EKONOMİ - 10 Temmuz 2020 Cuma 14:01

Bakan Pakdemirli: "Buğdayla koyun; gerisi oyun”

A
A
A
Bakan Pakdemirli: "Buğdayla koyun; gerisi oyun”

“Köyde yaşamak için bir sürü nedenim var, 5 yılda 500 bin Koyun” projesinin tanıtımına katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Anadolu’da hepimizin bildiği bir söz vardır.

“Köyde yaşamak için bir sürü nedenim var, 5 yılda 500 bin Koyun” projesinin tanıtımına katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Anadolu’da hepimizin bildiği bir söz vardır. ’Buğdayla koyun; gerisi oyun.’ Bu, bizim coğrafyamızı ve kültürümüzü en iyi ifade sözlerden biri. Çünkü Anadolu, buğdayın anavatanıdır ve koyunla keçi de; bu coğrafyanın kültürüdür, tadıdır, tuzudur" dedi.


Tokat Valiliği tarafından hazırlanan “Köyde yaşamak için bir sürü nedenim var, 5 yılda 500 bin Koyun” projesi kapsamında düzenlenen törenin tanıtımı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımıyla yapıldı. Ankara’dan Tokat’a helikopterle gelen Bakan Pakdemirli, Topçam yaylasında düzenlenen törene geçti. Tören alanı girişinde protokol ve çobanlar tarafından karşılanan Bakan Pakdemirli, projeden destek alan çobanlarla yakından ilgilendi. Törende konuşma yapan Tokat Valisi Ozan Balcı, küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi ve Karakaya, Akkaraman ve Karagül ırkı koyun varlığının artırılması amacıyla düzenlenen “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var” projesinin küçükbaş hayvan sayısının artmasına önemli katkı sağlayacağını, Tokat’ta küçükbaş hayvancılığın daha da yaygınlaşacağını kaydetti. Vali Balcı’nın ardından kürsüye gelen Bakan Pakdemirli, pandemi süreci de çiftçinin, üreticinin yanında olduklarına dikkat çekti. Salgın süresinde dünyada birçok ülkede market raflarının boşaldığını söyleyen Bakan Pakdemirli, “Hamdolsun; bizde bu tür manzaralar hiç olmadı. Gıda tedariki ve tarımsal üretimde aldığımız tedbirlerle gıda arzı ve tarımsal üretim kesintisiz devam etti. Elbette bunun; 18 yılda canla başla oluşturduğumuz güçlü tarım ve orman altyapısı sayesinde olduğunu da vurgulamalıyım. Tabi Cumhurbaşkanlığı sistemiyle bu yapıyı daha da sağlamlaştırdık. Tarımsal desteği 2 yılda yüzde 52 artırarak, 22 milyar liraya çıkardık. Tarımsal yüzde hasılamız 45 artarak, 275 milyar liraya ulaştı. Bugün Türkiye; tarımsal hasılada Avrupa’da 1. sırada, dünyada ise ilk 10 içinde. Bu başarı; verdiğimiz desteklerin ve elbette tarım-orman paydaşlarının, yani sizin emeklerinizle hasıl oldu. Bu vesileyle her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, kazançlarınıza bereketler diliyorum” dedi.



“Yeni projelerle küçükbaş hayvancılığı desteklemeye devam edeceğiz”


