EKONOMİ - 24 Temmuz 2024 Çarşamba 11:24

Bulgaristan’dan getirip Trabzon’da üretmeye başladılar

A
A
A
Bulgaristan’dan getirip Trabzon’da üretmeye başladılar

Trabzon’da bir kadın girişimci Ortahisar ilçesi Geçit mahallesinde 6 dönüm arazi üzerinde kurduğu tesiste, Bulgaristan’dan getirdiği ekonomik değeri olan anaç ve yavru kara salyangozlar üretiyor. Kara salyangozları kozmetikten ilaç sanayine kadar geniş bir alanda kullanılıyor.


Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, Ortahisar Belediyesi ve Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (DOKAP) desteğiyle hayata geçirilen salyangoz üretim tesisini ziyaret etti. Ülkü Koçoğlu (47) isimli girişimci tarafından Ortahisar ilçesi Geçit mahallesinde 6 dönüm arazi üzerinde kurulan tesiste, Bulgaristan’dan getirilen ve ekonomik önemi olan ’Helix aspersa maxima’ türündeki anaç ve yavru kara salyangozları üretiliyor.


Salyangoz üretim tesisini ziyaret eden ve incelemelerde bulunan Başkan Kaya, işletmeci Ülkü Koçoğlu’dan üretim ve yapılan çalışmalarla ilgili bilgi aldı.



"Kara salyangozları kendi kabuklarında yaşayan bir hayvan olduğu için dünyadaki en hijyenik hayvanlar"


’Helix aspersa maxima’ cinsi kara salyangozlarının dünyada tercih edilen bir tür olduğuna vurgu yapan Ülkü Koçoğlu, nisan ayında başlattıkları projenin 3 aşamalı bir proje olduğunu, ilk aşamanın üretim tesisi, ikinci aşamanın yerel kadın çiftçilerin eğitilmesi ve üçüncü aşamanın entegre tesisinin kurulması olduğunu söyledi. Kendi kabuklarında yaşayan bir hayvan olduğu için dünyadaki en hijyenik hayvanlardan biri olan salyangozlarla ilgili bilgi veren Koçoğlu, salyangozların salgıladıkları salyaların kozmetik, diş macunu ve ilaç sektöründe yoğun olarak kullanıldığını, ayrıca yapılan yeni çalışmalar kapsamında salyangozlu özlü yara bandı üzerinde çalışıldığını vurguladı. Koçoğlu ayrıca ürettikleri salyangozların her şeyinin değerli olduğunu ve tesisin sıfır atık ile çalıştığını söyledi.


Ülkü Koçoğlu, ilaç sektöründe faaliyet gösteren bir firma ile görüşme halinde olduklarını ve kendilerinin de el kremi ve nemlendiricili yüz kremi üzerinde numuneler hazırlayarak çalıştıklarını ifade etti.



"Bölgedeki ilk ve tek salyangoz üretim tesisi"


Bölgede ilk ve tek olan salyangoz üretim tesisinde yürütülen çalışmalarla ilgili girişimci Ülkü Koçoğlu’nu tebrik eden Başkan Kaya, sürdürülebilir tarım uygulamalarının önemine dikkat çekti. Üretimde kadın emeğinin önemine de vurgu yapan Başkan Kaya, “Geçit mahallemizde belediyemize ait olan Kara Salyangozu Yetiştirme Tesisimizi ziyaret ettim. Bölgemizde ilk ve tek olma özelliği bulunan bu tesis, çok önemli ve örnek teşkil edecek bir tesis. Tesiste üretilen doğal kozmetik ve tıbbi ürünlerde, salyangoza yönelik artan talebe katkı sağlayacaktır. Doğadan toplama yerine yetiştiricilik yaparak, tarımsal ürün yelpazemize yeni bir ürün kazandırdık. Bu proje, yerel üretime katkı sağlarken sürdürülebilir tarım uygulamalarına da öncülük edecek. En çok ihtiyacımız olan şey üretmektir” dedi.


Başkan Kaya, Ortahisar Belediyesi olarak üretim odaklı projeleri desteklemeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.



