TEKNOLOJİ
Avrupa Birliği destekli projede CANİKMAN rüzgârı 03 Mayıs 2026 Pazar - 13:59:46 Samsun’un Canik Belediyesi’nin Avrupa Birliği tarafından desteklenen ’Employment 5.0 İstihdam ve Dijital Girişimcilik’ projesinde Türkiye’nin nüfusa kaydedilen ilk insansı robotu CANİKMAN, Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’ndeki atölyeler ve eğitim çalışmaları hakkında gençlere bilgiler verdi. Canik Belediyesi’nin Avrupa Birliği tarafından desteklenen ’Employment 5.0 İstihdam ve Dijital Girişimcilik’ projesinde CANİKMAN coşkusu yaşandı. Yenilikçi teknolojiler, yapay zekâ araçlarının çalışma hayatında etkin kullanımı ve dijital girişimcilik konularında uygulamalı eğitimler gerçekleştirilen proje çerçevesinde Türkiye’nin nüfusa kaydedilen ilk insansı robotu olan CANİKMAN, Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’ndeki atölyeler ve keşif alanları hakkında gençlere bilgi verdi. Türkiye’nin 12 farklı ilinden projede katılımcı olarak yer alan gençlerin Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’nde buluştuğu programda CANİKMAN, kampüste yaş düzeyine göre sürdürülen eğitim çalışmaları hakkında gençlerin sorularını yanıtladı. Yenilikçi teknolojiler ve siber güvenlik konularında gençlerde farkındalık oluşturmak ve teknoloji okuryazarı bireyleri topluma kazandırmaya yönelik projelere devam ettiklerini kaydeden Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Teknolojiye yön veren, hayal eden, tasarlayan ve üreten bir gençlik için hız kesmeden çalışmaya devam ediyoruz" dedi. "Canik’imizde bilim ve teknoloji seferberliğimizi sürdürüyoruz" Akıncı TİHA’nın ve CANİKMAN’in gençlere ilham olduğuna değinen Başkan İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde bilim ve teknoloji seferberliğimizi sürdürüyoruz. Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve paydaş kurumlarımızla iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz Employment 5.0 İstihdam ve Dijital Girişimcilik projemizle gençlerimizi, 4 gün boyunca yapay zekâ araçları ve dijital girişimcilik üzerine uygulamalı eğitimlerle, alanında uzman isimlerle bir araya getirdik. Nüfusa kaydedilen ilk insansı robotumuz CANİKMAN ile atölye etkinlikleri gerçekleştiren, ondan bilim ve teknoloji alanında sürdürdüğümüz uygulamalı ve ücretsiz eğitim çalışmalarımızı dinleyen gençlerimize, Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsümüz hakkında bilgiler verdik. Canik’te dijital yetkinlikleriyle farkındalık oluşturan, bilim ve teknoloji alanında değer üreten nesiller yetiştirmeye devam ediyoruz" diye konuştu. İnsansı robot CANİKMAN’in anlatımları eşliğinde Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’ndeki atölyelerde ve keşif alanlarında incelemelerde bulunan gençler, kampüs bahçesinde bulunan Akıncı TİHA ve insansı robot CANİKMAN ile hatıra fotoğrafı çektirdi.
03 Mayıs 2026 Pazar - 13:10 BARÜ, TÜBİTAK tarafından desteklenen 4 projesiyle bilimsel üretimini güçlendiriyor Bartın Üniversitesinin (BARÜ) TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenen 4 projesiyle sağlık, biyoteknoloji ve çevre alanlarında yenilikçi çözümler geliştirilecek. Bartın Üniversitesi (BARÜ) bilimsel araştırma ve yenilik odaklı çalışmalarına devam ediyor. Bu doğrultuda BARÜ’lü akademisyenlerin yürütücülüğünü yaptığı 4 proje, Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye değer bulundu. BARÜ’nün sağlık, biyoteknoloji, ilaç geliştirme ve sürdürülebilir çevre ekosistemi alanlarında yürüteceği projelerle toplumsal ihtiyaçlara yönelik önemli katkılar sunulması hedefleniyor. Probiyotiklerden elde edilen biyomalzemeler yara iyileşmesine katkı sunacak BARÜ Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümünden Doç. Dr. Hasan Ufuk Çelebioğlu’nun yürütücülüğünü yaptığı projede, probiyotik bakterilerden elde edilen maddelerin yara iyileştirme süreçlerindeki potansiyeli araştırılacak. "Fenolik birleşenler ile Lacticaseibacillus rhamnosus GG Probiyotik Bakterisinin Sinbiyotik Kombinasyonundan Üretilen Ekzopolisakkaritlerin Yara İyileştirme Uygulamalarındaki Biyomalzeme Potansiyeli" başlıklı projeyle, yeni nesil doğal biyomalzemelerin geliştirilmesi hedefleniyor. Geliştirilecek doğal biyomalzemelerin antioksidan ve antibakteriyel özellikleri incelenerek sağlık alanında yenilikçi uygulamalara katkı sunulacak. Çalışmada, BARÜ Fen Fakültesinden Doç. Dr. Yavuz Erden ile Arş. Gör. Sena Davran Bulut araştırmacı olarak yer alırken bir yüksek lisans öğrencisi de bursiyer olarak görev alacak. Alzheimer hastalığına yönelik yeni ilaçlar geliştirilecek BARÜ Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümünden Doç. Dr. Parham Taslimi’nin yürütücülüğündeki "Alzheimer Hastalığı İçin Çoklu Hedefe Yönelik Benzimidazol-2-Selenon Türevlerinin Tasarımı, Enzimatik ve Hücresel Düzeyde Biyolojik Değerlendirilmesi" başlıklı projeyle yeni nesil ilaç adaylarının geliştirilmesi amaçlanıyor. Farklı enzimleri aynı anda etkileyebilen maddelerin tasarlanacağı çalışmada aday moleküller, biyolojik testler ve ileri analiz yöntemleriyle değerlendirilecek. Proje; ileri düzey ilaç tasarımı, biyokimya, farmakoloji ve hesaplamalı kimya alanlarını bir araya getiren güçlü bir disiplinler arası araştırma niteliği taşıyor. Biruni Üniversitesinden Doç. Dr. Huri Demirci’nin danışman olarak yer aldığı projede İnönü Üniversitesinden Prof. Dr. Aydın Aktaş, BARÜ’den Dr. Öğretim Üyesi Nastaran Sadeghian, Kafkas Üniversitesinden Doç. Dr. Füreya Elif Öztürkkan ve Biruni Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Hilal Şentürk araştırmacı olarak çalışacak. Diyabet tedavisi için yenilikçi yaklaşımlar araştırılacak BARÜ Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Nastaran Sadeghian’ın yürütücülüğünü yaptığı projeyle diyabet gibi yaygın ve kronik bir hastalığa yönelik çoklu hedefli ilaçların geliştirilmesi planlanıyor. "Nitrobenzil Sübstitüentli Benzimidazolyum Tuzlarının Diyabet İçin Çoklu Hedefli İlaç Potansiyelinin Araştırılması" başlıklı projeyle yenilikçi tedavi stratejilerinin geliştirilmesi ve toplum sağlığının iyileştirilmesi hedefleniyor. Özgün birleşenlerin sentezleneceği çalışmadan elde edilen sonuçların, yeni nesil tedavi yöntemlerine katkı sunması hedefleniyor. Çalışmada, Biruni Üniversitesinden Doç. Dr. Huri Demirci danışman olarak İnönü Üniversitesinden Prof. Dr. Aydın Aktaş, BARÜ’den Doç. Dr. Parham Taslimi, Kafkas Üniversitesinden Doç. Dr. Füreya Elif Öztürkkan ve Biruni Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Hilal Şentürk araştırmacı olarak yer alıyor. Kuraklık stresine karşı bitkisel dayanıklılık artırılacak Bartın Orman Fakültesinden Arş. Gör. Eren Baş’ın yürütücüsü olduğu "Arbusküler Mikorizal Fungus (AMF) ve Strigolakton Uygulamalarının Kuraklık Stresine Karşı Etkileri" adlı projede, kuraklık stresine karşı bitki