TEKNOLOJİ
ETÜ laboratuvarlarında geliştirilen yazıcı sistemi Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi 26 Şubat 2026 Perşembe - 10:15:14 Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile İran Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanlığı arasında imzalanan iş birliği kapsamında yürütülen "5-DOF FDM Yazıcı Tasarımı ve İmalatı" projesi sonucunda geliştirilen özgün 3D yazıcı sistemi patent aldı. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Genel Sekreter Prof. Dr. Ahmet Dumlu’nun yürütücülüğünde, Prof. Dr. Kağan Koray Ayten ve Arş. Gör. Gürkan Kalınay’ın araştırmacı olarak yer aldığı çalışma neticesinde ortaya çıkan 3D yazıcı sistemi, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek resmi olarak tescillendi. Beş serbestlik derecesine (5-DOF) sahip olan sistem, klasik FDM yazıcılara kıyasla destek yapı ihtiyacını önemli ölçüde azaltırken, üretim süresini kısaltarak verimliliği artırıyor. Geliştirilen tasarım, karmaşık geometrilere sahip parçaların daha esnek ve yüksek hassasiyetle üretilmesine imkân tanıyor. Proje yürütücüsü Prof. Dr. Ahmet Dumlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, geliştirilen sistemin yalnızca teknik bir iyileştirme olmadığını, aynı zamanda üretim süreçlerine yeni bir yaklaşım kazandırdığını belirtti. Dumlu, "Beş serbestlik derecesine sahip bu tasarım sayesinde katmanlı imalatta karşılaşılan birçok kısıtı ortadan kaldırmayı hedefledik. Destek yapı ihtiyacının azalması hem malzeme tasarrufu sağlıyor hem de üretim sonrası işlemleri minimize ediyor. Bu da zaman ve maliyet açısından önemli bir avantaj oluşturuyor." ifadelerini kullandı. Uluslararası iş birliğiyle yürütülen projenin bilgi paylaşımı ve teknik kapasite gelişimi açısından önemli kazanımlar sağladığını vurgulayan Dumlu, alınan patent tescilinin üniversitenin Ar-Ge yetkinliğinin somut bir göstergesi olduğunu belirterek, geliştirilen sistemin hem akademik araştırmalarda hem de ileri üretim teknolojileri alanında sanayi uygulamalarında etkin şekilde kullanılabileceğini ifade etti.
26 Şubat 2026 Perşembe - 05:29 BARÜ’ye Millî Teknoloji Atölyesi kurulacak Bartın Üniversitesinde (BARÜ) ulusal ve uluslararası bilim ve teknoloji yarışmalarına hazırlanan gençleri desteklemek hedefiyle Millî Teknoloji Atölyesi kurulacak. Bartın Üniversitesinde (BARÜ) TÜBİTAK 4003-T Millî Teknoloji Atölyeleri Çağrısı kapsamında öğrencilerin fikir ve projelerini hayata geçirebilecekleri Millî Teknoloji Atölyesi projesi desteklenmeye hak kazandı. BARÜ Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümünden Prof. Dr. Mehmet Zahmakıran yürütücülüğündeki "Bartın Üniversitesi Millî Teknoloji Atölyesi" projesiyle öğrencilerin bilim ve teknoloji odaklı çalışmalarına güçlü bir altyapı oluşturulacak. Hazırlanacak atölyede ekipman desteği, danışmanlık, eğitim programları, sanayi iş birlikleri, tanıtım çalışmaları ile yarışmalara hazırlık desteği sağlanacak. Atölyede robotik sistemler, yapay zekâ, otonom teknolojiler, yazılım geliştirme ve üretim teknolojileri gibi farklı alanlarda uygulamalı eğitimler verilecek. Yerli ve millî sanayi için ihtiyaç duyulan nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine destek olacak atölye ile gençlerin araştırma, geliştirme ve üretim süreçlerine daha etkin katılımı sağlanacak. BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya Millî Teknoloji Atölyesi ile öğrencilerin hayallerini, fikirlerini ve projelerini hayata geçirebilecekleri güçlü bir altyapının oluşturulacağını ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 16:56 KBÜ’lü akademisyenden Türkiye’de ilk, dünyada ikinci: Zeki PCB üretim makinesi geliştirildi KARABÜK (İHA) – Karabük Üniversitesinde (KBÜ) yürütülen Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) destekli proje kapsamında, eklemeli imalat teknolojisiyle görüntü işleme temelli zeki baskılı devre kartı (PCB) üretim makinesi geliştirilerek yerli üretime kazandırıldı. TÜBİTAK destekli projeyle geliştirilen görüntü işleme temelli zeki baskılı devre kartı üretim makinesi, yüksek hassasiyetli ve yerli üretime imkan sağlıyor. Karabük Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hatice Evlen’in yürütücülüğünü yaptığı proje çerçevesinde, Türkiye’de ilk, dünyada ikinci olma özelliği taşıyan zeki PCB üretim makinesi hayata geçirildi. TÜBİTAK 1507 KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı kapsamında desteklenen "Eklemeli İmalat Teknolojisiyle Görüntü İşleme Temelli Zeki Baskılı Devre Kartı (PCB) Üretim Makinesi Tasarım ve İmalatı" projesi ile yenilikçi üretim teknolojileri alanında önemli bir adım atıldı. 2021 yılında patenti alınan makine, klasik yöntemlerle üretimi zor olan elektronik devre kartlarının yüksek hassasiyetle üretilmesine imkan sağlıyor. Karabük Üniversitesi Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren Elya Mekatronik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin sahibi de olan Doç. Dr. Hatice Evlen tarafından yürütülen proje, üniversite-sanayi iş birliğinin somut örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Üç boyutlu yazıcı tabanlı ve görüntü işleme destekli sistem, üretim sırasında kamera aracılığıyla anlık görüntü alarak hata tespiti yapabiliyor. Sistem, kendi kendine kalibrasyon sağlayıp baskı esnasında düzeltme gerçekleştirebiliyor. Sıcaklık, basınç ve süre gibi parametrelerin kontrol edilmesiyle üretimde maksimum hassasiyet hedefleniyor. Proje hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Hatice Evlen, görüntü işleme mantığıyla çalışan üç boyutlu yazıcı üretimi gerçekleştirdiklerini belirterek, "Elektronik devre kartlarını kendi kendine kalibrasyon yapabilen zeki bir makinede üretebiliyoruz. Yalnızca zeki PCB üretim makinesi geliştirmiyoruz; aynı zamanda makinede kullanılmak üzere gümüş ve karbon nanotüp temelli yüksek iletkenli mürekkepler de üretiyoruz" dedi. Evlen, iletkenlik ölçümlerinin sağlıklı şekilde yapılabilmesi amacıyla iki farklı ölçüm aralığına sahip dört noktalı problu cihaz üretildiğini ifade ederek, söz konusu cihazların kalibrasyonunun akredite laboratuvarlarda gerçekleştirildiğini ve hem sanayiye hem de akademiye hizmet sunmasının planlandığını kaydetti.