı bir eğitim vermekteyiz. Lise öğrencilerimiz temel robotik kodlama öğreniyor. Bir hafta sonra bu kursumuz son bulacaktır. Robotik kodlama eğitimini tamamladıktan sonra yapay zeka ile modelleme eğitimi için kurs açacağız” dedi. “Eğitim sonunda öğrencilerimize Avrupa Birliği onaylı sertifika verilecek” Eğitimin sonunda öğrencilere sertifika verileceğini aktaran Yaşar, "Eğitime katılan gençlerin iş hayatında başarılı olmaları için gereken teknoloji becerilerini kazandırmayı hedefliyoruz. Bir veya bir buçuk hafta sürecek eğitim sonunda öğrencilerimize Avrupa Birliği onaylı sertifika verilecektir. Öğrencilerimiz en iyi şartlarda eğitim görüyor. Sınıflarımız 10 kişilik. Ders için kullandığımız bilgisayarların işlemcisi oldukça yüksek. Öğrencilerimiz burada en iyi şartlarda eğitim görmektedir. Bunun yanı sıra öğrencilerimizin ulaşımını ve öğlen arası öğününü sağlıyoruz. Şu an Ramazan ayında olduğumuz için öğlen öğününü kumanya şeklinde veriyoruz” ifadelerini kullandı. Eğitime katılan lise öğrencisi Büşra Duman ise robotik kodlama ile tasarım yapmayı öğrendiğini belirterek, “Peyzaj mühendisi olmak istiyorum. Şu anda da robotik kodlama ile bir bahçe tasarlıyorum. Aldığım eğitim ileride iş hayatımı kolaylaştıracak. Bize bu fırsatı sunan başta Vali Ali Çelik olmak üzere hocamıza çok teşekkür ederim” şeklinde konuştu.
Ağrı’da pansiyonlu okullar satranç turnuvası heyecanı
16 Mart 2024 Cumartesi - 15:34 Ağrı’da pansiyonlu okullar satranç turnuvası heyecanı Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği "Pansiyonlu Okullar Yarışıyor" etkinliği, genç satranç ustalarını bir araya getirdi. Naci Gökçe Anadolu Lisesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen turnuvada, 14 okuldan öğrenciler stratejik hamlelerle rakiplerini alt etmeye çalıştı. Lise kategorisinde zirveye Hüseyin Celal Yardımcı Fen Lisesi’nden Hamza Çelik yerleşirken, ortaokul kategorisinde ise Ozanlar Yatılı Bölge Ortaokulu’ndan Büşra Adigüzel birinciliği göğüsledi. Dereceye giren genç yetenekler, madalyalarını alarak turnuvanın hatırasını ölümsüzleştirdi. Etkinlikle ilgili açıklama yapan İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, başarılarından ötürü öğrencileri kutladı ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Kökrek,"Satranç, sadece bir oyun olmanın ötesinde; zihinsel becerileri geliştiren, stratejik düşünmeyi teşvik eden ve problem çözme yeteneğini artıran bir spordur. Bu özelliğiyle satranç, öğrencilerimiz için oldukça faydalı bir aktivitedir. Pansiyonlu okullar satranç turnuvası da bu faydaları öğrencilerimize ulaştırmak için düzenlenmiş önemli bir etkinliktir. İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak, öğrencilerimizin her alanda gelişmesi için büyük bir gayretle çalışıyoruz. Bu kapsamda, satranç gibi zihinsel becerileri geliştiren sporlara ve etkinliklere büyük önem veriyoruz. Pansiyonlu okullar satranç turnuvası da bu önemimizin bir göstergesidir." dedi.
