TEKNOLOJİ
Genç bilim insanları projelerini yarıştırdı 17 Şubat 2026 Salı - 14:47:57 Bu yıl 57’ncisi düzenlenen TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın İstanbul Asya bölgesi aşaması tamamlandı. Sakarya, Düzce, İstanbul ve Kocaeli’yi kapsayan bölgenin tüm organizasyon ve yönetim süreçleri Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) akademisyenleri tarafından yürütüldü. Yapılan açıklamaya göre, 9-12 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen organizasyonda SUBÜ Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Gökhan Atalı bölge koordinatörü olarak görev alırken, akademisyenler Doç. Dr. Kasım Serbest ve Dr. Öğretim Üyesi Ayşe Nur Ay Gül koordinatör yardımcılığı, Öğretim Görevlisi Burak Suha Yüksel ise bölge sekreteri görevlerini üstlendi. Saha operasyonlarında üniversite öğrencilerinden oluşan 16 kişilik rehber ekip görev yaptı. 12 farklı alanda 100 proje sergilendi Türkiye genelinde toplam 29 bin 739 başvurunun yapıldığı yarışmada, İstanbul Asya bölgesinden 2 bin 343 proje başvurusu alındı. Jüri değerlendirmelerinin ardından biyoloji, yazılım, psikoloji ve teknolojik tasarım gibi 12 farklı branşta hazırlanan 100 proje bölge sergisine davet edildi. Kocaeli Bilim Merkezi’nde düzenlenen sergide 218 öğrenci ve 96 danışman öğretmen projelerini jüri üyelerine sundu. Kocaeli Üniversitesi Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ödül töreninde 18 birincilik, 12 ikincilik ve 12 üçüncülük ödülü verildi. Törene TÜBİTAK Bilim ve Toplum Başkanı Ömer Kökçam, Kocaeli Vali Yardımcısı Dr. Olgun Öner ve üniversite temsilcileri katıldı. Bölge birincisi seçilen projeler, önümüzdeki aylarda Ankara’da yapılacak olan Türkiye finalinde bölgeyi temsil edecek.
17 Şubat 2026 Salı - 13:40 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantısı’na katıldı. Ankara’da özel bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Cevdet Yılmaz gelişen teknoloji ile değiştiğini, Türkiye’nin de bu teknolojiye ayak uydurarak politikalarını buna göre belirlediğini söyledi. "Dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz" Dünyanın bir değişim sürecinden geçtiğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Bir taraftan dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz. Uzakdoğu’nun yükselen üretim gücünü hepimiz biliyoruz. Dünya ekonomisinde, ticaretinde aldığı payı, giderek yükselen payını. Diğer taraftan biraz bununla da bağlantılı diyelim, dünyadaki yeni ekonomik şekillenme ile de bağlantılı jeopolitik bir takım gerilimlerin yaşandığını görüyoruz. Ticaret politikalarının, kurallarının değiştiğini görüyoruz. Daha korumacı bir dünyayla karşı karşıyayız. Bu da aslında küresel büyüme ve ticaret açısından bir meydan okuma İfade ediyor. Dünya büyümesinin ve ticaretinin tarihsel ortalamalarının altında seyrettiği bir dönemdeyiz. Bu yaşadığımız süreçlerle bağlantılı. Bir taraftan da ama dünyada küresel ortamda bunlar yaşanırken teknolojik bir dönüşümünde içindeyiz. Dünyada bir taraftan da yapay zeka başta olmak üzere dijitalleşme büyük bir teknolojik dönüşümü de eş zamanlı bir şekilde yaşıyoruz. Ve bu yeni teknolojilerde büyük oranda sınır tanımayan teknolojiler. Bunlar için de yapay zeka özellikle yatay bir teknoloji olarak ön plana çıkıyor" diye konuştu. "Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz" Yapay zekayı dijitalleşme sürecinde teknolojilerden bir teknoloji olarak görmediklerini ifade eden Yılmaz, "Bazıları işte bu elektriğin İcadına benzetiyorlar biliyorsunuz. Bütün alanları etkileyen her alana sirayet eden bir teknoloji olarak gelişiyor yapay zeka. Kamu yönetiminden enerjiye. Sağlıktan tarıma. Her konuyu dönüştürücü etkisi olan bir teknolojiden bahsediyoruz. Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz. 12. Kalkınma Planımıza bakarsanız orada görürsünüz ki Kalkınma Planımızın özünü dijital ve yeşil dönüşüm oluşturuyor. İçinden geçtiğimiz süreçlerin bütün alanlara etkisini dikkate aldığımızda bunu temel bir öncelik haline getirmiş durumdayız. Dijital dönüşüm vizyonumuz işlem gücü kapasitesini arttıran, veri altyapısını tahkim eden ve teknoloji yatırımlarını bütüncül bir plan çerçevesinde büyüten bir kalkınma perspektifine dayanmaktadır. Buna ‘ikiz dönüşüm’ de deniyor. Ben doğrusu ‘Üçüz dönüşümü’ daha anlamlı buluyorum. Dijital, yeşil ve sosyal dönüşüm" ifadelerini kullandı. "Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli" Yeniliklerin her zaman iyi sonuçlara yol açmadığını, bazen bunun olumsuz sonuçlarının da oluştuğunu söyleyen Yılmaz, "Yeni teknolojiler bir taraftan büyük bir verimlilik artışı getirirken, rekabet gücü, yenilikçilik kapasitesi doğururken bir taraftan da iyi yönetilemezse kapsayıcı ve insan odaklı kalkınma bakımından ciddi riskler de barındırıyorlar. Biz bu teknolojileri toplumun tamamına yaygınlaştıramazsak toplumun büyük bir kısmı bu teknolojilere erişip yaptıkları işleri bu teknolojilerle ileriye taşıyamazlarsa, sosyal eşitsizlikleri arttırma riskiyle de karşı karşıyayız. Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli. Yapay zekayı eğitim sistemine entegre etmekten başlayarak tüm topluma hobiler dahil olmak üzere yaygınlaştırarak bu riski bertaraf edebiliriz. Sosyal adaleti de sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Dolayısıyla ben ‘Üçüz Dönüşüm’ olarak bu tartışmaları yapmanın ‘dijital yeşil ve sosyal dönüşüm’ olarak meseleye bakmanın daha anlamlı olacağını ifade etmek istiyorum" açıklamasında bulundu. "Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz" Türkiye’nin ekonomik olarak son 23 yılda çok iyi bir noktaya geldiğini ve bu yükselişin devam edeceğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Türkiye son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka burada katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönem ekonomide farklı bir perspektifin giderek güç kazanacağı bir dönem olacak. Bu çerçevede de yapay zekanın dijitalleşmenin çok daha merkezi bir konuma geldiği bir döneme doğru gidiyoruz" diye konuştu. "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır" Birçok programla teknolojik gelişmelerin desteklendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır. İnsanı merkeze alan bir anlayışla bakmak durumundayız. Yapay zeka çağında da olsak gerçek insanlarla bu çağı yaşayacağız. Gerçek zekalarla yaşayacağız, doğal zekalarla. Dolayısıyla bütün bunların insanlığa hizmet etmesi, insanlığın etik değerlerine, refahına, özgürlüğüne, demokratik standartların gelişimine hizmet etmesi gerekiyor. Sosyal boyut kadar demokrasi de bence çok önemli bir tartışma alanı yapay zekada. İnsanların özgür iradeleriyle yapacakları tercihleri çeşitli manipülatif yollarla