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:12 Hitit Üniversitesi Milli Teknoloji Atölyesi kapılarını öğrencilere açtı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde ve TÜBİTAK desteğiyle Çorum Hitit Üniversitesi bünyesinde kurulan "Milli Teknoloji Atölyesi", kapılarını öğrencilere açtı. Öğrencilerin bilim ve teknoloji alanında yetkinlik kazanmasını hedefleyen merkez için 30 milyon liralık destek sözleşmesi imzalandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde ve TÜBİTAK desteğiyle Hitit Üniversitesi bünyesinde kurulan "Milli Teknoloji Atölyesi", öğrencilerin kullanımına açıldı. Kuzey Kampüste Teknoloji Merkezi yanında yer alan atölye, gençlerin bilim ve teknoloji alanlarında yetkinlik kazanmasını, millî teknolojilerin geliştirilmesine katkı sunacak nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesini ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesini amaçlıyor. Hitit Üniversitesinin "4003-T Milli Teknoloji Atölyeleri Proje Desteği"ne yaptığı başvuru TÜBİTAK tarafından kabul edildi. Atölyelerin kurulumundan teknik ekipman teminine, sarf malzemelerinden proje faaliyet giderlerine ve personel istihdamına kadar geniş kapsamlı destek için 36 ay süreli, 30 milyon liralık destek sözleşmesi imzalandı. TÜBİTAK tarafından yürütülen "4003-T Milli Teknoloji Atölyeleri Proje Desteği" kapsamında hayata geçirilen atölye, öğrencilerin ulusal ve uluslararası bilim ve teknoloji yarışmalarına hazırlanabilecekleri donanımlı üretim alanları oluşturmayı hedefliyor. Program çerçevesinde TÜBİTAK destekli kurulan atölyelerde, takımların ihtiyaç duyduğu makine, teçhizat ve sarf malzemeleri temin edilerek proje geliştirme süreçleri destekleniyor. Hitit Üniversitesi Milli Teknoloji Atölyesi, randevu sistemiyle öğrencilerin kullanımına sunuldu. Prototipleme cihazları, elektronik ve mekanik geliştirme alanları ile sarf malzeme destekleri sunan atölye, eğitim ve mentörlük imkanlarıyla öğrencilerin projelerini tasarlama, geliştirme ve test etme süreçlerine katkı sağlıyor. Atölye aynı zamanda teknoloji yarışmalarına hazırlık süreçlerine de destek veriyor. Türkiye genelinde gençlere üretim kültürü kazandırmayı ve fikirlerini ürüne dönüştürebilecekleri nitelikli ortamlar oluşturmayı hedefleyen Milli Teknoloji Atölyeleri, üniversite-TÜBİTAK iş birliğinin önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
DENEYAP teknoloji atölyeleri geleceğin yıldızlarını arıyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:30 DENEYAP teknoloji atölyeleri geleceğin yıldızlarını arıyor Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirilen DENEYAP Teknoloji Atölyeleri, genç yetenekleri keşfetmeye devam ediyor. Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı kapsamında yürütülen projeyle, Türkiye genelinde teknoloji alanına ilgi duyan öğrenciler için önemli bir eğitim fırsatı sunuluyor. Program kapsamında 81 ilde bulunan 132 DENEYAP Teknoloji Atölyesi’nde öğrencilere toplam 36 ay sürecek ücretsiz teknoloji eğitimi verilecek. Eğitimler tasarım, üretim, yazılım ve mühendislik gibi alanlarda uygulamalı içeriklerle gerçekleştirilecek. DENEYAP Teknoloji Atölyeleri’ne bu yıl 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin yanı sıra 8. ve 9. sınıf ile lise hazırlık sınıfı öğrencileri başvuruda bulunabilecek. Programa katılmaya hak kazanan öğrenciler, alanında uzman eğitmenler eşliğinde teknoloji geliştirme süreçlerini deneyimleme imkânı elde edecek. Başvurular 6 Mart 2026 tarihine kadar devam edecek. Programa katılmak isteyen öğrenciler deneyap.org adresinden veya Malatya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Şeker Kompleksi içerisinde bulunan Beydağı Gençlik Merkezinden başvurabilirler. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı iş birliğiyle yürütülen programın, Türkiye’nin teknoloji alanındaki insan kaynağını güçlendirmesi hedefleniyor.
Turkcell’in "Yarının Teknoloji Liderleri" yarışmasına başvurular devam ediyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:19 Turkcell’in "Yarının Teknoloji Liderleri" yarışmasına başvurular devam ediyor Turkcell’in, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenleyeceği Yarının Teknoloji Liderleri proje yarışmasına başvurular sürüyor. Tüm lisans öğrencilerine açık olan yarışmaya gençler; mobil iletişim teknolojileri, bulut bilişim, siber güvenlik, yapay zekâ ve makine öğrenimi gibi alanlarda geliştirdikleri projelerle katılabiliyor. Birinci olan projeye 1 milyon TL para ödülü verilecek yarışmanın son başvuru tarihi 15 Şubat 2026. Turkcell’in, gençlerin potansiyellerini keşfedeceği "Yarının Teknoloji Liderleri" proje yarışması için başvurular yoğun şekilde devam ediyor. Türkiye’de üniversitelilere yönelik önemli bir proje yarışması olan "Yarının Teknoloji Liderleri"nde birinci olan proje 1 milyon TL, ikinci 800 bin TL, üçüncü 600 bin TL ile ödüllendirilecek. Ayrıca jüri tarafından belirlenecek 3 ayrı projenin her birine de 300 bin TL ödül verilecek. Yarışma, gençlerin yarını şekillendirecek projelerini keşfetmeyi, bu projelerin teknoloji ekosistemine ve topluma katkı sağlamasını desteklemeyi amaçlıyor. Bu yıl ikincisi düzenlenen organizasyon, öğrencileri alanında uzman jüri üyeleriyle buluşturarak projelerini sunma ve büyük ödüller için yarışma fırsatı sunuyor. Katılımcılar, bireysel olarak ya da en fazla 3’er kişilik ekipler halinde başvuru yapabiliyor. Başvurular 15 Şubat’a kadar sürecek Yarışma kapsamında; yeni nesil mobil iletişim, bulut bilişim, akıllı cihazlar, siber güvenlik, finansal ve ticari dönüşüm, büyük veri ve veri analitiği, yapay zekâ ve makine öğrenimi, çevre dostu ve sürdürülebilir teknolojiler, dijital eğlence ve oyun dünyası, dijital sağlık ve dijital eğitim, herkes için erişilebilirlik ve kapsayıcılık alanlarında projeler üretilebilecek. Türkiye’deki tüm lisans öğrencilerine açık olan "Yarının Teknoloji Liderleri" için son başvuru tarihi ise 15 Şubat olarak belirlendi. Detaylı bilgi ve başvurular için turkcell.com.tr/yarininteknolojiliderleri adresi ziyaret edilebiliyor.
