GÜNDEM - 22 Şubat 2026 Pazar 10:21

Karadeniz’in öne çıkan tatlıları arasında yerini alan Laz böreği ve gocaman gerdanı Ramazan’da daha çok ilgi görüyor

A
A
A
Karadeniz’in öne çıkan tatlıları arasında yerini alan Laz böreği ve gocaman gerdanı Ramazan’da daha çok ilgi görüyor

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde açılan yufkaların arasında konulan muhallebi ile yapılan şerbetli bir tatlı olan Laz böreği her Ramazan ayında sofraları süslüyor.


Adını yöre insanından alan ve iftar sofralarının vazgeçilmezi olan börek görünümlü tatlı olarak da hafızalara kazınan Laz böreği, Ramazan ayında sofraları süslüyor. Kendisine has lezzeti ile dikkat çeken, yufkaların arasına konulan muhallebi ile yapılan şerbetli bir tatlı olan Laz böreği hem ismi ile şaşırtıyor hem de lezzeti ile kendine hayran bırakıyor. Özellikle Ramazan ayında hafif bir tatlı olması ile de vatandaşların ilgi gösterdiği Laz böreğinin sırrı ise doğal ürünler kullanılması.


Evinde yaptığı Laz börekleri ile Trabzon’da ismini duyurduktan sonra açtığı işletmesinde Laz böreği imal ederek yörede Laz böreğinin tanıtımında önemli rol oynayan Nejla Keresteci, Laz böreğinin büyük ilgi görmesine rağmen hala bu lezzeti bilmeyenlerin olduğunu belirterek tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini vurguladı.


Türkiye’nin dört bir yanında yapılmaya başlanan Laz böreğine olan ilginin her geçen gün arttığını ifade eden Keresteci, "Laz böreği genellikle Ramazan ayında daha fazla tercih ediliyor. Oldukça hafif bir tatlı olduğu için beğenilerek tüketiliyor. Günümüzde Türkiye’nin her tarafında yapılmaya başlandı. Malzemelerimiz ağırlıklı olarak süt ürünlerinden oluşuyor. Çok özenle hazırlanan bir tatlıdır. Sevgiyle ve titizlikle yapılırsa ortaya çok güzel bir lezzet çıkar; aksi durumda aynı lezzeti yakalamak mümkün olmaz. Yaklaşık 30 yıldır bu sektördeyiz. Laz böreğine olan ilgi her geçen gün artıyor. Ramazan ayında da diğer zamanlarda da yoğun talep görüyor. İlimize dışarıdan gelen turistler de beğenerek tüketiyor. Ürünlerimizi hem yurt içine hem de yurt dışına gönderiyoruz. İzmir’de de bir şubemiz bulunuyor ve orada da büyük ilgi görüyor. Türkiye’nin her tarafına gönderim yapıyoruz. En fazla sipariş ise Almanya’dan geliyor" dedi.


Laz böreği ile birlikte yine bölgeye özgü bir tatlı çeşidi olan gocaman gerdanının da Ramazan’da tercih edildiğini kaydeden Keresteci, "Yöremizde yetişen fındık ve tereyağı ile yapılan bir tatlıdır. Yöresel ismi gocaman gerdanıdır. Büzülerek hazırlandığı için bu isimle anılır. Lezzetli ve hafif bir tatlıdır; ağır değildir. Ramazan ayında da tüketilir, ancak yılın her döneminde tercih edilebilecek bir üründür. Laz böreği ile birlikte sıkça tercih edilmekte ve beğenilmektedir" diye konuştu.


"Daha fazla tanıtılmalı"


Laz böreğinin büyük ilgi görmesine rağmen hala bu lezzeti bilmeyenlerin olduğunu belirten Keresteci, tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini ifade ederek, "Laz böreği çok ilgi görüyor ve beğeniliyor; ancak hala duymayan insanlar var. Bu nedenle daha fazla tanıtılması gerektiğini düşünüyorum. Daha çok ön plana çıkarırsak ilginin ve beğeninin artacağına inanıyorum" dedi.


