TEKNOLOJİ
Yapay zeka görsel iletişimcilerin mesleğini tehdit mi edyor 11 Nisan 2026 Cumartesi - 14:41:20 Dünya, yapay zekanın baş döndürücü ivmesiyle tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşarken, görsel iletişim sektörü bu değişimin içinde yer alıyor. İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nalan Büker, yapay zeka ile üretilen görsellerin gerçeklik sınırlarını zorlamasının oluşturduğu "mesleki kaygı" tartışmalarına akademik bir perspektifle yanıt verdi. Büker’e göre, yapay zeka bir son değil; aksine keşfin yeniden tanımlandığı bir dönemin kapısını açıyor. Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nalan Büker, yapay zekanın görsel iletişim alanındaki dönüştürücü rolünü ele alarak, üretken yapay zeka teknolojilerinin tasarım süreçlerini "oluşturucu odaklı yaklaşımdan yönlendirme temelli bir yapıya" dönüştürdüğünü ifade etti. 2026 yılına ait güncel akademik veriler ışığında, mesleğin geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Akademik araştırmaların 2025-2026 yıllarına ait bulgularına dikkat çeken Büker, üretken yapay zekanın profesyonel görüntü kalitesinde yüzde 95,69’luk bir doğruluk oranına ulaştığını ifade ederek: "Nisan 2025’te Nature’da yayımlanan çalışmalar gösteriyor ki; yapay zeka artık yalnızca yardımcı bir araç değil, doğrudan bir alternatif ortak haline gelmiştir. Midjourney v7 ve Gemini gibi araçlar, tasarımcıya eskiden mümkün olmayan bir kontrol ve esneklik alanı sağlıyor" dedi. "Artık yardımcı bir araç değil" Yapay zekanın yükselişinin tasarımcılar için hem fırsat hem de zorluk barındırdığını ifade eden Büker, teknik becerinin tek başına ayırt edici değerini kaybettiği bir döneme girildiğini vurguladı. Uzmanların bu dönüşümü "uyum sağlanmazsa tehdit" olarak tanımladığını belirten Büker, mesleki rollerdeki değişimi şu sözlerle açıkladı: "Yapay zeka tasarımcının yerini almayacak, ancak iş yapma biçimini kökten değiştirecek. Tasarımcı artık problemi tanımlayan, kavram üreten ve görsel dili belirleyen bir stratejist konumuna taşınıyor. İşin üretimini ise tasarımcının yönlendirdiği algoritmalar üstleniyor." "İnsan eli değen her iş daha güvenli" Tüketici alışkanlıklarına da değinen Prof. Dr. Nalan Büker, 2025 tarihli güncel araştırmaların çarpıcı bir gerçeği ortaya koyduğunu söyledi. Tüketicilerin, kaynağı tamamen yapay zeka olan görsellere, insan eliyle yapılmış işler kadar güvenmediğini belirten Büker, "İnsan eliyle yapılmış işler hala daha yüksek güven ve değer üretiyor. Asıl değer artık ‘kim yaptı?’ sorusunda değil, ‘kim yönetti?’ sorusunda gizli," dedi. "Yapay zeka kolay yol değil, bir öğrenme amacı olmalı" Genç tasarımcıların bu teknolojiye uyum kapasitesinin oldukça yüksek olduğunu gözlemlediklerini belirten Dekan Büker, eğitim kurumlarının üzerine düşen sorumluluğu ise şöyle özetledi: Yapay zeka bir "kolay yol" değil, öğrenmeyi genişleten bir araç olmalı. Öğrenciler yapay zeka kullanımını açıkça belirtmeli; etik ve telif konuları eğitimin ayrılmaz parçası haline gelmeli. Yapay zeka çıktıları nihai sonuç değil, sürecin ham malzemesi olarak görülmeli. Prof. Dr. Nalan Büker, değerlendirmesini şu kritik uyarıyla noktaladı: "Görsel iletişim mesleğinin geleceğinde, yapay zekayı ustalıkla kullananlar yükselirken; teknolojiye direnenler mesleğin dışında kalabilir. Tehdit teknolojinin kendisi değil, değişime kapalı olmaktır."
