GÜNDEM - 05 Şubat 2025 Çarşamba 09:18

Öğretim Üyesi Dr. Özgenç Akın: "Deprem sonrasına değil deprem öncesine ve alınacak tedbirlere odaklanmalıyız"

A
A
A
Öğretim Üyesi Dr. Özgenç Akın: "Deprem sonrasına değil deprem öncesine ve alınacak tedbirlere odaklanmalıyız"

Tüm Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat 2023’te meydana gelen 7,8 ve 7,6 büyüklüğündeki binlerce insanımızın hayatını kaybettiği depremlerin üzerinden iki yıl geçmesine ve Ege Denizi’nde günlerdir süren deprem fırtınasına rağmen Türkiye’de deprem bilincinin hala istenilen düzeyde olmadığı, deprem öncesine değil deprem sonrasına odaklanıldığı belirtildi.


Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Özgenç Akın, ülke olarak maalesef genellikle depremlerin olduktan sonraki kısmına daha çok odaklandıklarını söyledi. Akın "Ülkemiz Alp-Himalaya deprem kuşağı içinde yer alıyor. Himalayalar’dan başlayan Alpler’e kadar uzanan kuşakta yoğun bir şekilde depremler meydana gelir. Çünkü buralar levha kenarlarıdır, bizim ülkemiz de bu levhaların kesişiminde yer alıyor. 2 yıl önce 6 Şubat’ta bu deprem gerçeğini acı bir şekilde yaşadık. Biz maalesef genellikle depremlerin olduktan sonraki kısmına daha çok odaklanmış durumdayız. Arama kurtarma daha sonra da yapılacak lojistik destek v.s bunlara maalesef daha çok odaklanıyoruz. Aslında bizim deprem öncesine ve alınacak tedbirlere önem vermemiz gerekiyor. Bu konuda maalesef ülkece biraz gerideyiz. Bunun için öncelikle yapı stokumuzun yenilenmesi, hatta yapı stokumuzdan önce yapının yapılacağı zeminin özelliklerinin belirlenmesi ve ülke çapında çok önemli çalışmaların yapılması lazım. Şu anda da zemin etütleri yapılıyor fakat bunlar kısıtlı bir şekilde denetlendiği için doğruluğu tespit edilemiyor. Açıkçası maalesef çok da önem gösterilmiyor. Mevzuata bakıldığında Türkiye’deki yapı stokunun mevzuata uygunluğu şu anda yüzde 2-3 civarında. Yani 100 tane binadan en fazla 3 tane bina tamamen projedeki gibi yapılıyor. Bunların hepsi uygun bir şekilde yapılırsa bizim depremlere karşı bu kadar çekincemiz olmayacak" dedi.



"Deprem bölgesi kavramı tamamen ortadan kalktı"


Ülkemizde 2018 yılında yapılan çalışmayla artık deprem bölgesi kavramı tamamen ortadan kalktığını kaydeden Akın, "2018 yılında yapılan çalışmayla artık deprem bölgesi kavramı tamamen ortadan kalktı. Bu kavram artık parsel bazında sizin ne kadar etkileneceğinizi ifade ediyor. Örneğin önceki deprem bölgelerini baz alan tehlike haritasında, Konya-Karaman gibi illerimiz sanki hiç depremden etkilenmeyeceklermiş gibi bir intiba oluşuyordu. Maalesef son yaşadığımız 6 Şubat depreminde gördük ki; biz Trabzon’da 600-700 kilometre uzaktan etkilendik ve ciddi bir şekilde sallandık. Maraş’ta, Adıyaman’da, Malatya’da yıkımlar meydana geldi. Dolayısıyla doğrudan faya aşırı yakın olmanıza gerek yok. Depremin büyüklüğü ve açığa çıkardığı enerjiye dayanım uzaklıkla orantılı olarak tabi ki azalıyor ancak yine de mutlaka etkileyecektir. Söylediğim gibi deprem bölgesi kavramı tamamen rafa kaldırıldı, doğrusu da budur. Şu anda parsel bazında yani sizin evinizin olduğu parselin deprem tehlikesini AFAD sitesinden görebilirsiniz" diye konuştu.



