TEKNOLOJİ
30 Nisan 2026 Perşembe - 10:22 TÜRGEV’den üniversite gençliğine "Sağlıklı yaşam ile bağımsız kampüs" çalıştayı Üniversite gençliğinin bağımlılık, hareketsizlik ve aidiyet sorunları, 29 Nisan’da İstanbul İbn Haldun Üniversitesi’nde düzenlenen "Sağlıklı Yaşam ile Bağımsız Kampüs" çalıştayında ele alındı. TÜRGEV, Yeşilay ve İHÜ iş birliğiyle gerçekleştirilen programda, farklı üniversitelerden 100 öğrenci bu alanlara ilişkin politika önerileri geliştirdi. İbn Haldun Üniversitesi önderliğinde düzenlenen "İHÜ Yüzyıla Değer Öğrenci Çalıştayları" serisi üçüncü 29 Nisan 2026’da İstanbul’da gerçekleşti. Çalıştay, İHÜ Sanat Kültür ve Spor Daire Başkanlığı koordinasyonunda; Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Araştırma ve Uygulama Merkezi (REDAM), Yeşilay ve TÜRGEV iş birliğiyle gerçekleştirildi. Program kapsamında geliştirilen öneriler, raporlanarak ilgili kurumlarla paylaşılacak. Bağımlılık toplumsal boyutuyla ele alındı Yeşilay’ın 2026 yılını "Bağımsızlık Yılı" ilan etmesi, çalıştayın ana çerçevesini oluşturdu. Bu kapsamda bağımlılıkla mücadele bireysel bir sorun olmanın ötesinde toplumsal bir başlık olarak ele alındı. Çalıştayda, önleyici yaklaşımlar ve farkındalık çalışmaları öne çıkarken, öğrenciler bağımlılıklara karşı geliştirilebilecek yöntemler üzerine görüşlerini paylaştı. Gençlerin gündeminde üç kritik başlık Öğrenciler üç oturumda kendi deneyimlerinden yola çıkarak sorunların nedenlerini tartıştı ve politika önerileri geliştirdi. Teknoloji ve sosyal medya kullanımı, hareketsiz yaşam alışkanlıkları ile kampüslerde aidiyet duygusu öğrencilerin bakış açısından ele alındı. Bağımlılık başlığında; teknoloji, sosyal medya, dijital oyunlar ve kumarın üniversite öğrencileri üzerindeki etkileri gündeme geldi. Bu alışkanlıklara yönelimde yalnızlık, stres ve akademik baskının etkili olduğu vurgulandı. Kampüs içi sosyal alanların artırılması ve farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması önerileri öne çıktı. Hareketsiz yaşam başlığında ise düzenli fiziksel aktivitenin önündeki engeller tartışmaya açıldı. Ders yoğunluğu, artan ekran süresi ve kampüslerde spor imkanlarının sınırlılığı başlıca nedenler arasında gösterildi. Aktif yaşamı destekleyen kampüs düzenlemeleri ve spor imkanlarının artırılması öğrencilerin öne çıkan önerileri arasında yer aldı. Aidiyet başlığında ise öğrencilerin kendilerini bir topluluğun parçası olarak hissetme düzeyi ele alındı. Büyük şehirlerde artan yalnızlık ve sosyal kopukluk sorunlarına dikkat çekilirken, iletişimi güçlendirecek ve sosyal etkileşimi artıracak programların önemi vurgulandı. 100 öğrenci ortak akılla öneri geliştirdi Farklı üniversitelerden ve disiplinlerden, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak yer alan 100 öğrenci "beyin fırtınası" yöntemiyle çalıştı. Oturumlarda ortaya çıkan fikirler politika önerilerine dönüştürüldü. Sürece, farklı alanlardan akademisyenlerin yer aldığı Akademik Danışma Kurulu da katıldı. Tüm çalışmalar dijital ortamda yürütüldü; katılımcılar kendi bilgisayarlarıyla sürece dahil oldu. Çalıştayda üretilen öneriler rapor haline getirilerek ilgili kurumlarla paylaşılacak. Katılımcılara program sonunda katılım belgesi verildi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 17:37 TOGÜ’de geleceği şekillendiren fikirler yarıştı Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) tarafından düzenlenen Proje Ligi’26 Ödül Töreni’nde farklı kategorilerde dereceye giren yenilikçi projeler açıklanırken, öğrencilerin bilimsel ve girişimci çalışmaları büyük ilgi gördü. TOGÜ tarafından bilimsel düşünceyi teşvik etmek, yenilikçi projeleri desteklemek ve genç girişimcileri cesaretlendirmek amacıyla düzenlenen "Proje Ligi’26 Değerlendirme ve Ödül Töreni", 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi Milli İrade Salonu’nda gerçekleştirildi. Törene TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, rektör yardımcıları, rektör danışmanları, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Etkinlik, müziğin birleştirici gücünü yansıtan özel konserle başladı. TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz; "Üniversite-sanayi iş birliğine somut bir örnek teşkil eden Proje Ligi organizasyonunda yer almaktan büyük mutluluk duyuyorum. TOGÜ olarak biz, projeyi yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda geleceği şekillendiren bir vizyon olarak görüyoruz. Bu anlayış doğrultusunda geliştirilen her proje hem akademik dünyaya hem de toplumsal sorunların çözümüne önemli katkılar sunmaktadır. Üniversitemiz, eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme, toplumsal katkı ve uluslararasılaşma alanlarında her geçen gün daha güçlü bir ivme kazanmaktadır. Öğrencilerimizin artan proje üretme istekleri ve farklı alanlardaki girişimleri bizleri son derece memnun etmektedir. Üniversite yönetimi olarak, ortaya konulan bu değerli projeleri desteklemeye ve öğrencilerimizin yenilikçi fikirlerini teşvik etmeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. Dereceye giren projeler açıklandı Lisansüstü eğitim kategorisinde dereceye giren projeler açıklandı. Birincilik ödülünü Şahabettin Akca’nın "Endüstri 4.0 ve IoT Tabanlı Akıllı KKD Ekosistemi: Yapay Zeka Destekli Gerçek Zamanlı İşçi Sağlığı İzleme ve Proaktif Risk Yönetim Sistemi" adlı projesi kazanırken, ikinci sırada Furkan Çetinkaya’nın "Gök Kubbe Konseptine Entegre: Asimetrik Roket Tehditlerine Karşı Yapay Zeka Tabanlı Yörünge Tahmini ve Düşük Maliyetli Otonom İHA ile Kinetik Önleme Sistemi" adlı çalışması yer aldı. Üçüncülük ödülü ise Nurhayat Doğan’ın "Döngüsel Ekonomi İçin Yapay Zeka Destekli, Konum Tabanlı Otonom Takas ve Bağış Ekosistemi: ‘Sıfır Para’ Modeli" projesine verildi. Aynı kategoride Seray Önder’in "Varikosel Kaynaklı İnfertilitede Ubiquitin Proteazom Sistemi: Yeni Moleküler Biyobelirteç Arayışı" ve yine Nurhayat Doğan’ın "Akıllı Şehirler İçin Otonom Hacimli Atık Yönetimi ve İleri Dönüşüm Sistemi" projeleri de mansiyonla ödüllendirildi. Eğitim ve Sosyal Bilimler kategorisinde Aysun Aslanzade "Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Gençlerinin Oy Verme Davranışı ve Vatandaşlık Bilinci" adlı çalışmasıyla birincilik elde ederken, Deniz Demir dijital mal varlıklarının mirası üzerine yaptığı karşılaştırmalı hukuk çalışmasıyla ikinci oldu. Üçüncülük ödülü Ayşenur Aktepe’nin Türkiye’de babalık izni ve bakım yüküne ilişkin araştırmasına verildi. Çağla Karabacak sürdürülebilir laboratuvarlar üzerine çalışması ve Zeynep Nazlı Gözpınar ise yenilenebilir enerji dünyasını ele alan projesiyle mansiyon aldı. Fen ve Mühendislik Bilimleri kategorisinde Sude Karaca, biyojenik ZnO nanoparçacıklarıyla temiz su üretimine yönelik çalışmasıyla birinciliğe layık görülürken, Medine İrem Keser patates çeşitlerinin verim karşılaştırması üzerine projesiyle ikinci oldu. Ahmet Zeki Aksoy’un akıllı sağlık çantası projesi üçüncü olurken, Görkem Sert akıllı arı kovanı savunma sistemi çalışmasıyla mansiyon aldı. Şerife Miray Yılmaz ise kanser erken teşhisine yönelik floresan teşhis kiti geliştirme projesiyle mansiyon kategorisinde ödül kazandı. Sağlık ve Biyoteknoloji Bilimleri kategorisinde ise İsa Mert Eşki Alzheimer erken teşhisine yönelik elektrokimyasal biyosensör çalışmasıyla birinci olurken, Buğra Keskin karınca yuvası volatomu üzerine araştırmasıyla ikinci oldu. Gamze Mertyılmaz akıllı bebek bezi projesiyle üçüncülük elde ederken, Kübra Oğuz yapay zeka destekli akıllı ilaç salım sistemi çalışmasıyla mansiyon aldı. Fahriye Bordanacı ise köyde aktif yaşlanma ve fiziksel aktivite konulu projesiyle mansiyon ile ödüllendirildi. Törenin ardından katılımcılar fuaye alanında kurulan proje stantlarını ziyaret ederek öğrencilerin çalışmalarını yakından inceleme fırsatı buldu.
