ÇEVRE - 12 Kasım 2024 Salı 18:05

Doğu Karadeniz’de dere yataklarındaki yapılaşma tehlike oluşturuyor

A
A
A

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde şiddetli yağışların yol açtığı sel ve heyelanlar dere yataklarındaki yerleşimlerde hasara neden oluyor. Çarpık yapılaşmanın ön plana çıktığı Artvin, Giresun, Rize ve Trabzon illerinde yasa ve yönetmeliklerin uygulanması gerektiğini belirten Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, “Sürekli nüfus artıyor. Arsa arzı sürekli artıyor. Dolayısıyla yasa ve yönetmenlikler artık geçerli olmuyor. Dolayısıyla hala dere yatakları talan ediliyor” dedi.

Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki Artvin, Giresun, Rize ve Trabzon illerinde şiddetli yağışların ardından meydana gelen sel ve heyelanlar yerleşim yerlerine hasar veriyor. Su seviyesinin yükseldiği derelerdeki yapılaşma ile ön plana çıkan 4 ilde, geçtiğimiz yıllarda tespiti yapılan riskli binaların henüz yıkımı gerçekleştirilmezken, çarpık yapılaşmanın gözler önüne serdiği yapılaşmalar tehlike oluşturmaya devam ediyor. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, 50 yıl önce heyelan ve sel tehlikesinin az olduğunu ancak günümüzdeki artan nüfus ile bu tehlikenin arttığını söyledi.

Artan nüfus ile arsa arzının sürekli arttığını ve dere yataklarının talan edildiğini kaydeden Bektaş, “Karadeniz bölgesinde dağlar doğu-batı istikametinde uzanıyor. Denize oldukça dik iniyor. Bu bağlamda hinterlandımız oldukça dar. Öte yandan bu dağları kesen kuzeye doğru dere yatakları da tarihten bu yana yerleşim alanı olarak görev yapmıştır. Çünkü bereketli topraklar suyun olduğu yerler insanları yerleşim alanlarıdır. Dolayısıyla Doğu Karadeniz Bölgesi’nde tarihten bu yana iki şekilde yerleşim alanı gelişti. Biri kuzey güney doğrultusunda dere yataklarında kurulmuş yerleşim alanları bir de sahildeki yerleşim alanları. Tabii bu 50 yıl önce şehirleşme açısından, yerleşme açısından pek fazla sorun oluşturmuyordu. Ancak küresel ısınma iklim değişimine bağlı olarak yerleşim alanlarında sel ve buna bağlı heyelan riskini de artırmıştır. 50 yıl önce heyelan ve sel tehlikesi azdı. Ama bugün her ikisi de yükseldi. Sebep yağışların artması ve hızlı bir şekilde gelişip sağanak yağışlar alması, dere yataklarında nüfus yoğunluğunun artması, yine sahilde de aynı şekilde nüfus yoğunluğunun artması. Bu bağlamda iklim değişimine bağlı olarak da devlet yaklaşık 10 yıldan bu yana dere yataklarındaki ve sahildeki yerleşim alanlarında iklim değişimine bağlı bir takım yönetmenlikler, yasalar çıkardı. Amaç; iklim değişimine bağlı sellerin verecek olduğu zararları azaltmak ancak günümüzde bu yasa ve yönetmenlikler pek uygulanmıyor. Aksine kamu kuruluşları dere yataklarını yağmalıyor ve bilinçsiz bir şekilde yağmalıyor. Sürekli nüfus artıyor. Arsa arzı sürekli artıyor. Dolayısıyla yasa ve yönetmenlikler artık geçerli olmuyor. Dolayısıyla hala dere yatakları talan ediliyor. Şimdi Trabzon’un terminal binası dere yatağı üzerine kurulmuştur. Tehdit altındaki Değirmendere Vadisi aynı zamanda insanların yaşam alanıdır. Bugün küresel iklim değişimine bakarsanız en önemli alüminyum sahaları dere yataklarındadır” şeklinde konuştu.