MSKÜ koordinatörlüğündeki projede sona gelindi
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:03 MSKÜ koordinatörlüğündeki projede sona gelindi MSKÜ koordinatörlüğünde 2024 yılından itibaren yürütülen, 4 ülkenin yer aldığı yüksek bütçeli Greenlıght Projesi’nde sona gelindi. Proje kapsamında, enerji okuryazarlığı ve yenilenebilir enerji farkındalığı güçlenecek. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) koordinatörlüğünde 2024 yılından itibaren yürütülen ERASMUS+ (KA220-SCH) GREENLIGHT (Generating Renewable Energy Education Network-Leading Initiatives for Green & Harmonious Tomorrows) projesi, yaklaşık 4 ay sonra tamamlanacak. Yürütülen proje kapsamında okul topluluğunda enerji okuryazarlığını artırmayı, yenilenebilir enerjiye yönelik farkındalığı güçlendirmeyi ve sürdürülebilir yaşam pratiklerini yaygınlaştırmayı hedefliyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında yer alan "Erişilebilir ve Temiz Enerji" (SDG7) doğrultusunda geliştirilen proje, öğrencilerden öğretmenlere kadar geniş bir hedef kitleye hitap ediyor. Proje; Menteşe Şehit Mehmet Çetin Anadolu İmam Hatip Lisesi (Türkiye), University of Minho (Portekiz), Liofyllo Social Cooperative Enterprise (Yunanistan), Agrupamento de Escolas Alberto Sampaio (Portekiz) ve DSU - RCSOO Nikola Karev Strumica (Kuzey Makedonya) ortaklığında yürütülüyor. Enerji okuryazarlığında disiplinlerarası yaklaşım GREENLIGHT projesiyle; enerji tercihlerinin önemi ve bu tercihlerin iklim değişikliği ile çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerine yönelik farkındalık oluşturulması, disiplinlerarası ve yenilikçi öğretim yaklaşımlarıyla öğretmenlerin enerji okuryazarlığı yeterliklerinin geliştirilmesi, öğrencilerin günlük yaşamlarında enerji verimli ve sürdürülebilir davranışlar benimsemelerinin desteklenmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda proje çerçevesinde Yenilenebilir Enerji Kaynak Veritabanı oluşturuldu. Ayrıca etkileşimli e-öğrenme modülleri ve dijital oyunlar geliştirilerek enerji konusunun daha erişilebilir ve ilgi çekici hale getirilmesi sağlandı. Farklı hedef gruplara yönelik Green Energy STEAM atölyeleri ve eğitim programları düzenlenirken, proje çıktılarının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar da eş zamanlı olarak yürütüldü. MSKÜ koordinatörlüğünde yürütülen GREENLIGHT Projesi’nin, enerji bilincinin artırılmasına ve sürdürülebilir gelecek vizyonuna önemli katkılar sunması bekleniyor.
Dicle Elektrik 14 yılda sorumluluk bölgesindeki 6 ile 70 milyar yatırım yaptı
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:21 Dicle Elektrik 14 yılda sorumluluk bölgesindeki 6 ile 70 milyar yatırım yaptı Dicle Elektrik, sorumluluk bölgesindeki Diyarbakır, Siirt, Mardin, Batman ve Şanlıurfa illerine 14 yılda 70 milyar TL yatırım yaparak vatandaşa kesintisiz ve kaliteli enerji aktarmak için çalışmalar gerçekleştirdi. Dicle Elektrik, Diyarbakır’daki altyapı ve teknoloji çalışmalarını aralıksız olarak sürdürüyor. Kentte bugüne kadar 14 milyar TL’yi aşkın yatırım yapan şirket, önümüzdeki 5 yıl içinde de 18 milyar TL’lik yeni yatırımla birlikte toplam 32 milyar TL’yi geçecek bir katkı sağlamış olacak. Şirketin bugüne kadar yapılan yatırımlarının önemli bölümünü teknoloji odaklı projeler oluşturdu. İl genelinde dijital izleme, uzaktan destek ve akıllı sayaç uygulamalarının kapsayıcılığı ise yaklaşık yüzde 60 seviyesine ulaştı. Oluşturulan dijital altyapı sayesinde şebeke anlık olarak merkezden yönetilebilir hale getirildi. Şirket, bu güne kadar sorumluluk bölgesindeki Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Siirt, Batman ve Şanlıurfa illerine 70 milyar TL’yi bulan yatırım yaptı. Gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, bir otelde basın mensuplarına açıklamalarda bulunarak, 14 yıl süre boyunca çok ciddi ekonomik faaliyetlere, ciddi yatırımlar yaparak bölgenin kalkınmasına, hayat standartlarının, yaşam kalitesinin artmasına çok önemli katkılar sağladıklarını düşündüklerini söyledi. Bunun kendilerini hem sevindirip, hem de gururlandırdığını belirten Arvas, "7 bine yakın çalışanımız ki hepimiz bölge insanıyız. Yaşadığımız bölgeye, yaşadığımız coğrafyaya hizmet etmek bizim için ayrıca çok büyük bir onurdur. İnşallah başladığımız bu hizmetleri çok farklı seviyelere taşıyarak bölgemizin tümüne de yaygınlaştıracak şekilde faaliyetlerimizi kesintisiz devam ettireceğiz. En sevindirici haberle başlayabilirim bölgeye yapacağımız yatırımlar. Neredeyse bugüne kadar yaptığımız yatırım kadar ki bugüne kadar 70 milyar bölgemize yatırımlar yaptık. Bir bu kadar yatırımı önümüzdeki 5 yıl yapacak şekilde EPDK’dan onaylandığınızda sizlerle paylaşmak isterim" dedi. 14 yılda yaptıklarını önümüzdeki 5 yılda performansı daha da artırarak tamamlamış olacaklarına dikkat çeken Arvas, "Bu yatırımların sonucunda da özellikle il ve ilçe merkezlerinde bugün yakalamış olduğumuz Türkiye standartlarındaki enerji tedarik kalitesi ve Türkiye standartlarındaki kayıp kaçak oranını bundan sonraki 5 yılda kırsala yaygınlaştırmak en büyük hedefimiz. Bölgede kazandığını bölgeye yatıran, bölgede istihdam oluşturan anlayışımız aynı şekilde kesintisiz olarak devam edecek. Biraz önce de belirttiğim gibi çalışanlarımızın hepsi bölge insanı. Hepsi bölgedeki arkadaşlarımız, bölgedeki gençlerimiz" diye konuştu. "Borcundan dolayı kesinti yaşayan vatandaşımızın borcunu ödediği an, an diyorum bakın, gün ve saat demiyorum. Elektriğini verme kapasitesini ulaştırmış durumdayız" diyen Arvas, "Burada yaşayan vatandaşlarımızın elektrik kesintisi ile ilgili olan sürelerini çok daha aşağıya çekmiş durumda. Bizim kesintileri yönettiğimiz, dağıtım sektörü olarak kesinti süre parametremiz var. Türkiye’de bu süre yaklaşık bin ile bin 100 dakika arasında. Biz bölge genelimizde il ve ilçe merkezlerimizdeki bu süreye çok yakınız. Yaklaşık bin 200 seviyelerde bölge seviyesinde kesinti sürelerimiz var" ifadelerini kullandı. Yaşar Arvas’ın konuşmasının ardından Dicle Elektrik Diyarbakır İl Müdürü Uğur Yaka, yatırım, çalışmalar ve sağlanan konforun geldiği son duruma ilişkin sunum gerçekleştirdi. Sunumun ardından, basın mensuplarının soruları cevaplandı.