Wi-Fi 7 Teknolojisi karanlık fabrikaların yaygınlaşmasını sağlayacak
16 Mart 2024 Cumartesi - 12:41 Wi-Fi 7 Teknolojisi karanlık fabrikaların yaygınlaşmasını sağlayacak Kesintisiz bağlantıya, hıza ve güvenilirliğe daha fazla ihtiyaç var ve Wi-Fi 7’nin piyasaya sürülmesi kablosuz ağlarda çok büyük avantaj vaat ediyor. Dr. Semih Yön, WiFi 7 teknolojisinin temel özellikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Yeni nesil kablosuz teknoloji Wi-Fi 7 ile kullanıcıların daha da gelişmiş performans, artan kapasite ve sıfıra yakın gecikme yaşayacaklarını söyleyen İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Semih Yön, bu çığır açan teknolojinin bulut sistemleri, VR oyunları ve 8K video akışı gibi bant genişliği yoğun uygulamalar için kusursuz bir deneyim sağlayacağını belirtti. Wi-Fi 7 Ne kadar hızlı Wi-Fi 7’nin kablosuz internete muazzam bir hız artışı sağladığını ifade eden Dr. Yön, “Intel tarafından yapılan bir demo çalışmada, Wi-Fi 7 desteğine sahip bir dizüstü bilgisayarın, Wi-Fi 6/6E’den 2,4 kat daha hızlı olan 5,8 Gbps indirme hızına ulaştığı gösterdi. Teorik olarak bakıldığında ise, Wi-Fi 7, Wi-Fi 6’nın sunduğu maksimum 9,6 Gbps’yi aşarak muazzam bir hızla maksimum 46 Gbps’ye ulaşabilmektedir” dedi. Wi-Fi 7’nin Avantajları Wi-Fi 7, kablosuz ağ bağlantısının daha akıllı ve daha verimli çalışmasını sağlamak için tasarlanmış bir dizi temel teknolojik iyileştirmenin yanı sıra hız ve bant genişliğinde önemli iyileştirmeler sunduğunu söyleyen Dr. Yön, “Çoklu Bağlantı işlemi olarak adlandırılan özellik ile hem 6 GHz hem de 5 GHz Wi-Fi bantlarından aynı anda yararlanma imkanı sağlanmaktadır. Çoklu bağlantı, cihazların her iki Wi-Fi bandı üzerinden aynı anda veri gönderip almasına imkan tanıyarak verimi artırır” dedi. Wi-Fi 7 Üretim Teknolojilerine önemli avantajlar getirecek Çok yüksek hızlara ulaşan kablosuz bağlantı, Üretim Teknolojileri alanında Karanlık Fabrika Tasarımının gerçekleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına katkıda bulunacağını söyleyen Dr. Yön şöyle devam etti: “Mevcut durumda Almanya’dan Siemens ve Bosch gibi firmaların küçük ölçekte hayata geçirmiş olduğu Karanlık Fabrika yani içerisinde işçi olmayan tamamen otomasyona dönüşmüş üretim süreçlerinin genişletilerek nesnelerin interneti tabanlı olarak makinelerin ağ üzerinden haberleşmesi ve üretimin tümden şekillendirilmesi sağlanabilecek. Sonuçta uzun zamandır sıfır hataya ulaşmak isteyen 6 Sigma, Kaizen, Yalın Üretim gibi üretim felsefelerinin amacı kesin olarak gerçekleştirilmiş olacak. Bunun dışında Eğlence ve Oyun Sektörleri de önemli gelişmeler sağlayabilecek. Geliştirilmiş bant genişliği ve hız sayesinde, 4K ve 8K içeriği ile kapsam alanının her yerinde aynı kalitede yayın yapma, VR’da oyun oynayabilme, Zoom çağrıları üzerinde çalışabilme ve web’de sorunsuz bir şekilde gezinti aynı anda sağlanabilecek.”
