TEKNOLOJİ
Bakanlıktan ebeveynlere dijital uygulamalarda ‘ekran süresi’ uyarısı 01 Şubat 2026 Pazar - 12:03:57 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Çocuklar Güvende’ internet sitesinde, 3-6 yaş arasındaki çocuklar için ekran süresinin sınırlandırılması uyarısında bulunuldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, çocukların dijital dünyadaki risklerden korunması için hazırlanan ‘Çocuklar Güvende’ internet sitesinde, 6 yaşındaki çocuklar için ekran süresinin günde en fazla 1 saat olması gerektiği belirtildi. İnternet sitesinde yer alan ‘Ekran Süresi: Sağlıklı Kullanım Önerileri’ bölümünde 3-6 yaş arasındaki çocuklarda ekran süresinin sınırlandırılması ve yaş ilerledikçe bu sürenin aşamalı olarak artırılması tavsiye edilerek video izleme, dijital oyunlar ve televizyon gibi aktivitelerin de bu süreye dahil edilmesi gerektiği kaydedildi. Bakanlık, çocukların dijital alanlarda karşılaşabilecekleri risklerin neler olduğu ve bu risklere karşı hangi tedbirlerin alınabileceği konusunda ebeveynlerin ve toplumun bilgilendirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, çocukların dijital dünyada güvenliğine katkı sağlaması için ‘Çocuklar Güvende’ internet sitesi ve mobil uygulaması hayata geçirildi. Ebeveynlerin rehberliğinde çocuklar için güvenli dijital ortam oluşturma hedefiyle uygulamaya konulan internet sitesinde, ‘Çevrimiçinde çocukları hedef alan tehlikeler’, ‘Oyun dünyasındaki tuzaklar’, ‘Ekran süresi’, ‘Dijital ebeveyn olmak’ ve ‘Çocuklar için güvenli içerik seçimi’ başta olmak üzere birçok bilgilendirici içerik bulunuyor. ‘Çocuklar Güvende’ internet sitesinin, ‘Ekran süresi: Sağlıklı Kullanım Önerileri’ bölümünde, ekran kullanımının çocukların gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği, bu nedenle çocukların yaşına uygun sürelerin belirlenmesi ve sınırlar konularak kontrollü kullanımın sağlanması gerektiği vurgulandı. 3 yaşına kadar çocuklar ekrandan uzak tutulmalı 0-3 yaş arası dönemin, çocukların beyin ve sosyal gelişimi açısından kritik süreç olduğunun altı çizilerek ekran kullanımının bu gelişimi olumsuz etkileyebileceğinden, 3 yaşına kadar çocukların ekrandan tamamen uzak tutulması önerisinde bulunuldu. İnternet sitesinde, 3-6 yaş arasındaki çocuklarda ekran süresinin sınırlandırılması ve yaş ilerledikçe bu sürenin aşamalı olarak artırılması tavsiye edilerek video izleme, dijital oyunlar ve televizyon gibi aktivitelerin de bu süreye dahil edilmesi gerektiğine işaret edildi. Ekran süresinin çocukların yaşlarına uygun şekilde belirlenmesi gerektiği belirtilerek, "3 yaşındaki çocuklar için ekran kullanımı günde en fazla 30 dakika olmalıdır. 4 yaşında bu süre 40 dakika, 5 yaşında ise 50 dakika olmalıdır. 6 yaşındaki çocuklar için ise ekran süresi günde en fazla 60 dakika olarak belirlenmelidir. Ekran kullanımında sınırlar, çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve aile dinamiklerine göre belirlenmelidir. Bu süre, çocuğun fiziksel aktivite, uyku düzeni ve sosyal etkileşim gibi diğer önemli alışkanlıklarıyla dengelenmelidir" tavsiyelerine yer verildi. Yemek sırasında, uyku öncesinde ve çocuk odasında dijital araçların kullanılmamasının önemi vurgulanan bölümde öneriler şu şekilde sıralandı: "Ebeveynler, kurallara uyarak çocuklara örnek olmalıdır. Kurallar net ve anlaşılır olmalı, süre bitmeden önce hatırlatmalar yapılmalıdır. Ekran süresi sona erdiğinde, çocuğun duygularına empati gösterilip, dikkatini başka bir aktiviteye yönlendirmek için önerilerde bulunulmalıdır. Ebeveyn rehberliğiyle, çocukların ekran alışkanlıkları sağlıklı bir şekilde yönlendirilebilir ve kontrollü ekran süreleri, çocukların dijital dünyanın faydalarından yararlanırken, risklerden korunmalarına yardımcı olur."