Bakan Pakdemirli, küçükbaş hayvan varlığındaki artışı dile getirerek, “Anadolu’da hepimizin bildiği bir söz vardır. ’Buğdayla Koyun; Gerisi Oyun’ Bu, bizim coğrafyamızı ve kültürümüzü en iyi ifade sözlerden biri. Çünkü Anadolu, buğdayın anavatanıdır. Ve koyunla keçi de; bu coğrafyanın kültürüdür, tadıdır, tuzudur. 18 yıldır olduğu gibi bundan sonra da yeni projelerle küçükbaş hayvancılığı desteklemeye devam edeceğiz. Küçükbaş sayımız Cumhuriyetin ilk yıllarında 21 milyon civarında idi. 80’lerin başına kadar da, artarak 68 milyona kadar ulaştı. Ancak, 80’lerdeki kalkınma sürecinin etkisiyle; psikolojik, sosyolojik, ekonomik nedenlerle giderek sayısı azalmaya başladı. Tabi güvenlik nedeniyle meraların yeterince kullanılamaması da, bu azalış sürecini hızlandırdı. Kırsaldan kentlere artan göçlerle, insanlar sofralarında küçükbaşı değil sığır etini tercih etmeye başladılar. 2002 yılında küçükbaş sayımız yarı yarıya düşerek, 32 milyon başa kadar geriledi. Ancak, 18 yılda küçükbaşa verdiğimiz destekler ve başlattığımız yeni projelerle bu geri gidişe dur dedik. 2019’da koyun sayımızı yüzde 48 artışla, 37,3 milyon başa, keçi sayımızı yüzde 65 artışla, 11,2 milyon başa, toplam küçükbaş sayımızı yüzde 52 artışla, 48,5 milyon başa çıkardık. Son 2 yılda ise, yakaladığımız yüzde 9,4 artışla, 4,1 Milyon küçükbaşı sürülere kattık. Türkiye, bugün küçükbaş sayısında Avrupa 1. Sırada. Bu yıl sonunda da, inşallah hedefimiz olan 56 milyon başa, sizlerin gayretiyle ulaşacağız. Küçükbaş süt üretimimiz ise; 18 yılda 2,4 kat artışla 2,1 milyon tona, küçükbaş et üretimimiz yüzde 34’lük artışla 126 bin tona ulaştı. Potansiyelimiz büyük, hedeflerimiz de büyük. 2023 yılında her bir vatandaşımız için 1 küçükbaş hedefi koyduk” diye konuştu.



Hedef, küçükbaş hayvan eti tüketimini arttırmak


Bakan Pakdemirli, hedeflerinin küçükbaş hayvan eti tüketimini artırmak olduğuna vurgu yaparak, "Protein bakımından oldukça zengin, yumuşak ve lezzetli olan küçükbaş hayvan etinin, toplam kırmızı et tüketimindeki payını daha da artırmak! Şu an kırmızı et içinde küçükbaşın payı yüzde 10 civarında. Bu oranı, inşallah 2023’te, yüzde 20’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Tabi bunun yanında canlı koyun-keçi ihracatımızın artması için çalışmalarımız da devam ediyor. 2019 yılında; Katar, Sudan, Irak ve Lübnan olmak üzere toplam 4 ülkeye, 163 bin küçükbaş hayvan ihraç ettik. Yani artık ithal etmiyoruz, ihraç diyoruz. Küçükbaş hayvancılığı geliştirmek için önemli destekler sağlıyoruz. Hayvan başına 25 Lira Anaç koyun-keçi desteği veriyoruz. 2019 yılında 23 milyon baş anaç koyun-keçiye, 578 milyon Lira destek sağladık. Ayrıca 2019 yılında; 187 milyon Lira Sürü Büyütme Yenileme Desteği, 5,5 milyon Lira Tiftik Üretimi Desteği, 22 milyon Lira Küçükbaş çiğ süt desteği, 53 milyon Lira Çoban istihdam desteği olmak üzere Küçükbaş yetiştiricimize toplam 845 milyon Lira destek ödemesi yaptık. 5 ilimizde 2,8 milyon Lira hibe desteği ile Koç-Teke Merkezi kurduk. Bu merkezlerden koç teke alımına yüzde 50 hibe ödüyoruz” diye konuştu.


2020 yılında küçükbaş hayvancılıkta rekorlarla dolu bir hamle yılı olacağını kaydeden Bakan Pakdemirli, “Biz Bakanlık olarak yanınızda, sağınızda, solunuzda, arkanızdayız. İnşallah bu sene de; destek bizden, yetiştirmek sizden” ifadelerini kullandı.


