EĞİTİM - 10 Mayıs 2024 Cuma 13:23

Trabzon’da öğretmenler şiddete karşı "hayır" dedi

A
A
A
Trabzon’da öğretmenler şiddete karşı "hayır" dedi

İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde bulunan özel bir okulda görev yapan İbrahim Oktugan’ın bir öğrencisi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonrasında hayatını kaybetmesi dolayısıyla Trabzon’da öğretmenler bir günlük iş bıraktı eylemi gerçekleştirdi.


İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde 7 Mayıs tarihinde özel bir okulda görev yapan İbrahim Oktugan’ın bir öğrencisi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonrasında hayatını kaybetmesi dolayısıyla tüm yurtta olduğu gibi Trabzon’da da öğretmenler bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan öğretmenler sloganlar eşliğinde 15 Temmuz Şehitler ve Hürriyet Parkı’na yürüdü. Burada silahlı saldırıda hayatına kaybeden öğretmen Oktugan için saygı duruşunda bulunan öğretmenler adına basın açıklamasını Türk Eğitim-Sen Trabzon Şube Başkanı Coşkun Dilber yaptı. Güvenlik önlemlerindeki yetersizlik nedeniyle şiddet olaylarına zemin hazırlandığını belirten Dilber, "Eyüpsultan ilçesinde okul müdürü olarak görev yapan İbrahim Oktugan, bir öğrenci tarafından menfur bir saldırıyla silahla vurularak canice öldürüldü. Öncelikle kıymetli meslektaşımıza Allah’tan rahmet ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyoruz. Okullarımızda öğretmene şiddet, mobbing, taciz, itibarsızlaştırma vakaları ciddi önlemlerin, yasal düzenlemelerin ve esaslı politikaların hayata geçirilememesi nedeniyle maalesef had safhaya ulaşmıştır. Disiplin yönetmeliklerinin yetersizliği, eğitimcilerin itibarını zedeleyen ve sadece adı değişen öğretmeni şikâyet hatları, öğretmenlik mesleğinin mülakat, rotasyon, performans, şeffaf olmayan ödül ve ceza gibi uygulamalarla rencide edilmesi, hem ekonomik ve sosyal hem de özlük haklarının gasp edilmesi, eğitimcilerimizi tahkir eden yayın, tutum ve açıklamalar, ’eti senin kemiği benim’ şeklindeki güven ve teslimiyet anlayışının çok gerilerde kalması tüm bu şiddet olaylarına zemin hazırlamaktadır. Çoğu okulumuzda güvenlik görevlisinin bulunmaması, güvenliğin sadece nöbetçi öğretmenler eliyle sağlanmaya çalışılması, kamera sisteminin olmaması şiddet olaylarına zemin hazırlamaktadır. Oysa her okulumuza güvenlik görevlisi alımı yapılması ve okullarımızın tamamında kamera bulundurulması hayati bir zorunluluktur. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda okullara bütçe tahsis etmesi, fedakârlıktan kaçınmaması çok önemlidir" dedi.


"Geleceğimizin karartılmasına müsaade etmeyeceğiz, şiddete müsamaha göstermeyeceğiz" diyen Dilber, "Türk eğitimcileri olarak şiddetle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Vandallara teslim olamayacak, bu vahşet olaylarının önüne geçilmesi için gerekli tedbirler alınana kadar konuyu gündemde tutmayı ve farkındalık oluşturmayı sürdüreceğiz. Eğitimcilerimizin can güvenliğinin sağlandığı çalışma ortamlarına kavuşması en büyük temennimizdir. Şuurlu nesiller yetiştirmek biz eğitimcilerin olduğu kadar ailelerin de en önemli görevidir. Buradan bir kez daha ailelerimize ve tüm topluma çağrıda bulunuyoruz. Öğretmenlere verdiğimiz değer çocuklarımızın geleceğine yönelik verdiğimiz kıymettir. Bu bilinçle hareket etmek milli bir ödevdir" diye konuştu.



