KÜLTÜR SANAT - 22 Nisan 2024 Pazartesi 16:56

Başkan Ekim’den çocuklara 23 Nisan hediyesi

A
A
A
Başkan Ekim’den çocuklara 23 Nisan hediyesi

Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlama etkinlikleri kapsamında Osmanbaba İlk ve Ortaokulu’nda öğrencilerin bayramını kutlayarak öğrencilere kitap hediye etti.


Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde düzenlenen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlama etkinlikleri kapsamında Osmanbaba İlk ve Ortaokulu’nu ziyaret etti. Burada öğrencilerle bir araya gelen Başkan Ekim, çocukların bayramını kutladı ve 23 Nisan’ın önemine vurgu yaptı.


23 Nisan’ın Türk ve dünya çocukları için önemine değinen Başkan Ekim, çocukların geleceğin teminatı olduğunu söyledi. Başkan Ekim, bu özel günde çocukların sevinçlerine ortak olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Bu özel günde yüreklerimizdeki çocuk sevinciyle bir aradayız. Çocuklarımızın coşkusunu, umudunu ve geleceğe olan inancını paylaşmak, benim için büyük bir onur. 23 Nisan sadece Türk milleti için değil, tüm dünya çocukları için bir bayramdır. Bugün milli egemenliğimizin temellerinin atıldığı, ulusumuzun kurtuluş mücadelesinin başladığı gündür. Aynı zamanda çocuklarımızın geleceği için aydınlık bir yarınlara doğru ilk adımların atıldığı gündür. Bugün çocuklarımızın güvenliği, mutluluğu ve eğitimi için var gücümüzle çalışacağımızı bir kez daha taahhüt ediyorum. Tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, sevgi ve mutluluk dolu bir gün geçirmelerini diliyorum” dedi.


Konuşmasının ardından Başkan Ekim, okulun tüm sınıflarını tek tek ziyaret ederek öğrencilerin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı. Her öğrenciye kitap hediye eden Başkan Ekim, çocukların eğitimine destek olmayı amaçladıklarını da belirtti.


Ziyarete İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Usta da eşlik etti. Usta, çocukların bayramını kutlayarak, Başkan Ekim’in öğrencilere yönelik duyarlılığına ve desteğine teşekkür etti.



Başkan Ekim’den çocuklara 23 Nisan hediyesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul TBF ile Ülker arasında sponsorluk anlaşması imzalandı Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile Ülker arasında milli takımlar resmi sponsorluğu, Basketbol Gençler Ligi ve altyapı salonları isim sponsorluğu anlaşması imzalandı. Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde gerçekleştirilen imza törenine Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) Başkanı Hidayet Türkoğlu, Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, milli sporcular Ömer Faruk Yurtseven, Erkan Yılmaz, Meltem Avcı Yılmaz, Darius Karutasu, Ayşe Melek Demirer ile Ülker Basketbol Gençler Ligi dörtlü finalinde mücadele edecek takımların kaptanları katıldı. Anlaşmaya göre Ülker; üç yıl süreyle Basketbol Milli Takımları’nın resmi sponsoru, Basketbol Gençler Ligi’nin isim sponsoru ve Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde yer alan altyapı salonlarının isim sponsoru oldu. Türk basketbolu adına son derece anlamlı, kapsamlı ve stratejik bir iş ortaklığını kamuoyuyla paylaşmak üzere bir araya geldiklerini söyleyen TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu, "Ülker ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği kapsamında; Milli Takımlarımızın resmi