TEKNOLOJİ
Bakan Uraloğlu: "60 Gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik" 01 Mart 2026 Pazar - 12:05:44 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "60 gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik. Deprem güvenliğini önceliklendiriyoruz" dedi. Bakan Uraloğlu, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) 2025 yılında yürüttüğü çalışmalar kapsamında yenilenen gar ve istasyonlara ilişkin açıklamada bulundu. Uraloğlu, 2003 yılında demiryollarının devlet politikası haline getirilmesiyle birlikte önemli bir gelişim sürecinin başladığını belirterek yüksek hızlı tren hatlarının devreye alınmasıyla Türkiye’nin Avrupa’da 6’ncı, dünyada ise 8’inci yüksek hızlı tren işletmecisi ülke konumuna yükseldiğini ifade etti. "Yolcu trafiğine, ülke genelindeki 948 gar ve istasyonda hizmet veriyoruz" Gar ve istasyonların demiryolu taşımacılığının en önemli unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Uraloğlu, "Gar ve istasyonlarımız, sadece yolcu indirip bindirilen noktalar değil; aynı zamanda şehirlerimizin hafızasında yer eden kavuşmaların, vedaların ve yeni başlangıçların mekanıdır. Bu yapıları yenilerken tarihi kimliğini koruyor, aynı zamanda vatandaşlarımız için daha konforlu, daha erişilebilir ve daha modern alanlar oluşturuyoruz. Yaptığımız yenileme çalışmaları, sadece ulaşım altyapısını değil, bulunduğu bölgenin görünümünü ve kullanım kalitesini de doğrudan etkiliyor. Yoğun yolcu trafiğine, ülke genelindeki 948 gar ve istasyonda hizmet veriyoruz" açıklamalarında bulundu. Demiryolu uzunluğunun 2003 yılında 10 bin 948 kilometre olduğunu hatırlatan Uraloğlu, bu rakamın bugün 13 bin 919 kilometreye ulaştığını belirtti. Aynı dönemde demiryolu altyapısının teknik kapasitesinin de önemli ölçüde geliştirildiğini kaydeden Uraloğlu, çift hat oranının yüzde 5’lerden yüzde 18’lere çıktığını, sinyalli hat uzunluğunun 2 bin 505 kilometreden 8 bin 419 kilometreye, elektrikli hat uzunluğunun ise 2 bin 122 kilometreden 7 bin 274 kilometreye yükseldiğini söyledi. Tarihi kimlik korunuyor, yapılar güçlendiriliyor Tarihi nitelik taşıyan gar ve istasyonlarda yürütülen çalışmaların, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Koruma Kurullarının onayı doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirten Uraloğlu, mimari, statik, elektrik, mekanik ve çevre düzenlemelerini kapsayan projelerin titizlikle uygulandığını söyledi. "60 Gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik" Yenileme çalışmalarına ilişkin bilgi veren Uraloğlu, "60 gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik. Deprem güvenliğini önceliklendiriyoruz. 16 gar ve istasyonda statik güçlendirme çalışması yaptık. Mekanik ve elektrik sistemleri modern ihtiyaçlara göre yeniledik ve özgün malzeme ve renk tercihleriyle tarihi kimliği koruduk." "Yapılar, demiryolu ulaşımının gelişimine hizmet eden önemli merkezler olmaya devam ediyor" Gar ve istasyonların herkes için daha erişilebilir hale getirilmesi amacıyla önemli düzenlemeler yaptıklarını belirten Uraloğlu, 7 gar ve istasyonda engelli yolcular için bilet satış alanları, bekleme salonları ve peronlarda gerekli düzenlemelerin hayata geçirildiğini söyledi. Uraloğlu, "Yürüttüğümüz çalışmalarla gar ve istasyonlarımızı sadece yenilemiyoruz; aynı zamanda daha güvenli, daha konforlu ve daha kullanışlı hale getiriyoruz. Bu yapılar, geçmiş ile geleceği buluşturan ve demiryolu ulaşımının gelişimine hizmet eden önemli merkezler olmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:06 Sanayicinin geleceğine stratejik adımı Denizli Model Fabrika hizmete açıldı Denizli’nin köklü üretim kültürünü verimlilik ve yalın dönüşüm anlayışıyla güçlendirecek olan Denizli Model Fabrika, 1200 metrekarelik alanda ve 1,3 milyon dolarlık yatırımla Denizli Organize Sanayi Bölgesinde hizmete açıldı. Denizli Sanayi Odası’nın öncülüğünde hayata geçirilen, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğinde yürütülen bir dijital dönüşüm ve yetkinlik merkezi olan Denizli Model Fabrika’nın resmi açılışı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katıldığı törenle gerçekleştirildi. Törene ayrıca, Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı, UNDP Başkan Yardımcısı ve Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Ivana ivkovi, Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Birleşmiş Milletler Nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Ahmet Yıldız, Denizli Sanayi Odası ve Model Fabrika Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, Denizli OSB Başkanı Derya Baltalı, Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, il protokolü ve üst düzey UNDP yetkilileri katıldı. Denizli sanayisinin geleceğine stratejik bir adım DSO ve Model Fabrika Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, açılışta yaptığı konuşmada Denizli Model Fabrika’nın sıradan bir yatırım değil, uzun vadeli bir vizyon projesi olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 11. Model Fabrikası’nın Denizli’de hayata geçirilmesinin şehir sanayisi açısından stratejik bir eşik olduğunu belirten Kasapoğlu, bu merkezin üretim kültürünü daha verimli ve daha rekabetçi bir yapıya taşıyacağını ifade etti. Göreve başladıkları ilk günlerde Model Fabrika projesini öncelikli sorumluluk olarak ele aldıklarını dile getiren Kasapoğlu, "Bu proje bizim için bir yatırım kararından öte, Denizli sanayisinin geleceğine ilişkin bir vizyon meselesiydi" dedi. Denizli’nin ihracat kapasitesi yüksek, girişimci ruhu güçlü ve değişime açık bir sanayi şehri olduğuna dikkat çeken Kasapoğlu, bu dinamizmin verimlilik ve yalın üretim yaklaşımıyla desteklenmesi gerektiğine inandıklarını belirtti. Kasapoğlu, "Bugün 1,3 milyon dolarlık yatırım büyüklüğüne sahip, 1.200 metrekare kapalı alanı ve 400 kilovat kurulu gücü bulunan bir verimlilik merkezini Denizli’ye kazandırmış bulunuyoruz. Geniş paydaş yapısı ve yetkin profesyonel kadrosuyla hizmet verecek güçlü bir altyapı oluşturduk" ifadelerini kullandı. Üretimin kalbinde uygulamalı dönüşüm Model Fabrika’nın Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nin merkezinde, üretimin tam içinde konumlandığını vurgulayan Kasapoğlu, merkezin uygulamalı bir dönüşüm modeli sunduğunu belirtti. "Model Fabrika bir bina ya da yalnızca bir eğitim alanı değildir. Burası verimlilik kültürünün uygulamalı olarak öğretildiği bir dönüşüm merkezidir" diyen Kasapoğlu, Öğren-Dönüş Programlarının ilk fazına tekstil, makine imalatı, kablo ve gıda sektörlerinden firmaların katıldığını aktardı. Pilot uygulamalarda elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirten Kasapoğlu, teslimat sürelerinde yüzde 35’e varan iyileşme, kapasitede yüzde 48’e varan