Mesleğe ilk başladığı yıllarda çalışanlarına sadece "Oklava tutabiliyor musunuz?" sorusunu yönelttiğini zamanla işin inceliklerinin daha iyi anlaşıldığını belirten Keresteci, "İşe ilk başladığım zamanlarda çalışanlara ’Oklava tutabiliyor musunuz?’ diye sorardım; bu benim için yeterliydi. Yıllar geçtikçe işin zorluğu daha iyi anlaşılıyor. Şimdi ise hamurdan anlayan biri olsun istiyorum. Çok şey bilmelerine gerek yok; her şeyi ben öğretiyor ve gösteriyorum. Sürekli işin başındayım, şubeler arasında sürekli dolaşarak süreci yakından takip ediyorum" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin sahillerinde selin denize taşıdığı balçıklar temizleniyor Mersin’de geçtiğimiz günlerde yaşanan sel felaketinin ardından, dere sulanın denize taşıdığı tonlarca ağaç parçası, evsel atık ve balçık temizlenmeye başlandı. Mersin’de geçtiğimiz günlerde etkili olan şiddetli yağış ve fırtına, kent genelinde hayatı olumsuz etkilerken, taşkın nedeniyle derelerden sürüklenen tonlarca ağaç parçası, evsel atık ve balçık, Mersin Millet Bahçesi sahil bandında birikti. Ortaya çıkan manzara, hem çevre hem de deniz ekosistemi açısından risk oluşturdu. Afetin ardından harekete geçen Akdeniz Belediyesi ekipleri, sahil hattında kapsamlı temizlik ve iyileştirme çalışması başlattı. Fen İşleri Müdürlüğü ile Park ve Bahçeler Müdürlüğünün koordineli yürüttüğü çalışmalar kapsamında iş makineleri ve kamyonlarla biriken atıklar sahilden kaldırılmaya başlandı. Akdeniz Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, yaklaşık 5 gün sürmesi planlanan çalışmalar sonunda 120 kamyonu aşkın atığın toplanması bekleniyor. Büyük hacimli atıklar iş makineleriyle kaldırılırken, kıyı hattında detaylı temizlik için de personel görevlendirildi. Toplanan atıkların bertaraf merkezlerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, sahilde biriken organik ve inorganik atıkların denize karışmasının önüne geçilmesinin deniz canlılarının korunması ve kıyı şeridinin sağlıklı hale getirilmesi açısından kritik önem taşıdığı vurgulandı. Sahil temizliğinin tamamlanmasının ardından bölgede kıyı düzenleme ve zemin iyileştirme çalışmalarının da yapılacağı kaydedildi. Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, sel felaketinin ardından önceliklerinin halk sağlığı ve çevre güvenliği olduğunu belirtti. Şener, "Şiddetli yağışlarla birlikte derelerden taşınan atıklar sahil kesiminde ciddi bir kirliliğe yol açtı. Ekiplerimiz ilk andan itibaren koordineli şekilde müdahale ederek hem çevre temizliği hem de deniz temizliği açısından hızlı bir çalışma başlattı" dedi.
Diyarbakır Başkan Gündüz: ’’Terörsüz Türkiye hedefi, güçlü Türkiye ideali ile ilerlemektedir’’ Terör gazisi, 15Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, Terörsüz Türkiye hedefinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve bilge lider Devlet Bahçeli’nin üstlendiği güçlü Türkiye ideali ile ilerlediğini söyledi. Türkiye’nin, uzun yıllardır milletin huzurunu, birlik ve beraberliğini hedef alan terör belasına karşı kararlı, sabırlı ve tavizsiz bir mücadele yürüttüğünü belirten Başkan Gündüz, bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki Terörsüz Türkiye hedefinin, tüm engellemelere, dış müdahalelere ve içeriden yürütülen algı operasyonlarına rağmen adım adım gerçeğe dönüştüğünü kaydetti. Gündüz, ‘’Terörle mücadele artık sadece sınırlarımız içinde değil, kaynağında, lojistik hatlarında ve uzantılarında etkisiz hâle getirilen bütüncül bir devlet politikasıyla yürütülmektedir. Terörden arındırılmış bölgeler, sadece güvenlik açısından değil, istikrar, kalkınma ve sosyal huzur açısından da Türkiye’nin geleceğini teminat altına almaktadır. Bugün güvenlik güçlerimizin fedakârlığıyla tesis edilen bu alanlar, yarın çocuklarımızın güvenle yaşayacağı bir Türkiye’nin altyapısını oluşturmaktadır. Bu tarihi sürecin mimarları, Türk devlet aklını temsil eden iki güçlü liderdir. Devlet Bahçeli, terörle mücadelenin en zor dönemlerinde ortaya koyduğu net duruş, milli refleksi güçlendiren söylemleri ve devletin kararlılığını tahkim eden iradesiyle bu mücadelenin fikri ve siyasi omurgasını oluşturmuştur. Terörle pazarlık değil, mücadele edilir anlayışını Türk siyasetine kazandıran bu duruş, bugün gelinen noktada haklılığını açıkça ortaya koymuştur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ise bu kararlılığı sahaya yansıtan lider olarak, güvenlikten