TEKNOLOJİ
Yapay zeka görsel iletişimcilerin mesleğini tehdit mi edyor 11 Nisan 2026 Cumartesi - 14:41:20 Dünya, yapay zekanın baş döndürücü ivmesiyle tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşarken, görsel iletişim sektörü bu değişimin içinde yer alıyor. İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nalan Büker, yapay zeka ile üretilen görsellerin gerçeklik sınırlarını zorlamasının oluşturduğu "mesleki kaygı" tartışmalarına akademik bir perspektifle yanıt verdi. Büker’e göre, yapay zeka bir son değil; aksine keşfin yeniden tanımlandığı bir dönemin kapısını açıyor. Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nalan Büker, yapay zekanın görsel iletişim alanındaki dönüştürücü rolünü ele alarak, üretken yapay zeka teknolojilerinin tasarım süreçlerini "oluşturucu odaklı yaklaşımdan yönlendirme temelli bir yapıya" dönüştürdüğünü ifade etti. 2026 yılına ait güncel akademik veriler ışığında, mesleğin geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Akademik araştırmaların 2025-2026 yıllarına ait bulgularına dikkat çeken Büker, üretken yapay zekanın profesyonel görüntü kalitesinde yüzde 95,69’luk bir doğruluk oranına ulaştığını ifade ederek: "Nisan 2025’te Nature’da yayımlanan çalışmalar gösteriyor ki; yapay zeka artık yalnızca yardımcı bir araç değil, doğrudan bir alternatif ortak haline gelmiştir. Midjourney v7 ve Gemini gibi araçlar, tasarımcıya eskiden mümkün olmayan bir kontrol ve esneklik alanı sağlıyor" dedi. "Artık yardımcı bir araç değil" Yapay zekanın yükselişinin tasarımcılar için hem fırsat hem de zorluk barındırdığını ifade eden Büker, teknik becerinin tek başına ayırt edici değerini kaybettiği bir döneme girildiğini vurguladı. Uzmanların bu dönüşümü "uyum sağlanmazsa tehdit" olarak tanımladığını belirten Büker, mesleki rollerdeki değişimi şu sözlerle açıkladı: "Yapay zeka tasarımcının yerini almayacak, ancak iş yapma biçimini kökten değiştirecek. Tasarımcı artık problemi tanımlayan, kavram üreten ve görsel dili belirleyen bir stratejist konumuna taşınıyor. İşin üretimini ise tasarımcının yönlendirdiği algoritmalar üstleniyor." "İnsan eli değen her iş daha güvenli" Tüketici alışkanlıklarına da değinen Prof. Dr. Nalan Büker, 2025 tarihli güncel araştırmaların çarpıcı bir gerçeği ortaya koyduğunu söyledi. Tüketicilerin, kaynağı tamamen yapay zeka olan görsellere, insan eliyle yapılmış işler kadar güvenmediğini belirten Büker, "İnsan eliyle yapılmış işler hala daha yüksek güven ve değer üretiyor. Asıl değer artık ‘kim yaptı?’ sorusunda değil, ‘kim yönetti?’ sorusunda gizli," dedi. "Yapay zeka kolay yol değil, bir öğrenme amacı olmalı" Genç tasarımcıların bu teknolojiye uyum kapasitesinin oldukça yüksek olduğunu gözlemlediklerini belirten Dekan Büker, eğitim kurumlarının üzerine düşen sorumluluğu ise şöyle özetledi: Yapay zeka bir "kolay yol" değil, öğrenmeyi genişleten bir araç olmalı. Öğrenciler yapay zeka kullanımını açıkça belirtmeli; etik ve telif konuları eğitimin ayrılmaz parçası haline gelmeli. Yapay zeka çıktıları nihai sonuç değil, sürecin ham malzemesi olarak görülmeli. Prof. Dr. Nalan Büker, değerlendirmesini şu kritik uyarıyla noktaladı: "Görsel iletişim mesleğinin geleceğinde, yapay zekayı ustalıkla kullananlar yükselirken; teknolojiye direnenler mesleğin dışında kalabilir. Tehdit teknolojinin kendisi değil, değişime kapalı olmaktır."