artış ve genel verimlilikte yüzde 56’ya varan kazanımlar sağlandığını açıkladı. Yapılan harcamaların geri dönüş süresinin ise 1 ila 5 ay arasında gerçekleştiğini vurguladı. Yeşil dönüşümle tamamlanan bütüncül yapı Kasapoğlu, aynı kompleks içinde planlanan Güney Ege Yeşil Dönüşüm ve Verimlilik Test Merkezi’nin de sürecin tamamlayıcı unsuru olacağını belirtti. Söz konusu merkezin enerji verimliliği, karbon ayak izi ve kaynak verimliliği alanlarında sanayiye teknik altyapı sağlayacağını ifade eden Kasapoğlu, böylece Denizli’de verimlilik ve sürdürülebilirliği birlikte ele alan bütüncül bir dönüşüm altyapısının kurulacağını söyledi. Konuşmasının sonunda projeye katkı sunan tüm kurum ve paydaşlara teşekkür eden Başkan Kasapoğlu, Model Fabrika kurulum sürecinin en başından itibaren teknik desteklerini ve rehberliklerini esirgemeyen Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğüne teşekkür etti. Denizli Model Fabrika’nın üretimde mükemmeliyete giden yolda sanayiciler için güçlü bir dayanak noktası olacağını belirten Kasapoğlu, "Tüm sorunlara rağmen, üretmeye ve mücadele etmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullanarak, merkezin Denizli’ye, bölgeye ve ülke sanayisine hayırlı olmasını temenni etti. ivkovi: "Model fabrikalar yerel sahiplik ve küresel vizyonun buluşma noktası" Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı, UNDP Başkan Yardımcısı ve Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Ivana ivkovi, Denizli Model Fabrika’nın açılışında yaptığı değerlendirmede, merkezin yalnızca bir üretim tesisi değil, uygulayarak öğrenme, sürekli iyileştirme ve sanayi rekabetçiliğini güçlendirmeyi hedefleyen bütüncül bir dönüşüm modeli olduğunu ifade etti. Model Fabrikaların Türkiye’de ulusal sanayi vizyonunu firma düzeyinde somut sonuçlara dönüştüren yenilikçi bir politika aracı haline geldiğini vurgulayan ivkovi, bu başarının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, UNDP ve yerel paydaşlar arasındaki güçlü iş birliğinin bir yansıması olduğunu belirtti. Model Fabrikaların, dijital ve yeşil dönüşüm sürecinde KOBİ’lerin uyum kapasitesini ve dayanıklılığını artırmada kritik rol üstlendiğine dikkat çeken ivkovi, Denizli Model Fabrika’nın yerel sahiplik ile ulusal vizyonun birleşerek bölgesel ve küresel ölçekte değer üretebileceğini gösteren güçlü bir örnek olduğunu söyledi. Bakan Kacır’dan sanayicilere yeşil dönüşüm ve temiz üretim vurgusu Açılışta konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Model Fabrikalarımızdan ‘öğren-dönüş’ hizmeti alan işletmelerimiz; verimlilikte yüzde 76’ya varan artış, üretim sürelerinde ortalama yüzde 34 kısalma ve üretim miktarında yüzde 140’a ulaşan ilerleme sağladıklarını ifade ediyor." dedi KOSGEB eliyle sektörel gelişim programı kapsamında model fabrikamızın hedeflenen performansı ortaya koyması halinde 10 yıl boyunca yıllık 6,5 milyon lira destek sağlayacaklarını belirten Bakan Kacır, Güney ege yeşil dönüşüm ve verimlilik test merkezi enerji verimliliği ölçümleri, karbon ve su ayak izi hesaplamaları ile temiz üretim uygulamalarında sanayicilere rehberlik edeceklerini söyledi. Model Fabrika açılış konuşmalarının ardından, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve protokol üyeleri tarafından kurdele kesimi gerçekleştirildi. Kurdele töreninin ardından tesis gezilerek yürütülmesi planlanan çalışmalar yerinde incelendi. Denizli’ye, bölge sanayisine ve ülkemize hayırlı olması temenni edilen merkezin açılış programı, hediye takdimi ile sona erdi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 09:58 Bakan Kacır: "Dijital merkez, Denizli’nin üretim gücünü küresel ticaretle entegre edecek önemli bir adım" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Denizli İnceler’de kurulanİnceler’de kurulan dijital merkezin Denizli’nin üretim gücünü küresel ticaretle entegre edecek önemli bir adım olduğunu vurguladı.olduğunu söyledi. Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın teşrifleriyle, Bozkurt ilçesine bağlı İnceler Mahallesi’nde kurulan Dijital Veri Merkezi’nin açılış programına katıldı. Trendyol, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye (UNDP Türkiye) ile Bozkurt Kaymakamlığı iş birliğinde hayata geçirilen "Yarının Köyleri Projesi" kapsamında kurulan İnceler Dijital Merkezi; teknoloji imkânlarının kırsala ulaştırılması, istihdamın artırılması, üretimin güçlendirilmesi ve kültürel değerlerin korunarak kırsal kalkınmanın desteklenmesi amacıyla hizmete açıldı. Açılışta konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İnceler’de kurulan dijital merkezin Denizli’nin üretim gücünü küresel ticaretle entegre edecek önemli bir adım olduğunu vurguladı. Bakan Kacır, merkezin yerel üreticinin emeğini dijital platformlar aracılığıyla dünya pazarlarına taşıyacağını belirterek, ortaya çıkacak her başarı hikâyesinin Türkiye’nin kalkınma sürecine ivme kazandıracağını ifade etti. Anadolu’nun üretim potansiyeline ve insan kaynağına duydukları güveni dile getiren Kacır, Yerel Kalkınma Hamlesi vizyonu doğrultusunda her ilin ve ilçenin özgün potansiyelini harekete geçirmeye devam edeceklerini kaydetti. Vali Köşger: "Denizli başarı çıtasını daha yukarı taşıyacak" Programda konuşan Vali Köşger ise Denizli’nin sanayi, tarım, ticaret ve turizm alanlarında ulaştığı seviyeye dikkat çekti. Denizli’nin potansiyelini etkin kullanan bir şehir olduğunu belirten Köşger, bundan sonraki hedefin bu başarıyı daha ileriye taşımak olduğunu ifade etti. Şehrin tüm dinamikleriyle birlikte çalışarak kalkınma ivmesinin sürdürüleceğini vurguladı. "Türkiye Yüzyılı hedefi topyekun kalkınmayla mümkün" Konuşmasında gelişmiş ülkelerin sahip oldukları potansiyeli doğru planlayıp değerlendiren ülkeler olduğuna işaret eden Vali Köşger, kırsal alanların da ülkenin ulaştığı ekonomik seviyeye uygun şekilde geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye Yüzyılı vizyonunun topyekun kalkınma anlayışına dayandığını belirten Köşger, bu doğrultuda ülkeyi dünyanın saygın ve öncü ülkeleri arasına taşıma iradesinin güçlü şekilde sürdürüldüğünü ifade etti. İnceler’de açılan dijital merkezin bu hedefe katkı sağlayacak örnek projelerden biri olduğunu dile getirdi. Şehirlerin yetiştirdiği insan kaynağının önemine değinen Vali Köşger, başarılı bireylerin kendi memleketlerine katkı sunmasının takdire şayan olduğunu sözlerine ekledi. Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye Daimî Temsilcisi Ahmet Yıldız ile Trendyol CEO’su Çağlayan Çetin’in memleketlerine sundukları katkının örnek bir yaklaşım olduğunu ifade eden Köşger, projede emeği geçen başta Trendyol ve UNDP yetkilileri ve Bozkurt Kaymakamı olmak üzere tüm paydaşlara teşekkür etti.