Gerçek dışı içerikler çocukları tehdit ediyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:51 Gerçek dışı içerikler çocukları tehdit ediyor İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu, sosyal medyada yayılan içeriklerin gerçek olup olmadığını ayırt etmenin zorlaştığına dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Düşük kalite videoların, görsellerin ve seslerin hızla üretilip paylaşıldığı, ’AI slop’ (yapay zeka kirliliği) olarak da adlandırılan sürecin çocukları ve gençleri olumsuz etkileyebileceğini belirten Dr. Uzunoğlu, "Yüksek etkileşimli içeriklere bağımlılık artıyor. Gerçeklik algısı ve dikkat kapasitesi aşınıyor. Kullanıcılar için doğru, önemli ya da güvenilir olan şeyler giderek belirsizleşiyor" diye konuştu. We Are Social ve Meltwater tarafından hazırlanan Dijital 2025 Türkiye Raporu’na göre, Türkiye’deki aktif internet kullanıcısı 77,3 milyona ulaştı. Türkiye, internet kullanımının en yaygın olduğu ülkeler arasında yer alırken, sosyal medyaya olan ilgi de her geçen gün artmaya başladı. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki sosyal medya kullanıcısı 60 milyona yaklaştı. Ekran başındaki süre artıyor Ekran başında ve sosyal medyada geçen süre hızla artarken, İEÜ İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu, yapay zekayla üretilen yanıltıcı içeriklere dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle sosyal medya platformlarında ’manipülatif’ amaçlarla bazı içeriklerin yayılabildiğini dile getiren Dr. Uzunoğlu, 10-20 yaş aralığındaki genç kullanıcıların yanı sıra ailelere ve güvenilirliklerini korumak isteyen firmalara da tavsiyelerde bulundu. "İki yönde baskı olacak" ’AI slop’ içeriklerin, yalnızca kullanıcıların ya da içerik üreticilerin neden olduğu bir sorun olmadığını belirten Dr. Uzunoğlu, "Bugün sosyal medya platformları, içeriğin doğruluğundan çok dolaşıma girme potansiyelini ödüllendiriyor. Düşük ve orta kalite, hızlı tüketilen ve duygusal tepki üreten içerikler, tam da bu nedenle görünür oluyor. Önümüzdeki dönemde platformlar iki yönde baskı altında kalacak. Bir yandan regülasyonlar ve kamusal baskı artacak, diğer yandan da kendi iş modellerini ayakta tutmak için yüksek etkileşimli içeriklere bağımlılık sürecek. Bu ikili yapı, platformların ’tarafsız aracı’ söylemini inandırıcılıktan uzak hale getiriyor. Dolayısıyla mesele, yalnızca yapay zekânın daha fazla içerik üretmesi değil, platformların neyi öne çıkardığına dair editoryal kararları" diye konuştu. "Hızlı tepki vermek üzerine kurulu" Dr. Uzunoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kullanıcılar açısından yaşanan temel sorunlardan biri, içeriklerin gerçek mi ya da sahte mi olduğu ayrımını yapabilecek zamanın, dikkatin ve zihinsel mesafenin ortadan kaldırılması. Dijital platformlar, kullanıcıyı düşünmeye değil, hızlıca tepki vermeye çağırıyor. Sürekli akan içerik, bildirimler, öneriler ve trend listeleri, kullanıcının içerikle kurduğu ilişkiyi şuurlu bir değerlendirme sürecinden çok, refleksif bir tüketime dönüştürüyor. Bu ortamda ayırt etme kabiliyeti zayıflamıyor, ayırt etme ihtiyacı bastırılıyor." "Gerçeklik, görünürlük ile karıştırılıyor" Bu durumun çocuklar ve gençler üzerinde birçok olumsuz etkiye neden olabileceğini ifade eden Dr. Uzunoğlu, "Hızlı, duygusal ve çoğu zaman manipülatif içeriklerle karşılaşan genç kullanıcılar için ‘doğru’, ‘önemli’ ya da ‘güvenilir’ olan şeyler giderek belirsizleşir. Algoritmaların en çok etkileşim üreten içeriği öne çıkardığı bir ortamda, gerçeklik çoğu zaman görünürlükle karıştırılır. Çok izlenenin doğru, çok paylaşılanın değerli olduğu yönünde örtük bir öğrenme süreci işler. Bu da uzun vadede eleştirel düşünmenin zayıflamasına, yüzeysel bir dünya algısının normalleşmesine yol açabilir. Buna ek olarak, çocuklar ve gençler sürekli bir dikkat ekonomisi içinde büyüdükleri için sabır, derinlik ve bağlam gerektiren düşünme biçimleri geri plana itilir. Her şeyin kısa, hızlı ve ‘eğlenceli’ olması beklentisi, öğrenme süreçlerini ve duygusal dayanıklılığı olumsuz etkileyebilir" diye konuştu. "Düzenlemeler yapılabilir" Ailelere de bu süreçte önemli görevler düştüğünü belirten Dr. Uzunoğlu, "Konuyu sadece yasaklama ya da kontrol etme refleksiyle ele almamalıyız. Çocukları dijital dünyadan izole