POLİTİKA - 07 Nisan 2012 Cumartesi 14:36

``ANAYASA PLATFORMU-VATANDAŞ TOPLANTILARI`` TRABZON`DA YAPILDI

A
A
A
``ANAYASA PLATFORMU-VATANDAŞ TOPLANTILARI`` TRABZON`DA YAPILDI

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, Anayasa`nın 30 senede 17 defa değiştirildiğini ancak iki yakasının bir türlü bir araya getirilemediğini ifade ederek ``Yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Yeni anayasa ihtiyacı Çarşamba gününden itibaren daha önemli hale geldi. Çarşamba gününe kadar ihtiyaç vardı. Çarşamba gününden itibaren yeni bir anayasa mecburiyet haline gelmiştir. Çünkü bu anayasayı yapanları yargılar hale geldik. Onlar orada yargılanırken, onların yaptığı bir anayasa ile Türkiye`yi yönetir olmak bir çelişkidir, bir tezattır. Bunu ne içeride ne dışarıda izah edebiliriz`` dedi.
Anayasa Platformu Girişim Grubu adı altında bir araya gelen 13 meslek kuruluşu ve sendika konfederasyonu tarafından düzenlenen Anayasa Platformu Toplantısı`nın 10.`su bugün Trabzon Dünya Ticaret Merkezi`nde yapıldı. Toplantının açılışında konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, katılıma dikkat çekerek ``Katılımda şampiyonluk Trabzon`da. Kutluyorum hepinizi. Niye Trabzonspor`un hep şampiyonluğa oynadığının en büyük göstergesi sizsiniz`` diye konuştu.
Türkiye`nin 2023 hedefini gerçekleştirmesi için yeni anayasanın şart olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu ``Yeni anayasaya niye ihtiyacımız var diye baktığınız zaman tek bir neden var; 2023`te Türkiye`yi dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasında görmek istiyoruz. Kişi başına düşen gelirimiz 10 bin dolar bugün. O zaman 25 bin dolar olacak. Bunun olabilmesi için yeni bir anayasa lazım. Siyasi partiler seçimler öncesinde bize yeni anayasa vaat ettiler. Sivil toplum ve meslek örgütleri olarak ``˜siyasi partilerimizin bu anlayışına destek vermemiz lazım` diyerek tüm Türkiye`yi gezerek vatandaş toplantılarımızı yapmaya başladık. Bugün ülkemizin geleceğini konuşma günü. Sadece kendinizin değil çocuklarınızın geleceğini konuşma günü. Her birinizin bu çorbada tuzu olacak. Hepinizin katkısı olacak`` şeklinde konuştu.
Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Başkanı Nail Sanlı ise toplantının amacına vurgu yaparak ``Bu yazılmış bir metinden ziyade, yazılacak olan bir metin. Sizlerin düşüncelerinizi yeni anayasaya taşımak ve raporlamak için buradayız. Değişik konulardaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın`` ifadelerini kullandı.
Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi ve BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ise dünya tarihinin belli değişim noktaları olduğunu vurgulayarak, ``Şimdi de değişim Ortadoğu`da. Türkiye kendini dünyadaki bu değişimlerden, dört bir tarafındaki bu dalgalardan ayrı tutamaz. ``˜Bunların hiçbiri beni ilgilendirmiyor, ben nasıl gelmişsem öyle giderim` diyemez. Türkiye`nin kendi içinde çözüme muhtaç ciddi sorunları var. Yeni Anayasa Türkiye gibi tarihi bir kavşakta yapılıyor. Türkiye ya bütün bir geçmiş kültürel, ekonomik, siyasi, sosyal tarihiyle barışarak bugünü doğru anlayarak sorunlarını çözerek ileriye doğru gidecek, bunun kodlarını, anahtarlarını belirleyecek bir anayasa yapacak; veya bütün coğrafyadaki patinaj yapan ülkelerin içine kendisi de girecek. Bizim ümidimiz bütün bu değerlendirmeleri, bu soruların tarafı olan herkesin, Kürdü, Türkü Arabıyla, laikiyle, dindarıyla herkesin aklı selim ile değerlendirmesi, toplumsal bir sözleşme çıkarması, milli mutabakat haline gelmesi. Yeni anayasa ile önümüzdeki yüzyılların kurtarılacağı, bölgenin yeniden tarihteki medeniyet havzası haline geleceği bir yola girmesi. Biz kendi içimizde bu uzlaşmaları sağlayamazsak, tarihte olduğu gibi, 1. ve 2. Dünya Savaşa ve SSCB`nin dağılması sürecinde muktedir olan bu gelişmeleri belirleyen küresel güçler ne istiyorlarsa öyle olur. Bu milletin kendi iradesini ortaya koyması elzemdir`` dedi.