Veliler ve öğrenciler kodlama etkinliğinde buluştu
15 Nisan 2026 Çarşamba - 10:52 Veliler ve öğrenciler kodlama etkinliğinde buluştu Adıyaman’ın Kahta ilçesinde düzenlenen "Kodlama ve Dijital Farkındalık Etkinliği"nde çocuklar, veliler ve gönüllüler bir araya geldi. Yavuz Selim İlkokulu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, çocuklara ve ailelerine dijital dünyanın fırsatları ve riskleri anlatıldı. Program kapsamında dijital ortamlarda güvenli davranış, siber zorbalıkla mücadele ve dijital vatandaşlık konularında farkındalık oluşturulması hedeflendi. Etkinlikte öğrenciler ve veliler birlikte kodlama çalışmaları yaparak dijital becerilerini geliştirme fırsatı buldu. Katılımcılara ayrıca dijital öğrenme imkânları ve yürütülen eğitim faaliyetleri hakkında bilgi verildi. Velilerin etkinliğe aktif katılım sağlamasıyla çocukların öğrenme süreçlerine aile desteğinin artırılması amaçlanırken, öğrenciler aileleriyle birlikte öğrenme deneyimi yaşadı. Dijital çağda çocukların erken yaşta bilinçlenmesinin büyük önem taşıdığını belirten Okul Müdürü Ali İhsan Köroğlu, "Öğrencilerimizin hem kodlama becerilerini geliştirmesi hem de dijital dünyada güvenli davranış konusunda farkındalık kazanması bizler için çok kıymetli. Velilerimizin de sürece dahil olması eğitimi daha güçlü hale getiriyor" dedi. Etkinlikte ayrıca, ilçede benzer eğitim çalışmalarının önümüzdeki süreçte artarak devam edeceği ifade edildi. Etkinliğin, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) Ateşböceği Öğrenim Birimi tarafından yürütülen çalışmalar çerçevesinde gerçekleştirildiği öğrenildi.
Sağlıkta yapay zeka devrimi: Tümörlü dokular milimetrik doğrulukla tespit edilebilecek
15 Nisan 2026 Çarşamba - 10:25 Sağlıkta yapay zeka devrimi: Tümörlü dokular milimetrik doğrulukla tespit edilebilecek Tıpta geleneksel tanı yöntemleri, yerini akıllı ve öngörülebilir veri modellerine bırakıyor. Yapay zeka ile biyoinformatiğin stratejik gücüne dikkat çeken Doç. Dr. Nazife Çevik, yeni nesil teknolojiler sayesinde tümörlü dokuların artık milimetrik bir hassasiyetle teşhis edilebildiğini söyledi. Yüksek boyutlu ve heterojen biyolojik verilerin analizinde geleneksel yöntemlerin sınırlarına ulaşıldığını anlatan İstanbul Arel Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nazife Çevik, yapay zeka tabanlı yaklaşımların sağlıkta yeni bir soluk olduğunu ifade etti. Özellikle Konvolüsyonel Sinir Ağları (CNN) kullanılarak gerçekleştirilen tıbbi görüntü analizlerinin hayati bir role sahip olduğunu vurgulayan Çevik, teknolojinin sağladığı somut katkıları şu başlıklarla özetledi: "Hassas Tümör Segmentasyonu: MR ve BT görüntülerinde tümörlü dokuların milimetrik bir doğrulukla tespit edilmesi ve sağlıklı dokudan ayrıştırılması. Erken Teşhis Mekanizmaları: Retina görüntülerinin analizi sayesinde diyabetik retinopati gibi kalıcı hasar bırakabilecek hastalıkların, henüz semptom göstermeden teşhis edilebilmesi. Akıllı Klinik Karar Destek Sistemleri: Hekimlerin tanı ve tedavi planlama süreçlerinde yanılma payını en aza indiren, veriye dayalı dijital asistanların devreye girmesi." "Yorumlanabilirlik klinik güvenin anahtarıdır" Yapay zekanın sadece yüksek doğruluk oranı sunmasının yeterli olmadığını belirten Çevik, klinik uygulanabilirlik için açıklanabilir yapay zeka (XAI) yöntemlerinin kritik rol oynadığını söyledi. SHAP ve LIME gibi yaklaşımların, modellerin neden belirli bir karara vardığını şeffaflaştırarak hekimlerin sisteme olan güvenini artırdığını ifade eden Çevik, "Sağlık verilerinin karmaşıklığı göz önüne alındığında, geliştirilen yöntemlerin doğruluk kadar yorumlanabilirlik ve klinik uygulanabilirlik açısından da değerlendirilmesi şarttır" diye konuştu. Kişiselleştirilmiş tedavi ön planda Gelecek perspektifinde multi-modal veri analizi ve hibrit modellerin öne çıkacağını öngören Doç. Dr. Nazife Çevik, sağlık sistemlerinin dönüşümünü şu sözlerle özetledi: "Yapay zeka ve biyoinformatiğin entegrasyonu, sağlık sistemlerini daha akıllı, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirecek. Gerçek zamanlı klinik karar destek sistemleri, bireye özel tedavi planları ve yapay zeka destekli ilaç keşfi süreçleri, bu dönüşümün en önemli bileşenleri arasında yer almaktadır. Bu gelişmeler, hem hasta bakım kalitesini artıracak hem de sağlık sistemlerinin maliyet etkinliğini iyileştirecektir."