11 Nisan 2026 Cumartesi - 14:34 KBÜ’den savunma sanayisine otonom robot köpek projesi Karabük Üniversitesi (KBÜ) Teknokent bünyesinde güvenlik, endüstriyel denetim ve arama-kurtarma gibi alanlarda kullanılmak üzere robot köpek teknolojisi geliştirilecek. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) 1501 Sanayi Ar-Ge Destek Programı kapsamında kabul edilen "Çok Amaçlı Görev Planlama için Otonom Robot Köpek Tasarımı ve Geliştirilmesi" projesi ile yerli ve milli bir çözüm ortaya konulması hedefleniyor. Proje, Karabük Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Araştırma Görevlisi Ali Art’ın sahibi olduğu AI ARD Robotik A.Ş. tarafından, İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesindeki Aware Robotik iş birliğiyle yürütülecek. İki yıl sürecek çalışma kapsamında farklı görevleri yerine getirebilen otonom robot köpek geliştirilecek. Projenin özellikle zorlu ve riskli alanlarda kullanılmak üzere tasarlandığını belirten Ali Art, dört ayaklı robotların engebeli arazilerde tekerlekli sistemlere göre daha etkin görev yapabildiğini ifade etti. Dünyada bu alanda faaliyet gösteren firma sayısının sınırlı olduğunu vurgulayan Art, yüksek maliyetler ve ihracat kısıtlamaları nedeniyle yerli çözümlerin öneminin arttığını dile getirdi. Yapay zekâ tabanlı olarak geliştirilecek sistemin; algı, sensör füzyonu, pekiştirmeli öğrenme ve hibrit kontrol mimarisi gibi ileri teknolojileri içereceği belirtildi. Proje kapsamında elektronik kart tasarımı, aktüatör ve güç aktarma sistemleri ile görev kontrol ve kullanıcı arayüzü gibi kritik bileşenler geliştirilecek. Çalışmanın, Türkiye’nin mobil robotik ve otonom sistemler alanındaki Ar-Ge kapasitesine katkı sağlaması hedeflenirken, Karabük Üniversitesi Teknokent bünyesinde yürütülen bu tür projelerle akademik bilgi birikiminin teknolojiye dönüştürülmesi ve sanayi iş birliklerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Erzincan’da ‘Sivil Toplum Medya Buluşmaları’ programı gerçekleştirildi
15 Aralık 2023 Cuma - 17:22 Erzincan’da ‘Sivil Toplum Medya Buluşmaları’ programı gerçekleştirildi Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) ve Karadeniz Haber Ajansı Derneği iş birliğinde düzenlenen ‘Sivil Toplum Medya Buluşmaları’ programı, Erzincan’da gerçekleştirildi. Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonunda gerçekleştirilen ‘Sivil Toplum Medya Buluşmaları’ programına, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Belediye Başkanı Bekir Aksun, EBYÜ Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, İletişim Başkanlığı Erzincan Bölge Müdürü Metehan Akkaya, Erzincan Ticaret Odası Başkanı Ahmet Tanoğlu, TİMBİR Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, Birlik Haber Ajansı Genel Müdürü Muhammet Kaçar, TİMBİR Doğu Anadolu Bölge Başkanı Selçuk Özdemir, STK temsilcileri, yerel gazeteciler siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından TİMBİR tarafından hazırlanan tanıtım filmi gösterildi. Programda, TİMBİR Doğu Anadolu Bölge Başkanı Selçuk Özdemir’in selamlama konuşmasının ardından protokol konuşmaları yapıldı. “Değişerek devam etmek, devam ederek değişmek zorundayız” Son olarak konuşma yapan Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, değişen ve gelişen teknolojiye, bununla beraber internet medyası sektörüne ayak uydurulması gerektiğinin altını çizerek, şu ifadeleri kullandı: “Gerçekten çok önemli bir program; Sivil Toplum Medya Buluşmaları. İnanılmaz bir değişim ve dönüşüm var. Bu değişim ve dönüşüm o kadar hızlı ve baş döndürücü ki, biz bile ona ayak uyduramıyoruz. 1000’in üzerinde internet haber sitesi var. Bu değişim var, bir de bizim eskilerin bir sözü var; ‘Çarık ayağı sıkıyor’ yani, aşağıdan inanılmaz bir dik dalga var. Değişim oluyor, dönüşüm oluyor, dünya değişiyor, toplumlar değişiyor, kavramlar değişiyor ve biz gerçekten çok zor durumdayız. Büyük bir sıkıntı içerisindeyiz. İnternetin buluşu ile birlikte iki kavram ortaya çıktı. Birincisi, bilgiye ulaşmanın maliyeti sıfır, ikincisi acımasızca bir rekabet. Eskiden öğretmenler, üniversitede hocalarımız ya da basın mensuplarımız bilginin sahibiydi. Bilginin sahibi olduğumuz içinde kendimizde çok ciddi bir özgüvenimiz vardı. Diyorduk ki, eğer biz bu bilgiyi vermezsek, öğrenciler, toplum cahil kalacak diye düşünüyorduk. Ya da bilgiye ulaşamayacak. Şimdi, sınıfta ders anlatıyorsunuz, ortaokul 3 öğrencisi arka sıralardan hemen bilgiye ulaşıyor değerli öğretmenim diyor bugün anlattığınız veriler artık güncellendi. Sizin anlattığınız bilginin artık hiçbir önemi yok. Ya da üniversite de çok ciddi bir sıkıntı var. Nedir? Artık bilgiyi depolayan insanlar ortadan kalktı. Ne oldu peki? Artık bilgiye rehberlik eden, dünya bilgi stokuna üretim yapan, oraya katkı sunan insanların değerli olduğu bir dönem başladı. Tabi bunu kazanımları ve kaybetme noktaları da oldu. İkincisi; acımasız bir rekabet. Şöyle düşünün eskiden esnaf Erzincan’da ki mahallesinde ki esnafla rekabet etmek zorundaydı. Öğrencilerle okulunda ki öğrencilerle rekabet etmek zorundaydı. Ben Ahlatlıyım. Şöyle bir örnek vereyim; mahallede ki ayakkabıcıdan her gün ayakkabı alıyorum. Bir gün bakıyor ki ayağımda başka bir ayakkabı var. Diyor ki, ‘Hamza bey neden ayakkabıyı benden almadın?’ kusura bakma diyorum. İtalya’da bir firma var. İnternete girdim. Kargo parasıyla hesap ettim. Bir baktım ki mahallede ki ayakkabıdan daha ucuz. 1 hafta içerisinde geldi, giyindim. Şimdi artık mahallede ki ayakkabıcının bile dünyada ki üretimle rekabet etmesi gereken bir dünyada yaşıyoruz. Ya bu rekabete ayak uyduracak ya da yok olup gidecek. Etrafınıza bakın mahalle bakkallarımız kapandı, fırınlarımız kapandı, yavaş yavaş köylerimiz, ilçelerimiz bütün güncelliğini kaybetti. O zaman Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi; ‘Değişerek devam etmek, devam ederek değişmek zorundayız.’” Konuşmaların ardından, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kübra Pamukçuoğlu moderatörlüğünde, ‘Sivil Toplum Örgütlerinin Dijital Kapasitesinin Geliştirilmesi’ konusunda İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Bölümünden Doç. Dr. Burcu Zeybek, ‘Sivil Toplum Kuruluşlarının Etkin Sosyal Medya Kullanımı’ konusunda TİMBİR Başkanı Dr. Süleyman Basa, ‘Sivil Toplum Kuruluşlarının Basın Medya İletişimi’ konusunda BHA Genel Müdürü Muhammet Kaçar, ‘Kişisel Verilerin Korunması ve Telif’ konusunda Av. Cüneyd Altıparmak tarafından katılımcılara bilgiler verildi.
