SPOR - 03 Nisan 2026 Cuma 09:58

Of’un Dünya Kupası gururu

A
A
A
Of’un Dünya Kupası gururu

Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanmasının ardından dikkat çeken bir detay, Trabzon’un Of ilçesinde büyük bir gururla karşılandı. Ay-yıldızlıların 2002 ve 2026 yıllarında Dünya Kupası bileti aldığı dönemlerde görev yapan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) başkanlarının Oflu olması ilçede sevince neden oldu.


2002 yılında Haluk Ulusoy ve 2026 yılında İbrahim Hacıosmanoğlu’nun federasyon başkanlığı dönemlerinde gelen Dünya Kupası katılımları, özellikle Haluk Ulusoy ve İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Of ilçesinden olması nedeniyle ilçede ayrı bir anlam kazandı.



Salim Salih Sarıalioğlu: "Bu başarılarda da Ofluların olması da tesadüf demeyelim, tevafuk diyelim"


Konuyla ilgili açıklama yapan Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu, yaşanan sürecin kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirterek, "Tesadüf bizim inanışımızda yeri olmayan bir kavram, bizim inanışımızda tevafuk var. Bu başarılarda da Ofluların olmasına da tesadüf demeyelim, tevafuk diyelim. Tabi Oflu olmaları bize ayrı bir gurur da veriyor. 2002 yılında Haluk Ulusoy başkanımız ve şimdiki başkanımız İbrahim Hacıosmanoğlu. 2002 yılında ise ev sahibi Güney Kore’yi yenerek üçüncü olmuştuk" dedi.



"Hedefimiz kupayı kazanmak"


Sarıalioğlu, A Milli Takım’a olan inançlarını dile getirerek "İbrahim Hacıosmanoğlu başkanımızın da temenni ve dualarına katılıyorum. O bizim kardeşimiz, hemşehrimiz. Buradan kendisine de başarılar diliyorum. Biz de milli takımımız ile beraber orada olup, kupayı hep birlikte alıp, önce Of’a bir selam verip ardından tüm Türkiye ile kucaklaşmak istiyoruz. Bu durum Of için gurur verici, sonuçta Dünya Kupası büyük bir organizasyon. Türkiye’nin bu turnuvada olması ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’nın da Oflu olması bizim için çifte gurur kaynağı" ifadelerini kullandı.



"Of sınırları aşmış bir ilçe"


Of’un bir çok alanda yetiştirdiği isimlerle ön plana çıktığını vurgulayan Sarıalioğlu, "Zaten Of’un nüfusu bayağı fazla. Sadece futbolda değil, hem siyasette, hem sanatta, hem spor dünyasında ve hayatın değişik alanlarında çok başarılı hemşehrilerimiz ve yöneticilerimiz var. Biz hepsiyle gurur duyuyoruz. Of zaten sınırları aşmış, ismini dünyaya duyurmuş bir yer ancak bir kez daha dünyaya damgasını vurur diye Allah’a dua ediyorum. Takımımızdan temennim en üst neresi ise orası o da dünya kupasını kazanmak olur inşallah. Milli Takım’daki oyuncularımız bizim evlatlarımız, onlara dua ediyoruz. Rabbim onlara güç ve kuvvet versin. İnşallah da dünya kupasını alıp ülkemize dönerler" şeklinde konuştu.



İhsan Hacıbektaşoğlu: "Bu başarılar tesadüf değil"


Oflu vatandaş İhsan Hacıbektaşoğlu ise A Milli Takım’ın başarısını değerlendirerek "Milli Takım’ın dünya kupasına katılmasına mutlu oldum. Gençlerimizin böyle başarılı olması ve böyle zor bir süreci başarıyla tamamlaması bizim açımızdan çok önemli. Ülkemiz adına mutluluk verici bir durum. Ülke olarak böyle mutlu anlara ihtiyacımız var. Trabzon farklı bir coğrafya, Of da bunun içinde yer alıyor. Of’un tabi bir özelliği de çok girişimci olması. Of insanının da atılgan ve gözü kara bir yapısı var. Böyle olunca başarılar da geliyor. Bunu ben çok normal karşılıyorum" dedi.