diplomasiye, savunma sanayiinden uluslararası mücadeleye kadar her alanda Türkiye’yi teröre karşı güçlü, caydırıcı ve etkin bir konuma taşımıştır. Sadece terör örgütleriyle değil, onları besleyen ve meşrulaştırmaya çalışan odaklarla da mücadele eden bu liderlik, Türkiye’yi bölgesel bir güvenlik mimarı haline getirmiştir. Terörsüz Türkiye, bir temenni değil, bir devlet politikasıdır. Bu hedef; milletin iradesi, güvenlik güçlerimizin kahramanlığı ve güçlü liderliğin ortaya koyduğu sarsılmaz duruşla mutlaka gerçekleşecektir. Hiçbir terör örgütü, hiçbir taşeron yapı ve hiçbir karanlık senaryo, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü hedef alan bu kararlı yürüyüşü durduramayacaktır. Türkiye Yüzyılı, terörün değil, huzurun, güvenliğin ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır. Bu yolda atılan her adımın, ortaya konulan her iradenin arkasında millet vardır, devlet vardır ve sarsılmaz bir kararlılık vardır’’ dedi.
Kastamonu Kazada kollarını kaybetti, taekwondoyla hayata yeniden bağlandı Kastamonu’da ailesine yardım ederken yaşanan kazada iki kolunu kaybeden Mehmet Ünal, taekwondo sayesinde hayata tutundu. Geçen yıl Avrupa şampiyonu olan Ünal, azmiyle herkese örnek oluyor. Kastamonu’nun Hanönü ilçesinde yaşayan 21 yaşındaki Mehmet Ünal, 2017 yılında köyde ailesine yardım ederken kollarını iş makinesine kaptırdı. İki kolunu kaybeden Ünal, olayın ardından uzun süre boyunca psikolojik problemler yaşadı. Okula bile gitmek istemeyen Mehmet Ünal, daha sonra taekwondoya başlamaya karar verdi. Taekwondo Antrenörü İsmail Arıkan ile tanışan Ünal, azmiyle kısa sürede kendisini geliştirerek müsabakalara katılmaya başladı. 24 Temmuz 2025 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Avrupa Para Gençlik Oyunları’nda milli takım adına K44 70 kiloda mücadele eden 21 yaşındaki sporcu, Avrupa şampiyonu oldu. 9-10 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen Para Taekwondo Türkiye Şampiyonası’nda ise Türkiye ikincisi olan Mehmet Ünal, en büyük hedefinin Türkiye’yi olimpiyatlarda temsil etmek olduğunu söyledi. Taekwondoya başlama sürecini anlatan Mehmet Ünal, "Uzun bir süre hiçbir şey yapmak istemedim. Okula bile gitmek istemiyordum, zorla gidiyordum. Lise bittikten sonra taekwondoya başlamaya karar verdim. İsmail hocamı önerdiler, yanına gittim, konuştuk. Sağ olsun bana çok destek oldu, başlamama vesile oldu. İlk başta ’Acaba yapabilir miyim?’ dedim ama süreç ilerledikçe, maçlara gittikçe ve hocamın desteğiyle bu düşünceleri aştım" dedi. "Taekwondo hayatımda çok şeyi değiştirdi" Beyaz kemerle başladığı taekwondoda şu anda siyah kemere yükseldiğini ifade eden Ünal, taekwondonun hayatında büyük değişimlere vesile olduğunu vurgulayarak, "Taekwondo hayatımda çok şeyi değiştirdi. Sosyal açıdan olsun, psikolojik açıdan olsun her yönden beni değiştirdi. Haftada üç gün taekwondo antrenmanı, üç gün de ağırlık antrenmanı yapıyorum. Fiziksel olarak yoruluyoruz ama antrenman biçimi ve beslenme düzeni sayesinde bu beni aşırı zorlamıyor" diye konuştu. İki kez Türkiye şampiyonası seçmelerine, iki kez de milli takım seçmelerine katıldığını belirten 21 yaşındaki sporcu, "Ülkeme altın madalya kazandırdığım için çok mutluyum. Hedefim olimpiyat şampiyonu olmak. Yeni şampiyonluklar için çalışmaya devam ediyorum" şeklinde konuştu. İsmail Arıkan: "Dezavantajını avantaja çevirdi" Taekwondo Antrenörü İsmail Arıkan ise Mehmet Ünal’ın örnek bir mücadele ortaya koyduğunu söyledi. Ünal’ın köyde geçirdiği kazayı duyduktan sonra kendisine ulaştıklarını aktaran Arıkan, "Bu dezavantajı avantaja çevirebileceğini, hayata daha güçlü bağlanabileceğini söyledik. İlk zamanlarda gelmek istemedi. Bir süre sonra karar verdi ve yanımıza geldi. Görüştük, ikna ettik ve taekwondoya başlattık. İlk milli takım seçmelerine gittiğimizde amacımız sadece orayı görmesiydi. Diğer paralimpik sporcuların hayata nasıl tutunduklarını görmesini istedik. Sonrasında kendisi devam etmek istedi. İki yıldır aktif olarak çalışıyoruz" açıklamasında bulundu. Toplamda dört önemli şampiyonaya katıldıklarını söyleyen Mehmet Arıkan, "İkisi Türkiye şampiyonası, ikisi milli takım seçmesi olmak üzere önemli tecrübeler edindik. En son 2025 Temmuz ayında İstanbul’da yapılan Avrupa Para Gençlik Oyunları’nda ülkemize altın madalya kazandırdı. Kendi dezavantajlı durumunu nasıl avantaja çevireceğini yaşayarak öğrendi" ifadelerini kullandı.