Bulgaristan’dan getirip Trabzon’da üretmeye başladılar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Akışkan balistik koruma sistemleri çelik yeleklerin yerini alacak Genç mühendisler SAHA 2026’da yerli ve milli olarak geliştirdiği ürünlerini sergiledi. Akışkan balistik koruma sistemleri, güvenlik güçlerine saha da konfor alanı sunacak. Tamamen şeffaf, sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içini kaplayacak. SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda bir çok yerli ve milli ürün sergilendi. Fuarda genç girişimciler de ürünlerini sergileme fırsatı buldu. Genç bir girişimci tarafından kurulan ATAPARS Savunma akışkan balistik koruma sistemleri geliştirdi. Üstün darbe sönümleme özelliğine sahip ve çift kullanımlı olarak geliştirildi. Güvenlik güçlerinin saha da işini kolaylaştıracak şekilde üretildi. Akışkan sıvı, Balistik yeleklerde, helikopter altlarında koruma olarak kullanılabilecek. Tamamen şeffaf, bir sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içini kaplayacak. Balistik atış testleri, Jandarma tarafından gerçekleştirildi. Bir diğer taraftan Külünk Teknoloji tarafından geliştirilen insansız deniz araçları ve tekneler için sallanmayı engelleyici sistem geliştirdi. Türkiye’de ilk defa genç bir mühendis tarafından geliştirilen sistem çalıştırıldığı anda dalgaların tekneleri ve insansız deniz araçlarını savrulmasını sallanmasını engelliyor. Genç mühendislerin geliştirdiği ürünler hakkında bilgi veren Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol, "Türkiye olarak aslında teknolojik olarak geldiğimiz noktayı gösterme fırsatı bulduğumuz çok kritik bir fuar oldu. Türkiye teknolojik eşiği aştı ve Ar-Ge altyapısını neredeyse birçok anlamda tamamladı. Kamikaze dronlardan yüksek teknoloji ürünlere kadar, anti-jam sistemlerinden siber güvenlik, yapay zekâ, jiroskop sistemlerimizden batarya sistemlerimize kadar çok geniş bir yelpazede ürünlerimizi burada tanıtma fırsatı bulduk. Biz de Teknopark İstanbul olarak buraya 20 firmayla standımızda geldik ama Savunma Sanayii Başkanlığımızın standında 20 firmamız ve toplamda da yine dışarıda kendi Ar-Ge stantlarını alan Ar-Ge firmalarımızla toplamda 100’e yakın firmayla buraya geldik. Oldukça güçlü bir çıkarma yaptık. Bizim de kendi alanımızda, odak alanlarımızda çok güçlü firmalarımızın ilk defa lansman ürünlerini burada sergileme fırsatı bulduk. Özellikle şimdi yanı başında gördüğümüz bir deniz teknolojilerinde dalgaların denizdeki hareketli ortamı sağladığı yerde dalga dengeleyici jiroskop; Türkiye’de ilk defa bir genç mühendis arkadaşımız bunu başardı. Dünyada bir iki örneği olmasına rağmen Türkiye’de bunu başaran ilk mühendis arkadaşımız. Prototip ürünleri şu anda tamamlandı ve 20 metreye kadar bunu deniz teknelerine, insansız deniz araçlarına ve farklı deniz araçlarında bunu kullanabiliyor. Dolayısıyla oldukça iddialı ve ses getirecek bir projeyle de burada tanıtma fırsatı bulduk. "Emniyet güçlerimizin konfor alanını artıracak ve ekstra güvenlik önlemleri sağlayacak bir zırh" Akışkan zırh hakkında bilgi veren Akyol, "Türkiye’de bir ilk olan, dünyada çok nadir bir iki örneği var ama Türkiye’de hiç bugüne kadar örneği olmayan bir ürünü gerçekleştirdi: Bir çelik zırh... emniyet güçlerimizin kullandığı çelik zırh yerine, akışkan zırh, balistik koruma sağlayan bir zırh geliştirildi. Tamamen şeffaf, bir sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içine