"Trabzon masif kayalardan oluşuyor"


Trabzon için deprem tehlikesini değerlendiren Akın, "Trabzon’da sahilden başladığınızda alüvyonal bir yapı var daha sonra dağlık alan yer alıyor. Burada oldukça masif kayalardan oluşuyor. Aslında biz şehir olarak şanslıyız ana kayamız çok derinde değil ve sağlam yerimiz çok. Ancak yapı stokunu buna uygun yapmamız lazım, yerleşimimizi tepelere yapmamız lazım. Bazı yerlerde dolgu yapılıyor fakat bu dolgunun uygun bir şekilde yapı yapılması lazım. Tarım toprağı dökülerek dolgu zemin oluşturulmaz, bunun bir prosedürü vardır. Tabi ki dağlık bölgeler depremden daha az etkilenir kaya olduğu için. Aslında her dağlık bölgede çok sağlam diyemem çünkü bölgemizde bu aşamada heyelan devreye giriyor. Heyelanlardan da etkilenmemek için mutlaka zemin yapısının çok detaylı bir şekilde araştırılması lazım" ifadelerini kullandı.



Ege Denizi’nde meydana gelen depremler


Ege Denizi’nde günlerdir devam eden deprem fırtınası ile ilgili de konuşan Akın, "Biz normalde depremlerin giderek büyüklüğünün azalmasını bekleriz fakat birkaç gündür bu büyüklük giderek artmaya başladı. Burada Yunanistan’a yakın bir tektonik sistem olan Helenik yay bulunuyor. Burada Afrika levhası Ege Levhası’nın altına dalmakta. Dolayısıyla buradaki tektonik hareketlerden dolayı depremler meydana geliyor. Bu depremlerin giderek artması ileri de bir volkanizmaya sebep olur mu? Şu anda soru işareti. Ancak şu anki hareketliliğin tektonizmadan kaynaklandığını zaten Yunan bilim insanları da söylüyor. Bizi etkiler mi? Yunanistan’da 1956 yılında 7.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi ve 25 metre boyunda tsunami dalgalarına sebep oldu. Dolayısıyla bizim Ege kıyılarımız böyle büyük bir depremdeki tsunamiden etkilenebilir. Bunun için mutlaka önlemlerin alınması lazım" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Başakşehir’de sitede kediler parçalanmış halde bulundu Başakşehir’de bir sitede kaybolan yavru kediler, parçalanmış halde bulundu. Olayla ilgili site yöneticisi ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Olay, dün saat 17.30 sıralarında Kayabaşı Mahallesi 26. Bölge 4. Etap’ta bulunan bir sitede meydana geldi. İddiaya göre, yavru kedilerini göremeyen sahipleri çevrede arama yaptı. Bu sırada bina girişinde bulunan alandan kötü kokular gelmesi ve anne kedinin sürekli bu noktaya yönelerek miyavlaması üzerine durumdan şüphelenildi. Kedi sahibi, bina sakinlerinden yardım isteyerek kilitli kapıyı açtırdı. İçeri giren bina sakinleri ve kedi sahibi, yaptıkları kontrolde yeni doğmuş 4 yavru kedinin parçalanarak öldürüldüğünü gördü. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, içeride inceleme yaptı. İncelemelerin ardından site yöneticisi Şafak B., bilgisine başvurulmak üzere polis merkezine götürüldü. Öte yandan yavrularını kaybeden anne kedinin site içerisinde dolaşarak yavrularını aramaya devam ettiği görüldü. Site sakinleri, hem binada hem de site genelinde güvenlik kamerası bulunmamasına tepki gösterdi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor. Köpeğin işi değil o. Köpek olsa bile ses duyardık" Site sakinlerinden Ramazan Yıldırım, "İki arkadaş, binanın