GÜNDEM - 06 Aralık 2025 Cumartesi 10:02

Trabzonlu iki arkadaşın iki teker üzerinde ‘Umre’ serüveni

A
A
A
Trabzonlu iki arkadaşın iki teker üzerinde ‘Umre’ serüveni

Trabzon’un Of ilçesinde yaşayan Ali Kurt ile Kerem Değirmenci, motosikletle çıktıkları ve 5 ülkeyi aşarak 28 günde tamamladıkları Umre yolculuğunda, 11 bin kilometreyi iki teker üzerinde kat etti.


Trabzon’un Of ilçesinde yaşayan Ali Kurt ile arkadaşı Kerem Değirmenci, motosikletle çıktıkları Umre yolculuğunu başarıyla tamamladı. Manevi bir amaçla yola çıkan iki arkadaş, 28 gün boyunca iki teker üzerinde toplam 11 bin kilometre kat ederek kutsal topraklara gidip geri döndü.


Of’tan başlayan yolculukta Türkiye’den çıkıp 5 ülke geçen Kurt ve Değirmenci, farklı iklim şartlarında yüzlerce yerleşim yerini geride bıraktı. Asya ve Orta Doğu’nun çeşitli noktalarından ilerleyen ikili, hem uzun yol şartları hem de sınır geçişleriyle karşılaştıkları zorlukları aşarak Mekke’ye ulaştı. Motosikletleriyle Kabe’ye varmanın mutluluğunu yaşayan iki arkadaş, Umre ibadetlerini yerine getirdikten sonra geri dönüş için yeniden yollara düştü. Toplamda 11 bin kilometrelik yolculuğu başarıyla sona erdirerek Of’a dönen Ali Kurt ve Kerem Değirmenci, zorlu parkurlara, değişken hava şartlarına ve uzun sürüş saatlerine rağmen iki teker üzerinde hedeflerine ulaştı.



"Uluslararası düzeyde seyahatimi ilk önce Allah’ın evi Harem-i Şerif’e yapmak istemiştim"


Yolculuklarının kendileri için hem manevi hem de unutulmaz bir deneyime dönüştüğünü belirten Ali Kurt, "Kerem Değirmenci arkadaşımla beraber istişare yaptık. Aslında benim niyetim motosikletimle beraber uluslararası düzeyde seyahatimi ilk önce Allah’ın evi Harem-İ Şerif’e yapmak istemiştim. Nasip oldu, planlamamızı yaptık. İklim şartlarını da göz önüne alarak seyahate çıktık. Kazasız belasız bir şekilde güzel bir seyahat halinde mükemmel bir yolculuk yaptım" dedi.



"28 gün 11 bin kilometre yol yaptık"


"İki teker üzerinde seyahat anlatılmaz" diyen Kurt, "Çok soran oldu. İki teker tutkunları bunu daha iyi bilir. Dört tekerlilere biz ne söylersek söyleyelim bunu izah edemeyiz. Yaşamak lazım. Bunun keyfi konforu hiçbir şeyde yoktur. Biz seyahat planlamamızı yaparken Suriye’de problem vardı. Irak Türkiye plakalı motosikletlerin girişine müsaade etmedi. Daha önceden bu seyahati yapan arkadaşlarım vardı onlar bu yolculuğu tamamladı. Onların çizdiği bu yolda biz de birkaç değişiklik yaparak İran üzerinden 28 gün 11 bin kilometre yol yaptık. 5 ülke geçtik. Arap Yarımadasını hemen hemen ziyaret etme imkanı bulduk. Dönüşümüzü Irak üzerinden yaptık. Girişte müsaade etmediler ama çıkışımızı oradan yapmak zorunda kaldık. Diyarbakır üzerinden tekrar dönüşümüzü sağladık" şeklinde konuştu.



"Motorum artık Hacı unvanını aldı"


Hedeflerinin motosiklet ile Orta Asya’yı gezmek olduğunu dile getiren Kurt, "İran’da bizi çok güzel ağırladılar. Onlara kucak dolusu selamları söylüyorum. İnanılmaz bir yer. Çok güzel dostluklar, çok güzel hikayeler yaşadık. Sosyal medya hesaplarımızda bazı hikayelerimizi paylaştık. Arabistan, Ürdün, Irak’ta çok güzel dostluklar edindik. Arkadaşım erken dönüyoruz ama bana keşke diyeceksiniz demişti. İş yoğunluğumuzdan dolayı erken döndük. Orada Türklere karşı ciddi bir duygu patlaması var. Bizleri çok seviyorlar. Allah nasip ederse Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan, Tacikistan ve Moğolistan üzerinden inşallah önümüzdeki sene Orta Asya’yı gezeceğiz. Motorum artık Hacı unvanını aldı. Aynı şekilde dünya turuna devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.