“Doğal afetler sürekli artıyor”

Devletin çıkardığı yasa ve yönetmeliklerin doğrudan uygulanması gerektiğinin altını çizen Bektaş, “Bugün Doğu Karadeniz bölgesinin jeolojik yapısına bakarsanız yer altı suyu yoktur çünkü sediman kayaçlar veya su bünyesinde tutabilecek alüvyonlar yok denecek kadar azdır. Bu alüvyonlar ancak dere yataklarında bulunuyor. Dolayısıyla dere yataklarının bir önemi de su açısından, su kıtlığı açısından devreye giriyor. Her geçen gün nüfus arttıkça, yerleşim alanları dere yataklarında ve sahil kısımlarında bilinçsiz bir şekilde arttıkça hem sel ve heyelan tehlikesi hem de bunlara bağlı doğal afetler sürekli olarak artıyor. Yapılacak iş şu: Devletin çıkardığı yasa ve yönetmenlikleri doğrudan uygulamaktır. Bugün gelişen nüfus ve buna bağlı şehirleşmeye paralel olarak arsa talebi ya denizden dolgu şeklinde kazanma veya dere yataklarına hücum. Bu ikisi var. Bunu da önlemek devletin elinde. Ama maalesef bakıyorsun devlet çıkardığı yasaya rağmen gidiyor dere yatağına terminali kuruyor. Bu anlayışla sellerin, heyelanların vereceği yaraları azaltmak mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Ozan Köse - Tolga Şahin



