POLİTİKA - 18 Ağustos 2023 Cuma 16:21

MHP Tokat Milletvekili Bulut: “Geleceğimiz açısından kırsaldaki üretim önemlidir”

A
A
A
MHP Tokat Milletvekili Bulut: “Geleceğimiz açısından kırsaldaki üretim önemlidir”

MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut, Kat Kasabasında büyük bir özveriyle manda yetiştiriciliği ve yoğurt üretimi gerçekleştiren Suat Yücel’i ziyaret etti. Bulut burada yaptığı açıklamada, “Manda yetiştiriciliğinde yeni bölgesel ve ulusal projelere ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Tokat bu noktada önemli bir şehirdir ve üreticilerimizi desteklememiz gerekiyor” dedi.


Türkiye’nin kalkınmasında her bir karış toprağın, her bir bölgenin etkin olarak kullanılması gerektiğini söyleyen Milliyetçi Hareket Partisi Tokat Milletvekili Yücel Bulut, “Geleceğimiz açısından kırsaldaki üretim önemlidir. Topraklarımızı verimli kullanmalı, meyve ağaçlarını sahipsiz bırakmamalıyız. Tarımsal üretimi mutlak surette ayakta tutmak, güçlendirmek ve desteklemek zorundayız. Küresel ısınmanın tetiklediği iklim değişikliği karşısında, mutlaka tedbirler alınmalı, doğal üretim desteklenmeli ve köylümüzün kendi geleceğini şehirlerde aramak yerine köylerde yerinde üretim modeliyle refah toplumu oluşturmak zorundayız” diye konuştu.


“Köylü yerinde üretmeli, ürettiği ölçüde kazanabilmeli”


Çiftçinin, köylünün değerinin özellikle pandemi döneminden sonra tekrar anlaşıldığını, fakat yılların verdiği ihmalin telafisinin kolay olmayacağının altını çizen Yücel Bulut, “Köylümüzün emeğinin karşılığını alacağı bir üretim sistemi Türkiye’nin kalkınmasının ön şartıdır. Sürekli artan göç, şehirlerimizin karşılayamayacağı bir insan yüküne sebep olacağı gibi, boşalan köyler üretimin de durması neticesini hızlandıracaktır. Köylü yerinde üretmeli, ürettiği ölçüde kazanabilmeli ve ekonomik refahı sağlanmalıdır. Bunun da yolu gerçek emekçinin, gerçek üreticinin ve dürüst insanlarımızın desteklenmesi ve sahip çıkılması yoluyla olacağı açıktır. Teşvikler ve destekler güçlüyü daha güçlü kılmak için değil emek sahiplerinin emeğinin karşılanmasına yönelik olarak projelendirilmesi gerekmektedir“ şeklinde konuştu.


“Üreticilerimizin yanında olmalıyız”


Manda ve ürünleri üreticiliğinin önemine de değinen Yücel Bulut, “1980’li yıllarda hayata geçirilen tarım politikaları sebebiyle manda yetiştiriciliğinde kayıplar yaşanmıştır. Fakat son yıllarda verilen destekler sebebiyle manda sayısında artışlar başlamıştır. Günümüzde manda yetiştiriciliği organik hayvancılık için önemli bir üretim koludur. Tokat, Türkiye genelinde manda yetiştiriciliği açısından dördüncü sırada yer almaktadır. Suat Yücel kardeşimizin manda yetiştiriciliğinde gösterdiği özveriyi takdirle karşılıyorum. Fakat onun verdiği mücadeleye bizlerin de destek vermesi gerekmektedir. Tek taş duvar olmaz” ifadelerini kullandı.


“Yeni projelere ihtiyaç var”


Kazova ve Kelkit Vadisi bölgelerinin manda yetiştiriciliği için önemli bir habitat sağladığını kaydeden MHP’li Bulut, “Tokat genelinde, Kazgölü etrafı, Kelkit Vadisi, Pazar, Turhal, Erbaa, Niksar, Merkez Almus, Reşadiye ve Zile ilçelerinde yapılan manda yetiştiriciliğini yaygınlaştırmalıyız. Ayrıca bir başka hususun daha altını çizmek istiyorum; mandacılık, et ve süt üretimi için önemli bir sektördür ve kalitesiz kaba yemlerin değerlendirilmesi açısından da büyük bir potansiyele sahiptir. Mandacılığın gelişimi için yeni bölgesel ve ulusal projelere ihtiyaç olduğu da bir gerçektir” diyerek açıklamasını tamamladı.