Trabzonlu iki arkadaşın iki teker üzerinde ‘Umre’ serüveni

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Eski Adalet Bakanı Tunç, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların , çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketi Bartın’da katıldığı sahur programında yaptığı konuşmasında uluslararası kuruluş, mahkeme ve sözleşmelerin Filistin’deki soykırımı engelleyemediğini belirterek, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların, çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ dedi Önceki Dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın İli Dernekler Federasyonu (BİDEF) tarafından bir kafede düzenlenen sahur programına katıldı. Sahur yemeği öncesinde konuşan Yılmaz Tunç, ’’Gerçekten şu son çeyrek asırda ülkemizin başına gelmeyen kalmadı. Darbeler, muhtıralar, parti kapatma davaları, türlü türlü senaryolar. Bütün bu engelleri hep milletimiz sayesinde aşmayı başardık ve milletimize o nedenle biz borçluyuz. Milletimizden biz alacaklı değiliz, milletimiz bizden alacaklı. Dolayısıyla biz onlara ne kadar hizmet etsek azdır. Milletin hissiyatını anlayıp, yönetimde onları temsil edebiliyorsak, onların düşüncelerini icraata dönüştürebiliyorsak, iradesine uygun davranabiliyorsak, taleplerini yerine getirebiliyorsak, o zaman biz görevimizi yapmış oluruz’’ dedi. ’’Soykırımı önleyecek sistem dünyada kurulamadı’’ İsrail tarafından 2.5 yıldır Filistin’de gerçekleştirilen katliamları da hatırlatan Eski Adalet Bakanı Tunç, uluslararası kuruluş, mahkeme ile sözleşmelerin Filistin’deki kadın ve çocukların katledilmesini engelleyemediğini ifade etti. İsrail ve gerçekleştirdiği soykırımlara karşı uluslararası mekanizmaların çalışmadığını ifade eden Tunç, ’’Etrafımız bir ateş çemberi. Dünya önemli bir sınavdan geçiyor. Maalesef iki buçuk yılı aşkın bir zamandır, Filistin’deki soykırım devam ediyor. Ateşkese rağmen oradaki sıkıntılar devam ediyor. Maalesef oradaki soykırım önleyecek, çocukların katledilmesini, kadınlara katledilmesini önleyecek bir sistem dünyada kurulamadı. Uluslararası hukuk yok sayılıyoruz. Uluslararası sözleşmeler kağıt üstünde kalıyor. Uluslararası mahkemeler kuruluyor, kararlar alıyor ama uygulayan yok. Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi mekanizmalar zaten hiç çalışmıyor’’ ifadelerini kullandı. ’’Hukukun gücü değil, gücün hukukunun geçerli olduğu devri yaşıyoruz’’ Tunç, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile Lübnan’a yönelik saldırıları ile ilgili ise ’’Hukukun gücü değil de, gücün hukukunun geçerli olduğu bir dönemi, devri yaşıyoruz maalesef. Bu anlamda Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her türlü adaletin yanında, barışın, hakkaniyetin yanındayız. Diplomasiyle sorunların çözülmesi taraftarıyız. O anlamda dengeli bir dış politika, güçlü bir irade ortaya koyan bir Cumhurbaşkanımız var’’ şeklinde konuştu. ’’Teröre zemin teşkil eden tüm unsurları ortadan kaldırdık’’ Yılmaz Tunç, 41 yıldır Türkiye’de devam eden terör sorununa karşı son 23 yılda teröre karşı zemin, mazeret teşkil eden tüm unsurların birer birer ortadan kaldırıldığını vurgulayarak, ’’Yaklaşık yarım asırdan bu yana terör belasıyla meşgul olan bir ülkeyiz. Trilyonlarca lira kaybımız oldu. Teröre harcadı. Eğer harcamasaydık, bugün Türkiye her alanda, çok daha farklı, çok daha ileri bir noktada olurdu. Sadece maddi kayıplar değil, milletimizi huzursuz eden, acılara boğan, şehitler vermemize, gazilerimize neden olan terör belasından kurtulmanın mücadelesini yaptık. Bu mücadele kırk bir yıldan beri sürdü. Son 23 yılda da özellikle teröre zemin teşkil eden, mazeret teşkil eden bütün unsurları ortadan kaldırdı. Ayrımcılık yapmadık. Etnik ayrımcılık yapmadık, dini milliyetçilik yapmadık. Türkiye’de seksen bir vilayetine yatırım götürdük. Teröre zemin teşkil edecek her şeyi ortadan kaldırarak, işte son bir buçuk yıldır terörsüz Türkiye sürecini konuşuyoruz. Olağanüstü Hali 2002’de bir kaldırdık, ondan sonraki süreçte adım adım bugünlere kadar geldik ve terör örgütünün kendini feshiyle sonuçlanan bir noktaya geldik. Sadece Türkiye içerisinde değil, bölgede silahları bırakması ve terörün kendini feshetmesi süreci başarıya ulaştığında, Türkiye çok daha hızlı bir şekilde kalkınmasını, gelişmesini sürdürecek’’ ifadelerine yer verdi. ’’Savaşan tarafların ikisiyle de konuşabilen tek lider; Recep Tayyip Erdoğan’’ Eski bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya genelinde dengeli politika yürüttüğünü vurgulayarak, ’’Daha adil bir dünya için daha güçlü bir Türkiye gerekir. İşte bu güçlü Türkiye için de, birlik beraberliğimizi daha da kuvvetlendirmek gerekir. Bütün ülkelerle konuşabilen, savaşan tarafların her ikisiyle de konuşabilen, dünyada ikinci bir lider yok. O lider Recep Tayyip Erdoğan. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız inşallah, bu dengeli politikasıyla hem ülkemizin güvenliğini, milletimizin güvenliğini koruyarak, hem de dünyadaki bu çatışmaların sona erdirilmesi, barışın hakim olabilmesiyle ilgili çabalarını sürdürmeye inşallah devam edecek’’ diye konuştu. Konuşmalardan sonra okunan Kur-an-ı Kerim ve edilen duaların ardından ise sahur yapıldı. Programın son bölümündeki soru, öneri ve temenniler kısmında Tunç, sivil toplum kuruluşlarının dilek ve taleplerini dinledi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.