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi ve MHP Erzurum milletvekili Oktay Öztürk ise, ``12 Haziran seçimlerinden itibaren millet nasıl olduysa anayasa beklentisi içine girdi ve bu kavrama haddinden fazla bir yük yüklendi. Adeta her şeyin kurtarıcısı olarak bakmaya başladık. Oysa anayasa bir mihenk taşıdır. Milletin hareketinde ana arteri gösterir. Haddinden fazla yük yükleyip de beklenti içine girersek, anayasalar böyle bir beklentiyi karşılamaktan uzaktır, hüsrana uğrarız. İlk defa milletin katkısıyla bir anayasa yapma gayreti içindeyiz. Bu anayasa üniter yapımızı devam ettirmemize olanak sağlayacak, hiçbir zerremizin dışarıda kalmamasına gayret edecek, hiçbir insanımızın huzursuzluk duymamasını sağlayacak bir anayasa olmalıdır`` ifadelerini kullandı.
CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu ise ``Toplum, toplumsal bir sözleşme yapmak istiyor. Çağdaş Türkiye`nin anayasasının çoğunluk ve özgürlükle özdeşleşmesinden yanayız`` diye konuştu.
Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi ve Ak Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin ise ``Biz bir anayasa yaptık, ne düşünüyorsunuz?` demek için Trabzon`a gelmediklerini vurgulayarak şunları söyledi:
``Bu zamana kadar yapılan anayasalar, yapıldıktan sonra sizin karşınıza çıkarıldı. Artık Türkiye eski Türkiye, meclis eski meclis değil. TBMM`de grubu bulunan siyasi partilerinin temsilcileri olarak huzurunuzdayız. Size, Türkiye için daha demokratik, daha özgür bir anayasa yapmak istiyoruz. Bir anayasanın yapımına halk ne kadar katkı sağlarsa o anayasa o kadar halkın olacaktır. Türkiye`nin yeni anayasa kadar diyalog ortamına da ihtiyacı var. Burada çeşitli görüşlerden değişik kişiler bir masanın etrafında toplandı. Anayasa uzlaşma komisyonu toplantılarında da bu hoşgörü ve uzlaşı ortamı aynen mevcut. Temennimiz, bu hoşgörünün grup toplantı odalarına da sirayet etmesi, parlamentoya da aynen yansıması. Darbe anayasasından mutlaka kurtulmalıyız. Eğer darbeciler yargılanırken, darbecilerin yaptığı anayasa devam ediyorsa burada bir yanlışlık var.``
``4 SİYASİ PARTİ BU PLATFORM DIŞINDA HİÇBİR YERDE YANYANA GELEBİLMİŞ DEОİL``
TBMM Başkanı Cemil Çiçek ise yaptığı konuşmada, toplantıya katılanların oluşturduğu tabloya dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
``Burada menfaat çatışması olan meslek örgütleri var, işçi temsilcileri, işveren temsilcileri var, memurlar, devlet adına konuşanlar var. 4 siyasi partinin temsilcileri var. Meclisteki 4 siyasi parti bu platformun dışında hiçbir yerde yan yana gelebilmiş değil. Bu tablo bundan sonra sorun çözme yöntemimiz açısından da güzel bir örnektir. Bu tabloyu milletimizin önüne koymak önemlidir. Anayasa da yapacaksak, gündemimizdeki sorunları da çözeceksek aynen burada olduğu gibi dostça, arkadaşça, kavga etmeden, vurup kırmadan, bağırıp çağırmadan yapabileceğimizi gösterebilmek adına bu toplantılara katılıyoruz. Onun için sözlerimize değil, bu görüntüye iyi bakılmasında fayda var. Bugün huzurunuzda bulunan meslek kuruluşlarımız 30 yıldır bunu talep ediyor. Siyasi partilerimizin de 12 Haziran seçimlerine giderken taahhütleri var. Bunları lüzum üzerine yazılmış taahhütler olarak kabul edemeyiz, siz de etmeyin, ettirmeyin. Bireysel olarak talepler de var. Bu toplumun tecrübesi var. 204 yıllık bir anayasa talep sürecinden geçti bu toplum. Çok şükür bu ülkenin çok yetişmiş akademisyenleri var, akademik birikimi var. Yeni bir anayasaya gerçekten ihtiyaç var. 30 yıldır yürürlükte olan, daha yapıldığı günün ertesi gününden itibaren herkesin değişmesini istediği, itiraz ettiği ve yaşadığımız bir çok gerginlik ve kutuplaşmalara kaynak teşkil eden bir anayasaydı. 