Yapay zeka ve yazılım destek iş dünyasının geleceğini şekillendiriyor
15 Mart 2024 Cuma - 15:29 Yapay zeka ve yazılım destek iş dünyasının geleceğini şekillendiriyor Bilsoft Yazılım, Yazılım Destek Müdürü Mehmet Barış Aydın, yapay zeka teknolojisinin hızla gelişmesi, yazılım dünyasını da derinden etkileyen bir faktör haline geldiğini belirterek, yapay zeka, insan zekasından ilham alarak öğrenme, problem çözme, karar verme gibi becerileri simüle ederek yazılım süreçlerine büyük katkı sağladığını söyledi. Mehmet Barış Aydın, yapay zeka teknolojisinin gelişimi yazılım dünyasına birçok avantaj sağladığını belirterek “Yapay zeka ve yazılım destek bir araya geldiğinde, işletmelerin verimliliği artırıldığı, süreçlerin iyileştirildiği ve müşteri memnuniyetinin arttığı görülmektedir. Ayrıca yapay zeka teknolojisi, yazılım test süreçlerini de kolaylaştırarak hataların daha hızlı tespit edilmesine yardımcı olmaktadır. Yapay zeka destekli yazılımlar, işletmelerin verimliliğini de artırmaktadır. Ön Muhasebe Programı yazılımları yapay zeka teknolojisi ile desteklenerek, müşteri verileri daha hızlı ve doğru bir şekilde raporlamak mümkün olmaktadır. Ayrıca, yapay zeka destekli yazılımlar sayesinde, işletmeler verilerini daha etkili bir şekilde analiz edebilir ve daha iyi kararlar alabilirler. Hızlı ve doğru kararlar almayı, verimliliği artırmayı ve kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi mümkün kılan yapay zeka, yazılım geliştirme süreçlerini daha verimli hale getirerek işletmelere büyük kolaylıklar sağlamaktadır” dedi. “Bilsoft Yazılım olarak 2005 yılından beri teknolojinin gücünü en iyi şekilde kullandıklarını belirten Mehmet Aydın, “Kullanıcılarımıza her zaman güncel ve gelişmiş ürünler sunmaya devam ediyoruz. Teknolojiyi ve gelişmeleri yakından takip eden işletmeler geleceğe daha sağlam adımlar atmakta” diyerek açıklamasını sonlandırdı.
Adıyaman Üniversitesi’nden sağlıkta yapay zeka adımı
15 Mart 2024 Cuma - 15:03 Adıyaman Üniversitesi’nden sağlıkta yapay zeka adımı Adıyaman Üniversitesi tarafından hazırlanan ‘Deprem Sonrası Psikolojik Etkilerin Yapay Zeka ile değerlendirilmesi” başlıklı proje desteklenmeye değer görüldü. 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş ve Pazarcık merkezli depremlerden etkilenen illerdeki insanlara travma sonrası stres bozukluğunun teşhisi yapay zeka aracılığı ile konulacağı öğrenildi. Adıyaman Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Saadin Oyucu’nun yürütücülüğünü yaptığı, ‘Deprem Sonrası Psikolojik Etkilerin Yapay Zeka ile Değerlendirilmesi: Anksiyete, Depresyon ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu Tespiti” başlıklı proje, “TÜBİTAK 1001 - Deprem Bölgesi Üniversiteleri Özel Çağrısı - Binbirçaba ’ çerçevesinde desteklenmeye değer görüldü. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Proje Yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Saadin Oyucu, tıp ve yapay zekanın buluştuğu, Tıp Fakültesi ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü ortaklığında yürütülen projenin Adıyaman Üniversitesi’nde disipliner çalışmaların önünü açacağını, bilime “Adıyaman Üniversitesi” damgasını vuracağına inandıklarını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Oyucu, “Depremlerin insan psikolojisi üzerindeki etkilerini değerlendirmek, bu etkilerle başa çıkma süreçlerini anlamak ve toplumların psikolojik dayanıklılığını artırmak, yapay zeka algoritmalarının kullanımıyla depreme maruz kalmış bireylerin ruh sağlığının değerlendirilmesi ve analiz edilmesi ile mümkündür. Araştırmamızda, 