sponsorluğu, Basketbol Gençler Ligi’nin isim sponsorluğu, Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde yer alan altyapı salonlarımızın isim sponsorluğu hayata geçiriliyor. Bu anlamda Ülker, Ay-Yıldızlı formamıza güç verirken; diğer yandan Türk basketbolunun geleceğini temsil eden genç sporcularımıza ve altyapı organizasyonumuza çok değerli katkılar sunuyor. Başka bir ifadeyle bu iş birliği, hem bugüne hem de yarınlara yapılan güçlü yatırımlardır" dedi. "Ülker’in destekleri Türk basketbolunun geleceğine duyulan güvenin göstergesidir" Destekleri için Murat Ülker’e teşekkür eden Türkoğlu, "Sayın Murat Ülker, ortaya koyduğu vizyon ve Türk sporuna duyduğu güçlü inançla, uzun yıllardır ülkemizde sporun gelişimine çok önemli katkılar sağlamaktadır. Gerek Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nin kuruluş sürecinde gösterdiği yakın ilgi ve destek, gerekse gençlerimize ve altyapılarımıza verdiği katkılar; Türk basketbolunun geleceğine duyulan güvenin kıymetli bir göstergesidir. Kendisinin spora yaklaşımı, yalnızca sponsorluk desteği sunmanın ötesinde; gençlere fırsat oluşturmayı, ülkemizin potansiyeline yatırım yapmayı ve kalıcı değer üretmeyi esas alan örnek bir vizyonu yansıtmaktadır. Ülker, Türkiye’nin en köklü, en güçlü ve en değerli markalarından biridir. Bunun yanında Ülker’in Türk basketbolunun hafızasında bir marka olmanın çok ötesinde, unutulmaz ve özel bir yeri de vardır. Yıllar boyunca basketbolumuza yapılan yatırımlar, sporcularımıza sağlanan katkılar ve basketbola duyulan aidiyet; Ülker’i Türk basketbolunun en önemli ve en güvenilir paydaşlarından biri haline getirmiştir" diye konuştu. "Merkezimizin ikinci fazı için çalışmalarımıza da kararlılıkla devam ediyoruz" Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nin sadece maçların oynandığı bir tesis değil; genç sporcuların yetiştiği, geliştiği, öğrendiği ve hayallerini gerçeğe dönüştürmek için çalıştığı yaşayan bir ekosistem olduğuna dikkat çeken Başkan Türkoğlu, "Her gün yüzlerce genç sporcumuz burada antrenman yapıyor, maçlara çıkıyor ve bir gün A Milli Takım forması giymenin hayalini kuruyor. Merkezimizin ikinci fazı için çalışmalarımıza da kararlılıkla devam ediyoruz. Bu kapsamda C Blok’ta yer alan altyapı spor salonlarımıza verilen isim sponsorluğu bizim için ayrı bir anlam taşıyor, Halley C1, Go Fresh C2, Çizi C3 Salonlarımızın Ülker markalarıyla anılacak olması, genç sporcularımıza verilen değerin çok somut ve anlamlı bir göstergesidir" ifadelerini kullandı. "Ülker Basketbol Gençler Ligi Dörtlü Finali için de büyük bir heyecan içerisindeyiz" Basketbol Gençler Ligi’nin, genç sporcuların rekabet etmeleri ve kendilerini göstermeleri açısından çok önemli bir platform olduğunu aktaran Hidayet Türkoğlu, Ülker’in Basketbol Gençler Ligi’nin 3 yıllık isim sponsoru olmasının son derece kıymetli olduğunu dile getirdi. Türkoğlu, "Bu sezon ligin tüm karşılaşmaları Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde oynandı. Kızlar ve erkekler kategorilerinde sezon boyunca son derece yüksek rekabet düzeyine sahip, kaliteli maçlar izledik. 