dayanıklılığını artırmaya yönelik biyolojik yöntemler incelenecek. İklim değişikliğinin kuraklık üzerindeki etkilerine karşı çözüm üretmeyi amaçlayan proje, sürdürülebilir orman ve mera yönetimi ile biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik önemli veriler ortaya koyacak. Ayrıca kuraklıkla mücadele, sürdürülebilir bitkisel üretim, toprak sağlığının korunması, orman ve mera ekosistemlerinin dayanıklılığının artırılması ve iklim değişikliğine uyum gibi alanlara da destek sunacak. Projede, Bartın Orman Fakültesinden Prof. Dr. Şahin Palta danışman, Prof. Dr. Halil Barış Özel araştırmacı olarak yer alırken Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinden Prof. Dr. Semra Demir ve Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Boyno da araştırmacı olarak görev alacak. BARÜ’nün bilimsel üretkenliğinin ve araştırma kapasitesinin her geçen gün daha da güçlendiğini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Ahmet Akkaya, "Üniversitemizde yürütülen nitelikli bilimsel çalışmalarının destek görmesinde memnuniyet duyuyoruz. Toplumsal katkı odaklı yenilikçi çalışmalarıyla bilim dünyasına katkı sunan akademisyenlerimiz Doç. Dr. Hasan Ufuk Çelebioğlu, Doç. Dr. Parham Taslimi, Dr. Öğr. Üyesi Nastaran Sadeghian ile Arş. Gör. Eren Baş’ı tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:52 Türkiye’nin nüfusa kaydedilen ilk robotu gençlerle buluştu: CV ve girişimcilik dersi Samsun’da düzenlenen projede Türkiye’nin nüfusa kaydedilen ilk insansı robotu CANİKMAN, üniversite öğrencilerine CV hazırlama ve girişimcilik üzerine tavsiyeler vererek yoğun ilgi gördü. Samsun Canik Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Erasmus+ KA154 Gençlik Katılımı Programı kapsamındaki "Employment 5.0: Integrating Young People into the Digital Future" projesinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Türkiye’de nüfusa kaydedilen ilk robot olarak bilinen CANİKMAN, program kapsamında üniversite öğrencileriyle bir araya gelerek söyleşi gerçekleştirdi. 30 Nisan-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Samsun’da düzenlenen proje çerçevesinde gençlerin dijital yetkinliklerini artırmaya yönelik eğitimler sürerken, CANİKMAN’ın katılımı etkinliğe damga vurdu. Daha önce Canik Belediyesi bünyesinde göreve başlayan insansı robot, bu kez gençlerle doğrudan iletişim kurarak deneyimlerini paylaştı. Öğrencileri sorularını tek tek yanıtladı Söyleşi sırasında öğrencilere dijital CV hazırlama, girişimcilik ve geleceğin iş dünyasına uyum konularında bilgiler aktaran CANİKMAN, katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Öğrenciler tarafından yöneltilen soruları yanıtlayan robot, özellikle yapay zeka destekli kariyer planlaması üzerine verdiği örneklerle dikkat çekti. Proje kapsamında yer alan 18-30 yaş arası 30 genç, Karadeniz Bölgesi’ndeki 12 farklı ilden Samsun’a gelerek dijital dönüşüm, freelance ekonomi ve işveren beklentileri gibi başlıklarda eğitimlere katılıyor. CANİKMAN’ın söyleşisi ise programın en ilgi çeken etkinliklerinden biri oldu. Proje yetkilileri, teknolojinin gençlerle buluşturulmasının önemine dikkat çekerek, bu tür yenilikçi uygulamaların gençlerin dijital geleceğe hazırlanmasında önemli rol oynadığını ifade etti. Öğrencilerden yoğun ilgil Öğrenciler CANİKMAN merakla dinlediklerini, ilk defa robot gördüklerini ve eğitimin eğlenceli geçtiğini söylediler. Programda ayrıca Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü Teknoloji Atölyesi Eğitmeni Zehra Kaya robotu öğrencilere anlattı. Koordinatörlüğünü Yönetim ve Bilişim Sistemleri Derneği’nin yürüttüğü projede, Canik Belediyesi’nin yanı sıra Yeşilmarmara Gençlik ve Spor Kulübü Derneği ile Avrupa Gençlik Eğitim ve Spor Derneği de ortak kuruluşlar arasında yer alıyor. Program sonunda gençlerin dijital iş piyasasına daha donanımlı şekilde hazırlanması ve gençlik istihdam politikalarına katkı sunmaları hedefleniyor. CANİKMAN’ın etkinlikteki performansı ise teknolojinin eğitim alanındaki rolüne dair somut bir örnek olarak değerlendiriliyor.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:50 Türkiye’nin nüfusa kaydedilen ilk robotu gençlerle buluştu: CV ve girişimcilik dersi Samsun’da düzenlenen projede Türkiye’nin nüfusa kaydedilen ilk insansı robotu CANİKMAN, üniversite öğrencilerine CV hazırlama ve girişimcilik üzerine tavsiyeler vererek yoğun ilgi gördü. Samsun Canik Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Erasmus+ KA154 Gençlik Katılımı Programı kapsamındaki "Employment 5.0: Integrating Young People into the Digital Future" projesinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Türkiye’de nüfusa kaydedilen ilk robot olarak bilinen CANİKMAN, program kapsamında üniversite öğrencileriyle bir araya gelerek söyleşi gerçekleştirdi. 30 Nisan-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Samsun’da düzenlenen proje çerçevesinde gençlerin dijital yetkinliklerini artırmaya yönelik eğitimler sürerken, CANİKMAN’ın katılımı etkinliğe damga vurdu. Daha önce Canik Belediyesi bünyesinde göreve başlayan insansı robot, bu kez gençlerle doğrudan iletişim kurarak deneyimlerini paylaştı. Öğrencileri sorularını tek tek yanıtladı Söyleşi sırasında öğrencilere dijital CV hazırlama, girişimcilik ve geleceğin iş dünyasına uyum konularında bilgiler aktaran CANİKMAN, katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Öğrenciler tarafından yöneltilen soruları yanıtlayan robot, özellikle yapay zeka destekli kariyer planlaması üzerine verdiği örneklerle dikkat çekti. Proje kapsamında yer alan 18-30 yaş arası 30 genç, Karadeniz Bölgesi’ndeki 12 farklı ilden Samsun’a gelerek dijital dönüşüm, freelance ekonomi ve işveren beklentileri gibi başlıklarda eğitimlere katılıyor. CANİKMAN’ın söyleşisi ise programın en ilgi çeken etkinliklerinden biri oldu. Proje yetkilileri, teknolojinin gençlerle buluşturulmasının önemine dikkat çekerek, bu tür yenilikçi uygulamaların gençlerin dijital geleceğe hazırlanmasında önemli rol oynadığını ifade etti. Öğrencilerden yoğun ilgil Öğrenciler CANİKMAN merakla dinlediklerini, ilk defa robot gördüklerini ve eğitimin eğlenceli geçtiğini söylediler. Programda ayrıca Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü Teknoloji Atölyesi Eğitmeni Zehra Kaya robotu öğrencilere anlattı. Koordinatörlüğünü Yönetim ve Bilişim Sistemleri Derneği’nin yürüttüğü projede, Canik Belediyesi’nin yanı sıra Yeşilmarmara Gençlik ve Spor Kulübü Derneği ile Avrupa Gençlik Eğitim ve Spor Derneği de ortak kuruluşlar arasında yer alıyor. Program sonunda gençlerin dijital iş piyasasına daha donanımlı şekilde hazırlanması ve gençlik istihdam politikalarına katkı sunmaları hedefleniyor. CANİKMAN’ın etkinlikteki performansı ise teknolojinin eğitim alanındaki rolüne dair somut bir örnek olarak değerlendiriliyor.