etmek, hem mümkün değil hem de sağlıklı bir çözüm değil. Asıl ihtiyaç, çocuklarla birlikte içerik üzerine konuşmak, ne izlediklerini değil bunların neden karşılarına çıktığını, ne hissettirdiğini ve ne amaçladığını birlikte düşünmek. Bu tür sohbetler, çocukların dijital ortamda karşılaştıkları içeriklere karşı mesafe koyabilme ve sorgulama becerilerini güçlendirir. Bu noktada bazı düzenlemeler yapılabilir. Platformların çocuklara yönelik öneri sistemlerinin şeffaflaştırılması, yaşa duyarlı algoritmaların uygulanması ve şirketlerin ülkeler düzeyinde muhatap alınabilir temsilcilikler bulundurması sansür değil, kamusal sorumluluğun gereğidir" dedi. Firmalara ’güven’ uyarısı Firmaların da yanıltıcı içeriklere karşı önlemler almaya başladığına dikkat çeken Dr. Uzunoğlu, "Firmaların yapay zeka kaynaklı içeriklere karşı etiketleme, uyarı, doğrulama ya da filigran gibi önlemler almaya başlaması ilk bakışta olumlu görünüyor. Ancak bu önlemler nasıl, ne amaçla ve ne kadar şeffaf biçimde uygulandığına bağlı olarak, güven inşa etmek yerine tam tersine bir etki de oluşturabilir. Yapay zekaya yönelik refleksif ve sert müdahaleler, sorunu yapısal olarak çözmekten çok, kullanıcıyı sürekli alarm hâlinde tutan bir ortama sürükleme riski taşıyor. Burada kritik olan, firmaların aldığı önlemlerin sorumluluğu kullanıcıya devreden bir alarm sistemine dönüşmemesi. ‘Biz uyardık, gerisi sana kalmış’ yaklaşımı sorunu çözmez, sadece yükü bireye bırakır. Oysa kullanıcıların güvenini korumak için platformların yalnızca içerikleri etiketlemesi değil, bu içeriklerin neden ve nasıl dolaşıma sokulduğunu, hangi mantıkla öne çıkarıldığını da açıklaması gerekir. Şeffaflık olmadan güven inşa edilemez" ifadelerini kullandı.
Sultanbeyli’de bilinçli teknoloji seferberliği: 23 bin öğrenciye akıllı dijital eğitim seti
11 Şubat 2026 Çarşamba - 16:46 Sultanbeyli’de bilinçli teknoloji seferberliği: 23 bin öğrenciye akıllı dijital eğitim seti Sultanbeyli Belediyesi, teknolojiyi çocukların gelişimi için güvenli bir limana dönüştürüyor. İlçedeki 23 bin ilkokul öğrencisine hediye edilen "Dijital Eğitim Seti" ile çocuklar şiddet ve reklam içeren içeriklerden uzaklaşarak; akıl oyunları ve zeka egzersizleriyle hem eğleniyor hem öğreniyor. Sultanbeyli Belediyesi, ilçedeki eğitim kalitesini artırmak ve çocukları teknolojinin zararlı etkilerinden koruyarak verimli yönleriyle tanıştırmak amacıyla önemli bir projeye imza attı. İlçe genelinde 2, 3 ve 4. sınıflarda eğitim gören yaklaşık 23 bin öğrenciye kapsamlı bir "Dijital Eğitim Seti" hediye edildi. Okul ziyaretlerinde öğrencilerle bir araya gelerek setleri bizzat takdim eden Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, projenin sadece bir hediye dağıtımı değil, çocukların dijital alışkanlıklarını dönüştürme hamlesi olduğunu vurguladı. "İstiyoruz ki çocuklarımız üreten ve geliştiren bireyler olsun" Teknolojinin bilinçsiz kullanımının önüne geçmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Ali Tombaş, projenin vizyonunu şu sözlerle açıkladı: "2, 3 ve 4. sınıflarda öğrenim gören yaklaşık 23 bin evladımıza ulaştırdığımız bu setlerle yalnızca bir hediye sunmuyor; ekran başında geçen süreyi akıl oyunlarıyla desteklenen, keşif dolu deneyimlere ve kalıcı öğrenmeye dönüştürüyoruz. İstiyoruz ki yavrularımız teknolojinin sadece tüketicisi değil; onu bilinçle kullanan, üreten ve geliştiren bireyler olsun." "Teknolojiyi bilinçli kullansınlar istiyoruz" Projenin aileler için de büyük bir rahatlık sağladığına dikkat çeken Başkan Tombaş, "Velilerimiz açısından iç rahatlatan bir model ortaya koyuyoruz. ’Çocuğum dijital ortamda neyle vakit geçiriyor?’ sorusunun cevabını netleştiriyoruz. Biz teknolojiye karşı duran değil, onu çocuklarımızın geleceği için doğru yerde kullanan bir anlayışa sahibiz. Amacımız çok net: Çocuklarımız teknolojinin kölesi değil, efendisi olsun; ondan fayda üreten nesiller yetişsin" ifadelerini kullandı. Şiddet ve reklam yok, "akıl oyunları" var Dağıtılan dijital eğitim setleri, ebeveynlerin en büyük endişesi olan "güvenli içerik" sorununa da çözüm getiriyor. Pedagojik hassasiyetle hazırlanan 90 farklı oyun ile çocukların ekran başında harcadıkları zamanı; akıl oyunlarıyla desteklenen, keşif dolu deneyimlere ve kalıcı öğrenmeye dönüştürülüyor.