11 Nisan 2026 Cumartesi - 14:34 KBÜ’den savunma sanayisine otonom robot köpek projesi Karabük Üniversitesi (KBÜ) Teknokent bünyesinde güvenlik, endüstriyel denetim ve arama-kurtarma gibi alanlarda kullanılmak üzere robot köpek teknolojisi geliştirilecek. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) 1501 Sanayi Ar-Ge Destek Programı kapsamında kabul edilen "Çok Amaçlı Görev Planlama için Otonom Robot Köpek Tasarımı ve Geliştirilmesi" projesi ile yerli ve milli bir çözüm ortaya konulması hedefleniyor. Proje, Karabük Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Araştırma Görevlisi Ali Art’ın sahibi olduğu AI ARD Robotik A.Ş. tarafından, İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesindeki Aware Robotik iş birliğiyle yürütülecek. İki yıl sürecek çalışma kapsamında farklı görevleri yerine getirebilen otonom robot köpek geliştirilecek. Projenin özellikle zorlu ve riskli alanlarda kullanılmak üzere tasarlandığını belirten Ali Art, dört ayaklı robotların engebeli arazilerde tekerlekli sistemlere göre daha etkin görev yapabildiğini ifade etti. Dünyada bu alanda faaliyet gösteren firma sayısının sınırlı olduğunu vurgulayan Art, yüksek maliyetler ve ihracat kısıtlamaları nedeniyle yerli çözümlerin öneminin arttığını dile getirdi. Yapay zekâ tabanlı olarak geliştirilecek sistemin; algı, sensör füzyonu, pekiştirmeli öğrenme ve hibrit kontrol mimarisi gibi ileri teknolojileri içereceği belirtildi. Proje kapsamında elektronik kart tasarımı, aktüatör ve güç aktarma sistemleri ile görev kontrol ve kullanıcı arayüzü gibi kritik bileşenler geliştirilecek. Çalışmanın, Türkiye’nin mobil robotik ve otonom sistemler alanındaki Ar-Ge kapasitesine katkı sağlaması hedeflenirken, Karabük Üniversitesi Teknokent bünyesinde yürütülen bu tür projelerle akademik bilgi birikiminin teknolojiye dönüştürülmesi ve sanayi iş birliklerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Mert Software & Electronics, yine bir ilke imza attı
09 Ocak 2024 Salı - 11:54 Mert Software & Electronics, yine bir ilke imza attı Bilişim sektöründe katma değeri yüksek firmaları destekleyen E Turquality (Bilişimin Yıldızları) programının yeni yıldızı Mert Software& Electronics oldu. T.C. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü tarafından 2022 yılında başlatılan E-Turquality (Bilişimin Yıldızları) Programı, bilişim sektöründe inovasyonu teşvik etmeyi ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek bölgesel ve küresel unicornların ortaya çıkmasını desteklemeyi amaçlıyor. Üretimde dijital dönüşüm için geliştirdiği trex MES çözümleri ile öncülüğünü koruyan Mert Software & Electronics, süregelen büyüme grafiği, arge çalışmalarında yakaladığı başarı ve sağladığı müşteri memnuniyetiyle E- Turquality programı kapsamına alındı. MES alanında Türkiye’nin ilk ve tek Turquality firması olma başarısını gösteren Mert Software & Electronics’in Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Özdemir, “Yazılım ve elektronik tabanlı çalışmalarımız şu anda dünya ölçeğinde 18 ülkede uygulanıyor. Dünyaca ünlü bir içecek markası, otomotiv firmaları dünya üzerindeki çoğu tesisinde bizim geliştirdiğimiz yazılım ve elektronik alt yapıları kullanıyor. Bizler üretimde dijital dönüşüm sürecini hızlandırmak için çalışıyoruz, ülke olarak üretim gücümüzü korumak için dijital dönüşümün gerekliliği için farkındalık oluşturuyoruz. Biz bu konuda kendimiz ile gurur duyuyoruz ve dünyanın ilk ve tek devlet destekli markalaşma programı olan E- Turquality kapsamına alındığımız için mutluyuz. Bu destekle, bilişim ihracatçıları olarak güçleniyor, uluslararası arenada rekabet avantajı yakalıyoruz ve yerli yazılım sektörü olarak globalleşme yolunda hızlanıyoruz. Markamız trex’in uluslararası arenada satış ve pazarlama faaliyetlerini daha da arttırarak yeni başarılar ve ülkemizin hedefleri için çalışacağız” dedi. E- Turquality ( Bilişim Yıldızları ) programında toplam 26 firma bulunuyor.