Bakan Uraloğlu: "DAB+ ile İstanbul’a 448 yeni radyo frekansı kazandırdık"
13 Şubat 2026 Cuma - 11:58 Bakan Uraloğlu: "DAB+ ile İstanbul’a 448 yeni radyo frekansı kazandırdık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "DAB+ ile İstanbul’a 448 yeni radyo frekansı kazandırdık. Kamu ve özel olmak üzere 15 radyo kanalımız bu yeni teknoloji ile hizmet sunuyor" dedi. Bakan Uraloğlu, 13 Şubat 2025 Dünya Radyo Günü’nde Dijital Radyo Yayıncılığı Lansman Töreni ile hizmete alınan yeni nesil dijital radyo yayıncılığı DAB+ hakkında yazılı açıklamada bulundu. Uraloğlu, DAB+’nın, parazitlerden arındırılmış net bir ses deneyimi sunan ve aynı frekansta birden fazla radyo kanalını barındırabilme kapasitesiyle frekans verimliliğini arttıran bir teknoloji olduğunu belirtti. DAB+ daha net bir ses deneyimi sunuyor Uraloğlu, dünyanın dijitalleşmesiyle birlikte iletişim ve medya mecraları da hızla değişim geçirirken, radyo yayınlarının da bu değişimden etkilendiğini vurgulayarak "Radyoda daha iyi ses kalitesi ve daha fazla kanal kapasitesi elde etmek için dijital radyo yayıncılığı (DAB) keşfedildi. Ancak bu ilk girişimler, zamanla gelişim göstererek daha da gelişti ve Dijital Yeni Nesil Radyo (DAB+) halini aldı" ifadelerini kullandı. "DAB+ ile İstanbul’a 448 yeni radyo frekansı kazandırdık" 2018 yılında hizmete açılan Çamlıca Kulesi sayesinde dünyada ilk defa bir haberleşme kulesinden aynı anda 100 adet FM radyo yayını yapabilme kapasitesiyle Türkiye’nin yayıncılık alanında dünya çapında bir ilke imza attığını hatırlatan Uraloğlu, "DAB+ teknolojisi ile radyo yayıncılığımıza yeni bir soluk getiren, sadece bugünü değil, geleceği de şekillendirecek bir yeniliği Çamlıca Kulemizde hayata geçirdik. DAB+ ile İstanbul’a 448 yeni radyo frekansı kazandırdık. Kamu ve özel olmak üzere 15 radyo kanalımız bu yeni teknoloji ile hizmet sunuyor" diye konuştu. "DAB+ yüzde 90 oranında enerji tasarrufu sağlıyor" DAB+’nın, parazitlerden arındırılmış net bir ses deneyimi sunan ve aynı frekansta birden fazla radyo kanalını barındırabilme kapasitesiyle frekans verimliliğini arttıran bir teknoloji olduğunu belirten Uraloğlu, şu ifadelere yer verdi: "DAB+, metin, görüntü ve canlı trafik bilgileri gibi ek içerikler sunarak, dinleme deneyimini de zenginleştiriyor. Bu sayede, kullanıcılar sadece müzik ve konuşma değil, aynı zamanda faydalı bilgi akışına da erişebiliyor. DAB+’nın en önemli avantajlarından biri de analog sistemlere göre enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik sunması. 16 yayını tek bir frekans ve tek bir vericiyle iletebiliyor ve toplam enerji tüketimi sadece 12,2 kilovat. Analog FM vericiler ise her yayın için ayrı bir frekans ve verici kullanır. 16 yayın için toplam enerji tüketimi 128 kilovattır. Böylece, DAB+ yüzde 90 oranında enerji tasarrufu sağlarken, karbon emisyonlarını da önemli ölçüde azaltarak çevre dostu bir yayıncılık imkanı sunuyor."