Trabzon’da öğretmenler şiddete karşı "hayır" dedi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Manisa CBÜ’de kariyer rüzgarı "Gelecek Burada Başlıyor" mottosuyla ilk kez düzenlenen MCBÜKAF’26 Kariyer Fuarı, binlerce öğrenci ve mezunu iş dünyasıyla buluşturdu. 71 kurumun destek verdiği fuarda eğitimler, paneller, atölyeler ve networking etkinlikleri yoğun ilgi gördü. Manisa Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) tarafından "Gelecek Burada Başlıyor" mottosuyla bu yıl ilk kez düzenlenen Kariyer Fuarı MCBÜKAF’26 kapılarını açtı. Üniversite öğrencileri ve mezunlarını iş dünyasıyla bir araya getiren fuar, yoğun katılımla başladı. Manisa CBÜ koordinasyonunda gerçekleştirilen fuar, üniversitenin ev sahipliğinde düzenlenen ilk kariyer fuarı olma özelliği taşıyor. Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi himayesinde düzenlenen Ege Kariyer Fuarı’na ev sahipliği yapan Manisa CBÜ, bu kez kendi kariyer fuarını organize etti. Manisa CBÜ Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Yerleşkesi Alanı’nda gerçekleştirilen MCBÜKAF’26’da; eğitimler, seminerler, atölye çalışmaları, firma tanıtımları, sunumlar, mülakatlar, yarışmalar ve sosyal etkinlikler yer aldı. Açılış töreni Prof. Ümit Doğay Arınç Kültür Merkezi’nde düzenlenirken programa Manisa Vali Yardımcısı Dr. Mustafa Harputlu, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral İlhan Şen, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yılmaz, Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Fatih Zeren, Manisa İşkur İl Müdürü Günseli Kervan Tufan, Manisa OSB Müdürü Funda Karaboran, Manisa CBÜ Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, akademisyenler, sanayiciler, öğrenciler ve mezunlar katıldı. Programda konuşan Manisa CBÜ Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, ilk kez kendi bünyelerinde kariyer fuarı düzenlemenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür etti. Fuarda 3 ana sponsorun yanı sıra 13 kamu kurumu ve STK dahil toplam 71 kurumun yer aldığını belirten Kibar, yaklaşık 110 oturumla öğrencilere önemli katkılar sunmayı hedeflediklerini söyledi. Yaklaşık 10 bin öğrencinin fuardan faydalanmasının beklendiğini ifade eden Kibar, öğrencilerin sektör temsilcileriyle doğrudan iletişim kurabileceği networking etkinlikleri ve iş birliği toplantılarının da gerçekleştirileceğini kaydetti. Kariyer fuarının üniversite-sanayi, üniversite-kamu ve üniversite-toplum iş birliğinin en somut örneklerinden biri olduğunu vurgulayan Kibar, "Öğrencilerimizi yalnızca akademik anlamda değil sosyal ve mesleki anlamda da geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi. Konuşmaların ardından fuara destek veren kurum ve firma temsilcilerine plaket ve teşekkür belgeleri takdim edildi. Daha sonra protokol üyeleri, Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Yerleşkesi’nde kurulan stantları ziyaret etti. İki gün sürecek olan MCBÜKAF’26 Kariyer Fuarı, öğrenciler ve mezunları iş dünyasıyla buluşturmaya devam edecek.
Samsun Vali Tavlı’dan sel açıklaması: "Can kaybı ve yaralama yok, iş yerlerinde zararlar mevcut" Samsun Valisi Orhan Tavlı, Havza ilçesinde meydana gelen sel felaketinde can kaybı ve yaralanma yaşanmadığını, ancak iş yerlerinde ciddi hasar oluştuğunu açıkladı. Havza ilçesinde sel bölgesinde incelemelerde bulunan Vali Orhan Tavlı, ilçe merkezindeki Hacı Osman Deresi’nin taşması sonucu çok sayıda iş yeri ve aracın zarar gördüğünü belirterek, "İş yeri sahiplerine ve vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Şu ana kadar herhangi bir can kaybımız bulunmuyor. Yaralanmaya ilişkin de bir ihbar almadık. Ancak iş yerlerinde ciddi zararlar mevcut. Sahada temizlik ve hasar tespit çalışmaları devam ediyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi, SASKİ, AFAD, Devlet Su İşleri ve Havza Belediyesi ekipleri bölgede çalışmalarını sürdürüyor. Kolluk kuvvetlerimiz gerekli güvenlik tedbirlerini aldı. Sağlık ekiplerimizle birlikte tüm ekipler koordineli şekilde görev yapıyor. Temizlik çalışmaları aralıksız devam ediyor. İnşallah en kısa sürede toparlayacağız" dedi. Vatandaşlar felaketi anlattı Özellik Havza ilçe merkezinde bulunan esnafın araç ve işyerleri büyük zarar gördü. Felaketi yaşayan vatandaşlardan Bahadır Kaya, "Böyle bir şeyi daha önce görmedik. Aniden yakalandık, mahsur kaldık. Yağmur bir anda bastırdı. Kepçeler gelip bizi kurtardı. Dükkanların hepsi zarar gördü. Havza şu anda felç durumda" diye konuştu. Bayram Şenses ise "Her şey zarar gördü. Su seviyesi neredeyse boyumuzu aşacaktı. Araçları sürükleyip götürdü" ifadelerini kullandı.