Eskişehir’den sonra gözler Malatya’daki NTE rezervine çevrildi
26 Kasım 2025 Çarşamba - 10:33 Eskişehir’den sonra gözler Malatya’daki NTE rezervine çevrildi Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci nadir toprak elementi rezervinin Eskişehir’de olduğunun açıklanmasının ardından gözler Malatya’ya çevrildi. Jeoloji Mühendisleri Odası Malatya İl Temsilcisi Mehmet Yunus Gülmez, Kuluncak ilçesinde önemli büyüklükte nadir toprak elementleri rezervinin bulunduğunu söyledi. Batarya üretiminden akıllı telefonlara, enerji sektöründen savunma sanayisine kadar birçok alanda hayati öneme sahip olan nadir toprak elementleri dünyanın dikkatini çekiyor. Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci nadir toprak elementlerine sahip Eskişehir’de çalışmalar sürerken benzerleri Malatya’nın Kuluncak ilçesinde yürütülüyor. Jeoloji Mühendisleri Odası Malatya İl Temsilcisi Mehmet Yunus Gülmez, konu hakkında yaptığı açıklamada Kuluncak’ta büyük bir nadir toprak elementi rezervinin olduğunu söyledi. Gülmez, "Nadir toprak elementleri son günlerde gündeme gelen ülkemiz ve dünya için önemli bir konu. Resmî açıklamalarda dünyanın en büyük ikinci büyük rezervinin Eskişehir’de olduğu belirtildi. Bunun haricinde şehrimizde Malatya’nın Kuluncak ilçesinde de yapılan çalışmalarda büyük bir rezerv keşfi söz konusu. Bununla ilgili net bir rezerv açıklaması yok ama yapılan çalışmalar aksinin söz konusu olmadığını gösteriyor. Bununla ilgili yapılan çalışmalar Enerji Bakanlığı bünyesinde Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından yapıldı" dedi. Kuluncak’tan alınan örnekler incelendi Kuluncak bölgesinde 2020 yılında çalışma yapıldığını belirten Gülmez, "Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu bünyesinde faaliyetler burada devam etti. 2020-21-22 yıllarında arazi çalışması yapıldı. Bu arazi çalışmalarında alınan örnekler incelemeye tabi tutuldu. Bu bölgede yeniden bir arazi çalışması başlayacak" şeklinde konuştu. Çalışmalar yeniden başlayacak Nadir toprak elementlerinin işletmesinin Malatya dışına kurulacağı yönünde açıklamada bulunan Gülmez, "Bu konuyu ilk haberleştirdiğimiz dönemde benim tek bir amacım vardı. Bir kamuoyu oluşturmak ve bu tesisi Malatya sınırları içinde yapılmasını sağlamaktı. Bürokratların, siyasilerin konuyla ilgili adım atmasını beklemekti. Ama duyumlarımız ve tahminimiz bu işletmenin Malatya sınırları içinde yapılmayacağı yönünde. Bu çalışmalar yeniden başlayacak. Kuluncak Malatya’nın bir ilçesi. Burada çok fazla yeraltı zenginliği söz konusu. Nadir toprak elementlerinin işletmesi riskli ve tabii biraz ayrıntılı. Bununla ilgili çok fazla bir teknolojiye sahip değiliz. O yüzden ilk pilot tesis Eskişehir’de kurulan tesis. Bununla ilgili ülkeler arası bakanlık seviyelerinde anlaşmalar var" dedi. MTA’nın 2019 faaliyet raporunda Malatya’nın Kuluncak ilçesinde yer alan madenlerin belirtildiğini ifade eden Gülmez, "Bunlar mahrem bilgiler değil. 7 tane nadir toprak elementi var. Hepsi birbirinden önemli değil. Bu arz-talep meselesi. Gelecekte hangi teknolojide hangileri işe yarayacak? Bunlar önemli. Bu cevherler enerji sektöründe savunma teknolojisine kadar kullanılabilecek nitelikte özelliğe sahip. Zamanla ilerleyen teknolojiyle de daha farklı alanlarda da kullanılma müsait elementler" diye konuştu.
Havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy 1. yaşını kutladı
25 Kasım 2025 Salı - 17:16 Havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy 1. yaşını kutladı İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı’nda, çağrı merkezi iş yükünü önemli ölçüde hafifleten ve yolcu iletişiminde önemli bir dönüşüm gerçekleştiren yapay zeka destekli dijital asistan SAVVy’nin 1’inci yaşı terminaldeki yolcuların da katılımıyla kutlandı. Türkiye’nin yolcu sayısında en büyük 2’nci, Avrupa’nın ise en yoğun 9’uncu havalimanı olan İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı, dijitalleşme alanında attığı sağlam adımlarla sürdürülebilir büyüme ve yolcu memnuniyetinde başarısını ortaya koyuyor. Avrupa Havalimanları Konseyi verilerine göre geçen yıla kıyasla yüzde 28,1’lik yolcu büyümesiyle Ekim ayında Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanı olan ISG, 2026’da 47 milyon yolcuyu ağırlamayı hedefliyor. Art arda yolcu ve uçuş rekorları kıran İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nın bu başarısının ardında 2025 yılı hedeflerinin ilk sırasında yer alan dijitalleşme hedefleri yer aldı. Kasım 2024’te Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) "Gökyüzünde Yapay Zeka" etkinliğinde ilk kez tanıtılan SAVVy, havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan olarak zaman içinde gelişti ve ISG operasyonlarında çağrı merkezi yükünün önemli bölümünü üstlendi. "SAVVy gerçek bir ekip üyesi haline geldi" SAVVy’nin 1. yaş günü etkinliği için bir araya gelen ISG yönetimi ile çalışanlar, yapay