Yerli yapay zeka Cosmos T1, kendisinden üç kat büyük modellerle yarışıyor
13 Şubat 2026 Cuma - 09:36 Yerli yapay zeka Cosmos T1, kendisinden üç kat büyük modellerle yarışıyor Yıldız Teknik Üniversitesi Cosmos ekibi tarafından geliştirilen ve Türkçe düşünen yapay zeka Cosmos T1, kendisinden 3 kat büyük Google’ın yapay zeka modeline meydan okuyor. META’nın yapay zekasını da performans testinde geçen yerli Cosmos T1, bilgisayarlara yüklenerek özgürce kullanılabiliyor ve güvenlik riskini ortadan kaldırıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği ile Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Fatih Amasyalı öncülüğünde, akademisyenlerden oluşan Cosmos ekibi, Türkçe düşünen yapay zeka Cosmos T1’i geliştirdi. Model, matematiksel akıl yürütme performansını ölçen Türkçe GSM8K veri setinde yüzde 77,41 doğruluk oranına ulaştı. Model, zincirleme akıl yürütme (chain-of-thought reasoning) yaklaşımıyla Türkçe matematik problemlerini çözebiliyor. Turkish-Gemma-9b-T1 modeli, Türkçe GSM8K testinde yüzde 77,41 doğruluk oranına ulaştı. Aynı testte Gemma-2-9B modeli yüzde 63,10, Llama-3.1-70B modeli ise yüzde 66,13 performans gösterdi. 9 milyar parametreli model, 70 milyar parametreli Llama-3.1-70B modelinin üzerinde performans gösterdi. Parametre sayısı açısından kendisinden yaklaşık sekiz kat büyük modellerle rekabet edebilecek seviyeye ulaştı. 9 milyar parametreli Turkish-Gemma-9b-T1 modeli, Türkçe matematiksel akıl yürütme testlerinde 70 milyar parametreli modellere yakın veya üzerinde performans sergileyerek parametre verimliliği açısından dikkat çekti. Model, Hugging Face platformu üzerinden açık ağırlıklı olarak erişime açıldı. "Kendi bilgisayarlarına kurup özgürce kullanabiliyorlar" Çalışmanın yürütücüsü Prof. Dr. Amasyalı, "Cosmos T1 bizim en son çıkan modellerimizden bir tanesi, dil modeli geliştiriyoruz temelde. Chat GPT ve benzeri modelleri geliştiriyoruz. T1 diğerlerinden farklı bir düşünce sürecine sahip ve bu düşünce sürecini Türkçe olarak yansıtıyor. Bütün arka planda yanıtın nasıl üretildiğini ara yüzden adım adım görebiliyoruz. Aslında Chat GPT ile farklı kulvardalar. Birçok sektör günümüzde verilerini sağlık ve savunma sanayi gibi bu tarz firmalarla paylaşamıyor, paylaşmak istemiyor, paylaşmaması da çok doğal. Bunun yerine on-premise’de çözüm üretmeleri yani kendi makinelerinin çalışması gerekiyor. T1’in ve bizim diğer ürettiğimiz modellerin hepsi aslında açık ağırlıklı olarak yayınlanıyorlar ve insanlar da bu modelleri kendi bilgisayarlarına kurup kendi şirketlerinde özgürce ve rahatça kullanabiliyorlar" dedi. Firmalar kendi süreçlerine sahil ederek güvenliği artırıyor T1 Modelin 9 milyar parametresi olduğunu ve büyüklüğüne göre oldukça iyi işler ortaya çıkardığını belirten Amasyalı, sözlerini şöyle sürdürdü: "İki türlü erişim mümkün. Birincisi; online bir web sayfası var. İkincisi; firmalar açık ağırlık olarak yayınladığımız modeli kendi bilgisayarlarına indirip, kendi süreçlerine dahil ederek rahatça kullanabiliyorlar. TÜBİTAK projeleri kapsamında geliştirme maliyetini, Türkçesinin iyileştirme maliyetini biz karşılıyoruz. Firmalar da Türkçesi iyileştirmiş olan modelleri kendi süreçlerinde rahatlıkla kullanabiliyorlar." "Önce düşünüp sonra cevap vermesi performansı artırıyor" Cosmos T1’in Google’ın yapay zeka modeli Gemma 2 modelinin üzerine geliştirildiğini belirten Amasyalı, "Fakat Türkçesini biz burada çok çok iyileştirmeyi düşündük ve ‘thinking’ düşünen bir model geliştirdik. Gemma 2 modelinde temelde böyle bir özellik yok. Gemma 2 soru sorunca cevap veren bir model, Cosmos T1’de ise bir düşünce süreci, onun arkasından bir cevap üretme süreci var ki bu da modellerin performansını çok artırıyor. Önce düşünüp sonra cevap verdiğinde direkt cevaba geçmektense çok daha iyi bir performans sergiliyor" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Mehmet Fatih Amasyalı, "Biz bunun üzerine oldukça sağlam bir eğitim gerçekleştirdik ve onu düşünmeyen bir modelden düşünen bir model haline getirdik. Bu sayede de kendisinden 3 kat büyük olan modellerle yarışabilecek seviyeye ulaştı. Bu başarı da günümüzde sosyal medyada epey ilgi gördü. Aslında isteyince, çalışınca oluyor. Sağlam bir ekiple ve büyük bir motivasyonla bunları gerçekleştirdik. TÜBİTAK’ın arkamızda olması en büyük motivasyonumuzdu" diyerek sözlerini sonlandırdı.
Samsunlu liselilerden tavuk eti zehirlenmesini önleyen cihaz
13 Şubat 2026 Cuma - 09:08 Samsunlu liselilerden tavuk eti zehirlenmesini önleyen cihaz Samsun’da lise öğrencileri, tavuk etinin tazeliğini daha güvenli ve pratik bir şekilde kontrol etmeyi amaçlayan cihaz geliştirdi. Bafra Kızılırmak Anadolu Lisesi öğrencileri, tavuk eti kaynaklı gıda zehirlenmelerini önlemeye yönelik "Tavuk Eti Tazelik Analiz Cihazı" geliştirdi. Proje, Arduino Uno tabanlı ölçüm sistemi ile tavuk etinin tazeliğini belirliyor. Cihaza konulan tavuk etlerinden çıkan gazlar, sensörler aracılığıyla ölçülürken, elde edilen veriler Arduino tarafından işleniyor. Taze ve bayat etin bulunduğu kaplara yerleştirilen pH sensörü ve MQ-135 gaz sensörü sayesinde amonyak ve hidrojen sülfür gazları tespit ediliyor. Sonuçlar ise LCD ekran, LED ve buzzer aracılığıyla kullanıcıya anlık olarak bildiriliyor. Projenin fikir sahibi öğrencilerden Muhammet Burak Özdemir, "Projemiz, son zamanlarda artan tavuk kaynaklı gıda zehirlenmelerine dikkat çekmek amacıyla hazırlandı. Tavuk etinin zehirleme riski taşıdığı durumlarda dışarıya salgıladığı gazları ölçüyoruz. PH değerini ve amonyak ile hidrojen sülfür gazlarını tespit ediyoruz" dedi. Öğrenci Berat Bülbül ise, "Gıda zehirlenmesini önlemek amacıyla arkadaşlarımızla birlikte bir proje geliştirdik. Her yıl artan gıda zehirlenmelerini düşürmeyi, maliyeti düşük ve hızlı sonuç veren bir yöntemle çözmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Talha Kablan’ın da yer aldığı ekip, geliştirdikleri cihaz sayesinde tavuk etinin tazeliğini daha güvenli ve pratik bir şekilde kontrol etmeyi amaçlıyor.