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şırnak Şırnak’a teşvik hamlesinde 301 milyon TL’ye kadar destek Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda Dicle Kalkınma Ajansı tarafından yürütülen 2026 Yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Şırnak için kritik öneme sahip yatırımlara destek başvuruları sürüyor. Programla birlikte, üretimden ihracata uzanan geniş bir yelpazede bölge ekonomisinin güçlendirilmesi hedefleniyor. DİKA Şırnak Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Berk Oğuz, yaptığı açıklamada, Şırnak’ın sahip olduğu potansiyelin doğru yatırımlarla bölgesel kalkınmanın lokomotifi haline gelebileceğini vurguladı. Şırnak’ta 1 milyon 283 binin üzerinde küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu hatırlatan Oğuz, ilin Türkiye genelinde 10’uncu sırada yer aldığını belirtti. Büyük ölçüde meracılığa dayalı üretimin, entegre et ve süt işleme tesisleriyle katma değere dönüştürülmesinin hedeflendiğini ifade eden Oğuz, bu kapsamda peynir, yoğurt, ayran gibi süt ürünleri ile et ürünleri yatırımlarının desteklendiğini kaydetti. Şırnak’ın stratejik konumuna dikkat çeken Oğuz, Habur Sınır Kapısı üzerinden 2025 yılında 1 milyon 394 binin üzerinde ağır vasıta geçişi gerçekleştiğini belirtti. Bu yoğunluğun, tır ve kamyonlara yönelik yedek parça üretimi için büyük bir fırsat sunduğunu ifade eden Oğuz, hava filtresi, balata, akü, dorse, şase, karoser ve elektronik donanım üretimine yönelik yatırımların destek kapsamında olduğunu açıkladı. Mobilya sektörünün Şırnak ihracatında ikinci sırada yer aldığına değinen Oğuz, ilin 92,7 milyon dolarlık mobilya ihracatına ulaştığını söyledi. Irak başta olmak üzere dış pazarlara yakınlığın önemli bir avantaj sağladığını dile getiren Oğuz, ölçekli mobilya üretim tesislerinin kurulmasıyla ihracat hacminin daha da artırılmasının hedeflendiğini aktardı. Silopi’de üretilen yer fıstığının büyük bölümünün işlenmeden il dışına gönderildiğine dikkat çeken Oğuz, yerinde kurulacak işleme tesisleriyle ürünün katma değerinin artırılacağını vurguladı. Yer fıstığından ezme, süt, protein ve biyoplastik ürünlere kadar geniş bir üretim yelpazesinin destekleneceğini belirtti. Program kapsamında yatırımcılara cazip destekler sunuluyor. Buna göre; 301 milyon TL’ye kadar nakdi destek veya faiz/kar payı desteği, kurumlar vergisinde yüzde 50 yatırıma katkı oranı, KDV istisnası ve gümrük vergisi muafiyeti, 12 yıla kadar (OSB’de 14 yıl) sigorta primi işveren hissesi desteği, 10 yıl sigorta primi işçi hissesi desteği, yatırım yeri tahsisi gibi birçok teşvik sağlanıyor. Koordinatör Oğuz, yatırımcıları programa başvurmaya davet ederek, "Şırnak, sahip olduğu coğrafi konum, üretim gücü ve lojistik avantajlarıyla yatırımcılar için büyük fırsatlar sunuyor. Bu desteklerle birlikte ilimizin ekonomik potansiyelini daha üst seviyelere taşıyacağız" dedi.
İzmir Aliağa’nın sosyal hizmet modeline Madrid’den yakın ilgi Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar başkanlığındaki Aliağa Belediyesi heyetinin Sosyal hizmetler alanındaki Madrid temasları, İspanya’da ilgiyle karşılandı. Madrid Belediyesi Sosyal Politikalar, Aile ve Eşitlik Delegesi Jose Fernandez Sanchez, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Aliağa Belediyesi heyetini Madrid’de ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Jose Fernandez Sanchez, paylaşımında Madrid Belediyesinin Evde Bakım Hizmetleri ve Yaşlılar Departmanının "İstenmeyen Yalnızlık Önleme Programı" hakkındaki deneyimlerini Aliağa heyetiyle paylaştıklarını belirtti. Sanchez Aliağa Belediyesi tarafından sunulan "Sosyal Yaşam Ekosistemi" projesinin de görüşmenin önemli başlıkları arasında yer aldığını kaydetti. Sanchez, buluşmanın sosyal politikaların geliştirilmesi açısından son derece verimli geçtiğini vurguladı. Paylaşımda, Madrid Belediyesi ile Aliağa Belediyesi arasında sosyal hizmetler alanında karşılıklı deneyim paylaşımının gerçekleştirildiği ifade edildi. Görüşmede, sosyal hizmetler alanında iyi uygulama örneklerinin paylaşılması, kurumsal diyaloğun geliştirilmesi ve önümüzdeki süreçte karşılıklı iyi niyet çerçevesinde temasların sürdürülmesine yönelik ortak yaklaşım da öne çıktı. Başkan Serkan Acar: "Yerel yönetimler arasında bilgi ve tecrübe paylaşımını önemsiyoruz" Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar da temaslara ilişkin değerlendirmesinde, yerel yönetimler arasında bilgi ve tecrübe paylaşımının önemine dikkat çekti. Başkan Serkan Acar, "Madrid’de gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, hem onların uygulamalarını yakından görme hem de Aliağa’da hayata geçirdiğimiz Sosyal Yaşam Ekosistemi modelini paylaşma imkânı bulduk. Karşılıklı iyi niyet, iş birliği ve deneyim paylaşımı temelinde yürütülen bu temasların, önümüzdeki süreçte sosyal hizmetler alanındaki çalışmalara katkı sağlayacağına inanıyoruz. Heyetimize büyük ilgi gösteren Madrid Belediyesine çok teşekkür ediyoruz" dedi.