Elektrikli otomobillerde yetkili servislerin önemi
09 Ocak 2024 Salı - 10:07 Elektrikli otomobillerde yetkili servislerin önemi Koçaslanlar Motorlu Araçlar Genel Müdürü Didem Aras, " Elektrikli araçlar hassas otomobiller olduğu için aracı bilen usta müdahale etmeli. Dışarıdan takılan bir arıza tespit cihazı bile aracın yazılımını bozabilir" dedi. Gelişen teknolojiyle birlikte otomotiv sektörü, çevre dostu ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik elektrikli araçlara odaklandığını belirten Koçaslanlar Motorlu Araçlar Genel Müdürü Didem Aras, ancak bu araçların bakımı konusunda dikkat edilmesi gereken önemli faktörler bulunduğunu söyledi. Aras, “Elektrikli araçlar, geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı bir yapıya sahiptir. Bakım süreçlerinin uzmanlık gerektirmektedir. Elektrikli araçlar, hassas teknolojiler içermektedir ve özel bakım ihtiyaçları bulunur. Bu sebeple, aracın işleyişini en iyi bilen ve marka tarafından yetkilendirilmiş uzman ustaların müdahale etmesi büyük önem taşımaktadır. Çevre dostu elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte servis ihtiyacı daha da arttı. Elektrikli araçlar hassas otomobiller olduğu için aracı bilen usta müdahale etmeli. Dışarıdan takılan bir arıza tespit cihazı bile aracın yazılımını bozabilir. Ayrıca, aracın beygir gücünü artırmak ve tüketimini düşürmek için yapılan orijinal dışı uygulamalar son derece tehlikeli çözümlere yol açabilir. Bu düşüncede en sağlıklı yöntem, yapılacak tüm işlemler için aracın yetkili servislere götürülmesidir. Elektrikli araçların sağlamış olduğu büyük avantajlar, satış adetlerinin her yıl yükselen bir trend ile artmasına; dolayısıyla elektrikli otomobiller için servis ihtiyacının da artmasına neden olmuştur. Bu durum da yetkili servislerin önemini gözler önüne sermektedir” diye konuştu. Eğitim almamış ustaların elektrikli otomobillere yapacakları müdahaleler sonucu büyük sorunlara yol açabildiğinden bahseden Aras, “Yetkili servisler, marka tarafından belirlenmiş standartlara uygun olarak eğitilen uzman teknisyenleri bünyesinde bulundurur. Bu profesyoneller, elektrikli araçlarda ortaya çıkabilecek her türlü sorunu en iyi şekilde tespit edip çözebilmek için gerekli bilgi ve deneyime sahiptirler. Ayrıca, orijinal yedek parçaların kullanılması ve marka tarafından belirlenen bakım programlarının takip edilmesi, aracın uzun ömürlü ve güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlar” şeklinde konuştu. Aras, “Elektrikli araç kullanıcıları, sadece günlük kullanım ve şarj işlemleriyle değil, aynı zamanda düzenli bakımlarıyla da ilgilenmelidirler. Bu bakımların, güvenilir bir şekilde ve uzman ellerde gerçekleştirilmesi, aracın performansını ve dayanıklılığını artırmanın yanı sıra sürüş güvenliği açısından da kritik bir öneme sahiptir” dedi.