6 Şubat 2023 tarihinde merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan depremlerin etkilediği kişilerde ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tanısı alan katılımcılarda dil ve konuşma bozukluklarının tanımlanması amacıyla yapay zeka algoritmaları kullanılması planlanmıştır. Depremlerin neden olduğu travmatik olaylar, psikolojik sağlık sorunları depremden etkilenen bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürmektedir. Depremlerin neden olduğu travmatik olaylar, psikolojik sağlık sorunlarının hızla ağırlaşmasına neden olmaktadır. Erken teşhis, etkilenen bireylere daha hızlı ve etkili yardım sağlamak için gereken önlemlerin alınmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca erken teşhis, toplumda psikolojik sağlık sorunlarına karşı farkındalığın artmasını ve destek sistemlerinin daha etkili bir şekilde oluşturulmasını sağlayacaktır. Proje sonrasında elde edilecek sonuçlarla birlikte Travma sonrası stres bozukluğu teşhisi konan bireylerin uzaktan izleme, süreç takibi yapılabilmeye imkan sağlanacaktır. Ayrıca, yapay zeka modellerinin çağrı merkezi video konferans sistemlerine entegre edilerek, psikolojik desteğe ihtiyaç duyan insanlara ulaşımın kolaylaştırılması hedeflenmektedir” dedi. Projede; Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ferdi Doğan, Tıp Fakültesinden Prof. Dr. Behiçe Han Almış, Tıp Fakültesinden Arş. Gör. Dr. Erkan Göçüm, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Hayriye Mihrimah Öztürk, Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Bilgisayar Mühendisliğinden Doç. Dr. Hüseyin Polat, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof. Dr. Erguvan Tuğba Özel Kızıl’ın araştırmacı olarak, Hatice Sude Yıldız, Asude Şamlı, Emir Çağrı Çelikten ve Sümerya Beşen’in ise lisans bursiyeri olarak yer aldığı öğrenildi.
Taşova Gençlik Merkezi’nden gençlere yeni ufuklar
15 Mart 2024 Cuma - 14:56 Taşova Gençlik Merkezi’nden gençlere yeni ufuklar Amasya’nın Taşova ilçesinde Gençlik Merkezi’nde kodlama eğitimi alan öğrenciler, teknolojiyle ilgili yeni bilgiler öğrendi. Taşova Gençlik Merkezi İnovasyon Atölyesi’nde kodlama eğitimi alan öğrenciler, “8-14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası’nı düzenlenen etkinlikte kutladı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Taşova Gençlik Merkezi gönüllü gençleri ve liderleri, bilimin ve teknolojinin önemine dikkati çekmek, çocukları ve gençleri bu alanlara teşvik amacıyla bilim ve teknoloji haftası için etkinlik düzenledi. Gerçekleştirilen etkinlikte, öğrenciler bilimsel deneylerini sunarken, aynı zamanda teknolojinin gelişimi ve kullanımı hakkında farkındalık oluşturdu. Öğrenciler, farklı bilimsel konseptleri keşfetme ve teknolojinin günlük yaşamda nasıl kullanılabileceği konusunda pratik bilgiler edinme fırsatı buldu. Taşova Gençlik Merkezi Müdürü Sercan Şenel, etkinliklerin çocukların ve gençlerin bilimsel düşünme becerilerini ve teknolojiyle ilgili yeteneklerini geliştirmeye yönelik olduğunu belirterek, “Bu tür etkinlikler, çocukların ve gençlerin gelecekteki kariyerlerini şekillendirmelerine yardımcı olacaktır ve toplumda bilim ve teknolojiye olan ilgiyi artıracaktır. Taşova Gençlik Merkezimizin İnovasyon Atölyesi’nde açtığımız kodlama kursu, çocuklarımıza ve gençlerimize sunduğumuz fırsatlardan sadece biri olarak görülüyor. Aynı zamanda Gençlik Merkezlerimiz, çocuklarımızın ve gençlerimizin kişisel gelişimlerine katkıda bulunurken, topluma da faydalı bireyler olarak yetişmelerine yardımcı oluyor” dedi.