zeka asistanının özellikle CRM faaliyetlerine yönelik faydasını Müşteri Deneyimi Şefi Özen Çakır Özel’den dinledi. SAVVy’nin yalnızca bir dijital asistan değil, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın iletişim biçimini, hizmet anlayışını ve süreçlerini dönüştüren gerçek bir ekip üyesi haline geldiğini belirten Özel, "Üretken yapay zekayı hayata geçirirken en çok önemsediğimiz noktalardan biri, yolcularımıza ‘bir robotla konuşuyorum’ hissi vermeden, karşılarında sohbet eden, anlayan ve doğal bir dille yanıt veren bir yardımcı sunmaktı. İnsanların bir konuda destek alırken aslında birebir bir asistanla konuşmak istediğini biliyoruz. SAVVy, tam da bu ihtiyacı sıcak ve insana yakın bir yüzle karşılayarak yolcularımızın teknolojiyi sevmesini ve tekrar tekrar kullanmayı tercih etmesini sağladı." dedi. "Havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan" Törende konuşan IT Direktörü İsmihan Baysal Anderson ise konuyla ilgili olarak şu ifadelere yer verdi: "7/24 yaşayan ve yolcu yoğunluğu ile öne çıkan havalimanımızda, havacılık sektöründeki global eğilimlerle uyumlu olarak yolcu deneyimini daha akıllı, hızlı ve temassız hale getirmeye odaklanıyoruz. Yapay zeka teknolojilerinin gelişimiyle birlikte biz de bu alandaki gelişmeleri merkezimize aldık. Dijitalleşme vizyonumuz kapsamında yolcu memnuniyetini artırmak, daha hızlı, doğru bir kişisel deneyim sunmak hedefiyle hayat bulan SAVVy, havacılık sektörünün özgün projelerinden biri olarak Doğal Dil İşleme (NLP) teknolojisiyletasarlandı. SAVVy, misafirlerimizin soru ve taleplerine sohbet ortamında Türkçe ve İngilizcenin yanı sıra Almanca ve Fransızca olarak da gerçek bir kişiyle konuşuyormuş gibi anlık yanıt ve çözümler üretebiliyor. SAVVy, müşteri deneyimi noktasında havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan olarak kısa sürede beklenenin üzerinde bir etki oluşturdu. Yapay zekayı bugün pek çok şirket iş çözümlerine entegre etmek için çalışıyor ancak başarı oranının yüzde 4’lerde olduğunu öğrendik. SAVVy ile bu yüzde 4’lük başarı diliminin içerisinde yer almanın gurunu yaşıyoruz." Yolcu sayısında yüzde 19 artış - Çağrı yükünde dijital denge İsmihan Baysal Anderson, binlerce insanın aynı anda bulunduğu havalimanında yapay zekanın operasyonları destekleyici gücünü yansıtması için SAVVy’nin 6 aylık performans verilerini de paylaştı: "SAVVy’i aktif olarak sistemlerimize entegre ettiğimiz 2024 yılının 1 Nisan - 31 Ekim döneminde Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 25 milyon yolcu ağırlanırken, 2025’in aynı döneminde bu sayı yaklaşık 29,7 milyona ulaştı. Yüzde 19’luk bu artış, operasyonel yoğunluk açısından önemli bir büyümeye işaret etti. Aynı dönemde çağrı merkezimiz 2024 yılında 48 bin 381, 2025 yılında 68 bin 690 çağrı karşıladı. Nisan ayından itibaren çağrıları karşılamaya başlayan SAVVy, yolculardan gelen 53 bin 736 mesajı dijital kanalda yanıtlayarak büyük bir yükü üstlendi. Toplamda 122 bin 426 yolcu etkileşiminin yaşandığı 2025 döneminde, bu temasların yüzde 56’sı çağrı merkezi, yüzde 44’ü SAVVy üzerinden gerçekleşti. Bu süreçte ekip sayımızı büyütmeden; yalnızca aynı kadroyla ve yanımıza +1 ekip arkadaşı olarak SAVVy’yi alarak bu yoğunluğu başarıyla yönettik. Bu da teknolojinin doğru kullanıldığında nasıl bir fark ortaya koyabileceğimizi en net şekilde gösteriyor" şeklinde konuştu. Yolcu etkileşimlerinin neredeyse yarısının artık dijital ortamda yönetildiğini belirten Anderson, "Bu etki, hem bekleme sürelerini kısaltarak yolcu memnuniyetine katkıda bulundu hem de çağrı merkezi kaynaklarının daha verimli kullanılmasına imkan tanıdı. Dijital etkileşim oranının büyüklüğü yolcuların hızlı, kolay ve dijital çözümleri benimsediğini açıkça gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu. Havalimanında tebessüm ettiren etkinlik SAVVy’nin doğum günü kutlamaları kapsamında performans sanatçısı Serdar Atsak, kendi keşfi olan tekerlekli müzik aletiyle mini bir konser verdi. Şarkı söyleyerek terminali dolaşan Atsak’a SAVVy maskotu eşlik etti. Dikkat çeken etkinliğe yolcular da şarkı söyleyerek ve dans ederek katıldı. Misafirlere SAVVy konsepti ile hazırlanan doğa dostu bez çanta ve seyahat yastığı hediye edildi. SAVVy, danslarıyla ve sempatik tavırlarıyla özellikle çocukların ilgisini çekti. Yapay Zeka ile daha akıllı bir havalimanı deneyimi SAVVy, yolcuların uçuş, yönlendirme, ulaşım, hizmet noktaları ve sık sorulan sorularla ilgili taleplerine anlık yanıtlar veriyor. Geliştirilen altyapı sayesinde sistem, her geçen gün daha fazla konu başlığında daha doğru ve kişisel çözümler sunuyor. Bugün 54 ülkede 39 iç hat, 113 dış hat olmak üzere toplam 152 destinasyonu bağlayan Sabiha Gökçen Havalimanı, önümüzdeki dönemde SAVVy’nin yeteneklerini genişleterek, yolcu deneyiminin her aşamasında yapay zeka destekli dijital çözümleri entegre etmeyi hedefliyor.