YTU Startup House ve Microsoft iş birliği ile 21 girişimci proje geliştirdi
14 Nisan 2026 Salı - 15:02 YTU Startup House ve Microsoft iş birliği ile 21 girişimci proje geliştirdi YTÜ Yıldız Teknopark girişimcilik merkezi YTU Startup House’un Microsoft Türkiye iş birliğiyle hayata geçirdiği AI Accelerator Programı’nda 21 girişimci, Türkiye’nin önde gelen 9 şirketi için yapay zeka projeleri geliştirdi. Programın kapanış etkinliğinde konuşan Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sadullah Uzun, yeni yapay zeka eylem planıyla ilgili açıklamalarda bulundu. YTU Startup House ve Microsoft Türkiye’nin iş birliğiyle başlatılan AI Accelerator for SaaS Enterprise Programı’nın kapanış etkinliği olan Networking Day, Microsoft Türkiye Ofisi’nde gerçekleştirildi. Türkiye’nin önde gelen holdingleri ve finans kuruluşlarıyla yapay zeka girişimlerini bir araya getiren program, sadece bir hızlandırma süreci değil aynı zamanda kurumsal dönüşümün sahada test edildiği stratejik bir iş modeli olarak dikkat çekti. Programa, Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sadullah Uzun, YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Emre Holoğlu, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ve sektörün önde gelen kurumlarının üst düzey yöneticileri katıldı. Microsoft Investor Network’te yer alan ilk Türk kuluçka merkezi YTU Startup House olurken, program kapsamda kabul edilen her startup ekibi ise Azure kredisine doğrudan erişim imkânı elde ederek teknolojik gelişimlerini hızlandırma fırsatı yakaladı. 21 yapay zeka girişimi, 9 dev kurumla aynı masada AI Accelerator Programı kapsamında 68 başvuru arasından seçilen 21 girişim, 9 büyük kurumsal partnerle eşleştirilerek kurumların gerçek iş ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirdi. Garanti BBVA, Migros, Sabancı ARF, İş Bankası, Tofaş, Boyner, Enerjisa, Türk Traktör ve Doğuş Teknoloji gibi sektör liderleri, programın kurumsal ayağını oluşturdu. Program süresince girişimler; teknik eğitimler, bire bir mentorluklar ve yapılandırılmış eşleşme görüşmeleriyle ürünlerini doğrudan kurumsal ihtiyaçlarına göre şekillendirdi. "Turcorn sayısını artırmak birinci önceliğimiz" Yapay zekayı yalnızca bir teknoloji başlığı olarak değil, tüm sektörleri dönüştüren stratejik bir ulusal varlık olarak konumlandırdıklarını belirten Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sadullah Uzun, Türkiye olarak insan kaynağından veri merkezlerine, girişimcilik ekosisteminden dijital dönüşüme kadar tüm alanları kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ilerlediklerini kaydetti. Uzun, "Girişimlerin daha güçlü bir ortamda büyümesini sağlamak, yatırım ekosistemini derinleştirmek ve ‘turcorn’ olarak ifade ettiğimiz küresel girişimlerin sayısını artırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu kapsamda veri merkezlerinin standartlarının belirlenmesi ve yetkilendirilmesi gibi kritik alanlarda önemli sorumluluklar üstlenirken, ulusal yapay zeka ekosistemini güçlendirmeye ve bu alandaki farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalarımızı da hız kesmeden sürdürüyoruz" dedi. "Yapay zeka elektriğin icadı gibi bütün sektörleri etkileyecek" Yapay zekanın yeni sorumluluk alanları olduğunu ifade eden Sadullah Uzun, "Ülkemizde ulusal anlamda yapay zeka ekosistemin desteklenmesi, yapay zeka okur yazarlığın arttırılması gibi bütün başlıklar bizim sorumluluğumuzda. Yapay zeka sizlerin de yakından takip ettiği üzere yeni bir teknoloji olmasının yanı sıra stratejik bir ulusal varlık olarak kabul ediliyor. Elektriğin adeta icadı gibi bütün sektörleri etkileyecek, dönüştürecek bir teknolojik güçten bahsediyoruz. Dolayısıyla her ülkede bu yeni gelişime uyum sağlamaya çalışan eylem planları görebilirsiniz. Bu eylemlerde, yapay zeka ciddi anlamda insan faktörünü ortadan kaldırıyor gibi gözükse de aslında organik zekaya ihtiyaç duyduğumuz bir döneme giriyoruz. Yeni dönemde interpersonal, kişiler arası eğitim verenler, IQ’su olan, insanların zanaat sahibi daha makul, daha aranan insan olacağını tanımlanıyor. Dolayısıyla bu yeni nesle bizim yetiştirmemiz lazım, olanları da kendimize çekmemiz lazım. Bütün dünya ülkelerinde nitelikli göçü sağlamak için benzer çalışmalar yapılıyor. Biz Türkiye’de Tech Visa’yı başlattık ve şirketlerin kurulumunu yaptık" ifadelerini kullandı. Yeni eylem planıyla Türkiye’nin bu alandaki küresel konumun daha da güçlendirileceğinin altını çizen