16-17 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek olan Ülker Basketbol Gençler Ligi Dörtlü Finali için de büyük bir heyecan içerisindeyiz" şeklinde konuştu. Özgür Kölükfakı: "TBF ile imzalayacağımız anlaşmayla milli takımlar resmi sponsoru oluyoruz" Ülker’in sporla iç içe geçen uzun yolculuğunda çok önemli bir haberi paylaşmak için bir araya geldiklerini söyleyen Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, "Türkiye Basketbol Federasyonu ile imzalayacağımız iş birliği anlaşmasıyla milli takımlar resmi sponsoru oluyoruz. Bizim mutlu eden bir diğer iş birliği ise Basketbol Gençler Ligi’ne isim sponsoru olmak. Lig bundan sonra Ülker Basketbol Gençler Ligi olarak anılacak. Ayrıca, şu an içinde bulunduğumuz bu eşsiz spor kompleksindeki üç alt yapı salonu Ülker Basketbol Alt Yapı Salonları olarak adlandırılacak. İsimleriyle sizin de aşina olduğunuz markalarımız: Ülker Halley, Ülker Go Fresh ve Ülker Çizi olacak. Bu iş birliği sıradan bir iş birliği değil. Türk basketbolunun geleceğine, çocuklarımıza ve gençlerimize yaptığımız güçlü bir yatırımın göstergesi. Çünkü biz, sporun ve sanatın çocuklarımız ve gençlerimiz üstündeki iyileştirici gücüne inanıyoruz" cümlelerine yer verdi. "Türk sporuna değer katmaya devam ediyoruz" Sporun, Ülker’in DNA’sında olduğunun altını çizen Kölükfakı, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Sporu ve sporcuyu desteklemek, kurucumuz merhum Sabri Ülker’den bu yana hassasiyetle üzerinde durduğumuz bir konu. Uzun yıllardır futbol ve basketbol başta olmak üzere Türk sporuna değer katmaya devam ediyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu ve Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nden sonra bugün de Türkiye Basketbol Federasyonu ile iş birliği anlaşmasına imza atıyoruz. Türkiye Basketbol Federasyonu ile bugün attığımız bu adımın temelinde Ülker’in basketbolla uzun yıllara dayanan ilişkisi var. Basketbol ülkemizde çok geniş kitlelere ulaşan ve gençlerin ilgi gösterdiği bir spor dalı. Ülkerspor döneminden bu yana basketbolun bizim için özel bir yeri var. Aslında bu yolculuk fabrikamızdaki bir basketbol potasıyla başlayıp Türkiye’nin ve hatta Avrupa’nın zirvesine çıkan bir hikayeye dönüştü. Ülkerspor ile geçmişte önemli başarılar yakalamıştık. Ülkerspor; 4 lig şampiyonluğu, 6 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 3 kez de Türkiye Kupası’nı kazanma başarısını göstermişti. 2006-2015 arasında Fenerbahçe’nin basketbol şubesiyle güçlerimizi birleştirerek Fenerbahçe Ülker dönemini yaşadık. Ve 2017’de Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı, Ülker Metro’nun sponsorluğunda EuroLeague kazanarak Türk ve basketbol tarihine adını altın harflerle yazdıran büyük bir zafer elde etti. 2005-2011 yılları arasında Cola Turka ile Beşiktaş, Cafe Crown ile Galatasaray Erkek Basketbol Takımlarının sponsoru olduk. Basketbola desteğimizi tesisleşmeyle de taçlandırdık. 2012 yılında Fenerbahçe basketbol takımlarının maçlarına ev sahipliği yapan, çok amaçlı kullanılabilen Ülker Spor ve Etkinlik Salonu Ataşehir’de hizmete girdi. Bu açılıştan 10 yıl sonra da Türkiye’nin ilk basketbol müzesi olan Fenerbahçe Basketbol Müzesi, Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda kamuoyuyla buluştu." "Hidayet Türkoğlu’nun varlığı da bizlere gerçekten güç veriyor" Basketbolu her alanda hep desteklediklerini söyleyen Özgür Kölükfakı, Türkiye Basketbol Federasyonu ile geçmişte 11 kez Türkiye’nin çeşitli illerinde TBF-Ülker Basketbol Minikler Şenliği düzenlediklerini dile getirdi. Kölükfakı, "Elbette bu iş birliğinde Türkiye Basketbol