Bakan Uraloğlu: “Lokomotif sektöründe kendi teknolojisine sahip sayılı ülkelerden biriyiz”
15 Mart 2024 Cuma - 14:48 Bakan Uraloğlu: “Lokomotif sektöründe kendi teknolojisine sahip sayılı ülkelerden biriyiz” Bir dizi program için Eskişehir’e gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Eskişehir Bölge Müdürlüğümüz; lokomotif, boji, elektrik makineleri, motor, vagon, talaşlı imalatlar ve kimyasal işlemler fabrikalarından oluşan yedi fabrika ile bütünleşmiş dev bir üretim merkezimizdir. Bugüne kadar toplam 912 adet çeşitli tipte lokomotif, 11 bin 974 çeşitli tipte vagon üretimi gerçekleştirmiştir" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bir dizi program ve ziyaretleri için Eskişehir’e geldi. Yüksek Hızlı Ten ile kente gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ilk olarak Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii AŞ (TÜRASAŞ) Bölge Müdürlüğü’nde düzenlenen TÜRASAŞ-TCDD Taşımacılık (Eskişehir 5000) Elektrikli Anahat Lokomotifi Sözleşmesi İmza Töreni‘ne katıldı. Programa Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanı sıra Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Eskişehir AK Parti Milletvekili Fatih Dönmez, AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, TCDD Taşımacılık A.Ş. Genel Müdürü Ufuk Yalçın, TÜRASAŞ Genel Müdürü Mustafa Metin Yazar ve birçok önemli isim katıldı. “Son 22 yılda yerli sanayimizi geliştirerek imal ettiğimiz milli teknoloji ürünleriyle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk” Bakan Uraloğlu, TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğünde 95 adet "Eskişehir 5000 Elektrikli Anahat Lokomotifi"nin üretimine başlayacaklarını belirterek, "Bu yüzyıl ülkemizin dünya tarihine ’Sanayisi güçlü, teknolojisi milli bir Türkiye’ vizyonuyla damga vurduğu bir dönem olacak. Zaten daha şimdiden sayın Cumhurbaşkanımız liderliğindeki son 22 yılda yerli sanayimizi geliştirerek imal ettiğimiz milli teknoloji ürünleriyle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk. Ülkemizin savunma sanayisi başta olmak üzere makine, medikal, ulaştırma, elektrik, elektronik gibi orta yüksek ve yüksek teknoloji ürünleri ihracatı 2023’te 100 milyar dolara yaklaştı. Bundan yaklaşık 60 yıl önce TÜRASAŞ’ın Eskişehir tesislerinde üretilen Devrim otomobilini engelleyenlere de Togg ile cevap verdik. Kendi arabamızı üreterek milletimizin bir özlemini bir hayalini daha gerçeğe dönüştürdük. Saatte 160 kilometre hıza sahip ’Yeni Sakarya’ ismini verdiğimiz ilk yerli ve milli elektrikli tren seti projemizde, 2 prototip seti tamamlayarak hizmete sunduk ve seri üretimine başladık. 2030 yılına kadar bu tren setlerinin sayısını 56’ya tamamlamayı planlıyoruz. Saatte 225 kilometre hıza sahip ’Milli Elektrikli Hızlı Tren Seti Projesi’nde de tasarım çalışmalarında son aşamaya geldik. Bu yıl prototip üretimin tamamlanmasını planlıyoruz. Milli Banliyö Tren Seti Prototip araç üretimi çalışmalarımız da devam ediyor" ifadelerini kullandı. “Nice başarı ve projeye TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğümüzde imza attık” Konuşmasına devam eden bakan Uraloğlu, TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nün, üretim verilerine dikkat çekerken, “TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğümüz; lokomotif, boji, elektrik