17 defa değiştirilmiş olmasına rağmen tartışılıyor. Türkiye`nin önde gelen müteahhitleri Karadenizli`dir. Bir binada her sene değişiklik yapıyorsanız, çatısı akıtıyorsa, temelden su sızıyorsa, duvarlar çatlamışsa, penceresi kapısı birbirine uymuyorsa bu binada huzur içinde oturmak mümkün değil. 30 senede 17 defa değiştirdik, bu anayasanın iki yakasını bir araya getiremedik. Dolayısıyla bir ihtiyaç var.``
Yeni anayasa ihtiyacının geçtiğimiz Çarşamba gününden itibaren daha önemli hale geldiğini de vurgulayan Çiçek ``Çarşamba gününe kadar ihtiyaç vardı. Çarşamba gününden itibaren yeni bir anayasa mecburiyet haline gelmiştir. Yeni anayasa bu toplum için mecburiyettir. Çünkü bu anayasayı yapanları yargılar hale geldik. Onlar orada yargılanırken, eski anayasayı yürürlükten kaldırmış olanlar, anayasal düzeni değiştirmekten dolayı yargılanırken, onların yaptığı bir anayasa ile Türkiye`yi yönetir olmak bir çelişkidir, bir tezattır. Bunu ne içeride ne dışarıda izah edebiliriz. Bu mecburiyetin gereğini yapmak da 4 siyasi partimizin boynunu borcudur. 24. dönemin milletvekilleri, bu mecburiyeti öteleyemez, başka döneme tehir edemez. Bu mecburiyetin gereğini yapmak durumundadır. Kimse kimseye bahane de bulamaz. Vatandaşa söz verip, ``˜ben yapacaktım şu elime vurdu, ben yazacaktım filanca eteğimden çekti` tarzında bundan sonra da 30 yıl mazeret üretmeye bu dönemin parlamentosunun ve partilerinin artık imkanı kalmadı. Ne yapacak yapacak mutlaka bu anayasayı bu dönem birlikte gerçekleştireceğiz. Aksi takdirde siyasete güven kalmaz, parlamento, sorun çözeceği noktasındaki beklentileri karşılayamadığı için ciddi kayba uğrar`` dedi.
Toplantının ardından TBMM Başkanı Çiçek, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve AK Parti Milletvekili Mehmet Ali Şahin ile birlikte Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası`nı ziyaret etti. Çiçek, burada toplantının kısa bir değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi:
``Toplantıda gördüğünüz tabloyu Türkiye`de 20 yıl, 30 yıl değil, emin olun bir yıl egemen kılabilsek, o hepimizin canını sıkan, üzen olayların bir kısmını geride bırakırız. Türkiye`de uzlaşı ve kardeşlik iklimine ihtiyaç var. Hiç dışarıda sorumlu aramaya gerek yok. Bu ülkenin işini biz göreceğiz. Bu ülkenin işini görebilmek için bu anayasa platformunu Türkiye`ye yayacağız. Burada yapılan konuşmalar çok önemlidir. Ama konuşmalardan daha çok ortaya konulan tablo da önemlidir.``
TBMM Başkanı Cemil Çiçek ziyaretin ardından Ankara`ya dönmek üzere Trabzon Havalimanı`na hareket etti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında küresel sistemi sert sözlerle eleştirdi. İsrail’in politikalarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin barış ve istikrar için kritik rol üstlendiğini vurguladı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada, küresel gelişmeler, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Türkiye’nin dış politikadaki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 21’inci yüzyılın beklentilerin aksine krizlerle ilerlediğini ifade eden Bahçeli, "Uluslararası sistem ağır yaralı haldedir ve adeta can çekişmektedir. Küresel dengelerin değiştiği, siyasi ve ekonomik kırılmaların derinleştiği ağır bir buhran döneminden geçilmektedir. Çivisi çıkan dünyada; savaşlar, krizler ve hatta soykırımlar bile ne yazık ki normal hale gelmiştir. İnsanlık unutulmuş, Batı