şekillendirdiğiniz bir ortamda ister istemez demokrasi tartışması da gündeme gelecektir. Biz tabi bu anlamda da farkındalığın artmasını, daha özgürlükçü bir zeminde insanların yine tercihlerini daha geniş bir yelpazede yapabileceği bir ortamı elbette arzu ediyoruz. Bütün bu süreçlerde geniş bir perspektifle politikalarımızı şekillendiriyoruz" dedi. "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız" Yapay zeka yatırımlarının sonuçlarının alındığına değinen Yılmaz, "İlk yapay zeka strateji belgemizi 2021-2025 dönemi için hazırlamıştık. Şimdi önümüzdeki dönem yeni bir stratejiye, geldiğimiz noktada yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bunu dar bir alan olarak görmüyoruz. Genel kalkınma stratejilerimizin bütüncül bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da böyle bakmaya devam edeceğiz. İlk dönemde yaptığımız çalışmaların sonuçlarını da görüyoruz. 2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" açıklamasında bulundu.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 22:28 OMÜ ile Samsun Teknopark’ta faaliyet gösteren firmalar arasında iş birliği Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) yetkilileri, "araştırma üniversitesi" olma hedefi doğrultusunda akademi ile sanayi arasındaki köprüleri güçlendirmek amacıyla Samsun Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren firma temsilcileriyle bir araya geldi. OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz’ın başkanlığında düzenlenen toplantıya, Samsun Teknopark Genel Müdürü Levent Tanrıverdi, OMÜ Ar-Ge Koordinatörlüğü temsilcileri ve Teknopark’ta Ar-Ge faaliyeti yürüten çok sayıda firma yetkilisi katıldı. Toplantıda üniversitenin bilimsel potansiyelinin sanayinin üretim gücüyle buluşturularak bölgesel ve ulusal kalkınmaya katkı sağlanması hedefi vurgulandı. Toplantının ana gündemini üniversite-sanayi iş birliği kapsamında geliştirilebilecek ortak Ar-Ge projeleri ile bu projelerden üretilecek nitelikli bilimsel yayınlar oluşturdu. Özellikle TÜBİTAK TEYDEB destekli projeler ve Avrupa Birliği çerçeve programlarına yönelik iş birlikleri ele alındı. Prof. Dr. Çetin Kurnaz, toplantının açılışında yaptığı konuşmada üniversitenin yeni stratejik yol haritasına değinerek, "Araştırma üniversitesi olma yolunda en önemli parametrelerden biri, bilginin teknolojiye ve ürüne dönüşmesidir. Bu noktada Teknopark firmalarımız bizim en doğal ve en güçlü paydaşımızdır. Akademisyenlerimizin teorik bilgisini sizlerin saha tecrübesiyle birleştirerek ortak Ar-Ge projelerine ve sanayi iş birlikli bilimsel yayınlara imza atmak istiyoruz" dedi. Öte yandan üniversitenin sahip olduğu laboratuvar ve araştırma altyapısının sanayiye açılması, öğrencilerin firmalarda proje tabanlı staj yapması ve akademisyen danışmanlığı modellerinin geliştirilmesi konuları değerlendirildi. Firma temsilcileri, üniversitenin iş birliğine açık ve proaktif yaklaşımından duydukları memnuniyeti dile getirerek, sektörde karşılaştıkları teknik problemlerin çözümünde akademik destekle daha hızlı ve sürdürülebilir sonuçlar elde edilebileceğini ifade etti. Karşılıklı görüş alışverişiyle devam eden toplantıda OMÜ ve Samsun Teknopark yönetimi, iş birliği süreçlerini hızlandıracak yeni mekanizmalar üzerinde mutabakata vardı. Toplantı, üniversite-sanayi iş birliği kültürünün kurumsal zeminde daha da güçlendirilmesi yönünde somut adımlar atılacağı mesajıyla sona erdi.