Federasyonu’nun kıymetli başkanı Sayın Hidayet Türkoğlu’nun varlığı da bizlere gerçekten güç veriyor. Sayın Türkoğlu gerek profesyonel sporculuk yıllarında imza attığı başarılarla gerekse de federasyon başkanlığı sürecinde vizyonuyla ülke basketbolunun gelişimine çok değerli katkılar sağlamış ve sağlamaya da devam eden bir isim. İçinde bulunduğumuz tesis de kendisinin Türk basketboluna verdiği bu önemli katkılardan bir tanesi. Eminim bu salonlardan çıkıp önümüzdeki yıllarda Türk ve dünya basketboluna damgasını vuracak sporcularımız da kendisini örnek alarak yollarına daha sağlam adımlarla devam edecekler. Ayrıca kendisini FIBA tarafından Hall of Fame 2026 listesine dahil edilmesinden dolayı yürekten tebrik ediyorum" diyerek sözlerini noktaladı. TBF ile Ülker arasındaki iş birliği anlaşmasının basın toplantısı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Erzurum İlaçta yerli üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor Atatürk Üniversitesi, üniversite-sanayi iş birliği vizyonu doğrultusunda ilaç sektörünün önemli temsilcilerinden Polifarma İlaç yetkililerini ağırladı. Gerçekleştirilen ziyarette, hammadde üretimi alanında geliştirilebilecek potansiyel projeler, ortak Ar-Ge çalışmaları ve sürdürülebilir iş birliği imkanları ele alındı. Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ev sahipliğinde Proje Destek Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Serdar Burmaoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen görüşmeye; Polifarma Ar-Ge Müdürü Levent Kandemir, Ar-Ge Teknoloji Transferi Müdür Yardımcısı Alpay Ceylan ve Ar-Ge Proses Geliştirme Müdür Yardımcısı Ahmet Demirbaş katıldı. Toplantıda; yerli ve milli üretim kapasitesinin artırılması, yüksek katma değerli ilaç hammaddelerinin geliştirilmesi, akademik bilgi birikiminin sanayi uygulamalarıyla bütünleştirilmesi ve uzun vadeli Ar-Ge iş birliklerinin oluşturulmasına yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Özellikle sağlık ve ilaç sektöründe dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacak projelerin önemine dikkat çekilirken, üniversitelerin bilimsel altyapısı ile sanayi kuruluşlarının üretim ve uygulama tecrübelerinin bir araya getirilmesinin stratejik bir gereklilik olduğu vurgulandı. "Bilimsel Bilginin Uygulamaya Dönüştürülmesi Büyük Önem Taşıyor" Ziyarette konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesinin bilimsel üretim kapasitesini toplum ve sanayi yararına dönüştürmeyi önceleyen bir anlayışla hareket ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Üniversite-sanayi iş birliğini yalnızca bilgi paylaşımı olarak değil, ülkemizin stratejik üretim hedeflerine katkı sunacak önemli bir kalkınma modeli olarak görüyoruz. Özellikle ilaç ve sağlık teknolojileri alanında yerli üretim kapasitesinin artırılması, nitelikli Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi ve bilimsel bilginin uygulamaya dönüştürülmesi büyük önem taşımaktadır. Polifarma İlaç ile gerçekleştirilen bu görüşmenin, gelecekte somut projelere ve güçlü iş birliklerine zemin hazırlayacağına inanıyorum." Görüşme sonunda taraflar, karşılıklı bilgi paylaşımının artırılması, ortak proje geliştirme süreçlerinin değerlendirilmesi ve ilerleyen dönemde farklı çalışma başlıklarında iş birliği imkanlarının sürdürülmesi konusunda temennilerini dile getirdi.