değerler sistemi hepten çökmüştür. Savaşların yayılması, uluslararası hukukun örselenmesi, enerji krizlerinin derinleşmesi, masum sivillerin hedef haline gelmesi, insanlık vicdanının ağır bir imtihandan geçmesine neden olmaktadır. Korkarım ki dünya, çok kutuplu bir gerilim sarmalına doğru hızla sürüklenmektedir. Beşikteki bebeklerin, okullardaki çocukların, hastanelerdeki yaşlıların acımasızca katledildiği bir dünyada yaşamak, insanlık değerlerini yaşatmayı varlık sebebi sayan bizim gibi asil milletler için elbette ki tarifsiz bir hüzün vesilesidir" dedi. Küresel düzende çifte standartlara işaret eden Bahçeli, "ABD ve İsrail, her canı istediğinde İran’a ya da tahakkümü altına girmeyi reddeden herhangi bir başka ülkeye saldırma hakkına sahip değildir. Olmamalıdır. Nükleer tesislerin hedef alınması, enerji hatlarının işlevsiz bırakılması ve stratejik geçiş noktalarının kapanması gibi ihtimallerin gerçekleşmesi, dünya ekonomisinden uluslararası güvenliğe kadar birçok alanda telafisi çok zor, belki de imkânsız sonuçlar doğuracaktır. Hürmüz Boğazı başta olmak üzere kritik deniz yollarının tehlikeye girmesi, enerji arzında ciddi kırılmalara neden olurken bu durum şimdiden yalnızca Türkiye gibi bölge ülkelerini değil, küresel sistemi derinden sarsmaya başlamıştır. Nitekim, Yemen’deki İran destekçisi Husilerin de savaşa dâhil olduklarını duyurmasıyla Hürmüz’den sonra Babül Mendeb Boğazında da askerî hareketliliğin artması, enerji güvenliği risklerini ve tedarik zinciri sorunlarını derinleştirebilecek niteliktedir. Daha da vahimi; karşılıklı tehditlerin dozajının artması, diplomatik kanalların zayıflaması ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların sessizliği ve etkisizliği, kontrolsüz bir tırmanışın yaşanabileceğine işaret etmektedir. Nükleer silah kullanımına yönelik imalar bile insanlığın nasıl bir uçurumun kenarına sürüklendiğini açıkça göstermektedir. Bu çerçevede uluslararası toplumu sağduyuya, itidale ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz. ABD ve İsrail’in oluşturduğu Siyonist-emperyalist cinayet şebekesinin aklını başına alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır ama dünyanın öbür ucundaki bir masum insan dahi bu savaşın ceremesini çekmek zorunda kalabilecektir" ifadelerini kullandı. "İsrail hem bölge hem dünya için tehdittir" İsrail’in Gazze başta olmak üzere bölgedeki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, yaşananların insanlık vicdanını yaraladığını kaydetti. Bahçeli, "İsrail, Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiştir. Çok açıktır ki İsrail, hem bölgenin hem dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir" diye konuştu. ABD’nin bölge politikalarına da değinen Bahçeli, "ABD’nin Ortadoğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı, Batı kamuoyunda büyük tepkiye neden olmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Savaşın yayılması küresel krizleri derinleştirir" Savaşın genişlemesinin küresel etkilerine dikkat çeken Bahçeli, enerji ve gıda güvenliği başta olmak üzere birçok alanda risklerin arttığını söyledi. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Üzülerek ifade etmeliyim ki, savaşın yaygınlaşması, Petrol, Doğalgaz ve bunların türev ürünleri ile gıda fiyatlarında artış, Körfez’deki Arap coğrafyasından göç, Lübnan’da geri döndürülemez bir yıkım ve mahvolma, Kızıldeniz’de çatışma ve Babülmendeb Boğazının kapanması, Irak’ın yeni bir belirsizlik ve çatışma içine girmesi, İsrail’in tüm dünyadaki Yahudilerin hayatını riske atması ve Yahudi karşıtlığının yükselmesi ve Radikalizmin köklerinin güçlenmesine sebep olacaktır. Bunun için diyorum ki dünya; haksız ve