girişindelerdi. Dedim, burada ne arıyorsunuz? Dediler, mescide girmemiz lazım, kedilerimiz var. Dedim, mescit kapalı. Bir hafta, iki hafta önce mi ne kapandı herhalde. Ondan sonra kedilerimiz falan var dediler. Kedi olsa dedim, ses çıkar. Ses de yok dediler. Büyük ihtimal ölmüştür dediler. Kafatasları falan, derileri yüzülmüş, kafatasları gitmiş. Yani acayip. Çok kötü şeyler yapmışlar. Büyük ihtimal birileri öldürmüştür zaten. Başka bir şey yapamaz. Köpeğin işi değil o. Köpek olsa bile ses duyarız yani. Seste yoktu. Yan tarafta benim binam zaten. İki tane anne kedi dolaşıyordu devamlı burada. Biri siyah biride sarı. Devamlı Aşağı elektrik dairesine inip çıkıyorlardı. Hatta Yusuf Bey var, üst komşum. Onunla beraber çıkardık dışarı çok ses yapıyorlar diye. Ama herhangi bir şekilde oraya da baktım ben. O gün de ses yoktu zaten" dedi.
Düzce Çocuğunuzda bu belirtiler varsa dikkat Çocukluk çağında sık karşılaşılan idrar yolu enfeksiyonlarına karşı ebeveynleri uyaran Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven; tuvalet alışkanlığının ertelenmemesi, bol sıvı tüketimi ve doğru temizlik kuralları ile hastalığın büyük oranda önlenebileceğini bildirdi. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonunun önemsenmemesi halinde böbreklerde kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Hastalık ve korunma yöntemlerine değinen Dr. Yurtseven, idrar yolu enfeksiyonlarının genellikle 1 yaş altı sünnetsiz erkek çocukları ile 1 yaş üzeri kız çocuklarında sıklıkla görüldüğünü belirtti. İdrar yolu enfeksiyonunun çocukluk döneminde her 10 kız çocuğundan ve her 30 erkek çocuğundan birinde en az bir kez yaşandığına dikkati çeken Yurtseven, hastalığın temel nedenlerinin tuvalet ihtiyacını ertelemek, temizlik kurallarına uymamak ve yetersiz su tüketimi olduğunu aktardı. "Kız çocuklarında alt temizliği önden arkaya yapılmalı" Hastalığın erken tespit edildiğinde basitçe tedavi edilebildiğini vurgulayan Yurtseven, "İhmal edilir ve önemsenmezse böbreklerde sorun olabiliyor. Ailelerin tuvalet eğitimini çocuklarına doğru kazandırmaları lazım. Özellikle kız çocuklarında alt temizliğinin önden arkaya doğru yapılması çok basit ama etkili, önemli bir yöntemdir" ifadelerini kullandı. Sıvı tüketimi ve kabızlık ilişkisine de değinen Yurtseven, bol sıvı alımının sık tuvalete gitmeyi sağladığını, böylece mikroorganizmaların idrar yolunda tutunmasının engellendiğini belirtti. Yurtseven ayrıca, kabızlığın idrar yolu enfeksiyonu riskini artırdığını hatırlatarak çocukların lifli gıdalarla beslenmesini önerdi. Aileler ne zaman doktora gitmeli Ailelerin çocuklardaki enfeksiyonu nasıl tespit edebileceği konusunda da bilgiler veren Dr. Yurtseven, şunları kaydetti: "Çocuklarda nedeni bilinmeyen bir ateş varsa aileler bize başvurabilirler. Çocukların idrarında her zamankinden farklı bir koku, renk değişikliği veya bulanıklık varsa, yan ve karın ağrısı tarif ediliyorsa, normalden sık idrara çıkılıyorsa enfeksiyondan şüphelenilip hekime başvurulması gerekiyor. Bebekler ise genellikle kendilerini ifade edemedikleri için idrar yaparken huzursuzluk, emmede azalma ve ateş görülüyorsa mutlaka bir doktora gidilmelidir."