TEKNOLOJİ - 02 Kasım 2023 Perşembe 09:32

Nuroğlu: “Doğu Karadeniz Bölgesi için 5 binin üzerinde elektrikli araç şarj istasyonuna ihtiyaç var”

A
A
A
Nuroğlu: “Doğu Karadeniz Bölgesi için 5 binin üzerinde elektrikli araç şarj istasyonuna ihtiyaç var”

Dünyada ve Türkiye’de elektrikli araç sayısı hızla artarken, araç şarj istasyonlarının özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’ne bakıldığında aynı oranda artış göstermediği belirtildi.


Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Mehmet Nuroğlu, Doğu Karadeniz Bölgesi için önümüzdeki yıllar için 5 binin üzerinde elektrikli araç şarj istasyonuna ihtiyaç olduğunu söyledi. Nuroğlu, “Şu anda 10’u geçen marka Türkiye’de elektrikli araç satışını gerçekleştirir hale geldi. Bu da tabii şarj istasyonlarının gelişmesini ve sahada karşılaşmamızı sağladı. Bu konuda ilerlememiz gereken sistemi, altyapıyı ve ağ yapısını kurmamız için gerekli bazı düzenlemelere ihtiyacımız var. Bu konuda hızlı mesafe alınıyor. Şarj sistemlerine baktığımız zaman yavaş şarj ve hızlı şarj diye ikiye ayırdığımız bir yapı var. Aracı yüzde 20’den yüzde 80 durumuna 15-30 dakika gibi aralıklarla şarj eden hızlı şarj istasyonları yavaş yavaş artmaya başladı. Yeterli mi değil ancak Trabzon’dan çıkıp İstanbul’a gitmek istediğinizde belli aralıklarla hızlı şarj yapacağınız noktalar mevcut. Yaklaşık 200 bin civarında elektrikli araç şarj istasyonuna ihtiyaç var. Bunu Doğu Karadeniz Bölgesi’ne indirgediğimizde 5 binin üzerinde elektrikli araç şarj istasyonuna ihtiyaç var. Trabzon’a indirgediğimizde ise yaklaşık araç stoğunun Türkiye genelinin 10’da biri, 11’de biri kadar bir araç stoğuna sahibiz. Benzerini elektrikli araca aktardığımızda da bizim burada yaklaşık 17 bin civarında elektrikli araç yani bin 700 civarında şarj istasyonuna ihtiyacımız var. Trabzon’da bu sayıda istasyon tabii ki yok. Tabi bu sayıda araç da yok ama yavaş yavaş kurumlar artık şarj istasyonu kuruyor. Ve rakamlar artmak üzere” dedi.



“Elektrik şebekesi çok önemli”


Dr. Öğretim Üyesi Fatih Mehmet Nuroğlu, bazı firmaların konuyla ilgili çalışmalara başladığını ancak elektrik şebekesinin bu yükü kaldırması bakımından önemli olduğunu vurguladı. Nuroğlu “Şebeke çok önemli. Örneğin akaryakıt istasyonlarını nereye koyarsanız koyun tankerle istediğiniz gibi taşıyabiliyorsunuz ama elektrik istasyonlarında durum böyle değil. Elektriği mevcut altyapıdan beslemeniz lazım. Özellikle güçlü şarj istasyonları 180 kilowatt. 180 kilowatt iki şarj istasyonunu aynı yere bağladığınızda onun elektriksel olarak beslemesi kolay değil. Dolayısıyla koyulacak olan yerlerin şebekeden enerjiyi rahatlıkla alabilecek yerler olması ve o altyapıyı dağıtım firmasının sağlaması lazım. Bazı yerlerde rahatız, bazı yerlerde ekstra yatırıma ihtiyacımız var. Trabzon özeline baktığımız zaman özellikle 2030 yılına kadar dağıtım şebekesi noktasında yaptığımız analizlerde bir problem gözükmüyor. Ama en yakın noktaya bağlantı için yine bir yeraltı tesisat bağlantısı yapılması lazım. Altyapı buna müsait” diye konuştu.