Sinop’ta 4 projeye 39,5 milyon TL hibe
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:44 Sinop’ta 4 projeye 39,5 milyon TL hibe Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) IPARD III Programı kapsamında Sinop’ta toplam yatırım tutarı 55,9 milyon TL olan 4 projenin sözleşmesi imzalandı. Projelere 39,5 milyon TL hibe desteği sağlanacak. IPARD III Programı kapsamında, 6. ve 7. proje çağrıları sonucunda Sinop’ta destek almaya hak kazanan 4 projenin sözleşmesi imzalandı. Sözleşme imza töreni, Sinop Valisi Dr. Mustafa Özarslan’ın katılımıyla Sinop Valiliği Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Programda konuşan Sinop Valisi Dr. Mustafa Özarslan şunları söyledi: "Bugün; üretimi büyüten, istihdamı güçlendiren ve kırsal kalkınmayı doğrudan destekleyen yeni yatırımların sözleşmelerini imzalamak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bugün burada yeni üretim sahalarını, gençlerimiz ve kadınlarımız için açılacak istihdam kapılarının sözleşmelerini imzalayacağız. Çünkü biz şuna yürekten inanıyoruz. Bir şehrin gerçek gücü; toprağında üreten çiftçisinde, atölyesinde çalışan ustasında, serasında emek veren girişimcisinde, kooperatiflerinde ve yerel kalkınma birliklerinde saklıdır. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından yürütülen IPARD III Programı kapsamında, altıncı ve yedinci çağrı dönemlerinde ilimizden 4 yeni proje daha destek almaya hak kazandı. Bu projelerin toplam yatırım tutarı 55,9 milyon lira, hibe desteği ise 39,5 milyon liradır. Desteğe hak kazanan projelerimiz; Saraydüzü S.S. Yaylacılı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifimizin makine parkı yatırımı, Boyabat ilçemizden girişimcimiz Ahsen Şahin’in ahşap oyuncak üretim tesisi, Merkez ilçemizden girişimcimiz Cansu Uyanık’ın serada süs bitkisi yetiştiriciliği yatırımı, Gerze ilçemizde Yerel Eylem Grubu Derneğimizin yürüteceği yerel kalkınma stratejisi projesidir. Bu projeler; tarımdan sanayiye, seracılıktan yerel kalkınmaya uzanan geniş bir yelpazede Sinop’un üretim gücünü büyüteceğine inancım tamdır. Ayrıca özellikle vurgulamak isterim ki; bu projelerin önemli bir bölümünün kadın girişimcilerimiz tarafından hayata geçiriliyor olması bizleri ayrıca gururlandırmaktadır. Kadınlarımız üretimde daha çok yer aldıkça, kırsalda hayat güçlenmekte; aile ekonomileri büyümekte; gençlerimiz memleketlerinde iş bulabilmektedir. Projelerin büyük bölümünün 2026 yılı sonuna kadar tamamlanmasını hedefliyoruz. Bugün imzaladığımız bu sözleşmeler, sadece bugünü değil; Sinop’un yarınlarını inşa etmektedir. 10 Haziran 2024’ten bu yana IPARD Programı kapsamında ilimizde desteklenen proje sayımız 12’ye ulaşmıştır. Toplam yatırım tutarımız 137 milyon lirayı, sağlanan hibe desteği ise 80,5 milyon lirayı aşmıştır. KDV muafiyetleriyle birlikte baktığımızda, Sinop’ta yaklaşık 164 milyon liralık bir yatırım hacmi ortaya çıkmıştır. Bu tablo bize şunu açıkça göstermektedir. Sinop; tarımda, hayvancılıkta, su ürünlerinde, ahşap işleme sanayisinde, yenilenebilir enerjide ve yerel kalkınma projelerinde çok güçlü bir potansiyele sahiptir. Biz Valilik olarak, üretimden yana olan, istihdam oluşturan, katma değer üreten her yatırımcımızın yanında durmaya devam edeceğiz. Kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın kendi topraklarında üretmesini, gençlerimizin doğdukları şehirde çalışmasını ve geleceğini burada kurmasını çok önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni çağrılarla birlikte bu desteklerin daha da artmasını; daha fazla yatırımın hayata geçmesini; daha çok insanımıza iş kapısı açılmasını hedefliyoruz. Bu vesileyle; emeği geçen tüm kurumlarımıza, TKDK teşkilatımıza, yatırımcılarımıza, kooperatiflerimize ve projeleriyle Sinop’umuza değer katan girişimcilerimize teşekkür ediyorum. Bu yatırımların; ilimize, ilçelerimize, köylerimize; üretime, istihdama ve berekete dönüşmesini temenni ediyorum." IPARD III Programı kapsamında hayata geçirilecek projelerin Sinop’ta tarım ve kırsal kalkınmaya katkı sağlaması ve bölgedeki yatırım potansiyelini artırması bekleniyor.
Yangına ’otonom’ müdahale
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:12 Yangına ’otonom’ müdahale Kayseri’de lise öğrencilerinin yarıştığı 57. TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’na katılan öğrencilerin geliştirdiği Otonom Spektroskopik Gözlem ve Müdahale Robotu, yangını otonom olarak tespit ederek sınıfına göre söndürme müdahalesi uygulanmasını sağlıyor. Kayseri’de düzenlenen 57. TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’na Aksaray Bilim ve Sanat Merkezi’nden katılan öğrencilerin yapmış oldukları Otonom Spektroskopik Gözlem ve Müdahale Robotu, yangınların spektral boylarını tespit ederek her yangın türüne göre farklı bir söndürme tekniğinin devreye girmesini sağlıyor. Robot, eksik yanma, bakır, sodyum gibi farklı ateş türlerini lazer ve kızıl ötesi ile tespit ederek ateşin türüne göre söndürme müdahalesi uygulanmasını sağlıyor. Proje ortaklarından lise 2. sınıf öğrencisi Melih Gümüşsoy, can ve mal kaybını en aza indirmek için doğru söndürme teknikleriyle yangına müdahale etmek istediklerini söyleyerek, "Projenin ana amacı, yangınları spektral parmak izlerine göre analiz yapmak, tespit ve müdahale etmek. Yakın zamanda yaşanan Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki gibi yangınların büyümesinin sebebi yangının türü. Bu tür yangınlara çözümler üretmek istiyoruz" dedi. Proje ortaklarından lise 1. sınıf öğrencisi Enes Özkaya ise robotun normal bir kameradan farklı olarak bin 920 dalga boyunda kanallara ayırdığını söyleyerek, "Burada yapmış olduğumuz robot tehlikeli kimyasal reaksiyonların ayrışmasında büyük bir kolaylık sağlıyor. Normal bir kameradan farklı olarak 3 değil, bin 920 farklı dalga boyunda kanallara ayırarak inceliyor ve bu incelemeler sonucu spektral analiz grafikleri her bir nanometre 0.26 piksele tekabül edecek şekilde grafikler oluşturuyor. Hafızasında referans grafikler Pearson korelasyonunu kullanarak tehlike anında kaydetmiş olduğu grafiklerle karşılatıyor. Eşik değerini geçtiği zaman yangınları sınıflandırıp gerekli müdahaleleri yapmamızı sağlıyor" ifadelerini kullandı. Lise 2. sınıf öğrencisi Kayra Alican Arkcı da "TÜBİTAK için hazırlığımız bu proje yangınların spektral boylarını tespit ederek her reaksiyona özel bir müdahale imkânı sunuyor. Yaptığımız farklı deneyler sonucunda farklı müdahaleler uygulamaktadır. Sodyum alevi deneyinde robot sadece hava motoru ile müdahalede bulunmaktadır. Çünkü su, sodyum ile tepkimeye girerek bir patlama oluşturma riski var. Eksik yanma deneyinde robot yüzde 40 güçte hava motorunu çalıştırıyor ve oksijen takviyesi yapıyor. Bu sayede zehirli bir gaz olan karbanmonoksit salınımını engellemiş oluyor" dedi.