kaplanarak dolayısıyla emniyet güçlerinin esnek hareket edebilmesini sağlıyor ve aslında mevcut konvansiyonel çelik zırhlardan çok daha hafif. Çelik zırhlar 3-5 kiloya kadar yüksek olabiliyor ve 3-5 saat, 10 saat üzerinizde kaldığında da bu çok büyük bir ağırlık ve yük oluşturmaya başlıyor. Dolayısıyla çok daha esnek, bir su şişesi kadar hafifliğinde bir aslında çelik yeleğe sahip olmuş oluyorsunuz. Tabii daha önemli olan tarafı biliyorsunuz; mevcut konvansiyonel yeleklerde bir paket çelikler, koruma zırhlar var. Dolayısıyla boşlukları var, aralar var, koltuk altı var; çeşitli farklı noktalara bunu koruyamıyor, oradan bir kurşun aldığı zaman yine hayati tehlike kazanıyor. Emniyet güçlerimizin konfor alanını artıracak ve ekstra güvenlik önlemleri sağlayacak bir zırh. Bütün testleri yapıldı. Şuan seri üretim aşamasına geçmek üzere. Sadece çelik yelekte kullanılmayacak. Bir helikopterin altına bunu kapladığınız zaman helikopter pilotunun alttan yediği kurşun en risk bölge. Bir helikopterin altına zırh olarak yapabileceksiniz. Şeffaf olduğu için bir çok yerde bu zırh olarak kullanılabilecek" dedi.
Antalya Antalya’da 130 bin çiçekle renkli rekabet Antalya’da Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenlediği Çiçek Desenleri Günleri’nde, 9 liseden öğrenciler 130 bin dal çiçek kullanarak en güzel deseni oluşturmak için yarıştı. 30 bin lira değerindeki birincilik ödülü ise güneş içerisine konumlandırılmış akrep figürüyle Antalya Anadolu Lisesi’nin oldu. Etkinlik, Antalya’nın Akdeniz’e uzandığı en uç noktalardan biri olan Ziya Gökalp Kent Parkı’nda düzenlendi. 9 liseden öğrencilerin en iyi çiçek desenini oluşturmak için yarıştığı etkinlikte, bu yıl belediyenin üretim tesislerinde özel olarak yetiştirilen 130 bin dal çiçek kullanıldı. Tagetes, karanfil, osteospermum, zinnia ve petunyaların oluşturduğu renk cümbüşü parkı adeta açık hava sanat galerisine dönüştürdü. 9 liseden kıyasıya rekabet Organizasyona bu yıl Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Güzel Sanatlar Lisesi, Metin-Nuran Çakallıklı Anadolu Lisesi, Akant Koleji, Bahçeşehir Koleji, Özel Renk Okulları Anadolu Lisesi, Antalya Barosu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Vizyoner Koleji, Antalya Anadolu Lisesi ve ODTÜ Gençlik Parkı öğrencileri, görsel sanatlar öğretmenleri eşliğinde katıldı. Öğrenciler iki gün boyunca birincilik elde edebilmek için kıyasıya mücadele etti. İlk etapta, önceden belirledikleri desen krokilerinin yer aldığı ahşap zemin üzerine toprak sererek çalışmalarının altyapısını oluşturdular. Çiçekleri kesme ve ayıklama işlemlerinden geçiren yarışmacılar, desen sınırlarını toprakla belirginleştirerek uygun renklerdeki çiçekleri sabitleyip çalışmalarını tamamladı. Belediye Başkanı Ümit Uysal, okulların çiçek desenlerini tek tek inceleyerek öğrencilerden çalışmalar hakkında bilgi aldı. Dereceye giren okullar belli oldu Çalışmaların tamamlanmasının ardından, 5 kişiden oluşan jürinin değerlendirmesi sonucunda güneş içerisine konumlandırılmış akrep figürüyle Antalya Anadolu Lisesi birinci oldu. Kuyruklu at figürüyle Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Güzel Sanatlar Lisesi ikinci olurken, Metin-Nuran Çakallıklı Anadolu Lisesi üçüncü sırayı aldı. Dereceye giren okullara ödüllerini Belediye Başkanı Ümit Uysal takdim etti. Başkan Uysal:" Şehrimizin güzelliklerini dünyayla buluşturmak istiyoruz" Ödül töreninde konuşan Başkan