Antalya Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar" Burdur’da cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın acılı anne ve babası konuştu. Anne Gülseren Yapıcı "Gün yüzü görmesinler" derken, baba Yunus Yapıcı ise, "Bu tip canilerin hiçbiri ortalıkta dolaşmasın. Kimsenin canı bu kadar ucuz değil. 10 sefer müebbet versinler, bunu hak ediyorlar" diyerek gözyaşı döktü. Burdur’da öldürülen 30 yaşındaki Kübra Yapıcı’nın Antalya’nın Serik ilçesinde yaşayan acılı anne ve babası konuştu. Kızı için gözyaşı döken anne Gülseren Yapıcı, katil zanlıları için "Ömür boyu güneş yüzü görmesinler. Benim çocuğum toprağa girdiyse onlar da yaşamasın" dedi. Baba Yunus Yapıcı ise, kızının 30 Nisan’da sabah WhatsApp girişinin 05.28 olduğunu ve haber alamayınca emniyete başvurduklarını söyledi. En son kızının şahıslarla Antalya’da görüldüğünü belirten Yapıcı, "Bu çocuklardan hariç bir tane de kadın var. O da bu işin içinde. Umut denilen kişiye biz ulaştık, kaç sefer aradık ve bizi hep yanlış yönlendirdi. Şimdi de etkin pişmanlıktan itirafçı oluyor. Benim çocuğum bunu hak etmiyordu. Kalbi çok temiz biriydi. 30 yaşında e-ticaretle uğraşıyordu. İfadelerinde para için olduğu söyleniyor. Bir baba olarak bittim. İnsanın evladı, bu başka bir şeye benzemez. Olayı bu sabah öğrendim" dedi. "10 kez müebbet alsınlar" "Bu tip canilerin hiçbiri ortalıkta dolaşmasın" diyen baba Yapıcı, "Kimsenin canı bu kadar ucuz değil. 10 sefer müebbet versinler, bunu hak ediyorlar. Suçu olsa kızımın, onun da suçu vardı derim. Sadece parası için bu mu yapılır. Pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişi de zaten bulunacağını anlayıp bunu yapıyor. Görüntü vardı zaten, bu pişmanlık değil ki. Ricam, pişmanlıktan faydalanması olmasın. 10 sefer müebbet yesinler" ifadelerini kullandı. Olayın geçmişi Antalya’nın Serik ilçesinde yaşayan kızı Kübra Yapıcı’nın 30 Nisan’da kayıplara karışması üzerine Yunus Yapıcı, aynı gün Serik Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Yapılan ilk incelemelerde genç kadının gece saat 03.30 sıralarında Kepez’deki bir kafede iki erkekle olduğu ve saat 04.45’te bu kişilerle mekândan ayrıldığı güvenlik kameralarıyla net şekilde belirlendi. Soruşturma derinleştikçe İlyas Umut D. ve Ataberk S. isimlerini kullanan iki şahsın izine ulaşıldı. Verilen ifadeler olayın seyrini değiştirdi. İlyas Umut D., Kübra’yı bir market önünde bıraktığını iddia etti. Fakat yapılan saha incelemesinde o saatlerde marketin kapalı olduğu ortaya çıktı. Bu çelişki, şüpheleri daha da güçlendirdi. Baba Yunus Yapıcı, yürüttüğü bireysel araştırmalarla şüphelilerin gerçek kimliklerine ulaştı ve bu bilgileri savcılıkla paylaştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, olaya dair yeni detaylar ortaya çıktı. İki şüphelinin ilk olarak Kübra Yapıcı ile birlikte köye geldikleri, daha sonra ormanlık alanda silahla vurarak öldürdükleri öğrenildi. Yapıcı’nın cesedini ilk olarak toprağa gömen şahısların daha sonra İstanbul’a gitmek için yola çıktığı, İstanbul’dan buldukları bir halı ile Burdur’a geri dönüp, benzin istasyonundan cesedi yakmak için benzin aldıkları belirlendi. Yapıcı’nın cesedini topraktan çıkararak halıya saran şüphelilerin bir varil içerisine koyarak benzin döküp yakmaya çalıştıkları ortaya çıktı. 3 kere benzin döken şahısların cesedin yanmayan kısımlarını yanlarında getirdikleri balyozla parçalayarak baraja attıkları tespit edildi. Elde edilen deliller doğrultusunda yakalanan İlyas Umut D.’nin alınan ifadesi ile yaşanan vahşet gün yüzüne çıktı. İlyas Umut D.’nin itirafı sonrasında olayın diğer şüphelisi Ataberk S. ekipler tarafından gözaltına alındı. Şahısların ifadelerinin sürdüğü öğrenilirken, işlemlerin tamamlanmasının ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilecekleri öğrenildi. Yeni detaylar Öte yandan cinayetin nasıl işlendiğine yönelik yeni detaylar da ortaya çıktı. Kübra Yapıcı’nın bir araç içerisinde silahla öldürüldüğü ve ardından gömüldüğü, şüphelilerin araçla İstanbul’a gittikleri ve ardından da tekrar olay yerine dönerek cesedi topraktan çıkarıp, olay yerine 1 kilometre uzaklıktaki bir alanda varilde yaktıkları, yanmayan kısımları ise bir baraja attıkları öğrenildi. Yine şahısların olayda kullandıkları silahı İstanbul’a giderken Eskişehir’de attıkları, ancak silahın ekipler tarafından bulunduğu öğrenildi.