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 21:00 SAHA 2026 hedef büyüttü: 100 bin metrekare alanda dünya savunma sanayii buluşacak İstanbul Fuar Merkezi’nde 5-9 Mayıs tarihleri arasında kapılarını ziyarete açacak olan SAHA 2026 Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı’na ilişkin basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Dünya savunma sanayii, 100 bin metrekareyi aşan alanda bin 500’den fazla firmanın standının yer alacağı fuarda buluşacak. SAHA 2026’nın ilk basın bilgilendirme toplantısı, ASELSAN ÇELİKKUBBE Gölbaşı yerleşkesinde düzenlendi. SAHA İstanbul’un havacılık, savunma ve uzay sanayiine yönelik yeni dönem yaklaşımı ile SAHA 2026 hazırlıklarının aktarıldığı toplantıya ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ile TÜBİTAK Başkanı Orhan Aydın katıldı. Toplantıda SAHA Expo 2026’nın içeriği hakkında bilgiler paylaşıldı. "SAHA Expo, küresel ölçekte güçlü bir platforma dönüştü" SAHA Expo’nun geldiği noktaya dikkati çeken ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, 2024 organizasyonunun yüksek katılımla ve önemli ticari çıktılarla tamamlandığını belirterek, "2024 yılında gerçekleştirdiğimiz SAHA Expo’da 6 milyar doların üzerinde yeni sözleşmeye imza atıldı. 120’den fazla ülkenin katıldığı bu organizasyon, SAHA Expo’nun küresel ölçekteki yerini pekiştirdi" dedi. "100 bin metrekare alanda bin 500’den fazla firma yer alacak" SAHA Expo 2026’ya ilişkin planlanan rakamları da paylaşan İkinci, fuarın ölçeğinin önemli ölçüde büyütüldüğünü vurgulayarak, "100 bin metrekareyi aşan bir alanda bin 500’den fazla firma standıyla yer alacak. 25 binin üzerinde B2B ve G2G görüşmesi yapılmasını, 150’den fazla imza töreni düzenlenmesini ve 300’ün üzerinde yeni ürün lansmanı gerçekleştirilmesini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. "Yenilikçi uygulamalarla klasik fuar anlayışının ötesine geçilecek" SAHA Expo’nun diğer savunma sanayii fuarlarından farklı bir yapıda kurgulandığını dile getiren İkinci, "SAHA Expo artık sadece Türkiye’nin ya da bölgemizin değil, dünyanın önde gelen savunma sanayii fuarlarından biri haline geldi. Bu organizasyonu klasik fuar anlayışının ötesine taşıyacak yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye hazırlanıyoruz" diye konuştu. "FPV dron ve İKA mücadeleleri düzenlenecek" Fuarda canlı demonstrasyonların ön planda olacağını belirten İkinci, SAHA Expo 2026’da ilk kez FPV dron alanı kurulacağını söyledi. İkinci, "Gerçek harp şartlarına yakın senaryolarla FPV dron yarışmaları yapılacak. Bunun yanında insansız kara araçlarına yönelik mücadele alanları da fuar programında yer alacak" dedi. "World Drone War ilk kez SAHA Expo’da gerçekleştirilecek" SAHA Expo 2026’nın dikkat çeken yeniliklerinden birinin de World Drone War olacağını kaydeden İkinci, "Dünyada ilk kez düzenlenecek World Drone War ile FPV teknolojilerinin geldiği noktayı, gerçekçi operasyonel senaryolar altında test etme imkânı sağlanacak" değerlendirmesinde bulundu. "Dijital dönüşüm ve uzay teknolojileri özel oturumlarda ele alınacak" Fuarda yalnızca sergi değil, yoğun bir içerik programının da yer alacağını vurgulayan İkinci, "SAHA Talks kapsamında dijital dönüşüm, yapay zeka, çift kullanım teknolojileri ve değişen tehdit ortamı