SPOR - 12 Aralık 2024 Perşembe 12:15

Şenol Güneş: "Futbolun özünü korumalıyız"

A
A
A
Şenol Güneş: "Futbolun özünü korumalıyız"

Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, futboldaki değişimlere dikkat çekerken, "Futbolda değişiklikler oluyor ama özünü bozarsanız tadını da kaybedersiniz" dedi.


Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, bordo-mavili kulübün dergisine röportaj verdi. Güneş, futbolun özünün bozulmaması gerektiğini belirterek, "Futbol, tarihi boyunca çeşitli değişikliklere uğradı; maç sayıları, kurallar ve saha ölçülerindeki düzenlemeler bunun örnekleridir. Ancak temel ilgi odağı olan özünü korumak, futbolun tadını bozmamak adına büyük değişikliklerden kaçınıldı. Günümüzde ekonominin ön planda olduğu futbol, izleyenler için hala bir oyun, eğlence ve ortak alan olma özelliğini sürdürüyor. Ekonomik sorunlar nedeniyle Türkiye’de futbol seyircisi azalmış olsa da Avrupa ülkelerinde tam tersi bir durum gözlemleniyor. Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde statlar, ailelerin bir araya gelip keyif aldığı, dostluklarını pekiştirdiği alanlar haline geldi. Buna karşılık Türkiye’de ekonomik sıkıntılar, seyirci sayısındaki düşüşlere ve futbolun marka değerine zarar veren olumsuzluklara yol açıyor. Futbol, teknolojinin yardımıyla adalet ve kurallar açısından daha iyi bir noktaya taşınmaya çalışılıyor. Ancak bu süreçte teknolojinin hatalı kullanımı güven duygusunu sarsabiliyor. Ayrıca futbolun akıcı keyfini bozabilecek noktalara dikkat edilmesi gerekiyor" dedi.



"Kazanmak için her şey mübah derseniz hata yaparsınız"


Her zaman güzel oyun ve iyi bir sonuç istediğini söyleyen deneyimli teknik adam, "Ben de güzel oyun, iyi sonuç istiyorum. Güzel oynamadan kazandığınız zaman zaten doğru oyun olmuyorsa, sonrasında kazanma şansınız da az olacaktır. Dolayısıyla birbirine bağlantılı. Şunu söyleyeyim; çocuk da olsanız, bir oyun da oynarsanız, bir iş de yapsanız sonunda kazanmak istersiniz ama kazanmak için her yol mubah derseniz, hata yaparsınız. Mesela bir işimiz var ama bunu tesadüfen götürüyoruz. Ne kadar götürürüz? Ama doğru işleri, ilkeleri, prensipleri, çalışmaları yerine koyup gelişimini sağladıktan sonra sahaya çıktığınız zaman kazanma oranınız yükselir. Kazanamazsanız bile işinizi doğru yapmanızın huzuru olur sizde. Sizden de beklenen şey zaten yeteneğinizi, karakterinizi ortaya koymak. Siz de vicdanen rahat olursunuz. O yüzden bu yaptıklarınızı karşılayan müsabakayı kaybetseniz bile ’Ben bir şeyler ürettim, alamadım, daha çok çalışmalıyım’ dersiniz. Bir de sonuç iyi gelirse doğru işler yaptığınızda, o zaman daha çok tatmin olursunuz, mutlu olursunuz. Doğru işler yaparak hedefe gitmelisiniz. Oyuncularıma her zaman en iyisini hedeflemelerini tavsiye ediyorum. Bir hedef belirlemek ve ona ulaşmak yeterli değil; önemli olan bu başarıyı sürdürülebilir kılmak. Futbolcuların yeteneklerini ortaya koyması, karakterlerini göstermesi ve izleyicilere keyif verebilmesi bu sürecin ayrılmaz bir parçası" ifadelerini kullandı.