"Karadeniz’in mücadeleci ruhu sahaya yansıyor"


Hacıbektaşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Sadece milli takım değil, Trabzonspor’un da gelişmesinde Oflu başkanların, buradaki girişimci ve atılgan bir ruha sahip olmaları Trabzonspor’a da büyük bir katkı sunmuştur. Of’un gerek kültür-sanatta olsun gerekse sporda olsun yapılmış olan çalışmaları tamamına yakınını Oflu iş insanları destek veriyorlar. Onlar sanatta, kültürde ya da sporda başarılı insanların çıkması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar maddi manevi. Elbette bunlar olunca başarı da beraberinde geliyor. Milli takımımız çok iyi, gençlerimiz çok başarılı. Vincenzo Montella da iyi bir hoca. TFF başkanımız Hacıosmanoğlu da bizim arkadaşımız, yakınımızdır. O da gerekli bütün desteğini verecektir."



"Düşüncem çeyrek final, neden final olmasın"


Hacıbektaşoğlu, "Bu bütünlük içerisinde iyi bir başarı geleceğini düşünüyorum. Çeyrek finale kalırız diye düşünüyorum ama inşallah finale kadar gideriz. Doğu Karadenizli bir çok futbolcu A Milli Futbol takımında oynuyor. Bunun sebebi ise, Karadeniz’de insanlar doğayla çok ciddi mücadele ederek ayakta kalıp hayatlarını sürdürmek zorundalar. Bu durum kültürel kodlarımıza da geçmiş. Zorluklar yörenin insanına pek etki etmiyor, bir de çok hızlı düşünen, çabuk karar veren ve hızlı hareket etmek zorunda olan insanlar olmak durumundayız bu coğrafyada. Dolayısıyla bu durum futbolda da böyle. Coğrafyanın vermiş olduğu özellikler oynanan futbola da yansıyor" diye konuştu.



Ömer Saral: "24 yıl sonra gelen gurur Of’ta katlandı"


Ömer Saral, "24 yıl sonra tekrar dünya kupasına katılmak bizim için son derece gurur verici bir olay. Federasyon başkanlarının Oflu olmaları ilginç bir olay. Oflular olarak her alanda olduğumuz için bu durum da ayrıca gurur verici. Of olarak futbola ayrı bir sempatimiz var tabiki de. A Milli Futbol takımımızdan beklentim mümkünse final oynamaları. Milli takımda Karadeniz furyası var. Karadeniz ağırlığı da futbolda olmalı" dedi.



Yılmaz Koçbıyıkoğlu: "Oflular Türk futboluna damga vurdu"


Yılmaz Koçbıyıkoğlu ise, "A Milli Takımın dünya kupasına katılması gururdan başka bir şey düşündürmedi bana. Geçmişte üçüncülüğümüz var, bana onu hatırlattı. Demek ki o nesil devam ediyor. Ne mutlu bize. Federasyon başkanlarının Oflu olması tesadüf eseri gibi görünebilir ama ağırlıklı olarak Of insanın her konuda duyarlı olmasından kaynaklanır. Oflular Türk futboluna damga vurmuştur. Bu takımla, bu hocayla, bu ruhla en az üçüncülük bekliyorum. Milli takımda Doğu Karadenizli oyuncuların ağırlıklı olmasının sebebi yapısıyla azmiyle, hırsıyla alakalı. Tabiatın bize vermiş olduğu bir özellik bu. İnsanımız da bunu iyi kullanmaya çalışıyor elinden geldiğince de başarılı oluyor" ifadelerini kullandı.