Uysal, Çiçek Desenleri Günleri’nin düzenlenme amacını, "Burada asıl yapmak istediğimiz şey, şehrimizin güzelliklerini doğanın harika ürünleri olan çiçeklerle birleştirerek, şehrimizin üretim kapasitesinin de altını çizip bunu dünyayla buluşturmak" sözleriyle açıkladı. Gençlerin aylardır bu etkinliğe hazırlandığını belirten Uysal, "Çocuklarımızı estetiğe, sanata, üretime, birlikte kolektif iş yapmaya ve takım ruhuna özendirmek için harika bir çalışma oldu" dedi. Antalya Anadolu Lisesi öğrencilerinden Asya Bengü Sağlam, hazırladıkları çiçek deseni hakkında şunları söyledi: "Antalya’mızın mitolojik tarihinde yer alan Pamfilya ve Likya krallıklarının sembolü olarak gösterilen akrebi temsil etmek istedik. Akrep, yenilgiye karşı koymayı ve rekabeti simgeliyor. Aynı zamanda Antalyaspor’un da sembolü. Çalışmamızda Antalya’nın denizine ve güneşine de yer verdik. Muratpaşa Belediyesi’nin bize bu fırsatı sunması çok değerli. Burada arkadaşlarımızla sosyalleştik, eğlendik ve çok güzel bir deneyim yaşadık." Çiçek Desenleri Günleri, ödül töreninin ardından Ersan Tay konseriyle sona erdi.
İzmir Bornova Belediyesi ile halk arasında imar planı gerginliği: Mahalle sakinlerinden ’Rant’ iddiası İzmir’in Bornova ilçesine bağlı Kazımdirik Mahallesi sakinleri, belediye tarafından hazırlanan yeni imar planı revizyonuna yüksek kesinti oranları ve mülkiyet haklarının korunmadığı gerekçesiyle tepki gösterdi. Bölgenin ticari alana dönüştürülerek ’rant’ sağlandığını iddia eden mahalleli, 40 yıllık evlerinin kağıt üzerinde ’şeftali bahçesi’ olarak gösterildiğini savunarak hukuk mücadelesi başlatacaklarını duyurdu. İzmir’in Bornova ilçesi Kazımdirik (eski adıyla Karacaoğlan) Mahallesi sakinleri, 6188 ve 6189 sokak mevkii için hazırlanan yeni imar planı revizyonuna karşı bir araya gelerek duruma tepki gösterdi. Yaklaşık 40 yıldır aynı bölgede ikamet ettiklerini belirten vatandaşlar, yeni planla birlikte mülkiyet haklarının ellerinden alınmak istendiğini ve bölgenin müteahhitlere ’peşkeş çekildiğini’ söyledi. "Evlerimiz kağıt üzerinde bahçe yapıldı" Mahalle sakinleri adına hazırlanan ortak metinde, 1984 yılındaki imar affından faydalanan, yapı kayıt belgeleri bulunan ve vergileri ödenen iki katlı evlerin, yeni plan sürecinde ’bahçe’ veya ’boş parsel’ olarak nitelendirildiği belirtildi. Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) adı altında yüzde 44,42 oranında bir kesinti yapılacağını belirten mahalleli, konut alanlarının ’Ticaret Alanı’na dönüştürülmesine tepki gösterdi. "Müteahhitler aracılığıyla tehdit ediliyoruz" Mahalle sakinlerinden Sait Armağan, bölgenin merkezi konumundan dolayı büyük bir rant baskısı altında olduğunu savunarak, "40-45 yıldır biz bu mahalledeyiz. Annelerimiz, kardeşlerimiz, babalarımız burada kum, tuğla taşıyarak bu evleri zor bela yaptık. Buradaki insanların hepsi mağdur. Burada çok büyük bir rant var. Biz Bornova Forum, Ege Üniversitesi ve Bornova merkeze çok yakınız. Burada yol çalışması adı altındaki durumun yolla hiçbir alakası yok. Direkt buralar yıkılıp, yol genişletilip ticaret merkezine çevrilmek isteniyor" dedi. Yaklaşık 300 hanede 600’e yakın insanın mağdur edilmek istendiğini savunan Armağan, açıklamalarına şöyle devam etti: "Burası tamamen müteahhitlere peşkeş çekiliyor, çökme var. Mahallemize müteahhitler gelerek Bornova Belediye Başkanı’nın gönderdiğini söylüyor ve ’Burada sizlere 1+1 ev veriyoruz. Daha ne istiyorsunuz? Ya