Uzun, Milli Teknoloji Hamlesi doğrultusunda yapay zekayı yeni bir odak alanı olarak ele aldıklarını ve Türkiye’nin bu alandaki rekabet gücünü artırmayı amaçladıklarını söyledi. "Şirketlerimizi küresel ölçekte büyütüyoruz" YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Emre Holoğlu, etkinliğin yalnızca bir kapanış değil aynı zamanda yeni bir başlangıç ve ölçeklenme fırsatı sunduğunu belirterek, teknoparkın uluslararası faaliyetleri hakkında konuştu. Holoğlu, "Uluslararası alanda genişleme sağlamak amacıyla Türk teknoloji şirketlerine, startuplar ve kurumsal firmalar dahil olmak üzere çok ciddi destekler sağlıyoruz. Firmalarımıza sadece fiziki alan değil, müşavirlik hizmetlerinden farklı pazarlardaki iş yapış kültürüne kadar geniş kapsamlı destekler sunuyoruz. Örneğin, Londra’da yaklaşık 3 yıldır faaliyet gösteren ofisimizde 20’den fazla firmamıza, Dubai’de ise 15 şirketimize rehberlik ediyoruz" dedi. Etkinliğin, farklı paydaşları bir araya getirerek mentorluk ve profesyonel iş birliklerini güçlendirmeyi hedeflediğini ifade eden Holoğlu, bu çalışmaların Türkiye’nin küresel ölçekte büyüme ve uluslararasılaşma hedeflerine hizmet ettiğini kaydetti. Holoğlu ayrıca, Microsoft’un da bu süreçte önemli bir iş ortağı olarak destek verdiğini sözlerine ekledi. Microsoft’un satış hafızası sahada Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ise Microsoft’un girişimlerle kurduğu iş modeline ilişkin, "Microsoft, startupların kendi organizasyonlarına Microsoft’un ürün satış zekasını, kurumsal satış hafızasını ve gücünü çekebilecekleri bir çerçeve oluşturmayı hedeflemektedir" değerlendirmesinde bulundu. Özbilgin, söz konusu etkinliklerin yalnızca teknoloji odaklı olmadığını belirterek "Bu tür etkinlikler, Microsoft, müşteriler, startuplar ve yatırımcılar arasında bir araya gelerek üçlü veya dörtlü bir değer zinciri oluşturma açısından kritik öneme sahiptir. Bu etkinlikler birer teknoloji etkinliğinden çok, birer networking ve deneyim paylaşım platformu olarak konumlandırılmaktadır" ifadelerini kullandı. Program, networking etkinliğinin ardından sona erdi.
TEI’ye 3 uluslararası ödül daha
14 Nisan 2026 Salı - 10:56 TEI’ye 3 uluslararası ödül daha Türkiye’nin havacılık motorlarındaki lider şirketi TEI, Dünya Havacı Kadınlar Haftası kapsamındaki etkinlikleriyle 10’uncu kez "Kadın Çalışanlara En Çok Değer Veren İşletme" ödülünü, aynı etkinlik kapsamında Pembe Kağıt Uçak Ödüllerinde "En Fazla Katılımcı" ödülünü ve toplumsal gelişime katkı sağlayan gelişim-eğitim odaklı çalışmlarıyla da 3’üncü kez "Toplum Hizmetinde Liderlik ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk" ödülünü kazandı. Dünya Havacı Kadınlar Haftası kapsamında kız öğrencilere havacılığı tanıtan "Havacılığa İlk Adımlar", çalışanlar arası deneyim aktarımını sağlayan "Havacı Kadınlar Mentörlük Programı" ve kadın çalışanlar için düzenlenen "Havacılığın Güçlü Kadınları" gibi farklı etkinliklerle yıllardır farklı ödüllere layık görülen TEI, 2026 yılında da gerçekleştirdiği etkinkilerle Uluslararası Havacı Kadınlar Enstitüsü (IWOAW) tarafından 10’uncu kez "Kadın Çalışanlarına En Çok Değer Veren İşletme" seçildi. Yine aynı program kapsamında TEI, dünya genelinde düzenlenen 300’ün üzerindeki farklı pembe kağıt uçak uçurma etkinliğinde elde ettiği en yüksek katılımcı sayısıyla "Pembe Kağıt Uçak Özel Ödülü - En Fazla Katılımcı" ödülüne de layık görüldü. Toplumsal gelişime katkı sağlamaya ve havacılık motorları alanında farkındalık oluşturmaya yönelik çalışmalarını sürdüren TEI, Havacılık Motorları Okulu, Havacılık Teknisyen Okulu, TEI Professional, İş Hayatına 5 Kala, KampüsTEIz, Benim Mühendislik Hikayem, Havacı Kadınlar Mentörlük Programı ve teknik gezileriyle Communitas Awards tarafından 3’üncü kez "Toplum Hizmetinde Liderlik ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk" ödülüne layık görüldü. Lisans öncesinden lisansüstü seviyeye, mesleki eğitimden teknik uzmanlığa uzanan geniş bir yelpazede; bilgi birikimini ve tecrübesini her fırsatta toplumla buluşturan TEI, genç yeteneklerin gelişimine katkı sağlayan bütüncül bir insan kaynağı ekosistemi oluşturuyor. Kapsayıcı gelişim anlayışı ve sürdürülebilir toplumsal etki odağıyla kurgulanan bu ekosistemle TEI, kazandığı pek çok farklı ödülün yanı sıra Savunma Sanayii Başkanlığının Millî Yetkinlik Hamlesi vizyonu kapsamında havacılık motorları alanında yetkin insan kaynağının yetişmesine katkı sağlamaya devam ediyor.