"Hiç bir zaman tükenme diye bir şey yok"


Şenol Güneş, bugüne kadar finallerde kaybetmiş olsa da hiçbir zaman tükenmişlik hissine kapılmadığını vurgulayarak şunları söyledi:


"Her gün yeni bir başlangıçtır ve her maç, yeni bir mücadele fırsatıdır. Hayatın her alanında olduğu gibi futbolda da başarısızlıklar ve engeller karşısında pes etmemek, yeni yollar bulup heyecanla ilerlemek gerekir. Yıldız oyuncular sadece bireysel becerileriyle değil, etrafındaki oyuncuları da yükseltebilme yetenekleriyle öne çıkar. Birlikteliği sağlayan, yolu açan, yönlendiren, yol veren, rehberlik yapandır. Bizde sıkıntı o yani. ’Ben işimi yaptım, bana eyvallah’ diyemezsiniz veya tam tersine, ’O yapamadı, ben de o yüzden yapamadım’. Bunlar hep mazerettir. Mazeret buldukça kendinizi törpülersiniz, eksik kalırsınız. Mademki bu işi yapıyorsunuz, en iyi olmaya çalışmalısınız. Günümüz için söylüyorum, Messi, Ronaldo oraya kolay gelmedi ki. Bugün hala oynuyorlar. Herkes ’Ne paralar kazanıyorlar’ diyorlar. Hayır, adam değer kazanıyor. Değeri para yapıyor, parayı değer yapmıyor. O parayla değerini artırmıyor, var olan değerini paraya dönüştürüyor. Her gün hayata yeniden başlamak lazım. Yeniden mücadele etmek ve içimizdeki değerleri dışarı çıkarmaya çalışmak gerekir."



"Heyecanım aynı şekilde devam ediyor"


90’lı yıllarda teknik direktörlüğe başladığındaki heyecanla bugün arasında fark olmadığını aktaran Güneş, "O dönemdeki hırsım ve tutkularım aynı şekilde devam ediyor. Ancak zamanla bilgim, sabrım ve hoşgörüm arttı. Hatalar yapmam normal, kaybettiğimde ya da kazandığımda geriye dönüp ’Şunu yapmalıydım’ demiyorum. Her şey bir deneyimdir ve her maç bir fırsattır. Geçmişteki zor dönemler, sakatlıklar ve sıkıntılar beni daha da güçlendirdi. Bugün de aynı heyecanla, aynı hedefle çalışmaya devam ediyorum. Başarı, bir hedefi yakalamakla bitmez, onu sürdürülebilir kılmak önemlidir. Her gün yenilenmeli ve yeni bir yol haritası çizerek, coşku ve bilgiyle ilerlemelisiniz" açıklamasında bulundu.



"Bende kin, nefret, intikam duygusu yoktur"


Sahada anlık tepkilerin normal olduğunu belirten deneyimli çalıştırıcı, "Özellikle bir gol kaçırılınca veya beklenmedik bir hayal kırıklığı yaşandığında. Ancak ben sonrasında üzülmem ve üstünde durmam. Gerçekten affederim, ama unutmam. Bende Kin, nefret, intikam duygusu yoktur. Bir kişi hata yapmışsa, ben niye onun hatasını affetmeyeyim? Ben kendi hatamı üzülerek kabul ederim ama başkasının hatasından sorumlu olmam. Eğer kişi hatasını fark ediyorsa, sorun yoktur, ilişkiler devam eder. Ama sürekli aynı hatayı yapan birine şans vermem. Herkes hata yapabilir, önemli olan bunlardan ders almak ve vicdanen rahat olmaktır. İnsan önce kendine hesap verir, rahat olur. Ondan sonrası kolay" şeklinde konuştu.



"Eleştiri güzeldir ama hakareti asla kabul etmem"


Eleştirilerin sporun ve yaşamın doğal bir parçası olduğunu ifade eden Şenol Güneş, "Eleştiri güzeldir ama hakaret asla kabul edilemez. Eleştiriler her zaman olacaktır. Çünkü bir iş yapıyorsak eleştirileceğiz. Ancak eleştirinin yapıcı olması gerekir; hakaret, doğru bir eleştiri değildir. Eleştiriyi seviyorum, çünkü doğru bir eleştiri bana yeni bir bakış açısı kazandırabilir. Fakat hakaret ise sadece kişinin kendi yanlışlarını gösterir ve buna muhatap olmam. Eleştirinin amacı doğru yolu göstermek olmalıdır. Eğer eleştiri adil ve yapıcıysa, bundan faydalanırım. Ancak günümüzde eleştiriler çoğu zaman haksız, kişisel hale geliyor. Sağlıklı eleştiriler, sakin ve kontrollü bir şekilde yapılmalı, aksi takdirde bu bir kavga olur, eleştiri değil" diye konuştu.