hukuksuz saldırganlığın bedelinin ödenmediği bir dünya olarak kalmamalıdır. Bebek, çocuk, kadın yaşlı demeden yapılan katliamların cezasız kaldığı bir dünya olmamalıdır. Dünya; rafinerilerin, gaz yataklarının, petrol üretim sahalarının, elektrik santrallerinin vurulup çevre felaketlerine yol açanların serbest gezebildiği bir yere dönüşmemelidir. İnsan hak ve hürriyetlerine, emeğe, alın terine, gözyaşına, adalet ve eşitlik arayışına sırt çevirenlerin insafına ise asla terk edilmemelidir. O sebeple Dünya, Türkiye’nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli, savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak; milletimizin huzur ve refahını sağlama ve egemenlik haklarımızı koruma sorumluluğuyla birlikte İslâm toplumlarına, Türk dünyasına ve bütün insanlığa adalet, ahlak ve akıl üçgeninde şekillenecek ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarımız vardır." Uluslararası topluma çağrıda bulunan Bahçeli, "Silahların sustuğu, diplomasinin konuştuğu bir sürecin başlaması artık zorunluluktur" dedi. "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" Türkiye’nin dış politikadaki rolüne vurgu yapan Bahçeli, Ankara’nın krizlerin çözümünde dengeleyici bir aktör olduğunu belirtti. Bahçeli, "Türkiye, barış arayan tüm mazlum coğrafyaların umudu, istikrar arayan tüm tarafların güven kapısı haline gelmiştir. Daha önce Rusya-Ukrayna krizinde de ortaya koyduğu, Türk devlet aklı ve Türk medeniyetinin manevi gücünden beslenen bu çabalar; huzurlu ve müreffeh bir dünya inşa etmeye yönelik stratejik bir vizyonun da tezahürüdür. İnanıyorum ki; Türkiye’nin akılcı, sabırlı ve kararlı diplomatik hamleleri, içinde bulunduğumuz bu karanlık tabloyu aydınlatacak; bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun ve istikrarın yeniden yeşermesine vesile olacaktır. Ekonomik gelişmişlik açısından kuzey ve güneyin ortasında, kültür ve medeniyet akımları açısından da doğu ile batının arasında bir köprü görevi gören Türkiye jeopolitik ve jeostratejik konumu itibariyle dünyanın merkezindedir. O sebeple Türkiye’nin Batıyı ve Doğuyu Ankara merkezli kuşatan, dengeleyen ve okuyan bir dış politika anlayışına ihtiyacı vardır. ‘Çift Başlı Selçuklu Kartalının’ doğuya ve batıya dönen yüzünden ilhamla, Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçları ve milli çıkarları doğrultusunda ittifak bloklarını kuran ve bölgesinde bozulan statükoyu yeniden inşa etmeye çalışan bir vizyona dayanması gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Terörsüz Türkiye milli birlik projesidir" İç politikaya ilişkin mesajlar da veren Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" sürecinin önemine işaret etti. Bahçeli, "Milletçe huzur iklimi inşa etmeye çalıştıkça öfkeden köpüren bazı başkentlerin, bazı gizli servislerin ülkemiz içindeki gönüllü ve ücretli devşirmeleri, toplumu ayrıştırmaya çalışmaktadır. Amacımız provokasyonlara aldırmadan daha demokratik, etkin, istikrarlı ve müreffeh bir Türkiye’dir. Gayemiz ve gayretimiz oyunları bozarak, kendi yazdığımız senaryoda milletimizin rol aldığı bir iklimde emperyalizmin bilindik hedeflerini çöpe atmaktır. Ülkemiz hatta bölgemiz için tarihi bir fırsat olan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi güçlü bir toplumsal katkı ve siyasi iradeyle tartışmasız gerçekleştirilecektir. Devletimiz bir, Milletimiz birdir. Vatanımız bir, Bayrağımız bir, İstiklal marşımız birdir. Kimse yanlış hesap yapmasın, tahriklere meyletmesin" diye konuştu. MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından, Araştırma ve Strateji Geliştirmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Özgür Bayraktar da TBMM Grup Salonu’nda yerini aldı.