Keşan’da Hamzadere Tarım Zirvesi yapıldı
15 Aralık 2023 Cuma - 17:10 Keşan’da Hamzadere Tarım Zirvesi yapıldı Edirne’nin Keşan ilçesinde “Cumhuriyet’imizin 100. Yılı Hamzadere Tarım Zirvesi” gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan İpsala Ticaret Borsası Başkanı Necmi Sezer, “Topraklar kılıç ile fethedilir, saban ile korunur” dedi. Keşan’da “Cumhuriyet’imizin 100. Yılı Hamzadere Tarım Zirvesi” düzenlendi. Selim Sesler Konferans Salonu’nda başlayan toplantıda konuşan Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi ve İpsala Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Darcan, kuraklık ile ilgili önlemlerin ne kadar erken alınırsa, olumsuz etkilerinin de en az zararla atlatılacağını söyledi. İpsala Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Sezer ise iklim değişikliklerinin, küresel ısınma ile birlikte daha fazla oluşmaya başladığını vurguladı. Sezer, “Seller, kuraklıklar olarak oluşmakta olup bitkisel üretimde verim kaybına sebep olmaktadır. Korona virüs, gıda üretmenin önemini bir kez daha gösterdi. Elinde parası olup gıdaya ulaşamayan ülkeler görülmüş, bu da gıdaya sahip olan ülkeleri çok parası olan ülkelerden daha önemli hale getirmiştir. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi; tarımın, savunma sanayi kadar önemli olduğunu ve bizlerin de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği olarak yıllardır savunduğumuz tarımda planlı üretim modeli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yürürlüğe girmiştir" diye konuştu. “Topraklar kılıç ile fethedilir, saban ile korunur” Sezer, "İpsala, Keşan, Enez, Hamzadere Bölgesi barajımızın açık ve kapalı sulama kanallarının ivedilik ile tamamlanıp, toprağın suya kavuşması, ikinci ürün ile bölge halkının gelirinin artması, ülke ekonomisinin daha fazla kazanması sağlanacaktır. Gençleri üretime kazandırmak için zaman kaybetmeden çalışmalıyız. Kentsel dönüşüm gibi köysel dönüşümler yapabiliriz. Suyumuzu doğru kullanalım, sahip çıkalım. Üretmek önemlidir. Fakat daha önemlisi ürettiğimizi doğru tüketmek, muhafaza etmektir. İstatistikler gösteriyor ki; dünyada üretilen gıdanın 3’te 1’inin, yaş sebze ve meyvenin yüzde 40’ının çöpe gittiğini de unutmayalım. Topraklar kılıç ile fethedilir, saban ile korunur” ifadelerini kullandı. STK temsilcileri ile çiftçilerin de katıldığı toplantıda konuşmacı olarak Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nden Prof. Dr. Adnan Orak, Prof. Dr. Fadul Önemli, Prof. Dr. Fatih Konukçu, Prof. Dr. İsmet Başer, Trakya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yalçın Kaya, Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Cem Tokatlı, Doç. Dr. Süleyman Kök ve Doç. Dr. Necmi Beşer yer aldı.
Rektör Özkan: “Bilişim ve teknoloji geleceğin anahtarıdır”
15 Aralık 2023 Cuma - 15:23 Rektör Özkan: “Bilişim ve teknoloji geleceğin anahtarıdır” Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Bizim de dünyaya söyleyecek sözlerimiz var. Sizlerin de olmalı. Bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ’Dünya 5’ten Büyüktür’ gerçeğini Birleşmiş Milletler kürsüsünden ilan ediyor. Haklı ve ilkeli duruşumuzu dünyaya daha güçlü anlatabilmemiz için her alanda güçlü olmamız şarttır. Bilişim ve teknoloji geleceğin anahtarıdır. Bu söz gerçek anlamını sizlerin bilişim ve teknoloji alanında atacağınız hamlelerle bulacaktır” dedi. Akdeniz’in ve Türkiye’nin en büyük bilişim zirvelerinden olan Akdeniz Bilişim Zirvesi’nin bu yıl 7’ncisi düzenlendi. Kepez Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen zirveye TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya Teknokent Genel Müdürü Dr. İbrahim Yavuz ve bilişim sektörünün önde gelen isimleri konuşmacı olarak ve çok sayıda öğrenci katıldı. “Antalya’nın gönlümüzdeki yeri her zaman farklı olmuştur” TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, “Antalya’nın bizim gönlümüzdeki yeri her zaman farklı olmuştur. Turizm, tarım ve ticaret alanlarından sonra şimdi yatırım, sanayi, bilim ve teknoloji alanlarındaki gelişmeler ile adından söz ettirmeyi başarıyor. Hükümetlerimiz, yeni organize sanayi bölgeleri, teknoparklar, Ar-Ge ve tasarım merkezlerini şehrimize