"Futbolculuk ve antrenörlük kolay işler değil"


İşi yaparken de, özel hayatında da aynı kişi olduğunu vurgulayan Güneş, "Tabii ki Trabzonspor teknik direktörüyüm, bu bir sorumluluk. Ama ben hala sade bir insanım, farkım yok. Ailem de bu durumu çok özverili bir şekilde kabul etti, yıllarca bu hayatı yaşadılar. Zorluklar olsa da, bu mesleğin gereklilikleri bunlar. İnsan sürekli olarak grubu, oyuncuları, camiayı düşünerek hareket etmek zorunda. Futbolculuk ve antrenörlük kolay işler değil. Sadece yetenekle olmuyor, büyük aşamalardan geçmek gerekiyor. Bazen çok yetenekli oyuncular, doğru fırsatları değerlendiremiyorlar, kendilerini elemiş oluyorlar. Zamanla, zorluklara katlanmayanlar başarısız oluyor. Benim de zamanında çok zorlu aşamalardan geçerek geldiğim bir yolum vardı. Yetenekli ama potansiyelini kullanamayan çocuklar olabiliyor ama önemli olan, ne kadar mücadele ettikleri ve ne kadar istekli oldukları. Onlar kendi yolunu seçiyor, kimse kimsenin elinden tutmaz" ifadelerini kullandı.



"Bu şehre sadece futbol alanında katkı yapmadılar"


Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, Ahmet Suat Özyazıcı ve Özkan Sümer’le birlikte çalışmanın kendisi için büyük bir gurur olduğunu belirterek, "Onlarla olan fotoğraflarımı gördüğümde, o dönemin değerini ve önemini bir kez daha anlıyorum. Hem futbolculuk hem de teknik direktörlük anlamında Trabzonspor’a büyük katkılarda bulundular. Özkan abi ve Ahmet Suat abi, sadece Trabzonspor’a değil, şehre de çok şey kattılar. Sosyo-kültürel alanda da büyük işler yaptılar, gençlere ve ailelere örnek oldular. Onların döneminde çok büyük imkansızlıklar vardı ama buna rağmen hem futbolculuk hem de antrenörlük hayatlarında büyük başarılar elde ettiler. Özkan abi Maçka’nın köyünden gelip şehre, sonra Galatasaray gibi büyük kulüplerde görev aldı ve tekrar Trabzon’a geri döndü. Suat abi de şehre, Trabzonspor’a ve futbola kattıklarıyla örnek oldu" değerlendirmesinde bulundu.



"Boş zamanımda yine futbolu düşünüyorum"