Bakan Pakdemirli’yi konuşmasının ardından çobanların kullandığı kepenek giydirerek 10 gümlük kuzu hediye edildi. Bakan Pakdemirli, törenin sonunda dağıtımı gerçekleştirilen koyun sürülerini yerinde inceledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya TBB’de kriz oluşturan ‘mektup’ gerginliği sonrasında Alemdar’dan sert eleştiri Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimlerinde yaşanan ve arbedeye dönüşen ’mektup’ gerginliğinin ardından Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır" dedi. TBB Meclisi; Başkan, Meclis Başkanlık Divanı, İhtisas Komisyonu Üyeleri ile Encümen Üyeleri seçimi yapılması için Ankara’da bir araya geldi. TBB Başkanvekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in açılış konuşmasının ardından Divan’da konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İBB davası kapsamında tutuklu bulunan ve İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okumak istemesi üzerine, salonda tepkiler oluştu. Çavuşoğlu’nun mektubu okumaya başlamasıyla birlikte AK Partili belediye başkanlarıyla CHP’li belediye başkanları arasında tartışma yaşandı. Belediye başkanlarının tartışmaları kısa sürede fiziksel arbedeye dönüştü. Tepkilerin ardından salonda bulunan bir grup kürsüye yöneldi ve bunun üzerine fiziksel arbede yaşandı. Yaşanan arbedenin ardından Olağan Meclis Toplantısı’na bir süre ara verildi. "Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır" Kamuoyunun gündemine oturan olaylı oturumun ardından Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, konuya ilişkin sosyal medyasından açıklamada bulundu. Alemdar, "Türkiye Belediyeler Birliği, kamu yararına çalışan, her görüşten belediye başkanının üye olduğu bir çatı kuruluşudur. Bu yapının tarafsızlığı ve kurumsal itibarı hepimiz için esastır. Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır. Kurumların teamüllerine ve ciddiyetine gölge düşüren bu tür uygulamalar kabul edilemez. Her zemini siyasi ikbal için istismar etmeye kalkmak, en başta kurumlara zarar verir. TBB bir partinin arka bahçesi değildir, olmaz. Bu tavır, yerel yönetimlerin birlik ruhunu yaralar. Tekrar soruyoruz, ‘Bu yapılan doğru bir şey mi?" dedi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2003’ten bu yana GAP’a yaptığımız kamu yatırımları 1.9 trilyon lirayı bulmuştur. DAP dediğimiz Doğu Anadolu bölgemizdeyse bu yatırımlar 1.4 trilyon lirayı aşmıştır. Çok ciddi kamu yatırımları yapıldı. Yollar inşa edildi, duble yollar, üniversiteler, havalimanları, hastaneler, kırsala götürülen hizmetler. Bütün bunlarla Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" dedi. Gaziosmanpaşa Belediyesi tarafından, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Buluşması programı düzenlendi. Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel ve çok sayıda milletvekili katıldı. Programda, Doğu ve Güneydoğu’ya yapılan yatırımlar ve bölgede yürütülen çalışmalar ele alındı. "Üretim geleneği, kalkınma yolculuğunda her zaman güçlü dayanaklarımızdan biri olmuştur" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine vurgu yaparak, "Dayanışma, hemşerilik bağının nasıl canlı tutulduğunu gösteren güçlü bir tabloyu ortaya koymaktadır. Aynı şehirde yaşayan, benzer birikimleri paylaşan ve kökleri aynı yörelere uzanan insanlarımızın kurduğu bu ilişki, toplumsal dayanışmamızın en sağlam zeminlerinden birini oluşturmaktadır. Doğu ve Güneydoğu medeniyetlerin harmanlandığı, bu toprakların tarihi hafızasını ve kültürel birikimini ruhunda taşıyan müstesna bir coğrafyadır. Kadim şehirleri ve köklü mirasıyla bu bölgelerimiz, Türkiye’nin sarsılmaz gücünü ve zenginliğini de temsil etmektedir. Aynı zamanda bereketli toprakları, stratejik su kaynakları ve üretim kabiliyetiyle