kazandırdı. Yakın zamanda Milli Muharip Uçak Ar-Ge ve Tasarım Merkez ile Antalya Bilim Merkezini de şehrimize kazandırdık. BİLİMFEST, Bilim Olimpiyatları Kampları, Gökyüzü Gözlem Etkinlikleri gibi işlerle her zaman şehrimizde bir araya geldik” dedi. “Bu zirve ülkemizin bilişim hedeflerine hizmet ediyor” Antalya Teknokent’in çalışmalarını yakından takip ettiklerini söyleyen Varank “Halihazırda, iki yüzden fazla firmaya ev sahipliği yapan Teknokent’imiz bölgesel Ar-Ge ekosisteminin önemli bir halkası. Savunmadan yazılıma, turizmden tarıma, gıdadan sağlığa çok farklı sektörlerde faaliyetlerini başarıyla sürdürüyor, yenilikçi girişimlere öncülük ediyor. Bu manada bugün bir araya gelmemize vesile olan Akdeniz Bilişim Zirvesi, ülkemizin bilişim hedeflerine hizmet eden önemli etkinliklerinden bir tanesi. Her sene bilişim dünyasına önderlik eden, yön veren girişimcileri, konuşmacıları davet ederek, öğrencileri, akademisyenleri, yöneticileri, emekçileri bir araya getirerek bilişim alanında farkındalık oluşturuyor, sektörün geleceğine dair perspektif sunuyor” şeklinde konuştu. “Büyük ülkenin hedefleri her zaman büyük olur” Varank, “Ülkemiz, genç nüfusu, gelişen mühendislik ve inovasyon kabiliyetleri, modern teknolojik altyapısı ve dijitalleşen sanayisiyle çok büyük bir ülke. Böyle bir ülkenin hedefleri de her zaman büyük olur. Tabii bir hedef varsa, bu hedefe ulaşacak araçlara da ihtiyaç vardır. İşte bilişim sektörü, ülkemizin hedeflerine ulaşmasında kilit rol oynayan önemli bir araç, önemli bir sektör. Bilgi ve iletişim teknolojileri, ülkemiz için, insanlık için, ekonomi için, toplumsal dönüşüm için, sürdürülebilirlik için muazzam bir itici güç. Bugün bilişim; eğitimden sağlığa, günlük yaşamdan bilimsel araştırmalara kadar birçok alanda hepimizin hayatını kolaylaştırıyor. Yeni iş modellerini mümkün kılıyor. Rekabetçiliği artırıyor. Girişimcilik potansiyelini yükseltiyor. İstihdam oluşturmada büyük katkı sağlıyor. Sosyal sorunlara çözüm oluyor. Akıllı teknolojilerle enerji tasarrufu sağlayan çevre dostu uygulamaların yaygınlaşmasına aracılık ediyor. Zaten burada birçok konuşmacımız yapacakları sunumlarında bu konudan detaylı biçimde bahsedecek. Burada asıl kritik nokta ülkemizin bilişimdeki potansiyelini ortaya çıkarmak. Girişimcilik ruhunu desteklemek ve gençlerimizi teknolojiye yönlendirmek. Hamdolsun bilhassa son dönemde bilişim alanına yönelik ülkemizde ciddi hamleler yapıldı” ifadelerini kullandı. Varank, son 21 yılda yaşanan gelişmelerden, hedeflerden bahsederek sunumunu sonlandırdı. “Her sektörde dijital dönüşümü yaşamaktayız” Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Karşımda teknoloji ve bilişimin gücüyle geleceği şekillendirme potansiyeli olan bir topluluk görüyorum. Özellikle bu alana ilgi gösteren sevgili gençlerimizi burada görmek, salonun bu kadar dolu olması beni çok mutlu etti. Çünkü bu bilgi çağında genç kuşağımıza, önceki nesillerden çok daha farklı bir sorumluluk düşüyor. Bilişim ve teknoloji, sadece iş dünyasını değil, aynı zamanda toplumun her alanını etkiliyor. Eğitimden sağlığa, iletişimden enerjiye kadar her sektörde dijital dönüşümü yaşamaktayız. Bu dönüşümü anlamak ve yönetmek, geleceğe liderlik etmek demektir” dedi. “Güçlü olan son sözü söylüyor” Dünyada bilişim ve teknolojide önde olan ülkelerin son sözü söylediğinin altını çizen Rektör Özkan, “Bizim de dünyaya söyleyecek sözlerimiz var. Sizlerin de olmalı. Bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ’Dünya 5’ten Büyüktür’ gerçeğini Birleşmiş Milletler kürsüsünden ilan ediyor. Haklı ve ilkeli duruşumuzu dünyaya daha güçlü anlatabilmemiz için her alanda güçlü olmamız şarttır. Bilişim ve teknoloji geleceğin anahtarıdır. Bu söz gerçek anlamını sizlerin bilişim ve teknoloji alanında atacağınız hamlelerle bulacaktır” şeklinde konuştu. “Teknolojiyi insanlık için kullanmalıyız” İki aydan fazla süredir tüm dünyanın gözleri önünde Filistin’de insanlık dramı yaşandığını belirten Rektör Özkan, “İsrail teknolojik üstünlüğüyle mazlum Filistin halkını acımasızca katlediyor. Oysa teknolojinin insanlık için, iyilik için kullanılması gerekiyor. Bu zalimliklere dur diyebilmek