“Yaylalar dahil elektrikli araçlar için şarj istasyonları yaygınlaşmalı”


Bölgenin yüksek ve önemli turizm merkezi olan yaylalarına elektrikli araçlar ile çıkanlar için şarj istasyonu kurulabileceğini de belirten Nuroğlu “Yaylalarda da elektrikli araç şarj istasyonları olabilir, olmaz diye bir şey yok. Artık 400 kilometrelerin altında menzile sahip elektrikli araç satılmıyor. Bugün baktığınız zaman tam dolu bir şarj ile rahatlıkla yaylalara gidip gelebiliyor. Bizim hızlı şarj dediğimizin yanı sıra bir de ev şebekesinden şarjı olup ihtiyacını görebileceği durumlar var. Elektrik olmayan yayla yok. Dolayısıyla yolda kalma gibi bir endişe olmayacak. Herhangi bir vatandaş, turist ya da gurbetçi geldiği zaman yaylada elektrikle aracını şarj edebilecek. Ülkemiz ve dünya elektrikli araca doğru ilerliyor. Avrupa ülkelerinde 2030-2035 yılını ilan eden iklim anlaşmasına biz de imza attık. Fosil temelli yakıtlarla çalışan araçların satışı yasaklanacak. Dolayısıyla dünya elektriğe doğru gidiyor ve burada pil teknolojisi de oldukça hızlı gelişiyor. Maliyetler oldukça aşağıda. Menziller oldukça yukarıya doğru gidiyor. O yüzden bu anlamda gelecek elektrikli araçlarındır. Ama bölgenin gerek altyapısı gerekse elektrik ağı şeklindeki ulaşımı olarak buna hazır olması lazım. Samsun’dan Hopa’ya kadar olan bölgenin belediyelerin ve valiliklerin bu konuda öncelik almaları lazım. Altyapı şebeke durumunun öngörülmesi, yatırımcının önünü açma ve mevzuat noktasında bir birliktelik yapılması lazım ki bu altyapı yaygınlaşsın. Çünkü insanlar artık rahatlıkla elektrikli araç alabiliyor ama bunları şarj etmesi çok önemli” ifadelerini kullandı.