Sıra dışı atık su arıtma yöntemi: Mikroorganizmalarla doğa dostu arıtma çözümü
09 Ocak 2024 Salı - 09:37 Sıra dışı atık su arıtma yöntemi: Mikroorganizmalarla doğa dostu arıtma çözümü Geleneksel biyolojik kirliliğin temizleme yöntemlerine kıyasla daha etkili ve çevre dostu bir alternatif sunan BioGuy II girişimi, Türkiye’de ilk kez mikroorganizmaları kullanarak atık suların arıtımını sağlıyor. BioGuy işlemleri sonrası bazı müşterilerin çıkış suyunda balıkların yaşayabildiği temiz su havuzları oluşturduğunu ifade eden Bak-Tek Çevre Teknolojileri Kurucu Ortağı ve CEO’su Alp Taşan, cihazı tasarlarken mikrobiyolojiyi zeolit ile hibrit yenilikçi zeosmart adını verdikleri ileri teknolojik yöntemlerle birleştirdiklerini söyledi. Teknolojinin getirdiği yeniliklerle atık suların arıtılmasında çığır açan YTÜ Yıldız Teknopark firmalarından Bak-Tek Çevre Teknolojileri, geliştirdiği biyoremidasyon teknolojisi olan BioGuy II isimli girişim ile mikroorganizmaların doğal gücünü kullanarak çevreci ve ekonomik bir arıtma süreci sunuyor. Çevre sağlığı açısından kritik olan atık suların biyolojik arıtımını biyoremidasyon ile sağlayan şirket, mikrobiyolojik canlıları ve zeolit adlı bir madeni kullanarak doğayı temizleme işlemini gerçekleştiriyor. Doğada bulunan faydalı bakterilerin kullanıldığı bir kokteyl ile atık suların temizleyen girişim bu yöntemle, çevreye zarar vermeyerek atık sularda yaşayan balıkların varlığını da sürdürülebilir olmasını sağlıyor. Birçok kez Avrupa Komisyonu gibi kurumlar tarafından ödüllendirilen ve atık sulardaki maddelerin temizlenmesi ile tekrar kullanılması noktasında kritik bir rol üstlenen Bak-Tek, yakın zamanda da önemli bir yatırım aldı. “Zeolit adlı bir maden kullanıyoruz” Biyoremidasyon cihazında, dünyadaki rezervlerinin yaklaşık yüzde 65’inin Türkiye’de olduğu zeolit adlı bir maden ve tablet haline getirdikleri bakterileri kullandıklarını ifade eden Bak-Tek Çevre Teknolojileri Kurucu Ortağı ve CEO’su Alp Taşan şöyle devam etti; “Zeolit, atık su arıtma işlemlerinde verimin yüzde 90’ın üzerinde artırılmasını sağlıyor. Bakteriler de arıtmanın yapılmasının zor olduğu noktalarda arıtma yapılmasına imkân veriyor. Cihaz hangi bakteriyi üretecekse onu koyuyoruz. Otomatik bir şekilde bu bakterileri büyütüp sistemlere dozajlıyor. Kabaca yoğurt yaparken nasıl mayayı eklerseniz burada da aynı şekilde. Sadece biz ilk bakterisini koyuyoruz. Diğer kısımlarını cihaz hallediyor. Geliştirdiğimiz biyoremidasyon cihazı, bir bilgisayarın onda biri kadar elektrik tüketiyor ve böylelikle cihazın su kirliliğini azaltırken başka bir kirliliğe de neden olmuyor. Cihaza, yurt dışındaki büyük otellerden, catering firmalarından ve fabrikalardan yoğun talep alıyoruz. Teknolojimiz şu anda Maldivler, Dubai ve şimdi Suudi Arabistan gibi ülkelerde faal olarak kullanılıyor.” Kanalizasyon ve arıtma tesislerinin anlık takibi yapılabilecek Yağ tutucular, atık su hatları, paket arıtmalar ve atık su arıtma tesisleri gibi yerlere entegre edilebilen çözümler sunan şirket bundan sonraki projelerini, sensör teknolojilerini kullanarak geliştirecekleri cihazı akıllı şehircilik için olmazsa olmaz bir ürün olarak konumlandırıyor. Sürdürülebilir biyolojik arıtma yöntemlerinin çok daha ekolojik ve ekonomik olduğuna işaret eden Taşan, aldıkları geri dönüşlere atıfla cihazın 3 ay içinde maliyetini karşıladığını aktardı. Taşan, “Eklenen sensörler ile kanalizasyon, arıtma tesisi gibi noktaların anlık monitör edilmesini sağlayarak değerlerin bir sorun oluşturmadan düşürülmesini sağlayacağız” dedi. Biyoteknoloji çözümlerine önemli yatırım Sürdürülebilir biyoteknoloji odağında çalışmalarını sürdüren Baktek, önemli bir yatırım fonundan yatırım aldı. Aldığı yeni yatırımla büyüme ve gelişim adımlarını hızlandırmaya hazırlanan şirket, çevre dostu teknolojileriyle dünya genelinde daha fazla şirketi çözümlerini tercih etmeye teşvik etmeye devam edecek.