Türkiye’nin ikinci Milli Astronotu Tuva Cihangir Atasever Isparta’da öğrencilerle buluştu
13 Nisan 2026 Pazartesi - 20:52 Türkiye’nin ikinci Milli Astronotu Tuva Cihangir Atasever Isparta’da öğrencilerle buluştu Türkiye’nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever, "Uzay Farkındalığı Programı" kapsamında Isparta’da öğrencilerle bir araya gelerek, uzay yolculuğu deneyimlerini paylaştı. Türkiye’nin uzay alanındaki hedeflerine de değinen Atasever, "Uluslararası iş birliğiyle Somali’de bir uzay limanı inşa ediyoruz ve roketlerimizi buradan fırlatacağız" dedi. Türkiye’nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever, Isparta İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen "Uzay Farkındalığı Programı" kapsamında öğrencilerle buluştu. Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa çok sayıda öğrenci ve öğretmen katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda açılış konuşmasını yapan İl Milli Eğitim Müdürü Recai Ocak, milli astronotu Isparta’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Konuşmaların ardından sahneye çıkan Tuva Cihangir Atasever, öğrencilere uzay yolculuğu sürecini, eğitim aşamalarını ve bilim ile teknoloji alanındaki deneyimlerini anlattı. Programda öğrenciler, uzay çalışmaları hakkında merak ettikleri soruları sorma fırsatı da buldu. "Uzay istasyonu devasa bir yapı ve büyük bir emeğin ürünü" Uluslararası Uzay İstasyonu’nun dünyanın yaklaşık 410 kilometre üzerinde saatte 27 bin kilometre hızla hareket eden devasa bir yapı olduğunu dile getiren Tuva Cihangir Atasever, "Uluslararası Uzay İstasyonu, bizim ‘modül’ dediğimiz parçalardan oluşuyor. Toplamda 16 basınçlı modülden meydana gelen bu yapı, 12 yıl süren bir inşa süreci sonunda tamamlandı ve 100 milyar dolardan fazla kaynak kullanıldı" dedi. "Ağırlıksız ortamda yaşam ve günlük işler zorlaşıyor" Uzayda kütlenin değişmediğini ancak yer çekimi ivmesinin neredeyse sıfır olması nedeniyle ağırlıksızlık hissi oluştuğunu ifade eden Atasever, "Bu ortamda adeta kanatsız şekilde süzülüyorsunuz. Ancak bu durum, günlük işleri bile oldukça zor hale getiriyor. Uzay istasyonunda geçirdiğimiz süre boyunca hem bilimsel deneyler hem de toplumsal farkındalık faaliyetleri kapsamında kullanacağımız ekipmanlar için kapsamlı eğitimlerden geçtik" şeklinde konuştu. "Uzay görevleri için zorlu eğitim süreçlerinden geçtik" Eğitimlerin hem sınıf ortamında hem de özel simülasyon alanlarında gerçekleştirildiğini belirten Atasever, "9 numaralı bina olarak adlandırılan özel bir tesiste, uzay istasyonundaki modüllerin birebir modelleri bulunuyor. Burada yaptığımız tüm hareketler dikkatle gözlemleniyor. Amacımız, uzayda karşılaşabileceğimiz acil durumlara doğru ve etkili müdahale edebilmek. Ayrıca farklı ülkelere ait modüllerde görev alabilmek için Japonya ve Avrupa’daki uzay merkezlerinde de eğitim aldık" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin uzay hedeflerinde ay görevleri ve uzay limanı var" Türkiye’nin uzay alanındaki hedeflerine de değinen Atasever, "Milli Uzay Programı kapsamında 10 temel hedef bulunuyor ve Türk Astronot ve Bilim Misyonu da bunlardan biriydi, bunu başarıyla tamamladık. Önümüzdeki süreçte robotik Ay görevleri gerçekleştireceğiz. İlk görevde Ay’a sert iniş, ikinci görevde ise yumuşak iniş hedefleniyor. Ayrıca coğrafi konumumuz nedeniyle büyük roketleri Türkiye’den fırlatmak mümkün olmadığından, uluslararası iş birliğiyle Somali’de bir uzay limanı inşa ediyoruz ve roketlerimizi buradan fırlatacağız" diyerek sözlerini tamamladı. Söyleşi, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasının ardından Tuva Cihangir Atasever’e İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hediye takdim edilmesiyle devam etti. Program, Atasever’in öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirmesinin ardından sona erdi.
