SPOR - 27 Mart 2025 Perşembe 12:12

Ertuğrul Doğan: "Türk futbolunun adalet duygusu ağır bir sınavdan geçmektedir"

A
A
A
Ertuğrul Doğan: "Türk futbolunun adalet duygusu ağır bir sınavdan geçmektedir"

Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Türk futbolunun adalet duygusunun ağır bir sınavdan geçtiğini belirterek, "Türkiye Futbol Federasyonu’nun kulübümüze ve şahsıma yönelttiği cezalar, futbolun özüne ve vicdanına gölge düşürmüştür" dedi.


Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, bordo-mavili kulübün dergisinde yer alan yazısında Türkiye Futbol Federasyonu hakkında eleştirilerde bulundu. Doğan, "Türk futbolunun adalet duygusu maalesef ağır bir sınavdan geçmektedir. Türkiye Futbol Federasyonu’nun kulübümüze ve şahsıma yönelttiği cezalar, futbolun özüne ve vicdanına gölge düşürmüştür. Ancak bilinmelidir ki Trabzonspor, tarih boyunca nice fırtınalara göğüs germiş, hiçbir haksızlığa boyun eğmemiş bir çınardır. Bizler, bu büyük camianın neferleri olarak biliyoruz ki adalet için uğraşmak bir tercih değil zorunluluktur. Tarih, haksızlığa sessiz kalanları değil, ona karşı dimdik duranları yazmıştır. Trabzonspor, adaletin ve haklı mücadelenin sarsılmaz temsilcisidir. Temiz ve adil bir futbol düzeni için mücadele veriyoruz ve bu uğurda hiçbir yıldırma politikası yolumuzdan döndüremeyecektir" diye konuştu.



"Trabzonspor tarihine bir kupa daha kazandıracaklardır"


Başkan Doğan, futbolcular ve teknik heyetin Trabzonspor’un tarihine bir kupa daha kazandıracaklarına inandığını belirterek, "Elbette bu sezon sahadaki performansımız zaman zaman dalgalanmalar gösterdi. Ancak her büyük zafer, fırtınalı denizlerden geçerek kazanılır. Tarihin en büyük dönüşümlerinin, en çetin mücadelelerin ardından geldiğini defalarca kanıtlamıştır. Şimdi önümüzde büyük bir hedef var: Türkiye Kupası. Bu kutsal formayı terleten oyuncularımız ve teknik ekibimiz, Trabzonspor tarihine bir kupa daha kazandırmak için sonuna kadar savaşacaktır" ifadelerini kullandı.



"Şimdi önümüzde yeni bir meydan okuma var"


Ertuğrul Doğan, U19 UEFA Gençlik Ligi hakkında da yaptığı açıklamada, "Bugün yeni bir destanın yeni satırlarını hep birlikte yazıyoruz. U19 takımımız, UEFA Gençlik Ligi’nde Atalanta’yı mağlup ederek çeyrek finale yükseldi. Sahaya yüreğini koyan gençlerimiz, Trabzonspor’un sarsılmaz ruhunu, inancını, karakterini, cesaretini ve zekasını tüm dünyaya tekrar gösterdi. Bu büyük zaferde emeği geçen tüm oyuncularımızı, teknik ekibimizi ve altyapımızın görünmez kahramanlarını yürekten kutluyorum. Onların azmi ve inancı, Trabzonspor’un geleceğinin ne kadar parlak olduğunu kanıtlıyor. Şimdi önümüzde Inter U19 takımı ile oynayacağımız yeni bir meydan okuma var" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.