Kamu ve savunma altyapılarında yerli güvence: ULAK SD-WAN’a ‘Ağ Güvenliği’ ödülü
12 Şubat 2026 Perşembe - 17:30 Kamu ve savunma altyapılarında yerli güvence: ULAK SD-WAN’a ‘Ağ Güvenliği’ ödülü NATO tatbikatlarında test edilen ve kamu altyapılarında kullanılan ULAK SD-WAN, yüksek güvenlik standartlarıyla e-Safe Siber Güvenlik Ödülleri’nde Ağ Güvenliği ödülünü aldı. e-Safe Siber Güvenlik Ödülleri kapsamında Ağ Güvenliği kategorisinde ULAK Haberleşme’nin yerli ve milli SD-WAN çözümü ödüle layık görüldü. Şirketin geliştirdiği ULAK SD-WAN, Türkiye’nin kritik dijital altyapılarında güvenli, kesintisiz ve merkezi olarak yönetilebilir bağlantı imkânı sunmasıyla öne çıkıyor. Sahip olduğu ileri teknoloji ve yüksek güvenlik standartları sayesinde çözüm, sektördeki konumunu bir kez daha teyit etmiş oldu. ULAK SD-WAN bugün itibarıyla 2 bine yakın aktif sahada hizmet veriyor. Genelkurmay Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve TEİAŞ başta olmak üzere stratejik öneme sahip kamu kurumlarının altyapılarında kullanılan sistem, kritik operasyonların sürekliliğini destekliyor. Çözüm, kamu ağlarının dijital dönüşüm süreçlerinde güvenilir ve sürdürülebilir bir altyapı sunmasıyla dikkat çekiyor. Yazılım tabanlı ve merkezi bir mimari üzerine kurulu olan SD-WAN, geniş alan ağlarının tek merkezden yönetilmesine imkân tanıyor. Uçtan uca şifreleme teknolojisi ile veri iletimini üst düzeyde koruma altına alan sistem, gelişmiş güvenlik politikaları ve segmentasyon kabiliyetleriyle ağ bütünlüğünü güçlendiriyor. Dinamik trafik yönlendirme özelliği sayesinde uygulama bazlı optimizasyon sağlayan çözüm, farklı bağlantı türlerini eş zamanlı ve verimli biçimde kullanarak yüksek performans ve kesintisiz iletişim sunuyor. Tüm sahaların tek bir kontrol paneli üzerinden izlenebilmesi ise kurumlara hız ve maliyet avantajı sağlıyor. SD-WAN çözümü uluslararası alanda da önemli bir eşikten geçti. NATO nezdinde gerçekleştirilen CWIX tatbikatlarında değerlendirme ve test süreçlerinde elde edilen başarı, ürünün güvenlik standartlarının ve teknik yeterliliğinin uluslararası ölçekte kabul gördüğünü ortaya koydu. Son yıllarda artan siber tehditler, özellikle kamu kurumları ve kritik altyapılar açısından ağ güvenliğini öncelikli başlıklar arasına taşıyor. Bu çerçevede yerli ve yüksek güvenlik standartlarına sahip teknolojilerin geliştirilmesi, hem sivil hem de savunma alanında stratejik önem taşıyor. ULAK Haberleşme’nin geliştirdiği SD-WAN çözümü de bu ihtiyaca yanıt veren yerli altyapı ürünleri arasında gösteriliyor. SD-WAN’ın hem sivil kamu kurumlarında hem de savunma ekosisteminde aktif olarak kullanılması, çözümün çift kullanım (dual-use) niteliğini de ortaya koyuyor. Bu özellik, ürünün yalnızca ticari veya kurumsal ihtiyaçlara değil, aynı zamanda yüksek güvenlik hassasiyeti gerektiren askeri ve stratejik alanlara da cevap verebildiğini gösteriyor.
57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması’nda kazananlar belli oldu
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:39 57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması’nda kazananlar belli oldu Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde, TÜBİTAK BİDEB Samsun Bölge Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen "57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Sergisi ve Yarışması’nda kazananlar belli oldu. Samsun Bölgesi kapsamında Amasya, Çorum, Giresun, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop ve Tokat illerinden yapılan başvurular arasından seçilen 100 proje, 3 gün boyunca sergilendi. Sergi sonunda dereceye giren projeler, Ankara’da düzenlenecek Türkiye Finalinde bölgeyi temsil etmeye hak kazandı. OMÜ Mehmet Yalçın Taşmektepligil Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen törende öğrencilere ödülleri, OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz ile İl Milli Eğitim Müdürleri tarafından takdim edildi. Rektör Aydın: "OMÜ de bilimi toplumun her kesimine yaymayı sorumluluk olarak görüyoruz" Törenin açılş konuşmasını yapan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, "Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak bizler; üniversite–okul iş birliklerini güçlendirmeyi, gençlerimizi erken yaşta araştırma kültürüyle buluşturmayı ve bilimi toplumun her kesimine yaymayı stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu anlayışla, TÜBİTAK’ın yürüttüğü bu değerli programı son derece önemsiyor ve destekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi vizyonunu omuzlayacak olan gençler sizlersiniz" Sergilenen projelerin geleceğe yön verdiğine değinen Rektör Aydın, "Sergilenen her bir çalışma, gençlerimizin ‘neden?’ diye sormaktan vazgeçmediğinin, çözüm üretmeye cesaret ettiğinin ve geleceğe bilimle yürüdüğünün somut bir göstergesidir. Bugün birer lise öğrencisi olabilirsiniz; ancak ortaya koyduğunuz projeler, yarının bilim insanlarının, mühendislerinin, hekimlerinin ve girişimcilerinin ayak sesleridir. Unutmayın, bilimsel yolculuk; büyük sıçramalardan önce atılan küçük ama kararlı adımlarla başlar. Bugün attığınız bu adım son derece kıymetlidir. Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi vizyonunu omuzlayacak olan gençler sizlersiniz. Bu süreçte sizlere rehberlik eden, zamanını ve bilgisini büyük bir özveriyle paylaşan değerli öğretmenlerimize özellikle teşekkür etmek isterim. Aynı şekilde, gençlerimizin hayallerine inanan ve onları her koşulda destekleyen kıymetli ailelerimize de şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu. OMÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı ve aynı zamanda TÜBİTAK Proje Yarışmaları Samsun Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Yıldıray Topçu bu yıl bölgeden 12 ayrı alanda 3 bin 142 projenin başvurduğunu, Türkiye genelinde ise bu sayının 29 bin 739’a çıktığını aktardı. Dekan Topçu, 57 yıllık yarışma geçmişinin en yüksek başvuru sayısı olduğunu ifade etti. Ödüller sahiplerini buldu Yarışma sonuçlarına göre; Samsun 6 birincilik, 5 ikincilik, 2 üçüncülük, Çorum 1 birincilik, 1 ikincilik, Amasya 3 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük, Ordu 2 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük, Sinop 2 üçüncülük, Tokat 3 birincilik, 1 üçüncülük, Giresun 3 birincilik, 4 ikincilik, 3 üçüncülük ve Kastamonu 2 üçüncülük ödülü almaya hak kazandı.