için bilişim ve teknolojiye büyük yatırımlar yapıp her konuda ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmalıyız. Bugün devletimiz özellikle savunma sanayi alanında büyük hamleler yapıyor. Bizler hep birlikte bu hamleleri hayatın her alanına yaymalıyız. Bunu yapabilmenin en kısa yolu bilim ve teknolojiden geçiyor” ifadelerini kullandı. Bu konuda zirvenin önemli bir rolü olduğunun altını çizen Rektör Özkan, “İstiyoruz ki, zirve kapsamında Türkiye’de ve dünyada teknolojinin odağındaki konular, akademik bir bakış açısıyla değerlendirilerek ilgili firma temsilcileri ve teknoloji sektörünün önde gelen isimleri tarafından ele alınsın ve bilişim dünyasının yarınlarına ilham olacak fikirler üretilsin. Teknokentimizin bugün bize bu ortamı çok başarılı bir şekilde sağladığını görüyoruz. Tekrar Teknokent yönetimimiz başta olmak üzere bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Bu zirvenin, yeni başarı hikayeleri için bir başlangıç noktası olmasını diliyorum. Bilişime öncülük edecek gençler neden bu zirveden çıkmasın?” dedi. Türkiye’nin en iyi teknokentleri arasında Antalya Teknokent Genel Müdürü Dr. İbrahim Yavuz, “7 yılda Türkiye’nin en büyük zirvelerinden biri haline getirdiğimiz Akdeniz Bilişim Zirvesini bu yıl Cumhuriyetimizin 100. Yılı Anısına “Teknoloji Ve Bilişim Yüzyılı” temasıyla gerçekleştiriyoruz. Antalya Teknokent’imizde uzay havacılık, savunma sanayii, bilişim, yazılım, tarım, turizm ve sağlık alanında son yıllarda hayata geçirdiğimiz yeni projelerimizle Türkiye’nin en iyi teknokentleri arasında vizyonumuz ve misyonumuz ile farklı bir yere sahip olmak için var gücümüzle çalışmaya devam ediyor, her alanda başarılı olma iddiamızı sürdürüyoruz” şeklinde konuştu. Antalya bir cazibe merkezi Antalya Teknokent’in 102 teknokent arasında 7. sırada olduğunu söyleyen Yavuz, “365 bin metrekarelik bir alanda yer alan Antalya Teknokent bugün itibariyle yüzde 95 doluluk oranı ve 227 firmasıyla toplamda 968 projeyi bölgede yürütmüş, 300’e yakın proje faaliyeti ile çalışmalarına devam etmektedir. Antalya Teknokent’imizde birçok başarılı projeye imza attık. Teknoloji Vadisi Projemiz bunlardan biri. bu proje uluslararası alanda büyük bir proje. Teknoloji vadisi projemiz hem yerel girişimcilere önemli imkanlar sağlayan bir cazibe merkezi hem de birçok küresel şirketin operasyonlarını yöneteceği bir merkez olacak” dedi. Yılın enleri ödülleri verildi En Fazla Öğrenci İstihdam Eden Firma Ödülü Talya Bilişim’e, Üniversite Sanayi İş Birliği Ödülü TUSAŞ’a, En Yüksek Ar-Ge Geliri Elde Eden Firma Ödülü San Bilgisayar’a, En İyi Gelişme Gösteren Kuluçka Firması Ödülü Noventech’e, Ar-Ge ve İnovasyon Odaklı Mentörlük Ödülü Ural Telekom’a, En Fazla Ürün-Hizmet Geliştiren Firma Ödülü Kod Yazılım’a, Sağlıkta Yenilikçi Teknoloji Geliştiren Firma Ödülü Babylife’a, Gıda Ve Tarımda Yenilikçi Teknoloji Geliştiren Firma Ödülü Meykon’a, En Yüksek Gelir Elde Eden Kuluçka Firması Ödülü Tork Yazılım’a verildi. Programda konuşmaların ardından zirveye destek verenlere plaketler ve ödüller takdim edildi.
Artvin’de Model Uçak Kursuna yoğun ilgi
15 Aralık 2023 Cuma - 11:26 Artvin’de Model Uçak Kursuna yoğun ilgi Artvin’de Türk Hava Kurumu (THK) tarafından verilen ‘Model Uçak’ kursu özellikle öğrencilerden yoğun ilgi görüyor. Türk Hava Kurumu, Halk Eğitimi Merkezi ve Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde çocuklara havacılığı sevdirmek, el becerileri ve zihinsel gelişimlerini desteklemek üzere Yeni Mahalle Ortaokulunda ‘Model Uçak Kursu’ açıldı. Yoğun talep üzerine ikinci kez açılan kursta 5 ve 6’ncı sınıf öğrencileri, Türk Hava Kurumu tarafından gönderilen parçaları birleştirerek model uçak yapmayı öğreniyor. Kurs eğitmeni Mevlide Şimşek öncülüğünde açılan kursta eğitim alan öğrencilere, kurs sonunda THK tarafından hazırlanan Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika da verilecek. Kurs eğitmeni Mevlide Şimşek yaptığı açıklamada, Türk Hava Kurumunun vermiş olduğu kurslarda yaş sınırının olmadığını hatırlatarak Halk Eğitimi Merkezi öncülüğünde model uçak yapımı kurslarının devam ettiğini söyledi. Şimşek "Şuan Yeni Mahalle Orta Okulunda kurs vermekteyiz. Kurs 5. ve 6. sınıflara verilmektedir. Malzemelerimizi Türk Hava Kurumu göndermektedir. Amacımız çocuklara ve gençlere havacılığı sevdirmek. Yaptığımız modelin adı ATA modelidir” dedi. Kursa katılan 5. sınıf öğrencisi Sümeyye Yüce, “ Okulumuzda model uçak kursu açıldı. Ben de buraya gelmek istedim ve burada çok güzel şeyler öğrendik. İlk önce tahtayla böyle yapıştırdık sonra kanatlarını yaptık. Sonra da süslemesini yaptık. Böyle model uçak oldu ve bütün öğretmen ve öğrencilere teşekkür ederim“ diye konuştu.