İstanbul Sanık Stratejist Necati Özkan: "Veriyi kullanan birisi olsam, salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın?" Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan stratejist Necati Özkan, "İddianame diyor ki, ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi veri tabanında bulunan ve sır niteliğinde olan bilgilerin Dark Web olarak bilinen ve internetin karanlık oda alemi olarak nitelenen platforma Ekrem İmamoğlu talimatıyla Necati Özkan tarafından yüklendiği.’ Bir kere ben dijitali bilmem, veriyi bilmem, ben 67 yaşındayım. Ayrıca ben veriyi kullanan birisi olsam, affedersiniz ama salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın? Niye onu kendime saklamayayım?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 2. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Necati Özkan savunma yaptı. İddianamede Necati Özkan hakkında yapılan değerlendirmede, teknoloji yatırımcısı tutuklu sanık Hüseyin Gün’ün dijital materyallerinde bulunan ve İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı, verilerin temininin dolaylı olarak Necati Özkan tarafından sağlandığı belirtilmişti. Özkan’ın Osint (açık kaynak istihbaratı) isimli internet aleminin yer altı olarak nitelendirilen dijital ortama başta İBB’nin internet adresi olmak üzere, belediyeye ait çok sayıda mail adresinin ve şifresinin Ekrem İmamoğlu’nun talimatı ile aktarıldığı ve belediyenin gizlilik ihtiva eden belge ve iç yazışmaları başta olmak üzere mail içeriklerindeki datalara erişildiği iddianamede kaydedilmişti. Ekrem İmamoğlu tarafından vatandaşların kişisel bilgilerinin mevcut nüfuzun kullanılmasıyla ele geçirilip yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktarıldığı, siyasi amaçlı menfaat edinme gayesinde bulunduğu ve bunun sanıklar Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile birlikte gerçekleştirildiği iddianamede aktarılmıştı. "Hüseyin Gün kim benim bu adamla ne ilişkim olabilir?" Özkan savunmasında, "Bu davada 6 buçuk aydır tutukluyum. 14 aydır da İBB ana davasından tutukluyum. Her iki davada da herhangi bir suç işlemediğimi, kanuna, ahlaka, adaba aykırı hiçbir iş yapmadığımı çok iyi biliyorum. Bu olayın başlangıcından başlamak istiyorum. Televizyon kanalını açtığımda Tele1 ve Merdan Yanardağ’a ilişkin bir soruşturmanın başlatıldığı haberini gördüm. Sonra davanın içerisinde benim adımın da geçtiğini gördüm. Hüseyin Gün diye bir isimden bahsediliyor, benim adımdan bahsediliyor ve Ekrem İmamoğlu’ndan bahsediliyor. Şaka gibi inanamadım. Hakikaten rüyada mıyım diye kendimi çimdik attım. Hafızamı zorladım Hüseyin Gün kim, benim bu adamla ne ilişkim olabilir? En ufak bir şey hatırlayamadım" dedi. "Veriyi kullanan birisi olsam, salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın?" Necati Özkan, "Merdan Yanardağ ile hayatımda iki kez bir araya geldim. Biri dün, biri bugün burada. Ben Hüseyin Gün’den herhangi bir veri talep etmedim. Dün kendisine de sordum huzurunuzda. Herhangi bir veri talep etmedim, herhangi bir rapor talep etmedim, herhangi bir veri paylaşmadım. Zaten ifadelerinde de buna ilişkin hiçbir şey yok. İddianame diyor ki, İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veri tabanında bulunan ve özünde sır niteliğinde olan bilgilerin Dark Web olarak bilinen ve internetin karanlık oda alemi olarak nitelenen platforma Ekrem İmamoğlu talimatıyla Necati Özkan tarafından yüklendiği. Bir kere ben dijitali bilmem, veriyi bilmem, ben 67 yaşındayım. Ben dijitale doğmuş bir insan değilim, bilmem bu alanı. Ayrıca ben veriyi kullanan birisi olsam, dijitalde bir şeyler yapan birisi olsam çok affedersiniz ama salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın? Niye onu kendime saklamayayım?" dedi. "Devletin uzmanları bakmadılar mı Wickr’e" Özkan, "İddianame diyor ki ‘Hüseyin Gün’ün kripto program olan ve farklı suç örgütlerince kullanılan Wickr isimli haberleşme programını kullandığı ve Necati Özkan ile tüm görüşmelerini bu program üzerinden gerçekleştirdiği.’ Ben alındığımda cep telefonuma el konuldu. Sorar sormaz cep telefonumun şifrelerini verdim. Cep telefonum 14 aydır devlette. Devletin uzmanları bakmadılar mı Wickr’e? Benim cep telefonumda Wickr buldular mı? Ben FaceTime kullanamıyor muyum ya da ben Telegram kullanamıyor muyum? Niye ben başka bir şey illa da bir şey indireyim de onu öğrenmeye çalışayım?" ifadelerini kullandı. Necati Özkan’a mahkeme başkanı tarafından "Wicker denilen programı kullanmadım dediniz. Oradaki o vuruşlar, o linkler size ait değil o zaman?" sorusu soruldu. Özkan, "Asla, değil, bana ait değil efendim. Hüseyin Bey tersine bir şey söyledi ama yanlış hatırladığını düşünüyorum. Ya da etkin pişmanlık ifadesinin gereğinin bu olduğunu düşündüğünü düşünüyorum" yanıtını verdi. Duruşma savunmaların ardından yarına ertelendi.