Büyükşehir, güneş enerjisinde verimi artırıyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:59 Büyükşehir, güneş enerjisinde verimi artırıyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Şehirlerarası Terminal Binası’nda güneş panellerini yenilerken, Menteşe Mezbaha Tesisi’nde ekonomik ömrünü tamamlayan güneş enerji santralini modern sistemle yeniden kurarak yenilenebilir enerji yatırımlarını güçlendiriyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir enerji politikaları kapsamında Bodrum Şehirlerarası Terminal Binası’nda bulunan güneş enerji santralinde yenileme çalışması başlattı. Verimliliğini yitiren mevcut paneller sökülerek, daha yüksek kapasiteye sahip yeni panellerin kurulumu gerçekleştiriliyor. Toplam 600 kWe güce sahip santral, devreye alındığında yılda yaklaşık 800 bin kWh elektrik üretim kapasitesine ulaşacak. Yenilenen sistemle birlikte yılda yaklaşık 330 ton karbon salımının önüne geçilmesi öngörülüyor. Bu miktar, karbon yutak kapasitesi açısından yaklaşık 13 bin ağacın yıllık karbon tutma kapasitesine eşdeğer olarak hesaplanıyor. Büyükşehir, Menteşe Mezbaha Tesisi’nde ekonomik ömrünü tamamlayan Güneş Enerjisi Santrali için yeni santral kurulumunu tamamladı. Santralin, devreye alınmasıyla birlikte yılda yaklaşık 160 bin kWh elektrik üretmesi planlanıyor. Yeni santral sayesinde enerji giderlerinde yıllık yaklaşık 780 bin TL tasarruf sağlanması öngörülüyor. Yenilenebilir enerjiyle üretilecek elektrik sayesinde yılda yaklaşık 67 ton karbon salımı engellenecek. Bu miktar, karbon yutak kapasitesi açısından yaklaşık 2 bin 700 ağacın yıllık karbon tutma kapasitesine eşdeğer olacak. Muğla Büyükşehir Belediyesi, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak çevre dostu projelerine bir yenisini daha ekledi. Fethiye Karaçulha Toptancı Hali Ürün Pazarlama Alanı’nın çatısına kurulan 792 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santraliyle yılda yaklaşık 1 milyon 250 bin kilovatsaat elektrik üretimi hedefleniyor. Otogarlar, mezbaha, geçici hayvan bakımevi ve hizmet binalarının ardından Karaçulha Toptancı Hali Ürün Pazarlama Alanı çatısına da güneş panelleri yerleştiren Büyükşehir Belediyesi, yenilenebilir enerji yatırımlarını kent geneline yaygınlaştırıyor. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, güneş enerjisi yatırımlarının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir dönüşüm anlamı taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Muğla genelinde hayata geçirdiğimiz güneş enerjisi yatırımlarıyla enerjide verimliliği esas alan, tasarrufu önceleyen bir dönüşüm yürütüyoruz. Bodrum Şehirlerarası Terminali’nde yenileyeceğimiz sistemle enerji üretim kapasitesini artırırken, Menteşe Mezbaha Tesisimizde ekonomik ömrünü tamamlayan santrali modern bir yapıyla yeniden devreye aldık. Bu projelerle hem karbon salımını azaltıyor hem de belediyemizin enerji giderlerini önemli ölçüde düşürüyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımlarımızı kent genelinde yaygınlaştırarak çevreye duyarlı, kendi enerjisini üreten bir Muğla hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz"
DENEYAP teknoloji atölyeleri geleceğin yıldızlarını arıyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:30 DENEYAP teknoloji atölyeleri geleceğin yıldızlarını arıyor Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirilen DENEYAP Teknoloji Atölyeleri, genç yetenekleri keşfetmeye devam ediyor. Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı kapsamında yürütülen projeyle, Türkiye genelinde teknoloji alanına ilgi duyan öğrenciler için önemli bir eğitim fırsatı sunuluyor. Program kapsamında 81 ilde bulunan 132 DENEYAP Teknoloji Atölyesi’nde öğrencilere toplam 36 ay sürecek ücretsiz teknoloji eğitimi verilecek. Eğitimler tasarım, üretim, yazılım ve mühendislik gibi alanlarda uygulamalı içeriklerle gerçekleştirilecek. DENEYAP Teknoloji Atölyeleri’ne bu yıl 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin yanı sıra 8. ve 9. sınıf ile lise hazırlık sınıfı öğrencileri başvuruda bulunabilecek. Programa katılmaya hak kazanan öğrenciler, alanında uzman eğitmenler eşliğinde teknoloji geliştirme süreçlerini deneyimleme imkânı elde edecek. Başvurular 6 Mart 2026 tarihine kadar devam edecek. Programa katılmak isteyen öğrenciler deneyap.org adresinden veya Malatya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Şeker Kompleksi içerisinde bulunan Beydağı Gençlik Merkezinden başvurabilirler. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı iş birliğiyle yürütülen programın, Türkiye’nin teknoloji alanındaki insan kaynağını güçlendirmesi hedefleniyor.
Turkcell’in "Yarının Teknoloji Liderleri" yarışmasına başvurular devam ediyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:19 Turkcell’in "Yarının Teknoloji Liderleri" yarışmasına başvurular devam ediyor Turkcell’in, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenleyeceği Yarının Teknoloji Liderleri proje yarışmasına başvurular sürüyor. Tüm lisans öğrencilerine açık olan yarışmaya gençler; mobil iletişim teknolojileri, bulut bilişim, siber güvenlik, yapay zekâ ve makine öğrenimi gibi alanlarda geliştirdikleri projelerle katılabiliyor. Birinci olan projeye 1 milyon TL para ödülü verilecek yarışmanın son başvuru tarihi 15 Şubat 2026. Turkcell’in, gençlerin potansiyellerini keşfedeceği "Yarının Teknoloji Liderleri" proje yarışması için başvurular yoğun şekilde devam ediyor. Türkiye’de üniversitelilere yönelik önemli bir proje yarışması olan "Yarının Teknoloji Liderleri"nde birinci olan proje 1 milyon TL, ikinci 800 bin TL, üçüncü 600 bin TL ile ödüllendirilecek. Ayrıca jüri tarafından belirlenecek 3 ayrı projenin her birine de 300 bin TL ödül verilecek. Yarışma, gençlerin yarını şekillendirecek projelerini keşfetmeyi, bu projelerin teknoloji ekosistemine ve topluma katkı sağlamasını desteklemeyi amaçlıyor. Bu yıl ikincisi düzenlenen organizasyon, öğrencileri alanında uzman jüri üyeleriyle buluşturarak projelerini sunma ve büyük ödüller için yarışma fırsatı sunuyor. Katılımcılar, bireysel olarak ya da en fazla 3’er kişilik ekipler halinde başvuru yapabiliyor. Başvurular 15 Şubat’a kadar sürecek Yarışma kapsamında; yeni nesil mobil iletişim, bulut bilişim, akıllı cihazlar, siber güvenlik, finansal ve ticari dönüşüm, büyük veri ve veri analitiği, yapay zekâ ve makine öğrenimi, çevre dostu ve sürdürülebilir teknolojiler, dijital eğlence ve oyun dünyası, dijital sağlık ve dijital eğitim, herkes için erişilebilirlik ve kapsayıcılık alanlarında projeler üretilebilecek. Türkiye’deki tüm lisans öğrencilerine açık olan "Yarının Teknoloji Liderleri" için son başvuru tarihi ise 15 Şubat olarak belirlendi. Detaylı bilgi ve başvurular için turkcell.com.tr/yarininteknolojiliderleri adresi ziyaret edilebiliyor.