Canik’te gençler robotlarıyla sahneye çıkıyor
13 Nisan 2026 Pazartesi - 14:26 Canik’te gençler robotlarıyla sahneye çıkıyor Samsun’da Canik Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenleyeceği ROBOSAM Robot Yarışması’nda öğrenciler, tasarladıkları ve ürettikleri robotları görücüye çıkaracak. Canik Belediyesi, bilim ve teknoloji alanındaki seferberliğini, ROBOSAM Robot Yarışması’yla sürdürüyor. Canik’te bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek olan yarışmada öğrenciler, 5 farklı robot kategorisinde birincilik için sahne alacak. Öğrencilerin tasarımları ve üretimleri kendilerine ait olan robotları görücüye çıkaracağı yarışmada yapay zekâ, ileri seviye çizgi izleyen, temel seviye çizgi izleyen, labirent ve mini sumo kategorilerinde ödüller sahibini bulacak. 15 Nisan 2026 tarihinde Canik Belediyesi Hasan Doğan Spor ve Eğitim Merkezi’nde düzenlenecek olan yarışma, saat 09.00’da start alacak. "Bilim ve teknolojide öncü belediye" Bilim ve teknoloji alanında farkındalık oluşturan projeleri hayata geçirdiklerini ve gençleri yenilikçi teknolojilerle tanıştırdıklarını belirten Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde yenilikçi teknolojiler, bilim ve teknoloji alanında ücretsiz eğitimlerimize ara vermeden devam ediyoruz. Gençlerimizin yeteneklerini keşfetmelerine katkı sunan programlar gerçekleştirmeyi sürdürüyoruz. İlçemizde bu yıl ikincisini düzenleyeceğimiz ROBOSAM Robot Yarışmamızla bir kez daha gençlerimizin heyecanlarına ortak olacağız. Gençlerimizin yazılım, tasarım ve üretim süreçlerini gerçekleştirdiği robotları sahneleyeceği yarışmamızla, 7’den 70’e gençlerimizle, ailelerimizle ve hemşehrilerimizle buluşacağız. Canik’te Milli Teknoloji Hamlesi idealiyle ülkemiz için değer üretecek nesilleri yetiştirmeye, bilim ve teknolojide farkındalık oluşturan projeleri ve çalışmaları hayata geçirmeye devam edeceğiz" dedi. Canik Belediyesi ve Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenecek olan ve bu yıl da ilginin yüksek olması beklenen yarışmada, ayrıca öğrenciler ve aileler için çeşitli etkinlikler düzenlenecek.
Somali’de CURAD-1 Sondajı için geri sayım
13 Nisan 2026 Pazartesi - 00:13 Somali’de CURAD-1 Sondajı için geri sayım Türkiye’nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajını Somali’de gerçekleştirecek olan Çağrı Bey Ultra Derin Deniz Sondaj Gemisi’nin 13 Nisan öğle saatlerinde kuyunun bulunduğu lokasyona ulaşması planlanıyor. Türkiye’nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajını Somali’de gerçekleştirecek olan Çağrı Bey Ultra Derin Deniz Sondaj Gemisi, Mogadişu Limanı’ndan ayrılarak sondaj yapacağı CURAD-1 kuyusuna doğru hareket etti. 13 Nisan öğle saatlerinde kuyunun bulunduğu lokasyona ulaşması planlanan Çağrı Bey, konumlanma işleminin ardından kuyuya ilişkin test faaliyetlerine başlayacak. Testlerin ardından da sondaj çalışmasına geçilecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Somali’de büyük bir coşkuyla karşıladığımız Çağrı Bey sondaj gemimiz Mogadişu Limanı’ndan demir alarak görev yeri Curad-1 kuyusuna doğru yola çıktı. İnşallah tarihimizin ilk yurt dışı derin deniz sondajına Bismillah diyerek başlayacağız. Çağrı Bey’i umutla bekleyen yüreklerin duasından aldığımız güçle sömürünün değil, kardeşliğin destanını yazmak; iki kardeş ülkenin ortak refahını inşa etmek ve enerjideki gücümüze güç katmak için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Enerji filosunun yeni derin deniz sondaj gemilerinden Çağrı Bey, Türkiye’nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajını gerçekleştirmek amacıyla çalışmalarına başlıyor. 53 günün ardından Somali’ye vardı Çağrı Bey, Somali’deki sondaj çalışmaları için 15 Şubat 2026’da Mersin Taşucu Limanı’ndan Somali’ye doğru seyrine başladı. 53 günlük seyir süresi sonunda Somali’ye ulaşan gemi, geçtiğimiz 10 Nisan’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın da iştirak ettiği törenle Mogadişu Limanı’nda karşılandı. Limandan ayrıldı Limanda malzeme ve yakıt ikmali gibi son hazırlıkları gerçekleştirilen Çağrı Bey, Mogadişu Limanı’ndan ayrılarak sondaj yapacağı CURAD-1 kuyusuna doğru hareket etti. Çağrı Bey’in bu yolculuğunda, enerji filosundan Altan, Korkut, Sancar destek gemileri de yanında bulunuyor. Güvenli bir şekilde çalışabilmesi için TCG Sancaktar, TCG Gökova ve TCG Bafra’dan oluşan donanma unsurları da Çağrı Bey’e eşlik ediyor. Konumlanma ve test aşaması Çağrı Bey’in, yarın (13 Nisan) öğle saatlerinde 372 kilometre açıkta bulunan kuyu lokasyonuna varması planlanıyor. Geminin, CURAD-1 kuyusuna varmasının ardından öncelikle konumlanma işlemi gerçekleştirilecek. Daha sonra da kuyuya ilişkin çeşitli test faaliyetlerine başlanacak. 