Tekirdağ Emek ve sabır bir araya geldi: Özel öğrencilerin el emeği eserleri sergilendi Tekirdağ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde özel öğrenciler tarafından hazırlanan el emeği ürünler düzenlenen sergide beğeniye sunuldu. Okulda eğitim gören özel öğrencilerin yıl boyunca hazırladığı çalışmalar için sergi programı düzenlendi. Sergide öğrencilerin yaptığı süs eşyaları, tablolar, vazolar ve çeşitli el işi ürünleri ziyaretçilerin ilgisini çekti. Öğrencilerin büyük emek harcayarak hazırladığı ürünler, öğretmenler ve aileler tarafından da takdir topladı. Sergiyi gezen davetliler öğrencilerin çalışmalarını tek tek inceleyerek bilgi aldı. Etkinlikte öğrencilerin sosyal gelişimlerine katkı sağlayan sanatsal çalışmaların önemine dikkat çekilirken, özel bireylerin ortaya koyduğu başarıların desteklenmesi gerektiği ifade edildi. Tekirdağ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Öğretmeni Leyla Rahşan Karavelioğlu yaptığı açıklamada, "Biz Özel Eğitim sınıfları olarak, öğretmen arkadaşlarımızla birlikte Engelliler Haftası demek istemiyoruz, bu hafta bir farkındalık haftası demek istiyoruz. Biz de farkındalığımızı göstermek istedik ve çocuklarımızla birlikte hepsi el emeği göz nuru bir sergi düzenledik. Sergimizin içerisinde panç örnekleri var, çocuklarımızın yaptığı resimler var, kendilerinin sıfır atıkla yaptıkları ürünler var. Burada özellikle şunu vurgulamak istedik, bizim çocuklarımızın çok güzel destekle, çok güzel şeyler yapabileceklerini kanıtlamak istedik. Burada özellikle pançı yapan öğrencilerimiz var gerçekten diyorlar ki bunları sizin öğrenciler yapmıyorlar, hayır onlar kendileri yapıyorlar. Resimleri yapan öğrencilerimiz var gerçekten onlar yapıyorlar, onların emekleri. Biz de bu emekleri sizlere göstermek istedik, gerçekten çok güzel yıl boyunca yaptıkları işler var ama bir şeylerin görünmesi gerekiyor. Bu çocukların bir şeyleri başardığını topluma göstermemiz gerekiyor" dedi.
Erzurum Erzurum’da Milli Teknoloji Atölyesi’nin temeli atıldı Erzurum’da bilim, teknoloji, Ar-Ge ve yenilikçilik kültürünün güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirilecek Milli Teknoloji Atölyesi’nin temeli törenle atıldı. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda kurulacak Milli Teknoloji Atölyeleri ile gençlerin hayallerini, fikirlerini ve projelerini gerçeğe dönüştürebilecekleri güçlü bir üretim ve gelişim ekosistemi oluşturulması hedefleniyor. Atatürk Üniversitesi’nde kurulacak Milli Teknoloji Atölyesi ile teknoloji geliştiren, üreten ve ülkenin yarınlarına yön verecek gençlere önemli imkânlar sunulacağı ifade edildi. Milli Teknoloji Atölyesi’nde bilim ve teknoloji yarışmalarına katılan öğrenci takımlarına makine, teknik altyapı, teçhizat ve sarf malzeme desteği sağlanacağı, aynı zamanda yerli ve milli sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sunulacağı kaydedildi. "Milli Teknoloji Hamlesi’nin güçlü paydaşlarından biri olmaya devam ediyoruz" Atatürk Üniversitesi’nin sahip olduğu bilimsel birikim, araştırma altyapısı ve genç potansiyeliyle Milli Teknoloji Hamlesi’nin güçlü paydaşlarından biri olmaya devam ettiğini ifade eden Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, "Yaklaşık 550 metrekare kullanım alanına sahip olacak Milli Teknoloji Atölyesi, üniversitemiz, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı ve TÜBİTAK tarafından sağlanan toplam 65 milyon TL’lik makine, teçhizat ve sarf malzeme desteği ile çok paydaşlı bir finansman modeli çerçevesinde yürütülmektedir. Bu yönüyle proje, üniversite, kamu kurumları ve bölgesel kalkınma