ÇEVRE - 07 Şubat 2026 Cumartesi 10:04

Karadeniz’de plansız yapılaşma deprem tehlikesini büyütüyor

A
A
A
Karadeniz’de plansız yapılaşma deprem tehlikesini büyütüyor

Karadeniz Bölgesi’nin jeolojik yapısı, plansız ve zemin koşulları dikkate alınmadan yapılan yapılaşma deprem riskini artırıyor. Dere yatakları, heyelanlı alanlar, alüvyal ve dolgu zeminler, şehirleşmenin yoğunlaştığı noktalar arasında yer alıyor.


Erzincan’ın Kemah ilçesinde meydana gelen 4,9 büyüklüğündeki deprem, etkisini hissettirdiği Karadeniz Bölgesi’ndeki yapı stokunun durumunu bir kez daha gündeme taşıdı. Karadeniz Bölgesi’nde yerleşim alanlarının önemli bir bölümü dere yatakları, heyelanlı sahalar, alüvyal ve dolgu zeminler üzerinde bulunuyor. Bölgenin dağlık yapısı ve sınırlı yerleşim alanları nedeniyle yapılaşma deprem riskine karşı alınması gereken önlemleri yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar dere yatakları, heyelanlı, alüvyal ve dolgu alanlarda yapılan yapılaşmanın ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Yapı yoğunluğunun zaman içinde arttığı bölgede özellikle parsel bazında zemin etütleri yapılmadan inşa edilen yapıların, deprem anında büyük tehlike oluşturduğu belirtildi.


"Zor bir coğrafyada yaşıyoruz"


Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, Türkiye’de yapı stokunun belli bir kalitenin altında olduğunu belirterek, "Şehrimizde özellikle dere yataklar, heyelanlı, alüvyal ve dolgu alanları çok fazla. Bu alanlarda dolguya ve dere yatağına uygun yapı yapıldı mı yapılmadı mı bunlar çok önemli. Aslında dere yatağına yapı yapılmaz. Özellikle zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Dolayısıyla yerel zemin koşulları dediğimiz bu. Parsel bazında jeofizik ölçümlerle, jeolojik araştırmalarla elde edilecek sonuçlara göre parsel bazına özel yapı yapılması gerekir. Yapı stokumuzun bu anlamda çok başarılı olduğunu söyleyemem. Sadece Trabzon’da değil tüm Türkiye’de yapı stokumuz maalesef belli bir kalitenin altında. 1999 depreminden sonra bazı yönetmeliklerle düzenlemeler yapıldı ve daha sonra 2018 yılında yapılan deprem yönetmeliği ile giderek iyileşiyoruz. Ancak deprem yapı stokumuzun yüzde 80-90’u gerçekten şu anda maalesef kötü durumda. Deprem bölgeleri haritasının artık yürürlükten kalktığı ve parsel bazında deprem tehlikesinin değerlendirildiği bir aşamaya geçmiş bulunmaktayız. Bu nedenle mutlaka yapınızın bulunduğu parsele özel zemin etütlerini dikkate alınız" dedi.


"Depremsiz bir dünya düşünülemez"


Depremle yaşamayı öğrenmek gerektiğinin altını çizen Akın, "Karadeniz depreme çok alışkın olmasa da bu aslında doğal bir olay. Yani bu her zaman meydana gelebilecek yağmurun yağması gibi bir olay. Biz yağmur yağarken nasıl yanımıza şemsiye alıyorsak deprem için de önlemlerimizi alırsak hiçbir sorun yaşamayız. Deprem dünyanın yaşadığını gösterir. Depremsiz bir dünya düşünülemez. Bizde dünyada zaten çok aktif bir bölgedeyiz. Dünyada Alp-Himalaya kuşağındayız. Dolayısıyla depremle yaşamayı öğrenmemiz lazım" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Sigara Bırakma Polikliniği tiryakileri bekliyor Uzman Doktor Ebru Kazandırmak Oflaz, sigaranın dünyada ve Türkiye’de önlenebilir hastalık ve ölüm nedenlerinin başında geldiğini vurguladı. Şükrüpaşa Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi ve Sigara Bırakma Polikliniği sorumlusu olan Oflaz, sigaranın kalp-damar hastalıklarından kansere, KOAH’tan inmeye kadar birçok ciddi sağlık sorunuyla doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, "Sigara bir alışkanlık değil, tedavi edilebilir bir bağımlılıktır" dedi. Sigara Bırakma Polikliniğinde bilimsel ve etkili yöntemler uygulandığını ifade eden Oflaz, polikliniğe başvuran bireylerde öncelikle nikotin bağımlılık düzeyinin ve bırakmaya hazır oluşun değerlendirildiğini söyledi. Değerlendirme sonrası kişiye özel bırakma planı oluşturulduğunu aktaran Oflaz, motivasyonel görüşme teknikleri ve gerekli görülen hastalarda farmakolojik tedavilerle sürecin tıbbi çerçevede yürütüldüğünü kaydetti. Toplumda sıkça dile getirilen "çok denedim ama olmadı" düşüncesinin çoğunlukla nikotin bağımlılığının güçlü etkisinden kaynaklandığını belirten Oflaz, nikotinin yüksek derecede bağımlılık yapıcı bir madde olduğuna dikkat çekti. Profesyonel destek alınmadan yapılan bırakma girişimlerinin çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlandığını ifade eden Oflaz, destek almanın bırakma sürecini kolaylaştırdığını ve başarı oranını önemli ölçüde artırdığını vurguladı. "Sigarayı bırakmak mümkün" Sigarayı bırakmanın sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin çok kısa sürede başladığını belirten Oflaz, "Bıraktıktan yalnızca 20 dakika sonra kalp atım hızı ve kan basıncı düşmeye başlar. İlk 24 saat içinde kanda karbonmonoksit seviyesi normale inerken oksijen düzeyi yükselir. İlk haftalarda tat ve koku duyusu düzelir, öksürük, balgam, nefes darlığı ve yorgunluk azalır. Uzun vadede ise kalp krizi, inme ve birçok kanser türü açısından risk belirgin şekilde düşer" dedi. Ayrıca sigarayı bırakan bireylerin ailelerini ve özellikle çocuklarını pasif dumandan koruduğunu da sözlerine ekledi. Vatandaşlara çağrıda bulunan Oflaz, sigarayı bırakmanın mümkün olduğunu ve doğru yöntemlerle planlandığında çok daha başarılı sonuçlar elde edildiğini ifade etti. Sigara Bırakma Polikliniklerinin ücretsiz hizmet verdiğini hatırlatan Oflaz, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşların ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı, MHRS üzerinden randevu alarak, Sağlıklı Hayat Merkezlerine doğrudan başvurarak ya da MHRS üzerinden Uzaktan Değerlendirme randevusu ile online görüşme yaparak hizmetten faydalanabileceklerini söyledi. "Bırakmak için doğru zaman yoktur, en doğru zaman bugündür" diyen Oflaz, sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşları Sigara Bırakma Polikliniğine davet etti.