makinaları, motor, vagon, talaşlı imalatlar ve kimyasal işlemler fabrikalarından oluşan 7 fabrika ile bütünleşmiş dev bir üretim merkezimizdir. Bugüne kadar toplam 912 adet çeşitli tipte lokomotif, 11 bin 974 çeşitli tipte vagon üretimi gerçekleştirmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonunda ve liderliğinde geçen son 22 yılda; bin beygir gücünde DH10.000 tipi dizel hidrolik anahat ve manevra lokomotifi üretimi ve ihracı, 2001-2012 yılları arasında; DH7.000 / DH10.000 / DH12.000 tiplerinde toplam 31 adet lokomotif ve lokomotiflere ait yedek parçaların Irak’a ihracı, DH 12.000 tipi lokomotif 2003-2009 yıllarında; 3 bin 300 beygir gücünde DE 33.000 tipi anahat lokomotifinin imalatı, 2009 yılında; 2 adet DH12.000 tipi dizel hidrolik anahat lokomotifinin İran’a ihracı, 2013-2015 yılları arasında; denizcilik sektöründe ve Van Gölü feribotlarında kullanılmak üzere 8 adet dizel jeneratör seti üretimi, TCDD için 72 adet E 68.000 tipi yeni nesil elektrikli lokomotifin üretimi, TSI Sertifikalı yük vagonlarının seri üretimi, yazılımları milli olarak tasarlanan 1 Megavat gücünde ilk milli elektrikli lokomotif E1.000, yerli ve milli tasarımla üretilen DE 10.000 tipi dizel elektrikli lokomotifimiz gibi nice başarı ve projeye TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğümüzde imza attık” dedi. “Lokomotif sektöründe kendi teknolojisine sahip sayılı ülkelerden biriyiz” Bakan Uraloğlu, “Bu alandaki ilklerin ve enlerin projesi olarakta kabul ettiğimiz Eskişehir-5000 projemizin öne çıkan birçok özelliği de bulunuyor. Örneğin; Cer motorlarının her biri 1280 kW gücündedir ve bugüne kadar ülkemizde tasarlanan en yüksek güçlü cer motoru özelliğini taşımaktadır. Cer konvertörlerinin her biri 2.5 MW gücünde olup bir raylı sistem aracı için ülkemizde tasarlanan en yüksek güçlü yüksek gerilim cer konvertörüdür. Ayrıca anahat lokomotifler için yerli olarak tasarlanmış ilk araç gövdesi, ilk boji ve ilk Tren Kontrol ve Yönetim Sistemi bu projemizle hayata geçmiştir. Üstelik Eskişehir-5000 lokomotif için geliştirilen tüm ana bileşenler ayrı birer ürün olarak ihraç edilebilir kritik teknolojiye sahip ürünlerdir. Bu ürünler, TCDD taşımacılık bünyesindeki mevcut lokomotiflerde de hem yedek parça hem de modernizasyonları kapsamında kullanılabilecektir. Hayırlı uğurlu olsun. Projemiz kamu, TÜBİTAK; üniversite ve özel sektör kuruluşlarının birlikte çalışması için de iyi bir örnek oldu. Ayrıca lokomotifimizi üretirken 115 yerli tedarikçiyle çalışarak ekonomiye ve cari açığın azaltılmasına büyük katkı sağladık. Proje kapsamında geliştirdiğimiz tüm çıktılar, katma değeri yüksek ve daha önce Türkiye’de tasarımı yapılmamış ürünlerdi. Elde edilen bilgi birikimi ve tecrübe ile ülkemizin ihtiyacı olan raylı taşıtlardaki yerlilik oranını arttırdık. Lokomotifimizin yerlilik oranı şu an için yaklaşık yüzde 65 ama seri üretimde bu rakamı yüzde 80’e çıkarmayı planlıyoruz. Buradan gururla belirtmek istiyorum ki; artık lokomotif sektöründe kendi teknolojisine sahip sayılı ülkelerden biriyiz” diye konuştu. “Cari açığın azaltılmasına büyük katkı sağladık” Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu sözlerini ise şöyle tamamladı: "Ayrıca lokomotifimizi