aktörleri arasında iş birliğini güçlendiren stratejik bir yatırım niteliği de taşımaktadır. Atatürk Üniversitesi, 1957 yılında Doğu Anadolu’nun ilim meşalesi olarak kurulurken yalnızca bir eğitim kurumu olmayı değil, bulunduğu coğrafyanın kalkınmasına yön veren, bilgi üreten, medeniyet tasavvurunu geleceğe taşıyan bir merkez olmayı hedeflemiştir. Ancak biz biliyoruz ki köklü olmak geçmişle övünmek değil, geleceği inşa edecek iradeyi taşıyabilmektir. İşte bu nedenle bugün temelini attığımız Milli Teknoloji Atölyesi’ni yalnızca fiziksel bir yapı olarak değerlendirmiyoruz. Burayı fikirlerin projeye, projelerin teknolojiye, teknolojinin ise milli güce dönüştüğü bir üretim üssü olarak görüyoruz. Çünkü artık çağımızda güçlü devlet olmanın yolu bilgiyi tüketen değil üreten, teknolojiyi ithal eden değil geliştiren, geleceği takip eden değil geleceğe yön veren bir anlayıştan geçmektedir" dedi. "Bilimsel üretkenliğimiz her geçen yıl artıyor" Üniversitenin bilimsel üretkenliğini her geçen yıl artırdığını belirten Hacımüftüoğlu, "Bilimsel üretkenliğini her geçen yıl artıran üniversitemiz, bu yıl patent başvurularında devlet üniversiteleri arasında 2’nci, uluslararası patent başvurularında ise 1’inci sırada yer alarak önemli bir başarı göstermiştir. 2025 verilerine göre, sağlık odaklı yapay zekâ teknolojileri alanında ise Türkiye genelinde en fazla patent alan ilk 10 kurum arasında yer alarak bu alandaki rekabetçi gücünü ortaya koymuştur. Dünya Üniversiteleri sıralamasında 800 bandında yer alan, Dünya Asya Üniversiteleri sıralamasında ise ilk 300 arasına giren, yapay zekâ destekli ilaç geliştirmeden biyoteknolojiye, Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden uluslararası akademik iş birliklerine uzanan bir üniversiteden bahsediyoruz. Bu güç sadece bir geçmişin şanı değil, geleceğe yürüyüşümüzün güvencesidir. 4. Sanayi Devrimi olarak tanımladığımız bu çağda yapay zekâdan biyoteknolojiye, uzaydan yenilenebilir enerjiye uzanan alanlarda nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve teknoloji altyapısı inşa eden ülkeler dünyayı şekillendiriyor. Bilimi ihmal eden, teknolojik dönüşüme seyirci kalan toplumların hem ekonomik güçlerini hem de medeniyet iddialarını yitirdiğini tarih defalarca göstermiştir. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu sürecin aktif bir parçası hâline gelmiştir. AR-GE harcamalarını 1,2 milyar dolardan 20 milyar dolara taşıyan, AR-GE personel sayısını 29 binden 310 binin üzerine çıkaran bir ülkeyiz artık. Milli Teknoloji Hamlesi, yalnızca bir sanayi politikası değil, bir medeniyet projesidir. 81 ilde 100 Milli Teknoloji Atölyesi hedefiyle yürütülen bu seferberlik, gençlerimizin teorik bilgiyi somut ürünlere, fikirleri geleceğin teknolojilerine dönüştürebileceği mekânların tüm Türkiye’ye yayılması demektir" diye konuştu. "Öğrencilerimiz, hayallerini burada somuta dönüştüreceklerdir" Atatürk Üniversitesi olarak gençlerin bilimle buluşmasına önem veren bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Hacımüftüoğlu, "DAYTAM, İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü, Erzurum Bilim Merkezi ile kurduğumuz iş birliklerimiz, her yıl yüzlerce öğrencimizin katıldığı TEKNOFEST’teki başarılarımız bunun somut kanıtlarıdır. Şimdi bu atölye o köklü altyapımıza, gençlerimizin ellerinin toprağa dokunan, devre tasarlayan, prototip üreten, düşüncelerini maddeye dönüştüren yeni bir boyut ekleyecektir. Bu atölyede lise öğrencisinden doktora araştırmacısına kadar geniş bir kitleye CNC tezgâhından 3 boyutlu yazıcılara, elektronik lehimlemeden metroloji