Baki Türkel: "Oflu olmak ayrıcalıktır"


Baki Türkel de, "Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandığımız akşam güzel duygular yaşadım. Tabi TFF’nin başında Oflu İbrahim Hacıosmanoğlu’nun olması da ayrı bir gurur verici olay. Kendisi Of’un büyüklüğünü hissettirdi dünyaya. Oflu olmak ayrıcalıktır. İlçe olarak küçük olabiliriz ama geniş bir kitleye sahibiz. Gelinen bu nokta bizim için bir gurur kaynağı oldu. Hacıosmanoğlu buralı, bu durum hem kendisini hem de Of’un değerini daha da yükseltti. Bu bölgenin insanı hırslı olduğu için iyi yerlere geliyorlar. Buranın insanının temel özelliği azimli, hırslı ve başarılı olması" diye konuştu.



Of’un gözü Dünya Kupası’nda


A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası’nda göstereceği performans, Of ilçesinde büyük bir heyecanla bekleniyor. İlçe halkı, 2002’de elde edilen tarihi başarının ardından bu kez daha büyük bir hedefe ulaşılacağına inanıyor. Ay-yıldızlıların Dünya Kupası’nda önemli bir başarı elde etmesi halinde, Of’taki gururun daha da büyümesi bekleniyor.