E-ticaret sektörüne kasım ayı damgasını vurdu
08 Ocak 2024 Pazartesi - 12:02 E-ticaret sektörüne kasım ayı damgasını vurdu E-Ticarette Rekor Büyüme: “24 Kasım Efsane Cuma, Craftgate Teknolojisi ile Çalışan Şirketlerin Geçirdikleri En Yoğun Gündü” Aralarında Türkiye’nin önde gelen e-ticaret markalarının da olduğu üye işyerlerine ödeme orkestrasyonu platformu sunan Craftgate kurucu ortağı ve CEO’su Hakan Erdoğan, 24 Kasım Efsane Cuma gününün, üye işyerlerinin anlaşmalı oldukları ödeme hizmeti sağlayıcılarından Craftgate teknolojisi ile ödeme geçirdikleri en yoğun gün olduğunu belirterek, “Markaların ciddi kampanyalar yaptığını gördük. Bu durum üye işyerlerimizin cirolarına inanılmaz etki etti. Üye işyerlerimizin anlaşmalı oldukları kuruluşlar üzerinden, Craftgate teknolojisi ile geçirdikleri toplam ödeme hacmi yalnızca kasım ayında 5.3 milyar TL olarak gerçekleşti.” dedi. Ticaret Bakanlığı verilerine göre sipariş adedi ilk altı ayda geçen yıla göre yüzde 20 artışla 2,5 milyar adede yükselirken ortalama sepet tutarının 255 Türk lirası olduğu kaydedildi. E-ticarette tüm yılın en önemli ayı olarak gösterilen ve alışverişin zirveye ulaştığı kasım ayı ise markaların en çok hacim yaptığı ay olarak önemli bir yer tutuyor. Online ödeme alan işletmelerin tek noktadan, yurt içi ve yurt dışından diledikleri ödeme hizmeti sağlayıcısı ile çalışabilmelerini sağlayan ödeme orkestrasyonu Craftgate, kasım ayına dair ödeme istatistiklerini yakın zamanda kamuoyu ile paylaşmıştı. YTÜ Yıldız Teknopark şirketlerinden Craftgate’in açıkladığı istatistiklerden bazıları şu şekilde: “Yalnızca kasım ayında, bir önceki yılın toplam hacmine yaklaşmış olduk” Kasım ayında özellikle 11/11, Efsane Cuma ve Cyber Monday diye bilinen 3 günün çok verimli geçtiğini söyleyen Hakan Erdoğan şunları söyledi; “Biliyorsunuz ki kasım ayı hem markalar hem tüketiciler açısından fırsatları beraberinde getiren bir kampanya dönemi demek. Kasım ayı genelindeki alışverişlerde özellikle bu 3 günün çok etkili olduğunu söyleyebiliriz. 24 Kasım Efsane Cuma günü üye işyerlerimizin anlaşmalı oldukları ödeme hizmeti sağlayıcılarından Craftgate teknolojisi ile en çok ödeme geçirdikleri gün oldu. Üye işyerlerimizin Craftgate teknolojisi ile geçirdikleri ödeme hacmi yalnızca kasım ayında 5.3 milyar TL şeklinde gerçekleşti. Bu rakamın 2022 yılı toplamında 6 milyar TL olduğunu düşünürseniz; sadece kasım ayında bir önceki yılın hacmine yaklaştığımızı görebilirsiniz. Bir diğer önemli konu ise üye işyerlerimize sanal POS’lardaki muhtemel kesintiler veya sistemsel ödeme hatalarında dahi ödeme alabilmelerine imkan tanıyan çözümlerimiz ile kasım ayı özelinde 17.384.664 TL’yi, ilk 11 ayda ise 149.745.667 TL’yi geri kazandırdık. Gördüğünüz gibi, Autopilot ve Ödeme Tekrar Deneme gibi özelliklerimiz olmasaydı yaşayacakları muhtemel ciro kaybı çok ciddi tutarlarda olacaktı. Dolayısıyla, sorunsuz şekilde çalışan altyapımız ve kesintisiz ödeme alabilmelerine imkan sağlayan çözümlerimiz ile üye işyerlerimizin kasım ayı indirim döneminden fazlasıyla yararlanabilmelerini sağladık.” “Her 100 ödemeden yaklaşık 20’si online olarak gerçekleşiyor” Türkiye’nin e-ticaret ve online ödeme oyuncuları anlamında fragmente bir pazar olduğunu ifade eden Hakan Erdoğan, ödeme yöntemlerinin geleceğine dair öngörülerini paylaştı. Erdoğan, “Türkiye’de online ödeme