araçlarına kadar tasarım ve üretim altyapısı açık olacaktır. Ulusal ve uluslararası bilim ve teknoloji yarışmalarına hazırlanan öğrencilerimiz, hayallerini burada somuta dönüştüreceklerdir" dedi. Törende Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve Erzurum Valisi Aydın Baruş da birer konuşma yaptı. Program, İl Müftüsü Yaşar Çapçı tarafından yapılan duanın ardından temelin atılmasıyla sona erdi. Törene konuşmacıların yanı sıra Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı Ünal Bingül, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Hakan Uğurlu, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) Genel Sekreteri Oktay Güven, kurum müdürleri, akademisyenler, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
Erzurum Coğrafi işaret alan Erzurum ’paça çorbası’ tanıtıldı UNESCO Gastronomi Şehri Erzurum’un kadim lezzetlerinden biri olan ’paça çorbası’nın coğrafi işaret tescil belgesi alması vesilesiyle Müceldili Konağı’nda düzenlendi. Programda basın mensuplarına Erzurum ’paça çorbası’ tanıtıldı ve katılımcılara ikram edildi. Erzurum’un asırlık lezzetlerinden paça çorbasının coğrafi işaretle tescillenmesi, kentin gastronomi kimliğinin güçlenmesine ve yöresel mutfak kültürünün daha geniş kitlelere tanıtılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan geçmişiyle Türk mutfağında önemli yere sahip paça çorbası, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin Türk Patent ve Marka Kurumu’na yaptığı başvuru sonucu ’Erzurum paça çorbası’ adıyla tescil edildi. Şehirde Erzurum paça çorbasıyla birlikte 62 ürün coğrafi işaret alırken, 20 ürünün ise tescil aşamasında olduğu belirtildi. "Şehirler kültürüyle, sanatıyla, musikisiyle, mutfağıyla ve hafızasıyla büyür" Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, programda yaptığı konuşmada, Erzurum’un asırlardır kaynayan kültür kazanına, sofrasının bereketine, kadim mutfak mirasına ve Anadolu irfanına sahip çıkmanın gururunu yaşadıklarını ifade ederek, "Erzurum paça çorbası, yalnızca bir yemek değildir. O bu şehrin hafızasıdır. Bu şehrin sabahıdır, emeğidir, misafirperverliğidir. Dadaş diyarının sert ikliminde gönülleri ısıtan bir kültür mirasıdır. Bugün çorbamızın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenmesi, köklü kültürün resmî anlamda koruma altına alınması bakımından son derece kıymetlidir. Bizler inanıyoruz ki şehirler sadece beton yapılarla büyümez. Şehirler kültürüyle, sanatıyla, musikisiyle, mutfağıyla ve hafızasıyla büyür. Eğer bir şehrin mutfağı yaşıyorsa, o şehir geçmişiyle bağını koparmamış demektir. Şimdi bu büyük kültür hazinesine Erzurum paça çorbası da coğrafi işaret güvencesiyle daha güçlü bir şekilde eklenmiştir. Bugün tescillenen Erzurum paça çorbası da bu köklü geleneğin önemli bir parçasıdır. Bundan sonra bu lezzet, hem korunacak hem de şehrimizin gastronomi kimliğinin önemli bir değeri olarak tanıtılacaktır. Biz istiyoruz ki Erzurum yalnızca kış turizmiyle değil, kültürüyle, mutfağıyla, tarihiyle, sanatıyla ve medeniyet birikimiyle de dünyada daha güçlü şekilde anılsın. Çünkü Erzurum buna layıktır. Bu şehir sadece geçmişte destan yazan bir şehir değildir, geleceğe yön verecek büyük bir kültür merkezidir. Bugün tescillenen bu değer, yalnızca Erzurum’un değil, aynı zamanda Anadolu kültürünün ortak hafızasının da önemli bir parçasıdır. Bundan sonra da şehrimizin tüm kültürel değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Programda Erzurum Vali Yardımcısı Sinem Büyüknalçacı, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Gastronomi Müdürü Resul Parlak da birer konuşma yaptı.