bunları kabul edin ya da burayı terk edin. Yoksa bunu da alamazsınız’ gibi ibarelerle mahallemize çökmeye çalışıyorlar. Bu kadar halk burada emek harcamış, imar affından faydalanmış, çevre vergisini ödüyor, numara taşı ve her şeyi var. Devleti yok sayıp bu kadar insanı mağdur ediyor ve tehdit ediyorsunuz. Ben buradan Ömer Eşki’ye ve Bornova Belediyesine sesleniyorum; eğer üstümüze çökmeye, müteahhitleri salmaya devam ederseniz İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına da hakkınızda suç duyurusunda bulunacağız" dedi. ’Şeftali Bahçesi’ ibaresi şaşırttı Planda yapılan değişikliklere dikkat çeken İlayda Aygündüz ise "Burada 3-4 katlı evlerde yaşayan 10-15 kişi, 50 metrekarelik 1+1 evlere sığdırılmak isteniyor. Belediye başkanımız buraları müteahhitlere peşkeş çekiyor. Halkla görüşüldüğü söyleniyor ama hiç kimse görüşmeye dahi gelmedi. İtiraz dilekçelerimizin arkasının boş olduğu söyleniyor. Biz sonuna kadar kendimizi savunacağız. Davamızı açacağız; Valiliğe ve Cumhurbaşkanlığına suç duyurusunda bulunacağız. Biz konut olarak vergilerimizi yatırmaktayız. Yapı kayıt belgeleri, elektrik ve su aboneliklerimiz bulunmakta. Revizyon çalışması yapabilmek için vasfı değiştirilip evlerimiz ’Şeftali Bahçesi’ olarak gösterildi. Burada nerede şeftali bahçesi var? ’Ben yaptım oldu’ dediler, mahallemizin ismi dahi değiştirildi. Askıya çıkarılan plandaki pankartta ada parsel numaramız dahi değiştirilmiş" ifadelerini kullandı. "35 yıllık memuriyetimle bu evi yaptım" 78 yaşındaki mahalle sakini Kanpolat Kushan ise yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: "8 kişiyi 1+1’e sığdırırlarsa ben buna ne diyeyim? Diyecek bir şey kaldı mı? Eğer bize bunu layık görüyorlarsa bugünden gelsin başlasınlar. Ben 78 yaşındayım. Eşimle beraber 78 senenin 35 senesini devlet kapısında memurluk yaparak geçirdim ve bu evi yapabildim. Borç harç 2018’de de 25 bin lira para ödedim ve yapı kayıt belgemi aldım. Yazık günah değil mi bize? Şu millete bir bakın, bunların hepsi dişinden tırnağından artırıp da çoluk çocuklarına bir yuva yapmak için eziyet çekti. Bu durum rant olarak kullanılıyor. Gelsinler bize bunu burada tek tek anlatsınlar ki biz de ona göre kararımızı verelim." Mahalleli iptal bekliyor Yüzlerce teknik itiraz dilekçesi verdiklerini belirten mahalle sakinleri, yüzde 44,42 kesinti içeren söz konusu planın iptalini, 1984 yılından bu yana tescil edilen konut haklarının korunmasını ve planlama süreçlerinin şeffaf bir şekilde yürütülmesini talep ederek yargı sürecinin takipçisi olacaklarını vurguladı.
Diyarbakır Diyarbakır’ın kadim hafızası: Kefrun Kalesi Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde, sarp kayalıkların zirvesinde yüzyıllardır ayakta duran Kefrun Kalesi, 9 Mayıs 2026 tarihinde FOTONO21 Fotoğraf Derneği tarafından düzenlenen fotoğraf gezisiyle yeniden ziyaret edildi. Tarihi mirasın belgelenmesi amacıyla gerçekleştirilen etkinlik, yalnızca bir fotoğraf gezisi olmanın ötesine geçerek bölgenin kültürel değerlerine yönelik dikkat çekici bir farkındalık çalışmasına dönüştü. Dicle Havzasına hakim konumu, sert coğrafi yapısı ve tarih boyunca taşıdığı stratejik önemle dikkat çeken Kefrun Kalesi, bölgenin en etkileyici tarihi yapılarından biri olarak değerlendiriliyor. Araştırmacılar tarafından farklı dönemlerde askerî ve yönetimsel merkez olarak kullanıldığı ifade edilen kale, özellikle Diyarbakır çevresinde tuğla malzemeyle inşa edilen