TEKNOLOJİ - 16 Şubat 2026 Pazartesi 09:45

Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen ‘Sorumlu Sosyal Medya Etkileyicileri Eğitimi" gerçekleştirildi

A
A
A
Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen ‘Sorumlu Sosyal Medya Etkileyicileri Eğitimi" gerçekleştirildi

Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen ‘Sorumlu Sosyal Medya Etkileyicileri Eğitimi’nin dördüncüsü İstanbul’da gerçekleştirildi.


Eğitim programı kapsamında Ticaret Bakanlığı temsilcileri tarafından; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili ikincil mevzuat çerçevesinde tüketicilerin korunmasına yönelik düzenlemeler, Reklam Kurulu’nun yapısı, işleyişi ve sosyal medya reklamlarına ilişkin yasal yükümlülükler, emsal kararlar ışığında katılımcılara aktarıldı. Ayrıca; sosyal medya etkileyicilerinin vergisel sorumlulukları, reklam etiği, kişisel verilerin korunması ve fikri mülkiyet hakları gibi önemli başlıklar detaylıca ele alındı.


Kamu kurumları ile sosyal medya etkileyicilerini bir araya getiren eğitim programı ile sosyal medya etkileyicilerinin (influencer) mevzuata uyum bilincinin güçlendirilmesi, tüketicilerin dijital mecralardaki güvenliğinin artırılması ve sorumlu reklamcılık anlayışının dijital ekosistemin tamamına yayılması amaçlandığı belirtildi.


Söz konusu eğitim programında, Ticaret Bakanlığı’nın paydaşı olduğu ‘Dijital Ortamda Yasa Dışı Bahisle Mücadele Eylem Planı’ kapsamında yürütülen çalışmalara özel bir bölüm ayrıldı.


Sosyal medya mecralarının yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinin tanıtımında bir araç olarak kullanılmasının önlenmesi amacıyla; etkileyicilerin bu tür içeriklerin yayılmasındaki hukuki ve cezai sorumlulukları, yasa dışı bahis reklamlarının toplum sağlığı ve ekonomik düzen üzerindeki tahribatları, söz konusu içeriklere yönelik Reklam Kurulu tarafından uygulanan idari yaptırımlar, hakkında kapsamlı bilgilendirme yapıldı.


Bu çerçevede, sosyal medya etkileyicilerinin dijital mecralarda yasa dışı bahis ve kumarın özendirilmesine karşı sergileyecekleri tutumun, yasa dışı bahisle mücadelenin başarısında anahtar rol oynadığı vurgulandı.



Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Evde eşi ile gördüğü adamı öldüren başkomisere 10 yıl hapis cezası Elazığ’da evinde eşiyle yakaladığı şahsı öldüren başkomiserin yargılandığı davada kararını açıklayan mahkeme, iyi hal ve üst halden haksız tahrik indirimi uygulayarak sanığı 10 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırdı. Geçen yıl 5 Eylül’de yaşanan olayda, Çaydaçıra Mahallesi’ndeki evine öğle vakti gelen Başkomiser M.K., içeride Orhan Ö. (44) ile karşılaştı. Çıkan kavga sonucunda başkomiser, belindeki silahla defalarca ateş etti. Kurşunların hedefi olan Orhan Ö. olay yerinde hayatını kaybederken, Başkomiser M.K. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında, tutuklu sanık M.K. ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Sanık M.K. ifadesinde, "Maktulle evimin içerisinde karşılaştığım an itibariyle maktul kapı arkasında saklanmış bir şekilde bıçağı bana saplamaya kalktı. Ben ilk etapda mani oldum. Boğuşma sırasında ikimizde yaralandık. Bunlar doktor raporunda mevcuttur. Maktulün otopsi raporunda ateşli silah yaralanmaların dışında boynunu sıkmamdan dolayı oluşan raporlar var. Maktul olay öncesinde bıçak alarak saklanması ve yazışmalarındaki ‘M.K. eve gelirse umurumda değil artık. Tanışmak zorunda kalırız, kendisi bilir’ sözleri maktulün yapmış olduğu bıçaklı saldırıyı düşünce bakımından önemlidir. Maktul gayriahlaki birliktelik içerisindedir. Deşifre olacağını anladığından itibaren de bıçaklı saldırı yaparak birlikteliğin ifşa olmamasını sağlamaya çalışmıştır. Maktulün benim evimde olması konut ihlalinin içinde bulunduğu suçtan dolayı bıçaklı saldırı yaparak kurtulmayı denemiştir. Maktulün evli ve 3 çocuk babası olması, ilişkilerinin öğrenilmesi durumunda hem evinden hem de işinden olacaktı. Bundan dolayı saklanmış ve bıçaklı saldırı gerçekleştirmiştir. Olay anında da maktul ‘seni geberteceğim’ sözleri söyledi" diye konuştu. "Maktulü öldürmek için ateş etmedim" Maktulün saldırısının biter bitmez ateş etmeyi bıraktığını aktaran M.K., "İsteseydim silahta kalanları da sıkardım ama ben öyle bir şey yapmadım. Maktulü öldürmek için ateş etmedim. Otopsi raporlarında da görüldüğü gibi tek bir yere ateş etmemişim. Vücudunun alt kısmından ateş etmeye başlamışım. Olay esnasında kullandığım silah yarı otomatik bir tabancadır. Bir defa doldurunca mermi bitene kadar sıkabiliyorsun. Olay esnasında birden fazla dolduruş yapmam için silahın bozuk veya mermilerin patlamamış olması gerekiyor. Olayda fişekler patladı birden fazla dolduruş yapmadığım ortadadır. Olay sonlandıktan sonra dahi üzerimdeki korkuyu atamadım. Benim yaşanan olaydaki kastım kesinlikle öldürmek değildi. Olay anında bıçağın bana yöneltilmiş olmasından dolayı müdahale etmek zorunda kaldım. Kastım kesinlikle öldürmek değil, hayatıma yönelik saldırıyı bertaraf etmekti. Maktulün saldırısını anlar anlamaz atışlarıma son vermiş olmam da öldürme kastımın olmadığını ortaya koymuştur" şeklinde konuştu. "Kanunların beni korumasına muhtacım" M.K., "Olayın ardından kolluk görevlilerine durumu bildirdim. Olay yerini terk etmedim veya kaçmadım. Konunun ölümle sonuçlanması beni üzmüştür. Böyle bir konunun yaşanmasını dahi istemezdim. Evimde ansızın beklemediğim bir anda bir saldırıya maruz kaldım. Çocuğumdan işimden ve özgürlüğümden uzak kaldım. Ömrüm boyunca kanunlara uyan örf ve adetlere bağlı olarak yaşamaya çalıştım. Bunlara rağmen bela beni evimde buldu. Kanunların beni korumasına muhtacım. ve mağduriyetime inanmasını arz ederim. Yaşanan olayda kastım kesinlikle öldürmek değildi. Ateş etmek zorunda kaldım. Konunun ölümle sonuçlanması beni üzmüştür. Olayın yaşanmasını istemezdim" ifadelerini kullandı. Kararına açıklayan mahkeme heyeti sanığa, iyi hal ve üst halden haksız tahrik indirimi uygulayarak 10 yıl 2 ay hapis cezası verdi.
Adana Eğitim-Bir-Sen ilçe başkanları ve kadınlar komisyonu istişare toplantısında buluştu Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi tarafından, İlçe Başkanları ve kadınlar komisyonunun katılımıyla düzenlenen eğitim, bilgilendirme ve istişare toplantısı gerçekleştirildi. Programın ardından değerlendirmelerde bulunan Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, "Adana’da 12. yetki yılımızı Mayıs ayında zaferle ve yeni rekorlarla taçlandıracağız" dedi. Eğitim-Bir-Sen’in Adana Şubesi, teşkilat dinamizmini artırmak ve saha çalışmalarını koordine etmek amacıyla ’İlçe Başkanları ve Kadınlar Komisyonu Eğitim, Bilgilendirme ve İstişare Toplantısı’nı gerçekleştirdi. Geniş bir katılımla düzenlenen organizasyonda; Adana Şube Yönetimi, İlçe Başkanları, Kadınlar komisyonu Başkan ve üyeleri bir araya gelerek eğitim gündemini ve sendikal stratejileri masaya yatırdı. "Adana’da yetkinin ve istikrarın adresi değişmeyecek" Toplantının açılış konuşmasını yapan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, teşkilatın bugüne kadar gösterdiği performanstan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Konuşmasında 14 Şubat 1992’de başlayan sendikal yolculuğa özel bir parantez açan Sarıgeçili, Kurucu Genel Başkan Mehmet Akif İnan’ın attığı tohumun, bugün Genel Başkan Ali Yalçın liderliğinde emek, özlük ve özgürlük mücadelesinin kalesi haline geldiğini vurguladı. Geçmiş başarıların geleceğe dair sorumlulukları artırdığını ifade eden Sarıgeçili, şu değerlendirmelerde bulundu: "Özlük ve özgürlük mücadelemizin 34. iftihar yılında, kurucu değerlerimizden aldığımız güçle yürüyoruz. 