Boş zamanda da olsa futbolu düşünmekten başka bir şey yapmadığını söyleyen Güneş, "Boş zamanlarımda aslında futbolu düşünmekten hiç vazgeçmiyorum. İdmana katıldığımda ne yaptığımızı değerlendirir, bir sonraki gün için neler yapacağımı planlarım. Dinlenmeye çalıştığımda bile yürüyüş yaparken çalışıyorum. Yürürken kafamda antrenmanları, takımın durumunu ya da bir planı gözden geçiriyorum. Evde uzandığımda da aynı şekilde iç dünyamda farklı alanlara geçiyorum ve bunları not alırım. Çevremde hiç ses yoksa, düşüncelerim bana yön verir. Bazen kağıt kalem bulamayınca bir düşünceyi unutur, sonrasında kendimle savaşıyorum. Bunun dışında, arkadaşlarla vakit geçirmek ve yemek yemek de bana yeterli geliyor. Hayatımda çok fazla ekstra bir şey yok. Yaylayı çok severim; doğanın huzuruyla, oradaki samimi insanlarla vakit geçirmek beni dinlendiriyor. Sohbetlerde dedikodu yerine, konuya dair bir şeyler konuşmayı tercih ederim. Mesela gözlüklerin faydalarını konuşmak gibi! Boş muhabbeti sevmiyorum, konulara odaklanmak daha anlamlı" diyerek sözlerini tamamladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Arkadaşının müdahalesiyle kurtarılmıştı, 8 ay sonra canına kıydı Aksaray’da 8 ay önce kafasına dayadığı tabanca ile 7 saat süren çalışmaya rağmen ikna edilemeyen ve arkadaşının anlık müdahalesiyle elindeki tabanca alınarak kurtarılan vatandaş, dün gece yarısı oto sanayide bir dükkanda kafasına ateş ederek intihar etti. İntihara teşebbüs olayı, 8 ay önce 2 Ekim 2025 tarihinde Aksaray’ın merkeze bağlı Gücünkaya köyü Mamasın Barajı yakınlarındaki boş arazide yaşanmıştı. Latif Gümüşsoy (35), girdiği bunalım sonucu eline geçirdiği tabancayla aracına binerek Mamasın Barajı çevresine gitmiş, burada arkadaşlarını arayıp intihar edeceğini söylemesi üzerine arkadaşları durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirmişti. İhbar üzerine araç ve şahıs Mamasın Barajında bulundu. Olay yerine sevk edilen jandarma ekiplerinin saatlerce süren ikna çalışması sonuç vermezken, şahsın arkadaşları da olay yerine çağırıldı. Arkadaşlarının da gelmesiyle ikna çalışmaları yeniden başlarken, 7 saat boyunca ikna edilemeyen Latif Gümüşsoy’un intihar girişimi arkadaşının bir anlık müdahalesi ile tabancayı almasıyla son bulmuştu. 8 ay sonra gece yarısından sonra Bahçesaray Mahallesi Oto Sanayi K-3 Blokta bulunan dükkanda bunalıma giren Latif Gümüşsoy, tabancayla kafasına ateş ederek intihar etti. Silah sesini duyan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri şahsın öldüğünü belirledi. Polis ekipleri olay yerinde inceleme yaparken, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili tahkikat başlattı.
Gaziantep SANKO Okulları finallerinde Türkiye birinciliği kazandı SANKO Okulları öğrencileri, TÜBİTAK Türkiye finallerinde Türkiye birinciliği ve ikinciliği başta olmak üzere önemli dereceler elde ederek büyük başarıya imza attı. SANKO Okulları öğrencileri, 57. TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması ile 20. TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması Türkiye finallerinde bir Türkiye birinciliği, bir Türkiye ikinciliği ve iki teşvik ödülü olmak üzere önemli dereceler elde etti. Soner Emre Abar ve Aras Balat, danışman öğretmenleri Neriman Ersönmez rehberliğinde geliştirdikleri "ALS Hastaları İçin Çoklu Serbestlik Dereceli Aktif Servikal Ortez ve Ev Tipi Rehabilitasyon Sistemi" projesiyle "Ortaokul Kategorisi Teknoloji Tasarım" alanında Türkiye birincisi olma başarısı gösterdi. Türkiye birincisi olan öğrencilere, ödüllerini Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır takdim etti. Efe Özkara, Samet Egemen Atalar ve Giray Uğurluer ise