almak isteyen bir işletmenin bugün 20’den fazla banka sanal POS’u, 26 adet ödeme/e-para kuruluşu, birçok alternatif ödeme yöntemi, cüzdanlar ve ayrıca yurt dışına da satış yapıyorsa yurt dışı ödeme yöntemleri ile anlaşma imkânı var. Ancak bir işletmenin tüm bunları tek başına entegre edebilmesi pek kolay değil. Entegre etse bile bakım ve destek süreçleri ayrı bir operasyonel yük teşkil ediyor. Her bir ödeme hizmeti sağlayıcısının paneli veya raporlama süreçleri ise birbirinden farklı. İşte bu noktada Craftgate, online ödeme alan işletmeleri tek noktadan diledikleri ödeme hizmeti sağlayıcısına ulaştırıyor. Tüm ödeme süreçlerini tek bir panel ile yönetebilmelerinin yanı sıra ciro artışı ve maliyet avantajı elde etmelerini sağlıyor. Böylece Craftgate, üye iş yerlerine finansal özgürlük kazandırmış oluyor. Bugün her bakımdan dijitalleşen bir dünyanın içerisindeyiz. Öyle ki, başlangıçta yalnızca yüzde 1-2 civarında olan online ödeme oranı, bugün yüzde 20’lere ulaşmış durumda. Yani her 100 ödemeden yaklaşık 20’si online olarak gerçekleşiyor. 2022 yılında, Türkiye’de internet üzerinden yapılan alışverişlerin toplam tutarı 1 trilyon TL’yi (yaklaşık 999 milyar TL) aştı. Bu, kartlı alışverişlerin ve e-ticaret ödemelerinin genel hacmini gösteriyor. Üye işyerlerimizin, anlaşmalı oldukları ödeme hizmeti sağlayıcıları üzerinden, 2022 yılında Craftgate teknolojisi ile 6 milyar TL’lik ödeme işlemi gerçekleştiğine tanıklık etmiştik. Bu, toplam 999 milyar TL’lik e-ticaret hacminin yaklaşık yüzde 0.6’sına denk geliyor.” dedi. Türkiye’de ödeme yöntemi şampiyonu kartlı ödeme Türkiye’deki ödeme sistemlerinin kart yoğunluklu olduğunun altını çizen Hakan Erdoğan, kartlı ödemeye alternatif metotların (APM) da yoğun olarak kullanıldığını belirtti. Erdoğan şöyle devam etti; “APM adını verdiğimiz, kartlı ödemeye alternatif ödeme metotlarının son dönemde gerek tüketiciler gerekse işletmeler nezdinde oldukça revaçta olduğunu söyleyebiliriz. Ödeme anlamında ülkemizde taksit öteleme, taksit atlatma, ek puan kazandırma gibi farklı katmanların da olduğu çok gelişmiş bir sadakat programı var. Aynı şekilde, alışveriş kredisi gibi çözümler de bugünlerde çokça popüler. Daha önce de belirttiğim gibi, Türkiye şu anda fazlasıyla fragmente bir pazar. Bunun yanında cüzdanlar, alışveriş kredileri ve vadelendirme çözümleri var. Bu durum, ülkemizdeki tüketici açısından baktığınızda seçeneklerin oldukça bol olduğunu gösteriyor. Kredi kartı, banka kartı veya ön ödemeli kartlarla, cüzdanlarla, alışveriş kredileriyle veya farklı vadelendirme çözümleriyle ödeme yapabiliyorlar. Elbette ki bu gibi imkanları sunan markalar tüketiciler nezdinde öne çıkan bir tercih sebebi oluyor. Günün sonunda bu yöntemlerden hangilerinin yaygınlaşacağı hangilerinin miladının sona ereceğine ise kullanıcı tercihleri yön verecektir. Bunun dışında, dünyanın farklı coğrafyalarında öne çıkan ödeme hizmet sağlayıcıları olduğunu görüyoruz. Birçok ülkenin, örneğin Klarna, Paypal, Adyen, Stripe gibi ismi dünyaca bilinen kartlı ödeme şampiyonları var. Yurt dışından ödeme almak istediğinizde tüm bu bilinen ödeme hizmeti sağlayıcılarına kolayca ulaşabilmek ciddi bir rekabet avantajı. İşte Craftgate, alternatif ödeme yönetimleri de dahil olmak üzere, farklı coğrafyaların önde gelen kuruluşları ile de çalışabilmelerine imkân tanıyor. Teknoloji hızlı bir şekilde ilerliyor. Bizim jenerasyonumuz teknolojiye uyum sağlayan bir nesil. Ama yeni jenerasyon tam anlamıyla teknolojinin içinde doğuyor. Hal böyle olunca, yeni jenerasyonun içerisinde olduğu tüketici grubu için online alışverişte ödeme adımını kolaylaştırıcı her türlü inovasyon çok daha öncelikli olacak. Markaların da ödeme adımındaki tüketici tercihlerini ve ihtiyaçlarını bu minvalde değerlendireceklerine inanıyorum.” dedi.