gibi başlıklar ele alınacak. Uzay teknolojileri odağında tasarlanan Space Talks’ta ise uluslararası konuklar, astronotlar ve sektör temsilcileri bir araya gelecek" ifadelerini kullandı. "Uluslararası kuruluşlar ve NATO mekanizmaları da Expo’da olacak" SAHA Expo 2026’nın uluslararası iş birliklerine zemin oluşturacağını belirten İkinci, "NATO’nun inovasyon mekanizmaları gibi uluslararası yapılar, bu öncelikli alanlarda Türkiye’deki ve dünyadaki sanayiciler ile kullanıcıları SAHA Expo çatısı altında buluşturacak" dedi. "Teknofest’ten SAHA İstanbul’a uzanan bir ekosistem zinciri kurduk" Toplantıda konuşan ASELSAN Genel Müdürü Akyol, Türkiye’de savunma sanayiinde oluşturulan girişimcilik ve üretim ekosisteminin aşamalar halinde ilerlediğini belirterek, "Teknofest ile başlayan bir zincir var. Buralar gençlerimize bu alanları aşılamanın ilk basamakları. Bunun bir üstünde, şirketler olarak uyguladığımız politikalar yer alıyor" dedi. "Bu yapı bir zincir, iki ana eksende yönetiliyor" Kurulan sistemin bütüncül bir yapı olduğuna işaret eden Akyol, "Aslında bu bir zincir. Biz bu zinciri iki ana eksende yönetiyoruz. Türkiye, birçok alanda ürün geliştiriyor. SİHA’larda, entegre hava savunma mimarisinde, elektronik harpte ve daha birçok alanda fark oluşturan işler yapıyor" değerlendirmesinde bulundu. "SAHA Expo’da dünyanın gündemine girecek ürünler sergilenecek" SAHA Expo’nun vitrin niteliğine vurgu yapan Akyol, "Türkiye’deki firmalarımız, milletimizin ve dünyanın gündemine girecek işleri SAHA Expo’da sergileyecek. Bu fuar, yeni ürünlerin küresel ölçekte tanıtıldığı bir platform olacak" ifadelerini kullandı. "Uzun vadede herkesin kazandığı bir işbirliği modeli" Uzun vadeli işbirliklerinin önemine değinen Akyol, "Türkiye ile uzun dönemde işbirliği yapan ülkelerin ve partnerlerin hep birlikte kazandığı bir model oluşturduğumuza inanıyorum. Bizimle çalışan herkes uzun vadede karşılıklı kazanacaktır" diye konuştu. "Yeni ürünlerden çok teslimatlara odaklanmamız gerekiyor" Toplantıda konuşan TUSAŞ Genel Müdürü Demiroğlu ise, savunma sanayiinde gelinen aşamada önceliklerin değiştiğine dikkati çekerek, "Herkes ilk ürünü ve yeni ürünleri merak ediyor ancak biz sektör olarak ve TUSAŞ olarak artık getirilenlerden çok teslimatlara odaklanmak istiyoruz. Hatta sadece ilk teslimatlara değil, 100’üncü, bininci teslimatlara odaklanmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu yaklaşım, sektörün olgunluğa eriştiğinin de önemli bir göstergesi" diye konuştu. "İspanya anlaşması ve ileri ülkelerle yürütülen temaslar önemli" Uluslararası işbirliklerine ilişkin örnekler veren Demiroğlu, "Geçen sene sonunda İspanya ile imzaladığımız sözleşme, bugünlerde ve önümüzdeki aylarda Avrupa’daki şirketlerle yürütülen görüşmelerle birlikte Kanada ve Japonya gibi bugüne kadar bizden çok ileride olduğunu düşündüğümüz ülkelerle yapılan teknoloji transferi ve yerlileştirme odaklı temaslar, Türkiye’nin ulaştığı seviyeyi açıkça gösteriyor" dedi. "Bu başarı ekosistemle birlikte elde edildi" Gelinen noktanın tek başına bir kurumun başarısı olmadığını vurgulayan Demiroğlu, "Biz bunu tek başımıza değil, tüm savunma sanayii ekosistemiyle birlikte başardığımıza inanıyoruz. Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayiinde ulaştığı olgunluğun somut bir göstergesidir" değerlendirmesinde bulundu.