01 Şubat 2026 Pazar - 12:00 Kütahya Tasarım Teknokent’ten ekonomiye 24 milyon dolarlık yazılım katkısı Kütahya Tasarım Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Durmuş Özdemir, Tavşanlı Meslek Yüksekokulu’nu ziyaret ederek akademik personel ve yönetimle bir araya geldi. Ziyarette, Teknokent’in 2025 yılındaki 24 milyon dolarlık yazılım ihracatı başarısı vurgulanırken, öğrenciler için yeni iş birliği kapıları aralandı. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ın Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüttüğü Kütahya Tasarım Teknokent, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek amacıyla saha çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda Tavşanlı Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. İsmet Çelik’i ziyaret eden Genel Müdür Doç. Dr. Durmuş Özdemir, bölgedeki girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesine yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Teknokent’in faaliyetleri ve sağladığı teşvik imkanları hakkında akademik personele sunum yapan Doç. Dr. Özdemir, kurumun büyüme ivmesine dikkat çekti. Şubat ayı itibarıyla bünyelerindeki Ar-Ge firması sayısının 130’a ulaşacağını müjdeleyen Özdemir, "Yazılım ihracatı gerçekleştiren Teknokent firmalarımız, 2025 yılı içerisinde ülkemize 24 milyon dolarlık bir döviz girdisi sağlayarak yerli teknoloji gücümüzü kanıtlamıştır" ifadelerini kullandı. Ziyaretin en somut çıktısı ise Tavşanlı MYO öğrencilerine yönelik planlanan eğitimler oldu. Görüşme sonunda; öğrencilerin girişimcilik ekosistemine dahil edilmesi, ön kuluçka ve kuluçka süreçlerini yakından tanımaları amacıyla okul bünyesinde bir eğitim semineri düzenlenmesi konusunda mutabakata varıldı. İş birliği kapsamında Bahar döneminde Tavşanlı MYO öğrencileri için Teknokent’e teknik gezi düzenlenmesi kararlaştırıldı. Bu gezi ile öğrencilerin, başarılı girişimci firmaların yönetici ve çalışanlarıyla bir araya gelerek sektördeki gerçek deneyimleri yerinde gözlemlemesi hedefleniyor. Ziyaret, karşılıklı görüş alışverişi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
31 Ocak 2026 Cumartesi - 12:30 Türk plastiğine Avrupa vizesi Avrupa’da plastik ambalajlarda yeni bir dönem başladı. Avrupa’da plastik ambalaj satışı, yeni dönemde yalnızca üretim kapasitesiyle değil; geri dönüştürülmüş içeriğin belgelenmesi, geri dönüştürülebilirliğin doğrulanması ve mevzuata tam uyum sağlanmasıyla mümkün hale geliyor. Türk plastik sektörünün çatı kuruluşu PAGEV ile AB onaylı denetim kuruluşu CERTILOOP, sanayicinin ürünlerni uluslararaı standartlarda belgelemesi için güçlerini birleştirdi. Genel Müdür Yağmur Cengiz Eroğlu, "Bu iş birliği sayesinde Türk plastik sanayicisi, geri dönüştürülmüş içerik iddiasını uluslararası geçerliliğe sahip sertifikalarla kanıtlayabilecek. Bu belge, firmaların ihracatta hem maliyetini düşüren hem de satış kapısını açan stratejik bir araç" dedi. Protokol sayesinde, sertifikalı geri dönüştürülmüş içerik kullanımıyla plastik vergisi ve PPWR kaynaklı maliyetlerin düşmesi, Avrupa’ya satışta karşılaşılan "belge engellerinin" ortadan kalkması ve ihracatta fiyat pazarlıklarında üreticinin elinin güçlenmesi bekleniyor. Aynı zamanda geri dönüşüm firmaları için sertifikalı ham maddeler, üreticiler nezdinde daha değerli ve tercih edilen girdiler haline gelirken; mevzuat kaynaklı riskler de ticari güvenceye dönüşüyor. Bu protokol ile AB’de geçerli sertifikasyon hizmetleri, PPWR uyumlu teknik değerlendirmeler, süreç doğrulama çalışmaları ile eğitim ve mevzuat rehberliği sunulacak. Bu stratejik iş birliğiyle Türk plastik sektörü, Avrupa mevzuatına uyumlu, ihracatta rekabetçi ve sürdürülebilirlikte şeffaf bir yapıya doğru önemli bir adım atmış oluyor. PAGEV Başkan Yardımcısı Ahmet Meriç de, iş birliğinin sektörel etkisine dikkat çekerek, "Sektör, Avrupa Birliği pazarlarında rekabet gücünü koruyabilmek için artık yalnızca üretim kalitesiyle değil; izlenebilirlik, geri dönüştürülmüş içerik ve çevresel beyanların doğrulanması gibi başlıklarda da güçlü olmak zorunda. Bu iş birliğini, sektörümüzün sürdürülebilir dönüşümü açısından önemli bir adım olarak görüyoruz" dedi.