TENMAK-Düzce Üniversitesi iş birliği çalıştayı gerçekleştirildi
07 Ocak 2024 Pazar - 13:29 TENMAK-Düzce Üniversitesi iş birliği çalıştayı gerçekleştirildi Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) ve Düzce Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen “TENMAK-Düzce Üniversitesi İş Birliği Çalıştayı” gerçekleştirildi. "TENMAK-Düzce Üniversitesi İş Birliği Çalıştayı” gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonunda düzenlenen programa Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, TENMAK Başkanı Prof. Dr. Abdulkadir Balıkçı, Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, sanayi kuruluşlarının yöneticileri, davetli konuklar ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Düzce Üniversitesi Araştırma Dekanı Prof. Dr. Emine Tekin, Düzce Üniversitesi’nin; akademik kadrosu, öğrenci sayıları, başarıları, araştırma ve uygulama merkezleri ile Düzce Teknopark hakkında bilgiler aktararak, çalıştay vasıtasıyla TENMAK ve kurumlarla iş birlikleri, verimli projeler üretmek istediklerini ifade etti. TENMAK bünyesindeki 5 enstitü ile araştırma faaliyetleri gerçekleştiriyor Programda konuşan TENMAK Başkanı Prof. Dr. Abdulkadir Balıkçı, Düzce Üniversitesi’nde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek davet için Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir’e teşekkür etti. Türkiye’nin yeni kurumlarının başında geldiklerini belirten Prof. Dr. Abdulkadir Balıkçı, TENMAK’ın 2020 yılında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı, özel bütçeli kurum olarak kurulduğunu söyledi. Bünyesindeki beş enstitü ile araştırma faaliyetleri gerçekleştirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Balıkçı; Bakanlığın ihtiyaç duyduğu teknolojik hazırlıkları yapmak, sorumlu olduğu alanlarla ilgili Ar-Ge faaliyetlerini desteklemek ve fonlamak, nükleer, enerji ve maden teknolojilerinde destek çağrılarına çıkmak gibi faaliyetler yürüttüklerini sözlerine ekledi. Ürün bazlı ticarileşebilecek çıktıları hedeflediklerine işaret eden Abdulkadir Balıkçı, üniversitelerle çalışmanın da temel hedefleri arasında olduğunu vurguladı. Geleceğin konusunun hidrojen Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, TENMAK ile iş birliği içerisinde program yapmanın onur verici olduğunu belirterek sözlerine başladı. Üniversiteler ve sanayi kuruluşlarının TENMAK ile yeni konseptler geliştirmeleri gerektiğine dikkat çeken Rektör Sözbir, geleceğin konusunun hidrojen olduğunun altını çizdi. Araştırma sonucunun inovasyona dönüşmesinin önemli, ticarileşmesinin ise daha önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nedim Sözbir, programın hayırlı ve faydalı olması temennileriyle konuşmasını noktaladı. Açılış ve protokol konuşmalarının ardından Düzce Üniversitesi Araştırma Dekanı Prof. Dr. Emine Tekin’in yönetiminde programın sunumlar bölümüne geçildi. Sunumlarda; TENMAK bünyesindeki Enstitüler ve