danışman öğretmenleri Özgül Güner rehberliğinde hazırladıkları "Polarizasyon Tabanlı Yapay Zeka Destekli Uyuşturucu Madde Analiz Sistemi" projesiyle "Lise Kategorisi Fizik" alanında Türkiye ikinciliği kazandı. Nur Deniz Ocak, Meleknaz Yüksel ve Beril İpek Üngör ise danışman öğretmenleri Özgül Güner rehberliğinde geliştirdikleri "ODI-CL Temelli Aptamer Biyosensörü ile Alzheimer Hastalığında A42 Biyobelirteçlerinin Hızlı Tespiti" projesiyle "Biyoloji Alanında" teşvik ödülüne layık görüldü. Atlas Balsu ve Ahmet Faran Kaya, danışman öğretmenleri Hakan Güven rehberliğinde geliştirdikleri "Kentsel Mikroklima Üzerinde Yerel Ağaç Örtüsünün Termal ve Higrometrik Etkilerinin Analizi: Gaziantep Kavaklık ve Çıksorut Örneği" projesiyle "Coğrafya Alanında" teşvik ödülü kazandı. SANKO Okulları Genel Müdürü Fırat Mümtaz Asyalı, elde edilen başarıların gurur verici olduğunu belirterek öğrencileri ve öğretmenleri tebrik etti.
Konya Başkan Altay, Konya’ya değer katacak dönüşümde yıkım çalışmasının tamamlandığını açıkladı Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında şehir merkezinde bulunan Peynir Pazarı’nda fiziki ömrünü tamamlamış binaların yıkım çalışması tamamlandı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, şehir merkezinin tarihi dokusunu koruyarak geleceğe taşıyacak önemli projelerden birini daha hayata geçirmek için çalıştıklarını söyledi. Tarihi Osmanlı Buğday Pazarı Çevresi Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında yürütülen Peynir Pazarı’nda yıkım çalışmasının tamamlandığını kaydeden Başkan Altay, "Tarihi Osmanlı Buğday Pazarı ile Melike Hatun Çarşısı arasında bulunan Tarihi Peynir Pazarı, geçmişten beri Konya’mızın ticaret geleneğinin önemli duraklarından biriydi. Biz burada sadece fiziki ömrünü tamamlamış yapıları kaldırmıyoruz; geçmişin ruhunu koruyarak geleceğin Konya’sını inşa ediyoruz. Şehrimizin kimliğine değer katacak, hemşehrilerimizin güvenle ve huzurla vakit geçireceği yeni bir yaşam alanını daha Konya’mıza kazandırmış olacağız" dedi. Başkan Altay, projenin Konya’nın ekonomik ve sosyal hayatına önemli katkı sağlayacağını belirterek, "Bölgedeki dönüşüm tamamlandığında sadece esnafımız için değil, şehrimize gelen ziyaretçiler için de cazibe merkezi oluşturacak nitelikli bir alan ortaya çıkacak. Konya’nın tarihi ticaret aksını daha güçlü hale getirecek bu projenin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum" şeklinde konuştu. Esnafla yapılan anlaşma sonrası, Meram Şükran Mahallesi sınırları içinde yer alan ve kentsel dönüşüm çalışması yapılan Peynir Pazarı’nda; 80 yapı, 170 bağımsız bölüm bulunuyordu.
Erzurum Sağlıkta yapay zekâ zirvesi: Tıbbın geleceği Atatürk Üniversitesinde masaya yatırıldı Atatürk Üniversitesinin ev sahipliğini yaptığı, Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Cansağlığı Vakfı ve Bilim Erzurum iş birliğiyle "Tıbbın Yarınına Bugünden Bak" temasıyla düzenlenen "MedAI 26 Tıpta Yapay Zekâ Kongresi" yoğun katılımla gerçekleştirildi. Kültür Merkezi 15 Temmuz Milli İrade Salonunda, düzenlenen etkinliğe; Erzurum Vali Vekili Mustafa Berk Çelik, Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, Sağlık İl Müdürü Gürsel Bedir ile Can Sağlığı Vakfı yönetim kurulu üyeleri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Bakan Birinci, Sağlık sistemlerinin dönüşümünde yapay zekânın rolüne dikkat çekti Açılış konuşmalarının ardından Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci, "Sağlığın Bugünü ve Geleceği" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Sunumunda sağlık sistemlerinin dönüşümünde yapay zekânın rolüne dikkat çeken Birinci, özellikle tütün kullanımının sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. Türkiye’de kişi başı sağlık harcamasının 840 dolar olduğunu belirten Birinci, sigara kullanan bireylerde bu maliyetin 1028 dolara yükseldiğini ifade etti. Tütün ürünlerine yönelik hane halkı harcamasının yıllık 15 milyar lirayı bulduğunu aktaran Birinci, sigara kaynaklı yangın hasarının 4 milyar lira, sağlık harcamalarının ise yaklaşık 5 milyar dolar seviyesinde olduğunu vurguladı. Tüm bu olumsuz tabloya rağmen tütün kullanımının artmaya devam ettiğine işaret eden Birinci, özellikle gençler arasında sigaraya erişimin ciddi boyutlara ulaştığını belirtti. Avrupa genelinde yapılan araştırmalara değinerek 15-16 yaş grubundaki gençlerin yüzde 55’inin sigaraya ulaşabildiğini, ilk deneme yaşının ise 12 yaşın altına düştüğünü ifade eden Birinci, kullanım oranlarında kız ve erkek çocuklar arasında farkın ortadan kalktığını dile getirdi. Her yıl dünya genelinde 7 milyon kişinin tütün kullanımına bağlı nedenlerle hayatını kaybettiğini, 1,6 milyon kişinin ise pasif içicilik nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirten Birinci, kanser vakalarının yüzde 25’inden sigaranın sorumlu olduğunu söyledi. Türkiye’de akciğer kanseri görülme sıklığının en önemli nedeninin sigara olduğuna dikkat çeken Birinci, ülkede her 100 çocuktan 44’ünün sigara dumanına maruz kaldığını da sözlerine ekledi. Düzenlenen interaktif oturumda "Yerli ve milli ilaç hamlesi" ele alındı Program kapsamında ayrıca Doç. Dr. Şuayıp Birinci ile Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun katılımıyla "Yerli ve milli ilaç hamlesi" başlıklı interaktif bir oturum düzenlendi. Oturumda, Türkiye’nin sağlıkta dışa bağımlılığını azaltmaya yönelik stratejiler, biyoteknoloji yatırımları ve yapay zekâ destekli ilaç geliştirme süreçleri ele alındı. İki gün süren kongre boyunca tanı ve tedavi süreçlerinde yapay zekâ uygulamaları, sağlıkta yapay zekâ ekosistemi, radyoloji alanındaki gelişmeler ile yapay zekâ etiği ve hukuk boyutu gibi başlıklar farklı oturumlarda kapsamlı şekilde değerlendirildi. Ayrıca öğrenci bildirileri, poster sunumları ve uygulamalı atölye çalışmalarıyla genç araştırmacıların bilimsel üretime aktif katılımı teşvik edildi. Rektör Hacımüftüoğlu: "Yapay zekâ, sağlıkta dönüşümün anahtarıdır" Kongreye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, sağlık alanında yaşanan dijital dönüşümün merkezinde yapay zekânın yer aldığını belirterek şunları kaydetti: "Sağlık hizmetlerinin daha hızlı, daha doğru ve daha erişilebilir hale gelmesinde yapay zekâ teknolojilerinin sunduğu imkânlar her geçen gün daha da belirginleşmektedir. Atatürk Üniversitesi olarak bizler, yalnızca mevcut gelişmeleri takip eden değil; aynı zamanda bu dönüşüme yön veren, bilimsel üretimi önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. MedAI 26 gibi organizasyonlar, akademi ile uygulama sahasını buluşturarak ülkemizin sağlık vizyonuna önemli katkılar sunmaktadır." Üniversitenin sağlık bilimleri ve teknoloji alanındaki çalışmalarına da değinen Hacımüftüoğlu, disiplinlerarası iş birliklerinin artırılmasının önemine dikkat çekerek: "Yerli ve milli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesi, güçlü bir akademik altyapı ve nitelikli insan kaynağı ile mümkündür. Bu noktada üniversitelerimize büyük sorumluluk düşmektedir. Atatürk Üniversitesi olarak bu sorumluluğun bilinciyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. MedAI 26 Tıpta Yapay Zekâ Kongresi, kapanış ve ödül töreniyle sona ererken, alanında uzman isimleri ve genç araştırmacıları bir araya getirerek sağlıkta yapay zekâ konusundaki farkındalığın artırılmasına önemli katkı sundu.