31 Ocak 2026 Cumartesi - 11:14 Moda endüstrisinin geleceği inşa ediliyor Türk hazır giyim sektörü, küresel modaya yön veren, markaların ülkesi bir Türkiye hayalini hedefliyor. Bir yandan sektörün mevcut sorunlarına çözüm üretmeye çalışırken, diğer taraftan moda endüstrisinin geleceğini kurguladıklarını vurgulayan İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçılar Birliği başkan adayı Mustafa Paşahan, "Sektörde donanımlı insan kaynağını geliştirmek, tasarım kapasitesini güçlendirmek, markalaşmanın çarpan etkisinden yararlanmak, İstanbul’u küresel moda merkezi yapmak, ikiz dönüşümü mevcut avantajlarımıza eklemek, e-ihracatın imkânlarından yararlanmak için projeler geliştiriyor, uyguluyoruz. Bütün bu başlıkları stratejik bir konu olarak değerlendiriyoruz. İhracatçıyı destekleyen, üreteni ödüllendiren, rekabeti kolaylaştıran bir yapıyı daha da güçlendireceğiz. Böylece hazır giyim sektörümüzü orta ve uzun vadeli hedeflerimize taşıyacak alt yapıyı oluşturacağız" dedi. Paşahan, Türkiye’nin hazır giyimde dünyanın yedinci, Avrupa’nın ise üçüncü büyük ihracatçısı olduğunu, 220’ye yakın ülke ve bölgeye ihracat yaptıklarını vurgulayarak, "KOBİ ölçeğindeki firmalarımızın rekabetçilikle ilgili sorunlarını biliyor, çözüm için her platformda girişimlerimizi sürdürüyoruz. Ankara nezdinde yürüttüğümüz yoğun girişimler sonucu, KOBİ’lerimiz son bir yıldır istihdam desteğinden yararlanıyor. Bir yandan sektörün mevcut sorunlarına çözüm üretmeye çalışırken, diğer taraftan moda endüstrimizin geleceğini kurguluyoruz. Sektörün 30 yıllık hayali olan Avrupa’nın en büyük hazır giyim fuarını ülkemize kazandırmak bize nasip oldu. Küresel hazır giyim sektörü büyük bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyor. Türkiye’nin bu süreçten avantajlı çıkabilmesi için dijital ve yeşil dönüşüm, bir başka ifade ile ikiz dönüşümü hızla tamamlamalıyız. Yaklaşık 20 yıldır ikiz dönüşüm üzerinde çalışıyoruz. Dönüşümü hızlandırmak için Bakanlıklarımızla, Avrupa Birliği’yle (AB), üniversitelerimizle ve paydaşlarımızla iş birlikleri yapıyor, projeler geliştiriyoruz. Projeler için sektörümüze, AB’den, ulusal ve uluslararası kuruluşlardan hibe destekleri sağladık. Bu desteklerle sektöre kalıcı kurumlar kazandırdık. Moda endüstrimiz için tasarımcı yetiştiren İstanbul Moda Akademisi’ni, dijital dönüşüm ve verimlilik konusunda firmalarımıza hizmet veren dijital dönüşüm merkezini AB’nin hibe destekleriyle kurduk. İhracatçılarımıza uygun maliyetle ve güvenli test hizmeti veren Ekoteks’i dünyanın sayılı laboratuvarlarından biri haline getirdik. Ekoteks laboratuvarlarımızda sektörümüze düşük maliyetli test hizmetleri sunuyoruz. Yeşil ekonomiye geçiş projemizle sürdürülebilir üretime odaklandık. Tamamladığımız ve devam eden projelerimizle moda endüstrimizi Türkiye’de ikiz dönüşümü en hızlı yürüten sektörü yapmanın gururunu yaşıyoruz. Biz, mevcut avantajlarımıza ikiz dönüşümü mutlaka ekleyecek, böylece firmalarımızın rekabetçiliğini güçlendireceğiz. KOBİ Komitesi ve KOBİ Destek Masası kuracağız. Böylece KOBİ’lerimizle var olan mevcut bağlarımızı daha da güçlendireceğiz. Vize problemlerine kalıcı çözüm bulunması için girişimlerimize devam edeceğiz. Daha çok ihracatçımızın yeşil pasaport alabilmesi için yabancı uyruklu kişilere yapılan satışların ihracat statüsünde sayılması uygulamasının yaygınlaştırılmasını sağlayacağız" dedi.