2025 yılı, sendikal tarihimize altın harflerle yazılan rekorların yılı oldu. Ancak bizler, dünün başarılarıyla yetinecek bir teşkilat değiliz. 2026 yılında, kırdığımız bu rekorların üzerine koyarak, daha güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Mayıs ayında gerçekleştirilecek mutabakatla birlikte, Adana’da yetkideki 12. yılımızı gururla kutlayacağız. Sahadaki inancımız ve azmimiz, bu istikrarın en büyük teminatıdır." Saha sorunları ve çözüm önerileri masaya yatırıldı Toplantının ilk bölümünde Şube Yönetim Kurulu üyeleri, kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili teknik ve idari bilgilendirmelerde bulundu. Ardından söz alan İlçe Başkanları, ilçelerinde yürüttükleri faaliyetleri aktararak, okul ve kurumlarda eğitim çalışanlarından kendilerine iletilen talep ve sorunları şube yönetimiyle paylaştı. Eğitim çalışanlarının özlük hakları ve çalışma şartlarına dair sahadan gelen geri bildirimler, çözüm odaklı bir yaklaşımla değerlendirildi. Kadınlar komisyonu, bugüne kadar gerçekleştirilen faaliyetlerden örnekler sunarak, önümüzdeki döneme dair projelerini paylaştı. Özellikle yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde, Eğitim-Bir-Sen üyesi kadınlara özel, farkındalık oluşturacak ve kadın eğitimcilerin sesini duyuracak özel çalışma programlarının hazırlandığı ifade edildi. Sendikacılıkta dijital dönüşüm: Yapay zeka eğitimi Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, program çerçevesinde katılımcılara yönelik düzenlenen eğitim seminerinde; sosyal medyanın etkin kullanımı ve yapay zeka teknolojilerinin sendikal çalışmalara entegrasyonu anlatıldı. Üye çalışmalarında dijital araçların nasıl daha verimli kullanılacağına dair ipuçlarının verildiği seminer, katılımcılardan ilgi gördü. Başkan Sarıgeçili’den teşekkür mesajı Organizasyonun kapanışında bir değerlendirme yapan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, toplantının verimliliğine dikkat çekerek emeği geçenlere teşekkür etti. Sarıgeçili, "Bu büyük ailenin her bir ferdi, eğitim davasının birer neferidir. Organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen Şube Yönetimimize, sahada ter döken İlçe Başkanlarımıza, sendikal mücadelemize zarafet ve güç katan Kadınlar komisyonumuza ve toplantıya katılım sağlayan tüm dava arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Birlik ve beraberliğimiz daim olsun" diyerek sözlerini noktaladı.
Eskişehir Zayıflama iğneleri obeziteyi tedavi etmez Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi İç Hastalıkları (Dâhiliye) Uzmanı Mustafa Tektaş, son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğneleriyle ilgili önemli uyarılarda bulundu. Dr. Mustafa Tektaş, son dönemde sıkça gündeme gelen zayıflama iğneleri hakkında merak edilenleri anlattı. Mustafa Tektaş, bu ilaçların kilo vermeye yardımcı olabildiğini ancak herkes için uygun olmadığını ve mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerektiğini vurguladı. Zayıflama iğnelerinin iştah kontrolünü düzenleyerek ve mide boşalmasını yavaşlatarak kilo kaybına yardımcı olmayı hedeflediğini belirten Mustafa Tektaş "Bu ilaçlar vücutta tokluk hormonu olarak bilinen GLP-1 benzeri bir etki oluşturarak açlık hissini baskılar ve kişinin daha uzun süre tok kalmasını sağlar. Metabolizmayı destekleyebilir ve insülin direncinin düzenlenmesine katkı sunabilir." dedi. "Herkes için uygun değil" Ancak bu tedavilerin her birey için uygun olmadığını vurgulayan Mustafa Tektaş, kişinin genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar, hormonal dengesi ve yaşam tarzının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. "Doktor kontrolü olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Özellikle ailede pankreas hastalığı, pankreas kanseri ya da tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde dikkatli olunması gerekiyor" dedi. Yan etkiler görülebiliyor Zayıflama iğnelerinin en sık görülen yan etkilerinin mide-bağırsak sistemiyle ilgili olduğunu belirten Mustafa Tektaş, "Karın ağrısı, bulantı, kusma, şişkinlik, ishal veya kabızlık en sık karşılaşılan şikâyetlerdir. Kullananların yaklaşık yüzde 5-10’unda mide-bağırsak yan etkileri nedeniyle ilaç bırakılmaktadır. Daha ciddi ancak daha nadir görülen yan etkiler arasında pankreas iltihabı (pankreatit) bulunuyor. Ailevi yatkınlığı olan kişilerde pankreas kanseri, tiroid kanseri gelişme riskine yönelik bildirimler bulunmaktadır. Bazı hastalarda optik nöropatiye bağlı görme problemleri bildirilmektedir. Bu sebeple tedavi sürecinin mutlaka hekim kontrolünde yürütülmesi gerekir" diye anlattı. Yaşam tarzı değişikliği şart Zayıflama iğnelerinin obeziteyi tek başına tedavi etmediğine dikkat çeken Dr. Mustafa Tektaş, "Bu ilaçlar iştahı azaltarak kilo vermeye yardımcı olur. Ancak obezitenin temelinde yatan nedenler çözülmeden kalıcı başarı sağlanamaz. Obezite, metabolik bir hastalıktır. Tedavi sürecinde; insülin direnci, kontrolsüz diyabet, psikolojik kökenli yeme bozuklukları, cushing hastalığı ve tiroid hormon bozukluklarının mutlaka araştırılması gerekir. Bu sorunlar tedavi edilmeden verilen kiloların geri alınma ihtimali yüksektir. İlaç tedavisi sürecinde sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz büyük önem taşımaktadır. Yaşam tarzı düzenlenmeden kalıcı kilo kaybı mümkün değildir. Obezite metabolik bir bozukluktur ve tedavisi bütüncül yaklaşım gerektirir" ifadelerini kullandı.