Kanserli hücreler biyopsi olmadan tespit edilecek
25 Kasım 2025 Salı - 12:22 Kanserli hücreler biyopsi olmadan tespit edilecek Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden (SBTÜ) Doç. Dr. Timuçin Emre Tabaru ve ekibi, Bilkent UNAM ortaklığında yürüttükleri çalışma sonucunda damar ve doku içini 360 derece görüntüleyebilen, kanserli hücreleri yerinde tespit edebilen fiberoptik endoskopi sistemi geliştirdi. Çalışmanın patenti alınırken, geliştirilen sistem ile damar içindeki bozulmalar ve kanserli hücreler belirti vermeden çok daha önce tespit edilebiliyor. Dünya genelinde her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine yol açan kanser, erken teşhis edilmediği sürece tedavi şansını büyük ölçüde azaltıyor. Tıbbın en kritik mücadele alanlarından biri olan kanserle savaşta, hücreleri yıllar öncesinden tespit edebilecek teknolojiler ise sağlık alanında devrim niteliği taşıyor. Bu anlamda Sivas Bilim Teknik Üniversitesi’nden (SBTÜ) dikkat çekici bir bilimsel çalışma geldi. Üniversiteden bir araştırma ekibi, damar ve dokulardaki kötü huylu hücreleri henüz oluşum aşamasındayken görüntüleyebilen yeni bir fiberoptik fotoakustik sistem geliştirdi. Geliştirilen sistem saç teli inceliğinde olmaları sayesinde damarlarda zarar vermeden ilerleyebiliyor ve elektrik yerine ışık taşıdıkları için dokuda herhangi bir ısınma veya tahribata neden olmuyor. Ayrıca manyetik alanlardan etkilenmedikleri için MR gibi güçlü manyetik cihazlarla birlikte güvenle kullanılabiliyor. Lazer ışığını çok yönlü iletebildikleri için damar ve doku içi tamamen çevresel bir görüş sağlayabiliyor. Işığın dokuya çarpıp geri dönerken oluşturduğu akustik ve optik sinyaller analiz edilerek hücrelerin yapısı, sertliği, varsa tümörlerin iyi huylu mu kötü huylu mu olduğu ve gelecekte nasıl bir değişim göstereceği dahi anlaşılabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Timuçin Emre Tabaru, bu yöntem ile damar ve dokunun 365 derece görüntülerinin alınabileceğini söyleyerek, "Yurt içinde ve yurt dışında bu alanda bir çalışma yok, biz de bu çalışmanın patentini aldık. İleriki dönemlerde de bu çalışmanın cihaz haline getirilmiş halini oluşturmaya çalışacağız" dedi. "Çağın en büyük sorunu" Sistemin içerisinde bulunan kabloların içerisinde 7 tane çekirdeği olan ve saç kılı boyutlarında kablolardan bulunduğunu söyleyen Timuçin Emre Tabaru, "Kalp ve damar hastalıkları çağımızın en büyük sorunlarından bir tanesi. Bu hastalıklar çevremizde de birçok insanda var. Bu alana da bir ilgim vardı ve çalışma alanım da fiberoptik sensörler olduğu için bu hastalıklara bir çare bulmak için bu işe girdik. Teknolojinin de ilerlemesi bizim önümüzü açtı ve biz bu yöntem sayesinde damarın ve dokunun 365 derece görüntülerini alabileceğiz. Yurt içinde ve yurt dışında bu alanda bir çalışma yok, biz de bu çalışmanın patentini aldık. İleriki dönemlerde de bu çalışmanın cihaz haline getirilmiş halini oluşturmaya çalışacağız. Çalışmamız aslında bir fiberoptik endoskopi sistemi. Bu kabloların içerisinde 7 tane çekirdeği olan ve saç kılı boyutlarında kablolardan bulunmakta. Bunların hepsi birleştirilmiş ve tek bir kablo haline getirilmiş olarak üretiliyor. Biz bu kabloları damar içerisinden vücuda yönlendirerek lazer ışınları gönderiyoruz. O ışınlar doku yüzeyinden yansıyarak akustik dalgalar üretiyorlar. Bu dalgalar bir insanın duyamayacağı ancak bir yarasanın işitebileceği bir frekans. Bizler bu frekansları alarak doku üzerinden yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edebiliyoruz. Bu esnada vücut içerisindeki kanserli hücrelerin dışarı çıkarılmadan biyopsisini yapabiliyoruz" dedi. "Daha belirti vermeden tespit edilecek" Gönderilen ışın ve geri alınan dalganın verilerine göre doku hakkında bilgi edindiklerini belirten Tabaru, "Damar içerisinde ulaşılamayan noktaların deformasyonları belirlenebiliyor, kanserli hücre var mı yok mu tespit yapılabiliyor ve eğer varsa hangi evrede olduğunun da tespiti yapılabiliyor. Normalde bir dokunun kanserli olup olmadığının anlaşılması için o dokudan bir parça alınıp onun vücut dışında biyopsisinin yapılması gerekiyor. Ancak biz bunu optik olarak vücut içerisinde yapıyoruz. Gönderdiğimiz ışın ve geri aldığımız dalganın verilerine ve karakterizasyonuna bakarak o doku hakkında bilgi ediniyoruz. O veriler de bize kanserli doku olup olmadığını, iyi huylu veya kötü huylu olup olmadığını ya da yağ tabakası mı olduğunun tespitinde yardımcı oluyor. Bu sayede biz dokuyu erkenden tespit edip o yönde önlemini alıyoruz. Şu anda bu çalışmamız prototip halinde ve ileriki safhalarda ülkemize ve hastalarımıza çok faydalı olmasını ve şifa getirmesini umuyoruz. Ortaya koyacağımız görüntüleme sistemiyle damar içerisindeki herhangi bir kötü huylu hücreyi veya tıkanıklığa neden olacak dokuyu hiçbir belirti vermeden tespit edebilecek hale geleceğiz" diye konuştu.
Samsun TSO AB Bilgi Merkezi PROJEX Proje Pazarı’nda gençlerle buluştu
24 Kasım 2025 Pazartesi - 13:06 Samsun TSO AB Bilgi Merkezi PROJEX Proje Pazarı’nda gençlerle buluştu Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Samsun Avrupa Birliği Bilgi Merkezi, Samsun Üniversitesi Ballıca Kampüsü’nde düzenlenen ve ana teması "Yapay Zekâ ve Dijitalleşme" olan PROJEX 1. Ar-Ge ve İnovasyon Proje Pazarı Ödül Töreni etkinliğinde stant açarak gençler ve akademik çevreyle bir araya geldi. Samsun Üniversitesi tarafından, Samsun TSO çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Samsun Avrupa İşletmeler Ağı paydaşlığında, Teknoloji Transfer Ofisi organizasyonunda, TÜBİTAK desteği ve TR83 Bölgesi’ndeki üniversitelerin katılımıyla düzenlenen, "PROJEX 1. Ar-Ge ve İnovasyon Proje Pazarı Ödül Töreni" yoğun bir katılımla gerçekleşti. Samsun TSO çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Samsun Avrupa Birliği Bilgi Merkezi de ana teması "Yapay Zekâ ve Dijitalleşme" olan etkinlikte stant açarak gençler ve akademik çevreyle bir araya geldi. Etkinlikte, Avrupa Birliği Bilgi Merkezleri Ağı’nın amacı, Samsun AB Bilgi Merkezi’nin faaliyetleri ve Avrupa Birliği’nin sunduğu fırsatlar hakkında katılımcılara bilgi verildi. Samsun TSO AB Bilgi Merkezi uzmanları ayrıca, üniversite öğrencilerine gençlik fırsatları ve diğer AB destekli projeler hakkında bilgilendirmede bulundu. "AB Bilgi Merkezi, gençleri uluslararası fırsatlarla buluşturuyor" Etkinliğe katılan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, öğrencilerin Samsun Avrupa Bilgi Merkezi’nin standına ilgisinden oldukça memnun kaldıklarını belirterek, "1997 yılından bu yana odamız bünyesinde faaliyet gösteren Samsun AB Bilgi Merkezi, kamuoyunun Avrupa Birliği ile ilgili konulardaki bilgi ihtiyacını karşılamayı ve doğru, objektif bilgi akışı sağlamayı hedefliyor. Burada, böylesine vizyoner ve geleceğe yön veren bir programın içinde olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Samsun AB Bilgi Merkezi, önümüzdeki dönemde de gençler, akademisyenler ve sivil toplumla iş birliği içinde bilgilendirme faaliyetlerini sürdürecek" dedi.