Of’un Dünya Kupası gururu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Taklit ve tağşiş listesi güncellendi: Çok sayıda üründe uygunsuzluk tespit edildi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı güncel ‘Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar’ listesine yeni ürünler eklendi. Çok sayıda üründe uygunsuzluk tespit edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan ‘Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar’ listesi güncellendi. 2 Nisan tarihli listede farklı illerde faaliyet gösteren firmalara ait birçok üründe mevzuata aykırılıklar tespit edildi. Listenin ‘Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar’ kısmında, İstanbul Kağıthane merkezli MMİ İlaç Gıda Kozmetik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nde bitkisel veya takviye edici olarak pazarlanan The Jestea Capsul (L-Carnitine içeren takviye edici gıda), Diblong (Ginseng macun), Diblong Ginseng Drink For Men (Tutti Frutti aromalı gazlı içecek), Özlex Tea (Orman meyveli içecek) ürünlerde ilaç etken maddesi tespit edildi. Listenin ‘Aynı Değeri Taşımayan Madde Eklenmesi’ kısmında ise, Antalya’nın Alanya ilçesinde faaliyet gösteren Emin Küçük’e ait ‘Köyünden Tereyağı (1 kilogram)’ ürününde yağ oranının düşük olduğu, bitkisel yağ ve süt yağı harici yağ tespiti yapıldığı belirlendi. İzmir’in Bornova ilçesinde Bornova Kapalı Pazar Yeri’nde satış yapan Fatih Koçyiğit’e ait ‘çağ kebabı (pişmiş ürün)’ içerisinde kanatlı eti tespit edildi. Antalya’nın Kepez ilçesinde faaliyet gösteren Volkan Et’e ait ‘dana kıyma’ ürününde de kanatlı eti bulunduğu bildirildi. Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde hizmet veren Miran Lahmacun’a ait ‘çiğ lahmacun harcı (dana eti+kuzu eti)’ ürününde sakatat (karaciğer) tespit edilirken, aynı ilçede faaliyet gösteren Toki Ocakbaşı’na ait ‘çiğ lahmacun harcı (dana+kuzu eti)’ ürününde kanatlı eti bulunduğu açıklandı. Yine Kayapınar’da bulunan Müptela Ocakbaşı’na ait ‘çiğ kıyma (dana+kuzu eti)’ ürününde kanatlı eti ve sakatat (taşlık), Goşto Izgara’ya ait ‘çiğ Adana kebabı harcı (dana+kuzu eti karışık)’ ürününde de benzer şekilde kanatlı eti ve sakatat (taşlık) tespit edildi. İstanbul’un Bağcılar ilçesinde faaliyet gösteren Tertip Et’e ait ‘dana kıyma’ ürününde kanatlı eti ve sakatat (taşlık) bulunduğu belirlenirken, Kartal ilçesindeki Okyanus Lezzet Toplu Yemek Hizmeti’ne ait ‘fırınlanmış kasap köfte’ ürününde deri dokusu tespit edildi. İzmir’in Bornova ilçesinde faaliyet gösteren Gürman Pide’ye ait ‘dana etli lahmacun harcı (çiğ)’ ürününde ise sakatat (kalp) bulunduğu açıklandı. Ordu’nun Fatsa ilçesinde faaliyet gösteren Kervan Kır Pidesi Börek Salonu (Sedat Özenç) ile Candaroğlu Kır Pidesi ve Börek (Tülay Özenç) işletmelerine ait çiğ kır pidesi harçlarında kanatlı eti tespit edildi. Sakarya’nın Arifiye ilçesinde bulunan Köfteci Nihat (Nihat Solmaz) işletmesinin dana ve kuzu etinden hazırlanan köftelerinde de kanatlı etine rastlandığı bildirildi. Balıkesir ve İzmir illerindeki bazı firmaların zeytinyağına daha düşük kaliteli yağlar veya tohum yağları karıştırdığı belirlendi. İzmir Torbalı’da Hisaroğulları Tarım Gıda’nın taş baskı natürel sızma zeytinyağında tohum yağları karışımı tespit edildi. Balıkesir Edremit’te Bayramoğlu Zeytin Zeytinyağı’na ait sızma zeytinyağına daha düşük kaliteli zeytinyağı karıştırıldığı tespit edildi. Balıkesir Gönen’de Yusuf Ziya Göcen’in pazar tezgahında etiketsiz zeytinyağında tohum yağları karışımı bulundu. Balıkesir Burhaniye’de Ufuk Zeybek’e ait natürel sızma zeytinyağında tohum yağları karışımı tespit edildi. Denizli’nin Merkezefendi ilçesinde faaliyet gösteren Buğra Bitkisel Yağ firmasına ait ‘Ayvalık Koop’ ve ‘Ayvalık’ markalı natürel sızma zeytinyağlarında tohum yağı karıştırıldığı belirlendi. Bursa Yıldırım’da ise Altıncezve Gıda tarafından üretilen ‘Altıncezve Ehl-i Keyf’ markalı siyah çayda (3 kilogram) gıda boyası tespit edildi. Listenin ‘Temel Özelliği Etkileyen İçerik Eksikliği’ kısmında, Balıkesir’in Altıeylül ilçesinde faaliyet gösteren Özışık Süt Ürünleri’ne ait ‘Özışık’ markalı tam yağlı taze kaşar peynirinde eritme tuzu tespit edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi amacıyla düzenli olarak güncellenen listelere ‘guvenilirgida.tarimorman.gov.tr’ adresi üzerinden erişilebiliyor.