tarımın, ticaretin ve zanaatın can damarlarından biri konumundadır. Nesiller boyu aktarılan bu üretim geleneği, kalkınma yolculuğunda her zaman güçlü dayanaklarımızdan biri olmuştur. Ülkemizin gücüne güç katan kalkınma potansiyeline büyük destek olan bölgelerimizdir. Maalesef bu bölgelerimiz, uzun yıllar boyunca terörün gölgesinde baskılanmış, bu durum şehirlerimizin kalkınmasını, ekonomik büyümesini, sahip olduğu büyük potansiyeli tam anlamıyla kullanmasını engellemiştir. Ancak Türkiye, bu makus tarihi bir daha geri gelmemek üzere tarihe gömme iradesini kararlılıkla sergilemektedir" şeklinde konuştu. "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" Sağlanan huzur ortamıyla birlikte bölgede ekonomik hareketliliğin arttığını belirten Yılmaz, "Değerli hemşehrilerim, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da son yıllarda ortaya çıkan tempo, atılan adımların sahada nasıl bir karşılık bulduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Bölgeler arası gelir farkının belirgin bir şekilde gerilemesi, GAP ve DAP bölgelerimizin milli gelirden aldığım payın artması ve ihracatı 2002 yılında sadece 800 milyon dolar olan ihracatın, geçtiğimiz yıl 13 milyar doları bulması bu değişimin bazı göstergelerinden olarak ifade edilebilir. Bu dönüşüm tabii ki kendiliğinden olmadı. Bu ekonomik gelişme kendiliğinden olmadı. Bunun arkasında bir zihniyet var. O zihniyeti de Sayın Cumhurbaşkanımız şöyle ifade ediyor, batıda ne varsa doğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak. Bütün ülkemize, 86 milyona belli hizmetleri aynı standartta götüreceğiz. Bu zihniyetin bir neticesidir ki, Doğu ve Güneydoğu’ya bu dönemde muazzam kamu yatırımları yapılmış. 2003’ten bu yana GAP’a yaptığımız kamu yatırımları 1.9 trilyon lirayı bulmuştur. DAP dediğimiz Doğu Anadolu bölgemizdeyse bu yatırımlar 1.4 trilyon lirayı aşmıştır. Çok ciddi kamu yatırımları yapıldı. Yollar inşa edildi, duble yollar, üniversiteler, havalimanları, hastaneler, kırsala götürülen hizmetler. Bütün bunlarla Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" dedi. "Biz, laf üstüne laf koyan anlayışla değil, taş üstüne taş koyan, sorunları çözen hükümetler olarak son 23 yılda çok büyük ilerlemeler kaydettiğimize inanıyoruz" Sadece kamu yatırımlarıyla bir bölgenin, bir ülkenin gelişmesinin mümkün olmayacağına da değinen Yılmaz, "Kamu yatırımlarının yanı sıra, özel sektör yatırımlarının da artması lazım. Burada, Doğu’dan, Güneydoğu’dan gelmiş, İstanbul’a, metropollere yatırım yapmış, birçok iş insanımız da var. Huzur, güven ortamı zamanında olsaydı, belki hiç gelmeyecekti bu insanlar, orada yatırım yapacaklardı. Sadece Doğu’da, Güneydoğu’da değil, tüm ülkemizden, iş dünyasının çok daha fazla özel sektör yatırımı yapabileceği bir ortamı da tesis etmiş durumdayız. Gerek, huzur güven ortamıyla, gerek altyapıya yaptığımız yatırımlarla, gerek insan kaynağına, eğitime yaptığımız yatırımlarla ve bunları tamamlayıcı sunduğumuz teşviklerle, Doğu Güneydoğu’da özel sektör yatırımlarına da ayrı bir güç veriyoruz. Bunun sonuçlarını önümüzdeki dönemde daha fazla göreceğiz. Sulama projelerimizle yüz binlerce hektar arazi sulanabilir hale gelmiş, organize sanayi bölgelerimiz genişletilmiş ve yüzbinlerce insanımıza iş imkanı sağlanmıştır. Tarımdan, sanayiye, ulaştırmadan, lojistiğe ulaşan bu yatırımlar, bölgenin üretim kapasitesini kalıcı bir şekilde güçlendiren bir değişim sürecinin kapısını açmıştır. Sloganlarla, içi boş tartışmalarla ne bir şehrin, ne de bir bölgenin bir yere ulaşması mümkün değil. Biz, laf üstüne laf koyan anlayışla değil, taş üstüne taş koyan, sorunları çözen hükümetler olarak son 23 yılda çok büyük ilerlemeler kaydettiğimize inanıyoruz" diye konuştu.