Gıdadan kansere kadar etkili yeni kimyasal bileşik patent aldı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:03 Gıdadan kansere kadar etkili yeni kimyasal bileşik patent aldı Dört üniversitenin ortak çalışmasıyla geliştirilen ve patenti tescillenen yeni kimyasal bileşik, yüksek antioksidan özelliğiyle gıdadan enerji depolamaya, kanser araştırmalarından ileri teknolojilere kadar birçok alanda yenilikçi uygulamaların önünü açıyor. Yakın Doğu Üniversitesi’nin, İstanbul Üniversitesi, Arel Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi ile ortaklaşa geliştirdiği "Antrakinon Türevi Yeni Bir Bileşik, Sentez Yöntemi ve Çok Alanlı Kullanım Potansiyeli" başlıklı patent resmi olarak tescillendi. Geliştirilen antrakinon türevi, antioksidan özelliği yüksek olan özel bir kimyasal bileşik. Çok sayıda sektörde ticarileştirilebilecek nitelik Yakın Doğu Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi NERİTA tarafından yürütülen ve fikri mülkiyet koruması altına alınan çalışma, 2019 yılında başlatılan Ar-Ge sürecinin ürünü. Patent kapsamında yeni bir antrakinon türevi kimyasal bileşik geliştirilirken, bileşiğin çevre dostu, ekonomik ve endüstriyel üretime uygun bir yöntemle sentezlenmesi ortaya kondu. Geliştirilen teknoloji, laboratuvar çalışmasının ötesinde çok sayıda sektörde ticarileştirilebilecek nitelik taşıyor. Gıdadan enerjiye, sağlıktan ileri teknolojilere uzanan kullanım alanı Geliştirilen antrakinon türevi, sahip olduğu yüksek antioksidan özellikler sayesinde gıda, tekstil ve ambalaj sektörlerinde ürünlerin raf ömrünü uzatmaya yönelik koruyucu uygulamalara imkan tanıyor. Bu yönüyle buluş, farklı sektörlerde yaygın kullanım potansiyeli sunuyor. Geliştirilen bileşik, lityum-iyon piller, süperkapasitörler, redoks akış pilleri ve enerji dönüşüm sistemlerinde kullanılabilecek elektrokimyasal özellikler taşıyor. Bu sayede yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkili değerlendirilmesine ve sürdürülebilir enerji depolama çözümlerinin geliştirilmesine katkı sunabilecek. Çalışmanın öne çıkan bir diğer yönü ise sağlık alanındaki potansiyel katkıları. Yapılan laboratuvar çalışmaları, geliştirilen antrakinon türevinin özellikle meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını baskılayıcı etki gösterdiğini ortaya koydu. Mevcut tedavilere dirençli ve tedavi seçenekleri sınırlı hasta gruplarında etkili olabileceği değerlendirilen buluş, yeni nesil kanser ilaçlarının geliştirilmesi açısından umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor. "Bu tür çalışmalar, bilimin doğrudan yaşam kalitesine dokunan bir değere dönüşebileceğini ortaya koyuyor" Tescillenen patentle ilgili değerlendirmede bulunan Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, üniversitelerinin bilimsel üretimi somut değere dönüştürmeyi temel bir yaklaşım olarak benimsediğini vurguladı. Geliştirilen bileşiğin gıdadan enerjiye, sağlıktan ileri teknolojilere uzanan geniş bir kullanım alanına sahip olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Günsel, üniversitede yürütülen ve patentle tescillenen bu tür çalışmaların, bilimin doğrudan yaşam kalitesine dokunan bir değere dönüşebileceğini ortaya koyduğunu ifade etti. Üniversitelerinin hedeflerine de değinen Prof. Dr. Günsel, "Dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında yer alan bir kurum olarak hedefimiz; disiplinler arası çalışmaları destekleyen, yenilikçi, sürdürülebilir ve yüksek katma değer üreten bilimsel projelerle yolumuza kararlılıkla devam etmektir. Bu yaklaşımımızın merkezinde, bilimin toplumun gerçek ihtiyaçlarına dokunması, yaşam kalitesini artıran çözümler üretmesi ve bilimsel bilginin doğrudan toplumsal faydaya dönüşmesi yer alıyor" dedi. "Ortak akıl ve disiplinlerarası çalışmalar, bilimsel üretimin en güçlü itici gücüdür" Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ise çalışmanın üniversiteler arası iş birliği ve multidisipliner yaklaşımın somut bir sonucu olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Şanlıdağ, "Bu patent; farklı üniversitelerin ve disiplinlerin bilgi birikimini ortak bir hedef doğrultusunda bir araya getiren güçlü bir akademik iş birliğinin ürünüdür. Günümüz bilim dünyasında kalıcı ve yüksek etkili sonuçlar, ancak ortak akıl ve disiplinler arası çalışmalarla mümkün olabiliyor" dedi. Üniversite olarak bilimsel çalışmaların yalnızca teorik düzeyde kalmamasını önemsediklerini belirten Prof. Dr. Şanlıdağ, "Üniversiteler arası iş birlikleriyle güçlenen multidisipliner projeler, bilginin üretime ve toplumsal faydaya dönüşmesini hızlandırıyor. Bu yaklaşım, üniversitemizin araştırma ve yenilik stratejisinin temel taşlarından biridir" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Şanlıdağ, özellikle sağlık alanında yakın zamanda yeni patent başvuruları yapacaklarını da sözlerine ekledi.