Nuroğlu: “Doğu Karadeniz Bölgesi için 5 binin üzerinde elektrikli araç şarj istasyonuna ihtiyaç var”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Okul polisi uygulaması istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda gerçekleşen silahlı saldırılar hakkında, "Okul polisi uygulaması, istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli. Hastanelerimizde olduğu gibi acil kod uygulamasının okullarımız için de hayata geçirilmesini ısrarla talip ediyoruz" dedi. Türk Eğitim-Sen, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırılarında hayatını kaybeden öğrenciler için Ankara’da anma programı düzenledi. Ulus Atatürk Heykeli önünde gerçekleştirilen programda, Atatürk Anıtı’na karanfil bırakıldı. Burada açıklamalarda bulunan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, saldırılarda hayatını kaybeden öğrenciler ve Ayla öğretmenin acısını ömür boyu yaşayacaklarını belirtti. Geylan, eğitimde şiddet konusu hakkında acil güvenlik zirvesinin toplanmasını, bunun yanı sıra her okula ’okul polisi’ uygulamasının getirilmesi gerektiğini dile getirdi. Bunun yanı sıra Geylan, hastanelerde var olan acil kod uygulamasının eğitim kurumlarına da getirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. "Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır okullarımızdaki şiddetin bir güvenlik meselesi olduğunu bağırıyoruz" Şanlıurfa’daki ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları hakkında açıklamalarda bulunan Geylan, ileri tedbirlerin ivedilikle alınması gerektiğini belirterek, "Çok üzüntülüyüz, acılıyız. Büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kaldık. Dün Kahramanmaraş’taydık. Cenazelerimizi dualarla, tekbirlerle uğurladık. Rabbim hepsini rahmetiyle kuşatsın. O yavrularımız, evlatlarımız cennette yerini buldu. Rabbim ailelerine sabır versin. Evlat acısını Allah başa vermesin. Büyük acı. Bir öğretmenimiz şehit oldu. Ayla öğretmenimiz, sınıfta öğrencilerin üzerine kapandı hayatını kaybetti. Biz inanıyoruz ki o şehittir, mekanı cennettir. Ruhu şad olsun. Ayla öğretmenimizin şehit statüsünde kabul edilmesi noktasında bir karar alınmasını özellikle istihdam ediyorum. Biz Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır okullarımızdaki şiddetin, öğretmenlerimize, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin bir güvenlik meselesi olduğunu, hatta bir beka meselesi olduğunu bağırıyoruz. Kahramanmaraş’ta yaşanan olay, sanırım bunu herkesin gözüne soktu diye düşünüyorum. Artık ileri tedbirlerin hayata geçirilmesi lazım. Burada herkese görev düşüyor. Öğretmene şiddet ve eğitim çalışanına şiddet meselesi sadece bizim meselemiz değil. Aslında toplumun meselesi. Çünkü okullarımız, eğitim yuvalarımız bu ülkenin geleceğini inşa edecek nesillerimizi, çocuklarımızı, öğrencilerimizi yetiştiriyor. Herkes sahip çıkmalı" diye konuştu. "Okul polisi uygulaması istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli" Her okula bir güvenlik görevlisi ve polis tahsis edilmesi gerektiğini savunan Geylan, "Herkesin yapması gerekenler var. En başta kamu yönetiminin yapması gerekenler var. Birincisi acilen güvenlik zirvesi toplanmalı. Okullarımızdaki şiddet hadiselerini, bir güvenlik meselesi olarak görmeliyiz. Her okulumuza mutlaka güvenlik görevlileri tahsis edilmeli. Okul polisi uygulaması, istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli. Hastanelerimizde olduğu gibi acil kod uygulamasının okullarımız için de hayata geçirilmesini ısrarla talip ediyoruz. Bir diğer önemli husus ise okullarımızdaki rehberlik hizmetlerinin daha da etkinleştirilmesi. Türk Eğitim-Sen yıllardır söylüyor. Her 100 öğrenci başına 1 rehber öğretmen normu verilmeli. Şu an maalesef 400 öğrenciye 1 norm veriliyor. Bu yetersiz" ifadelerini kullandı. Program kapsamında daha sonra Hacı Bayram Veli Camii’ne geçen Türk Eğitim-Sen üyeleri, okul saldırılarında hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kıldı.
Mersin Mezitli’de Taş Mektep Kent Müzesi açılışa hazırlanıyor Mersin Mezitli Belediyesinin kentin tarihi mirasını yaşatmak amacıyla hayata geçirdiği Taş Mektep Kent Müzesi Projesinde sona yaklaşılırken, yapı kısa süre içinde ziyaretçilere açılmaya hazırlanıyor. Mezitli Belediyesinin kentin tarihine ve kültürel mirasına değer katacak önemli projelerinden biri olan Taş Mektep Kent Müzesi Projesinde sona yaklaşılıyor. Tarihi Kentler Birliği tarafından düzenlenen proje yarışmasında, 109 belediyenin 129 projeyle yer aldığı süreçte Mezitli Belediyesinin ‘Mezitli Taş Mektep Kent Müzesi Oluyor’ projesi finansal destek almaya hak kazanarak önemli bir başarı elde etti. Proje kapsamında gerçekleştirilen çevrim içi toplantıda, Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Oktay Özel ve proje mimarlarının katılımıyla tüm detaylar kapsamlı şekilde ele alındı. Yapılan değerlendirmelerin ardından proje tam anlamıyla şekillendi. Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, Taş Mektep Projesinin kentin kimliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Taş Mektep, yalnızca bir yapı değil, Mezitli’nin geçmişini, kültürünü ve ortak hafızasını yansıtan çok kıymetli bir mirastır. Bu projeyle birlikte tarihimize sahip çıkarken, aynı zamanda kentimizin kültürel zenginliğini gelecek nesillere aktaracak kalıcı bir eser kazandırıyoruz. Tüm süreçleri titizlikle yürütüyor, en ince ayrıntısına kadar değerlendiriyoruz. Çok kısa süre içerisinde ’Taş Mektep’i vatandaşlarımızın ziyaretine açacak olmanın heyecanını yaşıyoruz" dedi.