MSKÜ koordinatörlüğündeki projede sona gelindi
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:03 MSKÜ koordinatörlüğündeki projede sona gelindi MSKÜ koordinatörlüğünde 2024 yılından itibaren yürütülen, 4 ülkenin yer aldığı yüksek bütçeli Greenlıght Projesi’nde sona gelindi. Proje kapsamında, enerji okuryazarlığı ve yenilenebilir enerji farkındalığı güçlenecek. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) koordinatörlüğünde 2024 yılından itibaren yürütülen ERASMUS+ (KA220-SCH) GREENLIGHT (Generating Renewable Energy Education Network-Leading Initiatives for Green & Harmonious Tomorrows) projesi, yaklaşık 4 ay sonra tamamlanacak. Yürütülen proje kapsamında okul topluluğunda enerji okuryazarlığını artırmayı, yenilenebilir enerjiye yönelik farkındalığı güçlendirmeyi ve sürdürülebilir yaşam pratiklerini yaygınlaştırmayı hedefliyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında yer alan "Erişilebilir ve Temiz Enerji" (SDG7) doğrultusunda geliştirilen proje, öğrencilerden öğretmenlere kadar geniş bir hedef kitleye hitap ediyor. Proje; Menteşe Şehit Mehmet Çetin Anadolu İmam Hatip Lisesi (Türkiye), University of Minho (Portekiz), Liofyllo Social Cooperative Enterprise (Yunanistan), Agrupamento de Escolas Alberto Sampaio (Portekiz) ve DSU - RCSOO Nikola Karev Strumica (Kuzey Makedonya) ortaklığında yürütülüyor. Enerji okuryazarlığında disiplinlerarası yaklaşım GREENLIGHT projesiyle; enerji tercihlerinin önemi ve bu tercihlerin iklim değişikliği ile çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerine yönelik farkındalık oluşturulması, disiplinlerarası ve yenilikçi öğretim yaklaşımlarıyla öğretmenlerin enerji okuryazarlığı yeterliklerinin geliştirilmesi, öğrencilerin günlük yaşamlarında enerji verimli ve sürdürülebilir davranışlar benimsemelerinin desteklenmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda proje çerçevesinde Yenilenebilir Enerji Kaynak Veritabanı oluşturuldu. Ayrıca etkileşimli e-öğrenme modülleri ve dijital oyunlar geliştirilerek enerji konusunun daha erişilebilir ve ilgi çekici hale getirilmesi sağlandı. Farklı hedef gruplara yönelik Green Energy STEAM atölyeleri ve eğitim programları düzenlenirken, proje çıktılarının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar da eş zamanlı olarak yürütüldü. MSKÜ koordinatörlüğünde yürütülen GREENLIGHT Projesi’nin, enerji bilincinin artırılmasına ve sürdürülebilir gelecek vizyonuna önemli katkılar sunması bekleniyor.
Dicle Elektrik 14 yılda sorumluluk bölgesindeki 6 ile 70 milyar yatırım yaptı
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:21 Dicle Elektrik 14 yılda sorumluluk bölgesindeki 6 ile 70 milyar yatırım yaptı Dicle Elektrik, sorumluluk bölgesindeki Diyarbakır, Siirt, Mardin, Batman ve Şanlıurfa illerine 14 yılda 70 milyar TL yatırım yaparak vatandaşa kesintisiz ve kaliteli enerji aktarmak için çalışmalar gerçekleştirdi. Dicle Elektrik, Diyarbakır’daki altyapı ve teknoloji çalışmalarını aralıksız olarak sürdürüyor. Kentte bugüne kadar 14 milyar TL’yi aşkın yatırım yapan şirket, önümüzdeki 5 yıl içinde de 18 milyar TL’lik yeni yatırımla birlikte toplam 32 milyar TL’yi geçecek bir katkı sağlamış olacak. Şirketin bugüne kadar yapılan yatırımlarının önemli bölümünü teknoloji odaklı projeler oluşturdu. İl genelinde dijital izleme, uzaktan destek ve akıllı sayaç uygulamalarının kapsayıcılığı ise yaklaşık yüzde 60 seviyesine ulaştı. Oluşturulan dijital altyapı sayesinde şebeke anlık olarak merkezden yönetilebilir hale getirildi. Şirket, bu güne kadar sorumluluk bölgesindeki Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Siirt, Batman ve Şanlıurfa illerine 70 milyar TL’yi bulan yatırım yaptı. Gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, bir otelde basın mensuplarına açıklamalarda bulunarak, 14 yıl süre boyunca çok ciddi ekonomik faaliyetlere, ciddi yatırımlar yaparak bölgenin kalkınmasına, hayat standartlarının, yaşam kalitesinin artmasına çok önemli katkılar sağladıklarını düşündüklerini söyledi. Bunun kendilerini hem sevindirip, hem de gururlandırdığını belirten Arvas, "7 bine yakın çalışanımız ki hepimiz bölge insanıyız. Yaşadığımız bölgeye, yaşadığımız coğrafyaya hizmet etmek bizim için ayrıca çok büyük bir onurdur. İnşallah başladığımız bu hizmetleri çok farklı seviyelere taşıyarak bölgemizin tümüne de yaygınlaştıracak şekilde faaliyetlerimizi kesintisiz devam ettireceğiz. En sevindirici haberle başlayabilirim bölgeye yapacağımız yatırımlar. Neredeyse bugüne kadar yaptığımız yatırım kadar ki bugüne kadar 70 milyar bölgemize yatırımlar yaptık. Bir bu kadar yatırımı önümüzdeki 5 yıl yapacak şekilde EPDK’dan onaylandığınızda sizlerle paylaşmak isterim" dedi. 14 yılda yaptıklarını önümüzdeki 5 yılda performansı daha da artırarak tamamlamış olacaklarına dikkat çeken Arvas, "Bu yatırımların sonucunda da özellikle il ve ilçe merkezlerinde bugün yakalamış olduğumuz Türkiye standartlarındaki enerji tedarik kalitesi ve Türkiye standartlarındaki kayıp kaçak oranını bundan sonraki 5 yılda kırsala yaygınlaştırmak en büyük hedefimiz. Bölgede kazandığını bölgeye yatıran, bölgede istihdam oluşturan anlayışımız aynı şekilde kesintisiz olarak devam edecek. Biraz önce de belirttiğim gibi çalışanlarımızın hepsi bölge insanı. Hepsi bölgedeki arkadaşlarımız, bölgedeki gençlerimiz" diye konuştu. "Borcundan dolayı kesinti yaşayan vatandaşımızın borcunu ödediği an, an diyorum bakın, gün ve saat demiyorum. Elektriğini verme kapasitesini ulaştırmış durumdayız" diyen Arvas, "Burada yaşayan vatandaşlarımızın elektrik kesintisi ile ilgili olan sürelerini çok daha aşağıya çekmiş durumda. Bizim kesintileri yönettiğimiz, dağıtım sektörü olarak kesinti süre parametremiz var. Türkiye’de bu süre yaklaşık bin ile bin 100 dakika arasında. Biz bölge genelimizde il ve ilçe merkezlerimizdeki bu süreye çok yakınız. Yaklaşık bin 200 seviyelerde bölge seviyesinde kesinti sürelerimiz var" ifadelerini kullandı. Yaşar Arvas’ın konuşmasının ardından Dicle Elektrik Diyarbakır İl Müdürü Uğur Yaka, yatırım, çalışmalar ve sağlanan konforun geldiği son duruma ilişkin sunum gerçekleştirdi. Sunumun ardından, basın mensuplarının soruları cevaplandı.