Vodafone, müşterilerine dijital ve kesintisiz deneyim sunuyor
24 Kasım 2025 Pazartesi - 11:49 Vodafone, müşterilerine dijital ve kesintisiz deneyim sunuyor Vodafone müşterileri, hat başvurusundan aktivasyona kadar tüm süreci hızlı, kolay ve temassız bir şekilde tamamlayabiliyor. Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, dijitalleşmeyi müşterilerinin günlük hayatına kolay ve doğal şekilde entegre ediyor. Yapılan açıklamaya göre, Vodafone’lu olmak için evrak toplamak, kurye beklemek ya da mağazaya gitmek gerekmiyor. Müşteriler, eSIM teknolojisiyle saniyeler içinde hatlarını aktive edebiliyor, e-Devlet üzerinden güvenli kimlik doğrulaması yapabiliyor ve WhatsApp’tan başvuru süreçlerini kolaylıkla başlatabiliyor, bilgi alabiliyor ve takip edebiliyor. Vodafone, tüm bu adımlarla iletişimi basitleştiriyor; müşterilerine tek dokunuşla başlayan, tamamen dijital ve kesintisiz bir deneyim sunuyor. Bu yeniliklerle operatör, hız, güvenlik, çevre duyarlılığı ve kullanıcı konforunu bir arada sunarak dijital müşteri deneyiminde yeni bir standart belirliyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi: "Operatör olarak, müşterilerimizin dijital yol arkadaşı olmayı hedefliyoruz. Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla müşteri davranışları da değişti. Dijital teknolojilere ve online platformlara ilgi arttı. Biz de uçtan uca dijital müşteri deneyimi hedefimiz doğrultusunda müşterilerimize hat başvurusundan numara taşımaya her işlemde kolaylık sağlıyoruz. Müşterilerimiz, SIM kartlarını 24 saatte kapıdan teslim alabiliyor. Kurye beklemeden, eSIM ile hemen Vodafone’lu olabiliyor. e-Devlet ile evraksız, çevreci ve güvenli hat aktivasyonu yapabiliyor. Operatör olarak, yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle müşterilerimizin yanında olmaya, ihtiyaçlarına daha doğru karşılık vermeye devam edeceğiz." e-Devlet ile güvenli ve dijital başvuru Açıklamaya göre, operatörün e-Devlet entegrasyonu sayesinde müşteriler, yeni hat alımı veya numara taşıma işlemlerinde kimlik doğrulamasını ortalama 3 dakika içinde e-Devlet üzerinden tamamlayabiliyor. Bu dijital sistem, evrak gerektirmeden sürecin tamamen online şekilde gerçekleşmesini sağlıyor. Son 1 yıl içinde operatörün e-Devlet kimlik doğrulama entegrasyonu üzerinden yapılan işlem sayısı yüzde 130 artış gösterdi. Bu dijital dönüşüm sayesinde yaklaşık 9,5 ton kağıt tasarrufu sağlandı. Bu da 160 ağacın korunmasına ve 236 bin litreden fazla suyun boşa harcanmamasına eşdeğer. Operatör, dijitalleşme yoluyla müşterilerine hızlı, kolay ve güvenli bir deneyim sunarken, aynı zamanda daha sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlamayı sürdürüyor. eSIM ile SIM kart ve kurye beklemeden Vodafone’lu olma imkanı Operatörün Ağustos 2024’te devreye aldığı eSIM (Embedded SIM) teknolojisi, mobil iletişimde hız ve yenilik arayan müşteriler için yeni bir dönem başlattı. Bu teknoloji sayesinde kullanıcılar, hat aktivasyonunu tamamen kendi başlarına, birkaç adımda tamamlayabiliyor. Kurye beklemeye veya mağazaya gitmeye gerek kalmıyor. eSIM kullanıcıları arasında en yaygın tercih nedeni, fiziksel SIM kartın kaybolma veya zarar görme riskinin ortadan kalkması. İkinci en önemli neden ise yeni teknolojiyi deneyimleme isteği olarak öne çıkıyor. Bu dijital dönüşümle birlikte, son bir yılda dijital kanallardan eSIM ile Vodafone’lu olan müşteri sayısı 20 kat artış gösterdi. eSIM, Vodafone müşterilerine yalnızca hız değil, aynı zamanda anında bağlantı özgürlüğü ve kesintisiz bir dijital deneyim sunuyor. 24 saatte ücretsiz SIM kart teslimatı Operatör, müşterilerine uçtan uca dijital bir deneyim sunarken, fiziksel SIM kart tercih edenler için de aynı hız ve kolaylığı Türkiye genelinde sağlıyor. Online başvuru yapan müşteriler, "Adresime Gelsin" seçeneğiyle SIM kartlarını 24 saat içinde ücretsiz olarak teslim alabiliyor. Teslimat sırasında kimlik doğrulama işlemi, kurye tarafından taşınan özel kart okuma cihazı ile gerçekleştiriliyor. Müşteri, çipli kimlik kartı ve e-Devlet üzerinden alınan PIN kodu ile işlemi birkaç dakika içinde güvenli şekilde tamamlayabiliyor. WhatsApp üzerinden başvuru başlatma Vodafone’lu olmak isteyen müşteriler, operatörün resmi WhatsApp hattı üzerinden birkaç adımda başvuru yapabiliyor. Yeni hat almak ya da numarasını taşımak isteyen müşteriler, tüm süreci WhatsApp üzerinden dakikalar içinde tamamlayabiliyor. WhatsApp kanalı, yalnızca bir başvuru aracı olmanın ötesinde, müşterilerin başvuru süreçlerini anlık olarak takip edebildikleri bir bilgilendirme kanalı olarak konumlanıyor. Bu sayede, işlemlerinin her adımında bilgilendiriliyor ve süreci kolayca yönetebiliyor. Müşteri deneyimini kolaylaştıran bu yeni dijital kanal, özellikle genç kullanıcılar ve dijital kanalları aktif kullanan müşteriler tarafından tercih ediliyor. Operatör, bu yenilikle müşterilerine her an her yerden anında iletişim, kolay başvuru ve süreci yakından takip etme özgürlüğü sunarak, uçtan uca dijitalleşme vizyonunu güçlendiriyor.
Geleceğin bilim adamları ilk projelerini BARÜ’de sergiledi
23 Kasım 2025 Pazar - 17:34 Geleceğin bilim adamları ilk projelerini BARÜ’de sergiledi Bartın Üniversitesinin (BARÜ) "8. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı" heyecanına bilim, teknoloji ve yenilik odaklı çalışmalarıyla geleceğin bilim adamları da ortak oldu. Bartın Üniversitesinin (BARÜ) "8. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı"nda iki gün boyunca ilkokul ve ortaokul öğrencileri de projelerini sergiledi. Öğrenciler sergiledikleri 56 projeyle özgün fikirlerini ortaya koyma, bilimsel süreçleri deneyimleme ve çalışmalarını katılımcılara sunma fırsatı buldu. Dereceye giren projeleri Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından organize edilen bir törenle açıklandı. Öğrencilerin bilime olan ilgisinin geleceğe dair umutları artırdığını vurgulayan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, çocukların heyecanına ortak olarak ödüllerini takdim etti. İlkokul Kategorisinde Gözpınar İlkokulundan Fırat Sucu ve Asel Belis Payal, "Sesli Rehberim: Etkileşimli Psikososyal Destek Kutusu" projeleriyle "Geleceğe İlham Veren Proje Ödülü"nün sahibi oldu. Ağdacı İlkokulundan Mehmet Akif Seyhan ve Zeynep Sancar, "Dikkat Yaya Var" adlı projeyle "En Etkili Çözüm Ödülü"nü aldı. "Bilimsel Araştırma ve Sunum Ödülü"nün kazananı ise "Buzu Kim Kurtarır" projesiyle Kozcağız İlkokulundan Deniz Mila Göktepe oldu. Ortaokul Kategorisinde ise Fatih Ortaokulundan İnci Uğurtan ve Samet Küllü, "Biyoplastikler ile Geleceğimizi Koruyalım" adlı projeleriyle "Geleceğe İlham Veren Proje Ödülü"nü aldı. Bartın Bilim ve Sanat Merkezinden Okan Mert ile Hasan Alp Sırakaya, "Arduino Tabanlı Düşük Maliyetli Laboratuvar Etüvü Tasarımı" projeleriyle "En Etkili Çözüm Ödülü"nün sahibi oldu. Bu kategoride "Bilimsel Araştırma ve Sunum Ödülü"nü ise Bartın Bilim ve Sanat Merkezinden Adnan Ayaz Çınar ve İdil Azra Aydoğan aldı.