MHP Tokat Milletvekili Bulut: “Geleceğimiz açısından kırsaldaki üretim önemlidir”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çankırı Eczacılık ve sağlığın sembolü sayılan 791 yıllık kadehe sarılı yılan heykeli bu müzede sergileniyor Selçuklu dönemine ait darüşşifa geleneğini yansıtan, eczacılık ve sağlığın sembolü olarak bilinen "kadehe sarılı yılan" Çankırı Müzesinde sergileniyor. Selçuklu döneminde darüşşifa geleneğini yansıtan, tıp ve eczacılığın sembolü olarak kabul edilen "kadehe sarılı yılan" heykeli, Çankırı Müzesi’nde sergileniyor. Taş Mescit’ten (Cemaleddin Ferruh Darüşşifası) çıkartılan eser, sağlık ve tıp tarihi açısından önemli buluntular arasında bulunuyor. 1235 yılında yapılan darüşşifada işlenilen heykelde bulunan yılan şifa ve yenilenmeyi, kadeh ise ilacın ya da şifalı suyun sunumunu temsil ediyor. Orijinal haliyle sergilenen heykel, müzede en çok ziyaret edilen objeler arasında yer alıyor. "Bu yılan eczacılığın temelini oluşturmaktadır" Heykelin orijinal halinin Çankırı Müzesinde sergilendiğini söyleyen İl Kültür ve Turizm Müdürü Muharrem Ovacıklı, "Çankırı Müzesi, Etnografya bölümünde eczacılığın sembolü kadehe sarılı yılan bulunmaktadır. Bu yılan eczacılığın temelini oluşturmaktadır. 1235 yılında Selçuklu döneminde yapılan Çankırı Darüşşifasında işlenen heykel, eczacılığın ve sağlığın sembolüdür. Orijinali ise bu müzede sergilenmektedir. Kadehe sarılı yılan eczacılığın sembolü olduğundan dolayı ilimize gelen ziyaretçilerin müzemizde en çok ziyaret ettiği objelerin başında gelmektedir. Gelen yeri ve yabancı turistlerden ise yoğun ilgi görmektedir. Bu heykel sayesinde tıp dünyasından birçok ziyaretçimizi müzemizde ağırlama imkanı bulmaktayız" dedi.
Diyarbakır Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında doğdu, Diyarbakır’da sağlığına kavuştu Mardin’in Kızıltepe ilçesinde nadir görülen bir doğumsal anomali ile dünyaya gelen bebek, Diyarbakır’da gerçekleştirilen başarılı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında (gastroşizis) doğan bebek, doğumun hemen ardından acil müdahale kapsamında ambulansla Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine sevk edildi. Hastaneye ulaştırılan bebek, zaman kaybedilmeden gece saatlerinde ameliyata alındı. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Suat Çal tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından bebek, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi altına alındı. Yaklaşık bir ay süren titiz tedavi sürecinin ardından bebeğin genel sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine taburcu işlemleri gerçekleştirildi. Op. Dr. Çal, gastroşizisin doğumda karın duvarının tam gelişmemesi sonucu bağırsakların karın dışında bulunmasıyla ortaya çıkan ciddi bir tablo olduğunu belirterek, "Bu tür vakalarda en önemli unsur hızlı sevk ve erken cerrahi müdahaledir. Doğumdan hemen sonra yapılan doğru müdahale ve yoğun bakım süreci sayesinde bebeğimiz sağlığına kavuştu. Multidisipliner ekip çalışması bu başarıda büyük rol oynadı" dedi. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise vaka sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "İlimizde sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve koordineli şekilde yürütülmesi sayesinde bu zorlu vaka da başarıyla sonuçlanmıştır. Sevk sürecinden ameliyata, yoğun bakım takibinden taburculuğa kadar emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın en ileri düzeyde sağlık hizmetine erişimi için çalışmalarımız kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Zorlu bir süreci başarıyla atlatan bebeğin sağlığına kavuşması, hem ailesine hem de sağlık çalışanlarına büyük mutluluk yaşattı. Yetkililer, bu tür vakalarda erken müdahale ve ekip koordinasyonunun hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguladı.