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Türkiye’nin ilk uzay yolculuğunun tarihini açıkladı
14 Aralık 2023 Perşembe - 17:00 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Türkiye’nin ilk uzay yolculuğunun tarihini açıkladı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Türkiye’nin ilk uzay yolculuğunun tarihini açıklayarak, “İlk uzay yolculuğunun tarihi 9 Ocak 2024. Astronotumuz ay yıldızlı bayrağımızı uzaya taşımış olacak” dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Beşiktaş’ta bir otelde katıldığı program öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin ilk uzay yolculuğu hakkında bilgi veren Bakan Kacır, tarihin netleştiğini, 9 Ocak 2024 olarak belirlendiğini söyledi. Uzaya çıkacak ilk Türk Astronot olan Alper Gezeravcı’nın uzay istasyonunda gerçekleştireceği çalışmalardan da bahseden Kacır, çok önemli görevler üstlendiğini ve yoğun bir çalışma temposu içerisinde olacağını söyledi. Kacır ayrıca, Alper Gezeravcı’nın uzay kıyafeti üzerinde ay yıldızlı bir peç bulunacağını ve bu şekilde Türk bayrağının uzaya taşınmış olacağını ifade etti. “İlk uzay yolculuğunun tarihi 9 Ocak 2024” İlk kez bir Türk astronotun katılacağı uzay programı hakkında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Malumunuz milletimizin heyecanla Türkiye’nin ilk uzay yolcusu, ilk Türk astronotumuz Alper Gezeravcı’nın Axiom-3 programı kapsamında gerçekleştirileceği uzay misyonunun tarihi 9 Ocak 2024 olarak belirlendi. Astronotumuz İspanyol, İtalyan ve İsveçli astronotlarla birlikte Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonunu gerçekleştirmiş olacak. Aynı zamanda ilk Türk uzay bilim misyonuna da imza atmış olacak. Daha önce de ifade etmiştik; Bu misyon kapsamında Türk bilim insanlarının teklif ettikleri onlarca bilimsel proje arasından seçilen 13 farklı bilimsel deney uluslararası uzay istasyonunda 14 gün boyunca Alper Gezeravcı tarafından gerçekleştirilmiş olacak. Böylelikle ilk Türk uzay bilim misyonu, hem küresel bilim literatürüne, hem de Türkiye’nin bundan böyle uzay bilim alanında gerçekleştireceği çalışmalara ilham kaynağı olmuş olacak. Gerçekleştirilecek 13 farklı bilimsel projenin biri Muş Bilim ve Sanat Merkezi’ndeki öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz tarafından hazırlanan proje. Bu da gerçekleştirdiğimiz uzay misyonunun gelecek nesillerimize örnek olması, özellikle gençlerimiz ve çocuklarımız için ilham kaynağı olabilmesi adına bizim için çok değerli olacak. Türkiye’nin ilk astronotunun gerçekleştireceği bu yolculuğun ve bu bilim misyonunun hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Türkiye Yüzyılı’na yakışan bir proje olacağını ümit ediyor, milletimizin İnşallah bundan sonra uzay alanında gerçekleştireceği çalışmalar için de bir başlangıç niteliği taşımasını umuyorum” dedi. “Bu misyonun Türkiye Yüzyılının ilk günlerinde gerçekleşmesinden iftihar duyuyoruz” Fatih Kacır açıklamasının devamında, “Biliyorsunuz çok önceden aslında astronotumuz, pek çok fiziki, psikolojik ve teknik hazırlıklara başlamıştı. Biz bu süreci bir açık çağrıyla başlatmıştık ve 30 bine yakın vatandaşımız Türkiye’nin ilk uzay yolcusu olmak için başvuruda bulunmuştu. Bu vatandaşlarımız arasından temel kriterleri sağlayan 500’e yakın vatandaşımız aslında seçme sürecine dahil edildi. Yoğun fiziki ve psikolojik testler neticesinde iki Türk astronot adayımız belirlenmiş oldu. Alper Gezer Avcı ve Tuva Cihangir Atasever. Alper Gezeravcı hava kuvvetlerimizde yetişmiş bir pilotumuz. Bu açıdan havacılıkla zaten çok yoğun bir ilişkisi var. Havacılık alanında da muazzam bir tecrübesi var. Belirlenen döneminin