Yabancı heyet önünde MKE TOLGA’dan tam isabet şovu: Yüzde 100 başarı
23 Kasım 2025 Pazar - 16:03 Yabancı heyet önünde MKE TOLGA’dan tam isabet şovu: Yüzde 100 başarı Yerli ve milli MKE TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi, yabancı heyetler için sahneye çıktı ve yüzde 100 başarı sağladı. Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE), günümüz harp sahasında artan mini/mikro İHA ve taktik dron tehditlerine, akıllı mühimmat ve seyir füzelerine karşı yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği MKE TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’ni, atışlı test gösterimi ile 14 ülkeye tanıttı. Milli Savunma Bakanlığı Karapınar Atış, Test ve Değerlendirme Merkezi’nde gerçekleşen faaliyete; ABD, Fransa ve Polonya’nın yanı sıra Avrupa, Asya-Pasifik, Orta Asya ve Afrika ülkelerinden askeri ve diplomatik misyon temsilcilerinin arasında yer aldığı 30 kişilik heyet katılım sağladı. MKE Genel Müdürü İlhami Keleş’in ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, yabancı ülke temsilcilerine MKE TOLGA YHSS’nin teknik özelliklerine ilişkin yapılan sunumun ardından test atışlarına geçildi. MKE TOLGA, hedefleri yine yüzde 100 başarıyla vurdu Kara birliklerinin korunması, kritik tesis muhafazası, hareketli konvoy koruma görevleri, üs/yerleşke savunması ve deniz platformu korumasına yönelik ‘etkin-basit-ucuz’ yaklaşımıyla geliştirilen MKE TOLGA, ikinci test atış faaliyetinde 8 farklı senaryoda, saldırı gerçekleştiren düşman dronlarını bir kez daha yüzde 100 başarıyla imha etti. ‘Soft-kill’ senaryosuna göre, yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta bulunan düşman dronu, mobil radar istasyonu ile tespit edildikten sonra ‘jammer’ vasıtasıyla sistemi karıştırılarak etkisiz hale getirildi. ‘Hard-kill’ senaryolarında ise sistemde yer alan iki sabit 12.7 mm, araç üzeri monte döner namlulu 12.7 mm ve 20 mm silah sistemleri ile belirlenen dron ve sabit kanatlı insansız hava araçları, yine MKE tarafından geliştirilen anti-dron mühimmatı ile tam isabetle vuruldu. Atış faaliyetinin başarıyla tamamlamasının ardından, yabancı ülke heyetleri MKE TOLGA’nın sistem bileşenlerini yakından inceledi. MKE Tolga YHSS’ne ilişkin Genel Müdür İlhami Keleş’e beğenilerini dile getiren heyet, sistemin faaliyetteki başarısından dolayı da tebriklerini iletti. MKE TOLGA ile mehmetçiğe tam koruma MKE TOLGA, yerli mühimmat ailesiyle operasyonel bağımsızlık konusunda ülkemize ve güvenlik güçlerimize önemli avantaj sağlayacak. Günümüz şartları düşünülerek MKE mühendisleri tarafından geliştirilen sistem, maliyet etkin özelliğiyle öne çıkıyor. MKE TOLGA, modüler tasarımı sayesinde sabit tesislere, mobil platformlara, zırhlı ya da zırhsız araçların yanı sıra deniz platformlarına da entegre edilebiliyor. Dünyada artan dron tehditlerine karşı komple bir sistem çözümü sunan MKE Tolga YHSS, komuta kontrol merkezi aracılığıyla manuel, yarı otonom ve otonom olmak üzere 3 farklı modda başarıyla görev icra edebiliyor. Hepsi yerli ve milli imkanlarla MKE tarafından geliştirilen jammer, elektro-optik ve radarın yanı sıra 35 mm, 20mm, iki tip 12.7 mm silah sistemi ve bu silahlar için özel olarak geliştirilen parçacıklı mühimmat ile de hedefler bertaraf ediliyor. MKE TOLGA komple bir sistem çözümü sunuyor Dünyada özellikle artan dron tehditlerine karşı komple bir sistem çözümü sunan MKE Tolga hepsi yerli ve milli imkanlarla MKE tarafından geliştirilen; radar, elektro-optik sistem, komuta kontrol merkezi, jammer (Soft-Kill: Uzaktan kontrol edilen kablosuz dronları, sinyal ve frekans karıştırma yöntemi ile düşürmeye yarayan sistem), 35mm, 20mm ve 2 tip 12.7mm silah sistemi (Hard-Kill: Özellikle jammer ile düşürülemeyen fiber optik kablolar ile kontrol edilen dronları vurarak düşüren sistem). Bu silah sistemleri için özel geliştirilmiş istenilen zaman ve mesafede parçacıklara ayrılarak bir bulut katmanı oluşturan anti-dron mühimmatından oluşmaktadır.