Gaziantep Antikacılardan antika tutkunlarına uyarı: "Her eski antika değil" Son zamanlarda çevrimiçi platformlarda eski ev eşyalarının yüksek fiyatlarla satışa çıkarılması ve bu ürünlerin gerçek değerinin çok üstünde fiyatlarla satılması konusunda vatandaşları uyaran antikacılar, her eskinin antika olmadığını belirtti. Antika piyasasında ürünlerin gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlarla satılması vatandaşları özellikle de antika tutkunlarını mağdur ediyor. Bir dönemin vazgeçilmezi olan fincan ve perde gibi eşyalar ile geçmiş döneme ait olan ancak antika olmayan ürünler, çevrimiçi platformlarda veya sosyal medya üzerinden yapılan antika mezatlarında antikacı olmayan kişiler tarafından "nostaljik" ya da "antika" adı altında fahiş fiyatlarla satılıyor. Antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapılmamalı 70’li ve 80’li yıllara ait eski eşyaların fahiş fiyatlarla satılmaya çalışıldığına dikkat çeken Gaziantep’teki antikacılar, her eski eşyanın antika olmadığını belirterek, vatandaşlara yeterli araştırma yapmadan ve antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapmamaları konusunda uyarıda bulunuyor. Antikacılığı babasından öğrenen ve çocukluğundan beri antikacı olan 65 yaşındaki Menderes Kaya, 40-50 yıl öncesine ait eşyaların antika sayılamayacağını belirtti. "Mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" Antikanın belli kriterlere bağlı olduğunu belirten Kaya, eski eşyaların sadece nostaljik bir değere sahip olduğunu ifade ederek, "Antika olması için bir eşyanın hem çok eski hem de nadir olması lazım. Eski tür eşyalar satın alınmadan önce mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" dedi. "Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik" Küçük yaşlarda babasının topladığı antika eserlerle tanıştığını belirten Kaya, "Rahmetli babam bu sanatla uğraşırdı. Osmanlı dönemine ait tüfek, tabanca, kılıç, kama ve hançer gibi malzemeleri toplardı. Eski malzemelerin namlusunun üzerine ağaçlarla imitasyon süsleme yapardı. Bir kısmı eski parçalar olan eski orijinal parçaları yenileriyle takviye edip bir bütün hale getirirdi. İki kardeşim daha vardı, onlarla birlikte bu sanata başladık. Bu sanatta babam 29 tane eleman yetiştirdi. Bizler de o elemanların yanında yetiştik. Bu yaptığımız tüfek, tabanca ve diğer malzemelerin nakış işlerini bizler yapardık. Antik eski namlulu silahlar bir bütün hale getirildiğinde demir üzerine, ahşap üzerine gümüş veya altın kakma sanatı yapmaya başladık. Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik. Yıllardır da hala bu meslekle uğraşıyorum" dedi. "Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım" Her eski malzemenin antika olmadığının altını çizen Kaya, "Eski malzemenin üzerine sanat yapılması lazım. El emeği göz nuru bir emeğin olması lazım. Bir de yapılan malzemenin üzerindeki sanatkarın çalışmış olduğu maden de önemlidir. Orijinal Osmanlı kale tüfeği üzerine yapılan çalışma bile alüminyum sarı telle değil de altın gümüş kakma sanatıyla yapılması lazım. Ticaret amaçlı alüminyum çalışma yapıyorlar. Bu tür eşyalara ‘orijinal’ diyorlar ama orijinal olmadığını, imitasyondan yapıldığını söylemeleri lazım. Her malzeme antika değildir. Antika üzerinde sanat, emek ve göz nuru olmalıdır. Antika eserin tarihi olarak, özgeçmiş olarak antik bir zamanı bünyesinde barındırması lazım. Eserin üzerinden 100 yıl geçmesi lazım. Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım. Eski orijinal malzemeleri yeni döküm olarak yapıyorlar. Sosyal medyada da görüntüyle alıcıyla satıcı arasında bir haberleşme oluyor. Resim gönderiliyor. Satıcı arkadaşımızda, ‘bu eser orijinal mi?’ diye soruyor. Evet, belki resimde orijinal gibi gözüküyor diye orijinal diye satılıyor. Esnaf arkadaşlarımızın buna çok dikkat etmesi lazım" diye konuştu.