ender sur örneklerinden biri olmasıyla da ayrı bir önem taşıyor. İç kale, dış kale, sarnıç kalıntıları ve kayalık yapı üzerine kurulu mimarisiyle dikkat çeken yapı, bugün hala geçmişin güçlü izlerini taşımayı sürdürüyor. Sabah saatlerinde Diyarbakır’dan hareket eden katılımcılar, Kulp vadilerine uzanan yol boyunca bölgenin doğal yapısını ve etkileyici manzaralarını gözlemleme fırsatı buldu. Açık hava koşullarında başlayan gezi, gün ilerledikçe vadilerin üzerinde yoğunlaşan bulutlarla birlikte daha dramatik bir atmosfere dönüştü. Özellikle kalenin çevresinde oluşan doğal ışık geçişleri ve hareketli gökyüzü, fotoğraf sanatçılarına güçlü kompozisyonlar oluşturma imkanı sundu. Gezi kapsamında gerçekleştirilen çekimlerde geniş açı manzara fotoğraflarından detay odaklı belgesel çalışmalara kadar farklı teknikler kullanıldı. Katılımcılar yalnızca kalenin mimari kalıntılarını değil, coğrafyanın sert dokusunu, taş yüzeylerde oluşan doğal geçişleri ve tarihi atmosferi de kadrajlarına taşımaya çalıştı. Bazı fotoğrafçılar yapının heybetini geniş planlarla kayıt altına alırken, bazı katılımcılar ise sur detayları, sarnıç izleri ve yıpranmış taş dokularına odaklandı. Fotono21 Fotoğraf Derneğinin geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği ilk Kefrun Kalesi gezisinde kalede yalnızca dernek üyeleri bulunuyordu. Aradan geçen yaklaşık bir yıllık süreçte yapılan tanıtım çalışmaları, sosyal medya paylaşımları ve yayımlanan fotoğrafların oluşturduğu farkındalık sayesinde bu yıl bölgeye olan ilginin dikkat çekici ölçüde arttığı gözlemlendi. Kefrun Kalesini yeniden kayıt altına almak amacıyla bölgeye giden fotoğrafçılar, kalede onlarca servis aracı ve çok sayıda özel araçla gelen ziyaretçilerle karşılaştı. Diyarbakır başta olmak üzere çevre illerden gelen doğa ve fotoğraf tutkunlarının bölgeye gösterdiği yoğun ilginin memnuniyet verici olduğunu ifade eden katılımcılar, son bir yıl içerisinde yapılan tanıtım çalışmalarının Kefrun Kalesinin yeni bir doğa ve kültür rotası hâline gelmesi açısından önemli bir katkı sunduğunu dile getirdi. Etkinlik boyunca yalnızca fotoğraf üretimi yapılmadı, aynı zamanda bölgenin tarihî ve kültürel değerleri üzerine değerlendirmelerde de bulunuldu. Katılımcılar, Kefrun Kalesinin yeterince bilinmeyen ancak büyük bir tarihi ve kültürel potansiyel taşıyan önemli bir miras alanı olduğuna dikkat çekti. Yapının bulunduğu bölgenin tarih boyunca Diyarbakır, Muş ve Bingöl hattındaki geçiş yolları açısından önemli bir merkez olduğu vurgulandı. Geziye katılan diyetisyen Sümeyye Şimşek, etkinliğe ilişkin yaptığı değerlendirmede kültürel mirasın belgelenmesinin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: ‘’Fotoğraf yalnızca estetik üretimden ibaret değildir. Aynı zamanda geçmişi kayıt altına alan güçlü bir hafıza aracıdır. Kefrun Kalesi gibi yapılar, taşıdıkları tarihsel ve kültürel birikimle yalnızca bulundukları bölgenin değil, insanlığın ortak mirasının da önemli parçalarıdır. Bu tür çalışmaların artması, tarihi yapıların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıyor." Fotono21 Fotoğraf Derneği tarafından gerçekleştirilen Kefrun Kalesi fotoğraf gezisi, Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel değerlerinin sanat yoluyla belgelenmesine yönelik önemli çalışmalardan biri olarak değerlendirilirken, bölgenin kültür, doğa ve fotoğraf turizmi açısından taşıdığı potansiyeli de bir kez daha ortaya koydu.