Bursa BTÜ Konuşmaları’nda küresel riskler ve yükseköğretiminin geleceği ele alındı BTÜ Konuşmaları’nın konuğu olan İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, küresel risklerin giderek karmaşıklaştığı bir dönemde üniversitelerin rolünün değiştiğini belirterek, "Üniversiteler artık yalnızca toplum için bilgi üreten kurumlar değil, toplumla birlikte bilgi geliştiren ve çözüm üreten yapılar olmalıdır" dedi. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) tarafından düzenlenen BTÜ Konuşmaları programının konuğu, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal oldu. Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleşen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, BTÜ Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ali Sürmen, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Beyhan Bayhan, Prof. Dr. Sinan Uyanık, Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "Küresel Güçlükler, Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Ekosistemi Odaklı Gelişmeler ve Yükseköğretim Sistemimiz" başlıklı konuşmasında Rektör Mandal, dünyada artan jeoekonomik rekabet, iklim krizi ve teknolojik dönüşümün yükseköğretim sistemleri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Günümüzde küresel ölçekte hızlı bir dönüşüm yaşandığını belirten Prof. Dr. Hasan Mandal, "Küreselleşmeden söz etsek de aslında ülkelerin giderek yerelleşmeye yöneldiği bir döneme tanıklık ediyoruz" dedi. "En büyük küresel riskler çevresel tehditler" Dünya Ekonomik Forumu verilerine değinen Rektör Hasan Mandal, kısa ve uzun vadede en yıkıcı küresel risklerin başında çevresel tehditlerin geldiğini belirtti. Rektör Prof. Dr. Mandal, "Aşırı hava olayları ve çevre kirliliği başta olmak üzere çevresel riskler; teknolojik, toplumsal ve jeopolitik risklerle birlikte dünyanın en önemli gündemleri arasında yer alıyor. Toplumsal kutuplaşma, yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon, devletler arası silahlı çatışmalar, siber güvensizlik ve eşitsizlik de önümüzdeki dönemin önemli risk başlıkları" ifadelerini kullandı. Küresel rekabetin artık yalnızca jeopolitik değil aynı zamanda jeoekonomik bir boyuta ulaştığını vurgulayan Rektör Mandal, teknoloji alanındaki rekabetin giderek sertleştiğine dikkat çekerek, "Bugün ülkeler teknoloji savaşını bir güç aracı olarak kullanıyor. Bu süreçte insanlık değerlerinin ikinci plana itildiğini de görüyoruz" dedi. "İklim krizi geleceğin en kritik sorunu" İklim değişikliğinin küresel riskler arasında en belirleyici başlıklardan biri olduğunu söyleyen Rektör Mandal, son yıllarda sıcaklık artışının kritik eşiğe yaklaştığını belirtti. Önümüzdeki 10 yıl içinde aşırı hava olayları, biyolojik çeşitlilik kaybı, yer sistemlerinde kritik değişimler, göç hareketleri ve sağlık sorunlarının daha belirgin hale gelebileceğini ifade eden Rektör Mandal, bu risklerin doğru okunmaması halinde dünyada kıtlık ve çatışmaların artabileceğini söyledi. "Karmaşık sorunları tek bir disiplin çözemez" Bu tür küresel sorunların çözümünde üniversitelerin rolünün büyük olduğunu vurgulayan Rektör Hasan Mandal, disiplinlerarası yaklaşımın önemine dikkat çekti. Rektör Mandal, "Küresel risklerin karmaşık yapısı nedeniyle tek bir disiplinin çözüm üretmesi mümkün değil. Eşitsizlik, kuraklık ya da çevre kirliliği gibi sorunlar; teknoloji, toplum ve ekonomi ile iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle çok disiplinli bilim ve teknoloji tabanlı çözümlere ihtiyaç var" dedi. "Üniversiteler toplumla birlikte bilgi üretecek" Yükseköğretim sisteminin de dönüşüm içinde olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Mandal, üniversitelerin rolünün değiştiğini söyledi. Rektör Hasan Mandal, "Üniversitelerin görevi artık yalnızca toplum için bilgi üretmek değil, toplumla birlikte bilgi üretmektir. Bilgiyi ve teknolojiyi toplumla birlikte geliştirme dönemi başlıyor" dedi. Üniversite, sanayi, kamu ve toplumun yenilik ekosisteminin dört temel bileşeni olduğunu belirten Rektör Mandal, bu yapılar arasındaki güçlü iş birliklerinin küresel sorunlara çözüm üretmede kritik rol oynadığını ifade etti. Sektörlerin mezunlardan beklediği yetkinlikler Sektörlerin artık mezunlardan farklı yetkinlikler beklediğini söyleyen Rektör Mandal, geleceğin insan kaynağı için gerekli özellikleri ise şöyle sıraladı; "Disiplinlerarası düşünebilen, dijital yeterliliğe sahip, sürekli öğrenmeye açık, iletişim ve takım çalışmasına yatkın, yenilikçi ve girişimci, küresel perspektife sahip ve sürdürülebilirlik bilinci yüksek bireyler yetiştirmek zorundayız." Soru-cevap bölümüyle devam eden program, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal’a plaket takdiminin ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.