İstanbul Mide fıtığında tedavi kişiye özel planlanıyor "Yemek sonrası artan göğüs yanması, gece ağza gelen acı su ve bir türlü geçmeyen rahatsızlık hissi... Çoğu zaman basit bir reflü sanılarak geçiştirilen bu şikayetlerin altında, yaşam kalitesini derinden sarsan mide fıtığı yatabiliyor" diyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğuna dikkat çekti. Göğüste yanma ve ağza acı su gelmesi gibi şikayetler, günümüzün yoğun temposu ve düzensiz beslenme alışkanlıkları nedeniyle sıkça yaşanıyor. Ancak bu belirtiler sadece fonksiyonel bir reflünün değil, mide fıtığı gibi yapısal ve önemli bir sağlık sorununun da habercisi olabiliyor. Medipol Üniversitesi Esenler Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının hem doğuştan hem de sonradan gelişebilen önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti. Yaşam tarzını bozuyor Mide fıtığı hakkında önemli bilgiler paylaşan Dr. Düzci, "Mide fıtığı, tıbbi adıyla hiatal herni, midenin diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesiyle oluşuyor. Diyafram, göğüs ve karın boşluğunu ayıran kas yapısında bir bariyer görevi görüyor. Bu bölgedeki gevşeklik, midenin yukarı doğru kaymasına ve mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olabiliyor. Bazı reflülerfonksiyoneldir. Tıka basa yemek, asitli ve gazlı içecekler tüketmek geçici reflüye neden olabilir. Ancak mide fıtığına bağlı reflü daha kalıcı ve yaşam kalitesini bozan bir tablo oluşturur" dedi. Bu şikayetlerle ortaya çıkıyor Mide fıtığı olan hastalarda en sık görülen belirten Dr. Düzci,"Yemeklerin ağza gelmesi, göğüste yanma hissi, ağıza acı ekşi su gelmesi, gece yastığa sıvı gelmesi ve ağız kokusu yer alıyor. Bazı hastalar ise göğüs ağrısı şikayetiyle kardiyolojiye başvurup yapılan tetkikler sonrası mide fıtığı tanısı alabiliyor. Toplumun yaklaşık yüzde 20’sinde mide fıtığı mevcut. Reflüşikâyetleri ise neredeyse her iki kişiden birinde görülebiliyor" diye konuştu. Tedavide ilk adım yaşam tarzı Mide fıtığının tedavisinin hastanın şikayetlerine göre planlandığını belirten Dr. Düzci, "İlk aşamada ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşıyor. Bu süreçte hastalara yatmadan en az iki saat önce yeme-içmeyi bırakmaları, yastık sayısını artırmaları, asitli ve gazlı içeceklerden kaçınmaları, tıka basa yemek yememeleri ve yemekle birlikte su tüketmemelerini öneriyoruz. Ancak ilaç tedavisine ve yaşam tarzı düzenlemelerine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Mide ile diyafram arasındaki açıklığın kapatıldığı cerrahi tedavilerle hastaların büyük bölümünde şikâyetlerin tamamen ortadan kalktığını görüyoruz" şeklinde konuştu.