Yabancı heyet önünde MKE TOLGA’dan tam isabet şovu: Yüzde 100 başarı
23 Kasım 2025 Pazar - 15:55 Yabancı heyet önünde MKE TOLGA’dan tam isabet şovu: Yüzde 100 başarı Yerli ve milli MKE TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi, yabancı heyetler için sahneye çıktı ve yüzde 100 başarı sağladı. Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE), günümüz harp sahasında artan mini/mikro İHA ve taktik dron tehditlerine, akıllı mühimmat ve seyir füzelerine karşı yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği MKE TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’ni, atışlı test gösterimi ile 14 ülkeye tanıttı. Milli Savunma Bakanlığı Karapınar Atış, Test ve Değerlendirme Merkezi’nde gerçekleşen faaliyete; ABD, Fransa ve Polonya’nın yanı sıra Avrupa, Asya-Pasifik, Orta Asya ve Afrika ülkelerinden askeri ve diplomatik misyon temsilcilerinin arasında yer aldığı 30 kişilik heyet katılım sağladı. MKE Genel Müdürü İlhami Keleş’in ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, yabancı ülke temsilcilerine MKE TOLGA YHSS’nin teknik özelliklerine ilişkin yapılan sunumun ardından test atışlarına geçildi. MKE TOLGA, hedefleri yine yüzde 100 başarıyla vurdu Kara birliklerinin korunması, kritik tesis muhafazası, hareketli konvoy koruma görevleri, üs/yerleşke savunması ve deniz platformu korumasına yönelik ‘etkin-basit-ucuz’ yaklaşımıyla geliştirilen MKE TOLGA, ikinci test atış faaliyetinde 8 farklı senaryoda, saldırı gerçekleştiren düşman dronlarını bir kez daha yüzde 100 başarıyla imha etti. ‘Soft-kill’ senaryosuna göre, yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta bulunan düşman dronu, mobil radar istasyonu ile tespit edildikten sonra ‘jammer’ vasıtasıyla sistemi karıştırılarak etkisiz hale getirildi. ‘Hard-kill’ senaryolarında ise sistemde yer alan iki sabit 12.7 mm, araç üzeri monte döner namlulu 12.7 mm ve 20 mm silah sistemleri ile belirlenen dron ve sabit kanatlı insansız hava araçları, yine MKE tarafından geliştirilen anti-dron mühimmatı ile tam isabetle vuruldu. Atış faaliyetinin başarıyla tamamlamasının ardından, yabancı ülke heyetleri MKE TOLGA’nın sistem bileşenlerini yakından inceledi. MKE Tolga YHSS’ne ilişkin Genel Müdür İlhami Keleş’e beğenilerini dile getiren heyet, sistemin faaliyetteki başarısından dolayı da tebriklerini iletti. MKE TOLGA ile mehmetçiğe tam koruma MKE TOLGA, yerli mühimmat ailesiyle operasyonel bağımsızlık konusunda ülkemize ve güvenlik güçlerimize önemli avantaj sağlayacak. Günümüz şartları düşünülerek MKE mühendisleri tarafından geliştirilen sistem, maliyet etkin özelliğiyle öne çıkıyor. MKE TOLGA, modüler tasarımı sayesinde sabit tesislere, mobil platformlara, zırhlı ya da zırhsız araçların yanı sıra deniz platformlarına da entegre edilebiliyor. Dünyada artan dron tehditlerine karşı komple bir sistem çözümü sunan MKE Tolga YHSS, komuta kontrol merkezi aracılığıyla manuel, yarı otonom ve otonom olmak üzere 3 farklı modda başarıyla görev icra edebiliyor. Hepsi yerli ve milli imkanlarla MKE tarafından geliştirilen jammer, elektro-optik ve radarın yanı sıra 35 mm, 20mm, iki tip 12.7 mm silah sistemi ve bu silahlar için özel olarak geliştirilen parçacıklı mühimmat ile de hedefler bertaraf ediliyor. MKE TOLGA komple bir sistem çözümü sunuyor Dünyada özellikle artan dron tehditlerine karşı komple bir sistem çözümü sunan MKE Tolga hepsi yerli ve milli imkanlarla MKE tarafından geliştirilen; radar, elektro-optik sistem, komuta kontrol merkezi, jammer (Soft-Kill: Uzaktan kontrol edilen kablosuz dronları, sinyal ve frekans karıştırma yöntemi ile düşürmeye yarayan sistem), 35mm, 20mm ve 2 tip 12.7mm silah sistemi (Hard-Kill: Özellikle jammer ile düşürülemeyen fiber optik kablolar ile kontrol edilen dronları vurarak düşüren sistem). Bu silah sistemleri için özel geliştirilmiş istenilen zaman ve mesafede parçacıklara ayrılarak bir bulut katmanı oluşturan anti-dron mühimmatından oluşmaktadır.
Malatya’da yerli savunma sistemleri tanıtıldı
23 Kasım 2025 Pazar - 00:26 Malatya’da yerli savunma sistemleri tanıtıldı Malatya’da açılan "Yerli ve Milli Sistemlerle Buluşuyor" sergisinde Türk mühendislerince geliştirilen yerli ve milli savunma sanayi ürünleri tanıtıldı. Tulga-1 Kışlası’nda açılan ‘Yerli ve Milli Sistemlerle Buluşuyor’ tanıtım sergisine Malatya Valisi Seddar Yavuz, 2.Ordu Komutanı Korgeneral Zorlu Topaloğlu, AK Parti Malatya Milletvekilleri Bülent Tüfenkci, İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, 2.Ordu Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümg. Aydın Kılıç, üniversite rektörleri, mülki idare amirleri, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri katıldı. ‘Malatya Yerli ve Milli Sistemlerle Buluşuyor’ sergisinde konuşan 2.Ordu Komutanı Korgeneral Zorlu Topaloğlu, "Bugün burada dünyanın son yıllarda ilgi odağı olan ve Türk ordusunun dünyanın sayılı gücü haline getiren Türk mühendis ve işçilerinin yerli ve milli imkânlarla üretmiş olduğu modern silah ve sistemlerinin bir kısmı sergilenmektedir. Diğerleri ise hala harekat alanında kullanılmaya devam etmektedir. Türk Silahlı kuvvetlerinin caydırıcılık kapasitesini, stratejik bağımsızlığını ve harekat etkinliğini daha da güçlendirecek yerli ve milli sistemlerimizi tanımak bağımsızlığımızın, kararlılığımızın ve geleceğe duyduğumuz güvenin yansımalarını görmek için burada toplandık. Bu sistemler ordumuzun modern harp şartlarında karşılaşabileceği her türlü tehditte karşı daha güçlü, daha çevik ve daha etkin olmasını sağlayacak önemli adımlardır. Günümüzde teknoloji orduların genel muharebelerini belirleyen unsurların başında gelmektedir. Bu ülkenin geleceğe güvenle bakabilmesi ancak kendi teknolojisini üretmesiyle mümkündür" dedi. Malatya Valisi Seddar Yavuz ise Türkiye’nin jeopolitik açıdan dünyada önemli bir noktada yer aldığını söyledi. Bu bağlamda savunma sistemlerinin önemine dikkat çeken Vali Yavuz, "Jeopolitik ve jeo stratejik olarak dünyanın merkezinde yer alan ve herkesin her daim plan içinde olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. O yüzden cennet vatan diye tabir ediyoruz. Cennet vatanın korunması, yaşatılması, bekasının sürdürülmesi elbette çok çalışmaktan geçiyor. Özellikle Sanayi Devrimi’nden başlayan ve dünyadaki bütün sistemleri alt üst eden, sömürgeciliği başlatan son dönemde de dijital çağla birlikte yeni bir sürece girdiğimizi hepimiz iliklerimize kadar hissediyoruz. Dikkat ederseniz dünyanın her bir bölgesinde krizlerle yüzleşiyor ve milyarlarca insan mülteci haline geliyor ya da katlediliyor. Nitekim son 20 yıl içinde 314 milyon insan maalesef göçe tabi olmuş, yaklaşık 120 milyon insan ise zorla vatanlarından kovulmuştur. Canları, malları ve namusları ayaklar altına alınmıştır. Maalesef yine modern dünyanın bakışı şaşı, zaman zaman kör ve kulakları sağır olmuştur. Böyle bir dünyada ayakta kalabilmek, bekamızı kaim hala getirebilmek bakımından Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde devletimiz ve hükümetimiz mili teknoloji hamlesi başlatmıştır. Milli teknoloji hamlesi, sadece söz değildir. Milli teknoloji hamlesi başta savunma sanayi olmak üzere her alanda ikame ürünler üretmek, AR-GE ve inovasyonla birlikte de yerli ve dünyada olmayan sitemleri ülkemize kazandırmaktır" diye konuştu. Programda, konuşmaların ardından 11 Kasım’da uçak kazasında hayatını kaybeden şehitler başta olmak üzere tüm şehitler için dua okundu. Komando andının okunmasının akabinde TSK tanıtım film gösterimi yapılıp sergi alanı gezildi. ATAK Helikopter gösterisinin ardından program sona erdi.