üretirken 115 yerli tedarikçiyle çalışarak ekonomiye ve cari açığın azaltılmasına büyük katkı sağladık. Proje kapsamında geliştirdiğimiz tüm çıktılar, katma değeri yüksek ve daha önce Türkiye’de tasarımı yapılmamış ürünlerdi. Elde edilen bilgi birikimi ve tecrübe ile ülkemizin ihtiyacı olan raylı taşıtlardaki yerlilik oranını artırdık. Lokomotifimizin yerlilik oranı şu an için yaklaşık yüzde 65 ama seri üretimle bu arakamı yüzde 80’e çıkarmayı planlıyoruz. Buradan gururla belirtmek istiyorum ki artık lokomotif sektöründe kendi teknolojisine sahip sayılı ülkelerden biriyiz. Elde ettiğimiz tecrübe ve bilgi birikimi sayesinde, yurtdışına bağımlılığımız kalkmış durumdadır. Tekrardan hayırlı uğurlu olsun." “62 yıl önceki aynı milli ruhun milli başarının bir eseridir” Törende, konuşan Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, “Ülkemizin ilk buharlı lokomotifi Eskişehir’de üretilmiştir. İlk elektrikli lokomotifini de Eskişehir inşallah üretecektir. Eskişehir bir demir yolu şehridir. Bundan 130 yıl önce şehirden geçen demir yolu hem Eskişehir’in hem de milletimizin geleceğini belirlemiştir. Şehri değiştiren, yıllar boyu Eskişehir sanayisinin lokomotifi olan demir yolları sektörü, sürekli bir üretim üssü olmuştur. Seferberlik ruhuyla güç şartlarda hep daha iyinin, peşinde koşan atölyesi ülke gözde kurumlarından biri haline gelmiştir. 1958 yılında, Eskişehir Demir Yolu Fabrikası adıyla yeni ve büyük hedefler için organize edilmiştir. Bu hedef ilk yerli lokomotifi imal etmektir ve 1961 yılında Türk İşçi ve Mühendisleri ülkemizde bir ilke imza atmıştır. 62 yıl önce Eskişehir ülkemizin ilk buharlı lokomotifi Karakurt’u üretmiştir. Yerli ve milli imkanlarla ilklere imza atan üretim anlayışı şimdi de ilk elektrikli lokomotif ile şehrimize bu büyük gururu yaşatmaktadır. Geçen yüzyılımızın ilk lokomotifini de Türkiye Yüzyılı’mızın ilk lokomotifini de üretmek Eskişehir’e nasip olmuştur. Eskişehir 5000 elektrikli ana hat lokomotifi, çağımızın teknolojisini yansıtmaktadır. Raylı sistemler karbonsuzlaştırma politikaları çerçevesinde yeni bir boyut kazanmıştır. Bu kapsamda şimdiye dek üretilen en güçlü elektrik motorunun tasarımında ve üretiminde Türk mühendis, teknisyen ve işçilerin alın ve akıl teri bulunmaktadır. Yerli ve milli tedarikçilerin yazılım ve ekipmanları üretilen bu etkileyici lokomotif 62 yıl önceki aynı milli ruhun milli başarının bir eseridir. Hem yolcu hem yük taşıyabilen bu lokomotif Ulaştırma Bakanlığı’mızın ve Sanayi Bakanlığı’yla birlikte geliştirdiği bir projedir” dedi. Törende, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, TCDD Taşımacılık AŞ Genel Müdürü Ufuk Yalçın, TÜRASAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Metin Yazar, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal ve AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu imzalanan sözleşmenin ve gelişmeler hakkında konuştu. Son olarak TÜRASAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Metin Yazar ile TCDD Taşımacılık Genel Müdürü Ufuk Yalçın, 95 adetlik Elektrikli Anahat Lokomotifi Sözleşmesi’ne imza atarken, protokol Eskişehir 5000’ni inceledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve beraberindekiler buradan Eskişehir Valiliğini ziyaret etti.