Gerçek dışı içerikler çocukları tehdit ediyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:51 Gerçek dışı içerikler çocukları tehdit ediyor İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu, sosyal medyada yayılan içeriklerin gerçek olup olmadığını ayırt etmenin zorlaştığına dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Düşük kalite videoların, görsellerin ve seslerin hızla üretilip paylaşıldığı, ’AI slop’ (yapay zeka kirliliği) olarak da adlandırılan sürecin çocukları ve gençleri olumsuz etkileyebileceğini belirten Dr. Uzunoğlu, "Yüksek etkileşimli içeriklere bağımlılık artıyor. Gerçeklik algısı ve dikkat kapasitesi aşınıyor. Kullanıcılar için doğru, önemli ya da güvenilir olan şeyler giderek belirsizleşiyor" diye konuştu. We Are Social ve Meltwater tarafından hazırlanan Dijital 2025 Türkiye Raporu’na göre, Türkiye’deki aktif internet kullanıcısı 77,3 milyona ulaştı. Türkiye, internet kullanımının en yaygın olduğu ülkeler arasında yer alırken, sosyal medyaya olan ilgi de her geçen gün artmaya başladı. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki sosyal medya kullanıcısı 60 milyona yaklaştı. Ekran başındaki süre artıyor Ekran başında ve sosyal medyada geçen süre hızla artarken, İEÜ İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu, yapay zekayla üretilen yanıltıcı içeriklere dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle sosyal medya platformlarında ’manipülatif’ amaçlarla bazı içeriklerin yayılabildiğini dile getiren Dr. Uzunoğlu, 10-20 yaş aralığındaki genç kullanıcıların yanı sıra ailelere ve güvenilirliklerini korumak isteyen firmalara da tavsiyelerde bulundu. "İki yönde baskı olacak" ’AI slop’ içeriklerin, yalnızca kullanıcıların ya da içerik üreticilerin neden olduğu bir sorun olmadığını belirten Dr. Uzunoğlu, "Bugün sosyal medya platformları, içeriğin doğruluğundan çok dolaşıma girme potansiyelini ödüllendiriyor. Düşük ve orta kalite, hızlı tüketilen ve duygusal tepki üreten içerikler, tam da bu nedenle görünür oluyor. Önümüzdeki dönemde platformlar iki yönde baskı altında kalacak. Bir yandan regülasyonlar ve kamusal baskı artacak, diğer yandan da kendi iş modellerini ayakta tutmak için yüksek etkileşimli içeriklere bağımlılık sürecek. Bu ikili yapı, platformların ’tarafsız aracı’ söylemini inandırıcılıktan uzak hale getiriyor. Dolayısıyla mesele, yalnızca yapay zekânın daha fazla içerik üretmesi değil, platformların neyi öne çıkardığına dair editoryal kararları" diye konuştu. "Hızlı tepki vermek üzerine kurulu" Dr. Uzunoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kullanıcılar açısından yaşanan temel sorunlardan biri, içeriklerin gerçek mi ya da sahte mi olduğu ayrımını yapabilecek zamanın, dikkatin ve zihinsel mesafenin ortadan kaldırılması. Dijital platformlar, kullanıcıyı düşünmeye değil, hızlıca tepki vermeye çağırıyor. Sürekli akan içerik, bildirimler, öneriler ve trend listeleri, kullanıcının içerikle kurduğu ilişkiyi şuurlu bir değerlendirme sürecinden çok, refleksif bir tüketime dönüştürüyor. Bu ortamda ayırt etme kabiliyeti zayıflamıyor, ayırt etme ihtiyacı bastırılıyor." "Gerçeklik, görünürlük ile karıştırılıyor" Bu durumun çocuklar ve gençler üzerinde birçok olumsuz etkiye neden olabileceğini ifade eden Dr. Uzunoğlu, "Hızlı, duygusal ve çoğu zaman manipülatif içeriklerle karşılaşan genç kullanıcılar için ‘doğru’, ‘önemli’ ya da ‘güvenilir’ olan şeyler giderek belirsizleşir. Algoritmaların en çok etkileşim üreten içeriği öne çıkardığı bir ortamda, gerçeklik çoğu zaman görünürlükle karıştırılır. Çok izlenenin doğru, çok paylaşılanın değerli olduğu yönünde örtük bir öğrenme süreci işler. Bu da uzun vadede eleştirel düşünmenin zayıflamasına, yüzeysel bir dünya algısının normalleşmesine yol açabilir. Buna ek olarak, çocuklar ve gençler sürekli bir dikkat ekonomisi içinde büyüdükleri için sabır, derinlik ve bağlam gerektiren düşünme biçimleri geri plana itilir. Her şeyin kısa, hızlı ve ‘eğlenceli’ olması beklentisi, öğrenme süreçlerini ve duygusal dayanıklılığı olumsuz etkileyebilir" diye konuştu. "Düzenlemeler yapılabilir" Ailelere de bu süreçte önemli görevler düştüğünü belirten Dr. Uzunoğlu, "Konuyu sadece yasaklama ya da kontrol etme refleksiyle ele almamalıyız. Çocukları dijital dünyadan izole etmek, hem mümkün değil hem de sağlıklı bir çözüm değil. Asıl ihtiyaç, çocuklarla birlikte içerik üzerine konuşmak, ne izlediklerini değil bunların neden karşılarına çıktığını, ne hissettirdiğini ve ne amaçladığını birlikte düşünmek. Bu tür sohbetler, çocukların dijital ortamda karşılaştıkları içeriklere karşı mesafe koyabilme ve sorgulama becerilerini güçlendirir. Bu noktada bazı düzenlemeler yapılabilir. Platformların çocuklara yönelik öneri sistemlerinin şeffaflaştırılması, yaşa duyarlı algoritmaların uygulanması ve şirketlerin ülkeler düzeyinde muhatap alınabilir temsilcilikler bulundurması sansür değil, kamusal sorumluluğun gereğidir" dedi. Firmalara ’güven’ uyarısı Firmaların da yanıltıcı içeriklere karşı önlemler almaya başladığına dikkat çeken Dr. Uzunoğlu, "Firmaların yapay zeka kaynaklı içeriklere karşı etiketleme, uyarı, doğrulama ya da filigran gibi önlemler almaya başlaması ilk bakışta olumlu görünüyor. Ancak bu önlemler nasıl, ne amaçla ve ne kadar şeffaf biçimde uygulandığına bağlı olarak, güven inşa etmek yerine tam tersine bir etki de oluşturabilir. Yapay zekaya yönelik refleksif ve sert müdahaleler, sorunu yapısal olarak çözmekten çok, kullanıcıyı sürekli alarm hâlinde tutan bir ortama sürükleme riski taşıyor. Burada kritik olan, firmaların aldığı önlemlerin sorumluluğu kullanıcıya devreden bir alarm sistemine dönüşmemesi. ‘Biz uyardık, gerisi sana kalmış’ yaklaşımı sorunu çözmez, sadece yükü bireye bırakır. Oysa kullanıcıların güvenini korumak için platformların yalnızca içerikleri etiketlemesi değil, bu içeriklerin neden ve nasıl dolaşıma sokulduğunu, hangi mantıkla öne çıkarıldığını da açıklaması gerekir. Şeffaflık olmadan güven inşa edilemez" ifadelerini kullandı.