7 bin 500 metre derinlikte sondaj Test faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından ise sondaj aşamasına geçilecek. Çağrı Bey Sondaj Gemisi, 3 bin 495 metre su derinliğine sahip noktada, deniz tabanından itibaren de 4 bin 5 metre kazılmasının ardından toplam 7 bin 500 metreye inerek sondaj yapacak. CURAD-1 kuyusunun, söz konusu 7 bin 500 derinlik ile dünyanın en derin ikinci deniz kuyusu olması hedefleniyor. Ayrıca, Çağrı Bey’in yürüteceği sondaj operasyonunda 4 bin metreye dalabilen bir su altı robotu da kullanılacak. İklim ve hava şartlarının uygun seyretmesi durumunda sondaj operasyonunun 6 ila 9 ay arasında tamamlanması planlanıyor. İki kardeş ülkenin ortak refahı Konuya ilişkin sosyal medya hesaplarından bir video paylaşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Somali’de büyük bir coşkuyla karşıladığımız Çağrı Bey sondaj gemimiz Mogadişu Limanı’ndan demir alarak görev yeri Curad-1 kuyusuna doğru yola çıktı. İnşallah tarihimizin ilk yurt dışı derin deniz sondajına Bismillah diyerek başlayacağız. Çağrı Bey’i umutla bekleyen yüreklerin duasından aldığımız güçle sömürünün değil, kardeşliğin destanını yazmak; iki kardeş ülkenin ortak refahını inşa etmek ve enerjideki gücümüze güç katmak için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Yapay zeka görsel iletişimcilerin mesleğini tehdit mi edyor
11 Nisan 2026 Cumartesi - 14:41 Yapay zeka görsel iletişimcilerin mesleğini tehdit mi edyor Dünya, yapay zekanın baş döndürücü ivmesiyle tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşarken, görsel iletişim sektörü bu değişimin içinde yer alıyor. İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nalan Büker, yapay zeka ile üretilen görsellerin gerçeklik sınırlarını zorlamasının oluşturduğu "mesleki kaygı" tartışmalarına akademik bir perspektifle yanıt verdi. Büker’e göre, yapay zeka bir son değil; aksine keşfin yeniden tanımlandığı bir dönemin kapısını açıyor. Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nalan Büker, yapay zekanın görsel iletişim alanındaki dönüştürücü rolünü ele alarak, üretken yapay zeka teknolojilerinin tasarım süreçlerini "oluşturucu odaklı yaklaşımdan yönlendirme temelli bir yapıya" dönüştürdüğünü ifade etti. 2026 yılına ait güncel akademik veriler ışığında, mesleğin geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Akademik araştırmaların 2025-2026 yıllarına ait bulgularına dikkat çeken Büker, üretken yapay zekanın profesyonel görüntü kalitesinde yüzde 95,69’luk bir doğruluk oranına ulaştığını ifade ederek: "Nisan 2025’te Nature’da yayımlanan çalışmalar gösteriyor ki; yapay zeka artık yalnızca yardımcı bir araç değil, doğrudan bir alternatif ortak haline gelmiştir. Midjourney v7 ve Gemini gibi araçlar, tasarımcıya eskiden mümkün olmayan bir kontrol ve esneklik alanı sağlıyor" dedi. "Artık yardımcı bir araç değil" Yapay zekanın yükselişinin tasarımcılar için hem fırsat hem de zorluk barındırdığını ifade eden Büker, teknik becerinin tek başına ayırt edici değerini kaybettiği bir döneme girildiğini vurguladı. Uzmanların bu dönüşümü "uyum sağlanmazsa tehdit" olarak tanımladığını belirten Büker, mesleki rollerdeki değişimi şu sözlerle açıkladı: "Yapay zeka tasarımcının yerini almayacak, ancak iş yapma biçimini kökten değiştirecek. Tasarımcı artık problemi tanımlayan, kavram üreten ve görsel dili belirleyen bir stratejist konumuna taşınıyor. İşin üretimini ise tasarımcının yönlendirdiği algoritmalar üstleniyor." "İnsan eli değen her iş daha güvenli" Tüketici alışkanlıklarına da değinen Prof. Dr. Nalan Büker, 2025 tarihli güncel araştırmaların çarpıcı bir gerçeği ortaya koyduğunu söyledi. Tüketicilerin, kaynağı tamamen yapay zeka olan görsellere, insan eliyle yapılmış işler kadar güvenmediğini belirten Büker, "İnsan eliyle yapılmış işler hala daha yüksek güven ve değer üretiyor. Asıl değer artık ‘kim yaptı?’ sorusunda değil, ‘kim yönetti?’ sorusunda gizli," dedi. "Yapay zeka kolay yol değil, bir öğrenme amacı olmalı" Genç tasarımcıların bu teknolojiye uyum kapasitesinin oldukça yüksek olduğunu gözlemlediklerini belirten Dekan Büker, eğitim kurumlarının üzerine düşen sorumluluğu ise şöyle özetledi: Yapay zeka bir "kolay yol" değil, öğrenmeyi genişleten bir araç olmalı. Öğrenciler yapay zeka kullanımını açıkça belirtmeli; etik ve telif konuları eğitimin ayrılmaz parçası haline gelmeli. Yapay zeka çıktıları nihai sonuç değil, sürecin ham malzemesi olarak görülmeli. Prof. Dr. Nalan Büker, değerlendirmesini şu kritik uyarıyla noktaladı: "Görsel iletişim mesleğinin geleceğinde, yapay zekayı ustalıkla kullananlar yükselirken; teknolojiye direnenler mesleğin dışında kalabilir. Tehdit teknolojinin kendisi değil, değişime kapalı olmaktır."