Terörle mücadelede kullanılan “Duvar Arkası Radar” itfaiyenin de envanterinde
15 Mart 2024 Cuma - 14:01 Terörle mücadelede kullanılan “Duvar Arkası Radar” itfaiyenin de envanterinde Kapalı mekanlarda gerçekleştirilen askeri operasyonlar için üretilen STM Duvar Arkası Radar (DAR) sistemi, güncellenen konfigürasyonu ile depremlerde de hayat kurtarmak üzere itfaiye teşkilatının envanterine girdi. Türk savunma sanayii firması STM tarafından yerli ve milli imkanlarla geliştiren DAR sistemi, kapalı mekanlarda bulunan sabit ve hareketli hedef unsurlara ait konum bilgilerini iki boyutlu olarak elde etmek için kullanılıyor. Rehine kurtarma, terörle mücadele ve iç güvenlik operasyonları gibi askeri senaryolarda kullanılabilen DAR; deprem, çığ, yangın gibi çeşitli afetler sonrasında arama kurtarma faaliyetleri, insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı ile mücadele gibi sivil amaçlar için de aktif görev yapabiliyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde çalışmalarını sürdüren STM, askeri ve sivil kullanım amacıyla geliştirdiği STM DAR sistemini güncellenen konfigürasyonu ile Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’nin envanterine kazandırdı. Denizli İtfaiye Teşkilatı, STM DAR’ı envanterine alan ilk itfaiye teşkilatı oldu. DAR’ın kullanım eğitimleri STM tarafından itfaiye teşkilatında görevli personele verildi. STM DAR, enkaz altında canlı tespit radarı olarak kullanılacak. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde arama ve kurtarma görevlerinde aktif olarak kullanılan DAR, 50’den fazla kişinin enkaz altındaki konumunu tespit ederek, sağ kurtarılmasını sağladı. Sistem, enkaz altında bulunan canlının nefes hareketlerinden, nefes alıp vermesinden, el kol hareketlerinden, mikro-makro hareketlerden yerini tespit edebiliyor. “Anlık tespit yapabiliyoruz” DAR’ın radyo frekans sistemiyle çalıştığını belirten Kıdemli Tekniker Onur Aydoğdu, “Bir dizi sinyal üretiyoruz cihazdan. Ürettiğimiz sinyaller, duvarın arkasına geçerek duvarın arkasında bulunan bir canlı varsa bu canlı mikro veya makro hareket yapıyorsa, onlardan gelen sinyaller tekrar bize ulaşıyor. Cihazımızda kaç metrede ve mesafede olduğunu ekranda görebiliyoruz. Biz anlık tespit yapabiliyoruz. Duvara göre değişiyor. Şu anki örnekte aldığımız duvarımız tabliye beton dediğimiz beton duvar ya da tuğla, ahşap, tahta gibi çeşitli duvarların arkasından da geçebiliyor” ifadelerini kullandı. Sistemin tek duvarda 22 metre mesafeye kadar hareket algılayabildiğini dile getiren Aydoğdu, “Bir radyo frekans sistemiyle çalıştığından dolayı bir sinyal üretiyoruz ve sinyal gönderiyoruz. Bu sinyal ister istemez arkasında daha fazla duvar var ise sinyaller yayılacağından dolayı bize sinyaller zayıf kalacağından ister istemez mesafemiz düşecektir” diye konuştu. “Deprem bölgesinde genelde elle taşınarak kullanıldı” DAR sistemini tek kişinin kullanabildiğine dikkat çeken Aydoğdu, “Kurulumu tek kişi tarafından rahat bir şekilde yapılabiliyor. Deprem bölgesinde genelde elle taşınarak kullanıldı. Düğmeye basıldığında bir iki dakika içerisinde açılıyor ve anlık tespit yapabiliyoruz. 6,5 kilo ağırlığındadır. Bir kişinin rahat bir şekilde taşıyabileceği ağırlıktadır ve boyut olarak da bir insanın göğüs kafesi boyutunda olduğundan dolayı bir insanın girebileceği her yere girebilir” dedi.