TUA Başkan Yardımcısı Dulkan: "Uzay teknolojilerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:30 TUA Başkan Yardımcısı Dulkan: "Uzay teknolojilerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" SAMSUN (İHA) – Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkan Yardımcısı Fatih Dulkan, "Türkiye’nin uzay alanında yalnızca dışarıdan teknoloji ve hizmet temin eden bir ülke konumunda kalması yeterli değildir. Kendi teknolojisini geliştiren, üreten ve uzay politikalarına yön veren karar alma süreçlerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" dedi. Uluslararası Uzay Kongresi Kampüs Buluşmaları, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. 8’incisi düzenlenen Uluslararası Uzay Kongresi (IAC) 2026 Kampüs Buluşmaları, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Ardından protokol konuşmaları gerçekleştirildi. Astronot Tuva Cihangir Atasever, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Danışmanı ve IAC 2026 Direktörü Emine Doğruok ve IAC Uluslararası Program Komitesi Eş Başkanı Prof. Dr. Mustafa Arif Karabeyoğlu’nun da katıldığı programda açılış konuşmalarını OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ve TUA Başkan Yardımcısı Fatih Dulkan yaptı. "Uzay teknolojilerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" Türkiye’nin uzay alanında etkin rol oynaması gerektiğinin altını çizen Türkiye Uzay Ajansı Başkan Yardımcısı Fatih Dulkan, "Dünyanın en büyük ve en prestijli uluslararası uzay etkinliği olan Uluslararası Uzay Kongresi (IAC), tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilecektir. Biz artık uzay faaliyetlerini sadece bir bilimsel macera olarak değil, bugün milyarlarca dolarlık bir ekonomik alan olarak görüyoruz. Bugün 600 milyar dolara erişmiş olan bu hacmin 2030’lu yıllarda 1,8 trilyon doları aşması bekleniyor ki bu çok ciddi bir rakam. Genellikle ekonomideki büyüme, örneğin OECD ülkelerinde yıllık artış yüzde 3-4 arasındayken, uzay sektöründeki artış yüzde 10’un üzerinde seyretmekte. Bu ciddi bir rakam. Bizim de bu pastada yer almamız lazım. Uzay ekonomisinin sunduğu yüksek ekonomik potansiyelin yanı sıra uzay faaliyetleri, ülkemiz açısından bilimsel ilerleme, teknolojik yetkinlik ve milli güvenlik bakımından da stratejik bir önem taşımaktadır. Bu çerçevede Türkiye’nin uzay alanında yalnızca dışarıdan teknoloji ve hizmet temin eden bir ülke konumunda kalması yeterli değildir. Kendi teknolojisini geliştiren, üreten ve uzay politikalarına yön veren karar alma süreçlerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" diye konuştu. Uzay alanında üzerlerine düşen görevlerin bilincinde olduklarına değinen Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın ise, "Bugün uzay çalışmaları klasik anlamda keşif kavramının çok ötesine geçmiş, yüksek katma değer üreten stratejik ve sürdürülebilir bir ekonomik alan haline gelmiştir. Günümüzde küresel uzay ekonomisi yaklaşık 700 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış; mevcut projeksiyonlar ise bu rakamın 2035 yılında 1,8 trilyon dolara yaklaşacağını göstermektedir. Bu büyüme, uydu ve fırlatma gibi doğrudan uzay faaliyetlerinin yanında uzaydan elde edilen veri ve teknolojilerin tarımdan ulaşıma, çevreden savunmaya kadar pek çok alanda küresel ekonomiye sağladığı katkılardan kaynaklanmaktadır. Bu yönüyle uzay ekonomisi artık yalnızca devletlerin faaliyetleri olmaktan çıkmış; üniversitelerin bilgi üretimi, girişimcilerin yenilikçi çözümleri ve genç araştırmacıların üretken gücüyle beslenen dinamik bir yapıya dönüşmüştür. Bu alanlarda sürdürülebilir ilerleme; nitelikli araştırma altyapıları, disiplinler arası iş birlikleri ve güçlü insan kaynağı ile mümkündür. Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik anlayışımızla yürüttüğümüz akademik çalışmalar, uzay teknolojileriyle birleştiğinde güçlü bir toplumsal etki oluşturmaktadır" şeklinde konuştu. Bir gün süren buluşma programı, katılımcıların sunum ve tecrübe paylaşımlarının ardından sona erdi.
Samsun’da Yapay Zeka Destekli Medya Uzmanlığı eğitimi sona erdi
10 Şubat 2026 Salı - 17:31 Samsun’da Yapay Zeka Destekli Medya Uzmanlığı eğitimi sona erdi SAMSUN (İHA) – Samsun’da düzenlenen ve 2 gün süren Yapay Zeka Destekli Medya Uzmanlığı eğitimini başarıyla tamamlayan 74 kursiyer, sertifikalarını aldı. Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediyesi, İletişim Başkanlığı, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ile Samsun Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğinde düzenlenen Yapay Zeka Destekli Medya Uzmanlığı eğitimi, 2 günlük programın ardından bugün yapılan sertifika töreni ile sona erdi. Eğitimin sonunda kursu başarıyla tamamlayan 74 kursiyer, sertifikalarını Samsun Vali Yardımcısı Mustafa Yıldız, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Pınar Sumer, Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş ve Basın İlan Kurumu Samsun Bölge Müdürü Nedim Engin’in elinden aldı. Programın açılışında konuşan Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yusuf Ziya Çakır, dünyada her 5 kişiden 1’inin yapay zekayı kullandığını, 2 günlük eğitimin de Samsun’da görev yapan medya çalışanlarının işlerini oldukça kolaylaştıracağını söyledi. Etkinliğe ev sahipliği yapmaktan onur duyduklarını dile getiren Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, "Yapay zeka destekli medya uzmanlığı eğitim sertifika törenine ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz. Sertifika almaya hak kazanan herkese hayırlı uğurlu olsun. Bundan sonraki yaşantınızda bu destekle beraber mesleklerinde çok daha iyi şeyler yapacağınıza inanıyoruz. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz" dedi. Yapay zekanın hayatın her alanında olduğu gibi medya sektöründe de önemli bir yer edindiğini ifade eden Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Samsun Bölge Müdürü Ebu Bekir Ayrancı, "2 gün boyunca burada eğitimler aldık. Ben de bir kursiyerdim. 2 günlük eğitim programından dolayı hocalarımıza, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı’na, yer temini konusunda bize her zaman ev sahipliği yapan Samsun Ticaret ve Sanayi Odası’na, Samsun Büyükşehir Belediyesi’ne ve Samsun Valiliği’ne teşekkür ediyor, sertifika töreninin hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu. İletişim Başkanlığı ile bu yıl içerisinde 3’üncü kez proje gerçekleştirdiklerine dikkat çeken OKA Genel Sekreter Vekili Seda Dönmez ise, "İletişim Başkanlığı ile birlikte 1 yıl içerisinde 3’üncü projeyi hayata geçiriyoruz. Bu kadar yoğun iş birliği yapmaktan gurur duyuyoruz. 2026 programlarını da yeni duyurduk. Yeni projeleri de bekliyoruz. Katılımcılar bu teknik destekten memnun kalmışlarsa ve hocalarımız projenin bir paydaşı olmaktan mutlu olmuşlarsa bizler amacımıza ulaşmışız demektir. Tüm katılımcılara şükranlarımı iletiyorum" şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarının ardından program, toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.