Koordinatörlüklerin amaçları, hedefleri ve gerçekleştirdiği faaliyetlerle ilgili önemli bilgiler paylaşıldı. Sunumlar gerçekleştirildi Enerji ve Teknoloji Politikaları Koordinatörü Dr. Celal Erbay, “Enerji Politikaları”, Uluslararası İlişkiler Koordinatörlüğü’nden Dr. Ayça Aylangan “Uluslararası İş Birlikleri”, Destek Programları Grup Sorumlusu Doç. Dr. Gülten Özçayan “TENMAK Destekleri ve Çağrıları”, Nükleer Enerji Araştırma Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Bahadır Saygı “Nükleer Enerji Faaliyetleri” ve Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığı’ndan Araştırmacı Cennet Yıldırım “Boren Ar-Ge Faaliyetleri” başlıklı sunumlarını katılımcılarla paylaşırken, NATEN Ar-Ge ve İnovasyon Koordinatörü Dr. Merve Taner Camcı “Nadir Toprak Elementleri”, Temiz Enerji Araştırma Enstitüsü Başkanı Ragıp Kızıltaş “Temiz Enerji Araştırmaları”, Enerji Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Tuncay Altun ise “Enerji Araştırmaları” adlı sunumlarıyla programa katkı sağladı. Sunumların sonrasında konuşmacılara Rektör Nedim Sözbir tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Programın öğleden sonraki bölümünde ise Rektörlük Çalıştay Salonu’nda; katma değerli çalışmalar, iş birliği imkanları ve ortak projeler konusunda fikir alışverişinde bulunuldu.
Uzaydan milli çağrı işareti ile Yozgat ve Elazığ’a iletişim
06 Ocak 2024 Cumartesi - 14:03 Uzaydan milli çağrı işareti ile Yozgat ve Elazığ’a iletişim Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu kapsamında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) görev yapacak Türk uzay yolcusu Albay Alper Gezeravcı’nın millî çağrı işareti ile iletişim kuracağını bildirdi. Bakan Uraloğlu yaptığı yazılı açıklamada, 2021 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulan Millî Uzay Programı ile Türkiye’nin 10 yıllık uzay planlaması ve stratejisinin açıklandığını hatırlatarak, “Bu kapsamda Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu için geri sayım sürmekte. Planlanan şekliyle gitmesi halinde uzaya çıkacak ilk Türk olma ünvanını kazanacak Alper Gezeravcı, kendisine ait amatör telsizcilik belgesi ve çağrı işareti ile yine bir başka ilki gerçekleştirerek, millî çağrı işareti ile uzay seyahatine başlamış olacaktır” dedi. İlk Türk Uzay Yolcusu Alper Gezeravcı ’Milli’ Çağrı İşareti ile iletişim kuracak Uraloğlu, Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu kapsamında Türkiye’nin uzay yolcusu Alper Gezeravcı’ya TÜBİTAK UZAY’ın talebi üzerine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından; milli TA5TRU çağrı işareti tahsis edildiğini ifade etti. Uraloğlu, görev süresince Albay Alper Gezeravcı’nın, TÜBİTAK UZAY koordinasyonunda Elazığ Kaya Karakaya Fen Lisesi ve Yozgat Fevzi Çakmak İlkokulu öğrencileri ile iletişim kuracak. Bu amaçla özel amatör telsizcilik etkinlikleri için ise Türkiye Cumhuriyeti Yüzüncü Yılına ithafen ‘TC100ISS’ çağrı işareti tahsis edildi” açıklamasında bulundu. Alpar Gezeravcı’nın 13 bilimsel deneyi için beklenti artıyor Alper Gezeravcı’nın Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu’nda Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 gün boyunca, 13 farklı bilimsel deney gerçekleştirmesi planlanıyor. Uzayda geçireceği süre boyunca yapacağı deneylerin, Türk bilim dünyası ve uzay teknolojilerine önemli katkılarda bulunması bekleniyor.