akabinde özellikle bilimsel deneylerle ilgili çalışmaları başlattık. Az önce ifade ettiğim gibi 50’ye yakın bilimsel deney teklifini Türkiye Uzay Ajansı ve TÜBİTAK olarak bilim insanlarımızdan topladık. Bunlar arasında yapılan değerlendirmeyle biyoloji, genetik, tıp, malzeme bilimi gibi alan 13 farklı bilim deneyi tespit edildi. Bu bilim deneylerinin gerçekleştirilmesine yönelik eğitimler Türkiye’de farklı üniversitelerde tamamlandı. Astronotumuz nihayetinde uzay yolculuğunun başlangıç noktası olacak Amerika Birleşik Devletleri’ne seyahat etti. Halihazırda NASA tesislerinde bu seyahatin, bu bilim misyonunun hazırlıklarını devam ettiriyor. Misyona 2 hafta kala astronotumuz karantinaya girmiş olacak. Nihayetinde 9 Ocak’ta da diğer 3 astronotla birlikte İnşallah bu misyon gerçekleşecek. Elbette uzay misyonları malumunuz yakın vakte kadar her zaman bir tarih değişikliğiyle karşılaşabilir. Çok yakından tüm meteorolojik koşulları misyonu gerçekleştirmemizde paydaşlık ettiğimiz Axiom Space ve NASA izlemeye, takip etmeye devam edecek. Ama dün itibariyle Axiom Space tarafından, Axiom Uzay şirketi tarafından açıklanan tarih 9 Ocak olmuş oldu. Biz de bu misyonun önümüzdeki yılın ilk günlerinde, Türkiye Yüzyılının ilk günlerinde gerçekleşmesinden büyük bir iftihar duyuyoruz” diye konuştu. “Astronotumuz ay yıldızlı bayrağımızı uzaya taşımış olacak” Uzaya çıkacak ilk Türk astronotun üzerindeki taşıyacağı armanın önemine ve özelliklerine değinen Kacır, “Astronotumuz ay yıldızlı bayrağımızı uzaya taşımış olacak. Bu bizim için çok kıymetli. Astronotların üniformalarında taşıdıkları görev peçleri, görev armaları oluyor. Biz de ilk Türk astronotunun taşıdığı görev armasının özgün bir formda olması ve milletimizin umutlarıyla, tarihiyle ve geleceğiyle örtüşen unsurlar içermesini arzu ettik. Bu anlayışla astronotumuzun taşıyacağı arma sekiz köşeli Selçuklu yıldızı olarak tasarlandı. Aynı zamanda armanın en belirgin yerinde ay yıldızlı bayrağımız var. Ay yıldızlı bayrağımızın hemen üstünde de cumhuriyetimizin yüzüncü yılını simgeleyen “100” sayısı ve “100” simgesi var. Yine 16 Türk Devleti’ni simgeleyen 16 yıldız armanın içerisinde uzayda görünür vaziyette. Yine dünya haritası üzerinde Türkiye’yle örtüşen turkuaz renkte Türkiye haritası da yine astronotumuzun taşıyacağı armada yer almış oldu. Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu da yine armada yer alan bir diğer ifade. Böylelikle köklerden göklere çıktığımız bu yolculuğun en önemli unsurlarını Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonunda astronotumuzun iftiharla, gururla taşıyacağı armada da simgelemiş olduk. Bunun da milletimiz tarafından beğenileceğini, takdir göreceğini ümit ediyoruz” şeklinde konuştu. Bakan Kacır, Türk astronotun uzaydaki görevlerinden bahsetti Bakan Kacır, Türk astronotun uzaydaki görevleri hakkındaki soruya ise, “Elbette bir turistik seyahate çıkmayacak. Ben astronot adayımız Alper Bey’le Amerika Birleşik Devletleri’ne gerçekleştirdiği yolculuğun hemen ötesinde çok kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdim. Bana gerçekleştireceği 13 bilim deneyini çok detaylı şekilde anlattı. Bunları da bugün yarın önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşıyor olacağız. Ama şu kadarını ifade edebilirim; Türk bilim insanları tarafından özellikle genetik alanında çok iddialı olmasını hedeflediğimiz deneyler hazırlandı. Bütün bu deneyleri farklı yöntemlerle uluslararası uzay istasyonunda astronotumuzun görev icra edeceği kapsülde bulunduğu süre boyunca gerçekleştirecek. Ben Alper Bey’e, “Zannediyorum uluslararası uzay istasyonunun en çalışkan astronotu sen olacaksın” dedim. Çünkü bana anlattığı görevlerin tamamı bulunduğu sürenin uyku dışındaki tümünü kapsayacak şekilde yoğun görevler. Malumunuz insanoğlu hem dünyadaki yaşamını daha uzun ve daha konforlu hale getirmek çabası içinde, hem de aslında alternatif yaşam alanlarının arayışı içinde. Biz gerçekleştireceğimiz bu misyonun hem Türkiye’nin bilimsel çalışmalarına hem de küresel düzeyde, bilimsel çalışmalara önemli düzeyde katkı sunacağını amaçlıyoruz” ifadeleriyle yanıt vererek açıklamasını sonlandırdı.