Eskişehir Çobanları hamama götürüp oyaladılar, 36 büyükbaş hayvanı çaldılar Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde, hamama götürdükleri çobanları oyalayıp yaklaşık 5 milyon TL değerindeki 36 büyükbaş hayvanı çalan zanlılar yakalandı. Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde sattıkları hayvanlar bulunup sahibine teslim edilirken, yakalanan 8 zanlıdan 4’ü tutuklandı. 15 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen büyükbaş hayvan hırsızlığı olayı ile ilgili Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı JASAT Dedektif Timleri ve Sivrihisar İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından araştırma başlatıldı. Ekipler, şüphelilerin, çalınan hayvanların çobanlarını oyalamak maksadıyla Ankara’da bir hamama götürdükleri ve ağılda kimsenin kalmadığı esnada diğer 3 şüphelinin kamyon ile ağıla gelip hayvanları çalarak Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde sattıkları tespit etti. Eskişehir ve Afyonkarahisar’da düzenlenen eş zamanlı operasyonda olaya karışan 8 şüpheli yakalandı ve yapılan aramada piyasa değeri yaklaşık 5 milyon TL olan 36 büyükbaş hayvan ele geçirildi. Adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 4’ü tutuklandı. Konuyla ilgili açıklamada, "Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı halkımızın huzur ve güven içerisinde hayatlarına devam etmeleri amacıyla hırsızlık olaylarının kısa sürede aydınlatılması, faillerinin yakalanması ve çalınan malzemelerin ele geçirilmesi için her türlü tedbiri almaya kararlılıkla devam edecektir" denildi.
Rize Türkiye’de engelli yakınlarını ilgilendiren emsal karar Rize’de kendisine ait engelli aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu kullanınca kendisine vergi borcu çıkan vatandaş açtığı davayı kazandı. Engelli yakınlarını ilgilendiren emsal kararda mahkeme engelli aracını 2. ve 3. derece akrabaların da kullanabileceğine hükmetti. Rize’de engelli bir vatandaş kendisine ait aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu, yani torunu kullandığı sırada polis tarafından işlem başlatıldı. Tutulan tutanak doğrultusunda engelli vatandaştan aracı alınırken, muaf tutulduğu ÖTV ve KDV ödemeleri istendi. Bunun üzerine yargıya başvuran vatandaş Trabzon Vergi Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda vergi dairesinin aracı en fazla 2 kişinin kullanabileceğine dair aldığı taahhütnamenin hükümsüz olduğuna karar verdi. Gerekçe olarak ise aracın engellinin istifadesine sunulmak şartıyla 3. dereceye kadar akrabalarının kullanabileceği gerekçesiyle, vergi dairesinin aksi görüşle yapmış olduğu cezalı tarhiyatları kaldırdı. Müvekkilinin açtığı dava sonucunda haklı bulunduğunu bu nedenle cezanın kaldırıldığını ifade eden Avukat Remzi Kutanoğlu "Rize’de bir müvekkilimiz, engelli, kendine tahsis edilmiş bir aracı vardı. Bunu taahhütname ile iki kişi kullanabilirdi ve birinci derece akrabalarıydı bu. Burada sadece ailede birinci derece akrabası olan bir oğlu vardı, o kullanabiliyordu. Hayatın içerisinde aynı zamanda bazen hem hastanın hastalık işleri dışında kendisinin de özel işleri olduğundan, hastanın kullanımına özgülenmiş bu aracı, hastaya hizmet etmek amacıyla bazen kendi kullanamıyordu. Yani dolayısıyla bir başkasının ona hizmet etmek amacıyla, onun hastalık işlerinde özgülenmesi amacıyla kullanması gerekiyordu. Engelli kişinin torunu, yani yasal kullanacak kişinin oğlu ehliyeti vardı. Hastanın yani dedesinin aracını ona hastalığına refakaten hastaneden alıp evine bırakma noktasında bir sürüş yaparken polisler durduruyor. Orada tutanak tutuyorlar. Bakıyorlar ki vermiş oldukları taahhütnamede o babasının adı yazıyor, kendi adı yazmıyor. Dolayısıyla buna bir tutanak düzenliyor. Biliyorsunuz engelli araçları ÖTV ve KDV indirimiyle alınıyor. Vergi Dairesi bu tutanağa göre ÖTV indiriminin geri alınması ve KDV ile ilgili bir tarhiyat düzenliyor. Tabii bu karar, bu tarhiyat bize gelince inceledik bunun hukuksuz olduğunu düşünerek Trabzon Vergi Mahkemesi’ne bir dava açtık. Açtığımız davayı haklı buldular ve bu karar aslında bir emsal oldu. Türkiye’de de bu konuda birçok insanı ilgilendirecek bir karar oldu" dedi. "Deyim yerindeyse bir anahtar olduk" Türkiye’de engellileri ve yakınlarını doğrudan ilgilendiren bu kararın emsal dikkat çeken Kutanoğlu "Bu davaların çoğalması, bu emsallerin artmasıyla Türkiye’de aynı zamanda hastanın 1. derece yakınları dışında 3. derece yakınlarının da araçlarını o hastanın işleriyle ilgili kullanabileceğine bir emsal olmuş oldu. Yani bu konuda müvekkilimizin sorununu çözmede bir deyim yerindeyse bir anahtar olduk. Türkiye’de de bu konunun emsal olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.