Yapay zeka ve makineler ile insan etkileşimi anlatıldı
14 Aralık 2023 Perşembe - 12:11 Yapay zeka ve makineler ile insan etkileşimi anlatıldı Düzce Üniversitesi Araştırma Dekanlığı tarafından düzenlenen “ARDEK Söyleşileri: Akademik Yayın ve Chat GPT” başlıklı etkinlikte, yapay zeka ve makineler ile insan etkileşimi anlatıldı. Cumhuriyet Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe; Düzce Üniversitesi Araştırma Dekanlığı Dekanı Prof. Dr. Emine Tekin, öğretim elemanları, üniversite öğrencileri, TED Düzce Koleji öğrenci ve öğretmenleri katıldı. Prof. Dr. Emine Tekin’in yönetimindeki söyleşinin ilk sunumunu yapan Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pakize Erdoğmuş, “Yapay Zeka ile Teliften Bağımsız Eser Üretimi ve Chat GPT” başlığı altında bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Chat GPT’nin resim, video içeriği, hikaye, senaryo gibi birçok ürün oluşturma özelliğinin olduğunu söyleyen Erdoğmuş, Chat GPT ile oluşturulan akademik makalenin doğruluğunun henüz kanıtlanmadığını, bu makalede yapay zeka tarafından gösterilen kaynakların da doğruyu yansıtmadığını ifade etti. Yapay zekayı; makinelerin zeki insan becerilerini kazanması ve uygulaması olarak tanımlayan Erdoğmuş, bugün yapay zekanın hem soyut, hem de somut üretimde kullanıldığının altını çizdi. Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi ve Araştırma Dekanlığı Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Aysun Aydın ise “Akademide Chat GPT ve Etik Tartışmalar” başlıklı sunumunda; Chat GPT’nin kısa bir zaman içerisinde kullanılmaya başlandığını söyleyerek, ürettiği bilginin de etik ve doğruluk açısından sorgulandığını dile getirdi. Chat GPT’nin önceden eğitilmiş dönüştürücü bilgi ürettiğini söyleyen Doç. Dr. Aysun Aydın, felsefi olarak bakıldığında ise; "Üretilen bilginin gerçek mi? Yoksa gerçekliğin temsilini mi yansıtıyor?” sorularının akla geldiğini dile getirdi. “Doğruyu mu arıyoruz? Yoksa ikna edici bir cevap yeterli mi?” diye soran Doç. Dr. Aysun Aydın, önemli bazı bilim insanların yapay zeka ile üretilen bilgilerin insanlar tarafından doğru olup olmadığının anlaşabileceğini savunduklarını ifade etti. Chat GPT’nin akademik üretimdeki kalite, bilgi ve becerileri ortadan kaldıracağını savunan görüşlerin de olduğunu söyleyen Aysun Aydın, bu teknoloji ile üretilen bilgilerin kitleleri yanlış yönlendirebileceği anlayışının da olduğunu ifade etti. Katılımcılardan gelen soruları da yanıtlayan konuşmacılara, yaptıkları başarılı çalışmalar ve sunumları için Araştırma Dekanlığı Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Bulut tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.
Dünyada bir ilki başardılar, atık sular sayesinde evler ısınacak
14 Aralık 2023 Perşembe - 12:06 Dünyada bir ilki başardılar, atık sular sayesinde evler ısınacak Tokat’ta özel bir şirketin geliştirdiği makine sayesinde atık sulardan üretilen Hidrojen gazı evlerin ısınma sorununa çözüm olacak. Tokat’ta özel bir firma geliştirdiği makine sayesinde dünya da bir ilki başardı. Yapılan makine sayesinde evlerde kullanılan çamaşır ve bulaşık makinelerinden ortaya çıkan atık sular doğalgazın yerini alacak. Evlerde oluşan atık suları filtreleme ve iyonize ederek içerisinde bulunan Hidrojeni ortaya çıkaran makine, evlerde ki ocaklarda yemeklerin kaynamasını sağlayacak. Dünya da ilk defa deniz suyu dışında atık sulardan Hidrojen üreten makine, akıllı bir telefondan daha az elektrik tüketimiyle dikkat çekiyor. Atık sular hidrojene dönüşüyor Çamaşır ve bulaşık makinesinden çıkan atık suların dönüşümünü sağlayarak Hidrojen yakıtını ürettiklerini söyleyen firma kurucusu Ahmet Alperen Cengiz, "Makine fikri iki yıl önce bir ihtiyaçtan dolayı ortaya çıktı. Bunu yapabilir miyiz yapamaz mıyız diye uğraştıktan sonra bir yıllık bir süreç sonrasında makinemiz bu hale geldi. Makinemiz Hidrojen üretimi yapıyor, ev tipi Hidrojen atık su cihazı da diyebiliriz. Çamaşır ve bulaşık makinesinden çıkan atık suların dönüşümünü sağlayarak Hidrojen yakıtını üretiyor. Hidrojen yakıtını yeşil enerjiyle alakalı her yerden kullanabiliriz. Bugün doğalgaz evlerde ne şartlarda kullanılabiliyorsa bunların hepsinde hidrojeni kullanabiliriz. Çamaşır makinesinin tek seferde çıkarttığı atık suyu bir evin 2 günlük Hidrojen ihtiyacını gidermekte kullanabiliyoruz. Doğalgazı kullandığımız alanlarda evde ki ocaklarda, ısınmada veya banyoda duş alma gibi alanlarda kullanabiliyoruz" dedi. "Makinemiz dünya da tek olma özelliğini taşıyor" Dünya da ilk defa atık sudan Hidrojen üreten makineye sahip olduklarını belirten Cengiz, " Şuan dünya üzerinde hidrojenle yapılan çalışmalarda Sudi Arabistan’ın deniz suyundan Hidrojen üreten cihazları var. Bir kaç ülkede de çalışmalar devam ediyor. Bizim yaptığımız cihaz ise atık sudan yapılan bir cihazdır. Telefonlar şarj olurken 5.6 amper elektrik kullanıyor, bizim cihazımız gün boyunca çalışsa bile 3.6 amper elektrik çekiyor. Bu da günlük 15 liraya denk geliyor. Makinenin her sistemi bize aittir. Yaptığımız çalışmalar sonucunda atık suyu elektrolize etme yönetimini değiştirerek Hidrojen elde etmenin yolunu bulduk. Atık suyu makineye enjekte ediyoruz, elektrolize edilen su filtreden geçiyor ve ayrıştırmalar sonucunda Hidrojen üretiliyor. Makinemiz dünya da tek olma özelliğini taşıyor. Sürdürülebilir enerji anlamında dünya bir arayıştaydı, biz bu makineye güneş panellerini de eklediğimizde evde ki elektriğe ihtiyaç duymadan çalışabiliyor. Güneşten aldığı enerjiyle atık suyu değiştirip Hidrojen üretebiliyor" şeklinde konuştu.